Konusunu Oylayın.: Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya d

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya d
  1. 23.Ocak.2012, 15:27
    1
    Misafir

    Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya d






    Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya d Mumsema Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya da Müslüman olma” metodolojisi dünyaya çok kötü bir örnek oluşturmuştur. Bunu Yahudiler, Hristiyanlar, Budistler vb. örnek alıp aynı...


  2. 23.Ocak.2012, 15:27
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya cizye ya da Müslüman olma” metodolojisi dünyaya çok kötü bir örnek oluşturmuştur. Bunu Yahudiler, Hristiyanlar, Budistler vb. örnek alıp aynı...


    Benzer Konular

    - İslam savaş hukuku ve cihad nasıl yapılır?

    - Gayri Müslimlerin Yemeklerini Yemek Konusu..

    - Gayri müslimlerin işlerine razı olmak

    - Baby Shower partisi nedir, gayri müslimlerin çıkardığı bu gibi adetleri Müslümanların uygulaması doğ

    - Cihad ve savaş kavramları aynı manaya mı gelirler? Değilse, farkları nedir?

  3. 29.Ocak.2012, 21:27
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Gayri müslimlerin cihad ve fetih kavramları eleştirisine nasıl cevap verilebilir? Müslümanların “Ya savaş, ya ciz




    Evvela, İslam tarihinde, özellikle saadet asrında yapılan savaşların hepsi bir müdafaa savaşıdır. Kur'an'ın verdiği mesaj budur. Müslümanların yanlışları Kur'an'ı bağlamaz. Nitekim bütün zulümlere rağmen on üç yıllık Mekke döneminde maddi savaşa, Kur'an'ın izin vermemesi, bunun bir göstergesidir. Bedir, Uhud, Hendek savaşlarının Medine sınırları dahilinde olması bunu ifade etmiyor mu?
    "Kendilerine karşı savaş açılmış müminlere, zulme uğramış olmaları sebebiyle savaş izni verildi. Şüphesiz, Allah onlara yardım etmeye kadirdir."(Hac, 22/39)
    mealindeki ayet, savaşı öngören ilk ayettir. Dikkat edilirse, burada Müslümanların zulme uğradıkları vurgulanmaktadır. Buna rağmen Müslümanlar o zalim düşmanlarına karşı, şiddetli ve hamasî bir çağrıyla savaşa teşvik edilmeyip, "savaşa izin verildi" denmiştir.

    Bu ise, İslam'da savaşın asıl olmadığını gösterir. Allah'ın mesajı ile insanlar arasına girip İslamın insanlara ulaşmasına engel olanların bu zulmüne mâni olmak içindir.

    "Bir tek insanın imanını kurtarmayı -değil bir ülkeyi ele geçirmek veya biraz ganimet elde etmekle aynı tutmak- bütün dünya saltanatının üstünde tutan bir dinin" arka planını samimi ve akıllıca okumak gerekir.

    İkincisi, gerçek şudur ki; Müslümanlar "Dinde zorlama yoktur."(Bakara, 2/256) mealindeki ayetin emri doğrultusunda, hiçbir zaman insanları dine girmeye zorlamamışlardır.

    Peki şu cizye de ne demektir? Cizye, Müslümanların mağlup ettiği düşmanlarına bile insanca muamele ettiklerinin bir göstergesidir. Söz gelişi, Hayber Yahudileri, Müslümanlara yapmadık ihaneti bırakmamışlardı. Bu fitne ocağını ele geçirirken bile Hz. Peygamber (a.s.m), sancağı Hz. Ali (ra)'ye verirken,

    "Acele etme! Şunu iyi bil ki, bir tek insanın senin vasıtanla imana gelmesi, sahralar dolu kırmızı develerden daha hayırlıdır." (Buhari, Cihad, 103 )
    buyurmuştu. Bu söz İslam dininin o tertemiz amacına ışık tutmaktadır. Dahası, bu acımasız düşmanlar Müslüman olmaya zorlanmadılar. Aksine Müslümanların ekonomik ihtiyacı olmasına rağmen, onlar cizye karşılığında kendi yurtlarında bırakılmıştır.

