Konusunu Oylayın.: Samimiyetin Anlam ve Önemi Ne Demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Samimiyetin Anlam ve Önemi Ne Demektir?
  1. 26.Ocak.2012, 10:51
    1
    Misafir

    Samimiyetin Anlam ve Önemi Ne Demektir?






    Samimiyetin Anlam ve Önemi Ne Demektir? Mumsema Samimiyetin Anlam ve Önemi Nedir?


  2. 26.Ocak.2012, 10:51
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 26.Ocak.2012, 10:53
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Samimiyetin Anlam ve Önemi Ne Demektir?




    Samimiyet: İçtenlik, ihlaslı olmak, saflık, temizlik, duruluk, sadakat, bir işi sırf Allah için yapmak gibi anlamlara gelir. İhlasla iç içe bir kavramdır. Samimiyet “İhlas” kavramının açılımıdır.
    Samimiyet: İçtenlik ve ihlasla, saf ve duru bir hal ile Allah’a yönelmektir…
    Samimiyet dinde temel değerlendirme ölçüsüdür. Kişinin bütün yapıp ettikleri, samimiyetine göre karşılık görecektir. Müslümanın, iman, ibadet ve muamelat alanında yani hayatının her alanında samimi olması gerekir. Dinin özü ihlas ve samimiyete dayanır. Bunun için Müslümanın da her işinde samimi olması gerekir. Kur’an’da samimiyetle Allah’a boyun eğenlere mükâfat vaat edilmiştir.
    وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَاشِعِينَ لِلّهِ لاَ يَشْتَرُونَ بِآيَاتِ اللّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ اللّهَسَرِيعُ الْحِسَابِ
    “Kitap Ehli denilen Yahudiler, özellikle de Hıristiyanlar arasında öyle temiz yürekli insanlar vardır ki, Allah’ın varlığına ve birliğine yürekten iman ederler; kendilerine indirilmiş olan kitapların yanı sıra, size indirilen Kurân-ı Kerime de inanırlar. Allah’a karşı derin bir saygı samimiyetve ürperti duyarlar. Bu yüzden de, O’nun gerek Tevrat, gerek İncil, gerekse Kurân’daki âyetlerini, servet, makam, şan, şöhret gibi basit menfaatlerle değiştirmezler. İşte bunlara, Rab’leri katında muhteşem ödüller verilecektir. Gerçek şu ki, Allah, yeri ve zamanı geldiğinde hesap görmede çok hızlıdır![1] (Al-i İmran, 3/199) O halde Rabbimize samimiyetle yönelip Kur’an’ı anlayarak okumalı, Kur’an’daki bütün emir ve yasaklara samimiyetle uyulmalıdır.
    عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِىِّ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « الدِّينُ النَّصِيحَةُ » قُلْنَا لِمَنْ قَالَ « لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ.
    Temîm bin Evs ed–Dârî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    — Din, esas olarakihlâs ve samimiyetten ibarettir. Dinin özü, her işinde, her sözünde dürüst ve samimi olabilmektir, buyurdu. Biz kendisine:
    — Kime karşı, ya Rasulallah? dedik. Peygamber Efendimiz:
    — Allah’a, Kitabına, Peygamber’ine, müminlerin yöneticilerine ve tüm Müslümanlara karşı dürüst ve samimi olmak, yöneticiler başta olmak üzere, bütün müminlere iyiliği, güzelliği tavsiye etmek ve bunları yalnızca Allah rızası için, O’nun kitabına ve Peygamberi’nin sünnetine uygun olarak yapmaktır, buyurdu.”[2] (Müslim, İman 95. Buhârî, İman 42; Ebu Davud, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesâî, Bey’at 31, 41)
    Dinin özü samimiyettir. Bunun içindir ki Hz. Peygamber dini samimiyet olarak tanımlamıştır. Samimi olmayan iman, ibadet ve amellerin Allah yanında hiçbir değeri olmaz.
    Dinde samimiyetle birlikte niyet önemlidir. Niyetler de samimi olmalıdır. Bunun için Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ « إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى ، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوْ إِلَى امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ »
    Müminlerin emîri ve devlet başkanı Ömer bin Hattab radıyallahu anh’danrivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
    Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’işöyle buyururken işittim:
    “Ameller ancak niyetlere göredir. Yapılan bütün işler, kişinin niyet ve amacına göre değer kazanır. Ve herkese, ancak niyetinin karşılığı vardır. İnsan bir işi hangi niyetle yapmışsa, ona göre ceza veya mükâfat alacaktır. Yaptığı bir iyilik ne kadar değerli görünse de, onu Allah için yapmamışsa sevabını alamaz. Bu ölçü, Mekke’den Medine’ye yapılan hicret için de geçerlidir. Buna göre, kimin hicreti Allah’a ve Elçisine olan sevgi ve itaatinden kaynaklanıyor ise, onun hicreti gerçekten Allah’a ve Elçisine yapılmış bir hicrettir ve bu amaçla hicret eden kişi, büyük bir sevap kazanmıştır. Fakat kim Allah için hicret ediyor göründüğü hâlde, aslında elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak amacıyla yola çıkmışsa, onun hicreti de gerçekte Allah’a ve Elçisine değil, o hicret ettiği şeyedir. Uğrunda yola çıktığı dünya menfaatlerini elde etse de, hicret sevabını alamayacaktır. Öyleyse, bütün iyilik ve ibadetlerinizi yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapmalısınız.”[3] (Buhârî, Bed’ü’l–vahy 1, İman 41, Nikâh 5, Menâkıbu’l–Ensar 45, İtk 6, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155. Ebu Davud, Talâk 11; Tirmizî, Fezâilü’l–cihad 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; İbn Mâce, Zühd 26)


