Konusunu Oylayın.: Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi?
  1. 08.Şubat.2012, 20:58
    1
    Misafir

    Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi?






    Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi? Mumsema Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi?


  2. 08.Şubat.2012, 20:58
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 09.Şubat.2012, 00:03
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Birisinin kalbini kırdıktan sonra özür dilemek gerekir mi?




    Rasûlullah (s.a.s),
    "Kimin uhdesinde (bir din) kardeşinin nefsine, yahud malına tecavüzden doğan bir hak bulunursa, dinar ve dirhem bulunmayan (kıyamet günü gelmez)den evvel bugün dünyada mazlumdan o hakkı helâl etmesini istesin, (yoksa) zâlimin salih ameli bulunursa o amelden zâlimin zulmü miktarınca alınır (da mazluma verilir). Eğer zâlimin hasenâtı bulunmazsa, mazlumun seyyiâtından alınıp, zâlim olana yükletilir." (Tecridî Sarih Tercümesi, VII/375, 376,1090 nolu Hadis)
    buyurarak helalleşmenin önemi ve soncu üzerinde durmuştur.

    Helalleşmenin dünyada yapılmaması durumunda, âhirette gerçekleşeceğini de yine bir Buhârî rivâyetinden öğreniyoruz:
    "Kıyametle mü'minler Cehennem (üzerindeki sırattan) kurtulduktan sonra Cennet ile Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde durdurulurlar. Burada, dünyada aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden birbirlerinin hakkını vererek hesaplaşıp, pâklanarak arındıkları zaman bunların Cennete girmelerine izin verilir." (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, VII/353-354, 1085 nolu Hadis).
    "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır." (Tirmizi, Sifatu'l Kıyâme, I)
    haberi de, kul hakkının ve dolayısıyla bundan kurtarıcı helalleşmenin önemini ortaya koyar.

    Helalleşme yoluyla gidilecek, çözümlenebilecek kul hakkı öylesine önemlidir ki, Allah Rasûlü (asm),
    "Şehidlerin kul borcundan başka bütün günahları mağfiret olunur." (Tecrîdi Sarih Tercümesi, VII/349, 1084 nolu Hadis)
    buyurarak bu önemi haber verir.

    Helalleşme ihtiyacı içindeki kimseleri, Allah'ın Rasulü "müflis" olarak niteleyip, bunların durumunu şöylece anlatmıştır:
    "Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ile gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, berikinin kanını akıtmış, ötekiyi dövmüştür de, sevabından bir kısmı şuna, bir kısmı buna verilir. Üzerindeki kul hakları ödenmeden önce hasanât-ı tükenirse, onların günahlarından alınıp, buna yüklenir ve sonra cehenneme atılır." (Buhari, Edeb, 102).
    Helalleşme, öteki dünyadaki iflâstan kurtulmak için, bu dünyada insanlardan haklarını helâl etmelerini dileme ve böylece borçtan kurtulma yoludur.
    S:İSLAMİYET


  4. 09.Şubat.2012, 00:03
    2
    Administrator



    Rasûlullah (s.a.s),
    "Kimin uhdesinde (bir din) kardeşinin nefsine, yahud malına tecavüzden doğan bir hak bulunursa, dinar ve dirhem bulunmayan (kıyamet günü gelmez)den evvel bugün dünyada mazlumdan o hakkı helâl etmesini istesin, (yoksa) zâlimin salih ameli bulunursa o amelden zâlimin zulmü miktarınca alınır (da mazluma verilir). Eğer zâlimin hasenâtı bulunmazsa, mazlumun seyyiâtından alınıp, zâlim olana yükletilir." (Tecridî Sarih Tercümesi, VII/375, 376,1090 nolu Hadis)
    buyurarak helalleşmenin önemi ve soncu üzerinde durmuştur.

    Helalleşmenin dünyada yapılmaması durumunda, âhirette gerçekleşeceğini de yine bir Buhârî rivâyetinden öğreniyoruz:
    "Kıyametle mü'minler Cehennem (üzerindeki sırattan) kurtulduktan sonra Cennet ile Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde durdurulurlar. Burada, dünyada aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden birbirlerinin hakkını vererek hesaplaşıp, pâklanarak arındıkları zaman bunların Cennete girmelerine izin verilir." (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, VII/353-354, 1085 nolu Hadis).
    "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır." (Tirmizi, Sifatu'l Kıyâme, I)
    haberi de, kul hakkının ve dolayısıyla bundan kurtarıcı helalleşmenin önemini ortaya koyar.

    Helalleşme yoluyla gidilecek, çözümlenebilecek kul hakkı öylesine önemlidir ki, Allah Rasûlü (asm),
    "Şehidlerin kul borcundan başka bütün günahları mağfiret olunur." (Tecrîdi Sarih Tercümesi, VII/349, 1084 nolu Hadis)
    buyurarak bu önemi haber verir.

    Helalleşme ihtiyacı içindeki kimseleri, Allah'ın Rasulü "müflis" olarak niteleyip, bunların durumunu şöylece anlatmıştır:
    "Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ile gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, berikinin kanını akıtmış, ötekiyi dövmüştür de, sevabından bir kısmı şuna, bir kısmı buna verilir. Üzerindeki kul hakları ödenmeden önce hasanât-ı tükenirse, onların günahlarından alınıp, buna yüklenir ve sonra cehenneme atılır." (Buhari, Edeb, 102).
    Helalleşme, öteki dünyadaki iflâstan kurtulmak için, bu dünyada insanlardan haklarını helâl etmelerini dileme ve böylece borçtan kurtulma yoludur.
    S:İSLAMİYET





+ Yorum Gönder