Konusunu Oylayın.: Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67) Bu ay

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67) Bu ay
  1. 23.Ocak.2012, 15:26
    1
    Misafir

    Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67) Bu ay






    Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67) Bu ay Mumsema Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67) Bu ayete göre her ümmete farklı ibadetler mi takdir edilmiştir?


  2. 23.Ocak.2012, 17:04
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. (Hac 22/67




    Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. (Hacc 22/67)

    İnsan hayatında çocukluk, gençlik, olgunluk evreleri olduğu gibi insanlık hayatında da terakki aşamaları vardır. Bir çocuk durumunda olan insanlık Tevrat ile geliştirilmiş, İncil ile insanlığın ahlaki ve ruhi yönü daha da geliştirildikten sonra Tevrat ve İncilin hüküm ve ahlaki değerlerini bütünleştiren Kuranı Kerim gönderilmiş ve insanlığın buna uymaları istenmiştir.

    Tefsirlerde "mensek" kelimesi "kurban kesme ibadeti, kurban kesme yeri veya kurban kesme usulü" mânalarında tercüme edildiği gibi, "ibadet mahalli, ibadet şekli ve din" anlamında da açıklanmıştır. Taberî, "kutladıkları bayram, akıttıkları kan, kestikleri kurban ve hac ibadeti" şeklindeki yorumları aktardıktan sonra, kendisinin burada kurban bayramı günlerinde Mina'da akıtılan kanın kastedildiği yorumunu tercih ettiğini, zira müşriklerle Resûlullah arasında geçen tartışmanın bu konuda olduğunu belirtir(Taberi, XVII, 198-199).

    Bazı rivayetlerde bu âyetin müşriklerin kendiliğinden ölmüş (meyte = murdar) hayvan etinin yasaklanması hükmüne işaretle, "Allah'ın öldürdüğünü haram sayıp yemiyorsunuz da kendi elinizle kestiğinizi helâl sayıp yiyorsunuz" şeklinde yöneltilen eleştiri dolayısıyla indiği belirtilir(Kurtubi, Kadı Beydavi İlgili ayetin tefsiri).

    Âyette her ümmet için dinî kurallar belirlenmiş olduğuna değinilerek, öncelikle Allah tarafından toplumların şartlarına ve beşerî gelişmelere göre farklı dinî hükümlerin bildirilmiş olduğu realitesine dikkat çekilmektedir. Ancak bu hükümlerdaki farklılıklar inanç esaslarında veya temel ibadetlerde değildir.

    Hz. Âdem'den (a.s.) Peygamber Efendimize (a.s.m.) gelinceye kadar bütün peygamberlerin tebliğ etmiş oldukları iman esasları birdir. Bu husus, peygamberlerin tebliğ ettikleri bütün hak dinlerin ortak bir hususiyetidir. Hiç bir peygamber iman esaslarını değiştirmediği gibi, ona her hangi bir ilâve de yapmamıştır. Hz. Adem (as) insanları nelere inanmaya çağırmışsa, son peygamber Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam da ümmetini o esaslara iman etmeye davet etmiştir.

    İlâhî dinler arasında iman esasları hususunda hiçbir fark olmadığı gibi, bilhassa temel ibadetler hususunda da fark bulunmamaktadır. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler eski ümmetlere de emredilmiştir. Namazın rekat ve zaman farklılığı olsa da diğer Peygamberler tarafından da emredildiği Kuranı Kerim de bildirilmiştir.

    Meselâ Hz. İbrahim’in (as) devamlı namaz kıldığı ve neslinin de namaza devam etmelerini istediği şöyle haber verilir:

    "Yâ Rabbi, beni ve benim neslimden olanları namazda devamlı kıl. Ey Rabbimiz, duamı kabul buyur."(İbrahim, 14/40). Hz. Musa (as) da namazla emrolunmuştu. Mâide Sûresinin 12. âyeti kerimesinde İsrailoğullanndan namaz kılmaları hususunda kesin söz alındığı ifade edilir.

    Diğer taraftan oruç ve zekât da sadece Peygamberimizin (asm) ümmetine mahsus ibadetler değildir. Nitekim, Kur'an-ı Kerîm'de bu ibadetlerin diğer ümmetlere de farz kılınmış olduğu bildirilmektedir. Meselâ, Bakara sûresinin 183. âyetinde mealen şöyle buyurulur:

    "Ey imân edenler! Oruç, sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Tâ ki, günahtan sakınıp takvaya eresiniz."

    Evet, namaz, oruç, zekât ve daha birçok ibadetler diğer peygamberlerin şeriatlarında da vardı. Fakat zamanla Yahudi ve Hristiyanlar bu ibadetleri terk ettiler veya değiştirdiler.