    Müslümanlardan alınan zekât gibi, gayri müslimlerden de bir vatandaşlık ödevi olarak "cizye" denilen bir çeşit vergi alınıyor. Yani, gayri müslimler vatandaş kabul ediliyor, bütün haklardan yaralanıyorlar ve buna mukabil de ödevleri olan vergilerini veriyorlar. Bundan daha güzel ne olabilir ki!..



  4. 29.Ocak.2012, 21:27
    2
    Editör



    Evvela, İslam tarihinde, özellikle saadet asrında yapılan savaşların hepsi bir müdafaa savaşıdır. Kur'an'ın verdiği mesaj budur. Müslümanların yanlışları Kur'an'ı bağlamaz. Nitekim bütün zulümlere rağmen on üç yıllık Mekke döneminde maddi savaşa, Kur'an'ın izin vermemesi, bunun bir göstergesidir. Bedir, Uhud, Hendek savaşlarının Medine sınırları dahilinde olması bunu ifade etmiyor mu?
    "Kendilerine karşı savaş açılmış müminlere, zulme uğramış olmaları sebebiyle savaş izni verildi. Şüphesiz, Allah onlara yardım etmeye kadirdir."(Hac, 22/39)
    mealindeki ayet, savaşı öngören ilk ayettir. Dikkat edilirse, burada Müslümanların zulme uğradıkları vurgulanmaktadır. Buna rağmen Müslümanlar o zalim düşmanlarına karşı, şiddetli ve hamasî bir çağrıyla savaşa teşvik edilmeyip, "savaşa izin verildi" denmiştir.

    Bu ise, İslam'da savaşın asıl olmadığını gösterir. Allah'ın mesajı ile insanlar arasına girip İslamın insanlara ulaşmasına engel olanların bu zulmüne mâni olmak içindir.

    "Bir tek insanın imanını kurtarmayı -değil bir ülkeyi ele geçirmek veya biraz ganimet elde etmekle aynı tutmak- bütün dünya saltanatının üstünde tutan bir dinin" arka planını samimi ve akıllıca okumak gerekir.

    İkincisi, gerçek şudur ki; Müslümanlar "Dinde zorlama yoktur."(Bakara, 2/256) mealindeki ayetin emri doğrultusunda, hiçbir zaman insanları dine girmeye zorlamamışlardır.

    Peki şu cizye de ne demektir? Cizye, Müslümanların mağlup ettiği düşmanlarına bile insanca muamele ettiklerinin bir göstergesidir. Söz gelişi, Hayber Yahudileri, Müslümanlara yapmadık ihaneti bırakmamışlardı. Bu fitne ocağını ele geçirirken bile Hz. Peygamber (a.s.m), sancağı Hz. Ali (ra)'ye verirken,

    "Acele etme! Şunu iyi bil ki, bir tek insanın senin vasıtanla imana gelmesi, sahralar dolu kırmızı develerden daha hayırlıdır." (Buhari, Cihad, 103 )
    buyurmuştu. Bu söz İslam dininin o tertemiz amacına ışık tutmaktadır. Dahası, bu acımasız düşmanlar Müslüman olmaya zorlanmadılar. Aksine Müslümanların ekonomik ihtiyacı olmasına rağmen, onlar cizye karşılığında kendi yurtlarında bırakılmıştır.

    Müslümanlardan alınan zekât gibi, gayri müslimlerden de bir vatandaşlık ödevi olarak "cizye" denilen bir çeşit vergi alınıyor. Yani, gayri müslimler vatandaş kabul ediliyor, bütün haklardan yaralanıyorlar ve buna mukabil de ödevleri olan vergilerini veriyorlar. Bundan daha güzel ne olabilir ki!..






+ Yorum Gönder