Konusunu Oylayın.: Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ?
  1. 27.Ocak.2012, 00:01
    1
    Misafir

    Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ?






    Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ? Mumsema Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ?


  2. 27.Ocak.2012, 01:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Abdest dışında, çıplak ayağa mesh etmek caiz midir ?




    Bu hususta açıklamaya girişmeden önce biri aklî diğeri naklî iki delil arz edelim: Şâyet çıplak ayağa mesh etmek câiz olsaydı, ayakları yıkamada "topuklara kadar" ibaresi ile bir hudut (sınır) tayin edilmezdi
    Nitekim başın meshinde böyle bir hudut gösterilmemiştir Ellerin yıkanmasında ise "dirseklere kadar ellerinizi yıkayın" buyrulmuştur Bu mantıkî silsile ile ayakta yıkama mükellefiyeti bulunduğu açıkça anlaşılmış olmaktadır

    Naklhi delile gelince, Peygamberimiz abdest alan bir adamın ayağının üzerinde tırnak kadar kuru bir yer kaldığını görünce "Veyl (vay) kuru kalmış topukların hâline" şeklinde bir uyarıda bulunmuştur İkinci bir delil daha arzedelim:

    Resûlullah (sav)in yanına bir adam gelmiş ve orada iken bir abdest almıştı Ayağının üzerinde biraz kuru yer kaldığını gören Resûlullah (sav), "Dön de abdestini güzel al" diye ikazda bulunmuştur1'

    Şîa, Mâide, sûresinin altıncı âyetindeki "ercül" kelimesini mecrûr olarak okuyan kırâet âlimlerinin okuyuşundan hareketle, kendilerince hüküm çıkarmaktadırlar Boyle okunması hâlinde, "vemsehû biruûsiküm" cümlesi üzerine atıf olmakta "Başınızı mesh ediniz"
    cümlesi üzerine atfedilen kelimeye de onun hükmünü vermektedirler

    Önce şu hususu belirtmek isteriz: Kırâet âlimlerinin hepsi böyle okumamaktadır Kırâet imamımız Âsım'dan başka Nafi, İbni Âmir ve Kisâi de nasp ile "ve ercüieküm" okumaktadırlar Mecrûr okunması hâlinde, manâ yönünden değil, lafız cihetinden mütâbaate binâen okunmaktadır(2)Mecrur olarak okumak, "cerr-i civan ve tenasübü kelâm" içindir(3) Mecrûr okunduğu zaman meshin cevazı, çıplak ayağa değil, ayakta mest varsa onun üzerine mesh etmekle kayıtlı

    Şîa'nın bu yanlış hareketi Hz Ali (ra) in bir beyanına mı dayanmaktadır? Asla! Kesinlikle böyle bir şey yoktur Hz Ali Şîa'nın iddiasının tam aksini yapmış ve bu istikamette uyarıda bulunmuştur Şöyle ki: Bir gün halkın arasında onların sorularını cevaplandırmakta iken Hz Hasan (ra)in abdest âyetinin ayakla ilgili cümlesini mecrûr olarak "ve ercüiiküm" şeklinde okuduğunu duymuş Halkla olan konuşmasını keserek "ve ercüieküm" okumasını hatırlatmış ve "Kelâmdan vârid olanın önü de sonu da budur" demiştir Abdullah bin Mes'ud ve Abdullah bin Abbas da "ve ercüieküm" okurlardı

    Peygamber (sav) aldığı abdestte ayaklarını yıkamış ve "Bu bir abdesttir ki, Allah bundan başkasını kabul etmez"6) buyurmuştur

    Şâyet ayakların üzerine mesih câiz olsaydı, sözümüzün baş tarafında işaret ettiğimiz gibi, yıkamayı terk etme üzerine vaîd (korkutma) vakî olmazdı Zirâ mesh etmek ayağın her tarafını değil, meshin üzerine olduğu gibi, yaş elin bazı yerlere temas etmesinden ibaret olacaktı


