Konusunu Oylayın.: Salat ve Selam nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Salat ve Selam nedir?
  1. 19.Ocak.2012, 09:46
    1
    Misafir

    Salat ve Selam nedir?

  2. 27.Ocak.2012, 16:34
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Salat ve Selam nedir?




    Peygamberimize salat ve selam olsun diyoruz. Salat ve selam arasındaki fark nedir ki ayrı söyleniyor?

    Salâvat” “salât” kelimesinin çoğuludur. Salât kelimesi lügatte; dua, namaz, rahmet manalarına geldiği gibi kendisinden türetilen bazı fiillerinde bereket manası da vardır.

    Ahzab sûresinin 56.âyeti için ibn Abbas, “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’i bereketle kuşatırlar...” manasını vermiştir. El-Müberred’de salât kelimesinin aslında “rahmetle dua etmek” manasına geldiğini, Allah tarafından yapıldığında “rahmet” melekler tarafından yapıldığında “Allah’ın rahmetini istemek” demek olduğunu beyan eder.

    Kuşeyrî de bu hususta, “Allah’ın insanlara salâtı, onlara rahmet etmesi, peygamberlere salâtı ise onlara şeref vermesi ve ziyade ikram etmesidir” der.

    Elhasıl “salât” Allah’tan olunca rahmet, meleklerden olunca mağfiret-i İlahiyi istemeleri, mü’minlerden getirilince de hayırla dua etmek manalarına gelmektedir. (Değişik Yönleriyle Hz. Peygamber (asm), İbrahim Bayraktar, s.145-146)

    “Selâm” kelimesi de müşterek sayılan bir çok manaya gelmiştir. Selâm lügatte Allah’ın ismi olarak kullanıldığı gibi, selâmlaşmak, kusurlardan beri olmak, emniyet ve sulh manalarına da gelir. Bu kelimeye verilen manalar üç çeşide ayrılabilir:

    a. Mastar bir kelime olarak “es-selâmu aleyküm” demek, selâmet emniyet sizin içindir, sizinle beraberdir demektir.

    b. Selâm, Allah’ın ismi olarak, Allah seni korumayı, gözetmeyi üzerine almıştır, kefildir demektir.

    c. İtaat ve barış demektir. (Değişik Yönleriyle Hz. Peygamber (asm), İbrahim Bayraktar, s.145-146)

    Ahzab 56. âyette geçen “selâm” kelimesi eksikliklerden ve her türlü musibetlerden korunmuş olmayı Allah’tan niyaz etme anlamını taşır. Hz. Peygamber (asm)’e selâm vermek, mü’minlerin birbirine verdiği gibi kabr-i şerifini ziyaret ettiğimizde O’na selâm vermek, ayrıca zaman zaman ve özellikle ismi anıldığında manevi şahsiyetini selâmlamaktır. Salât, selâm manasını ihtiva ediyorsa da selâmda insanların O’na itaat etmeleri ve O’nun şeriatını yaşamalarını dilemek gibi özel manalar vardır. (İslâm Ansiklopedisi, “salvele” c.7 s.124)

    Salâvatın bu kadar kesretle okunmasının hikmeti ve salâtla beraber selâmı zikretmenin sırrı:

    "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma salâvat getirmek, tek başıyla bir tarik-i hakikattır. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nihâyet derecede rahmete mazhar olduğu halde, nihâyetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir. Çünkü, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ümmetin dertleriyle alâkadar ve saadetleriyle nasibedardır. Nihâyetsiz istikbalde, ebedü'l-âbâdda, nihâyetsiz ahvâle mâruz ümmetin, bütün saadetleriyle alâkadarlığının ihtiyacındandır ki, nihâyetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir."

    "Hem Resul-i Ekrem hem abd, hem resul olduğundan, ubudiyet cihetiyle salât ister, risalet cihetiyle selâm ister ki: Ubudiyet halktan Hakka gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur. Bunu es-salât ifade eder. Risalet Haktan halka bir elçiliktir ki, selâmet ve teslim ve memuriyetinin kabul ve vazifesinin icrâsına muvaffakıyet ister ki, selâm lâfzı onu ifade ediyor."

