Konusunu Oylayın.: Kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe
  1. 03.Şubat.2012, 00:05
    1
    Misafir

    Kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe

  2. 03.Şubat.2012, 03:08
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe




    Birlik ve Beraberlik Vaazı,
    Birlik ve Beraberlikle ilgili Vaaz,
    Birlik ve Beraberlik Hakkında Vaaz

    İslam Dininin Birlik ve Beraberliğe Verdiği Önem (Vaaz)


    İnsanoğlu yaşamı tek başına geçirebilecek bir şekilde yaratılmamıştır Bunun aksine insan sosyal bir varlıktır ve kendisinden başka bir varlığa, hele hele bir başka insana muhtaçtır Nitekim “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” atasözümüz bu hususu ne kadar da güzel vecizeleştirmiştir Bu muhtaçlık ise, sadece maddi alanlarda değil manevi alanlarda da söz konusudur Nasıl ki, kendimizde bulunmayan maddi bir şeye ihtiyaç duyuyorsak, sevgi, muhabbet, dostluk, vb gibi manevi alanlarda da bir başka insana ihtiyaç duymaktayız
    Yüce Rabbimiz insanoğlunu sadece bir Ademden meydana getirmemiş, Ademle beraber Havva’yı yaratarak beraberliğin ve birlikteliğin ilk başlangıcını oluşturmuştur Bu durum Kuran-ı Kerimde şöyle bildirmektedir
    يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْشُعُوباً وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَعَلِيمٌ خَبِيرٌ
    “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır…”[1] Bu dünyada yaşam bulmuşsak, diğer yaşam bulanlara da saygı göstermek ve kendilerini rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak mecburiyetindeyiz İslam Dini’de kendi müntesipleri arasında manevi bir kardeşlik geliştirmekle kalmamış, aynı toplum içinde yaşayan ve kendi dinine inanmayan insanlar içinde hak ihlallerini yasaklamıştır
    İslam Dini Birlik ve beraberliğe çok büyük önem vermiştir Getirilen ilkelerin hepsinde toplum faydası da amaçlanmıştırİslam Diniyle getirilen emirler ve yasaklar iyice incelendiği zaman sadece bireyin mutluluğunu hedefleyen bir özelliğin olmadığı, bununla beraber toplum yapısına da birçok fayda verilmek istediği gözlenebilmektedir Alkol, zina, adam öldürme, faiz, rüşvet, vb gibi haramlar, yalan, alaya almak, iki yüzlülük, koğuculuk, gıybet, suizan, kibir, haset, bencillik vb çirkin ahlaki davranışlar sadece bireye değil, topluma zarar veren unsurlardır Namaz, oruç, zekat, hac vb gibi ibadetler ile, doğruluk, emanete riayet, temizlik, cömertlik, sabır, haya, tevazu, kanaat, tevekkül vb gibi ahlaki güzellikler bireye dünya ve ahiret mutluluğu getirdiği gibi topluma huzur sağlamaktadır
    Beraber yaşadığımız birçok insan grubu vardır Öncelikle bir aileden dünyaya geldik Bu vesile ile bir aile birlikteliğimiz var Ayrıca eğer evli isek, o zamanda eş ve çocuklardan oluşan başka bir beraberliğimiz var demektir Aileden başka aynı mahallede yaşıyorsak komşuluk birlikteliğimiz, aynı toplumda yaşayanlar arasında toplumsal birlikteliğimiz ve aynı dine inanan insanlar arasında da ayrı bir din birlikteliğimiz mevcuttur Yüce Dinimiz bütün bu birlikteliklerde ahlaki ilkeler getirmiş ve kendisinden razı olacağımız dünya ve ahiret mutluluğunu, birlikte yaşadığımız insanlarında rızasına bağlamıştır
    Sevgili Peygamberimiz İnananlar arasında bulunması gereken birlikteliği şu benzetmeyle bizlere aktarmıştır

    مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ والْحُمَّى

    “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar”
    Beraber yaşadığımız en önemli birliktelik aile birlikteliğidir Aile toplumun en temel yapı taşı ve toplumun en vazgeçilmezlerindendir Aile sadece anne-babanın kendi arzu ve isteklerini gerçekleştirmek için kurdukları bir husus değildir Aile, hem madden hem de manen sağlıklı bireylerin yetişmesine ve bunun sonucunda da insan soyunun devam etmesine ve topulumun sıhhatli bir şekilde yol almasına katkı sağlayan en önemli birlikteliktir Gayri meşru ilişkiler sonucunda meydana gelen birlikteliğin adı ise aile olamaz Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz ailenin meşru yollardan kurulmasını tavsiye edici hadisler bizlere aktarmıştır“Ey gençler topluluğu, sizlerden kimin evlenme külfetine gücü yeterse evlensin! Çünkü evlenme, gözü (haramdan) son derece men edicidirİffeti de o oranda koruyucudur (Evlenme masrafına) gücü yetmeyen kinişe-de (nafile) oruç tutsun Çünkü şüphesiz oruç, şehvet için kuvvetli bir kırıcıdır”[2]
    Birlikte yaşam sürdürdüğümüz ailede ise bireyler kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri müddetçe güzellikler ve mutluluklar ortaya çıkacaktır Bu sebeple, hayatın birlikte en mutlu bir şeklide geçirilmesi ise, ancak eşlerin birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmekle sağlanacağı unutulmamalıdır Koca, eşi ile güzel geçinmeli, eşini aldatıcı haram yollara girişmemeli, onu korumalı, onun nafakasını (yeme-içme, giyim ve barınma) karşılamalı, kendisine karşı her zaman doğru olmalıdır Kadın ise, kocasının dine ve benliğine uygun olan emirlerini tutmalı, onun namus ve şerefini korumalı, bulunduğu hale kanaat etmeli, kocasının gücü nispetinde isteklerde bulunmalı, eşini günaha sevk edecek isteklerden uzak durmalı, israftan kaçınmalıdır
    Ana-baba’nın kendilerine karşı sorumlulukları olduğu gibi çocuklarına karşı sorumlulukları vardır Ailesinde ister erkek ister kız olsun ayrım yapılmadan her bir çocuğun, düzgün bir yaşam, eğitim ve öğretim, işkenceye maruz kalmama, kötü ortamlarda bulundurulmama, küçük yaşlarda ve zor şartlarda çalıştırılmama, sıcak bir aile ortamında hayat sürme ve erkek kız ayrımı gözetilmeksizin kendilerine karşı adaletli davranılma gibi hakkı vardır Bu haklardan başka onların ahlaki eğitimi de ihlal edilmeli, milli ve manevi değerlere bağlı birer insan yetiştirmeye özen gösterilmelidir Nitekim Sevgili Peygamberimiz



    مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    “Hiçbir anne-baba çocuğuna edep ve terbiyeden daha iyi ikramda bulunmamıştır”[3] buyurarak, ana-babanın çocuklarına karşı sorumluluklarının sadece yeme-içmeyle sınırlı olmadığını onların ahlakı gelişmelerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etmektedir
    Çocuklarda kendilerinin dünyaya gelmesine vesile olan ve kendilerini yetiştirmek için emek besleyen ana-babalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir Bunun içindir ki Allah Teâlâ kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiş, şöyle buyurmuştur“Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti Onlardan biri veya her ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf" bile deme; onları azarlama ikisine de güzel söz söyle Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve ''Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et” diyerek dua et"[4]İslam Dinimizin emri olan ve toplum örfümüzün en temel unsurlarından olan ana-babamıza karşı göstereceğimiz sevgi ve saygı, aile içindeki birlikteliğimizin bölünmemesi açısından en önemli hususların başında gelmektedir Sevgili Peygamberimizin şu hadisini hiçbir zaman unutmamamız gerekir Efendimiz şöyle buyurmaktadır