    -----------------------

    (1) Tefsir-i îbni Kesir c 2 s 27
    (2) Nimetül-İslâm (Kitâb'üt-tahâreh) s 66
    (3) Tefsir-i İbni Kesîr c 2 26
    (5) Aynı eser aynı cilt ve sayfa
    (6) Tefsir-i İbni Kesir c 2 s 26; Nimetül-İslâm s 66
    alıntı
    -----------------------


    MEST ÜZERİNE MESH YAPMAK93-


    Hemmâm b Hâris (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b Abdillah, küçük abdest bozdu sonra abdest aldı, sonra mestleri üzerine meshetti Kendisine sen böyle mi yapıyorsun dediler Bunun üzerine: “Bunu yapmama bir engel mi var? Ben, Rasûlullah (sav)’in böylece yaptığını gördüm” Hadisin râvîlerinden İbrahim diyor ki: Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi çünkü Cerir’in Müslüman olması Mâide süresinin gelişinden sonra idi “Arkadaşlarının hoşuna giderdi” sözü hadisin râvîlerinden İbrahim’in sözüdür (Müslim, Tahara: 22; Ebû Dâvûd, Tahara: 60)
    ž Bu konuda Ömer, Ali Huzeyfe, Muğıre, Bilâl, Saîd, Ebû Eyyûb, Selman, Büreyde, Amr b Ümeyye, Enes, Sehl b Saîd, Ya’la b Mürre, Ubâde bSâmit, Üsâme b Şerîk, Ebû Ümâme, Câbir, Üsâme b Zeyd, İbn Ubâde (İbn Umâra da denilir) ve Übey b Imara’dan da hadis rivâyet edilmiştir
    Tirmîzî: Cerir’in bu hadisi hasen sahihtir
    94- Şehr b Havseb (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b Abdillah’ı gördüm Abdest aldı mestleri üzerine meshetti Bu konuyu kendisine sorduğumda, “Ben Rasûlullah (sav)’i gördüm; abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti” dedi Ben de: Mâide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? Dedim O da: ben, Mâide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi (Müslim, Tahara: 22; Nesâî, Tahara: 96)
    ž Kuteybe bu hadisi Hâlid b Ziyâd et Tirmîzî, Mukatıl b Hayyan, Şehr b Havşeb yoluyla Cerir’den rivâyet etmiştir
    Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b Ethem, Mukatıl b Hayyan, Şehr b Havşeb ve Cerir’den rivâyet etmiştir
    Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek, bu hadise; Rasûlullah (sav)’ Mâide sûresinin indirilmesinden öncedir, diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivâyet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir

    ---------------------------

    Yolculukta Mest Üzerine Mesh



    أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ قَالَ سَمِعْتُ إِسْمَعِيلَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ سَمِعْتُ حَمْزَةَ بْنَ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَقَالَ تَخَلَّفْ يَا مُغِيرَةُ وَامْضُوا أَيُّهَا النَّاسُ فَتَخَلَّفْتُ وَمَعِي إِدَاوَةٌ مِنْ مَاءٍ وَمَضَى النَّاسُ فَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِحَاجَتِهِ فَلَمَّا رَجَعَ ذَهَبْتُ أَصُبُّ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ رُومِيَّةٌ ضَيِّقَةُ الْكُمَّيْنِ فَأَرَادَ أَنْ يُخْرِجَ يَدَهُ مِنْهَا فَضَاقَتْ عَلَيْهِ فَأَخْرَجَ يَدَهُ مِنْ تَحْتِ الْجُبَّةِ فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ
    124- Hamza b Muğire b Şube babasından: Bir seferde Rasulullah (sav) ile beraberdim Bana:
    “Ya Muğire, sen geride kal Ey nas siz geçin” buyurdu Bunun üzerine ben geride kaldımYanımda bir su kabı vardı Halk geçip gitti Rasulullah def-i hacet için uzaklaştı Dönünce eline su dökmek için yanına vardım Rasululah’ın üzerinde, yenleri dar, Bizans malı bir cübbe vardıElini cübbenin yeninden çıkarmak istedi Fakat cübbenin yeni dar geldi Elini cübbenin altından çıkardı Yüzünü ve kollarını yıkadı Başını ve mestlerini meshetti

    الْمَسْحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ
    arşivden.



