Konusunu Oylayın.: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?
  1. 24.Ocak.2012, 10:01
    1
    Misafir

    Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

  2. 31.Ocak.2012, 04:57
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?




    KURAN'I KERİM'DE AHİR ZAMAN
    Kuran-ı Kerim, hükmü kıyamete kadar geçerli olan, müminlerin hayatlarının her anını kapsayan, her hükmün eksiksiz yer aldığı Allah'ın kitabıdır. Kuran'ın en büyük mucizesi, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan tüm Müslümanlara hitap etmesidir.
    İslam ahlakının dünyaya hakim olması, Peygamberimiz'in vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan alametlerin en önemlisidir. Mehdi ise, bu hakimiyetin başından sonuna kadar en önemli şahsiyetidir. Kuran'ı Kerim'de, yukarıda söylediğimiz mucizesi itibariyle bu konu ve kişi hakkında pek çok işari manada ayet bulunmaktadır. Kuran'da Müslümanların İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılacaklarına işaret eden ayetlerden birisi de Nur Suresi'nde geçmektedir:
    Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
    Peygamber Efendimiz'in, Mehdiyet konusuna Kuran'da işaret olduğunu bildiren çeşitli hadisleri de vardır. Bu hadislerden birkaçı şöyledir:
    Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 183/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar s. 32/Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10)

    Bu hadis, Kuran'da yer alan Zülkarneyn ve Süleyman kıssalarını, Mehdi konusuyla bağlantılı olarak, incelememize işaret etmektedir.
    Aşağıdaki hadislerle de Kehf ve Talut kıssalarında ahir zamana bakan çok önemli işaretler olduğu bildirilmektedir. Peygamber Efendimizin, Mehdi ve yardımcıları ile ilgili hadislerini çok çeşitli şekillerde anlatabileceği halde özellikle Kuran kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması, söylediğimiz meseleye çok kuvvetli bir delil teşkil etmektedir:
    Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59))
    Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 17)
    Ayetlerde de Kuran'daki kıssaların üzerinde düşünmemiz ve onlardan ibretler çıkarmamız öğütlenmektedir:
    Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)
    Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)
    Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)
    Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)
    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır. (Yusuf Suresi, 7)
    Kehf Suresi'nde Ahir Zamana Bakan İşaretler
    Hz. Muhammed ahir zamanda hakim olacak inkarcı düşünce sisteminden korunmaları ve fitnelerinden kurtulmaları için Müslümanlara Kehf Suresi'ni okumalarını tavsiye etmiştir:
    Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf suresinin evvelini onun üzerine okusun, bu surenin sonu Deccalin fitnesinden kurtuluşunuzdur. (Sünen-i Ebu Davud, 5/121)
    Maden b. Ebu Talha'dan rivayet edilmiştir: "Kim Kehf suresinin evvelinden on ayeti ezberlerse Deccal'in fitnesinden emin olur."
    Ebu Davud dedi ki: "Düştu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak o şöyle dedi: 'Kim Kehf suresinin sonlarından on ayet ezberlerse', Şube ise Katade'den rivayetinde, 'Kehf suresinin ahirinden' dedi". (Sünen-i Ebu Davud, 5/122)
    Ebu Derda'dan rivayet edilmiştir. Peygamber buyurdu ki: "Her kim Kehf suresinin başından üç ayet okursa Deccal fitnesinden korunmuş olur." (Sünen-i Tirmizi, 5/30)
    Ebu Ümame el- Bahili'den rivayet edilmiştir: "... kim onun (Deccal'ın) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun ki ateş İbrahim'e olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun." (Sünen-i İbni Mace, 10/332)
    Bir başka hadiste şöyle buyurulmuştur:
    ... Her kim Deccal'in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah'tan yardım istesin ve Kehf suresinin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle Deccal'in, ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 494)
    Hz. Muhammed'in Müslümanlara Kehf suresi'ni mutlaka okumalarını tavsiye etmesinin en önemli sebeplerinden biri, kuşkusuz Kehf Suresinin günümüze bakan çok önemli işaretler taşımasındandır. Kehf Suresinde, ahir zamanda Mehdi'nin mücadele edeceği inkarcı sistemden, bu fikri akımlardan nasıl korunulacağından bahsedilmekte ve Müslümanların istifade edebileceği plan, taktik ve stratejiler tarif edilmektedir.
    Hadislere göre, bu fitneyi tüm insanlara duyuracak olan Hz. Mehdi ve yardımcıları olacaktır. Hz. Mehdi zamanında uyanarak, ona tabi olacak Ashab-ı Kehf'den bahseden surenin okunması tavsiye olunarak, belki de bu kutlu kişilerin Deccal fitnesine karşı yapacakları mücadelenin özelliklerine işaret ediliyor olabilir.


  3. 31.Ocak.2012, 04:57
    2
    Özel Üye



    KURAN'I KERİM'DE AHİR ZAMAN
    Kuran-ı Kerim, hükmü kıyamete kadar geçerli olan, müminlerin hayatlarının her anını kapsayan, her hükmün eksiksiz yer aldığı Allah'ın kitabıdır. Kuran'ın en büyük mucizesi, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan tüm Müslümanlara hitap etmesidir.
    İslam ahlakının dünyaya hakim olması, Peygamberimiz'in vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan alametlerin en önemlisidir. Mehdi ise, bu hakimiyetin başından sonuna kadar en önemli şahsiyetidir. Kuran'ı Kerim'de, yukarıda söylediğimiz mucizesi itibariyle bu konu ve kişi hakkında pek çok işari manada ayet bulunmaktadır. Kuran'da Müslümanların İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılacaklarına işaret eden ayetlerden birisi de Nur Suresi'nde geçmektedir:
    Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
    Peygamber Efendimiz'in, Mehdiyet konusuna Kuran'da işaret olduğunu bildiren çeşitli hadisleri de vardır. Bu hadislerden birkaçı şöyledir:
    Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 183/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar s. 32/Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10)

    Bu hadis, Kuran'da yer alan Zülkarneyn ve Süleyman kıssalarını, Mehdi konusuyla bağlantılı olarak, incelememize işaret etmektedir.
    Aşağıdaki hadislerle de Kehf ve Talut kıssalarında ahir zamana bakan çok önemli işaretler olduğu bildirilmektedir. Peygamber Efendimizin, Mehdi ve yardımcıları ile ilgili hadislerini çok çeşitli şekillerde anlatabileceği halde özellikle Kuran kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması, söylediğimiz meseleye çok kuvvetli bir delil teşkil etmektedir:
    Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59))
    Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 17)
    Ayetlerde de Kuran'daki kıssaların üzerinde düşünmemiz ve onlardan ibretler çıkarmamız öğütlenmektedir:
    Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)
    Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)
    Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)
    Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)
    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır. (Yusuf Suresi, 7)
    Kehf Suresi'nde Ahir Zamana Bakan İşaretler
    Hz. Muhammed ahir zamanda hakim olacak inkarcı düşünce sisteminden korunmaları ve fitnelerinden kurtulmaları için Müslümanlara Kehf Suresi'ni okumalarını tavsiye etmiştir:
    Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf suresinin evvelini onun üzerine okusun, bu surenin sonu Deccalin fitnesinden kurtuluşunuzdur. (Sünen-i Ebu Davud, 5/121)
    Maden b. Ebu Talha'dan rivayet edilmiştir: "Kim Kehf suresinin evvelinden on ayeti ezberlerse Deccal'in fitnesinden emin olur."
    Ebu Davud dedi ki: "Düştu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak o şöyle dedi: 'Kim Kehf suresinin sonlarından on ayet ezberlerse', Şube ise Katade'den rivayetinde, 'Kehf suresinin ahirinden' dedi". (Sünen-i Ebu Davud, 5/122)
    Ebu Derda'dan rivayet edilmiştir. Peygamber buyurdu ki: "Her kim Kehf suresinin başından üç ayet okursa Deccal fitnesinden korunmuş olur." (Sünen-i Tirmizi, 5/30)
    Ebu Ümame el- Bahili'den rivayet edilmiştir: "... kim onun (Deccal'ın) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun ki ateş İbrahim'e olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun." (Sünen-i İbni Mace, 10/332)
    Bir başka hadiste şöyle buyurulmuştur:
    ... Her kim Deccal'in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah'tan yardım istesin ve Kehf suresinin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle Deccal'in, ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 494)
    Hz. Muhammed'in Müslümanlara Kehf suresi'ni mutlaka okumalarını tavsiye etmesinin en önemli sebeplerinden biri, kuşkusuz Kehf Suresinin günümüze bakan çok önemli işaretler taşımasındandır. Kehf Suresinde, ahir zamanda Mehdi'nin mücadele edeceği inkarcı sistemden, bu fikri akımlardan nasıl korunulacağından bahsedilmekte ve Müslümanların istifade edebileceği plan, taktik ve stratejiler tarif edilmektedir.
    Hadislere göre, bu fitneyi tüm insanlara duyuracak olan Hz. Mehdi ve yardımcıları olacaktır. Hz. Mehdi zamanında uyanarak, ona tabi olacak Ashab-ı Kehf'den bahseden surenin okunması tavsiye olunarak, belki de bu kutlu kişilerin Deccal fitnesine karşı yapacakları mücadelenin özelliklerine işaret ediliyor olabilir.


