Konusunu Oylayın.: Kardeşlik ile ilgili kıssalar

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 6 kişi
Kardeşlik ile ilgili kıssalar
  1. 23.Ocak.2012, 22:50
    1
    Misafir

    Kardeşlik ile ilgili kıssalar






    Kardeşlik ile ilgili kıssalar Mumsema Kardeşlik ile ilgili kıssalar nelerdir Kardeşlik hakkında kıssa örneği yayımlar mısınız ?


  2. 23.Ocak.2012, 22:50
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 29.Ocak.2012, 14:01
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kardeşlik ile ilgili kıssalar




    İşte Kardeşlik Böyle Birşey

    Bir zamanlar birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardiGünlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden olduIki kardes birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilikgiderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere biraktiBunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladiBir sabah bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldiElinde büyük bir marangoz çantasi vardi
    Ev sahibinden geçici bir is istedi:
    -Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa size yardimci olmak isterimdedi
    -Elimden hemen her is gelir Birkaç gün çalisirim isi bitiririmBüyük kardesin aklina o an bir “is” geldi
    -Evet sana göre bir isim var` dedi ve küçük
    kardesinin çiftligini isaret etti
    -Su derenin karsisindaki çiftlik komsumundur Daha dogrusubenim küçük kardesime aittir o çiftlik Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardiSonra
    o buldozeriyle oraya irmak bendi
    yapti ve simdi aramizda otlak yerine çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere varIs isteyen adam büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
    -Benden ne yapmami istiyorsunuz? dediBüyük kardes önce kuskusunu sonra da kararini
    açikladi:-Kardesim bunu bana aci vermek için yapmis olabilirdedi-Fakat simdi ben onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagimBunlari söyledikten sonra adami aldi ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden bu kütükleri kullanarak iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte
    bir çit yapmani istiyorum dedi
    -Kaç gün çalisirsan çalis nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki
    gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasinIs arayan usta basini salladi:-Sanirim durumu anladim efendim dedi
    -Simdi bana çivilerin kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayimBüyük kardes ustaya kazma küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten
    sonra alisveris yapmak için kasabaya gitti Usta ise tüm gün boyunca ölçerek keserekçivileyerek ***ı bir biçimde çalismaya koyulduAksam günes batarken o isini bitirmis çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis kasabadan dönüyordu Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi Karsisinda yapilmasini istedigi çit yoktu amaderenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi Biri kendi çiftliginin topragina
    öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerindeyanlarindaki
    korkuluklarina varincaya dek tüm
    ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla “ustaisi” denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyorduBüyük kardes hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederkenkarsidan
    birinin geldigini gördü Dikkatle baktiginda gelen kisinin komsusu yani küçük kardesi oldugunu anladiKardesi kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdindedi agabeyine-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel…Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardeslerköprünün ortasinda bir
    araya geldiler ve özlemle kucaklastilar Büyük kardes bir ara arkasina baktigindaçantasini toplayip oradan ayrilmakta olan ustayi gördü
    -Gitme dur bekle diye seslendi ona
    -Sana yaptiracagim birkaç is daha var çiftligimde…
    Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim gitmem gerek dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç ek*** olmasinKöprüleri kurduktan sonra da yikilmamasi için sık sık bakimini yapin yani sevdiklerinize zaman ayirin o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin”(alıntı)


