Konusunu Oylayın.: Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?
  1. 06.Şubat.2012, 20:57
    1
    Misafir

    Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?






    Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı? Mumsema Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?


  2. 07.Şubat.2012, 02:53
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?




    ben çelişki olduğu kanaatindeyim,son pişmanlık fayda verir bence...


  3. 07.Şubat.2012, 02:53
    2
    Özel Üye



    ben çelişki olduğu kanaatindeyim,son pişmanlık fayda verir bence...


  4. 07.Şubat.2012, 03:58
    3
    Cedd
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2011
    Üye No: 91509
    Mesaj Sayısı: 180
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Son pişmanlık fayda vermez ile zararın neresinden dönersen kardır sözlerinde çelişki var mı?

    Selamun Aleykum
    Ben bununla ilgili konuyu biraz açmak istiyorum.

    İslam olmadığında bazı şeyler eksik kalıyor. Yerler tam doldurulamıyor. Dinime gerektiği ilgiyi göstermediğim zamanlarda taşlarını yerine oturtamadığım birçok mevzu vardı. Yukarıdaki paylaşım gibi birçok benzer çatışma yaşıyordum kafamın içinde.

    Hep mutlak doğruyu aramakla hareket ettiğim için (Bu, şahsımın pekiyi olmasından kaynaklanmıyor ki böyle bir şeyi ima etmem bile pek sağlıklı olmayacaktır) olaylara, bana en yakın olan görüşe gitmek değil evrensel olarak en yerli görüşü benimsemek olarak bakıyordum ve arıyordum.

    Aradıkça ve buldukça daha mantıklı bir görüş çıktı. Aradıkça eşdeğer olan birçok taraf çıktı. Mantık kurmaya çalıştığınızda karşınıza aşılamayacak yeni engeller çıktı. Bu engeller karşısında çelişkili durumlardan sıyrılarak işte mana budur, asıl olan budur diyebilmek pek mümkün değildi. Bunun hayat tecrübelerine dayanarak herkeste farklı şekillendiğini ve böyle kabul etmenin en mantıklı yol olduğunu düşündüm. (Aksi halde yıllarca sürecek bir münazara olurdu bunlar.)

    Ta ki dinime yaklaşana kadar! Namaz kılana kadar ve Kur'an ahlakına kadar. Hüküm Allah’ın demenin manasını bir kez bile olsa tamamen idrak edene kadar. Bütün bunlara yaklaşıp da öğrenmeye başladıkça hayattaki birçok duruma karşı gösterilmesi gereken en mantıklı davranış, tepki, karar arayışım ortadan kalktı.

    Çünkü İslam her şeyi tamamen oturtmuş, karşılıklar bulunmuş, alternatife yer bırakmamıştı. Gördüm ki insan kendi mantığına çok bağlı kalıp da şu yeryüzünde bir tabaka oluşturursa, yeryüzü ile kendi mantığını bu kadar çok birbirine kenetleyip de kurallar, anlamlar, değerler, doğrular oluşturursa çelişkiler artmaya başlar ve reformlar da aynı hızla artmaya devam eder. Yani mutlak bir doğru, bir insan asla oluşturamayacak demektir bu. Bu gün birçok kültür, değer, fikir yapısı var. Birinin karşısında bir diğeri var. Üçüncü bir eşdeğer fikir koysan hemen arkasından dördüncü bir eşdeğer fikir çıkar. Ayrımlar ayrımları yaratır ve bu böyle gider. İnsana Mantık, sadece ilimle İslam’ın (müminliğin) olmayacağı gibi tek başına doğruluğu getirmez. Ben de bu gerçeğin altında habersiz olarak çok çırpınmıştım.


    Oysa Allah'ın sözüne, doğrusuna haşa reform ihtiyacı yoktur. O zaman haşa Allah'ın zatına ve sıfatlarına da bir reform gerekir. Bu yüzdendir ki artık İslam penceresinde, İslam temelinde çelişkilerden çok değişmez cevaplar vardır. Buna dayanarak, daha fazla uzatmadan Misafir kardeşimin paylaştığı mevzuyla ilgili;

    Son pişmanlık fayda vermez deyip İslam’ı dışarıda bırakırsak evet, vermez.
    Fakat İslam’ı dışarıda bırakmak Allah'ın hükmünü dışarıda bırakmak gibi bir şey olacağı için (haşa) bu mümkün değil. Allah pişmanlığın, tövbe etmenin önemini, kazancını gerek peygamber efendimiz ile gerekse Kur'an ile bizlere iletmiştir. Dolayısıyla büyük nimettir pişmanlık, fayda verir. (Ahiretteki pişmanlık için aynı şeyi söyleyemeyiz tabi)

    Ahirette, dönersen kar sağlayacağın türde bir zarar olmayacağı için İslam açısından zararın neresinden dönersen kardır sözü de bu dünyada karşılığını buluyor. İslam açısından değerlendireyim derken ahiret hayatını da buna katmak isteyeceğimiz için bu yönde de karışabilir durum. O yüzden bunun bizim şuan ki dünya hayatımızla ilgili olduğunu unutmadan bakmak gerekir olaya. Bu da bahsedilen anlamların ikisi arasına bir çelişki olduğunu göstermektedir.

    Pişmanlık ve tövbede de bir kazanç vardır. Zarardan, neresinde olunursa olunsun dönmekte de bir kazanç vardır. Sonuçta kazanmak ya da kaybetmek bu dünyada belirleniyor. İşte, temeli İslamiyet’ten ve Allah’ın ilminden alırsak ki almak zorundayız, bu tür durumların içinde ne bocalar ne de hadiseleri yanlış algılarız.


    Bir yanlışlık ettiysem bilenlerimiz düzeltsinler inşallah.


  5. 07.Şubat.2012, 03:58
    3
    Cedd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Selamun Aleykum
    Ben bununla ilgili konuyu biraz açmak istiyorum.

    İslam olmadığında bazı şeyler eksik kalıyor. Yerler tam doldurulamıyor. Dinime gerektiği ilgiyi göstermediğim zamanlarda taşlarını yerine oturtamadığım birçok mevzu vardı. Yukarıdaki paylaşım gibi birçok benzer çatışma yaşıyordum kafamın içinde.

    Hep mutlak doğruyu aramakla hareket ettiğim için (Bu, şahsımın pekiyi olmasından kaynaklanmıyor ki böyle bir şeyi ima etmem bile pek sağlıklı olmayacaktır) olaylara, bana en yakın olan görüşe gitmek değil evrensel olarak en yerli görüşü benimsemek olarak bakıyordum ve arıyordum.

    Aradıkça ve buldukça daha mantıklı bir görüş çıktı. Aradıkça eşdeğer olan birçok taraf çıktı. Mantık kurmaya çalıştığınızda karşınıza aşılamayacak yeni engeller çıktı. Bu engeller karşısında çelişkili durumlardan sıyrılarak işte mana budur, asıl olan budur diyebilmek pek mümkün değildi. Bunun hayat tecrübelerine dayanarak herkeste farklı şekillendiğini ve böyle kabul etmenin en mantıklı yol olduğunu düşündüm. (Aksi halde yıllarca sürecek bir münazara olurdu bunlar.)

    Ta ki dinime yaklaşana kadar! Namaz kılana kadar ve Kur'an ahlakına kadar. Hüküm Allah’ın demenin manasını bir kez bile olsa tamamen idrak edene kadar. Bütün bunlara yaklaşıp da öğrenmeye başladıkça hayattaki birçok duruma karşı gösterilmesi gereken en mantıklı davranış, tepki, karar arayışım ortadan kalktı.

    Çünkü İslam her şeyi tamamen oturtmuş, karşılıklar bulunmuş, alternatife yer bırakmamıştı. Gördüm ki insan kendi mantığına çok bağlı kalıp da şu yeryüzünde bir tabaka oluşturursa, yeryüzü ile kendi mantığını bu kadar çok birbirine kenetleyip de kurallar, anlamlar, değerler, doğrular oluşturursa çelişkiler artmaya başlar ve reformlar da aynı hızla artmaya devam eder. Yani mutlak bir doğru, bir insan asla oluşturamayacak demektir bu. Bu gün birçok kültür, değer, fikir yapısı var. Birinin karşısında bir diğeri var. Üçüncü bir eşdeğer fikir koysan hemen arkasından dördüncü bir eşdeğer fikir çıkar. Ayrımlar ayrımları yaratır ve bu böyle gider. İnsana Mantık, sadece ilimle İslam’ın (müminliğin) olmayacağı gibi tek başına doğruluğu getirmez. Ben de bu gerçeğin altında habersiz olarak çok çırpınmıştım.


    Oysa Allah'ın sözüne, doğrusuna haşa reform ihtiyacı yoktur. O zaman haşa Allah'ın zatına ve sıfatlarına da bir reform gerekir. Bu yüzdendir ki artık İslam penceresinde, İslam temelinde çelişkilerden çok değişmez cevaplar vardır. Buna dayanarak, daha fazla uzatmadan Misafir kardeşimin paylaştığı mevzuyla ilgili;

    Son pişmanlık fayda vermez deyip İslam’ı dışarıda bırakırsak evet, vermez.
    Fakat İslam’ı dışarıda bırakmak Allah'ın hükmünü dışarıda bırakmak gibi bir şey olacağı için (haşa) bu mümkün değil. Allah pişmanlığın, tövbe etmenin önemini, kazancını gerek peygamber efendimiz ile gerekse Kur'an ile bizlere iletmiştir. Dolayısıyla büyük nimettir pişmanlık, fayda verir. (Ahiretteki pişmanlık için aynı şeyi söyleyemeyiz tabi)

    Ahirette, dönersen kar sağlayacağın türde bir zarar olmayacağı için İslam açısından zararın neresinden dönersen kardır sözü de bu dünyada karşılığını buluyor. İslam açısından değerlendireyim derken ahiret hayatını da buna katmak isteyeceğimiz için bu yönde de karışabilir durum. O yüzden bunun bizim şuan ki dünya hayatımızla ilgili olduğunu unutmadan bakmak gerekir olaya. Bu da bahsedilen anlamların ikisi arasına bir çelişki olduğunu göstermektedir.

    Pişmanlık ve tövbede de bir kazanç vardır. Zarardan, neresinde olunursa olunsun dönmekte de bir kazanç vardır. Sonuçta kazanmak ya da kaybetmek bu dünyada belirleniyor. İşte, temeli İslamiyet’ten ve Allah’ın ilminden alırsak ki almak zorundayız, bu tür durumların içinde ne bocalar ne de hadiseleri yanlış algılarız.


    Bir yanlışlık ettiysem bilenlerimiz düzeltsinler inşallah.





+ Yorum Gönder