  4. 31.Ocak.2012, 04:57
    3
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

    1980 tarihinin Hz. Mehdi'nin çıkış tarihi olarak ehl-i sünnet alimlerinin çoğunluğunun ittifakla kabul ettikleri Hicri 14. asır başına (1400) rastlaması Mehdiyet konusunun Kehf suresi ile bağlantılı olabileceğini bizlere işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Hz. Muhammed bir hadisinde Mehdi'nin yardımcılarını bu suredeki kıssaları anlatılan ASHAB-I KEHF'e (mağara arkadaşlarına) benzetmektedir. Acaba 1980 tarihi Mehdi'ye yardımcı olacak bu gençlerin uyandıkları ve mücadeleye başladıkları tarihini mi vermektedir?

    İmam Ebu İshak Salebi tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor ki: "Mehdi çıktığı zaman Ehl-i Kehf'e gidip selam verince Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır." (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 39)

    Ashab-ı Kehf Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)

    Bu rivayette Ashab-ı Kehf kıssasının bir benzerinin gerçek Ashab-ı Kehf'e benzetilen Mehdi ve yardımcılarınca, bir kez daha yaşanacağına işaret ediliyor olabilir. Hz. Mehdi'nin Ashab-ı Kehf'e selam vermesi, belki de yardımcıları ile sonradan tanışacaklarına ve onları kendisi ile birlikte dine hizmet etmeye çağıracağına işaret etmektedir. Rivayette geçen "diriltme"den kastedilen ise, geçmişte yaşamış Ashab-ı Kehf'in günümüzde tekrar canlanıp hayat bulmaları değil, Mehdi zamanında yaşayacak ve ona yardımcı olacak benzeri gençlerin gaflet uykusundan uyanıp, kendilerinin farkına varmaları ve Mehdi'nin yanında yer alıp, göreve başlamaları olabilir.

    Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları) Kıssası

    Kuran kıssaları arasında pek çok işari anlam içeren ve üzerinde her düşünüldüğünde yeni anlamlar kazanan kıssalardan biri de Kehf kıssasıdır. Peygamber Efendimiz ve pek çok İslam Büyüğü de bu kıssada yer alan işaretlere dikkat çekmişlerdir. Kehf kıssasında ahir zamana ve İslam ahlakını yaşayan gençlerin dinden uzak kişilerle yaptıkları mücadeleye bakan çok önemli işaretler bulunmaktadır.

    Ashab'ı Kehf Gençlerden Oluşan Bir Topluluktur

    Kehf kıssasında Allah'ı tanımayan, inananlara karşı baskı ve zulüm uygulayan bir topluluktan uzaklaşarak, sakınmak için bir mağaraya sığınan gençlerden söz edilir:

    Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 9-10)

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık. (Kehf Suresi, 13)

    Mehdi'nin yardımcıları da hadislerde belirtildiği üzere genç bir topluluktur. Bu konudaki hadislerden bazıları şunlardır:

    Hz. Ali rivayet etmiştir: (Mehdi) bizden, Kureyş'den bir gençtir, aynı zamanda gelip Allah yolunda onu (hazineleri-malları) taksim edecektir. "Kıyamet Alametleri, s. 202)

    Hz. Ammar b. Yasir'den rivayet edilmiştir: "Ya Abbas! Bu işi Allah benimle başlattı, senin sülalenden biri ile bitirecek o delikanlı (Mehdi) dünyayı evvelce zulümle dolduğu gibi tekrar adeletle dolduracaktır." (Rumuz El-Ahadis, s. 498, Dare Kutni'nin Sünen'i)

    Mehdi bizden Ehl-i Beyt'ten bir gençtir. İhtiyarlarınız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümit edeceklerdir. Allah dilediğini yapacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 23)

    Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 51)

    Onun bayraktarı doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26)

    Sayıları Çok Azdır, Küçük Bir Topluluktur

    Allah iman eden bu gençlerin sayısının çok az olduğunu bildirmektedir:

    (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma. (Kehf Suresi, 22)

    Hz. Mehdi'nin yardımcıları da, gerçek Ashab-ı Kehf gibi sayıları az olan bir cemaattir:

    Bu vezirler 10'dan aşağı fakat 5'ten yukarı olacaktır. (Bu vezirler) Memleket işlerinin ağırlıklarını Mehdi ile paylaşacaklar. 9 (dokuz) kişiden ibaret olacaklar. (Kıyamet Alametleri, s. 187)

    ... Mehdi'nin Süfyani ile savaşında) en büyük ordusu 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

    Ebu Cafer Muhammed b. Ali'den rivayet edildiğine göre; Mehdi daha çıkmadan önce onun bir arkadaşı ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacaklar ve "Siz burada kaç kişisiniz" diye soracaktır. Onlar da "40 kişiyiz" cevabını vereceklerdir.

    Mehdi'nin yardımcıları ile ilgili bu farklı rivayetler muhtelif gelişme safhalarına işaret etmektedir. Mücadelelerinin başlarında sayıları çok azken, sonraları 313'e kadar çıkmaktadır.

    Bediüzzaman Said Nursi bu yardımcıların azlığına rağmen kıymetlerinin büyüklüğünü şöyle ifade etmektedir:

    ... Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, s. 259)

    Allah'a imanları çok güçlüdür

    Allah ayetlerinde mağaraya sığınan bu gençlerin imanı çok güçlü, kararlı, kınayıcının kınamasından korkmayan, Allah'a gönülden bağlı Müslümanlar olduklarını bildirir:

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık. Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 13-14)

    Hz. Mehdi ve yardımcıları da Allah'a karşı son derece boyun eğici ve imanları kuvvetli gençlerdir.

    Hz. Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen, kartal cinsinden nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 53)

    Onlar Allah'ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri, s....)

    Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece de abiddirler. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 57)

    Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz el-Ehadis, 1/153)

    Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin Müslümanlardır. (Sünen-i İbni Mace, 10/259)

    İçinde yaşadıkları kavim dinden uzaklaşmıştır

    Kehf ehlinin yaşadığı dönemde kavimleri Allah'a açıkça şirk koşmakta, Allah'ın varlığını inkar etmektedirler. Dinden tamamen uzaklaşmışlar, dini yaşayanlara da düşman kesilmişlerdir:

    "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" (Kehf Suresi, 15)

    "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 20)

    Ayetlerde de görüldüğü gibi Ashab-ı Kehf devrinde halk, zamanın inkarcı sisteminin zoruyla artık Allah'a inanmaz olmuşlardır. Halk tekrar putlara tapmaya, Allah'ın haram ettiği bütün fiilleri işlemeye başlamıştır. İşte Hz. Mehdi ve yardımcılarının çıkışı öncesinde de buna benzer bir durum olacağı hadis-i şeriflerde haber verilmiştir:

    Alenen ve apaçık Allahu Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi gelmez. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 27)

    Bir hadis-i şerifte Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur: Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

    Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)

    Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir." demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

    Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan birisini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 12)

    İnkarcı Yapıya Karşıdırlar

    Kehf ehli içinde yaşadıkları toplumun Allah'ı açıkça inkar etmesini engellemek, onları Allah'a imana çağırmak isterler, ama tebliğleri bir fayda vermez:

    … (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız. Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? (Kehf Suresi, 14-15)

    Çünkü kavimleri inkarcı düzene uymuştur:

    "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler..." (Kehf Suresi, 15)

    İnkarcı topluluktan ve onların taptıklarından kopup ayrılırlar:

    (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    Mağarada Çok Uzun Süre Kalırlar

    Kehf ehli mağarada çok uzun süre kalır. Bu gençlerin mağarada 309 yıl kalmaları, günümüzde bilimsel olarak da ispatlanmış olan zamanın izafiyeti konusuna işaret etmektedir. Kehf suresinde geçen Hızır ve Zülkarneyn kıssalarında da işari olarak anlatılan zamansızlık konusundan, Kuran'ın pek çok ayetinde bahsedilmektedir.

    Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar. (Kehf Suresi, 25)


  5. 31.Ocak.2012, 04:57
    3
    Özel Üye
    1980 tarihinin Hz. Mehdi'nin çıkış tarihi olarak ehl-i sünnet alimlerinin çoğunluğunun ittifakla kabul ettikleri Hicri 14. asır başına (1400) rastlaması Mehdiyet konusunun Kehf suresi ile bağlantılı olabileceğini bizlere işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Hz. Muhammed bir hadisinde Mehdi'nin yardımcılarını bu suredeki kıssaları anlatılan ASHAB-I KEHF'e (mağara arkadaşlarına) benzetmektedir. Acaba 1980 tarihi Mehdi'ye yardımcı olacak bu gençlerin uyandıkları ve mücadeleye başladıkları tarihini mi vermektedir?

    İmam Ebu İshak Salebi tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor ki: "Mehdi çıktığı zaman Ehl-i Kehf'e gidip selam verince Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır." (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 39)

    Ashab-ı Kehf Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)

    Bu rivayette Ashab-ı Kehf kıssasının bir benzerinin gerçek Ashab-ı Kehf'e benzetilen Mehdi ve yardımcılarınca, bir kez daha yaşanacağına işaret ediliyor olabilir. Hz. Mehdi'nin Ashab-ı Kehf'e selam vermesi, belki de yardımcıları ile sonradan tanışacaklarına ve onları kendisi ile birlikte dine hizmet etmeye çağıracağına işaret etmektedir. Rivayette geçen "diriltme"den kastedilen ise, geçmişte yaşamış Ashab-ı Kehf'in günümüzde tekrar canlanıp hayat bulmaları değil, Mehdi zamanında yaşayacak ve ona yardımcı olacak benzeri gençlerin gaflet uykusundan uyanıp, kendilerinin farkına varmaları ve Mehdi'nin yanında yer alıp, göreve başlamaları olabilir.

    Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları) Kıssası

    Kuran kıssaları arasında pek çok işari anlam içeren ve üzerinde her düşünüldüğünde yeni anlamlar kazanan kıssalardan biri de Kehf kıssasıdır. Peygamber Efendimiz ve pek çok İslam Büyüğü de bu kıssada yer alan işaretlere dikkat çekmişlerdir. Kehf kıssasında ahir zamana ve İslam ahlakını yaşayan gençlerin dinden uzak kişilerle yaptıkları mücadeleye bakan çok önemli işaretler bulunmaktadır.

    Ashab'ı Kehf Gençlerden Oluşan Bir Topluluktur

    Kehf kıssasında Allah'ı tanımayan, inananlara karşı baskı ve zulüm uygulayan bir topluluktan uzaklaşarak, sakınmak için bir mağaraya sığınan gençlerden söz edilir:

    Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 9-10)

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık. (Kehf Suresi, 13)

    Mehdi'nin yardımcıları da hadislerde belirtildiği üzere genç bir topluluktur. Bu konudaki hadislerden bazıları şunlardır:

    Hz. Ali rivayet etmiştir: (Mehdi) bizden, Kureyş'den bir gençtir, aynı zamanda gelip Allah yolunda onu (hazineleri-malları) taksim edecektir. "Kıyamet Alametleri, s. 202)

    Hz. Ammar b. Yasir'den rivayet edilmiştir: "Ya Abbas! Bu işi Allah benimle başlattı, senin sülalenden biri ile bitirecek o delikanlı (Mehdi) dünyayı evvelce zulümle dolduğu gibi tekrar adeletle dolduracaktır." (Rumuz El-Ahadis, s. 498, Dare Kutni'nin Sünen'i)

    Mehdi bizden Ehl-i Beyt'ten bir gençtir. İhtiyarlarınız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümit edeceklerdir. Allah dilediğini yapacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 23)

    Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 51)

    Onun bayraktarı doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26)

    Sayıları Çok Azdır, Küçük Bir Topluluktur

    Allah iman eden bu gençlerin sayısının çok az olduğunu bildirmektedir:

    (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma. (Kehf Suresi, 22)

    Hz. Mehdi'nin yardımcıları da, gerçek Ashab-ı Kehf gibi sayıları az olan bir cemaattir:

    Bu vezirler 10'dan aşağı fakat 5'ten yukarı olacaktır. (Bu vezirler) Memleket işlerinin ağırlıklarını Mehdi ile paylaşacaklar. 9 (dokuz) kişiden ibaret olacaklar. (Kıyamet Alametleri, s. 187)

    ... Mehdi'nin Süfyani ile savaşında) en büyük ordusu 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

    Ebu Cafer Muhammed b. Ali'den rivayet edildiğine göre; Mehdi daha çıkmadan önce onun bir arkadaşı ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacaklar ve "Siz burada kaç kişisiniz" diye soracaktır. Onlar da "40 kişiyiz" cevabını vereceklerdir.

    Mehdi'nin yardımcıları ile ilgili bu farklı rivayetler muhtelif gelişme safhalarına işaret etmektedir. Mücadelelerinin başlarında sayıları çok azken, sonraları 313'e kadar çıkmaktadır.

    Bediüzzaman Said Nursi bu yardımcıların azlığına rağmen kıymetlerinin büyüklüğünü şöyle ifade etmektedir:

    ... Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, s. 259)

    Allah'a imanları çok güçlüdür

    Allah ayetlerinde mağaraya sığınan bu gençlerin imanı çok güçlü, kararlı, kınayıcının kınamasından korkmayan, Allah'a gönülden bağlı Müslümanlar olduklarını bildirir:

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık. Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 13-14)

    Hz. Mehdi ve yardımcıları da Allah'a karşı son derece boyun eğici ve imanları kuvvetli gençlerdir.

    Hz. Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen, kartal cinsinden nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 53)

    Onlar Allah'ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri, s....)

    Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece de abiddirler. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 57)

    Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz el-Ehadis, 1/153)

    Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin Müslümanlardır. (Sünen-i İbni Mace, 10/259)

    İçinde yaşadıkları kavim dinden uzaklaşmıştır

    Kehf ehlinin yaşadığı dönemde kavimleri Allah'a açıkça şirk koşmakta, Allah'ın varlığını inkar etmektedirler. Dinden tamamen uzaklaşmışlar, dini yaşayanlara da düşman kesilmişlerdir:

    "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" (Kehf Suresi, 15)

    "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 20)

    Ayetlerde de görüldüğü gibi Ashab-ı Kehf devrinde halk, zamanın inkarcı sisteminin zoruyla artık Allah'a inanmaz olmuşlardır. Halk tekrar putlara tapmaya, Allah'ın haram ettiği bütün fiilleri işlemeye başlamıştır. İşte Hz. Mehdi ve yardımcılarının çıkışı öncesinde de buna benzer bir durum olacağı hadis-i şeriflerde haber verilmiştir:

    Alenen ve apaçık Allahu Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi gelmez. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 27)

    Bir hadis-i şerifte Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur: Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

    Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)

    Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir." demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

    Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan birisini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 12)

    İnkarcı Yapıya Karşıdırlar

    Kehf ehli içinde yaşadıkları toplumun Allah'ı açıkça inkar etmesini engellemek, onları Allah'a imana çağırmak isterler, ama tebliğleri bir fayda vermez:

    … (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız. Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? (Kehf Suresi, 14-15)

    Çünkü kavimleri inkarcı düzene uymuştur:

    "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler..." (Kehf Suresi, 15)

    İnkarcı topluluktan ve onların taptıklarından kopup ayrılırlar:

    (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    Mağarada Çok Uzun Süre Kalırlar

    Kehf ehli mağarada çok uzun süre kalır. Bu gençlerin mağarada 309 yıl kalmaları, günümüzde bilimsel olarak da ispatlanmış olan zamanın izafiyeti konusuna işaret etmektedir. Kehf suresinde geçen Hızır ve Zülkarneyn kıssalarında da işari olarak anlatılan zamansızlık konusundan, Kuran'ın pek çok ayetinde bahsedilmektedir.

    Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar. (Kehf Suresi, 25)


  6. 31.Ocak.2012, 04:58
    4
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

    Mağarada Yaşananlar

    (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın. Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 17-18)

    Daha Sonra Uyanıp Kavimlerinin Arasına Karışırlar

    Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranız la şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız. (Kehf Suresi, 19-20)

    Düşmanlarına Karşı Çok Dikkatli Ve Tedbirlidirler

    Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 19-20)

    Hz. Mehdi ve yardımcılarının da aynı Ashab-ı Kehf gibi çok temkinli hareket edeceklerini, İslam ahlakını tebliğ etme çalışmalarını çok dikkatli ve sükunet içinde yürüteceklerini hadis-i şeriflerden anlıyoruz:

    Mehdi askerleriyle birlikte yola çıkacak ve gayet sükünet içinde yürüyecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 173)

    Gençler Kapalı Bir Mekanda Bulunuyorlar

    O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)

    Ashab-ı Kehf'in sığındığı mağara müfessirlerin yorumlarına göre bir dağın eteklerinde olup, kapısı deniz tarafına bakmaktadır. Hadislerden anladığımız kadarıyla Hz. Mehdi ve yardımcılarının da hareket merkezi deniz sahilinden olacaktır:

    Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanına sancağı dikecek. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57/ Kıyamet Alametleri, s. 181)

    Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Mağrib dağındaki Masine denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 439)

    Mağaraları, Gençlerin Mücadele Yeridir

    O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)

    (İçlerinden biri demişti ki:)"Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    Ashab-ı Kehf'in mağarası, onların sadece sığınıp uyudukları bir yer değildir. Orası, onların aynı zamanda stratejilerini tayin ettikleri yerdir. Çünkü mağaraya girdikten sonra yaptıkları dualarında: "Bize işimizde kolaylık göster, bizi başarılı kıl" diye Allah'tan yardım istemektedirler. Buradan da onların mağarada dine hizmet ile meşgul oldukları anlaşılmaktadır.

    Mağaranın Geniş Bir Orta Yeri Vardır

    ... Onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı ... (Kehf Suresi, 17)

    Mağaranın Kapısında Bir Bekçi Bulunmaktadır

    ... Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu... (Kehf Suresi, 18)

    Sonradan Halk Tarafından Tanınırlar

    Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)

    Onların Kaç Kişi Olduğunu Kimse Bilmez

    Allah Kehf ehlinin sayısını kendisinden başka çok az kişinin bildiğini söyler. Kehf Suresi'nde insanlara da bu konuda tartışmamaları öğütlenir:

    (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma." (Kehf Suresi, 22)

    Mehdi'nin Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman Kıssaları ile olan Bağlantısı

    Hadislerde, Mehdi'nin daha önce dünyaya hakim olmuş Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn gibi yeryüzüne hükmedeceğinden şu şekilde bahsedilir:

    Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi müminlerden, ikisi de kafirlerdendir. Zülkarneyn ve Süleyman müminlerdendir. Nemrud ve Buhtunnasır ise kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehl-i beytimden biri sahip olacaktır. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani, 2-251/ Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 32)

    Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32/ Kıyamet Alametleri, s. 183)

    Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasır'dır. Beşinci olarak ehli beytim'den birisi gelecek ve O'da dünyaya malik olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10)

    Bugüne kadar Müslümanlardan dünyaya hakim olmuş iki lider vardır. Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman gibi dünyaya İslam ahlakını hakim edecek üçüncü Müslüman lider hadisin "tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi" diye haber verdiği Hz. Mehdi'dir. Bu benzerlikten yola çıkılarak, Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman'da görülen özelliklerin, aynı onlar gibi dünyaya hakim olacak Hz. Mehdi'de de görülmesi beklenebilir.

    Zülkarneyn ve Mehdi

    Kehf Suresinde ahir zamana yönelik pek çok işari anlam içeren bir başka kıssa da Zülkarneyn kıssasıdır.

    Zülkarneyn kelimesi "iki cihetli", "iki yönlü", "iki çağlı", "miğferinde iki boynuz olan", "saçı iki bölük olan" anlamlarına gelmektedir. Çok önemli bir tevafuk olarak bu kıssa 80'li ayetlerde anlatılmaya başlanır.

    Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf Suresi, 83)

    Zülkarneyn'e Yeryüzünde Sapasağlam Bir İktidar Verilmiştir

    Yeryüzünde çok büyük bir güç ve iktidar sahibi kılınan Hz. Zülkarneyn'e Allah katından çok büyük bir ilim de verilmiştir:

    Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 83-84)

    Bu ayetin tefsirlerinde Hz. Zülkarneyn'in yeryüzüne hakim kılınması ve Allah'tan kendisine yardımcı olarak çeşitli ilimlere kavuştuğu haber verilmektedir. Mehdi'nin de bu şekilde üstün kılınacağını yine hadislerden öğreniyoruz:

    Mehdi dünyaya sahip olur. (Ramuz el-Ehadis, 1/135)

    Dünyadan bir gün bile kalsa Allah, o günü uzatıp benim ehl-i beytimden birisini dünyaya hakim kılmak için gönderecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

    Mehdi de Zülkarneyn gibi Allah'tan çeşitli ilimlerle yardım görmektedir. (Vehbi ilmi buna misaldir. Bkz. s.... )

    Mehdi bizden ehl-i beyt'tendir. Allah c.c. onu bir gecede ........, olgunlaştırır. (Ona imamet makamı ve harikulade haller verip insanlığa gönderir.)

    Zülkarneyn Üç Yol Tutar

    Hz. Musa ve Hızır kıssasında olduğu gibi Hz.Zülkarneyn de üç yol tutmuş, her seferinde de karşısında bir topluluk çıkmıştır. Allah, Hz. Zülkarneyn'in, anlatılan kıssasında üç yol takip ettiğini bildirmektedir. Bunlar, ayetlerin asıl anlamlarıdır. Ayrıca bu ayeti kerimeler, "tıpkı Zülkarneyn gibi" diye benzetme yapılan Hz.Mehdi'ye ve onun da üç ayrı yol tutmasına işaret ediyor olabilir.

    Birinci yol

    O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." (Kehf Suresi, 85-88)

    İkinci yol

    Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 89-91)

    Tefsirlerde Hz. Zülkarneyn'in bu sefer doğuya doğru yol aldığı anlatılmaktadır. Rivayetlerde bildirildiği üzere Mehdi önce batıya, sonra doğuya doğru yol almaktadır:

    Mehdi, doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

    Üçüncü yol

    Zülkarneyn üçüncü yolu tuttuğunda karşılaştığı topluluk, ondan bozgunculuk çıkaran Yecuc ve Mecuc'e karşı yardım ister. Allah burada İslam ahlakının hakimiyetinin devletin arzusu ile olacağına bir kez daha işaret etmektedir. Bu kıssada Hz.Zülkarneyn'den yardım istenmiş, kendisine teklif götürülmüştür. Mevcut sistem korunarak bu ahlakın yeryüzüne hakim olacağı, bu ahlaka sahip insanların yardımı ile anarşi ve terörün durdurulacağı Zülkarneyn kıssasındaki anlatımla ifade edilmektedir. Bu ayette ahir zamanda metafizik anlamdaki bir Müslüman gücün zaman zaman devlete destek vereceğine de işaret ediliyor olabilir. Bu gücün ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ve her çağda ortaya çıkabileceği de anlatılıyor olabilir.

    Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu. Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 92-94)

    Ye'cuc Ve Me'cuc'e Karşı Bir Set İnşa Etmesi

    Bu ayetlerde "hiçbir sözü anlamayan" ve yeryüzünde terör ve anarşi çıkaran Ye'cuc-Me'cuc kavmine karşı halkın ve devletin Hz.Zülkarneyn'den yardım istediği anlatılmaktadır. Hz.Zülkarneyn bu iki topluluk arasına bir set çekmiş ve terörün önünü almıştır. Bu ayetlerde de İslam ahlakının yaşanması sonucunda terörün ve anarşinin önünün kesileceğine işaret ediliyor olabilir. Bunun da ancak devlet gücüyle olabileceği, fakat bu devlete Allah'a iman eden, güçlü ve güzel ahlaklı insanların yardımcı olacağı ayetlerden anlaşılmaktadır.

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf Suresi, 95-98)


  7. 31.Ocak.2012, 04:58
    4
    Özel Üye
    Mağarada Yaşananlar

    (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın. Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 17-18)

    Daha Sonra Uyanıp Kavimlerinin Arasına Karışırlar

    Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranız la şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız. (Kehf Suresi, 19-20)

    Düşmanlarına Karşı Çok Dikkatli Ve Tedbirlidirler

    Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 19-20)

    Hz. Mehdi ve yardımcılarının da aynı Ashab-ı Kehf gibi çok temkinli hareket edeceklerini, İslam ahlakını tebliğ etme çalışmalarını çok dikkatli ve sükunet içinde yürüteceklerini hadis-i şeriflerden anlıyoruz:

    Mehdi askerleriyle birlikte yola çıkacak ve gayet sükünet içinde yürüyecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 173)

    Gençler Kapalı Bir Mekanda Bulunuyorlar

    O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)

    Ashab-ı Kehf'in sığındığı mağara müfessirlerin yorumlarına göre bir dağın eteklerinde olup, kapısı deniz tarafına bakmaktadır. Hadislerden anladığımız kadarıyla Hz. Mehdi ve yardımcılarının da hareket merkezi deniz sahilinden olacaktır:

    Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanına sancağı dikecek. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57/ Kıyamet Alametleri, s. 181)

    Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Mağrib dağındaki Masine denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 439)

    Mağaraları, Gençlerin Mücadele Yeridir

    O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)

    (İçlerinden biri demişti ki:)"Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    Ashab-ı Kehf'in mağarası, onların sadece sığınıp uyudukları bir yer değildir. Orası, onların aynı zamanda stratejilerini tayin ettikleri yerdir. Çünkü mağaraya girdikten sonra yaptıkları dualarında: "Bize işimizde kolaylık göster, bizi başarılı kıl" diye Allah'tan yardım istemektedirler. Buradan da onların mağarada dine hizmet ile meşgul oldukları anlaşılmaktadır.

    Mağaranın Geniş Bir Orta Yeri Vardır

    ... Onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı ... (Kehf Suresi, 17)

    Mağaranın Kapısında Bir Bekçi Bulunmaktadır

    ... Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu... (Kehf Suresi, 18)

    Sonradan Halk Tarafından Tanınırlar

    Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)

    Onların Kaç Kişi Olduğunu Kimse Bilmez

    Allah Kehf ehlinin sayısını kendisinden başka çok az kişinin bildiğini söyler. Kehf Suresi'nde insanlara da bu konuda tartışmamaları öğütlenir:

    (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma." (Kehf Suresi, 22)

    Mehdi'nin Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman Kıssaları ile olan Bağlantısı

    Hadislerde, Mehdi'nin daha önce dünyaya hakim olmuş Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn gibi yeryüzüne hükmedeceğinden şu şekilde bahsedilir:

    Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi müminlerden, ikisi de kafirlerdendir. Zülkarneyn ve Süleyman müminlerdendir. Nemrud ve Buhtunnasır ise kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehl-i beytimden biri sahip olacaktır. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani, 2-251/ Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 32)

    Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32/ Kıyamet Alametleri, s. 183)

    Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasır'dır. Beşinci olarak ehli beytim'den birisi gelecek ve O'da dünyaya malik olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10)

    Bugüne kadar Müslümanlardan dünyaya hakim olmuş iki lider vardır. Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman gibi dünyaya İslam ahlakını hakim edecek üçüncü Müslüman lider hadisin "tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi" diye haber verdiği Hz. Mehdi'dir. Bu benzerlikten yola çıkılarak, Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman'da görülen özelliklerin, aynı onlar gibi dünyaya hakim olacak Hz. Mehdi'de de görülmesi beklenebilir.

    Zülkarneyn ve Mehdi

    Kehf Suresinde ahir zamana yönelik pek çok işari anlam içeren bir başka kıssa da Zülkarneyn kıssasıdır.

    Zülkarneyn kelimesi "iki cihetli", "iki yönlü", "iki çağlı", "miğferinde iki boynuz olan", "saçı iki bölük olan" anlamlarına gelmektedir. Çok önemli bir tevafuk olarak bu kıssa 80'li ayetlerde anlatılmaya başlanır.

    Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf Suresi, 83)

    Zülkarneyn'e Yeryüzünde Sapasağlam Bir İktidar Verilmiştir

    Yeryüzünde çok büyük bir güç ve iktidar sahibi kılınan Hz. Zülkarneyn'e Allah katından çok büyük bir ilim de verilmiştir:

    Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 83-84)

    Bu ayetin tefsirlerinde Hz. Zülkarneyn'in yeryüzüne hakim kılınması ve Allah'tan kendisine yardımcı olarak çeşitli ilimlere kavuştuğu haber verilmektedir. Mehdi'nin de bu şekilde üstün kılınacağını yine hadislerden öğreniyoruz:

    Mehdi dünyaya sahip olur. (Ramuz el-Ehadis, 1/135)

    Dünyadan bir gün bile kalsa Allah, o günü uzatıp benim ehl-i beytimden birisini dünyaya hakim kılmak için gönderecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

    Mehdi de Zülkarneyn gibi Allah'tan çeşitli ilimlerle yardım görmektedir. (Vehbi ilmi buna misaldir. Bkz. s.... )

    Mehdi bizden ehl-i beyt'tendir. Allah c.c. onu bir gecede ........, olgunlaştırır. (Ona imamet makamı ve harikulade haller verip insanlığa gönderir.)

    Zülkarneyn Üç Yol Tutar

    Hz. Musa ve Hızır kıssasında olduğu gibi Hz.Zülkarneyn de üç yol tutmuş, her seferinde de karşısında bir topluluk çıkmıştır. Allah, Hz. Zülkarneyn'in, anlatılan kıssasında üç yol takip ettiğini bildirmektedir. Bunlar, ayetlerin asıl anlamlarıdır. Ayrıca bu ayeti kerimeler, "tıpkı Zülkarneyn gibi" diye benzetme yapılan Hz.Mehdi'ye ve onun da üç ayrı yol tutmasına işaret ediyor olabilir.

    Birinci yol

    O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." (Kehf Suresi, 85-88)

    İkinci yol

    Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 89-91)

    Tefsirlerde Hz. Zülkarneyn'in bu sefer doğuya doğru yol aldığı anlatılmaktadır. Rivayetlerde bildirildiği üzere Mehdi önce batıya, sonra doğuya doğru yol almaktadır:

    Mehdi, doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

    Üçüncü yol

    Zülkarneyn üçüncü yolu tuttuğunda karşılaştığı topluluk, ondan bozgunculuk çıkaran Yecuc ve Mecuc'e karşı yardım ister. Allah burada İslam ahlakının hakimiyetinin devletin arzusu ile olacağına bir kez daha işaret etmektedir. Bu kıssada Hz.Zülkarneyn'den yardım istenmiş, kendisine teklif götürülmüştür. Mevcut sistem korunarak bu ahlakın yeryüzüne hakim olacağı, bu ahlaka sahip insanların yardımı ile anarşi ve terörün durdurulacağı Zülkarneyn kıssasındaki anlatımla ifade edilmektedir. Bu ayette ahir zamanda metafizik anlamdaki bir Müslüman gücün zaman zaman devlete destek vereceğine de işaret ediliyor olabilir. Bu gücün ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ve her çağda ortaya çıkabileceği de anlatılıyor olabilir.

    Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu. Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 92-94)

    Ye'cuc Ve Me'cuc'e Karşı Bir Set İnşa Etmesi

    Bu ayetlerde "hiçbir sözü anlamayan" ve yeryüzünde terör ve anarşi çıkaran Ye'cuc-Me'cuc kavmine karşı halkın ve devletin Hz.Zülkarneyn'den yardım istediği anlatılmaktadır. Hz.Zülkarneyn bu iki topluluk arasına bir set çekmiş ve terörün önünü almıştır. Bu ayetlerde de İslam ahlakının yaşanması sonucunda terörün ve anarşinin önünün kesileceğine işaret ediliyor olabilir. Bunun da ancak devlet gücüyle olabileceği, fakat bu devlete Allah'a iman eden, güçlü ve güzel ahlaklı insanların yardımcı olacağı ayetlerden anlaşılmaktadır.

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf Suresi, 95-98)


  8. 31.Ocak.2012, 04:58
    5
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

    Ashab-ı Kehf, Zülkarneyn ve Hızır Kıssaları Arasındaki Benzerlikler

    Kuran, geçmişteki kavimlerin yaşadığı olaylar kadar ahir zamanda ve sonrasında yaşanacak olaylar hakkında da bizlere çeşitli bilgiler verir. Bu anlamda dikkat çeken kıssaların bir araya toplandığı surelerden biri ise Kuran'ın onsekizinci suresi olan Kehf Suresi'dir. Bu surede Kehf ehli adı verilen gençlerden oluşan bir topluluktan, Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın birlikteliğinden ve Allah'ın kendisine iktidar verdiği bildirilen Zülkarneyn'den bahsedilmektedir. Allah'ın dikkat çektiği bu üç kıssada da kişilerin bizim anladığımız anlamda bir zaman kavramına tabi olmadıkları, aksine zamansızlık ilmine vakıf oldukları anlaşılmaktadır. Zira Kehf ehlinin üç yüz yıl kadar uykuya yatıp sonrasında tekrar hayata döndüklerine, Hz. Hızır'ın gayb hakkında bilgi sahibi olduğu ve zaman içerisinde gidip gelebildiğine, Zülkarneyn'in ise hem zamana tabi olduğuna hem de zamanın dışına çıkabildiğine işaret edilmektedir. Bu da şu anlama gelir ki, bu kimseler geçmişte yaşamış kimseler olabileceği gibi günümüzde yaşayan ya da gelecekte ortaya çıkacak olan kimseler de olabilirler. Bu üç kıssanın hem kendi içlerinde gizledikleri işaretleri hem de birbirleri ile olan benzerliklerini incelemek bizlere Kuran'ın sırlarını anlamada çok yardımcı olacaktır.

    1. İki denizin birleştiği yer / İki dağın arası

    2. Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)

    "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." (Kehf Suresi, 96)

    3. Geminin batırılması / Güneşin gözede batması

    4. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)

    5. Musa'nın genç yardımcısı / Kehf ehlinin genç olması

    6. Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini artırmıştık. (Kehf Suresi, 13)

    7. Güneşin Doğduğu ve Battığı Yer

    8. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. (Kehf Suresi, 90)

    (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın. (Kehf Suresi, 17)

    9. Bir Yere Ulaşma

    10. Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf Suresi, 93)

    11. Set / Duvar / Mescit İnşa Edilmesi

    12. Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 94)

    (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)

    13. Balık ve Köpek

    14. Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 18)

    Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    (Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu." (Kehf Suresi, 63)

    15. Yaptıkları İş İçin Ücret Almamaları

    16. (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)

    17. Güç Yetirememe

    18. Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Kehf Suresi, 75)

    Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 97)

    19. Üç Yol Tutma

    20. Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)

    Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 74)

    (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 85)

    Sonra (yine) bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 89)

    Sonra bir yol (daha) tuttu. (Kehf Suresi, 92)

    21. Balığın ve Güneşin Kaybolması

    22. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    23. Özel İlim Verilmesi

    24. Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 84)

    Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (Kehf Suresi, 65)

    25. Özü Kapsayan Bilgi

    26. (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (Kehf Suresi, 68)

    İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)

    14. Zorbalık Yapan Bir Yönetim

    "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (Kehf Suresi, 79)

    Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 14)

    15. Allah'ın Verdiğinin Daha Hayırlı Olması

    Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." (Kehf Suresi, 81)

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)

    16. Öğüt

    Sana Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf Suresi, 83)

    Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." (Kehf Suresi, 70)


  9. 31.Ocak.2012, 04:58
    5
    Özel Üye
    Ashab-ı Kehf, Zülkarneyn ve Hızır Kıssaları Arasındaki Benzerlikler

    Kuran, geçmişteki kavimlerin yaşadığı olaylar kadar ahir zamanda ve sonrasında yaşanacak olaylar hakkında da bizlere çeşitli bilgiler verir. Bu anlamda dikkat çeken kıssaların bir araya toplandığı surelerden biri ise Kuran'ın onsekizinci suresi olan Kehf Suresi'dir. Bu surede Kehf ehli adı verilen gençlerden oluşan bir topluluktan, Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın birlikteliğinden ve Allah'ın kendisine iktidar verdiği bildirilen Zülkarneyn'den bahsedilmektedir. Allah'ın dikkat çektiği bu üç kıssada da kişilerin bizim anladığımız anlamda bir zaman kavramına tabi olmadıkları, aksine zamansızlık ilmine vakıf oldukları anlaşılmaktadır. Zira Kehf ehlinin üç yüz yıl kadar uykuya yatıp sonrasında tekrar hayata döndüklerine, Hz. Hızır'ın gayb hakkında bilgi sahibi olduğu ve zaman içerisinde gidip gelebildiğine, Zülkarneyn'in ise hem zamana tabi olduğuna hem de zamanın dışına çıkabildiğine işaret edilmektedir. Bu da şu anlama gelir ki, bu kimseler geçmişte yaşamış kimseler olabileceği gibi günümüzde yaşayan ya da gelecekte ortaya çıkacak olan kimseler de olabilirler. Bu üç kıssanın hem kendi içlerinde gizledikleri işaretleri hem de birbirleri ile olan benzerliklerini incelemek bizlere Kuran'ın sırlarını anlamada çok yardımcı olacaktır.

    1. İki denizin birleştiği yer / İki dağın arası

    2. Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)

    "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." (Kehf Suresi, 96)

    3. Geminin batırılması / Güneşin gözede batması

    4. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)

    5. Musa'nın genç yardımcısı / Kehf ehlinin genç olması

    6. Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)

    Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini artırmıştık. (Kehf Suresi, 13)

    7. Güneşin Doğduğu ve Battığı Yer

    8. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. (Kehf Suresi, 90)

    (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın. (Kehf Suresi, 17)

    9. Bir Yere Ulaşma

    10. Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf Suresi, 93)

    11. Set / Duvar / Mescit İnşa Edilmesi

    12. Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 94)

    (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)

    13. Balık ve Köpek

    14. Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 18)

    Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    (Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu." (Kehf Suresi, 63)

    15. Yaptıkları İş İçin Ücret Almamaları

    16. (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)

    17. Güç Yetirememe

    18. Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Kehf Suresi, 75)

    Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 97)

    19. Üç Yol Tutma

    20. Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)

    Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 74)

    (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)

    O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 85)

    Sonra (yine) bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 89)

    Sonra bir yol (daha) tuttu. (Kehf Suresi, 92)

    21. Balığın ve Güneşin Kaybolması

    22. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86)

    Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)

    23. Özel İlim Verilmesi

    24. Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 84)

    Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (Kehf Suresi, 65)

    25. Özü Kapsayan Bilgi

    26. (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (Kehf Suresi, 68)

    İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)

    14. Zorbalık Yapan Bir Yönetim

    "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (Kehf Suresi, 79)

    Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 14)

    15. Allah'ın Verdiğinin Daha Hayırlı Olması

    Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." (Kehf Suresi, 81)

    Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)

    16. Öğüt

    Sana Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf Suresi, 83)

    Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." (Kehf Suresi, 70)


  10. 31.Ocak.2012, 04:58
    6
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kur’ân-ı Kerîm 'de Mehdi bahsediliyor mu ?

    17. Rabbinden Bir Rahmettir

    (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 82)

    Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf Suresi, 98)

    Talut Kıssası ve Hz. Mehdi

    Peygamberimiz bir hadisinde Talut kıssasına dikkat çekerek şöyle demektedir:

    "Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)

    Mehdi ve yardımcılarından bahseden bu hadis, Hz. Mehdi ile Hz. Talut'un mücadelelerinde bir takım ortak özelliklerin bulunabileceğine dikkat çekerek, ileride gelecek Mehdi ve yardımcılarına bu ibretli kıssadan hem ikaz, hem irşad alabileceklerini bildirmektedir.