  4. 26.Ocak.2012, 10:53
    2
    Moderatör



    Samimiyet: İçtenlik, ihlaslı olmak, saflık, temizlik, duruluk, sadakat, bir işi sırf Allah için yapmak gibi anlamlara gelir. İhlasla iç içe bir kavramdır. Samimiyet “İhlas” kavramının açılımıdır.
    Samimiyet: İçtenlik ve ihlasla, saf ve duru bir hal ile Allah’a yönelmektir…
    Samimiyet dinde temel değerlendirme ölçüsüdür. Kişinin bütün yapıp ettikleri, samimiyetine göre karşılık görecektir. Müslümanın, iman, ibadet ve muamelat alanında yani hayatının her alanında samimi olması gerekir. Dinin özü ihlas ve samimiyete dayanır. Bunun için Müslümanın da her işinde samimi olması gerekir. Kur’an’da samimiyetle Allah’a boyun eğenlere mükâfat vaat edilmiştir.
    وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَاشِعِينَ لِلّهِ لاَ يَشْتَرُونَ بِآيَاتِ اللّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ اللّهَسَرِيعُ الْحِسَابِ
    “Kitap Ehli denilen Yahudiler, özellikle de Hıristiyanlar arasında öyle temiz yürekli insanlar vardır ki, Allah’ın varlığına ve birliğine yürekten iman ederler; kendilerine indirilmiş olan kitapların yanı sıra, size indirilen Kurân-ı Kerime de inanırlar. Allah’a karşı derin bir saygı samimiyetve ürperti duyarlar. Bu yüzden de, O’nun gerek Tevrat, gerek İncil, gerekse Kurân’daki âyetlerini, servet, makam, şan, şöhret gibi basit menfaatlerle değiştirmezler. İşte bunlara, Rab’leri katında muhteşem ödüller verilecektir. Gerçek şu ki, Allah, yeri ve zamanı geldiğinde hesap görmede çok hızlıdır![1] (Al-i İmran, 3/199) O halde Rabbimize samimiyetle yönelip Kur’an’ı anlayarak okumalı, Kur’an’daki bütün emir ve yasaklara samimiyetle uyulmalıdır.
    عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِىِّ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ « الدِّينُ النَّصِيحَةُ » قُلْنَا لِمَنْ قَالَ « لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ.
    Temîm bin Evs ed–Dârî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    — Din, esas olarakihlâs ve samimiyetten ibarettir. Dinin özü, her işinde, her sözünde dürüst ve samimi olabilmektir, buyurdu. Biz kendisine:
    — Kime karşı, ya Rasulallah? dedik. Peygamber Efendimiz:
    — Allah’a, Kitabına, Peygamber’ine, müminlerin yöneticilerine ve tüm Müslümanlara karşı dürüst ve samimi olmak, yöneticiler başta olmak üzere, bütün müminlere iyiliği, güzelliği tavsiye etmek ve bunları yalnızca Allah rızası için, O’nun kitabına ve Peygamberi’nin sünnetine uygun olarak yapmaktır, buyurdu.”[2] (Müslim, İman 95. Buhârî, İman 42; Ebu Davud, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesâî, Bey’at 31, 41)
    Dinin özü samimiyettir. Bunun içindir ki Hz. Peygamber dini samimiyet olarak tanımlamıştır. Samimi olmayan iman, ibadet ve amellerin Allah yanında hiçbir değeri olmaz.
    Dinde samimiyetle birlikte niyet önemlidir. Niyetler de samimi olmalıdır. Bunun için Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ « إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى ، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوْ إِلَى امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ »
    Müminlerin emîri ve devlet başkanı Ömer bin Hattab radıyallahu anh’danrivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
    Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’işöyle buyururken işittim:
    “Ameller ancak niyetlere göredir. Yapılan bütün işler, kişinin niyet ve amacına göre değer kazanır. Ve herkese, ancak niyetinin karşılığı vardır. İnsan bir işi hangi niyetle yapmışsa, ona göre ceza veya mükâfat alacaktır. Yaptığı bir iyilik ne kadar değerli görünse de, onu Allah için yapmamışsa sevabını alamaz. Bu ölçü, Mekke’den Medine’ye yapılan hicret için de geçerlidir. Buna göre, kimin hicreti Allah’a ve Elçisine olan sevgi ve itaatinden kaynaklanıyor ise, onun hicreti gerçekten Allah’a ve Elçisine yapılmış bir hicrettir ve bu amaçla hicret eden kişi, büyük bir sevap kazanmıştır. Fakat kim Allah için hicret ediyor göründüğü hâlde, aslında elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak amacıyla yola çıkmışsa, onun hicreti de gerçekte Allah’a ve Elçisine değil, o hicret ettiği şeyedir. Uğrunda yola çıktığı dünya menfaatlerini elde etse de, hicret sevabını alamayacaktır. Öyleyse, bütün iyilik ve ibadetlerinizi yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapmalısınız.”[3] (Buhârî, Bed’ü’l–vahy 1, İman 41, Nikâh 5, Menâkıbu’l–Ensar 45, İtk 6, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155. Ebu Davud, Talâk 11; Tirmizî, Fezâilü’l–cihad 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; İbn Mâce, Zühd 26)





+ Yorum Gönder