Konusunu Oylayın.: Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu
  1. 23.Ocak.2012, 22:37
    1
    Misafir

    Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu






    Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu Mumsema Peygamberimiz Hz Muhammed (s) ve Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu arıyorum yardım eder misiniz?


  2. 24.Ocak.2012, 07:50
    2
    Misafir

    Cevap: Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu




    Asr-ı Saadet’ten Kardeşlik Örnekleri

    İslam’da kardeşlik denince elbette ilk akla gelen Ensar ve Muhacir kardeşliğidir Bu kardeşlik bilinmeden, anlaşılmadan gerçek kardeşliği kavramamız zor olacaktır O bakımdan bu kardeşliğin gerçekleşmesini sağlayan mayanın ne olduğunu gözden geçirmemizde fayda olduğuna inanıyoruz
    Allah rızası için Mekke’de herşeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir
    Medine’ye hicretten yaklaşık beş ay sonra Rasulullah (s a v ) Medineli yardımsever Ensar’la, hicret eden Mekkeli müslümanları bir araya topladı 45’i Muhacirden, 45’i de Ensar’dan olmak üzere 90 kişiyi kardeş ilan etmiştir
    Peygamber Efendimizin kurduğu bu kardeşlik müessesi maddî-manevî yardımlaşma ve birbirlerine varis olma esasına dayanıyor, bu suretle Muhacirlerin yurtlarından ayrılmaktan dolayı duydukları keder ve üzüntüyü giderme, onları Medinelilerle ısındırma, güç ve destek kazandırma gayesini güdüyordu
    Kurulan bu kardeşlik müessesine göre, Medineli ailelerden herbirinin reisi, Mekkeli Muhacirlerden bir aileyi yanına alacak, mallarını onlarla paylaşacak, beraber çalışıp beraber kazanacaklardı
    Rasulullah bir araya getirilen bu aileleri rastgele değil durumlarını göz önünde bulundurarak mizaç, zevk, hissiyat itibariyle birbirlerine uygun olanları kardeş ilan ediyordu
    Bu kardeşlik sayesinde Allah ve Rasulullah muhabbetinden başka herşeylerini Mekke’de bırakan Muhacirlerin iâşe ve iskan meseleleri halledilmiş oluyordu Muhacir-Ensar aileleri beraber barınıyor, beraber çalışıyor, beraber yiyorlardı Bu neseb kardeşliğini, fersah fersah geride bırakacak bir kardeşlikti, iman ve din kardeşliği idi Herşeylerini Muhacirlerle paylaşan Ensardan biri vefat ettiğinde Muhacir kardeşi ona akrabalarıyla birlikte varis oluyordu (Bu varis olma işi Bedir Savaşı’ndan sonra Enfal Suresi 75 ayetin hükmüyle ortadan kaldırıldı )
    Yine bu kardeşlik sayesinde büyük bir sosyal yardımlaşma da temin edilmiş oluyordu
    Ensar göstermiş olduğu bu kardeşlikten son derece zevk alıyor, bununla da kalmayıp hurmalıklarını da Muhacir kardeşleriyle paylaşmak için Rasulullah’a teklif götürüyorlardı Muhacirlerin o ana kadar ziraatle meşgul olmadıkları için bu tekliflerini Rasulullah geri çevirmiştir Fakat Ensar buna da bir çare buldu Ziraatten anlamayan Muhacirler, sadece tımar ve sulama işlerini yapacaklar, Ensar da ekip biçecek, sonunda çıkan mahsül ortadan pay edilecekti Rasulullah Efendimiz bu teklife razı oldu