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve beden gücünü artırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

    - Ayette Talut'un o kavmin peygamberi tarafından müjdelendiğini görüyoruz. Aynı şekilde Hz. Mehdi de Resulullah Efendimiz tarafından yüzlerce hadisiyle müjdelenmiştir.

    - Ayetten aynı zamanda, Talut'un hükümranlığına itiraz edenlerin gerekçelerinin geçersiz olduğunu, onu hükümranlığa layık kılan asıl sebebin Allah'ın onu seçmesi ve diğer insanlara göre fiziksel, akli ve ilmi yönden üstün kılması olduğunu görüyoruz. Bu üstün özelliklerin, tüm yeryüzünün hakimi kılınacak Hz. Mehdi'de de fazlasıyla olması gerektiğini ayetin işaretinden anlamaktayız.

    - Talut'un ordusu hakkında Kuran'da kesin bir sayı belirtilmemekle birlikte bu ordunun sayısının düşmana oranla çok daha az olduğunu anlamaktayız:

    - ...Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 249)
    Mehdi ile Talut'un mücadelelerinde başka benzerlikler de bulunmaktadır:

    Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır." (Bakara Suresi, 248)

    Bu ayette Talut'un hükümranlığının belgesi olarak gösterilen kutsal Tabut, Mehdi'nin de hükümranlığının alametlerinden biri olacaktır. Bu konudaki hadisler şöyledir:

    Hz. Mehdi, Tabut'u Sekine'yi Antakya mağarasından çıkaracaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 54)

    Mehdi'nin elinde (zamanında) Sekine bulunan Tabut, Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis'te O'nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 77)

    Hz. Mehdi... Beyt-ül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u Sekine'yi, Ben-i İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz. Adem'in cübbesini, Hz. Süleyman'ın minberinin asasını ve Allah'ın Ben-i İsrail'e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenlerini çıkaracaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 35)

    Görüldüğü gibi, Kuran-ı Kerim'deki Talut Kıssası'nda bahsedilen Tabut'un bulunması olayı ile Peygamberimiz'in hadislerinde geçen Mehdi'nin Tabut'u ortaya çıkarması arasında oldukça dikkat çekici benzerlikler vardır.

    Bir başka benzerlik de Talut'un ve Mehdi'nin ordularının nefisleriyle imtihan edilmeleri konusunda görülmektedir. Ayette Talut'un ordusunun bir ırmakla denendiğinden bahsedilmektedir:

    Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir." Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)

    Ayette belirtildiği gibi Hz. Talut'a tabi olanların birçoğu nefislerine uymuşlar, Allah'ın uyarmasına karşın yasaklanmış ırmaktan bir avuçtan fazla su içmişler ve kendilerine zarar vererek, düşmanla savaşacak güçten kesilmişlerdir.

    Ahir zamanda Mehdi'nin yanında mücadele eden insanlar da, böyle bir takım imtihanlardan geçirilecektir. Peygamberimiz'in bu konudaki bir hadisinde, Talut'un ırmak ile imtihan olan ordusu gibi Mehdi'nin ordusunun da aynı imtihandan geçirileceği anlatılmaktadır:

    Muhakkak ki ben, Deccal'in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha iyi bilmekteyim. Onun yanında akmakta olan iki ırmak vardır. Onlardan biri göz görüşü ile beyaz bir sudur. Diğeri de göz görüşü ile kendi kendine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona erişirse ateş olarak gördüğü ırmağa gelsin. Sonra başını daldırsın. Sonra başını aşşağı eğip ondan içsin. Çünkü o nehir soğuk bir sudur. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.480)

    İnkarcı sistemin fitnesi ile karşılaşanlar, dış görünüşü kendilerine güzel görünen fakat Allah'ın haram kıldığı fiilleri işleyerek nefslerine yenik düşmüşler ve dünya hayatının imtihanını kaybetmişlerdir. Her ne pahasına olursa olsun Allah'ın sınırlarını koruyan ve bundan taviz vermeyen küçük bir grup halis ve kararlı mümin ise Hz. Mehdi'nin has ordusunu oluşturacak ve karşılarında Allah'ın izniyle hiçbir kuvvet duramayacaktır. Ayetteki, "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249) ifadesi bunun teminatıdır.

    Talut'un Gönderildiğinin "Haber Verilmesi" ve "1999" Yılı

    Talut'un gönderildiğinin kavmine müjdelenmesi ile ilgili ayetin sayısal değerinde de çok ilginç bir işaret vardır:

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona mal (servet) bolluğu verilmemişken nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgisi ve bedeni gücünü artırdı. Allah kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

    ... Allah size Talut'u melik olarak gönderdi...

    EBCED DEĞERİ = 1420

    Hicri:1420 = Miladi:1999

    Hz. Süleyman ve Mehdi

    Kuran'da Hz. Zülkarneyn'e olduğu gibi Hz. Süleyman'a da çok büyük bir mülk ve güç verildiği bildirilmektedir. Allah, Hz. Süleyman'ın emrine cinleri vermiş ve o da bunları bir takım mucizevi işleri gerçekleştirmek için kullanmıştır. Allah, Kuran'ın farklı surelerinde Hz. Davud'a ve oğlu Hz. Süleyman'a verilen söz konusu güçler, çok farklı ilimler ve bunun karşılığında onların Allah'a içten şükredişlerini anlatır:

    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler. Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür." Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi, 15-17)

    Sebe Suresi'nde aynı konu şu şekilde anlatılır:

    Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık. Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır. (Sebe Suresi, 12-13)

    Peygamberimiz'in bir hadisinde ise Mehdi'ye de önemli bir güç verileceği haber verilmiştir:

    (Mehdi) bütün dünyaya malik olacaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

    Rivayetlerde Hz. Süleyman ve Mehdi arasında ikisine de büyük bir hakimiyet verilmesinden başka ortak özellikler de olduğu bildirilmiştir. Bunlardan birkaçı şöyledir:

    Bolluk Ve Bereket Getirmeleri

    Allah daha önce kimseye vermediği bir mülk ve pek çok ilim verdiği Hz. Süleyman döneminde çok büyük bir bolluk da yaşatmıştır.

    İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut." Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır. (Sad Suresi, 39-40)

    Mehdi'nin geldiği ve İslam ahlakının yaşandığı ahir zamanda da aynı bolluk ve bereketin yaşanacağına rivayetlerde işaret edilmektedir:

    Ümmetim o devirde (Mehdi devrinde) öyle bir refah bulacaktır ki o güne kadar onun mislini kesinlikle bulmamıştır. (Sünen-i İbni Mace, 10/347)

    Adaletli Olmaları

    Hz. Süleyman (a.s.) pek adaletli bir hükümdardı. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Mehdi daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 11)

    Öncesinde Büyük Bir Fitne Ortamı Vardır

    Hz. Süleyman (a.s.)'ın saltanatından önce pek büyük bir fitne olmuştu. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Hz Mehdi'den önce yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecek. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

    40 Yıl Başta Kalmaları

    Hz. Süleyman (a.s.) 40 yıl maddi-manevi saltanat sürmüştür. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Hz. Mehdi (de) 40 yıl baki kalacaktır. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri, s. 50)

    Devirlerinin Kutsal Emanetleri Onların Yanındadır

    Hz. Süleyman (a.s.)'ın yanında devrinin kutsal emanetleri (Tevrat'ı şerif, Asa-yı Musa) bulunurdu. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    (Mehdi'nin) alametlerine gelince beraberinde, Allah resulünün gömleği, kılıncı, sancağı (kutsal emanetler) bulunacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 164)

    Dönemlerinde İmara Çok Büyük Önem Verilir

    Hz. Süleyman (a.s) zamanında imar işlerine büyük önem verilmişti. Emrinde birçok mimar ve sanatkar çalıştırırdı. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)


  11. 31.Ocak.2012, 04:58
    6
    Özel Üye
    17. Rabbinden Bir Rahmettir

    (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)

    "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 82)

    Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf Suresi, 98)

    Talut Kıssası ve Hz. Mehdi

    Peygamberimiz bir hadisinde Talut kıssasına dikkat çekerek şöyle demektedir:

    "Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)

    Mehdi ve yardımcılarından bahseden bu hadis, Hz. Mehdi ile Hz. Talut'un mücadelelerinde bir takım ortak özelliklerin bulunabileceğine dikkat çekerek, ileride gelecek Mehdi ve yardımcılarına bu ibretli kıssadan hem ikaz, hem irşad alabileceklerini bildirmektedir.

