Konusunu Oylayın.: Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku
  1. 23.Ocak.2012, 17:40
    1
    Misafir

    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

  2. 23.Ocak.2012, 22:31
    2
    Misafir

    Cevap: Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku




    “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku”

    Tarih: 03.01.2012
    Diyanet İşleri Başkanlığı, “Kutlu Doğum Haftası” münasebetiyle bu yılki etkinliklerin temasını “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku” olarak belirledi.

    Gün geçtikçe örselenen ve ihmal edilen kardeşlik ahlakı ve kardeşlik hukukunun en önemli insani değerlerden biri olmasından hareket eden Diyanet İşleri Başkanlığı, özelde toplum, genelde tüm insanlık için çok önemli bir prensip olan kardeşlik ahlakı ve kardeşlik hukuku konusunda ülke çapında hoşgörü, kardeşlik ve dayanışma ruhunun daha da güçlenip gelişmesini amaçlıyor.

    Hazreti Peygamberi daha iyi tanıyıp anlamak ve onun sevgisini canlı tutmak, örnek yaşayışını ve özellikle kardeşlik hukukunu bütün boyutları ile gündeme taşımayı hedefleyen Diyanet İşleri Başkanlığı, bu hafta içerisinde bir dizi programa da imza atacak.

    Hafta boyunca planlanan etkinlikler arasında paneller, sempozyumlar, konferanslar, kitap ve kültür fuarı, hafta ile ilgili öğrencilere yönelik yarışmaların yanı sıra, kurum ve kuruluşlara, esnaflara, şehit yakınlarına, gazilere, hastanelere, kimsesizlere ve çocuk esirgeme yurtlarına ziyaretler de bulunuyor.

    “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Hz. Peygamber ve Kardeşlik Hukuku” konulu bir de kitap hazırlanacak.

    Hafta boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde il ve ilçe müftülükleri tarafından da çeşitli programlar düzenlenecek.

    14 Nisan’da başlayacak olan “Kutlu Doğum Haftası”nın resmi açılışı ise İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda halka açık bir programla gerçekleştirilecek.


  3. 23.Ocak.2012, 22:31
    2
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku”

    Tarih: 03.01.2012
    Diyanet İşleri Başkanlığı, “Kutlu Doğum Haftası” münasebetiyle bu yılki etkinliklerin temasını “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku” olarak belirledi.

    Gün geçtikçe örselenen ve ihmal edilen kardeşlik ahlakı ve kardeşlik hukukunun en önemli insani değerlerden biri olmasından hareket eden Diyanet İşleri Başkanlığı, özelde toplum, genelde tüm insanlık için çok önemli bir prensip olan kardeşlik ahlakı ve kardeşlik hukuku konusunda ülke çapında hoşgörü, kardeşlik ve dayanışma ruhunun daha da güçlenip gelişmesini amaçlıyor.

    Hazreti Peygamberi daha iyi tanıyıp anlamak ve onun sevgisini canlı tutmak, örnek yaşayışını ve özellikle kardeşlik hukukunu bütün boyutları ile gündeme taşımayı hedefleyen Diyanet İşleri Başkanlığı, bu hafta içerisinde bir dizi programa da imza atacak.

    Hafta boyunca planlanan etkinlikler arasında paneller, sempozyumlar, konferanslar, kitap ve kültür fuarı, hafta ile ilgili öğrencilere yönelik yarışmaların yanı sıra, kurum ve kuruluşlara, esnaflara, şehit yakınlarına, gazilere, hastanelere, kimsesizlere ve çocuk esirgeme yurtlarına ziyaretler de bulunuyor.

    “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Hz. Peygamber ve Kardeşlik Hukuku” konulu bir de kitap hazırlanacak.

    Hafta boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde il ve ilçe müftülükleri tarafından da çeşitli programlar düzenlenecek.

    14 Nisan’da başlayacak olan “Kutlu Doğum Haftası”nın resmi açılışı ise İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda halka açık bir programla gerçekleştirilecek.


  4. 25.Ocak.2012, 11:23
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

    Diyanetin belirlediği Kardeşlik Konusu çok güzel
    Allah faydalı kılsın


  5. 25.Ocak.2012, 11:23
    3
    Moderatör
    Diyanetin belirlediği Kardeşlik Konusu çok güzel
    Allah faydalı kılsın


  6. 14.Şubat.2012, 12:07
    4
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku


    Mü'minin mü'mine kardeşliği bir rahmet gibi, bir bereket gibi bir ni-met gibi sunuluyor Cenab-ı Peygamberin, hayatı boyunca bu kardeşlik üzerinde nasıl titrediğini biliyoruz "Muahat-Kardeşleşme" deyimi, belki yalnızca İslam ıstılahında var-dır Allah Rasûlü, Mekke hayatı süresince bir ipek kozası zerafetinde ördüğü İslam kardeşliğini, Medine'ye gelişinde toplumlar arasında gerçekleştiriyor



    Mekke müslümanları ile Medine müslümanlarını, Ensar ile Muhacir-leri kucaklaştırıyor, asli ifadesiyle "kardeş" yapıyor Bu kardeşleşme-nin hangi boyutlara kadar uzandığını, siyerlerde içimiz dolarak oku-yoruz Cenab-ı Peygamber hayatı boyunca da, İslam potasında eri-miş, bütünleşmiş, kendi ifadeleriyle "bünyan-ı mersus - kenetlenmiş yapı" halinde bir toplum inşasına gayret ediyor Bu toplumu anlatmak için mübarek parmaklarını birbirine geçiriyor, kenetliyor: İşte böyle olun, dercesine [1]