    İnsanlık tarihinde birçok göç hadisesi olmuştur ama, böylesine manalı, böylesine ulvî bir hicrete, böylesine can-ı gönülden sarılma, birbiriyle muhabbetle kaynaşma, kucaklaşmaya şahit olunmamıştır Herhalde bir daha da şahit olunması zor olacaktır Bu samimi kaynaşma neticesinde muazzam bir kuvvet doğmuş ve kısa zaman içerisinde bütün Arabistan herşeyiyle bu kuvvete boyun eğmek mecburiyetinde kalmıştır
    Muhacirler "Ensar kardeşlerimiz bize mal, mülk verdi, iâşemizi temin etti, barınacak yer sağladı" diyerek boş oturmamışlardır Zaten imanları ve aldıkları Muhammedî ahlaka ters düşerdi Herbiri elinden gelen gayreti göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışıyorlardı
    Bunun en canlı örneği Rasulullah tarafından birbirine kardeş ilan edilen Sa’d bin Rebi (r a ), Abdurrahman bin Avf’a (r a ) "Ben mal cihetiyle Medineli Müslümanların en zenginiyim, malımın yarısını sana ayırdım " demişti Büyük Sahabi, cennetle müjdelenen 10 kişiden biri olan Abdurrahman bin Avf’ın (r a ) verdiği cevap yapılan teklif kadar ibretlidir
    "Allah sana malını hayırlı kılsın benim onlara ihtiyacım yok Bana yapacağın en büyük iyilik, içinde alış-veriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir " buyurmuştur
    Ticarete başlayan Abdurahman bin Avf (r a ) Rasululah’ın da kendisi için malının çoğalması ve bereketlenmesi için yaptığı duanın da yardımıyla kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasında yerini aldı Bir keresinde 700 deveyi yükleriyle birlikte Allah yolunda tasadduk etti Bunun gibi bir çok Mekkeli müslüman, kendilerine göre birer iş bularak, ellerinin emeğiyle geçinmeye başlamışlardır
    Toplumun çeşitli tabakaları bu kardeşlik sayesinde birbirleriyle kaynaştı, kabîlecilik gurur ve düşmanlığını da ortadan kaldırmış oldu Niyetleri kudsî, gayeleri ulvî, içleri dışları nur, faziletli bir toplumun meydana gelmesinde bu kardeşlik rol oynamıştır
    Rasulullah sefere çıkacağı zaman bu kardeşlerden biri götürür, diğeri de her iki ailenin de maîşetini temin etmek, idaresini yürütmek için Medine’de kalırdı Böylece evler sahipsiz ve hâmisiz bırakılmıyordu
    Ensar’ın, Muhacir kardeşlerine gösterdikleri bu eşsiz samimiyet, misafirperverlik, kadirşinaslık, cömertlik, fedakârlık ve ferağatı Cenab-ı Hak indirdiği Haşr Suresi’nin 9 ayetiyle ilan edip bu davranışlarını methetmiştir "Daha önce Medine’yi yurt edinmiş ve imanı kalplerinde yerleştirmiş olanlara gelince, onlar, kendi yurtlarına hicret eden din kardeşlerini severler, onlara verilen şeyden dolayı gönüllerinde bir kıskançlık duymazlar ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler, kim nefsinin ihtiraslarından korunur ise, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir " (Haşr-9)