  3. 27.Ocak.2012, 01:00
    2
    Silent and lonely rains



    Bu hususta açıklamaya girişmeden önce biri aklî diğeri naklî iki delil arz edelim: Şâyet çıplak ayağa mesh etmek câiz olsaydı, ayakları yıkamada "topuklara kadar" ibaresi ile bir hudut (sınır) tayin edilmezdi
    Nitekim başın meshinde böyle bir hudut gösterilmemiştir Ellerin yıkanmasında ise "dirseklere kadar ellerinizi yıkayın" buyrulmuştur Bu mantıkî silsile ile ayakta yıkama mükellefiyeti bulunduğu açıkça anlaşılmış olmaktadır

    Naklhi delile gelince, Peygamberimiz abdest alan bir adamın ayağının üzerinde tırnak kadar kuru bir yer kaldığını görünce "Veyl (vay) kuru kalmış topukların hâline" şeklinde bir uyarıda bulunmuştur İkinci bir delil daha arzedelim:

    Resûlullah (sav)in yanına bir adam gelmiş ve orada iken bir abdest almıştı Ayağının üzerinde biraz kuru yer kaldığını gören Resûlullah (sav), "Dön de abdestini güzel al" diye ikazda bulunmuştur1'

    Şîa, Mâide, sûresinin altıncı âyetindeki "ercül" kelimesini mecrûr olarak okuyan kırâet âlimlerinin okuyuşundan hareketle, kendilerince hüküm çıkarmaktadırlar Boyle okunması hâlinde, "vemsehû biruûsiküm" cümlesi üzerine atıf olmakta "Başınızı mesh ediniz"
    cümlesi üzerine atfedilen kelimeye de onun hükmünü vermektedirler

    Önce şu hususu belirtmek isteriz: Kırâet âlimlerinin hepsi böyle okumamaktadır Kırâet imamımız Âsım'dan başka Nafi, İbni Âmir ve Kisâi de nasp ile "ve ercüieküm" okumaktadırlar Mecrûr okunması hâlinde, manâ yönünden değil, lafız cihetinden mütâbaate binâen okunmaktadır(2)Mecrur olarak okumak, "cerr-i civan ve tenasübü kelâm" içindir(3) Mecrûr okunduğu zaman meshin cevazı, çıplak ayağa değil, ayakta mest varsa onun üzerine mesh etmekle kayıtlı

    Şîa'nın bu yanlış hareketi Hz Ali (ra) in bir beyanına mı dayanmaktadır? Asla! Kesinlikle böyle bir şey yoktur Hz Ali Şîa'nın iddiasının tam aksini yapmış ve bu istikamette uyarıda bulunmuştur Şöyle ki: Bir gün halkın arasında onların sorularını cevaplandırmakta iken Hz Hasan (ra)in abdest âyetinin ayakla ilgili cümlesini mecrûr olarak "ve ercüiiküm" şeklinde okuduğunu duymuş Halkla olan konuşmasını keserek "ve ercüieküm" okumasını hatırlatmış ve "Kelâmdan vârid olanın önü de sonu da budur" demiştir Abdullah bin Mes'ud ve Abdullah bin Abbas da "ve ercüieküm" okurlardı

    Peygamber (sav) aldığı abdestte ayaklarını yıkamış ve "Bu bir abdesttir ki, Allah bundan başkasını kabul etmez"6) buyurmuştur

    Şâyet ayakların üzerine mesih câiz olsaydı, sözümüzün baş tarafında işaret ettiğimiz gibi, yıkamayı terk etme üzerine vaîd (korkutma) vakî olmazdı Zirâ mesh etmek ayağın her tarafını değil, meshin üzerine olduğu gibi, yaş elin bazı yerlere temas etmesinden ibaret olacaktı


    -----------------------

    (1) Tefsir-i îbni Kesir c 2 s 27
    (2) Nimetül-İslâm (Kitâb'üt-tahâreh) s 66
    (3) Tefsir-i İbni Kesîr c 2 26
    (5) Aynı eser aynı cilt ve sayfa
    (6) Tefsir-i İbni Kesir c 2 s 26; Nimetül-İslâm s 66
    alıntı
    -----------------------