    Sevgili Peygamberimiz "Müslüman nıüslünıanın kardeşidir" bu-yurmuş, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devirde yaşamış bu-lunursa bulunsun, bütün müslümanların birbirlerinin din kardeşi ol-duklarını tüm dünyaya duyurmuştur Hatta bizzat kendisi Medine'ye teşrif ettiklerinde, Mekke'den gelen muhacirlerden her birini Medine-li müslümanlardan biri ile kardeş ilan etmiş, böylece ilk İslâm cemi-yetini, kardeşlik esas ve uygulamasıyla başlatmıştır Modern dünya-nın "toplum dayanışması" dediği ve aradığı oluşumu, Hz Pey-gamber, kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine örnek olmak üzere muahat (kardeşlik) uygulamasıyla, daha ilk İslâm toplu-munda gerçekleştirmiştir Bu sebeple müslümanlar, kardeşliği Ki-tap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm toplumuyla o kardeş-liği yaşamaya başlamış bir ümmettir [2]



    Cenab-ı Peygamber bu topluma inşa için, ferd ferd her müslümanın üzerinde bir sevgi eğitimi gerçekleştiriyor Zaaflardan arındırmak ve sevgisizliği İslam toplumundan uzaklaştırmak için ne mümkünse ya-pıyor Hazreti Peygamber (sas)'den bu alanda irad buyurulan hadisi şeriflerde, insanın zaaflarını ve ruhi imkanlarını gözeten tam bir şah-siyet eğitimi vardır Bir yanda, kardeşleşmenin önündeki engelle-rin izalesi İnsan kişiliğinden gelen ve sevgisizliğe dönüşmesi her an muhtemel olan zaafların tedavisi, diğer yandan gönülleri "Al-lah için sevgi" atmosferinde bulaşabilecek bir kıvama ulaştırma çabası 6



    Kardeşlik kutlu ve güçlü bir bağ olduğu kadar büyük bir sorumluluk-tur da Aynı dine mensup insanların adedince büyüyen bir sorumlu-luk

    Kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması lazım geldiği konu-sunda, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde çok ciddî tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır Bütün bu uyarı ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade et-mektedir Hz Peygamber de bu yüzden kardeşler arasındaki her türlü münasebette, müslümana kendi nefsini ölçü almasını öğütlemiştir 7 O (sa) şöyle buyurmuştur:



    "Hiç biriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedik-çe olgun mü'min olamaz"



    Bu hadis-i şerif, din kardeşliği sorumluluğunu bütün boyutlarıyla pek özlü bir ifade ile ortaya koymuş bulunmaktadır Ancak yine de, ko-nuyu açıklığa kavuşturmak bakımından, diğer hadislerden yararlana-rak din kardeşliğinin bazı gereklerine işaret etmek faydalı olacaktır 9



    Müslüman, haklı sebeplere dayalı da olsa, müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duramaz Müslüman kardeşleri yanıbaşında du-rurken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edi-nemez Çünkü müslümanın dostu ancak müslümandır Çünkü ata-larımızın da dediği gibi, "domuzdan post, gavurdan dost olmaz"







    6 Ahmed Maraşlı, Rahmet Gibi Bir Kardeşlik, Altınoluk, 1987,: Nisan, 14 Sayfa: 3


    7 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6


    8 Buharı, iman 7: Müslim, iman 71, 72; Tirmizi, kıyame 59; Nesai, iman, 19, 33


    9 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6







    Müslüman, öteki müslüman kardeşlerine buğz edemez, kin tuta-maz, sırt çeviremez Araya bir takım sun'i üstünlük ölçüleri koya-maz Çünkü İslâm'da üstünlük sadece ve sadece takva iledir10








    Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır (Hucurat, 49/13)



    Gerek fert, gerek millet olarak tercihlerini daima din kardeşlerinden yana kullanmak zorundadır Günümüz dünyasında beynelmilel plat-formlarda müslümanların biribirlerine arka çıkmaları, dünyadaki güç dengeleri bakımından fevkalade ehemmiyet arzetmektedir 11 Bu ko-nuda şu hadis-i şerif pek dikkat çekicidir:




























    ' 1 '"iı '0 ' \ \\\ •*' s' f t° •* ' s' °''





    "Müslüman müslümanın kardeşidir Ona zulmetmez, onu tehli-kede yalnız bırakmaz

    Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını gö-rür ,

    Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır


    Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter"


    ( Kim bir müslümanm ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter") 12

    "Hadiste İslâm kardeşliğinin nasıl gerçekleşeceği belirtilmektedir Görüldüğü üzere müslüman, iman kardeşine karşı bazı vazifelerle mükellef durumda: Zulmetmeyecek, tehlikeye atmayacak, sıkıntısını giderecek, yardımına koşacak ve örtecek

    Resulullah "Örtme" işini mutlak bırakmıştır Bu sebeple şârihler: "Bedenini örtmek, ayıbını örtmek, ihtiyacını örtmek, gıybetini yap-mamak suretiyle kusurlarını örtmek vs" diye her çeşit örtme'yi anla-mışlardır

    Şunu da belirtelim ki, müslümanı örtmek, zulüm veya fesadı ört-meye müncer olmamalıdır Bazı kusurlar, başkasına tecavüz ve zulüm şeklinde veya fesad, fitne şeklinde olabilir Böylesi ayıplar örtülmez, yetkililere ihbar edilir Bu müstehabtır, gıybet değildir Keza ma'siyet işleyen, o davranışından imkân nisbetinde yasaklanır



    Taberânî'nin bir başka tarikten yaptığı rivayette şu ziyade var-dır:



    "Başına gelen bir musibette yardımsız bırakmaz" Müslim'in bir rivayetinde ÛJ^*^ J

    "onu tahkir etmez, şer olarak müslümana, müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir" denmiştir

    Yine Müslim'de: "Kul kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah o kulun yardımındadır" denmiştir" 13



    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Müslüman müslümanın kardeşidir Ona hıyânet etmez, yalan söylemez ve yardımı terketmez Her Müslümanın, diğer müslümana ırzı, malı ve kanı haramdır Takva buradadır







