Konusunu Oylayın.: Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir
  1. 11.Şubat.2012, 22:55
    1
    Misafir

    Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir






    Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir Mumsema Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir


  2. 11.Şubat.2012, 22:55
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 12.Şubat.2012, 14:06
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir




    Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir

    Kudretiyle can yaratan, hikmetiyle dilde söz yaratan Allahü Teâlâ’nın adıyla başlarım.

    Dünya yaratıldığından beri insanlık büyük devir ve durumlar idrak etti. İnsanların varlığına gelecek zararları engelleyen, hak ve hukuku mutlak kılan, yardımlaşmayı esas alan en büyük güç dindir. İnsanlar dünyaya denenmek için gelmiştir, bu da hak bir peygambere, kendi devrindeki semavî bir dine uymalarını gerektirir. Son ümmet için uyulması gereken din İslâm, peygamberimiz ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.

    Din duygusu doğuştandır, fakat hükümler vardır. Eğer insanlar buna uyuyorsa dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşurlar. Dinimiz insanı derler, toplar, buluşturur, birleştirir, kaynaştırır, olgunlaştırır. Bugünün insanı hangi istikamete yönelip kurtulacağını bilmiyor, bilse de yapmıyor. Müslümanlar Allahü Teâlâ’nın gösterdiği yola girmedikçe çalkantılar durmayacak, kavgalar bitmeyecek. İslâmiyet, içinde en küçük bir eğrilik olmayan, ahenkli, mutekâmil bir değerler manzumesi gerçek düzenin kendisi olup ayrılığa, anlaşmazlığa düşen kuvvetleri birleştirmektedir. İnsanın İslâmî faaliyetlerin ahengi içinde ihyası dünyayı değiştirecektir. Çünkü dünya çehresini insanların durumuna göre değiştirmektedir.

    Âlemlere rahmet olarak gelen sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) İslam dini ile bütün insanlığa gereken değeri vermiş, çağlara ışıt tutacak bir düzen kurmuştur. O (s.a.v.)’in eğitim ve irşaddaki üslûbu eğitimci, psikolog ve uzmanların ulaşamıyacağı boyuttaydı. O (s.a.v.) öyle bir topluluk içinde doğdu ki vahşet onların karakteriyle iç içe idi, bunlardan medenî bir topluluk inşa etti. Mekke’de başlayan İslâm kardeşliği Medine dönemindeki ensar-muhacir kardeşliğiyle abidevî bir tablo haline geldi. Ashab en mazlum ve en mahrum devirlerinde bile din kardeşliğini, içli ve mukaddes bağrında volkanlar gibi söndürmeden devam ettirebilmiştir. O dönemde birbirine varis olacak kadar bir kardeşlik kurulmuştur.

    Gerçek huzur, gerçek barış, gerçek sevgi İslâm’dadır. Gerçek kardeşlik de İslâm kardeşliğidir. Bu manevî bağ aynı dine inanmanın verdiği kuvvetle kan ve soy kardeşliğinden üstün bir yakınlığı ve içtenliği yansıtır. Din kardeşliği bir gönül birlikteliğidir. Sıkıntı ve zorluklara birlikte göğüs germek sevgi ve muhabbeti artırır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) her fırsatta müslümanlar arasındaki sevgi bağının kuvvetli olması gerektiğine işaret etmiş, bunun imanın bir gereği olduğuna dikkat çekmiştir.

    Şu dünyada Rabbimizin sevgisini kazanmaktan daha değerli bir şey yoktur. Bunun için de din kardeşimizi hiçbir beklentimiz olmadan seveceğiz. Müslüman olmak din kardeşimizin her haliyle meşgul olmayı gerektirir. Onun için birşeyler yapmalıyız, güzel söz söylemeliyiz, başını okşayıp, elini tutmalıyız, onun yükünü taşımalıyız, misafir etmeliyiz yada ziyaretine gitmeliyiz, hediye verip, taziyede bulunmalıyız, dertleriyle dertlenip, ihtiyaçlarını gidermeliyiz. Hiçbirşey yapamıyorsak dua etmeliyiz.

    Kalp nazargah-ı ilahidir, güzel ahlâkla süslendiği zaman Yaratan’ın sarayıdır. Orası dostlukların, kardeşliklerin başladığı, kurulup geliştirildiği yerdir. İnancın olmadığı yerde ise kalp ve merhamet yoktur. Öfke, kırgınlık ve dargınlıklar kardeşlik duygularını zedeler. Kardeşlik birlik, beraberlik ve dayanışmayladır.