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve beden gücünü artırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

    - Ayette Talut'un o kavmin peygamberi tarafından müjdelendiğini görüyoruz. Aynı şekilde Hz. Mehdi de Resulullah Efendimiz tarafından yüzlerce hadisiyle müjdelenmiştir.

    - Ayetten aynı zamanda, Talut'un hükümranlığına itiraz edenlerin gerekçelerinin geçersiz olduğunu, onu hükümranlığa layık kılan asıl sebebin Allah'ın onu seçmesi ve diğer insanlara göre fiziksel, akli ve ilmi yönden üstün kılması olduğunu görüyoruz. Bu üstün özelliklerin, tüm yeryüzünün hakimi kılınacak Hz. Mehdi'de de fazlasıyla olması gerektiğini ayetin işaretinden anlamaktayız.

    - Talut'un ordusu hakkında Kuran'da kesin bir sayı belirtilmemekle birlikte bu ordunun sayısının düşmana oranla çok daha az olduğunu anlamaktayız:

    - ...Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 249)
    Mehdi ile Talut'un mücadelelerinde başka benzerlikler de bulunmaktadır:

    Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır." (Bakara Suresi, 248)

    Bu ayette Talut'un hükümranlığının belgesi olarak gösterilen kutsal Tabut, Mehdi'nin de hükümranlığının alametlerinden biri olacaktır. Bu konudaki hadisler şöyledir:

    Hz. Mehdi, Tabut'u Sekine'yi Antakya mağarasından çıkaracaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 54)

    Mehdi'nin elinde (zamanında) Sekine bulunan Tabut, Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis'te O'nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 77)

    Hz. Mehdi... Beyt-ül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u Sekine'yi, Ben-i İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz. Adem'in cübbesini, Hz. Süleyman'ın minberinin asasını ve Allah'ın Ben-i İsrail'e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenlerini çıkaracaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 35)

    Görüldüğü gibi, Kuran-ı Kerim'deki Talut Kıssası'nda bahsedilen Tabut'un bulunması olayı ile Peygamberimiz'in hadislerinde geçen Mehdi'nin Tabut'u ortaya çıkarması arasında oldukça dikkat çekici benzerlikler vardır.

    Bir başka benzerlik de Talut'un ve Mehdi'nin ordularının nefisleriyle imtihan edilmeleri konusunda görülmektedir. Ayette Talut'un ordusunun bir ırmakla denendiğinden bahsedilmektedir:

    Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir." Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)

    Ayette belirtildiği gibi Hz. Talut'a tabi olanların birçoğu nefislerine uymuşlar, Allah'ın uyarmasına karşın yasaklanmış ırmaktan bir avuçtan fazla su içmişler ve kendilerine zarar vererek, düşmanla savaşacak güçten kesilmişlerdir.

    Ahir zamanda Mehdi'nin yanında mücadele eden insanlar da, böyle bir takım imtihanlardan geçirilecektir. Peygamberimiz'in bu konudaki bir hadisinde, Talut'un ırmak ile imtihan olan ordusu gibi Mehdi'nin ordusunun da aynı imtihandan geçirileceği anlatılmaktadır:

    Muhakkak ki ben, Deccal'in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha iyi bilmekteyim. Onun yanında akmakta olan iki ırmak vardır. Onlardan biri göz görüşü ile beyaz bir sudur. Diğeri de göz görüşü ile kendi kendine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona erişirse ateş olarak gördüğü ırmağa gelsin. Sonra başını daldırsın. Sonra başını aşşağı eğip ondan içsin. Çünkü o nehir soğuk bir sudur. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.480)

    İnkarcı sistemin fitnesi ile karşılaşanlar, dış görünüşü kendilerine güzel görünen fakat Allah'ın haram kıldığı fiilleri işleyerek nefslerine yenik düşmüşler ve dünya hayatının imtihanını kaybetmişlerdir. Her ne pahasına olursa olsun Allah'ın sınırlarını koruyan ve bundan taviz vermeyen küçük bir grup halis ve kararlı mümin ise Hz. Mehdi'nin has ordusunu oluşturacak ve karşılarında Allah'ın izniyle hiçbir kuvvet duramayacaktır. Ayetteki, "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249) ifadesi bunun teminatıdır.

    Talut'un Gönderildiğinin "Haber Verilmesi" ve "1999" Yılı

    Talut'un gönderildiğinin kavmine müjdelenmesi ile ilgili ayetin sayısal değerinde de çok ilginç bir işaret vardır:

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona mal (servet) bolluğu verilmemişken nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgisi ve bedeni gücünü artırdı. Allah kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

    ... Allah size Talut'u melik olarak gönderdi...

    EBCED DEĞERİ = 1420

    Hicri:1420 = Miladi:1999

    Hz. Süleyman ve Mehdi

    Kuran'da Hz. Zülkarneyn'e olduğu gibi Hz. Süleyman'a da çok büyük bir mülk ve güç verildiği bildirilmektedir. Allah, Hz. Süleyman'ın emrine cinleri vermiş ve o da bunları bir takım mucizevi işleri gerçekleştirmek için kullanmıştır. Allah, Kuran'ın farklı surelerinde Hz. Davud'a ve oğlu Hz. Süleyman'a verilen söz konusu güçler, çok farklı ilimler ve bunun karşılığında onların Allah'a içten şükredişlerini anlatır:

    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler. Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür." Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi, 15-17)

    Sebe Suresi'nde aynı konu şu şekilde anlatılır:

    Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık. Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır. (Sebe Suresi, 12-13)

    Peygamberimiz'in bir hadisinde ise Mehdi'ye de önemli bir güç verileceği haber verilmiştir:

    (Mehdi) bütün dünyaya malik olacaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

    Rivayetlerde Hz. Süleyman ve Mehdi arasında ikisine de büyük bir hakimiyet verilmesinden başka ortak özellikler de olduğu bildirilmiştir. Bunlardan birkaçı şöyledir:

    Bolluk Ve Bereket Getirmeleri

    Allah daha önce kimseye vermediği bir mülk ve pek çok ilim verdiği Hz. Süleyman döneminde çok büyük bir bolluk da yaşatmıştır.

    İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut." Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır. (Sad Suresi, 39-40)

    Mehdi'nin geldiği ve İslam ahlakının yaşandığı ahir zamanda da aynı bolluk ve bereketin yaşanacağına rivayetlerde işaret edilmektedir:

    Ümmetim o devirde (Mehdi devrinde) öyle bir refah bulacaktır ki o güne kadar onun mislini kesinlikle bulmamıştır. (Sünen-i İbni Mace, 10/347)

    Adaletli Olmaları

    Hz. Süleyman (a.s.) pek adaletli bir hükümdardı. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Mehdi daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 11)

    Öncesinde Büyük Bir Fitne Ortamı Vardır

    Hz. Süleyman (a.s.)'ın saltanatından önce pek büyük bir fitne olmuştu. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Hz Mehdi'den önce yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecek. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

    40 Yıl Başta Kalmaları

    Hz. Süleyman (a.s.) 40 yıl maddi-manevi saltanat sürmüştür. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Hz. Mehdi (de) 40 yıl baki kalacaktır. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri, s. 50)

    Devirlerinin Kutsal Emanetleri Onların Yanındadır

    Hz. Süleyman (a.s.)'ın yanında devrinin kutsal emanetleri (Tevrat'ı şerif, Asa-yı Musa) bulunurdu. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    (Mehdi'nin) alametlerine gelince beraberinde, Allah resulünün gömleği, kılıncı, sancağı (kutsal emanetler) bulunacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 164)

    Dönemlerinde İmara Çok Büyük Önem Verilir

    Hz. Süleyman (a.s) zamanında imar işlerine büyük önem verilmişti. Emrinde birçok mimar ve sanatkar çalıştırırdı. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)

    Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)





+ Yorum Gönder