    Evet, kurulan bu manevi kardeşlik hiçbir milletin tarihinde rastlanmayacak eşsiz bir şeref tablosudur Bu kardeşlik neticesinde asr-ı saadet dönemi yaşanmıştır İslam’ın kısa zamanda inkişafına vesile olmuştur
    Ya bizler! Ne yapıyoruz? Ne yapmamız gerekir?
    Saadet toplumunun ortaya çıkması, böyle bir kardeşlik tablosunun gerçekleştirilmesi için ne kadar gayret sarfetmemiz lâzımdır?
    İçinde bulunduğumuz ve yaşadığımız bu asırda hastalığımızın ne olduğunu ve bu hastalığımızın teşhisini ve reçetesini Yüce dinimiz bize bildirmiştir
    Cenab-ı Hak hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de "Şüphesiz ki Allah bir kavmi (topluluğu) kendi nefislerini değiştirip (düzeltmedikçe) değiştirmez " (Râ’d/11)
    Rasululah (s a v ) Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu tenbihte bulunuyor "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini mü’min kardeşi içinde arzu edip istemedikçe mü’min olamaz "
    "Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz "
    Bu ve benzeri ayet ve hadisler pek çoktur Yani hastalığımızın teşhisi ve reçetesi ortadadır Geriye uygulaması zor olan, nefsimize zor gelen fakat sağlımıza kavuşmamız, saadet toplumunu oluşturmamız için şart olan tedaviye başlamamız, tatbike geçirmemiz gerekmektedir
    Onun için de mutlaka birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin seveceğiz, birbirimizle hayırda yardımlaşacağız, kaynaşacağız, hoşgörülü olacağız, vefayı hiçbir zaman gözardı etmeyeceğiz, hor ve küçük görmeyeceğiz, affedici olacağız, birbirimizin kahrını çekeceğiz, paylaşacağız, kendimiz için istediğimizi mü’min kardeşimiz için de istemekle kalmayıp onu kendi nefsimize tercih edeceğiz
    Birbirimizi düzelteceğiz Sadece düzeltmekle yetinmeyip, bir fide gibi, dikmekle bırakmayıp sulama, zararlı otlardan koruma ve gerekli bakımı yapmamız gerektiği gibi yanlışını düzelttiğimiz kardeşimizin yolda dev----- yardımcı olacağız "Benim olmadığım yerde kimse yoktur " şuuruyla başkasından beklemeyeceğiz İyiliği emir kötülüğü men edeceğiz Hayır dualarımızı hiç terketmeyeceğiz Hülasa birbirimizi seveceğiz Bizler birbirimizi seversek ancak yukarda sıraladığımız hususların gerçekleşmesi kolaylaşacaktır Birbirimizi sevmeden iman etmiş bile olamaz isek bu sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır İnsan fedakârlığı sevdiği kimseler için yapar Çocuğumuza, eşimize, anne ve babamıza sevgi beslediğimizde, onlar için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayız Kardeşlerimizi de seversek beklenen bu fedakârlığı gösterebiliriz
    Muhabbetten daha muhabbetli ve önemli başka ne var ki? Kardeşliğin mayası sevgidir Ashab bu mayayı tutturmuştur Ah neyi, ne kadar sevebileceğimizi bir kavrayabilsek! Herşey o zaman yoluna girer Rabbim Rasulüne sevdirdiklerini bizlere de sevdirsin (Amin)
    Kaynak www.mumsema.com
    Yazan M Şentürk


  3. 24.Ocak.2012, 07:50
    2
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    Asr-ı Saadet’ten Kardeşlik Örnekleri

    İslam’da kardeşlik denince elbette ilk akla gelen Ensar ve Muhacir kardeşliğidir Bu kardeşlik bilinmeden, anlaşılmadan gerçek kardeşliği kavramamız zor olacaktır O bakımdan bu kardeşliğin gerçekleşmesini sağlayan mayanın ne olduğunu gözden geçirmemizde fayda olduğuna inanıyoruz
    Allah rızası için Mekke’de herşeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir
    Medine’ye hicretten yaklaşık beş ay sonra Rasulullah (s a v ) Medineli yardımsever Ensar’la, hicret eden Mekkeli müslümanları bir araya topladı 45’i Muhacirden, 45’i de Ensar’dan olmak üzere 90 kişiyi kardeş ilan etmiştir
    Peygamber Efendimizin kurduğu bu kardeşlik müessesi maddî-manevî yardımlaşma ve birbirlerine varis olma esasına dayanıyor, bu suretle Muhacirlerin yurtlarından ayrılmaktan dolayı duydukları keder ve üzüntüyü giderme, onları Medinelilerle ısındırma, güç ve destek kazandırma gayesini güdüyordu
    Kurulan bu kardeşlik müessesine göre, Medineli ailelerden herbirinin reisi, Mekkeli Muhacirlerden bir aileyi yanına alacak, mallarını onlarla paylaşacak, beraber çalışıp beraber kazanacaklardı
    Rasulullah bir araya getirilen bu aileleri rastgele değil durumlarını göz önünde bulundurarak mizaç, zevk, hissiyat itibariyle birbirlerine uygun olanları kardeş ilan ediyordu
    Bu kardeşlik sayesinde Allah ve Rasulullah muhabbetinden başka herşeylerini Mekke’de bırakan Muhacirlerin iâşe ve iskan meseleleri halledilmiş oluyordu Muhacir-Ensar aileleri beraber barınıyor, beraber çalışıyor, beraber yiyorlardı Bu neseb kardeşliğini, fersah fersah geride bırakacak bir kardeşlikti, iman ve din kardeşliği idi Herşeylerini Muhacirlerle paylaşan Ensardan biri vefat ettiğinde Muhacir kardeşi ona akrabalarıyla birlikte varis oluyordu (Bu varis olma işi Bedir Savaşı’ndan sonra Enfal Suresi 75 ayetin hükmüyle ortadan kaldırıldı )
    Yine bu kardeşlik sayesinde büyük bir sosyal yardımlaşma da temin edilmiş oluyordu
    Ensar göstermiş olduğu bu kardeşlikten son derece zevk alıyor, bununla da kalmayıp hurmalıklarını da Muhacir kardeşleriyle paylaşmak için Rasulullah’a teklif götürüyorlardı Muhacirlerin o ana kadar ziraatle meşgul olmadıkları için bu tekliflerini Rasulullah geri çevirmiştir Fakat Ensar buna da bir çare buldu Ziraatten anlamayan Muhacirler, sadece tımar ve sulama işlerini yapacaklar, Ensar da ekip biçecek, sonunda çıkan mahsül ortadan pay edilecekti Rasulullah Efendimiz bu teklife razı oldu
    İnsanlık tarihinde birçok göç hadisesi olmuştur ama, böylesine manalı, böylesine ulvî bir hicrete, böylesine can-ı gönülden sarılma, birbiriyle muhabbetle kaynaşma, kucaklaşmaya şahit olunmamıştır Herhalde bir daha da şahit olunması zor olacaktır Bu samimi kaynaşma neticesinde muazzam bir kuvvet doğmuş ve kısa zaman içerisinde bütün Arabistan herşeyiyle bu kuvvete boyun eğmek mecburiyetinde kalmıştır
    Muhacirler "Ensar kardeşlerimiz bize mal, mülk verdi, iâşemizi temin etti, barınacak yer sağladı" diyerek boş oturmamışlardır Zaten imanları ve aldıkları Muhammedî ahlaka ters düşerdi Herbiri elinden gelen gayreti göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışıyorlardı
    Bunun en canlı örneği Rasulullah tarafından birbirine kardeş ilan edilen Sa’d bin Rebi (r a ), Abdurrahman bin Avf’a (r a ) "Ben mal cihetiyle Medineli Müslümanların en zenginiyim, malımın yarısını sana ayırdım " demişti Büyük Sahabi, cennetle müjdelenen 10 kişiden biri olan Abdurrahman bin Avf’ın (r a ) verdiği cevap yapılan teklif kadar ibretlidir
    "Allah sana malını hayırlı kılsın benim onlara ihtiyacım yok Bana yapacağın en büyük iyilik, içinde alış-veriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir " buyurmuştur
    Ticarete başlayan Abdurahman bin Avf (r a ) Rasululah’ın da kendisi için malının çoğalması ve bereketlenmesi için yaptığı duanın da yardımıyla kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasında yerini aldı Bir keresinde 700 deveyi yükleriyle birlikte Allah yolunda tasadduk etti Bunun gibi bir çok Mekkeli müslüman, kendilerine göre birer iş bularak, ellerinin emeğiyle geçinmeye başlamışlardır
    Toplumun çeşitli tabakaları bu kardeşlik sayesinde birbirleriyle kaynaştı, kabîlecilik gurur ve düşmanlığını da ortadan kaldırmış oldu Niyetleri kudsî, gayeleri ulvî, içleri dışları nur, faziletli bir toplumun meydana gelmesinde bu kardeşlik rol oynamıştır
    Rasulullah sefere çıkacağı zaman bu kardeşlerden biri götürür, diğeri de her iki ailenin de maîşetini temin etmek, idaresini yürütmek için Medine’de kalırdı Böylece evler sahipsiz ve hâmisiz bırakılmıyordu
    Ensar’ın, Muhacir kardeşlerine gösterdikleri bu eşsiz samimiyet, misafirperverlik, kadirşinaslık, cömertlik, fedakârlık ve ferağatı Cenab-ı Hak indirdiği Haşr Suresi’nin 9 ayetiyle ilan edip bu davranışlarını methetmiştir "Daha önce Medine’yi yurt edinmiş ve imanı kalplerinde yerleştirmiş olanlara gelince, onlar, kendi yurtlarına hicret eden din kardeşlerini severler, onlara verilen şeyden dolayı gönüllerinde bir kıskançlık duymazlar ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler, kim nefsinin ihtiraslarından korunur ise, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir " (Haşr-9)
    Evet, kurulan bu manevi kardeşlik hiçbir milletin tarihinde rastlanmayacak eşsiz bir şeref tablosudur Bu kardeşlik neticesinde asr-ı saadet dönemi yaşanmıştır İslam’ın kısa zamanda inkişafına vesile olmuştur
    Ya bizler! Ne yapıyoruz? Ne yapmamız gerekir?
    Saadet toplumunun ortaya çıkması, böyle bir kardeşlik tablosunun gerçekleştirilmesi için ne kadar gayret sarfetmemiz lâzımdır?
    İçinde bulunduğumuz ve yaşadığımız bu asırda hastalığımızın ne olduğunu ve bu hastalığımızın teşhisini ve reçetesini Yüce dinimiz bize bildirmiştir
    Cenab-ı Hak hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de "Şüphesiz ki Allah bir kavmi (topluluğu) kendi nefislerini değiştirip (düzeltmedikçe) değiştirmez " (Râ’d/11)
    Rasululah (s a v ) Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu tenbihte bulunuyor "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini mü’min kardeşi içinde arzu edip istemedikçe mü’min olamaz "
    "Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz "
    Bu ve benzeri ayet ve hadisler pek çoktur Yani hastalığımızın teşhisi ve reçetesi ortadadır Geriye uygulaması zor olan, nefsimize zor gelen fakat sağlımıza kavuşmamız, saadet toplumunu oluşturmamız için şart olan tedaviye başlamamız, tatbike geçirmemiz gerekmektedir
    Onun için de mutlaka birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin seveceğiz, birbirimizle hayırda yardımlaşacağız, kaynaşacağız, hoşgörülü olacağız, vefayı hiçbir zaman gözardı etmeyeceğiz, hor ve küçük görmeyeceğiz, affedici olacağız, birbirimizin kahrını çekeceğiz, paylaşacağız, kendimiz için istediğimizi mü’min kardeşimiz için de istemekle kalmayıp onu kendi nefsimize tercih edeceğiz
    Birbirimizi düzelteceğiz Sadece düzeltmekle yetinmeyip, bir fide gibi, dikmekle bırakmayıp sulama, zararlı otlardan koruma ve gerekli bakımı yapmamız gerektiği gibi yanlışını düzelttiğimiz kardeşimizin yolda dev----- yardımcı olacağız "Benim olmadığım yerde kimse yoktur " şuuruyla başkasından beklemeyeceğiz İyiliği emir kötülüğü men edeceğiz Hayır dualarımızı hiç terketmeyeceğiz Hülasa birbirimizi seveceğiz Bizler birbirimizi seversek ancak yukarda sıraladığımız hususların gerçekleşmesi kolaylaşacaktır Birbirimizi sevmeden iman etmiş bile olamaz isek bu sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır İnsan fedakârlığı sevdiği kimseler için yapar Çocuğumuza, eşimize, anne ve babamıza sevgi beslediğimizde, onlar için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayız Kardeşlerimizi de seversek beklenen bu fedakârlığı gösterebiliriz
    Muhabbetten daha muhabbetli ve önemli başka ne var ki? Kardeşliğin mayası sevgidir Ashab bu mayayı tutturmuştur Ah neyi, ne kadar sevebileceğimizi bir kavrayabilsek! Herşey o zaman yoluna girer Rabbim Rasulüne sevdirdiklerini bizlere de sevdirsin (Amin)
    Kaynak www.mumsema.com
    Yazan M Şentürk


  4. 25.Ocak.2012, 15:12
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu

    Kardeşlik vaazı örnekleri güzel olmuş


  5. 25.Ocak.2012, 15:12
    3
    Moderatör
    Kardeşlik vaazı örnekleri güzel olmuş


  6. 14.Şubat.2012, 12:12
    4
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu

    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku


    Mü'minin mü'mine kardeşliği bir rahmet gibi, bir bereket gibi bir ni-met gibi sunuluyor Cenab-ı Peygamberin, hayatı boyunca bu kardeşlik üzerinde nasıl titrediğini biliyoruz "Muahat-Kardeşleşme" deyimi, belki yalnızca İslam ıstılahında var-dır Allah Rasûlü, Mekke hayatı süresince bir ipek kozası zerafetinde ördüğü İslam kardeşliğini, Medine'ye gelişinde toplumlar arasında gerçekleştiriyor



    Mekke müslümanları ile Medine müslümanlarını, Ensar ile Muhacir-leri kucaklaştırıyor, asli ifadesiyle "kardeş" yapıyor Bu kardeşleşme-nin hangi boyutlara kadar uzandığını, siyerlerde içimiz dolarak oku-yoruz Cenab-ı Peygamber hayatı boyunca da, İslam potasında eri-miş, bütünleşmiş, kendi ifadeleriyle "bünyan-ı mersus - kenetlenmiş yapı" halinde bir toplum inşasına gayret ediyor Bu toplumu anlatmak için mübarek parmaklarını birbirine geçiriyor, kenetliyor: İşte böyle olun, dercesine [1]

    Sevgili Peygamberimiz "Müslüman nıüslünıanın kardeşidir" bu-yurmuş, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devirde yaşamış bu-lunursa bulunsun, bütün müslümanların birbirlerinin din kardeşi ol-duklarını tüm dünyaya duyurmuştur Hatta bizzat kendisi Medine'ye teşrif ettiklerinde, Mekke'den gelen muhacirlerden her birini Medine-li müslümanlardan biri ile kardeş ilan etmiş, böylece ilk İslâm cemi-yetini, kardeşlik esas ve uygulamasıyla başlatmıştır Modern dünya-nın "toplum dayanışması" dediği ve aradığı oluşumu, Hz Pey-gamber, kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine örnek olmak üzere muahat (kardeşlik) uygulamasıyla, daha ilk İslâm toplu-munda gerçekleştirmiştir Bu sebeple müslümanlar, kardeşliği Ki-tap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm toplumuyla o kardeş-liği yaşamaya başlamış bir ümmettir [2]



    Cenab-ı Peygamber bu topluma inşa için, ferd ferd her müslümanın üzerinde bir sevgi eğitimi gerçekleştiriyor Zaaflardan arındırmak ve sevgisizliği İslam toplumundan uzaklaştırmak için ne mümkünse ya-pıyor Hazreti Peygamber (sas)'den bu alanda irad buyurulan hadisi şeriflerde, insanın zaaflarını ve ruhi imkanlarını gözeten tam bir şah-siyet eğitimi vardır Bir yanda, kardeşleşmenin önündeki engelle-rin izalesi İnsan kişiliğinden gelen ve sevgisizliğe dönüşmesi her an muhtemel olan zaafların tedavisi, diğer yandan gönülleri "Al-lah için sevgi" atmosferinde bulaşabilecek bir kıvama ulaştırma çabası 6



    Kardeşlik kutlu ve güçlü bir bağ olduğu kadar büyük bir sorumluluk-tur da Aynı dine mensup insanların adedince büyüyen bir sorumlu-luk

    Kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması lazım geldiği konu-sunda, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde çok ciddî tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır Bütün bu uyarı ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade et-mektedir Hz Peygamber de bu yüzden kardeşler arasındaki her türlü münasebette, müslümana kendi nefsini ölçü almasını öğütlemiştir 7 O (sa) şöyle buyurmuştur:



    "Hiç biriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedik-çe olgun mü'min olamaz"



    Bu hadis-i şerif, din kardeşliği sorumluluğunu bütün boyutlarıyla pek özlü bir ifade ile ortaya koymuş bulunmaktadır Ancak yine de, ko-nuyu açıklığa kavuşturmak bakımından, diğer hadislerden yararlana-rak din kardeşliğinin bazı gereklerine işaret etmek faydalı olacaktır 9



    Müslüman, haklı sebeplere dayalı da olsa, müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duramaz Müslüman kardeşleri yanıbaşında du-rurken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edi-nemez Çünkü müslümanın dostu ancak müslümandır Çünkü ata-larımızın da dediği gibi, "domuzdan post, gavurdan dost olmaz"







    6 Ahmed Maraşlı, Rahmet Gibi Bir Kardeşlik, Altınoluk, 1987,: Nisan, 14 Sayfa: 3


  7. 14.Şubat.2012, 12:12
    4
    Devamlı Üye
    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku


    Mü'minin mü'mine kardeşliği bir rahmet gibi, bir bereket gibi bir ni-met gibi sunuluyor Cenab-ı Peygamberin, hayatı boyunca bu kardeşlik üzerinde nasıl titrediğini biliyoruz "Muahat-Kardeşleşme" deyimi, belki yalnızca İslam ıstılahında var-dır Allah Rasûlü, Mekke hayatı süresince bir ipek kozası zerafetinde ördüğü İslam kardeşliğini, Medine'ye gelişinde toplumlar arasında gerçekleştiriyor



    Mekke müslümanları ile Medine müslümanlarını, Ensar ile Muhacir-leri kucaklaştırıyor, asli ifadesiyle "kardeş" yapıyor Bu kardeşleşme-nin hangi boyutlara kadar uzandığını, siyerlerde içimiz dolarak oku-yoruz Cenab-ı Peygamber hayatı boyunca da, İslam potasında eri-miş, bütünleşmiş, kendi ifadeleriyle "bünyan-ı mersus - kenetlenmiş yapı" halinde bir toplum inşasına gayret ediyor Bu toplumu anlatmak için mübarek parmaklarını birbirine geçiriyor, kenetliyor: İşte böyle olun, dercesine [1]

    Sevgili Peygamberimiz "Müslüman nıüslünıanın kardeşidir" bu-yurmuş, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devirde yaşamış bu-lunursa bulunsun, bütün müslümanların birbirlerinin din kardeşi ol-duklarını tüm dünyaya duyurmuştur Hatta bizzat kendisi Medine'ye teşrif ettiklerinde, Mekke'den gelen muhacirlerden her birini Medine-li müslümanlardan biri ile kardeş ilan etmiş, böylece ilk İslâm cemi-yetini, kardeşlik esas ve uygulamasıyla başlatmıştır Modern dünya-nın "toplum dayanışması" dediği ve aradığı oluşumu, Hz Pey-gamber, kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine örnek olmak üzere muahat (kardeşlik) uygulamasıyla, daha ilk İslâm toplu-munda gerçekleştirmiştir Bu sebeple müslümanlar, kardeşliği Ki-tap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm toplumuyla o kardeş-liği yaşamaya başlamış bir ümmettir [2]



    Cenab-ı Peygamber bu topluma inşa için, ferd ferd her müslümanın üzerinde bir sevgi eğitimi gerçekleştiriyor Zaaflardan arındırmak ve sevgisizliği İslam toplumundan uzaklaştırmak için ne mümkünse ya-pıyor Hazreti Peygamber (sas)'den bu alanda irad buyurulan hadisi şeriflerde, insanın zaaflarını ve ruhi imkanlarını gözeten tam bir şah-siyet eğitimi vardır Bir yanda, kardeşleşmenin önündeki engelle-rin izalesi İnsan kişiliğinden gelen ve sevgisizliğe dönüşmesi her an muhtemel olan zaafların tedavisi, diğer yandan gönülleri "Al-lah için sevgi" atmosferinde bulaşabilecek bir kıvama ulaştırma çabası 6



    Kardeşlik kutlu ve güçlü bir bağ olduğu kadar büyük bir sorumluluk-tur da Aynı dine mensup insanların adedince büyüyen bir sorumlu-luk

    Kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması lazım geldiği konu-sunda, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde çok ciddî tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır Bütün bu uyarı ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade et-mektedir Hz Peygamber de bu yüzden kardeşler arasındaki her türlü münasebette, müslümana kendi nefsini ölçü almasını öğütlemiştir 7 O (sa) şöyle buyurmuştur:



    "Hiç biriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedik-çe olgun mü'min olamaz"



    Bu hadis-i şerif, din kardeşliği sorumluluğunu bütün boyutlarıyla pek özlü bir ifade ile ortaya koymuş bulunmaktadır Ancak yine de, ko-nuyu açıklığa kavuşturmak bakımından, diğer hadislerden yararlana-rak din kardeşliğinin bazı gereklerine işaret etmek faydalı olacaktır 9



    Müslüman, haklı sebeplere dayalı da olsa, müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duramaz Müslüman kardeşleri yanıbaşında du-rurken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edi-nemez Çünkü müslümanın dostu ancak müslümandır Çünkü ata-larımızın da dediği gibi, "domuzdan post, gavurdan dost olmaz"







    6 Ahmed Maraşlı, Rahmet Gibi Bir Kardeşlik, Altınoluk, 1987,: Nisan, 14 Sayfa: 3


  8. 21.Mart.2012, 15:03
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Peygamber Kardeşlik Ahlakı ile ilgili vaaz konusu

    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.


  9. 21.Mart.2012, 15:03
    5
    Moderatör
    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.





+ Yorum Gönder