    Bir kimseye şer olarak müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter " (Riyazü's Salihin 236 —Tirmizi 187 1992) Hadisten açıkça anlaşıldığına göre din kardeşliği çerçevesinde kar-deşçe yapılacak işlerin ahirette de karşılıkları görülecektir Yani kar-deşler birbirleri için "ahiret yatırım" vesilesidirler Din kardeşleri a-rasındaki ilişkiler konusunda Hucurat Suresi'nde bir çok dikkat çe-kilmiştir [3]




    Müminler Arası İlişkilerde Kur'an Çerçevesi



    - Di O Jt ^ ' > O Jt! \M Ifi ' >

    j-^Li ^3^1^- o a aj^a ji-lia a Lj

    J> ° J> ^ o ^ Jt Jt o J( w




    ^ ^ ^ i


    ^ ^ o Jt o ^ ^ ^



    Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz (Hucurat, 49/6)



    Fasık birinin verdiği habere hemen inanılmayıp araştırılmalıdır Özel-likle günümüzde güdümlü haber kaynaklarının bilhassa müslümanlar hakkında verdikleri haberleri, mutlaka aynı değer ölçülerini paylaşan kaynaklardan tetkik etmek bir vecibe haline gelmiştir [4]




    1 Fiili Saldırılara Müdahele Ve Barışı Sağlamak:



    Jt O ^ ^ Jt ^ ^ O «t Jt o ^ ^ ^ ' > o



    Jt ! o Jt Jt ! o o ^ ^ o ^ Jt ^ o





    p^Li obi AİJa J-»a^Ja ^^^j ^ ^^Ja

    Jt * w J= jt o o o jt o j( o









    Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dö-nünceye kadar saldıran tarafla savaşın Eğer dönerse artık arala-rını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever (Hucurat, 49/9)



    Anlaşmazlığa düşen müslümanların ve müslüman grupların ara-ları bulunmalı, hak ve adalet ölçüleri ile aralarında hükmedilme-lidir Haksız olan tarafı, Allah'ın koyduğu sınırlara razı etmek için her türlü çareye başvurulmalıdır Kardeşlerin araları ıslah edilmelidir

    16



    2 Alay:







    o Di ' > o Jt o -fi o ^ Jt ° ^





    j0j oa

    Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler Kadınlar da kadın-ları alaya almasınlar Belki onlar kendilerinden daha iyidirler


    (Hucurat, 49/11)



    Erkek müslümanlar diğer erkek müslümanları, kadınlar da öteki hanım müslümanları alaya almamalı; onların Allah katında kendi-lerinden daha kıymetli olabileceklerini hatırdan çıkarmamalıdırlar







    16 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6





    3 Ayıplama











    Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağır-mayın (Hucurat, 49/11)

    Çirkin lakablarla çağırmamalı, su-i zanda bulunmamalı, gizli yönleri-ni, sırlarını araştırmamalı, onları gıybet edip çekiştirmemelidirler

    SI itd





    4 Sui Zan



    Jt -- o Jt--!-- W -- ^t -- ' --










    Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının Çünkü zannın bir kısmı günahtır (Hucurat, 49/12)

    Zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı doğru çıkmaz Doğru çıkmayınca da başkalarının haklarıyla ilgili hususlarda o zan-na göre verilecek hükümler iftira, olur ve bu da bir vebal olur Zarın'ın bazısı vebal ve günah olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için ihtiyat etmek ve bir çoğundan kaçmak gerekir17




    5 Başkasının Kusurunu Araştırmak


    £ O -- O 8^ Jt O -- O -- O -- -- Jt w -- -- --


    Birbirinizin kusurunu araştırmayın Biriniz diğerinizi arkasın-dan çekiştirmesin (Hucurat, 49/13)

    Mü'minlerin eksiğini bulacağız, açık delil ve emareler elde ederek zannımızı doğrulayacağız diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayın Dış görünüşle yetinin Allah'ın örttüğünü siz de örtün Bir Hadis-i Şerif'te şöyle rivayet edilmiştir: "Müslümanların eksik-lerini ayıplarını araştırmayın Zirâ her kim müslümanların ayıp-larını araştırırsa Allah Teâlâ da onun ayıbını takip eder, nihayet

    onu evinin içinde de olsa rezil ve rüsvay eder" (Tirmizi, Birr, 83;


    Ebu Davud, 34, 37)

    Rivayet edilir ki: Hz Ömer (ra) Medine'de geceleyin karakol gezer-di, bir gece bir evde şarkı söyleyen bir adamın sesini işitti, duvardan aştı içeri girdi, baktı ki yanında bir kadın, bir de şarap var, ey Allah'ın düşmanı dedi: Sen günah işleyeceksin de Allah seni muhakkak örte-cek mi sandın? Adam, sen de acele etme ey müminlerin emiri! dedi: Ben bir günah işledim ise sen üç konuda günah işledin: Allah Teâlâ

    jt itd -- -- --"Eksikleri araştırmayın"


    buyurdu, sen gizliliği araştırdın, Allah Teâlâ

    \f -- --O--O -- Jt Jt ° Jt o --


    v g _a j__ a j» pjîjJaaj^ a j

    Evlere kapılarından girin, (Bakara, 2/189) buyurdu sen duvardan aştın, Allah Teâlâ :

    Jtjto-- Jt--!-- iM -- ^t -- ' --

    t

    o -- TV Jt w -- Jt -- Jt 0--0-- o 9y Jt Jt -- o --

    Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin


    (Nûr, 24/27)

    buyurdu Sen benim üzerime izinsiz girdin Bunun üzerine Hz Ömer (ra), nasıl şimdi sizi affedersem, sizde hayır var mı? Yani sen de be-ni affeder, tevbe eder misin? dedi, o da evet, dedi, bu şekilde bıraktı,


    çıktı 18




    6 Gıybet






    Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (Hucurat, 49/13)