  3. 03.Şubat.2012, 03:08
    2
    Özel Üye



    Birlik ve Beraberlik Vaazı,
    Birlik ve Beraberlikle ilgili Vaaz,
    Birlik ve Beraberlik Hakkında Vaaz

    İslam Dininin Birlik ve Beraberliğe Verdiği Önem (Vaaz)


    İnsanoğlu yaşamı tek başına geçirebilecek bir şekilde yaratılmamıştır Bunun aksine insan sosyal bir varlıktır ve kendisinden başka bir varlığa, hele hele bir başka insana muhtaçtır Nitekim “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” atasözümüz bu hususu ne kadar da güzel vecizeleştirmiştir Bu muhtaçlık ise, sadece maddi alanlarda değil manevi alanlarda da söz konusudur Nasıl ki, kendimizde bulunmayan maddi bir şeye ihtiyaç duyuyorsak, sevgi, muhabbet, dostluk, vb gibi manevi alanlarda da bir başka insana ihtiyaç duymaktayız
    Yüce Rabbimiz insanoğlunu sadece bir Ademden meydana getirmemiş, Ademle beraber Havva’yı yaratarak beraberliğin ve birlikteliğin ilk başlangıcını oluşturmuştur Bu durum Kuran-ı Kerimde şöyle bildirmektedir
    يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْشُعُوباً وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَعَلِيمٌ خَبِيرٌ
    “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır…”[1] Bu dünyada yaşam bulmuşsak, diğer yaşam bulanlara da saygı göstermek ve kendilerini rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak mecburiyetindeyiz İslam Dini’de kendi müntesipleri arasında manevi bir kardeşlik geliştirmekle kalmamış, aynı toplum içinde yaşayan ve kendi dinine inanmayan insanlar içinde hak ihlallerini yasaklamıştır
    İslam Dini Birlik ve beraberliğe çok büyük önem vermiştir Getirilen ilkelerin hepsinde toplum faydası da amaçlanmıştırİslam Diniyle getirilen emirler ve yasaklar iyice incelendiği zaman sadece bireyin mutluluğunu hedefleyen bir özelliğin olmadığı, bununla beraber toplum yapısına da birçok fayda verilmek istediği gözlenebilmektedir Alkol, zina, adam öldürme, faiz, rüşvet, vb gibi haramlar, yalan, alaya almak, iki yüzlülük, koğuculuk, gıybet, suizan, kibir, haset, bencillik vb çirkin ahlaki davranışlar sadece bireye değil, topluma zarar veren unsurlardır Namaz, oruç, zekat, hac vb gibi ibadetler ile, doğruluk, emanete riayet, temizlik, cömertlik, sabır, haya, tevazu, kanaat, tevekkül vb gibi ahlaki güzellikler bireye dünya ve ahiret mutluluğu getirdiği gibi topluma huzur sağlamaktadır
    Beraber yaşadığımız birçok insan grubu vardır Öncelikle bir aileden dünyaya geldik Bu vesile ile bir aile birlikteliğimiz var Ayrıca eğer evli isek, o zamanda eş ve çocuklardan oluşan başka bir beraberliğimiz var demektir Aileden başka aynı mahallede yaşıyorsak komşuluk birlikteliğimiz, aynı toplumda yaşayanlar arasında toplumsal birlikteliğimiz ve aynı dine inanan insanlar arasında da ayrı bir din birlikteliğimiz mevcuttur Yüce Dinimiz bütün bu birlikteliklerde ahlaki ilkeler getirmiş ve kendisinden razı olacağımız dünya ve ahiret mutluluğunu, birlikte yaşadığımız insanlarında rızasına bağlamıştır
    Sevgili Peygamberimiz İnananlar arasında bulunması gereken birlikteliği şu benzetmeyle bizlere aktarmıştır

    مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ والْحُمَّى

    “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar”
    Beraber yaşadığımız en önemli birliktelik aile birlikteliğidir Aile toplumun en temel yapı taşı ve toplumun en vazgeçilmezlerindendir Aile sadece anne-babanın kendi arzu ve isteklerini gerçekleştirmek için kurdukları bir husus değildir Aile, hem madden hem de manen sağlıklı bireylerin yetişmesine ve bunun sonucunda da insan soyunun devam etmesine ve topulumun sıhhatli bir şekilde yol almasına katkı sağlayan en önemli birlikteliktir Gayri meşru ilişkiler sonucunda meydana gelen birlikteliğin adı ise aile olamaz Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz ailenin meşru yollardan kurulmasını tavsiye edici hadisler bizlere aktarmıştır“Ey gençler topluluğu, sizlerden kimin evlenme külfetine gücü yeterse evlensin! Çünkü evlenme, gözü (haramdan) son derece men edicidirİffeti de o oranda koruyucudur (Evlenme masrafına) gücü yetmeyen kinişe-de (nafile) oruç tutsun Çünkü şüphesiz oruç, şehvet için kuvvetli bir kırıcıdır”[2]
    Birlikte yaşam sürdürdüğümüz ailede ise bireyler kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri müddetçe güzellikler ve mutluluklar ortaya çıkacaktır Bu sebeple, hayatın birlikte en mutlu bir şeklide geçirilmesi ise, ancak eşlerin birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmekle sağlanacağı unutulmamalıdır Koca, eşi ile güzel geçinmeli, eşini aldatıcı haram yollara girişmemeli, onu korumalı, onun nafakasını (yeme-içme, giyim ve barınma) karşılamalı, kendisine karşı her zaman doğru olmalıdır Kadın ise, kocasının dine ve benliğine uygun olan emirlerini tutmalı, onun namus ve şerefini korumalı, bulunduğu hale kanaat etmeli, kocasının gücü nispetinde isteklerde bulunmalı, eşini günaha sevk edecek isteklerden uzak durmalı, israftan kaçınmalıdır
    Ana-baba’nın kendilerine karşı sorumlulukları olduğu gibi çocuklarına karşı sorumlulukları vardır Ailesinde ister erkek ister kız olsun ayrım yapılmadan her bir çocuğun, düzgün bir yaşam, eğitim ve öğretim, işkenceye maruz kalmama, kötü ortamlarda bulundurulmama, küçük yaşlarda ve zor şartlarda çalıştırılmama, sıcak bir aile ortamında hayat sürme ve erkek kız ayrımı gözetilmeksizin kendilerine karşı adaletli davranılma gibi hakkı vardır Bu haklardan başka onların ahlaki eğitimi de ihlal edilmeli, milli ve manevi değerlere bağlı birer insan yetiştirmeye özen gösterilmelidir Nitekim Sevgili Peygamberimiz



    مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    “Hiçbir anne-baba çocuğuna edep ve terbiyeden daha iyi ikramda bulunmamıştır”[3] buyurarak, ana-babanın çocuklarına karşı sorumluluklarının sadece yeme-içmeyle sınırlı olmadığını onların ahlakı gelişmelerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etmektedir
    Çocuklarda kendilerinin dünyaya gelmesine vesile olan ve kendilerini yetiştirmek için emek besleyen ana-babalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir Bunun içindir ki Allah Teâlâ kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiş, şöyle buyurmuştur“Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti Onlardan biri veya her ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf" bile deme; onları azarlama ikisine de güzel söz söyle Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve ''Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et” diyerek dua et"[4]İslam Dinimizin emri olan ve toplum örfümüzün en temel unsurlarından olan ana-babamıza karşı göstereceğimiz sevgi ve saygı, aile içindeki birlikteliğimizin bölünmemesi açısından en önemli hususların başında gelmektedir Sevgili Peygamberimizin şu hadisini hiçbir zaman unutmamamız gerekir Efendimiz şöyle buyurmaktadır


  4. 03.Şubat.2012, 03:10
    3
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe

    رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

    “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir”[5]
    Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken birlikteliklerin biriside akraba ilişkileridir Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir Akrabalık bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddi isterse manevi ilişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu konuların başında gelir Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin”[6] Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları ve akrabalar arasındaki bağların yeniden canlılaştırmak kendi menfaatimize olacaktır Çünkü biz insanız Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimiz paylaşmakla azaltırız Bu sebeple ana-babımızı, akrabalarımızı ve huzurevinde unuttuğumuz büyüklerimizi yeniden hatırlamalı onlara el uzatmalıyız
    Aileden başka bir birlikteliğimiz vardır ki; aile kadar önemli bir birlikteliktir Buda toplum birlikteliğidir Toplumumuzda yaşayan bütün insanlar için birlik ve beraberliği sağlamak üzerimize düşen vazifelerdendir Bu vazifeye gerçekleştirmenin en önemli yolu ise insan haklarına saygı duymaktırİnsan hakları, diline, dinine, ırkına cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne ve rengine bakılmaksızın insana insan olduğu için tanınan hakların genel adına denmektedir Bütün canlıların elde ettiği en temel hakların başında yaşam hakkı gelmektedir Yüce Dinimiz yaşam hakkına önem vermiştir Nitekim bir ayette şöyle buyrulmaktadır
    مَن قَتَلَنَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَالنَّاسَ جَمِيعاً وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَجَمِيعاً
    “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır”[7]
    Dikkat etmemiz gereken haklardan biride din hakkıdır Hangi dine inanıyorsa inansın hangi farklı görüşleri benimserse benimsesin hiçbir insan inandığı bir dinden diğerine geçmeye zorlanamaz Kur’an-ı Kerim bu hususu bize şöyle hatırlatır“Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmezŞüphesiz Allah âdil davrananları sever”[8] Nitekim Sevgili Peygamberimiz hiçbir zaman zorla insanları İslam Dinine sokmak için çaba göstermemiş ve Yüce Ecdadımızda hiçbir zaman insanları dinlerinden dolayı baskı altına almamıştır Bu sebeple bugün gerçekleştirilen din hakları ihlalinin temel nedeni asla İslam Dini olamaz Aynı toplumda yaşadığımız insanlara karşı haset, kin, düşmanlık gibi Dinimizin yasakladığı çirkin davranışları bir tarafa bırakmalı, merhamet, şefkat, muhabbet, dostluk gibi güzel davranışları yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz Çünkü Müslüman, başkalarının hakkına saygı gösteren ve insanlara zarar verecek davranışlardan sakınandır Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ“
    Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”[9]
    Yüce Ecdadımız asırlarca aynı toplumda farklı dinlere mensup ve farklı milletlere ait insanlarla bir arada yaşamanın en güzel örneklerini vermiştirPeygamber Efendimizin yukarıda okumuş olduğum hadis-i şerif doğrultusunda Yüce Milletimiz, beraber yaşadığı bütün insanlara ne yaptıklarıyla nede konuştuklarıyla asla bir zarar vermemiştir Bizler özümüzden getirdiğimiz o eşsiz değerler ve Yüce Dinimizden aldığımız ölçüler ile bütün insanlığa faydalı olacak davranış şekillerini geliştirmişizdir Nitekim bu davranış şekilleri Yunus Emre’nin şiirlerinden bizlere şöyle aktarılmaktadır
    Gelin tanış olalım
    İşi kolay kılalım
    Sevelim, sevilelim
    Dünya kimseye kalmaz
    İslam Dini inanlar arasında manevi bir kardeşlik kurmuştur Yüce Rabbimizin bizler için istemiş olduğu ve Sevgili Peygamberimizin ümmetinin hayatında değiştirmiş olduğu en önemli ahlaki ilkelerden biride kardeşliktir Sadece kan bağıyla değil, inananlar birbirlerine gönül bağıyla kenetlendirilmiştir Yüce Rabbimiz bir ayette müminleri şöyle vasıflandırmaktadır