    Bugün bizler doğrularımız varsa da birçok yanlışı da yapıyoruz, dolayısıyla din kardeşliği çizgisinde tehlikedeyiz. Bu tehlike hem kişiyi hem toplumu tehdit etmektedir. İnancımızla yaşadıklarımız arasında derin uçurumlar var. Müslüman tekrar yücelmek ve kendini baştan inşa etmek zorundadır. İslamî kişilik ne kadar zenginse insan o kadar örnek bir kişidir. Bunun için de akıl, irade, ahlâk ve duyarlılık çok önemlidir.

    Ne yazık ki zaaflarımız ve aldanışlarımız bunları kullanamaz hale getirdi bizi. Kavgaların, dedikoduların, hasedin, kibirin alıp yürüdüğü, hastaların, yaşlıların, yetimin, yoksulun unutulduğu, kardeşlik alanında birçok olumsuzlukların sergilendiği bir zamandayız. Halbuki her müslümanın bir kendine bir de din kardeşine ait bir günü olmalıdır.

    İslam kardeşliği kardeşini kendine tercih etmektir. İsâr kardeşliğin ve cömertliğin zirve noktasıdır. Dinimiz zengin-fakir, âlim-cahil, beyaz-siyah, küçük-büyük, tüm insanları statü gözetmeden kardeş yapmıştır.

    Kimseye hakaret gözüyle bakmamalıyız. Unutmayalım ki Allahü Teâlâ’nın dostları binbir şekil ve eda içinde gizlidir.

    Tüm dünya müslümanları din kardeşimizdir, bu duyguları tüm İslâm coğrafyasına yaymalıyız, kanayan yaralara, yardım dileyenlere, afete maruz kalanlara canımızla, malımızla, dualarımızla ulaşmalıyız.

    İslâm’ın ruhu diriltmeden yanadır. Daha dün Bosna ve Çeçenistandan acı feryatlar yükseliyor, Kosova bağırıyordu. Bugün bazı İslâm ülkelerinde patlayan bombalara insan parçaları etrafında yayılıyor, kıyametler kopuyor. Filistinli din kardeşlerimiz yurtlarından çıkarılmak isteniyor. Kısacası İslâm coğrafyası kan ağlıyor. Müslüman müslümanı kucaklayıp bağrına basmadıkça, kardeşi için dualarını arşa yükseltmedikçe İslâm’ın yüzü gülmeyecek. İnsanlık tarihi boyunca tecrübeler ortaya koymuştur ki birlik ve beraberliği bozulup ayrılıklara düşen, birbiriyle yardımlaşmayı terk eden topluluklar dağılıp mahvolmuştur.

    Bu güzel din tek başımıza kalmamızı, dinimizin güzelliklerini tek başımıza yaşamamızı değil, birlik ve beraberlik içinde olmamızı ister. Birlikte yaşadığımız, aynı ortamı paylaştığımız insanları üzecek, yaralayacak, onlara zarar verecek ve bizleri parçalayacak her türlü davranıştan uzak durmamızı ister. Dinimiz İslâm kardeşliğini yaşayacak ve yaşatacak müslümanlara muhtaç. Bunun temelinde güzel ahlâk ve adab-ı muaşeret yatar. Kişi edebini koruduğu sürece şeytanın onda ümidi kalmaz. Mü’min nerede olursa olsun her hal ve hareketi ile rahmet saçar, kalp ve ruh temizliğini yansıtır. Bu haliyle karşısındakinin hem davranışlarını hem de duygularını eğitir, sevgi, şefkat ve merhamet filizlerinin boy atmasına sebep olur. İdeal müslüman her mevsim meyve veren ağaç gibidir.

    Kardeşlik konusunda birçok ayet-i kerime, sayısız hadis-i şerif vardır. Kur’an perspektifinden nübüvvet ufuklarına uzanabiliyorsak ne mutlu. Yazımızı güzel bir duayla bitirelim.

    “Rabbim bizi ne güzel kul diye taltif buyurduklarından eylesin, sonsuz kelâm sıfatının tecellisiyle acizane kaleme almaya cesaret ettiğimiz hakikat goncalarını gönüllerimizde yeşertsin.” Amin.
    Sadiye Öner
    2009 - Haziran, Sayı: 280, Sayfa: 048 /Altınoluk dergisi



  4. 12.Şubat.2012, 14:06
    2
    Silent and lonely rains



    Gerçek kardeşlik İslam kardeşliğidir

    Kudretiyle can yaratan, hikmetiyle dilde söz yaratan Allahü Teâlâ’nın adıyla başlarım.