    Bütün bunlar müslümanın, din kardeşlerine ne eliyle ne diliyle zarar vermemesi gerektiğini, gönlünden de kardeşleri hakkında kötü şeyler geçirmemesi lazım geldiğini göstermektedir Zaten sevgili Peygam-berimiz de bir hadislerinde olgun müslümanı, öteki müslümanların, dilinden ve elinden emin oldukları kişi olarak ta-rif ve tavsif etmiştir



    Müslüman, öteki din kardeşlerini kendisinden asla aşağı görmeyecek, hatta onları kendi nefsine tercih edecektir Dualarıyla da din kardeşle-rine iyilikler dileyecektir Zira mü'minin, din kardeşinin gıyabında yaptığı dua makbuldür



    Müslüman, kendi gücün mutluluğunu, devletini, şevketini, izzetini, şerefini din kardeşlerinde bilecek ve bulacaktır



    Müslüman, müslümanın sevincini paylaşacak, elem ve ızdırabına ortak olacaktır Bir bela, musibet veya zulme uğrayan din kardeşine, bütün müslümanların yardımcı olmaları "kardeşlik" gereğidir[5] Nitekim Kur'an-ı Kerim'de :

    ^ Jt ^ o ^ °Jt Jt o o J* J* ' İM ~>




    39 Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar


    (Şura, 42/39) buyurulmuştur




    : Jj5 Lji Ulk Sîlli ^1







    Hz Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyur-dular ki: "Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et" "Maz-lumsa yardım ederim, zâlime nasıl yardım ederim?" diye sorulmuş-tu"Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır" buyurdu" [6]

    j

    21



    Zâlimi zulmünden vazgeçirici bir şeyler yapmak, zâlim kardeşe yapı-lacak yardımdır Şüphesiz, "yardım" deyince ilk hatıra gelen mazlu-ma karşı yapılan yardımdır: Gasbedilen hakkının verilmesini sağla-mak, zulümden korumak, zâlime karşı çeşitli desteklerle mağduriye-tini gidermek gibiBeyhakî der ki: "Zalim de nefsinde mazlumdur Böylece kişinin nefsine yaptığı maddî ve manevî zulümden caydırıl-

    ması ona yardım olur"



    Kardeşlerin Birbirleri Üzerindeki Hakları



    Bir başka hadis-i şerifte müslümanların yek diğerleri üzerindeki hak-ları şöylece sıralanmıştır: "Karşılaştığında selam ver Davet edin-ce, icabet et Nasihat istediğinde nasihat et Aksırıp elhamdülilah deyince '"yerhamükellah" diye dua et Hastalanınca ziyaretine git Öldüğünde de mezara kadar cenazesini teşyi et!" [7]



    Buraya kadar naklettiğimiz ayet ve hadisler göstermektedir ki, İs-lâm'da din kardeşliği duygu, düşünce, tavır, elem-keder ve sevinç

    olarak bütün mü'minlerin bir tek vücut olması, kendilerini böyle his-setmeleri demektir Nitekim bu husus hadis-i şeriflerde şöylece açık-lanmıştır:



    Nu'man İbnu Beşîr (ra) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesse-lâm) buyurdular ki: "Birbirlerini sevmede, birbirlerine merha-mette, birbirlerine şefkatte mü'minlerin misâli, bir bedenin mi-sâlidir Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler" [8]



    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) cemiyeti ve hususan mü'minler cemaatini, yani bir küll olarak ümmeti, bir cesede benzetmiştir İn-sanların her biri mü'minlerden müteşekkil bu küllî bedenin bir uzvu durumundadır Nasıl ki bedende sadece bir uzuv ve mesela bir par-mak rahatsız olsa o beden bütünüyle huzursuz olur, uykusuz kalır,


    21 Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 10/153


  7. 14.Şubat.2012, 12:07
    4
    Devamlı Üye
    Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku


    Mü'minin mü'mine kardeşliği bir rahmet gibi, bir bereket gibi bir ni-met gibi sunuluyor Cenab-ı Peygamberin, hayatı boyunca bu kardeşlik üzerinde nasıl titrediğini biliyoruz "Muahat-Kardeşleşme" deyimi, belki yalnızca İslam ıstılahında var-dır Allah Rasûlü, Mekke hayatı süresince bir ipek kozası zerafetinde ördüğü İslam kardeşliğini, Medine'ye gelişinde toplumlar arasında gerçekleştiriyor



    Mekke müslümanları ile Medine müslümanlarını, Ensar ile Muhacir-leri kucaklaştırıyor, asli ifadesiyle "kardeş" yapıyor Bu kardeşleşme-nin hangi boyutlara kadar uzandığını, siyerlerde içimiz dolarak oku-yoruz Cenab-ı Peygamber hayatı boyunca da, İslam potasında eri-miş, bütünleşmiş, kendi ifadeleriyle "bünyan-ı mersus - kenetlenmiş yapı" halinde bir toplum inşasına gayret ediyor Bu toplumu anlatmak için mübarek parmaklarını birbirine geçiriyor, kenetliyor: İşte böyle olun, dercesine [1]

    Sevgili Peygamberimiz "Müslüman nıüslünıanın kardeşidir" bu-yurmuş, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devirde yaşamış bu-lunursa bulunsun, bütün müslümanların birbirlerinin din kardeşi ol-duklarını tüm dünyaya duyurmuştur Hatta bizzat kendisi Medine'ye teşrif ettiklerinde, Mekke'den gelen muhacirlerden her birini Medine-li müslümanlardan biri ile kardeş ilan etmiş, böylece ilk İslâm cemi-yetini, kardeşlik esas ve uygulamasıyla başlatmıştır Modern dünya-nın "toplum dayanışması" dediği ve aradığı oluşumu, Hz Pey-gamber, kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine örnek olmak üzere muahat (kardeşlik) uygulamasıyla, daha ilk İslâm toplu-munda gerçekleştirmiştir Bu sebeple müslümanlar, kardeşliği Ki-tap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm toplumuyla o kardeş-liği yaşamaya başlamış bir ümmettir [2]



