Konusunu Oylayın.: Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği zararları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği zararları
  1. 25.Ocak.2012, 14:49
    1
    Misafir

    Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği zararları






    Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği zararları Mumsema Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği zararları anlatır mısınız?


  2. 25.Ocak.2012, 14:49
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 29.Ocak.2012, 20:54
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Batının yaşama tarzı neden kötüdür? İnsanlar orda daha mutlu değil midir? Batını yaşam tarzının insana verdiği za




    Değerli kardeşimiz;



    Batının yaşam tarzı her açıdan kötüdür diyemeyiz. Elbette insanlar için güzel bir hayat standardı sağlayan formülleri güzeldir. Örneğin, -birkaç asırdır devam eden- ekonomik, adalet, dürüstlük, çalışkanlık, bilimsel çalışmalar, teknolojik buluşlara öncülük etmesi insanlık yararına olan şeylerdir.

    Ancak batı medeniyetinin temelleri bozuk esaslara dayalıdır. Örneğin;

    - Batı felsefesi materyalist bir çizgi takip ettiğinden ahiret hayatını göz ardı ettiği için sadece bu dünyanın menfaatini esas almış, adeta tek gözlü deccal görevini üstlenmiştir. Bu maddeci bakış açısıyla batı, ahlakî erdem, fazilet yerine menfaati esas alarak pragmatist bir anlayışla insanlığın bütün erdemlerini ayaklar altına alabilir. Menfaatini gördüğü yerde, ne sözü, ne sazı bir vefakârlık, bir dürüstlük, bir sadakat nağmesini terennüm edebilir.

    - Batının baş döndürücü teknolojik gelişmeler karşısında itidalini kaybetmiş, insanlık sınırlarını zorlamış, hak-hukuk yerine kaba kuvveti ikame etmiştir. Bu günkü kaba kuvvet yarışlarının yer aldığı dünyamızda, İspanyol nezlesi gibi her tarafa yayılmış olan zulüm ve haksızlıkların önemli bir kısmı bu gayrı insanî perspektifin bir sonucudur.

    - Keza, bu sınır tanımaz maddi gelişmeler, batıyı emperyalist bir duygu arenasına sürüklemiş ve kendilerinin dışında kalan insanları bir kul-köle olarak görmekte bir sakınca görmemiştir.

    İki cihan savaşı ve şimdiki ıslah olmaz fitne-fesatların dünyanın her tarafında kol gezmesi bu duygu ve düşüncenin bir ürünüdür.

    - Yine, dinden uzaklaşarak materyalist bir felsefe tuzağına düşen batı medeniyetinin önemli bir sosyolojik kriteri ırkçılıktır. Almanya maddi-teknolojik gücünü bu ırk üstünlüğü safsatasıyla birleştirince, ikinci cihan harbine sebebiyet vermiş ve 60 milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuş sonuç olarak da bu ırkçılık belasıyla dünyayı cehenneme çevirmiştir.

    Bu ırkçılık damarı gözlerini öylesine kör etmişti ki, Yahudileri fırınlara atarken bile vicdanları sızlamıyordu. Fakat ne gariptir ki, Bu günkü Siyonist İsrail devleti, Batıdan öğrendiği aynı zulüm ve despotluğu Müslüman Filistinlilere uygulamakta, hatta hocalarını fersah fersah geçmektedir.

    - Batının tek gözlü dehası, ahireti onlara unutturduğu için bütün duygularını cennetleri olan bu dünyaya yönelttiler. Ahiretteki cenneti düşüncelerinden atınca, dünyayı bir cennet, bir keyif ve lezzet yeri olarak algılamaya ve bu nefsanî lezzetleri hayatlarının tek gayesi olarak görmeye başladılar.

    Bunun tabii bir sonucu olarak da helal-haram demeden, fazilet-rezilete bakmadan, etik-etik dışı durumları ayırmadan, meşru-gayrı meşru, insanî-gayrı insanî fenomenlere aldırış etmeden, dinsizliğe götüren jakoben laikliği, materyalist dünya görüşünü, insanların büyük çoğunluğunu fakirlik ve sefalete sürükleyen tüketim toplum projesini, -içki-faiz-fuhuş gibi sınır tanımaz ahlaksızlık senaryolarını dünya çapında sahneye koymaya çalıştılar ve başardılar da.

    - Hıristiyan dinine samimi bağlı olanları istisna ederek diyebiliriz ki, batı dünyası, her türlü ahlaksızlık, despotluk, aldatmalar, zulümler, gayrı meşru ve gayrı insanî tutum ve davranışların merkezi durumundadır.