    "Hem biz seyyidinâ lâfzıyla tabir ettiğimizden, diyoruz ki: Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirâyet etsin." (Said Nursi, Barla Lâhikası)


  3. 27.Ocak.2012, 16:34
    2
    Özel Üye



    Peygamberimize salat ve selam olsun diyoruz. Salat ve selam arasındaki fark nedir ki ayrı söyleniyor?

    Salâvat” “salât” kelimesinin çoğuludur. Salât kelimesi lügatte; dua, namaz, rahmet manalarına geldiği gibi kendisinden türetilen bazı fiillerinde bereket manası da vardır.

    Ahzab sûresinin 56.âyeti için ibn Abbas, “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’i bereketle kuşatırlar...” manasını vermiştir. El-Müberred’de salât kelimesinin aslında “rahmetle dua etmek” manasına geldiğini, Allah tarafından yapıldığında “rahmet” melekler tarafından yapıldığında “Allah’ın rahmetini istemek” demek olduğunu beyan eder.

    Kuşeyrî de bu hususta, “Allah’ın insanlara salâtı, onlara rahmet etmesi, peygamberlere salâtı ise onlara şeref vermesi ve ziyade ikram etmesidir” der.

    Elhasıl “salât” Allah’tan olunca rahmet, meleklerden olunca mağfiret-i İlahiyi istemeleri, mü’minlerden getirilince de hayırla dua etmek manalarına gelmektedir. (Değişik Yönleriyle Hz. Peygamber (asm), İbrahim Bayraktar, s.145-146)

    “Selâm” kelimesi de müşterek sayılan bir çok manaya gelmiştir. Selâm lügatte Allah’ın ismi olarak kullanıldığı gibi, selâmlaşmak, kusurlardan beri olmak, emniyet ve sulh manalarına da gelir. Bu kelimeye verilen manalar üç çeşide ayrılabilir:

    a. Mastar bir kelime olarak “es-selâmu aleyküm” demek, selâmet emniyet sizin içindir, sizinle beraberdir demektir.

    b. Selâm, Allah’ın ismi olarak, Allah seni korumayı, gözetmeyi üzerine almıştır, kefildir demektir.

    c. İtaat ve barış demektir. (Değişik Yönleriyle Hz. Peygamber (asm), İbrahim Bayraktar, s.145-146)

    Ahzab 56. âyette geçen “selâm” kelimesi eksikliklerden ve her türlü musibetlerden korunmuş olmayı Allah’tan niyaz etme anlamını taşır. Hz. Peygamber (asm)’e selâm vermek, mü’minlerin birbirine verdiği gibi kabr-i şerifini ziyaret ettiğimizde O’na selâm vermek, ayrıca zaman zaman ve özellikle ismi anıldığında manevi şahsiyetini selâmlamaktır. Salât, selâm manasını ihtiva ediyorsa da selâmda insanların O’na itaat etmeleri ve O’nun şeriatını yaşamalarını dilemek gibi özel manalar vardır. (İslâm Ansiklopedisi, “salvele” c.7 s.124)

    Salâvatın bu kadar kesretle okunmasının hikmeti ve salâtla beraber selâmı zikretmenin sırrı:

    "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma salâvat getirmek, tek başıyla bir tarik-i hakikattır. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nihâyet derecede rahmete mazhar olduğu halde, nihâyetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir. Çünkü, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ümmetin dertleriyle alâkadar ve saadetleriyle nasibedardır. Nihâyetsiz istikbalde, ebedü'l-âbâdda, nihâyetsiz ahvâle mâruz ümmetin, bütün saadetleriyle alâkadarlığının ihtiyacındandır ki, nihâyetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir."

    "Hem Resul-i Ekrem hem abd, hem resul olduğundan, ubudiyet cihetiyle salât ister, risalet cihetiyle selâm ister ki: Ubudiyet halktan Hakka gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur. Bunu es-salât ifade eder. Risalet Haktan halka bir elçiliktir ki, selâmet ve teslim ve memuriyetinin kabul ve vazifesinin icrâsına muvaffakıyet ister ki, selâm lâfzı onu ifade ediyor."

    "Hem biz seyyidinâ lâfzıyla tabir ettiğimizden, diyoruz ki: Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirâyet etsin." (Said Nursi, Barla Lâhikası)





+ Yorum Gönder