    Cenab-ı Peygamber bu topluma inşa için, ferd ferd her müslümanın üzerinde bir sevgi eğitimi gerçekleştiriyor Zaaflardan arındırmak ve sevgisizliği İslam toplumundan uzaklaştırmak için ne mümkünse ya-pıyor Hazreti Peygamber (sas)'den bu alanda irad buyurulan hadisi şeriflerde, insanın zaaflarını ve ruhi imkanlarını gözeten tam bir şah-siyet eğitimi vardır Bir yanda, kardeşleşmenin önündeki engelle-rin izalesi İnsan kişiliğinden gelen ve sevgisizliğe dönüşmesi her an muhtemel olan zaafların tedavisi, diğer yandan gönülleri "Al-lah için sevgi" atmosferinde bulaşabilecek bir kıvama ulaştırma çabası 6



    Kardeşlik kutlu ve güçlü bir bağ olduğu kadar büyük bir sorumluluk-tur da Aynı dine mensup insanların adedince büyüyen bir sorumlu-luk

    Kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması lazım geldiği konu-sunda, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde çok ciddî tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır Bütün bu uyarı ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade et-mektedir Hz Peygamber de bu yüzden kardeşler arasındaki her türlü münasebette, müslümana kendi nefsini ölçü almasını öğütlemiştir 7 O (sa) şöyle buyurmuştur:



    "Hiç biriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedik-çe olgun mü'min olamaz"



    Bu hadis-i şerif, din kardeşliği sorumluluğunu bütün boyutlarıyla pek özlü bir ifade ile ortaya koymuş bulunmaktadır Ancak yine de, ko-nuyu açıklığa kavuşturmak bakımından, diğer hadislerden yararlana-rak din kardeşliğinin bazı gereklerine işaret etmek faydalı olacaktır 9



    Müslüman, haklı sebeplere dayalı da olsa, müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs duramaz Müslüman kardeşleri yanıbaşında du-rurken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edi-nemez Çünkü müslümanın dostu ancak müslümandır Çünkü ata-larımızın da dediği gibi, "domuzdan post, gavurdan dost olmaz"







    6 Ahmed Maraşlı, Rahmet Gibi Bir Kardeşlik, Altınoluk, 1987,: Nisan, 14 Sayfa: 3


    7 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6


    8 Buharı, iman 7: Müslim, iman 71, 72; Tirmizi, kıyame 59; Nesai, iman, 19, 33


    9 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6







    Müslüman, öteki müslüman kardeşlerine buğz edemez, kin tuta-maz, sırt çeviremez Araya bir takım sun'i üstünlük ölçüleri koya-maz Çünkü İslâm'da üstünlük sadece ve sadece takva iledir10








    Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır (Hucurat, 49/13)



    Gerek fert, gerek millet olarak tercihlerini daima din kardeşlerinden yana kullanmak zorundadır Günümüz dünyasında beynelmilel plat-formlarda müslümanların biribirlerine arka çıkmaları, dünyadaki güç dengeleri bakımından fevkalade ehemmiyet arzetmektedir 11 Bu ko-nuda şu hadis-i şerif pek dikkat çekicidir:




























    ' 1 '"iı '0 ' \ \\\ •*' s' f t° •* ' s' °''





    "Müslüman müslümanın kardeşidir Ona zulmetmez, onu tehli-kede yalnız bırakmaz

    Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını gö-rür ,

    Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır


    Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter"


    ( Kim bir müslümanm ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter") 12

    "Hadiste İslâm kardeşliğinin nasıl gerçekleşeceği belirtilmektedir Görüldüğü üzere müslüman, iman kardeşine karşı bazı vazifelerle mükellef durumda: Zulmetmeyecek, tehlikeye atmayacak, sıkıntısını giderecek, yardımına koşacak ve örtecek

    Resulullah "Örtme" işini mutlak bırakmıştır Bu sebeple şârihler: "Bedenini örtmek, ayıbını örtmek, ihtiyacını örtmek, gıybetini yap-mamak suretiyle kusurlarını örtmek vs" diye her çeşit örtme'yi anla-mışlardır

    Şunu da belirtelim ki, müslümanı örtmek, zulüm veya fesadı ört-meye müncer olmamalıdır Bazı kusurlar, başkasına tecavüz ve zulüm şeklinde veya fesad, fitne şeklinde olabilir Böylesi ayıplar örtülmez, yetkililere ihbar edilir Bu müstehabtır, gıybet değildir Keza ma'siyet işleyen, o davranışından imkân nisbetinde yasaklanır



    Taberânî'nin bir başka tarikten yaptığı rivayette şu ziyade var-dır:



    "Başına gelen bir musibette yardımsız bırakmaz" Müslim'in bir rivayetinde ÛJ^*^ J

    "onu tahkir etmez, şer olarak müslümana, müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir" denmiştir

    Yine Müslim'de: "Kul kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah o kulun yardımındadır" denmiştir" 13



    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Müslüman müslümanın kardeşidir Ona hıyânet etmez, yalan söylemez ve yardımı terketmez Her Müslümanın, diğer müslümana ırzı, malı ve kanı haramdır Takva buradadır







    Bir kimseye şer olarak müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter " (Riyazü's Salihin 236 —Tirmizi 187 1992) Hadisten açıkça anlaşıldığına göre din kardeşliği çerçevesinde kar-deşçe yapılacak işlerin ahirette de karşılıkları görülecektir Yani kar-deşler birbirleri için "ahiret yatırım" vesilesidirler Din kardeşleri a-rasındaki ilişkiler konusunda Hucurat Suresi'nde bir çok dikkat çe-kilmiştir [3]




    Müminler Arası İlişkilerde Kur'an Çerçevesi



    - Di O Jt ^ ' > O Jt! \M Ifi ' >

    j-^Li ^3^1^- o a aj^a ji-lia a Lj

    J> ° J> ^ o ^ Jt Jt o J( w




    ^ ^ ^ i


    ^ ^ o Jt o ^ ^ ^



    Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz (Hucurat, 49/6)



    Fasık birinin verdiği habere hemen inanılmayıp araştırılmalıdır Özel-likle günümüzde güdümlü haber kaynaklarının bilhassa müslümanlar hakkında verdikleri haberleri, mutlaka aynı değer ölçülerini paylaşan kaynaklardan tetkik etmek bir vecibe haline gelmiştir [4]




    1 Fiili Saldırılara Müdahele Ve Barışı Sağlamak:



    Jt O ^ ^ Jt ^ ^ O «t Jt o ^ ^ ^ ' > o



    Jt ! o Jt Jt ! o o ^ ^ o ^ Jt ^ o





    p^Li obi AİJa J-»a^Ja ^^^j ^ ^^Ja

    Jt * w J= jt o o o jt o j( o









    Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dö-nünceye kadar saldıran tarafla savaşın Eğer dönerse artık arala-rını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever (Hucurat, 49/9)



    Anlaşmazlığa düşen müslümanların ve müslüman grupların ara-ları bulunmalı, hak ve adalet ölçüleri ile aralarında hükmedilme-lidir Haksız olan tarafı, Allah'ın koyduğu sınırlara razı etmek için her türlü çareye başvurulmalıdır Kardeşlerin araları ıslah edilmelidir

    16



    2 Alay:







    o Di ' > o Jt o -fi o ^ Jt ° ^





    j0j oa

    Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler Kadınlar da kadın-ları alaya almasınlar Belki onlar kendilerinden daha iyidirler


    (Hucurat, 49/11)



    Erkek müslümanlar diğer erkek müslümanları, kadınlar da öteki hanım müslümanları alaya almamalı; onların Allah katında kendi-lerinden daha kıymetli olabileceklerini hatırdan çıkarmamalıdırlar







    16 Prof Dr İsmail Lütfi Çakan, İslam Kardeşliği, Altınoluk, 1992, Nisan, 74 / 6





    3 Ayıplama











    Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağır-mayın (Hucurat, 49/11)

    Çirkin lakablarla çağırmamalı, su-i zanda bulunmamalı, gizli yönleri-ni, sırlarını araştırmamalı, onları gıybet edip çekiştirmemelidirler

    SI itd





    4 Sui Zan



    Jt -- o Jt--!-- W -- ^t -- ' --










    Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının Çünkü zannın bir kısmı günahtır (Hucurat, 49/12)

    Zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı doğru çıkmaz Doğru çıkmayınca da başkalarının haklarıyla ilgili hususlarda o zan-na göre verilecek hükümler iftira, olur ve bu da bir vebal olur Zarın'ın bazısı vebal ve günah olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için ihtiyat etmek ve bir çoğundan kaçmak gerekir17




    5 Başkasının Kusurunu Araştırmak


    £ O -- O 8^ Jt O -- O -- O -- -- Jt w -- -- --


    Birbirinizin kusurunu araştırmayın Biriniz diğerinizi arkasın-dan çekiştirmesin (Hucurat, 49/13)

    Mü'minlerin eksiğini bulacağız, açık delil ve emareler elde ederek zannımızı doğrulayacağız diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayın Dış görünüşle yetinin Allah'ın örttüğünü siz de örtün Bir Hadis-i Şerif'te şöyle rivayet edilmiştir: "Müslümanların eksik-lerini ayıplarını araştırmayın Zirâ her kim müslümanların ayıp-larını araştırırsa Allah Teâlâ da onun ayıbını takip eder, nihayet

    onu evinin içinde de olsa rezil ve rüsvay eder" (Tirmizi, Birr, 83;


    Ebu Davud, 34, 37)

    Rivayet edilir ki: Hz Ömer (ra) Medine'de geceleyin karakol gezer-di, bir gece bir evde şarkı söyleyen bir adamın sesini işitti, duvardan aştı içeri girdi, baktı ki yanında bir kadın, bir de şarap var, ey Allah'ın düşmanı dedi: Sen günah işleyeceksin de Allah seni muhakkak örte-cek mi sandın? Adam, sen de acele etme ey müminlerin emiri! dedi: Ben bir günah işledim ise sen üç konuda günah işledin: Allah Teâlâ

    jt itd -- -- --"Eksikleri araştırmayın"


    buyurdu, sen gizliliği araştırdın, Allah Teâlâ

    \f -- --O--O -- Jt Jt ° Jt o --


    v g _a j__ a j» pjîjJaaj^ a j

    Evlere kapılarından girin, (Bakara, 2/189) buyurdu sen duvardan aştın, Allah Teâlâ :

    Jtjto-- Jt--!-- iM -- ^t -- ' --

    t

    o -- TV Jt w -- Jt -- Jt 0--0-- o 9y Jt Jt -- o --

    Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin


    (Nûr, 24/27)

    buyurdu Sen benim üzerime izinsiz girdin Bunun üzerine Hz Ömer (ra), nasıl şimdi sizi affedersem, sizde hayır var mı? Yani sen de be-ni affeder, tevbe eder misin? dedi, o da evet, dedi, bu şekilde bıraktı,


    çıktı 18




    6 Gıybet






    Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (Hucurat, 49/13)







    Bütün bunlar müslümanın, din kardeşlerine ne eliyle ne diliyle zarar vermemesi gerektiğini, gönlünden de kardeşleri hakkında kötü şeyler geçirmemesi lazım geldiğini göstermektedir Zaten sevgili Peygam-berimiz de bir hadislerinde olgun müslümanı, öteki müslümanların, dilinden ve elinden emin oldukları kişi olarak ta-rif ve tavsif etmiştir



    Müslüman, öteki din kardeşlerini kendisinden asla aşağı görmeyecek, hatta onları kendi nefsine tercih edecektir Dualarıyla da din kardeşle-rine iyilikler dileyecektir Zira mü'minin, din kardeşinin gıyabında yaptığı dua makbuldür