    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
    “Mü’minler ancak kardeştirler Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”[10]Sevgili Peygamberimizde bir çok hadislerinde inanalar arasında bulunan kardeşliği ve bu kardeşliğin gereksinimlerini şöyle ifade etmektedir
    المسلمُ أَخــو المسلم لا يَظلِمُه ولا يُسْلِمُهُ ومَنْ كَانَ فِي حاجةِ أَخِيهِ كانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ، ومنْ فَرَّجَ عنْ مُسلمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ عنه بها كُرْبةً من كُرَبِ يومَ القيامةِ ، ومن سَتَرَ مُسْلماً سَتَرَهُ اللَّهُ يَومَ الْقِيامَةِ
    “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter”[11] Bir başka hadiste “Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun Bir Müslüman’a, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz”[12]
    Sevgili Peygamberimizin Veda hutbesinde dile getirdiği önemli tavsiyeleri ile vaazımızı bitiriyoruz
    “Ey İnsanlar!
    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur
    Ashabım!
    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir
    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır
    İnsanlar!
    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz
    Müminler!
    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız O emanet Allah Kitabı Kur'andır MÜ'MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun
    İnsanlar!
    Rabbiniz birdir Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur
    Yüce Rabbim bizi birbirimizden ayırmasın Birlikteliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin Vatanımıza dirlik Milletimize birlik nasip etsin
    Allah’a emanet olun Cumanız mübarek olsun

    Ahmet ÜNAL Vaiz

    [1] Hucurat, 49/13

    [2]İbn Mace, Nikah, 1

    [3] Tirmizi, Birr, 33

    [4]İsra 23-24

    [5]Tirmizî, Birr, 3

    [6] Seçme Hadisler, Hadis No:267

    [7] Maide, 5/32

    [8] Mümtehine, 60/8

    [9] Tirmizî, Îmân, 12

    [10] Hucurat, 49/10

    [11] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:246

    [12]Buhârî, Edeb, 57


  5. 03.Şubat.2012, 03:10
    3
    Özel Üye
    رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

    “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir”[5]
    Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken birlikteliklerin biriside akraba ilişkileridir Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir Akrabalık bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddi isterse manevi ilişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu konuların başında gelir Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin”[6] Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları ve akrabalar arasındaki bağların yeniden canlılaştırmak kendi menfaatimize olacaktır Çünkü biz insanız Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimiz paylaşmakla azaltırız Bu sebeple ana-babımızı, akrabalarımızı ve huzurevinde unuttuğumuz büyüklerimizi yeniden hatırlamalı onlara el uzatmalıyız
    Aileden başka bir birlikteliğimiz vardır ki; aile kadar önemli bir birlikteliktir Buda toplum birlikteliğidir Toplumumuzda yaşayan bütün insanlar için birlik ve beraberliği sağlamak üzerimize düşen vazifelerdendir Bu vazifeye gerçekleştirmenin en önemli yolu ise insan haklarına saygı duymaktırİnsan hakları, diline, dinine, ırkına cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne ve rengine bakılmaksızın insana insan olduğu için tanınan hakların genel adına denmektedir Bütün canlıların elde ettiği en temel hakların başında yaşam hakkı gelmektedir Yüce Dinimiz yaşam hakkına önem vermiştir Nitekim bir ayette şöyle buyrulmaktadır
    مَن قَتَلَنَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَالنَّاسَ جَمِيعاً وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَجَمِيعاً
    “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır”[7]
    Dikkat etmemiz gereken haklardan biride din hakkıdır Hangi dine inanıyorsa inansın hangi farklı görüşleri benimserse benimsesin hiçbir insan inandığı bir dinden diğerine geçmeye zorlanamaz Kur’an-ı Kerim bu hususu bize şöyle hatırlatır“Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmezŞüphesiz Allah âdil davrananları sever”[8] Nitekim Sevgili Peygamberimiz hiçbir zaman zorla insanları İslam Dinine sokmak için çaba göstermemiş ve Yüce Ecdadımızda hiçbir zaman insanları dinlerinden dolayı baskı altına almamıştır Bu sebeple bugün gerçekleştirilen din hakları ihlalinin temel nedeni asla İslam Dini olamaz Aynı toplumda yaşadığımız insanlara karşı haset, kin, düşmanlık gibi Dinimizin yasakladığı çirkin davranışları bir tarafa bırakmalı, merhamet, şefkat, muhabbet, dostluk gibi güzel davranışları yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz Çünkü Müslüman, başkalarının hakkına saygı gösteren ve insanlara zarar verecek davranışlardan sakınandır Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ“
    Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”[9]
    Yüce Ecdadımız asırlarca aynı toplumda farklı dinlere mensup ve farklı milletlere ait insanlarla bir arada yaşamanın en güzel örneklerini vermiştirPeygamber Efendimizin yukarıda okumuş olduğum hadis-i şerif doğrultusunda Yüce Milletimiz, beraber yaşadığı bütün insanlara ne yaptıklarıyla nede konuştuklarıyla asla bir zarar vermemiştir Bizler özümüzden getirdiğimiz o eşsiz değerler ve Yüce Dinimizden aldığımız ölçüler ile bütün insanlığa faydalı olacak davranış şekillerini geliştirmişizdir Nitekim bu davranış şekilleri Yunus Emre’nin şiirlerinden bizlere şöyle aktarılmaktadır
    Gelin tanış olalım
    İşi kolay kılalım
    Sevelim, sevilelim
    Dünya kimseye kalmaz
    İslam Dini inanlar arasında manevi bir kardeşlik kurmuştur Yüce Rabbimizin bizler için istemiş olduğu ve Sevgili Peygamberimizin ümmetinin hayatında değiştirmiş olduğu en önemli ahlaki ilkelerden biride kardeşliktir Sadece kan bağıyla değil, inananlar birbirlerine gönül bağıyla kenetlendirilmiştir Yüce Rabbimiz bir ayette müminleri şöyle vasıflandırmaktadır

