Konusunu Oylayın.: Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?
  1. 02.Şubat.2012, 17:46
    1
    Misafir

    Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?






    Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır? Mumsema Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?


  2. 02.Şubat.2012, 17:46
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 02.Şubat.2012, 19:12
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?




    Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?



    Kur'an Nasıl Bir Kitaptır?

    Fitne ve fesadın yeryüzünü kapladığı günümüzde, Allah'ın Kitabı'na yönelip onu hayatımıza egemen kılma zarureti apaçık ortadadır. Eğer, insanlar tamamen "boş sözlere" dalmış ve onlarla oyalanıp duruyorlarsa... Allah'ın Kitabı'nı değil de beşer ürünü eserleri referans kabul edip onlara başvuruyor ve onlara uyuyorlarsa... İslam adına ortaya çıkanlar, başkalarını Kur'an'a değil, kendi fırka, mezhep ve meşreplerine çağırıyorlarsa... Müslümanlar, Kur'an'ı değil de hurafe dolu eserleri "el kitabı", "başucu kitabı" edinmişlerse...

    Furkan suresinin 30. ayetinde (Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi.) Resulullah'ın şikayet ettiği gibi; "ümmet, Kur'an'ı terkedilmiş bırakmışsa"... Maide suresinin 68. ayetinde (De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.) vurgulandığı üzere; müslümanlar "Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'an'ı ayakta tutmayan ve hiçbirşey üzerinde olmayan" ehli kitap konumuna düşmüşler ve bir kimlik krizi içinde bocalayıp duruyorlarsa... İşte o zaman, Kur'an'a dönme, onu anlama ve ayakta tutma zarureti büsbütün anlam kazanır. Kur'an'ı hayata egemen kılmak için, önce onu doğru olarak tanımak, okuyup anlamak gerekir...

    Beşeri Standartların Dışında, Farklı, Eşsiz, Benzersiz Bir Kitap:

    Kur'an'la yeni tanışan bir okuyucunun göz önünde tutması gereken ilk özellik şudur: O, beşeri telif yöntemleriyle yazılmış, belli bölüm, başlık ve ara başlıklara ayrılan, ya da giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olan bir kitap değildir. Kur'an, alışık olduğumuz türden edebi, fikri bir kitap olmadığı gibi, bir tarih, astronomi, sosyoloji, tıp ve hatta klasik bir "din" kitabı da değildir. O, sözünü ettiğimiz bilim dallarının ilgi alanına giren birçok konuya dikkat çekmesine rağmen, amacı, üslubu, dili, tertibi ve konuları ele alış biçimi bakımından tamamen farklı, eşsiz bir kitaptır. Hiçbir bilim dalının ölçüsüne vurulamayan, alışılmışın dışında ve Mevdudi'nin deyimi ile "yeryüzünde kendi türünde tek kitap"tır o...

    Kur'an, okuyucusuna belli konularda malumatlar vermek, onu bilgilendirmek ya da bilimsel araştırmaya yönlendirmek için gelmemiştir. Aksine, onun biricik gayesi, akıl ve irade sahibi olmalarından dolayı sorumluluk altına giren insan ve cinlerin "kulluk bilinci"ne (Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat-56}) ulaşmalarını ve böylece dünya ve ahiret mutluluğuna erişmelerini sağlamaktır. Kur'an, "gayesiz boş bir kelam" değildir (O, boş bir söz değildir.Tarık-14} o, hakkı batıldan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden "ayıran" kriterler ve normlar bütünüdür.

    Yegane amacı, insanlığın hidayeti ve mutluluğu olan Kitabullah'ın bu amaca yönelik bir üslup kullanması, okuyucusunun bazan aklına, bazan hislerine, bazan vicdanına ve gönlüne hitab etmesi; yer yer geçmiş toplumlara, gökyüzü ve yeryüzüne, bitkiler ve hayvanlar alemine, psikolojik, sosyolojik, felsefi ve ahlaki gerçeklere dikkat çekerek muhatabını bu konular üzerinde düşünmeye çağırması onun en belirgin özelliğidir.

    Bu yüzden Kur'an, sureler ve ayetlerle bölümlendirilmiş olmasına karşın, ele aldığı konular itibarıyla karmaşık, girift ve içiçe girmiş bir görünüm arzeder. Bir konu üzerinde dururken aniden çok alakasız gibi görünen bir başka konuya geçivermesi, sık sık tekrarlara başvurması, nazil olduğu 23 yıllık süreçte değişen, gelişen ve olgunlaşan bir toplumun pratik sorunları bağlamında tüm insanlığın evrensel problemlerine ilişkin tesbit ve çözümlere yer vermesi, insanların mutluluğunu temin edecek davranışlara ve ahlaki ilkelere yöneltip cennetle müjdelemesi, onları mutsuzluğa sevkedecek olumsuzluklara karşı uyarıp cehennemle korkutması.. Kur'an'ın kendine özgü üslubunun bir gereğidir.

    Kur'an tekrar tekrar okunduğunda, konuları, kelime ve kavramları arasında şaşırtıcı bir insicam ve bütünlük olduğu, hiçbir cümlenin boş yere sarfedilmediği ve bütün bir kitabın bir tek amaç; insanlığın hidayet ve mutluluğunu sağlama ekseninde dönüp dolaştığı daha iyi görülür. Merhum Muhammed Esed'in dediği gibi, hiçbir kitap -Kitab-ı Mukaddes dahil- insanoğlunun şu tarihi sorusuna Kur'an kadar net ve kapsamlı bir cevap verememektedir: "Bu dünyada iyi bir hayat yaşamak ve öteki dünyada mutlu olmak için nasıl davranmalıyım?"

