Konusunu Oylayın.: Kur'an'da kardeşlik hukuku

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an'da kardeşlik hukuku
  1. 24.Ocak.2012, 08:21
    1
    Misafir

    Kur'an'da kardeşlik hukuku

  2. 27.Ocak.2012, 21:17
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kur'an'da kardeşlik hukuku




    “Dinimizin ilk emri Okudur."
    Bu sözlerin ayet olduğunu genelde hepimiz biliriz, hepimiz savunuruz ve hepimiz yeri geldikçe kullanmaya çalışırız.
    Kur’an’ın kardeşlik konusunda ne dediğini pek merak etmeyiz.
    Müslümanlar bu kardeşliği, ne ölçüde yaşamaya ve bu hukuka ne kadar uymaya çalıştıkları pek tartışmayız.
    Öncelikle, Kur’an’ın kimleri kardeş olarak tanımladığına bakalım.
    Kan ve süt kardeşliği, aynı anne ve babadan meydana gelen veya süt emzirilmeyle oluşan yada anne ve babaları evlendiği için hukuki anlamda kardeş olanlar.
    Aynı dini inançlara ve ideallere sahip olan din kardeşliği.
    Akrabalık ilişkileri, velayet hakkı ve miras hukuku bu tür kardeşliğin konusudur.
    İkinci kardeşlik çeşidi ise, insan olmaktan kaynaklanan genel bir sorumluluk ve aynı ortamı paylaşmak gibi zorunlu hallerde ortaya çıkan, dini aynı olmayan kimseleri de içine alan insani sorumluluk kardeşliğidir. Haiti'de veya dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen deprem ve büyük afetlerde insanlık alemi olarak sorumluluğumuzu ifade eden geniş bir şemsiyedir. Bu tür kardeşlik tabirini Kur’an Peygamberler ile onların kendilerine mesaj getirdikleri toplumları arasında da kullanır:
    « Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'i gönderdik.“ (A’raf, 85)
    Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz konu tabiki din kardeşliğidir.
    Bu kardeşlikle ilgili Hucurat Suresi çok önemli ilkeleri ortaya koyuyor :
    a. Kardeşlerin arasının düzeltmesi,
    c. Kardeşlerin, birbirini karalamaması,
    e. Birbirinden gereksiz yere şüphe etmemesi,
    g. Birbirini çekiştirmemesi,
    ı. Birbirine kin ve nefret duymaması.
    k. Aralarında adaleti gözetmesi gerekmektedir.
    “Eğer mü’minlerden iki grup savaşa tutuşurlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine tecavüz ederse, 'ın emrine dönünceye kadar tecavüz edene karşı savaşın. Eğer dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz , adaletli olanları sever.
    Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve 'tan korkun ki merhamet olunabilesiniz.
    Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizi karalamayın. Birbirinizi kötü isimlerle çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.
    'tan korkun, kuşkusuz , tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir.
    Ayetlerin müminler için yol gösterici kılavuz, uyarıcı ve öğüt verici mesajlar olduğuna iman ediyorsak, bu ayetleri ölülere fayda versin diye ruhlarına hediye etmeden önce, kendi ruhumuza ne kadar fayda verdiğini ve bizi ne kadar dirilttiğini kontrol edelim. Eğer bu ayetler biz yaşayanlara etki etmiyorsa, bize fayda vermiyor ve bizi düzeltmiyorsa, kardeşliğimizi yaşatmıyorsa, ölülerimize bir faydası dokunacağını zannetmiyoruz.


  3. 27.Ocak.2012, 21:17
    2
    Editör



    “Dinimizin ilk emri Okudur."
    Bu sözlerin ayet olduğunu genelde hepimiz biliriz, hepimiz savunuruz ve hepimiz yeri geldikçe kullanmaya çalışırız.
    Kur’an’ın kardeşlik konusunda ne dediğini pek merak etmeyiz.
    Müslümanlar bu kardeşliği, ne ölçüde yaşamaya ve bu hukuka ne kadar uymaya çalıştıkları pek tartışmayız.
    Öncelikle, Kur’an’ın kimleri kardeş olarak tanımladığına bakalım.
    Kan ve süt kardeşliği, aynı anne ve babadan meydana gelen veya süt emzirilmeyle oluşan yada anne ve babaları evlendiği için hukuki anlamda kardeş olanlar.
    Aynı dini inançlara ve ideallere sahip olan din kardeşliği.
    Akrabalık ilişkileri, velayet hakkı ve miras hukuku bu tür kardeşliğin konusudur.
    İkinci kardeşlik çeşidi ise, insan olmaktan kaynaklanan genel bir sorumluluk ve aynı ortamı paylaşmak gibi zorunlu hallerde ortaya çıkan, dini aynı olmayan kimseleri de içine alan insani sorumluluk kardeşliğidir. Haiti'de veya dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen deprem ve büyük afetlerde insanlık alemi olarak sorumluluğumuzu ifade eden geniş bir şemsiyedir. Bu tür kardeşlik tabirini Kur’an Peygamberler ile onların kendilerine mesaj getirdikleri toplumları arasında da kullanır:
    « Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'i gönderdik.“ (A’raf, 85)
    Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz konu tabiki din kardeşliğidir.
    Bu kardeşlikle ilgili Hucurat Suresi çok önemli ilkeleri ortaya koyuyor :
    a. Kardeşlerin arasının düzeltmesi,
    c. Kardeşlerin, birbirini karalamaması,
    e. Birbirinden gereksiz yere şüphe etmemesi,
    g. Birbirini çekiştirmemesi,
    ı. Birbirine kin ve nefret duymaması.
    k. Aralarında adaleti gözetmesi gerekmektedir.
    “Eğer mü’minlerden iki grup savaşa tutuşurlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine tecavüz ederse, 'ın emrine dönünceye kadar tecavüz edene karşı savaşın. Eğer dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz , adaletli olanları sever.
    Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve 'tan korkun ki merhamet olunabilesiniz.
    Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizi karalamayın. Birbirinizi kötü isimlerle çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.
    'tan korkun, kuşkusuz , tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir.
    Ayetlerin müminler için yol gösterici kılavuz, uyarıcı ve öğüt verici mesajlar olduğuna iman ediyorsak, bu ayetleri ölülere fayda versin diye ruhlarına hediye etmeden önce, kendi ruhumuza ne kadar fayda verdiğini ve bizi ne kadar dirilttiğini kontrol edelim. Eğer bu ayetler biz yaşayanlara etki etmiyorsa, bize fayda vermiyor ve bizi düzeltmiyorsa, kardeşliğimizi yaşatmıyorsa, ölülerimize bir faydası dokunacağını zannetmiyoruz.





+ Yorum Gönder