    Ahlakî gibi görünen tavırlar, insanların gönüllerinden kopup gelen birer teslimiyet ve kabulün yansıması değil, cezaî müeyyidelerin korkusunun birer tezahürüdür.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet




  4. 29.Ocak.2012, 20:54
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    Batının yaşam tarzı her açıdan kötüdür diyemeyiz. Elbette insanlar için güzel bir hayat standardı sağlayan formülleri güzeldir. Örneğin, -birkaç asırdır devam eden- ekonomik, adalet, dürüstlük, çalışkanlık, bilimsel çalışmalar, teknolojik buluşlara öncülük etmesi insanlık yararına olan şeylerdir.

    Ancak batı medeniyetinin temelleri bozuk esaslara dayalıdır. Örneğin;

    - Batı felsefesi materyalist bir çizgi takip ettiğinden ahiret hayatını göz ardı ettiği için sadece bu dünyanın menfaatini esas almış, adeta tek gözlü deccal görevini üstlenmiştir. Bu maddeci bakış açısıyla batı, ahlakî erdem, fazilet yerine menfaati esas alarak pragmatist bir anlayışla insanlığın bütün erdemlerini ayaklar altına alabilir. Menfaatini gördüğü yerde, ne sözü, ne sazı bir vefakârlık, bir dürüstlük, bir sadakat nağmesini terennüm edebilir.

    - Batının baş döndürücü teknolojik gelişmeler karşısında itidalini kaybetmiş, insanlık sınırlarını zorlamış, hak-hukuk yerine kaba kuvveti ikame etmiştir. Bu günkü kaba kuvvet yarışlarının yer aldığı dünyamızda, İspanyol nezlesi gibi her tarafa yayılmış olan zulüm ve haksızlıkların önemli bir kısmı bu gayrı insanî perspektifin bir sonucudur.

    - Keza, bu sınır tanımaz maddi gelişmeler, batıyı emperyalist bir duygu arenasına sürüklemiş ve kendilerinin dışında kalan insanları bir kul-köle olarak görmekte bir sakınca görmemiştir.

    İki cihan savaşı ve şimdiki ıslah olmaz fitne-fesatların dünyanın her tarafında kol gezmesi bu duygu ve düşüncenin bir ürünüdür.

    - Yine, dinden uzaklaşarak materyalist bir felsefe tuzağına düşen batı medeniyetinin önemli bir sosyolojik kriteri ırkçılıktır. Almanya maddi-teknolojik gücünü bu ırk üstünlüğü safsatasıyla birleştirince, ikinci cihan harbine sebebiyet vermiş ve 60 milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuş sonuç olarak da bu ırkçılık belasıyla dünyayı cehenneme çevirmiştir.

    Bu ırkçılık damarı gözlerini öylesine kör etmişti ki, Yahudileri fırınlara atarken bile vicdanları sızlamıyordu. Fakat ne gariptir ki, Bu günkü Siyonist İsrail devleti, Batıdan öğrendiği aynı zulüm ve despotluğu Müslüman Filistinlilere uygulamakta, hatta hocalarını fersah fersah geçmektedir.

    - Batının tek gözlü dehası, ahireti onlara unutturduğu için bütün duygularını cennetleri olan bu dünyaya yönelttiler. Ahiretteki cenneti düşüncelerinden atınca, dünyayı bir cennet, bir keyif ve lezzet yeri olarak algılamaya ve bu nefsanî lezzetleri hayatlarının tek gayesi olarak görmeye başladılar.

    Bunun tabii bir sonucu olarak da helal-haram demeden, fazilet-rezilete bakmadan, etik-etik dışı durumları ayırmadan, meşru-gayrı meşru, insanî-gayrı insanî fenomenlere aldırış etmeden, dinsizliğe götüren jakoben laikliği, materyalist dünya görüşünü, insanların büyük çoğunluğunu fakirlik ve sefalete sürükleyen tüketim toplum projesini, -içki-faiz-fuhuş gibi sınır tanımaz ahlaksızlık senaryolarını dünya çapında sahneye koymaya çalıştılar ve başardılar da.

    - Hıristiyan dinine samimi bağlı olanları istisna ederek diyebiliriz ki, batı dünyası, her türlü ahlaksızlık, despotluk, aldatmalar, zulümler, gayrı meşru ve gayrı insanî tutum ve davranışların merkezi durumundadır.

    Ahlakî gibi görünen tavırlar, insanların gönüllerinden kopup gelen birer teslimiyet ve kabulün yansıması değil, cezaî müeyyidelerin korkusunun birer tezahürüdür.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet







+ Yorum Gönder