    Şeriatlerde farklılıklar olmuştur. Bazı mubah şeyler kavimlerin azgınlık ve fesat çıkarmalarından dolayı yasaklanmıştır. Yeni şeriatler de bunlar hafifletilmiştir.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 23.Ocak.2012, 17:04
    2
    Devamlı Üye



    Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. (Hacc 22/67)

    İnsan hayatında çocukluk, gençlik, olgunluk evreleri olduğu gibi insanlık hayatında da terakki aşamaları vardır. Bir çocuk durumunda olan insanlık Tevrat ile geliştirilmiş, İncil ile insanlığın ahlaki ve ruhi yönü daha da geliştirildikten sonra Tevrat ve İncilin hüküm ve ahlaki değerlerini bütünleştiren Kuranı Kerim gönderilmiş ve insanlığın buna uymaları istenmiştir.

    Tefsirlerde "mensek" kelimesi "kurban kesme ibadeti, kurban kesme yeri veya kurban kesme usulü" mânalarında tercüme edildiği gibi, "ibadet mahalli, ibadet şekli ve din" anlamında da açıklanmıştır. Taberî, "kutladıkları bayram, akıttıkları kan, kestikleri kurban ve hac ibadeti" şeklindeki yorumları aktardıktan sonra, kendisinin burada kurban bayramı günlerinde Mina'da akıtılan kanın kastedildiği yorumunu tercih ettiğini, zira müşriklerle Resûlullah arasında geçen tartışmanın bu konuda olduğunu belirtir(Taberi, XVII, 198-199).

    Bazı rivayetlerde bu âyetin müşriklerin kendiliğinden ölmüş (meyte = murdar) hayvan etinin yasaklanması hükmüne işaretle, "Allah'ın öldürdüğünü haram sayıp yemiyorsunuz da kendi elinizle kestiğinizi helâl sayıp yiyorsunuz" şeklinde yöneltilen eleştiri dolayısıyla indiği belirtilir(Kurtubi, Kadı Beydavi İlgili ayetin tefsiri).

    Âyette her ümmet için dinî kurallar belirlenmiş olduğuna değinilerek, öncelikle Allah tarafından toplumların şartlarına ve beşerî gelişmelere göre farklı dinî hükümlerin bildirilmiş olduğu realitesine dikkat çekilmektedir. Ancak bu hükümlerdaki farklılıklar inanç esaslarında veya temel ibadetlerde değildir.

    Hz. Âdem'den (a.s.) Peygamber Efendimize (a.s.m.) gelinceye kadar bütün peygamberlerin tebliğ etmiş oldukları iman esasları birdir. Bu husus, peygamberlerin tebliğ ettikleri bütün hak dinlerin ortak bir hususiyetidir. Hiç bir peygamber iman esaslarını değiştirmediği gibi, ona her hangi bir ilâve de yapmamıştır. Hz. Adem (as) insanları nelere inanmaya çağırmışsa, son peygamber Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam da ümmetini o esaslara iman etmeye davet etmiştir.

    İlâhî dinler arasında iman esasları hususunda hiçbir fark olmadığı gibi, bilhassa temel ibadetler hususunda da fark bulunmamaktadır. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler eski ümmetlere de emredilmiştir. Namazın rekat ve zaman farklılığı olsa da diğer Peygamberler tarafından da emredildiği Kuranı Kerim de bildirilmiştir.

    Meselâ Hz. İbrahim’in (as) devamlı namaz kıldığı ve neslinin de namaza devam etmelerini istediği şöyle haber verilir:

    "Yâ Rabbi, beni ve benim neslimden olanları namazda devamlı kıl. Ey Rabbimiz, duamı kabul buyur."(İbrahim, 14/40). Hz. Musa (as) da namazla emrolunmuştu. Mâide Sûresinin 12. âyeti kerimesinde İsrailoğullanndan namaz kılmaları hususunda kesin söz alındığı ifade edilir.

    Diğer taraftan oruç ve zekât da sadece Peygamberimizin (asm) ümmetine mahsus ibadetler değildir. Nitekim, Kur'an-ı Kerîm'de bu ibadetlerin diğer ümmetlere de farz kılınmış olduğu bildirilmektedir. Meselâ, Bakara sûresinin 183. âyetinde mealen şöyle buyurulur:

    "Ey imân edenler! Oruç, sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Tâ ki, günahtan sakınıp takvaya eresiniz."

    Evet, namaz, oruç, zekât ve daha birçok ibadetler diğer peygamberlerin şeriatlarında da vardı. Fakat zamanla Yahudi ve Hristiyanlar bu ibadetleri terk ettiler veya değiştirdiler.

    Şeriatlerde farklılıklar olmuştur. Bazı mubah şeyler kavimlerin azgınlık ve fesat çıkarmalarından dolayı yasaklanmıştır. Yeni şeriatler de bunlar hafifletilmiştir.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder