Konusunu Oylayın.: Haram malla hayır yaptırmak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Haram malla hayır yaptırmak
  1. 27.Ocak.2012, 18:53
    1
    Misafir

    Haram malla hayır yaptırmak

  2. 27.Ocak.2012, 21:02
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: haram malla hayır yaptırmak




    http://www.mumsema.com/dini-guzel-ya...ir-yapmak.html


  3. 27.Ocak.2012, 21:02
    2
    Editör



  4. 27.Ocak.2012, 21:13
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: haram malla hayır yaptırmak

    Haram yoldan kazancı olan kimselere devlet ve devletin yetki verdiği kimseler engel olabilir ve mallarına el koyabilir Devletin yetki vermediği kimseler böyle mallara el koyamadığı gibi istediği gibi de kullanamaz Buna dikkat etmek gerekir Çünkü haramı engellemek için kullanılan yolun da helal olması lazımdır Haramı helal olmayan bir yolla engellemek de doğru değildir Ancak kendi isteğiyle bu malları veya paraları verirse o zaman fakir fukaraya veya hayır kurumlarına verilebilir

    Haram yolla elde edilen parayı veya malı ne yapmak gerekir, konusuna gelince:

    Haram yollarla elde edilen para veya mal da haramdır Meşru olmayan yoldan kazanılan bir malı, bir parayı şahsın kendisinin yemesi caiz olmayıp, haramdır Eğer bu mal hırsızlık, gasp gibi yollarla haksız yere ele geçirilmişse, insanın onu kazancından ayırması, uzaklaştırması gerekir Bu halde sahibi belli ise, malın ona verilmesi gerekirEsas sahibi ölmüş olunca da hak mirasçılarına verilir Şayet sahibi kaybolmuşsa, ortaya çıkana kadar bekletilirÇıkınca da meydana gelen artışlarla birlikte sahibine teslim edilir
    Gerçek sahibi bilinmeyen mal, birkaç şekilde olur Ya sahibi ölmüştür, ya kaybolmuştur veya millet malından haksız bir şekilde alınıp zimmete geçirilmiştir Ayrıca bugün sık sık karşılaşılan bir hal olan faiz yoluyla da geçmiş olabilir Esas olan, mümkün mertebe faiz müesselelerine para yatırmamaktır Fakat çeşitli sebeplerle bankada bulunan paraya faiz tahakkuk etmişse, onun sarfı da yukarıda zikredilen haram mallarla birlikte mütalâa edilebilir

    Sahibi bilinmeyen haram malı veya faiz yoluyla ele geçen parayı sarf hususunda İslâm hukukçularının farklı görüşleri bulunmaktadır Bu meseleyi haram malın sarfı bahsinde anlatan İmam Gazalî Hazretleri, iki ciheti dikkate vermektedir Birisi, o malın tasadduk edilmesi, öbürü ise, temiz bir mal olmadığı gerekçesiyle fukaraya sadaka olarak verilemeyeceğidir

    İkinci görüşü benimseyen âlimlerden Fudayl bin İyad, eline geçen iki dirhem paranın helâl yoldan kazanılmış olmadığını fark edince onu götürüp taşların arasına koymuş ve “Ben ancak helâl ve temiz olan malı tasadduk ederim Kendim için hoş görmediğimi başkası için de uygun görmem” demiştir

    İmam Gazalî, Hz Fudayl’ın bu hâlini anlattıktan ve bu görüşü bir derece kabul ettikten sonra, bu görüşleri destekleyen naklî delilleri sıralamaktadır
    Resul-i Ekrem bir ceneza defninden dönüşünde Kureyşli bir kadının verdiği ziyafete davet edilmiş; önüne konulan kızartılmış koyunun haram olduğu bildirilince, “Bunu kaldırın ve esirlere yedirin” buyurmuştur1


    Yine bir diğer naklî delil de şöyle:

    Bizans’ın İranlılara galip geleceğini haber veren Rum Sûresinin ilk âyetleri nâzil olunca, müşrikler Peygamberimizi yalanlayarak alaya aldılar Bunun üzerine Hz Ebû Bekir, Peygamberimizin müsaadesiyle müşriklerle bahse giriştiSonunda Kur’ân’ın verdiği haber doğru çıktı Hz Ebû Bekir de iddiada ortaya konan develeri müşriklerden aldıAncak bu arada kumar haram kılındığı için, Resul-i Ekrem Efendimiz, “Getirdiğin bu mal şüphesiz haramdır Onu Müslümanlara sadaka olarak ver” buyurdu Bilindiği gibi, karşılıklı bahis de kumara girmektedir

    Her iki görüşle ilgili geniş açıklamalarda bulunan İmam Gazalî özet olarak şunları söylemektedir:

    Zarurî olarak bilinir ki, bu malı hayırlı bir yere sarfetmek, denize atmaktan daha hayırlıdır Bunun ne atana, ne de malın sahibine bir faydası vardır Halbuki bir fakirin eline verildiği takdirde, o fakir faydalanacağı gibi, mal sahibine de duacı olacaktır “Kendimiz haramı nasıl yemiyorsak, fakirlere de yedirmeyiz” görüşünde olan âlimlere ise Gazalî şu cevabı vermektedir:

    “Bu söz doğrudur Fakat bu mal ona ihtiyacımız olmadığı zaman bize haramdır, fakire ise helâldir”2

    Bu durumda gerek faizli parayı, gerekse başka yollardan ele geçmiş bulunan parayı fakirlere tasadduk etmek mümkün olduğu gibi, bir hayır kurumuna vermek de mümkündür Sadaka olarak verilen bu paradan ne bir ecir beklenir, ne de sevap Sadece para en uygun bir şekilde elden çıkarılmış olur