    Dünya yaratıldığından beri insanlık büyük devir ve durumlar idrak etti. İnsanların varlığına gelecek zararları engelleyen, hak ve hukuku mutlak kılan, yardımlaşmayı esas alan en büyük güç dindir. İnsanlar dünyaya denenmek için gelmiştir, bu da hak bir peygambere, kendi devrindeki semavî bir dine uymalarını gerektirir. Son ümmet için uyulması gereken din İslâm, peygamberimiz ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.

    Din duygusu doğuştandır, fakat hükümler vardır. Eğer insanlar buna uyuyorsa dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşurlar. Dinimiz insanı derler, toplar, buluşturur, birleştirir, kaynaştırır, olgunlaştırır. Bugünün insanı hangi istikamete yönelip kurtulacağını bilmiyor, bilse de yapmıyor. Müslümanlar Allahü Teâlâ’nın gösterdiği yola girmedikçe çalkantılar durmayacak, kavgalar bitmeyecek. İslâmiyet, içinde en küçük bir eğrilik olmayan, ahenkli, mutekâmil bir değerler manzumesi gerçek düzenin kendisi olup ayrılığa, anlaşmazlığa düşen kuvvetleri birleştirmektedir. İnsanın İslâmî faaliyetlerin ahengi içinde ihyası dünyayı değiştirecektir. Çünkü dünya çehresini insanların durumuna göre değiştirmektedir.

    Âlemlere rahmet olarak gelen sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) İslam dini ile bütün insanlığa gereken değeri vermiş, çağlara ışıt tutacak bir düzen kurmuştur. O (s.a.v.)’in eğitim ve irşaddaki üslûbu eğitimci, psikolog ve uzmanların ulaşamıyacağı boyuttaydı. O (s.a.v.) öyle bir topluluk içinde doğdu ki vahşet onların karakteriyle iç içe idi, bunlardan medenî bir topluluk inşa etti. Mekke’de başlayan İslâm kardeşliği Medine dönemindeki ensar-muhacir kardeşliğiyle abidevî bir tablo haline geldi. Ashab en mazlum ve en mahrum devirlerinde bile din kardeşliğini, içli ve mukaddes bağrında volkanlar gibi söndürmeden devam ettirebilmiştir. O dönemde birbirine varis olacak kadar bir kardeşlik kurulmuştur.

    Gerçek huzur, gerçek barış, gerçek sevgi İslâm’dadır. Gerçek kardeşlik de İslâm kardeşliğidir. Bu manevî bağ aynı dine inanmanın verdiği kuvvetle kan ve soy kardeşliğinden üstün bir yakınlığı ve içtenliği yansıtır. Din kardeşliği bir gönül birlikteliğidir. Sıkıntı ve zorluklara birlikte göğüs germek sevgi ve muhabbeti artırır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) her fırsatta müslümanlar arasındaki sevgi bağının kuvvetli olması gerektiğine işaret etmiş, bunun imanın bir gereği olduğuna dikkat çekmiştir.

    Şu dünyada Rabbimizin sevgisini kazanmaktan daha değerli bir şey yoktur. Bunun için de din kardeşimizi hiçbir beklentimiz olmadan seveceğiz. Müslüman olmak din kardeşimizin her haliyle meşgul olmayı gerektirir. Onun için birşeyler yapmalıyız, güzel söz söylemeliyiz, başını okşayıp, elini tutmalıyız, onun yükünü taşımalıyız, misafir etmeliyiz yada ziyaretine gitmeliyiz, hediye verip, taziyede bulunmalıyız, dertleriyle dertlenip, ihtiyaçlarını gidermeliyiz. Hiçbirşey yapamıyorsak dua etmeliyiz.

    Kalp nazargah-ı ilahidir, güzel ahlâkla süslendiği zaman Yaratan’ın sarayıdır. Orası dostlukların, kardeşliklerin başladığı, kurulup geliştirildiği yerdir. İnancın olmadığı yerde ise kalp ve merhamet yoktur. Öfke, kırgınlık ve dargınlıklar kardeşlik duygularını zedeler. Kardeşlik birlik, beraberlik ve dayanışmayladır.