  4. 29.Ocak.2012, 14:01
    2
    Özel Üye



    İşte Kardeşlik Böyle Birşey

    Bir zamanlar birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardiGünlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden olduIki kardes birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilikgiderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere biraktiBunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladiBir sabah bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldiElinde büyük bir marangoz çantasi vardi
    Ev sahibinden geçici bir is istedi:
    -Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa size yardimci olmak isterimdedi
    -Elimden hemen her is gelir Birkaç gün çalisirim isi bitiririmBüyük kardesin aklina o an bir “is” geldi
    -Evet sana göre bir isim var` dedi ve küçük
    kardesinin çiftligini isaret etti
    -Su derenin karsisindaki çiftlik komsumundur Daha dogrusubenim küçük kardesime aittir o çiftlik Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardiSonra
    o buldozeriyle oraya irmak bendi
    yapti ve simdi aramizda otlak yerine çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere varIs isteyen adam büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
    -Benden ne yapmami istiyorsunuz? dediBüyük kardes önce kuskusunu sonra da kararini
    açikladi:-Kardesim bunu bana aci vermek için yapmis olabilirdedi-Fakat simdi ben onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagimBunlari söyledikten sonra adami aldi ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden bu kütükleri kullanarak iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte
    bir çit yapmani istiyorum dedi
    -Kaç gün çalisirsan çalis nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki
    gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasinIs arayan usta basini salladi:-Sanirim durumu anladim efendim dedi
    -Simdi bana çivilerin kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayimBüyük kardes ustaya kazma küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten
    sonra alisveris yapmak için kasabaya gitti Usta ise tüm gün boyunca ölçerek keserekçivileyerek ***ı bir biçimde çalismaya koyulduAksam günes batarken o isini bitirmis çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis kasabadan dönüyordu Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi Karsisinda yapilmasini istedigi çit yoktu amaderenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi Biri kendi çiftliginin topragina
    öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerindeyanlarindaki
    korkuluklarina varincaya dek tüm
    ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla “ustaisi” denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyorduBüyük kardes hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederkenkarsidan
    birinin geldigini gördü Dikkatle baktiginda gelen kisinin komsusu yani küçük kardesi oldugunu anladiKardesi kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdindedi agabeyine-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel…Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardeslerköprünün ortasinda bir
    araya geldiler ve özlemle kucaklastilar Büyük kardes bir ara arkasina baktigindaçantasini toplayip oradan ayrilmakta olan ustayi gördü
    -Gitme dur bekle diye seslendi ona
    -Sana yaptiracagim birkaç is daha var çiftligimde…
    Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim gitmem gerek dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç ek*** olmasinKöprüleri kurduktan sonra da yikilmamasi için sık sık bakimini yapin yani sevdiklerinize zaman ayirin o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin”(alıntı)


  5. 03.Nisan.2012, 23:46
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kardeşlik ile ilgili kıssalar

    Kardeşlik Örneği
    Huzeyfetü'l-Adevî (r.a.) anlatır:
    Yermük Muhârebesi’ndeydik. Çarpışmanın şiddeti geçmiş, ok ve mızrak darbeleri ile yaralanan müslümanlar, düştükleri sıcak kumların üzerinde can vermeye başlamışlardı. Bu arada ben de bin bir güçlükle kendimi toparlayarak, amcamın oğlunu aramaya başladım. Son anlarını yaşayan yaralıların arasında biraz dolaştıktan sonra, nihayet aradığımı buldum. Fakat ne çare, bir kan gölü içinde yatan amcamın oğlu, göz işaretleriyle dahi zor konuşabiliyordu. Daha evvel hazırladığım su kırbasını göstererek: Hemen yanına vardım, su ister misin, dedim.
    Belli ki istiyordu, çünkü dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu. Fakat cevap verecek mecali yoktu. Göz işareti ile de muzdarip hâlini ima eder gibiydi.
    Ben kırbanın ağzını açtım, suyu kendisine doğru uzatırken biraz ötedeki yaralıların arasından bir “Âh!” sesi duyuldu:
    Amcamın oğlu, bu feryadı duyar duymaz, kendisinden vazgeçerek kaş ve göz işaretiyle suyu hemen ona götürmemi istedi.
    Kızgın kumların üzerinde yatan şehîdlerin aralarından koşa koşa ona yetiştim. Baktım ki o, Kkanlar içerisindeki Hişâm bin Âs imiş. Ona:
    “–Su ister misin?” diye sordum. O da göz işaretiyle “Evet!” dedi. Tam suyu içeceği esnada bir başka yaralının “Âh, âh!” diye inlediği duyuldu. Hişâm, suyu ona götürmemi işaret etti.
    Onun yanına vardığımda şehîd olmuştu. Derhâl Hişâm’ın yanına geri döndüm, kırbayı uzatırken bir de ne göreyim; o da şehîd olmuş!
    Bari amcamın oğluna yetişeyim dedim. Koşa koşa ona gittim. Ne çare ki, o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula ruhunu teslîm etmişti… Elimdeki kırba, dolu olarak üç şehîdin ortasında kaldı. (Bkz. Kurtubî, XVII, 28; Zeylaî, Nasbu’r-Râye, II, 318; Hâkim, III, 270/5058.)
    Huzeyfe –(r.a.)- o andaki hâlet-i rûhiyesini şöyle anlatır:
    “Hayatımda birçok hâdiseyle karşılaştım. Fakat hiçbiri beni bu kadar duygulandırıp heyecanlandırmadı. Aralarında akrabalık gibi bir bağ bulunmadığı hâlde, bunların birbirlerine karşı bu derecedeki diğergâm, fedâkâr ve şefkatli hâlleri, (yâni son nefeslerini de hayatlarındaki gibi fazîlet içerisinde vermeleri ve «Ancak müslüman olarak ölünüz.» âyet-i kerîmesinin (Âl-i İmrân, 3/102) şuuru ile hayata veda edebilmeleri), gıpta ile seyredip hayran olduğum büyük bir iman celâdeti olarak hafızamda derin izler bıraktı…”