    1 Tirmizî, Savm: 3
    2 İhyâ, 2: 127-132
    Sorularla İslamiyet
    arşivden....



  5. 27.Ocak.2012, 21:13
    3
    Silent and lonely rains
    Haram yoldan kazancı olan kimselere devlet ve devletin yetki verdiği kimseler engel olabilir ve mallarına el koyabilir Devletin yetki vermediği kimseler böyle mallara el koyamadığı gibi istediği gibi de kullanamaz Buna dikkat etmek gerekir Çünkü haramı engellemek için kullanılan yolun da helal olması lazımdır Haramı helal olmayan bir yolla engellemek de doğru değildir Ancak kendi isteğiyle bu malları veya paraları verirse o zaman fakir fukaraya veya hayır kurumlarına verilebilir

    Haram yolla elde edilen parayı veya malı ne yapmak gerekir, konusuna gelince:

    Haram yollarla elde edilen para veya mal da haramdır Meşru olmayan yoldan kazanılan bir malı, bir parayı şahsın kendisinin yemesi caiz olmayıp, haramdır Eğer bu mal hırsızlık, gasp gibi yollarla haksız yere ele geçirilmişse, insanın onu kazancından ayırması, uzaklaştırması gerekir Bu halde sahibi belli ise, malın ona verilmesi gerekirEsas sahibi ölmüş olunca da hak mirasçılarına verilir Şayet sahibi kaybolmuşsa, ortaya çıkana kadar bekletilirÇıkınca da meydana gelen artışlarla birlikte sahibine teslim edilir
    Gerçek sahibi bilinmeyen mal, birkaç şekilde olur Ya sahibi ölmüştür, ya kaybolmuştur veya millet malından haksız bir şekilde alınıp zimmete geçirilmiştir Ayrıca bugün sık sık karşılaşılan bir hal olan faiz yoluyla da geçmiş olabilir Esas olan, mümkün mertebe faiz müesselelerine para yatırmamaktır Fakat çeşitli sebeplerle bankada bulunan paraya faiz tahakkuk etmişse, onun sarfı da yukarıda zikredilen haram mallarla birlikte mütalâa edilebilir

    Sahibi bilinmeyen haram malı veya faiz yoluyla ele geçen parayı sarf hususunda İslâm hukukçularının farklı görüşleri bulunmaktadır Bu meseleyi haram malın sarfı bahsinde anlatan İmam Gazalî Hazretleri, iki ciheti dikkate vermektedir Birisi, o malın tasadduk edilmesi, öbürü ise, temiz bir mal olmadığı gerekçesiyle fukaraya sadaka olarak verilemeyeceğidir

    İkinci görüşü benimseyen âlimlerden Fudayl bin İyad, eline geçen iki dirhem paranın helâl yoldan kazanılmış olmadığını fark edince onu götürüp taşların arasına koymuş ve “Ben ancak helâl ve temiz olan malı tasadduk ederim Kendim için hoş görmediğimi başkası için de uygun görmem” demiştir

    İmam Gazalî, Hz Fudayl’ın bu hâlini anlattıktan ve bu görüşü bir derece kabul ettikten sonra, bu görüşleri destekleyen naklî delilleri sıralamaktadır
    Resul-i Ekrem bir ceneza defninden dönüşünde Kureyşli bir kadının verdiği ziyafete davet edilmiş; önüne konulan kızartılmış koyunun haram olduğu bildirilince, “Bunu kaldırın ve esirlere yedirin” buyurmuştur1


    Yine bir diğer naklî delil de şöyle:

    Bizans’ın İranlılara galip geleceğini haber veren Rum Sûresinin ilk âyetleri nâzil olunca, müşrikler Peygamberimizi yalanlayarak alaya aldılar Bunun üzerine Hz Ebû Bekir, Peygamberimizin müsaadesiyle müşriklerle bahse giriştiSonunda Kur’ân’ın verdiği haber doğru çıktı Hz Ebû Bekir de iddiada ortaya konan develeri müşriklerden aldıAncak bu arada kumar haram kılındığı için, Resul-i Ekrem Efendimiz, “Getirdiğin bu mal şüphesiz haramdır Onu Müslümanlara sadaka olarak ver” buyurdu Bilindiği gibi, karşılıklı bahis de kumara girmektedir

    Her iki görüşle ilgili geniş açıklamalarda bulunan İmam Gazalî özet olarak şunları söylemektedir:

    Zarurî olarak bilinir ki, bu malı hayırlı bir yere sarfetmek, denize atmaktan daha hayırlıdır Bunun ne atana, ne de malın sahibine bir faydası vardır Halbuki bir fakirin eline verildiği takdirde, o fakir faydalanacağı gibi, mal sahibine de duacı olacaktır “Kendimiz haramı nasıl yemiyorsak, fakirlere de yedirmeyiz” görüşünde olan âlimlere ise Gazalî şu cevabı vermektedir:

    “Bu söz doğrudur Fakat bu mal ona ihtiyacımız olmadığı zaman bize haramdır, fakire ise helâldir”2

    Bu durumda gerek faizli parayı, gerekse başka yollardan ele geçmiş bulunan parayı fakirlere tasadduk etmek mümkün olduğu gibi, bir hayır kurumuna vermek de mümkündür Sadaka olarak verilen bu paradan ne bir ecir beklenir, ne de sevap Sadece para en uygun bir şekilde elden çıkarılmış olur

    1 Tirmizî, Savm: 3
    2 İhyâ, 2: 127-132
    Sorularla İslamiyet
    arşivden....






+ Yorum Gönder