    Müslüman, kendi gücün mutluluğunu, devletini, şevketini, izzetini, şerefini din kardeşlerinde bilecek ve bulacaktır



    Müslüman, müslümanın sevincini paylaşacak, elem ve ızdırabına ortak olacaktır Bir bela, musibet veya zulme uğrayan din kardeşine, bütün müslümanların yardımcı olmaları "kardeşlik" gereğidir[5] Nitekim Kur'an-ı Kerim'de :

    ^ Jt ^ o ^ °Jt Jt o o J* J* ' İM ~>




    39 Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar


    (Şura, 42/39) buyurulmuştur




    : Jj5 Lji Ulk Sîlli ^1







    Hz Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyur-dular ki: "Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et" "Maz-lumsa yardım ederim, zâlime nasıl yardım ederim?" diye sorulmuş-tu"Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır" buyurdu" [6]

    j

    21



    Zâlimi zulmünden vazgeçirici bir şeyler yapmak, zâlim kardeşe yapı-lacak yardımdır Şüphesiz, "yardım" deyince ilk hatıra gelen mazlu-ma karşı yapılan yardımdır: Gasbedilen hakkının verilmesini sağla-mak, zulümden korumak, zâlime karşı çeşitli desteklerle mağduriye-tini gidermek gibiBeyhakî der ki: "Zalim de nefsinde mazlumdur Böylece kişinin nefsine yaptığı maddî ve manevî zulümden caydırıl-

    ması ona yardım olur"



    Kardeşlerin Birbirleri Üzerindeki Hakları



    Bir başka hadis-i şerifte müslümanların yek diğerleri üzerindeki hak-ları şöylece sıralanmıştır: "Karşılaştığında selam ver Davet edin-ce, icabet et Nasihat istediğinde nasihat et Aksırıp elhamdülilah deyince '"yerhamükellah" diye dua et Hastalanınca ziyaretine git Öldüğünde de mezara kadar cenazesini teşyi et!" [7]



    Buraya kadar naklettiğimiz ayet ve hadisler göstermektedir ki, İs-lâm'da din kardeşliği duygu, düşünce, tavır, elem-keder ve sevinç

    olarak bütün mü'minlerin bir tek vücut olması, kendilerini böyle his-setmeleri demektir Nitekim bu husus hadis-i şeriflerde şöylece açık-lanmıştır:



    Nu'man İbnu Beşîr (ra) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesse-lâm) buyurdular ki: "Birbirlerini sevmede, birbirlerine merha-mette, birbirlerine şefkatte mü'minlerin misâli, bir bedenin mi-sâlidir Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler" [8]



    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) cemiyeti ve hususan mü'minler cemaatini, yani bir küll olarak ümmeti, bir cesede benzetmiştir İn-sanların her biri mü'minlerden müteşekkil bu küllî bedenin bir uzvu durumundadır Nasıl ki bedende sadece bir uzuv ve mesela bir par-mak rahatsız olsa o beden bütünüyle huzursuz olur, uykusuz kalır,


    21 Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 10/153


  8. 23.Şubat.2012, 01:21
    5
    maria
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Şubat.2008
    Üye No: 9247
    Mesaj Sayısı: 219
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 35
    Bulunduğu yer: dünya

    Cevap: Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

    Kardeşlik Hukuku
    Sıhrî kardeşlik İslâm'ın kıymet verdiği önemli akrabalık münasebetlerindendir. Kardeşlerin birbirleri üzerinde hakları ve vazifeleri vardır. Kardeşler, aralarında adalet ve iyilik ve dostlukla muamele etmelidirler.
    Kur'an-ı Kerim de, Hz. Adem'in iki oğlu Habil ve Kabil'den şöyle bahsedilir: "Ey Rasûlüm, Ehl-i Kitab'a, Adem'in iki oğlunun haberini hakkıyle oku. Onlar Allah rızasını kazanmak için kurban kesmişlerdi de birisininki kabul edilmiş, diğerinki kabul olunmamıştı. Kurbanı kabul olunmayan (Kabil) diğerine; "Seni muhakkak öldüreceğim," demişti. Kardeşi ona şöyle cevap vermişti: "Allah, ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder. Yemin ederim ki, eğer beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbı olan Allah'tan korkarım. Ben isterim ki sen kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin; böylece cehennemliklerden olasın. İşte zâlimlerin cezası budur." Nihayet Kâbil hevesine uyarak kardeşi (Habil)'i öldürmeğe kalkışmış ve sonra onu öldürmüştü. Böylece ziyana uğrayanlardan olmuştu (el-Mâide, 5/27-30).
    Yûsuf sûresinde de, Hz. Yûsuf'a kardeşlerinin yaptıkları kötülükler uzun uzun anlatılır. Sonunda her şey ortaya çıkınca kardeşlerinin ona: "Allah'a yemin ederiz, Allah seni bizden üstün kılmıştır. Biz doğrusu (sana yaptıklarımızda) suçlu idik" dedikleri; Hz. Yusuf'un da; "Size, bu gün hiç bir başa kakma ve ayıplama yok. Sizi Allah yarlıgasın. O merhametlilerin en merhametlisi" (Yûsuf, 12/91-92) diyerek, onları afv ve müsamaha ile karşıladığı haber verilmektedir.
    Hz. Musa (a.s) kardeşinin de kendisiyle beraber hayır ve iyilikte ortak olmasını Allahu Teâlâ'dan şöyle istemiştir: "Mûsa dedi ki: "Ey Rabbim; benim göğsüme genişlik ver; işimi kolaylaştır; dilimden de şu düğümü çöz ki, sözümü iyi anlasınlar. Bana kendi ailemden bir de vezir (yardımcı) ver; kardeşim Harun'u... Onunla sırtımı kuvvetlendir. Onu işimde ortak kıl. Tâ ki seni çok zikredelim, çok analım" (Tâhâ, 20/25-34). Peygamberler (a.s)'ın kardeşlerine olan iyiliklerinin Kur'an'da anlatılması müslümanlara öğüt ve örnek olması içindir. Kardeşler aralarında şu esaslara göre hareket etmelidir:
    1- Kardeşler karşılıklı sevgi ve saygı beslemeli, küçükler büyüklerine karşı saygısız davranışlardan sakınarak onları anne ve babalan gibi görmeli ve kendilerine itaat etmeli, büyük kardeşler de küçüklerin kabahatlerini af ve hoşgörü ile karşılamalıdır.
    2- Kardeşler, anne ve babalarını üzmeyecek, onlara huzur dolu bir hayat yaşatarak davranışlarla birlik ve beraberlik içinde yaşamalı; para, servet miras gibi maddi çıkarlar düşmanlık sebebi haline getirilmemeli ve birlik ruhu bozulmamalıdır.
    3- Şan, şöhret, makam, servet gibi şeyler kıskançlık sebebi olmamalıdır. Kardeşlerden biri ilim, servet ve makam itibariyle yükselirse bu durum diğerleri için ancak bir iftihar vesilesi sayılmalıdır. Maddî ve manevî bakımdan güçlü olan da diğerlerine hor bakmamalı, onlara her konuda yardım elini uzatmalıdır.
    4- Aralarındaki işleri ve fikir ayrılıklarını zora baş vurmadan, birbirlerinin fikirlerine saygı duyarak ve konuşup anlaşarak tatlılıkla halletmenin yollarını aramalıdırlar.
    Mehmet METİNER



