Konusunu Oylayın.: Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?
  1. 31.Ocak.2012, 11:55
    1
    Misafir

    Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?






    Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi? Mumsema Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?


  2. 31.Ocak.2012, 22:16
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?




    Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?

    Vahiy büyük bir olaydır. Hz. peygamber burada ilahi hitaba muhatab olmuştur. Elbette bu durumun bir ağırlığı olacaktır. Hz. Peygamber vahyin ağırlığını bu şekilde hissetmiştir.

    Bu olay şöyle gerçekleşmiştir. Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) bu ıssız ve karanlık gecede, güzel bir insan suretinde, etrafa ışıl ışıl nûrlar saçarak göz kamaştırıcı bir aydınlıkla Kâinatın Efendisine göründü. Tatlı fakat gür bir sadâ ile hitap etti:
    "Oku!"
    Kâinatın Efendisini hayret ve korku sardı. Yüreği ürperiyordu!
    "Ben okuma bilmem" diye cevap verdi.
    Hazret-i Cebrâil, kendilerini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra, tekrar,
    "Oku!" diye seslendi.
    Fahr-i Kâinat aynı cevabı verdi:
    "Ben okuma bilmem!"
    Hazret-i Cebrâil, ikinci kere Kâinatın Efendisini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra yine seslendi:
    "Oku!"
    Bu sefer Fahr-i Kâinat:
    "Ben okuma bilmem," dedi. "Söyle ne okuyayım?"
    Bunun üzerine melek, Allah`tan aldığı ve Resûlüne teslim etmeye geldiği Alâk Sûresinin ilk ayetlerini başından sonuna kadar okudu:

    "Yaratan Rabbinin ismiyle oku. O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazmayı öğretendir." (Alak Sûresi, 1-5)

    Heyecan ve haşyetin son haddinde Kâinatın Efendisi bizzat konuştuğu lisanla nâzil olan âyetleri kelimesi kelimesine tekrar etti. Artık, inen âyetler Allah Resûlünün hem diline, hem kalbine yerleşmişti.O andaki vazifesi sona eren Hazret-i Cebrâil de birden bire kayboluverdi.

    Buna benzer bir hadisede Hz Musa'nın başına gelmiştir. Hz. Musa Allah'ı görmek istemiş, bu yüzden de O'na seslenerek; "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" demiştir. Bunun üzerine Allah, "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." diye cevap verir. Allah dağa tecelli edince onu paramparça eder ve Hz. Musa bayılarak yere düşer. Kendine geldiğinde ilk söylediği ise "Sen ne Yücesin (Rabbim)" (Araf Suresi, 143) olur.


    Sorularla İslamiyet


  3. 31.Ocak.2012, 22:16
    2
    Özel Üye



    Peygamberimize vahiy inerken neden sıkıntı çekmiştir. Allahu Teala daha kolay gönderemez miydi?

    Vahiy büyük bir olaydır. Hz. peygamber burada ilahi hitaba muhatab olmuştur. Elbette bu durumun bir ağırlığı olacaktır. Hz. Peygamber vahyin ağırlığını bu şekilde hissetmiştir.

    Bu olay şöyle gerçekleşmiştir. Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) bu ıssız ve karanlık gecede, güzel bir insan suretinde, etrafa ışıl ışıl nûrlar saçarak göz kamaştırıcı bir aydınlıkla Kâinatın Efendisine göründü. Tatlı fakat gür bir sadâ ile hitap etti:
    "Oku!"
    Kâinatın Efendisini hayret ve korku sardı. Yüreği ürperiyordu!
    "Ben okuma bilmem" diye cevap verdi.
    Hazret-i Cebrâil, kendilerini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra, tekrar,
    "Oku!" diye seslendi.
    Fahr-i Kâinat aynı cevabı verdi:
    "Ben okuma bilmem!"
    Hazret-i Cebrâil, ikinci kere Kâinatın Efendisini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra yine seslendi:
    "Oku!"
    Bu sefer Fahr-i Kâinat:
    "Ben okuma bilmem," dedi. "Söyle ne okuyayım?"
    Bunun üzerine melek, Allah`tan aldığı ve Resûlüne teslim etmeye geldiği Alâk Sûresinin ilk ayetlerini başından sonuna kadar okudu:

    "Yaratan Rabbinin ismiyle oku. O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazmayı öğretendir." (Alak Sûresi, 1-5)

    Heyecan ve haşyetin son haddinde Kâinatın Efendisi bizzat konuştuğu lisanla nâzil olan âyetleri kelimesi kelimesine tekrar etti. Artık, inen âyetler Allah Resûlünün hem diline, hem kalbine yerleşmişti.O andaki vazifesi sona eren Hazret-i Cebrâil de birden bire kayboluverdi.

    Buna benzer bir hadisede Hz Musa'nın başına gelmiştir. Hz. Musa Allah'ı görmek istemiş, bu yüzden de O'na seslenerek; "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" demiştir. Bunun üzerine Allah, "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." diye cevap verir. Allah dağa tecelli edince onu paramparça eder ve Hz. Musa bayılarak yere düşer. Kendine geldiğinde ilk söylediği ise "Sen ne Yücesin (Rabbim)" (Araf Suresi, 143) olur.


    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder