Konusunu Oylayın.: Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönderildiği

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönderildiği
  1. 25.Ocak.2012, 14:44
    1
    Misafir

    Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönderildiği






    Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönderildiği Mumsema Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönderildiği anlatılmaktadır. Batını bir tefsir olarak, şeyhin ruhaniyetinin sofi ile beraber olduğunu söylemek mümkün müdür?


  2. 25.Ocak.2012, 14:44
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 26.Ocak.2012, 23:41
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mümin 15. ve Mücadele 22. Ayetlerde Allah’ın kendi katından bir ruh yarattığı ve dilediği kimseye bu ruhun gönder




    Kur’an’ın zahiri manasının dışında, işarî manalarının da olduğu hususu İslam alimleri tarafından kabul edilmiş ve fiilen de bu tür yorumlara eskiden beri yer verilmiştir.

    Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

    "Şüphesiz Kur'an'da değişik ilim dalları ve bölümleri vardır. Onda zâhirî ve batınî hususlar vardır. Kur'an'ın harikaları bitmez ve (sonsuz ilminin) sonuna ulaşılamaz. Onun (mânâ okyanusuna) bilerek ve ihtiyatlı dalanlar kurtulur. İhtiyatsız dalanlar ise helak olur. Onda haberler-meseller, helal-haram, nâsih-mensuh, muhkem-müteşâbih, zâhir-bâtın vardır. Zâhiri tilâvet, bâtını ise te'vildir. Onu âlimlerin meclisine götürün; câhil ve sefih kimselerden uzak tutun."( bk. Âlûsî, 1/7; Zehebî, 2/354).

    Şunu unutmamak gerekir ki, tarihte “batinilik” diye meşhur olan bir ekolün öne sürdüğü bazı yorumların gerçekle bir ilişkisi yoktur. Bunlar tamamen bir ilhad ve ifsat hareketinin bir parçası olarak sahneye konmuştur.

    Sûfilerin çoğu ve daha başkalarının kullandıkları işarî metot şu dört şartla kabul edilir:

    1. Çıkarılan işârî mânâ, âyetin sarih mânâsı ile çelişmemelidir.
    2. Çıkarılan mânâ, kendi zatında da şer'i delillere göre doğru olmalıdır.
    3. Âyetin ifadesinde, çıkarılan mânâyı gösteren bazı işaretler bulunmalıdır.
    4. Çıkarılan işârî mânâ ile söz konusu âyet arasında bir münasebet bulunmalıdır.

    Bu dört şart meydana geldiği taktirde çıkarılan işârî mânâ, makbul ve güzel bir istihraç olur.(el-Kattan, Mennâ’, Mebahis fi Ulumi’l-Kur’an, 357-58).

    Soruda yer alan ilgili ayetlerin meali ise şöyledir:

    “O, dereceleri yükselten, arş sahibi olan Allah, o büyük buluşma gününün dehşetini haber vermek için, kullarından dilediğine emrini tebliğ için rûhu indirir.”(Mümin, 40/15). Bu ayette yer alan “Ruh”, vahiy, Kur’an, Cebrail olarak yorumlanmıştır. İbn Atiye gibi bazı alimlere göre, burada birinci derecede peygamberlere indirilen vahiy olmakla beraber, ikinci derecede ilham manasında bazı salih kullara da aklî ve kalbi bilgiler manasına da gelebilir.(bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden hiçbir milletin, Allah’ın ve Resulünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülaleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı nakşetmiş ve Kendi tarafından bir ruhla onları desteklemiştir.”(Mücadele, 58/22). Bu ayette geçen “Ruh” hakkında Cebrail ve insanların kalbine ilka edilen iman nuru ve değişik ilhamlar olarak değerlendirilmiştir.(bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    Bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki, bu ayetlerdeki ruhtan maksat melek, vahiy veya ilham ve manevî nur, iman şuuru manasına gelir. Bu sebeple, bu ayetlerden başkalarının ruhuna dair bir bilgi çıkarmak oldukça zorlamadır.



  4. 26.Ocak.2012, 23:41
    2
    Editör



    Kur’an’ın zahiri manasının dışında, işarî manalarının da olduğu hususu İslam alimleri tarafından kabul edilmiş ve fiilen de bu tür yorumlara eskiden beri yer verilmiştir.

    Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

    "Şüphesiz Kur'an'da değişik ilim dalları ve bölümleri vardır. Onda zâhirî ve batınî hususlar vardır. Kur'an'ın harikaları bitmez ve (sonsuz ilminin) sonuna ulaşılamaz. Onun (mânâ okyanusuna) bilerek ve ihtiyatlı dalanlar kurtulur. İhtiyatsız dalanlar ise helak olur. Onda haberler-meseller, helal-haram, nâsih-mensuh, muhkem-müteşâbih, zâhir-bâtın vardır. Zâhiri tilâvet, bâtını ise te'vildir. Onu âlimlerin meclisine götürün; câhil ve sefih kimselerden uzak tutun."( bk. Âlûsî, 1/7; Zehebî, 2/354).

    Şunu unutmamak gerekir ki, tarihte “batinilik” diye meşhur olan bir ekolün öne sürdüğü bazı yorumların gerçekle bir ilişkisi yoktur. Bunlar tamamen bir ilhad ve ifsat hareketinin bir parçası olarak sahneye konmuştur.

    Sûfilerin çoğu ve daha başkalarının kullandıkları işarî metot şu dört şartla kabul edilir:

    1. Çıkarılan işârî mânâ, âyetin sarih mânâsı ile çelişmemelidir.
    2. Çıkarılan mânâ, kendi zatında da şer'i delillere göre doğru olmalıdır.
    3. Âyetin ifadesinde, çıkarılan mânâyı gösteren bazı işaretler bulunmalıdır.
    4. Çıkarılan işârî mânâ ile söz konusu âyet arasında bir münasebet bulunmalıdır.

    Bu dört şart meydana geldiği taktirde çıkarılan işârî mânâ, makbul ve güzel bir istihraç olur.(el-Kattan, Mennâ’, Mebahis fi Ulumi’l-Kur’an, 357-58).

    Soruda yer alan ilgili ayetlerin meali ise şöyledir:

    “O, dereceleri yükselten, arş sahibi olan Allah, o büyük buluşma gününün dehşetini haber vermek için, kullarından dilediğine emrini tebliğ için rûhu indirir.”(Mümin, 40/15). Bu ayette yer alan “Ruh”, vahiy, Kur’an, Cebrail olarak yorumlanmıştır. İbn Atiye gibi bazı alimlere göre, burada birinci derecede peygamberlere indirilen vahiy olmakla beraber, ikinci derecede ilham manasında bazı salih kullara da aklî ve kalbi bilgiler manasına da gelebilir.(bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden hiçbir milletin, Allah’ın ve Resulünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülaleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı nakşetmiş ve Kendi tarafından bir ruhla onları desteklemiştir.”(Mücadele, 58/22). Bu ayette geçen “Ruh” hakkında Cebrail ve insanların kalbine ilka edilen iman nuru ve değişik ilhamlar olarak değerlendirilmiştir.(bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    Bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki, bu ayetlerdeki ruhtan maksat melek, vahiy veya ilham ve manevî nur, iman şuuru manasına gelir. Bu sebeple, bu ayetlerden başkalarının ruhuna dair bir bilgi çıkarmak oldukça zorlamadır.






+ Yorum Gönder