  9. 23.Şubat.2012, 01:21
    5
    Devamlı Üye
    Kardeşlik Hukuku
    Sıhrî kardeşlik İslâm'ın kıymet verdiği önemli akrabalık münasebetlerindendir. Kardeşlerin birbirleri üzerinde hakları ve vazifeleri vardır. Kardeşler, aralarında adalet ve iyilik ve dostlukla muamele etmelidirler.
    Kur'an-ı Kerim de, Hz. Adem'in iki oğlu Habil ve Kabil'den şöyle bahsedilir: "Ey Rasûlüm, Ehl-i Kitab'a, Adem'in iki oğlunun haberini hakkıyle oku. Onlar Allah rızasını kazanmak için kurban kesmişlerdi de birisininki kabul edilmiş, diğerinki kabul olunmamıştı. Kurbanı kabul olunmayan (Kabil) diğerine; "Seni muhakkak öldüreceğim," demişti. Kardeşi ona şöyle cevap vermişti: "Allah, ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder. Yemin ederim ki, eğer beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbı olan Allah'tan korkarım. Ben isterim ki sen kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin; böylece cehennemliklerden olasın. İşte zâlimlerin cezası budur." Nihayet Kâbil hevesine uyarak kardeşi (Habil)'i öldürmeğe kalkışmış ve sonra onu öldürmüştü. Böylece ziyana uğrayanlardan olmuştu (el-Mâide, 5/27-30).
    Yûsuf sûresinde de, Hz. Yûsuf'a kardeşlerinin yaptıkları kötülükler uzun uzun anlatılır. Sonunda her şey ortaya çıkınca kardeşlerinin ona: "Allah'a yemin ederiz, Allah seni bizden üstün kılmıştır. Biz doğrusu (sana yaptıklarımızda) suçlu idik" dedikleri; Hz. Yusuf'un da; "Size, bu gün hiç bir başa kakma ve ayıplama yok. Sizi Allah yarlıgasın. O merhametlilerin en merhametlisi" (Yûsuf, 12/91-92) diyerek, onları afv ve müsamaha ile karşıladığı haber verilmektedir.
    Hz. Musa (a.s) kardeşinin de kendisiyle beraber hayır ve iyilikte ortak olmasını Allahu Teâlâ'dan şöyle istemiştir: "Mûsa dedi ki: "Ey Rabbim; benim göğsüme genişlik ver; işimi kolaylaştır; dilimden de şu düğümü çöz ki, sözümü iyi anlasınlar. Bana kendi ailemden bir de vezir (yardımcı) ver; kardeşim Harun'u... Onunla sırtımı kuvvetlendir. Onu işimde ortak kıl. Tâ ki seni çok zikredelim, çok analım" (Tâhâ, 20/25-34). Peygamberler (a.s)'ın kardeşlerine olan iyiliklerinin Kur'an'da anlatılması müslümanlara öğüt ve örnek olması içindir. Kardeşler aralarında şu esaslara göre hareket etmelidir:
    1- Kardeşler karşılıklı sevgi ve saygı beslemeli, küçükler büyüklerine karşı saygısız davranışlardan sakınarak onları anne ve babalan gibi görmeli ve kendilerine itaat etmeli, büyük kardeşler de küçüklerin kabahatlerini af ve hoşgörü ile karşılamalıdır.
    2- Kardeşler, anne ve babalarını üzmeyecek, onlara huzur dolu bir hayat yaşatarak davranışlarla birlik ve beraberlik içinde yaşamalı; para, servet miras gibi maddi çıkarlar düşmanlık sebebi haline getirilmemeli ve birlik ruhu bozulmamalıdır.
    3- Şan, şöhret, makam, servet gibi şeyler kıskançlık sebebi olmamalıdır. Kardeşlerden biri ilim, servet ve makam itibariyle yükselirse bu durum diğerleri için ancak bir iftihar vesilesi sayılmalıdır. Maddî ve manevî bakımdan güçlü olan da diğerlerine hor bakmamalı, onlara her konuda yardım elini uzatmalıdır.
    4- Aralarındaki işleri ve fikir ayrılıklarını zora baş vurmadan, birbirlerinin fikirlerine saygı duyarak ve konuşup anlaşarak tatlılıkla halletmenin yollarını aramalıdırlar.
    Mehmet METİNER



  10. 21.Mart.2012, 15:06
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku

    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.


  11. 21.Mart.2012, 15:06
    6
    Moderatör
    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.





+ Yorum Gönder