  6. 03.Nisan.2012, 23:46
    3
    Moderatör
    Kardeşlik Örneği
    Huzeyfetü'l-Adevî (r.a.) anlatır:
    Yermük Muhârebesi’ndeydik. Çarpışmanın şiddeti geçmiş, ok ve mızrak darbeleri ile yaralanan müslümanlar, düştükleri sıcak kumların üzerinde can vermeye başlamışlardı. Bu arada ben de bin bir güçlükle kendimi toparlayarak, amcamın oğlunu aramaya başladım. Son anlarını yaşayan yaralıların arasında biraz dolaştıktan sonra, nihayet aradığımı buldum. Fakat ne çare, bir kan gölü içinde yatan amcamın oğlu, göz işaretleriyle dahi zor konuşabiliyordu. Daha evvel hazırladığım su kırbasını göstererek: Hemen yanına vardım, su ister misin, dedim.
    Belli ki istiyordu, çünkü dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu. Fakat cevap verecek mecali yoktu. Göz işareti ile de muzdarip hâlini ima eder gibiydi.
    Ben kırbanın ağzını açtım, suyu kendisine doğru uzatırken biraz ötedeki yaralıların arasından bir “Âh!” sesi duyuldu:
    Amcamın oğlu, bu feryadı duyar duymaz, kendisinden vazgeçerek kaş ve göz işaretiyle suyu hemen ona götürmemi istedi.
    Kızgın kumların üzerinde yatan şehîdlerin aralarından koşa koşa ona yetiştim. Baktım ki o, Kkanlar içerisindeki Hişâm bin Âs imiş. Ona:
    “–Su ister misin?” diye sordum. O da göz işaretiyle “Evet!” dedi. Tam suyu içeceği esnada bir başka yaralının “Âh, âh!” diye inlediği duyuldu. Hişâm, suyu ona götürmemi işaret etti.
    Onun yanına vardığımda şehîd olmuştu. Derhâl Hişâm’ın yanına geri döndüm, kırbayı uzatırken bir de ne göreyim; o da şehîd olmuş!
    Bari amcamın oğluna yetişeyim dedim. Koşa koşa ona gittim. Ne çare ki, o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula ruhunu teslîm etmişti… Elimdeki kırba, dolu olarak üç şehîdin ortasında kaldı. (Bkz. Kurtubî, XVII, 28; Zeylaî, Nasbu’r-Râye, II, 318; Hâkim, III, 270/5058.)
    Huzeyfe –(r.a.)- o andaki hâlet-i rûhiyesini şöyle anlatır:
    “Hayatımda birçok hâdiseyle karşılaştım. Fakat hiçbiri beni bu kadar duygulandırıp heyecanlandırmadı. Aralarında akrabalık gibi bir bağ bulunmadığı hâlde, bunların birbirlerine karşı bu derecedeki diğergâm, fedâkâr ve şefkatli hâlleri, (yâni son nefeslerini de hayatlarındaki gibi fazîlet içerisinde vermeleri ve «Ancak müslüman olarak ölünüz.» âyet-i kerîmesinin (Âl-i İmrân, 3/102) şuuru ile hayata veda edebilmeleri), gıpta ile seyredip hayran olduğum büyük bir iman celâdeti olarak hafızamda derin izler bıraktı…”







+ Yorum Gönder