    MEST ÜZERİNE MESH YAPMAK93-


    Hemmâm b Hâris (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b Abdillah, küçük abdest bozdu sonra abdest aldı, sonra mestleri üzerine meshetti Kendisine sen böyle mi yapıyorsun dediler Bunun üzerine: “Bunu yapmama bir engel mi var? Ben, Rasûlullah (sav)’in böylece yaptığını gördüm” Hadisin râvîlerinden İbrahim diyor ki: Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi çünkü Cerir’in Müslüman olması Mâide süresinin gelişinden sonra idi “Arkadaşlarının hoşuna giderdi” sözü hadisin râvîlerinden İbrahim’in sözüdür (Müslim, Tahara: 22; Ebû Dâvûd, Tahara: 60)
    ž Bu konuda Ömer, Ali Huzeyfe, Muğıre, Bilâl, Saîd, Ebû Eyyûb, Selman, Büreyde, Amr b Ümeyye, Enes, Sehl b Saîd, Ya’la b Mürre, Ubâde bSâmit, Üsâme b Şerîk, Ebû Ümâme, Câbir, Üsâme b Zeyd, İbn Ubâde (İbn Umâra da denilir) ve Übey b Imara’dan da hadis rivâyet edilmiştir
    Tirmîzî: Cerir’in bu hadisi hasen sahihtir
    94- Şehr b Havseb (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b Abdillah’ı gördüm Abdest aldı mestleri üzerine meshetti Bu konuyu kendisine sorduğumda, “Ben Rasûlullah (sav)’i gördüm; abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti” dedi Ben de: Mâide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? Dedim O da: ben, Mâide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi (Müslim, Tahara: 22; Nesâî, Tahara: 96)
    ž Kuteybe bu hadisi Hâlid b Ziyâd et Tirmîzî, Mukatıl b Hayyan, Şehr b Havşeb yoluyla Cerir’den rivâyet etmiştir
    Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b Ethem, Mukatıl b Hayyan, Şehr b Havşeb ve Cerir’den rivâyet etmiştir
    Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek, bu hadise; Rasûlullah (sav)’ Mâide sûresinin indirilmesinden öncedir, diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivâyet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir

    ---------------------------

    Yolculukta Mest Üzerine Mesh



    أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ قَالَ سَمِعْتُ إِسْمَعِيلَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ سَمِعْتُ حَمْزَةَ بْنَ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَقَالَ تَخَلَّفْ يَا مُغِيرَةُ وَامْضُوا أَيُّهَا النَّاسُ فَتَخَلَّفْتُ وَمَعِي إِدَاوَةٌ مِنْ مَاءٍ وَمَضَى النَّاسُ فَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِحَاجَتِهِ فَلَمَّا رَجَعَ ذَهَبْتُ أَصُبُّ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ رُومِيَّةٌ ضَيِّقَةُ الْكُمَّيْنِ فَأَرَادَ أَنْ يُخْرِجَ يَدَهُ مِنْهَا فَضَاقَتْ عَلَيْهِ فَأَخْرَجَ يَدَهُ مِنْ تَحْتِ الْجُبَّةِ فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ
    124- Hamza b Muğire b Şube babasından: Bir seferde Rasulullah (sav) ile beraberdim Bana:
    “Ya Muğire, sen geride kal Ey nas siz geçin” buyurdu Bunun üzerine ben geride kaldımYanımda bir su kabı vardı Halk geçip gitti Rasulullah def-i hacet için uzaklaştı Dönünce eline su dökmek için yanına vardım Rasululah’ın üzerinde, yenleri dar, Bizans malı bir cübbe vardıElini cübbenin yeninden çıkarmak istedi Fakat cübbenin yeni dar geldi Elini cübbenin altından çıkardı Yüzünü ve kollarını yıkadı Başını ve mestlerini meshetti

    الْمَسْحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ
    arşivden.






+ Yorum Gönder