    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
    “Mü’minler ancak kardeştirler Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”[10]Sevgili Peygamberimizde bir çok hadislerinde inanalar arasında bulunan kardeşliği ve bu kardeşliğin gereksinimlerini şöyle ifade etmektedir
    المسلمُ أَخــو المسلم لا يَظلِمُه ولا يُسْلِمُهُ ومَنْ كَانَ فِي حاجةِ أَخِيهِ كانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ، ومنْ فَرَّجَ عنْ مُسلمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ عنه بها كُرْبةً من كُرَبِ يومَ القيامةِ ، ومن سَتَرَ مُسْلماً سَتَرَهُ اللَّهُ يَومَ الْقِيامَةِ
    “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter”[11] Bir başka hadiste “Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun Bir Müslüman’a, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz”[12]
    Sevgili Peygamberimizin Veda hutbesinde dile getirdiği önemli tavsiyeleri ile vaazımızı bitiriyoruz
    “Ey İnsanlar!
    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur
    Ashabım!
    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir
    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır
    İnsanlar!
    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz
    Müminler!
    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız O emanet Allah Kitabı Kur'andır MÜ'MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun
    İnsanlar!
    Rabbiniz birdir Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur
    Yüce Rabbim bizi birbirimizden ayırmasın Birlikteliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin Vatanımıza dirlik Milletimize birlik nasip etsin
    Allah’a emanet olun Cumanız mübarek olsun

    Ahmet ÜNAL Vaiz

    [1] Hucurat, 49/13

    [2]İbn Mace, Nikah, 1

    [3] Tirmizi, Birr, 33

    [4]İsra 23-24

    [5]Tirmizî, Birr, 3

    [6] Seçme Hadisler, Hadis No:267

    [7] Maide, 5/32

    [8] Mümtehine, 60/8

    [9] Tirmizî, Îmân, 12

    [10] Hucurat, 49/10

    [11] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:246

    [12]Buhârî, Edeb, 57


  6. 21.Mart.2012, 15:10
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: kardeşlik ve adalet ile ilgili hutbe

    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.


  7. 21.Mart.2012, 15:10
    4
    Moderatör
    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.





+ Yorum Gönder