    Yazının kaynağı ve devamı


  4. 02.Şubat.2012, 19:12
    2
    Moderatör



    Kur'an-ı Kerim'in hedefi ve ana düşüncesi nedir? Kur'an nasıl bir kitaptır?



    Kur'an Nasıl Bir Kitaptır?

    Fitne ve fesadın yeryüzünü kapladığı günümüzde, Allah'ın Kitabı'na yönelip onu hayatımıza egemen kılma zarureti apaçık ortadadır. Eğer, insanlar tamamen "boş sözlere" dalmış ve onlarla oyalanıp duruyorlarsa... Allah'ın Kitabı'nı değil de beşer ürünü eserleri referans kabul edip onlara başvuruyor ve onlara uyuyorlarsa... İslam adına ortaya çıkanlar, başkalarını Kur'an'a değil, kendi fırka, mezhep ve meşreplerine çağırıyorlarsa... Müslümanlar, Kur'an'ı değil de hurafe dolu eserleri "el kitabı", "başucu kitabı" edinmişlerse...

    Furkan suresinin 30. ayetinde (Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi.) Resulullah'ın şikayet ettiği gibi; "ümmet, Kur'an'ı terkedilmiş bırakmışsa"... Maide suresinin 68. ayetinde (De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.) vurgulandığı üzere; müslümanlar "Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'an'ı ayakta tutmayan ve hiçbirşey üzerinde olmayan" ehli kitap konumuna düşmüşler ve bir kimlik krizi içinde bocalayıp duruyorlarsa... İşte o zaman, Kur'an'a dönme, onu anlama ve ayakta tutma zarureti büsbütün anlam kazanır. Kur'an'ı hayata egemen kılmak için, önce onu doğru olarak tanımak, okuyup anlamak gerekir...

    Beşeri Standartların Dışında, Farklı, Eşsiz, Benzersiz Bir Kitap:

    Kur'an'la yeni tanışan bir okuyucunun göz önünde tutması gereken ilk özellik şudur: O, beşeri telif yöntemleriyle yazılmış, belli bölüm, başlık ve ara başlıklara ayrılan, ya da giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olan bir kitap değildir. Kur'an, alışık olduğumuz türden edebi, fikri bir kitap olmadığı gibi, bir tarih, astronomi, sosyoloji, tıp ve hatta klasik bir "din" kitabı da değildir. O, sözünü ettiğimiz bilim dallarının ilgi alanına giren birçok konuya dikkat çekmesine rağmen, amacı, üslubu, dili, tertibi ve konuları ele alış biçimi bakımından tamamen farklı, eşsiz bir kitaptır. Hiçbir bilim dalının ölçüsüne vurulamayan, alışılmışın dışında ve Mevdudi'nin deyimi ile "yeryüzünde kendi türünde tek kitap"tır o...

    Kur'an, okuyucusuna belli konularda malumatlar vermek, onu bilgilendirmek ya da bilimsel araştırmaya yönlendirmek için gelmemiştir. Aksine, onun biricik gayesi, akıl ve irade sahibi olmalarından dolayı sorumluluk altına giren insan ve cinlerin "kulluk bilinci"ne (Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat-56}) ulaşmalarını ve böylece dünya ve ahiret mutluluğuna erişmelerini sağlamaktır. Kur'an, "gayesiz boş bir kelam" değildir (O, boş bir söz değildir.Tarık-14} o, hakkı batıldan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden "ayıran" kriterler ve normlar bütünüdür.

    Yegane amacı, insanlığın hidayeti ve mutluluğu olan Kitabullah'ın bu amaca yönelik bir üslup kullanması, okuyucusunun bazan aklına, bazan hislerine, bazan vicdanına ve gönlüne hitab etmesi; yer yer geçmiş toplumlara, gökyüzü ve yeryüzüne, bitkiler ve hayvanlar alemine, psikolojik, sosyolojik, felsefi ve ahlaki gerçeklere dikkat çekerek muhatabını bu konular üzerinde düşünmeye çağırması onun en belirgin özelliğidir.

    Bu yüzden Kur'an, sureler ve ayetlerle bölümlendirilmiş olmasına karşın, ele aldığı konular itibarıyla karmaşık, girift ve içiçe girmiş bir görünüm arzeder. Bir konu üzerinde dururken aniden çok alakasız gibi görünen bir başka konuya geçivermesi, sık sık tekrarlara başvurması, nazil olduğu 23 yıllık süreçte değişen, gelişen ve olgunlaşan bir toplumun pratik sorunları bağlamında tüm insanlığın evrensel problemlerine ilişkin tesbit ve çözümlere yer vermesi, insanların mutluluğunu temin edecek davranışlara ve ahlaki ilkelere yöneltip cennetle müjdelemesi, onları mutsuzluğa sevkedecek olumsuzluklara karşı uyarıp cehennemle korkutması.. Kur'an'ın kendine özgü üslubunun bir gereğidir.

    Kur'an tekrar tekrar okunduğunda, konuları, kelime ve kavramları arasında şaşırtıcı bir insicam ve bütünlük olduğu, hiçbir cümlenin boş yere sarfedilmediği ve bütün bir kitabın bir tek amaç; insanlığın hidayet ve mutluluğunu sağlama ekseninde dönüp dolaştığı daha iyi görülür. Merhum Muhammed Esed'in dediği gibi, hiçbir kitap -Kitab-ı Mukaddes dahil- insanoğlunun şu tarihi sorusuna Kur'an kadar net ve kapsamlı bir cevap verememektedir: "Bu dünyada iyi bir hayat yaşamak ve öteki dünyada mutlu olmak için nasıl davranmalıyım?"

    Yazının kaynağı ve devamı





+ Yorum Gönder