    Bugün bizler doğrularımız varsa da birçok yanlışı da yapıyoruz, dolayısıyla din kardeşliği çizgisinde tehlikedeyiz. Bu tehlike hem kişiyi hem toplumu tehdit etmektedir. İnancımızla yaşadıklarımız arasında derin uçurumlar var. Müslüman tekrar yücelmek ve kendini baştan inşa etmek zorundadır. İslamî kişilik ne kadar zenginse insan o kadar örnek bir kişidir. Bunun için de akıl, irade, ahlâk ve duyarlılık çok önemlidir.

    Ne yazık ki zaaflarımız ve aldanışlarımız bunları kullanamaz hale getirdi bizi. Kavgaların, dedikoduların, hasedin, kibirin alıp yürüdüğü, hastaların, yaşlıların, yetimin, yoksulun unutulduğu, kardeşlik alanında birçok olumsuzlukların sergilendiği bir zamandayız. Halbuki her müslümanın bir kendine bir de din kardeşine ait bir günü olmalıdır.

    İslam kardeşliği kardeşini kendine tercih etmektir. İsâr kardeşliğin ve cömertliğin zirve noktasıdır. Dinimiz zengin-fakir, âlim-cahil, beyaz-siyah, küçük-büyük, tüm insanları statü gözetmeden kardeş yapmıştır.

    Kimseye hakaret gözüyle bakmamalıyız. Unutmayalım ki Allahü Teâlâ’nın dostları binbir şekil ve eda içinde gizlidir.

    Tüm dünya müslümanları din kardeşimizdir, bu duyguları tüm İslâm coğrafyasına yaymalıyız, kanayan yaralara, yardım dileyenlere, afete maruz kalanlara canımızla, malımızla, dualarımızla ulaşmalıyız.

    İslâm’ın ruhu diriltmeden yanadır. Daha dün Bosna ve Çeçenistandan acı feryatlar yükseliyor, Kosova bağırıyordu. Bugün bazı İslâm ülkelerinde patlayan bombalara insan parçaları etrafında yayılıyor, kıyametler kopuyor. Filistinli din kardeşlerimiz yurtlarından çıkarılmak isteniyor. Kısacası İslâm coğrafyası kan ağlıyor. Müslüman müslümanı kucaklayıp bağrına basmadıkça, kardeşi için dualarını arşa yükseltmedikçe İslâm’ın yüzü gülmeyecek. İnsanlık tarihi boyunca tecrübeler ortaya koymuştur ki birlik ve beraberliği bozulup ayrılıklara düşen, birbiriyle yardımlaşmayı terk eden topluluklar dağılıp mahvolmuştur.

    Bu güzel din tek başımıza kalmamızı, dinimizin güzelliklerini tek başımıza yaşamamızı değil, birlik ve beraberlik içinde olmamızı ister. Birlikte yaşadığımız, aynı ortamı paylaştığımız insanları üzecek, yaralayacak, onlara zarar verecek ve bizleri parçalayacak her türlü davranıştan uzak durmamızı ister. Dinimiz İslâm kardeşliğini yaşayacak ve yaşatacak müslümanlara muhtaç. Bunun temelinde güzel ahlâk ve adab-ı muaşeret yatar. Kişi edebini koruduğu sürece şeytanın onda ümidi kalmaz. Mü’min nerede olursa olsun her hal ve hareketi ile rahmet saçar, kalp ve ruh temizliğini yansıtır. Bu haliyle karşısındakinin hem davranışlarını hem de duygularını eğitir, sevgi, şefkat ve merhamet filizlerinin boy atmasına sebep olur. İdeal müslüman her mevsim meyve veren ağaç gibidir.

    Kardeşlik konusunda birçok ayet-i kerime, sayısız hadis-i şerif vardır. Kur’an perspektifinden nübüvvet ufuklarına uzanabiliyorsak ne mutlu. Yazımızı güzel bir duayla bitirelim.

    “Rabbim bizi ne güzel kul diye taltif buyurduklarından eylesin, sonsuz kelâm sıfatının tecellisiyle acizane kaleme almaya cesaret ettiğimiz hakikat goncalarını gönüllerimizde yeşertsin.” Amin.
    Sadiye Öner
    2009 - Haziran, Sayı: 280, Sayfa: 048 /Altınoluk dergisi






+ Yorum Gönder