Konusunu Oylayın.: Kuranda kaç ayet vardır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 19 kişi
Kuranda kaç ayet vardır?
  1. 07.Şubat.2012, 12:14
    1
    Misafir

    Kuranda kaç ayet vardır?






    Kuranda kaç ayet vardır? Mumsema ben bu siteden pek bir şey anlamadım net açıklama yaparsanız çok memnun olurum ben ve benim gibilerin kafaları karışıyor islam dini anladık mantık dini ama bu kadar eleştirileri hak etmiyor zannederim saygılar


  2. 07.Şubat.2012, 12:14
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    ben bu siteden pek bir şey anlamadım net açıklama yaparsanız çok memnun olurum ben ve benim gibilerin kafaları karışıyor islam dini anladık mantık dini ama bu kadar eleştirileri hak etmiyor zannederim saygılar


    Benzer Konular

    - Kuranda kaç ayet kaç sure ve kaç cüz vardır?

    - Kuranda kaç tane sure vardır

    - Kuranda kaç ayet kaç sure vardır?

    - Kuranda 6666 tane ayet mi yoksa sure mi vardır?

    - Kaf suresi 35. ayet:Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.

  3. 07.Şubat.2012, 14:49
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Kuranda kaç ayet vardır?




    6666 nedir?


    14 asır evvel nazil olan ve hükmü ebede kadar sürecek olan Kur'an-ı Azimüşşan ,tertibi cihetiyle de hususi bir şekil taşır
    30 cüz,120 hizb ,114 sûre,6666 ayet ve 300.620 harften mürekkeb bir ezeli hitab.
    Yukarıda ifade ettiğimiz ve garip bir nokta olan Kur'an-ın 6666 ayet oluşu,çoğumuz tarafından malum olan bir ifadedirAncak garipliğine garabet katmış olan bir nokta şudur ki: Elimizdeki Mushaf'ın 114 sûretindeki ayet sayısına baktığımızda farklı bir manzara ile karşılaşırız.
    Şöyle ki:Kur'an-ın 114 sûresindeki ayetlerin toplamı 6236 ayettirBuna 113 adet(tevbe suresi hariç) sûre başlarındaki besmeleleri eklerseniz,6349 rakamı ortaya çıkar.Ancak bu güne kadar bildiğimiz ve asırlardır rivayet edilen Kur'an-ın ayetlerinin adedinin 6666 olduğudur.Hatta Hazreti Üstad da Nur Külliyatının müteaddit yerlerinde 6666 olduğuna dair ifadelerde bulunur.
    Asrının alimlerinden İmam İbn-i Huzeyme,"En-Nasih vel Mensuh"isimli kitabında , "Kur'an-ın i'caz-ı adediyeti" bahsini işlerken bu 6666 mevzuunu şöyle şerheder.
    Va'd ayetleri : 1000
    Vaid ayetleri : 1000
    Emir ayetleri : 1000
    Nehy ayetleri : 1000
    Haber ve kasas ayetleri : 1000
    Misal ve ibret ayetleri : 1000
    Ahkam ayetleri : 500
    Dua ve tesbih ayetleri : 100
    Nasih ve Mensuh ayetleri : 66
    toplam:6666
    Bu durumda bir ayet hem dua ve tesbih ayeti hükmünü taşırken,aynı zamanda da misal ve ibret ayeti olabiliyor. Bir anda iki hali taşıyan ayetle ayetlerin adedi 6666'ya tamamlanmış oluyor.


  4. 07.Şubat.2012, 14:49
    2
    Devamlı Üye



    6666 nedir?


    14 asır evvel nazil olan ve hükmü ebede kadar sürecek olan Kur'an-ı Azimüşşan ,tertibi cihetiyle de hususi bir şekil taşır
    30 cüz,120 hizb ,114 sûre,6666 ayet ve 300.620 harften mürekkeb bir ezeli hitab.
    Yukarıda ifade ettiğimiz ve garip bir nokta olan Kur'an-ın 6666 ayet oluşu,çoğumuz tarafından malum olan bir ifadedirAncak garipliğine garabet katmış olan bir nokta şudur ki: Elimizdeki Mushaf'ın 114 sûretindeki ayet sayısına baktığımızda farklı bir manzara ile karşılaşırız.
    Şöyle ki:Kur'an-ın 114 sûresindeki ayetlerin toplamı 6236 ayettirBuna 113 adet(tevbe suresi hariç) sûre başlarındaki besmeleleri eklerseniz,6349 rakamı ortaya çıkar.Ancak bu güne kadar bildiğimiz ve asırlardır rivayet edilen Kur'an-ın ayetlerinin adedinin 6666 olduğudur.Hatta Hazreti Üstad da Nur Külliyatının müteaddit yerlerinde 6666 olduğuna dair ifadelerde bulunur.
    Asrının alimlerinden İmam İbn-i Huzeyme,"En-Nasih vel Mensuh"isimli kitabında , "Kur'an-ın i'caz-ı adediyeti" bahsini işlerken bu 6666 mevzuunu şöyle şerheder.
    Va'd ayetleri : 1000
    Vaid ayetleri : 1000
    Emir ayetleri : 1000
    Nehy ayetleri : 1000
    Haber ve kasas ayetleri : 1000
    Misal ve ibret ayetleri : 1000
    Ahkam ayetleri : 500
    Dua ve tesbih ayetleri : 100
    Nasih ve Mensuh ayetleri : 66
    toplam:6666
    Bu durumda bir ayet hem dua ve tesbih ayeti hükmünü taşırken,aynı zamanda da misal ve ibret ayeti olabiliyor. Bir anda iki hali taşıyan ayetle ayetlerin adedi 6666'ya tamamlanmış oluyor.


  5. 08.Şubat.2012, 18:13
    3
    Misafir

    Cevap: Kuranda kaç ayet vardır?

    Kardeş sen sormak istediklerini açık ve net bir şekilde sor sorularını güzelce cevaplamaya çalışırız Allah izin verdiği sürece
    Soru
    Kuranda 6666 ayet var mı? Kurandaki ayet sayısı 6666 diye bilirdik. ancak Kurandaki her suredeki ayet sayıları toplandığında farklı bir sayı çıkıyor. Bunu eleştirenler var. bu eleştirilere nasıl cevap vereceğiz?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

    2- Her besmelenin ayrı ayrı ayet sayılıp sayılmayacağı da ihitlaf sebeplerinden biridir. Her surenin başındaki besmele tek tek birer ayet midir, yoksa tek bir ayet midir.

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı.

    Bu nedenlerle Kuranın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

    Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

    Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

    Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.
    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur.

    Kaynak: Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  6. 08.Şubat.2012, 18:13
    3
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
    Kardeş sen sormak istediklerini açık ve net bir şekilde sor sorularını güzelce cevaplamaya çalışırız Allah izin verdiği sürece
    Soru
    Kuranda 6666 ayet var mı? Kurandaki ayet sayısı 6666 diye bilirdik. ancak Kurandaki her suredeki ayet sayıları toplandığında farklı bir sayı çıkıyor. Bunu eleştirenler var. bu eleştirilere nasıl cevap vereceğiz?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

    1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

    2- Her besmelenin ayrı ayrı ayet sayılıp sayılmayacağı da ihitlaf sebeplerinden biridir. Her surenin başındaki besmele tek tek birer ayet midir, yoksa tek bir ayet midir.

    3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı.

    Bu nedenlerle Kuranın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

    Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

    Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

    Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

    Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

    Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

    Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.
    Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

    Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

    Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur.

    Kaynak: Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder