Konusunu Oylayın.: Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?
  1. 19.Ocak.2012, 00:10
    1
    Misafir

    Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?

  2. 19.Ocak.2012, 00:56
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?




    Evimizin baş tacı, dünyaya açılan penceremiz, yegane eğlencemiz, biricik kutumuz sevgili televizyonumuz olmasaydı biz ne yapardık? Evet, düşünün bakalım biz ne yapardık? O olmadan nasıl yaşardık?
    Benim de aklıma takıldı bu soru baktım düşünmekle olmayacak, “iyisi mi bir deneyeyim” dedim.
    Düşüncemi hanıma da söyledim, güldü bana. “Sen mi? V
    Allah i yapamazsın televizyonsuz” dedi. Hoş o sanki pek dayanır televizyonsuzluğa. Neyse karar verdik, televizyonu bir hafta kapatacaktık. Garanti olsun diye bir de yemin ettik üstelik. Çocuklar küçük olduğundan, onlardan yana pek sıkıntımız olmayacaktı.
    Bu maceraya başladığımız da günlerden pazardı. Geç kalkmanın keyfini çıkardıktan sonra, yatağımdan kalktığımda evin her zamankinden sessiz olduğunu fark ettim. Tabii ya! Televizyon açık değildi. Biraz zaman geçtikten sonra içimde bir boşlukla birlikte bir burukluk da başlamıştı. Canım ısrarla televizyon seyretmek istiyordu. Tiryakilerin müptela oldukları şeyleri istemesi gibi. Kendimi dışarıya zor attım. Biraz dolaştıktan sonra bir bayiye uğradım, çokça ekleri olan bütün gazeteleri aldım.
    Eve döndüğümde, daha içeriye bile girmeden hanım elimden kaptı tüm gazete eklerini. Anladım ki onda da başlamıştı televizyonsuzluk krizi. Neyse, gazeteleri tüm ekleriyle birlikte hatmettiğimiz halde akşamı zor etmiştik. Akşam yemeğinde kısmen yok olan krizimiz, yemekten sonra artarak yeniden nüksetmişti. Canımız iyice sıkılmıştı. Hanım, “biraz dışarı çıkalım bari, böyle olmayacak” dedi.
    Onun dışarı çıkalım demesi, başka bir tiryakiliğimiz olan süpermarketleri ziyaret anlamına geliyordu. Bir sürü gereksiz şeyler alarak eve döndük. Gelir gelmez gayri ihtiyari televizyona doğru gittim. Tam açacaktım ki hanım uyardı. Aman ALLAH’ım şimdi ben maç sonuçlarını nasıl öğrenecektim? Ya maç kritiklerini! Bu sefer radyoya sarıldım. Dinlemeyeli bayağı olmuştu. İstasyonları dolaşırken, eski günleri hatırladım. Evde hep birlikte radyo programlarını dinlerdik. Ya gece tiyatrosu? Ne kadar hoşumuza giderdi ışıkları kapatıp kendi hayallerimizi katarak dinlemek.
    Ertesi gün, hanımı işten aradığımda sıkıntıdan patladığını söylüyordu. Biraz kitapları karıştırmıştı ama okuma alışkanlığını çoktan yitirdiğinden çabuk sıkılmıştı. İşten döndüğümde hanım benimle pek konuşmadı. Anladım ki sinirli tavırlarıyla televizyonsuzluğu protesto ediyordu. Biraz sonra patladı, “tabii sen gündüzleri iştesin, ya ben ne yapacağım televizyonsuz?”. Meşgul olacak pek bir şey bulamadığımdan, can sıkıntısından erkenden uyumuşum.
    Rüyamda kendimi, yüzlerce televizyonun karşısında oturmuş, hepsinde aynı anda başlayan haberleri seyrederken buldum. Hepsini aynı anda izlemeye çalışıyordum ancak hiç birini anlayamıyordum. Sesler gitgide çoğaldı. Beynim uğuldamaya başladı. Birden haber spikerlerinin televizyonlardan çıkarak üzerime doğru geldiklerini gördüm. Hepsi birden üzerime hücum ederek “beni dinle! beni dinle!” diye bağırıyorlardı. Ben de korku ile bağırmaya başladım. Avazım çıktığı kadar bağırıyordum ki hanımımın dürtmesiyle uyandım. Kan ter içinde kalmıştım. Televizyon o kadar ruhuma işlemişti ki kâbuslar bile görüyordum.
    Sonraki günler, sadece telefonla veya yolda rastladığımda konuştuğumuz ve her seferinde biribirimizi ziyaret etmeyi vaad ettiğimiz dostlarımıza gitmeye karar verdik. Gittiğimiz evlerde bize destek çıkmak için televizyonlarını kapatıyorlardı. Böylece zoraki başlayıp gittikçe sıcaklaşan sohbetler bizi teselli ediyordu. Ziyaret ettiğim bir dostum, alışkanlıkların hayatımızı ne şekilde etkilediğine dair aklında kalan bir hikayeyi anlattı:
    “Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş. Her gün danayı kucağına alıp taşımış. Sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikâyeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlamış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür; ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...” diye de ekledi dostum.
    Bir hafta dolmuştu ve ailece alışılmışın dışında günler geçirmiştik. Bir haftalık bilançoya baktığımızda, televizyona karşılık dostlarımızın muhabbetini ve hoşnutluğunu, kendimize ayırdığımız zamanı kazanmıştık. Bundan sonra kendi kendimize söz verdik: Televizyon bizi değil biz onu kontrol altına alana kadar açmayacaktık.

    Akif Güler



  3. 19.Ocak.2012, 00:56
    2
    Hadimul Müslimin



    Evimizin baş tacı, dünyaya açılan penceremiz, yegane eğlencemiz, biricik kutumuz sevgili televizyonumuz olmasaydı biz ne yapardık? Evet, düşünün bakalım biz ne yapardık? O olmadan nasıl yaşardık?
    Benim de aklıma takıldı bu soru baktım düşünmekle olmayacak, “iyisi mi bir deneyeyim” dedim.
    Düşüncemi hanıma da söyledim, güldü bana. “Sen mi? V
    Allah i yapamazsın televizyonsuz” dedi. Hoş o sanki pek dayanır televizyonsuzluğa. Neyse karar verdik, televizyonu bir hafta kapatacaktık. Garanti olsun diye bir de yemin ettik üstelik. Çocuklar küçük olduğundan, onlardan yana pek sıkıntımız olmayacaktı.
    Bu maceraya başladığımız da günlerden pazardı. Geç kalkmanın keyfini çıkardıktan sonra, yatağımdan kalktığımda evin her zamankinden sessiz olduğunu fark ettim. Tabii ya! Televizyon açık değildi. Biraz zaman geçtikten sonra içimde bir boşlukla birlikte bir burukluk da başlamıştı. Canım ısrarla televizyon seyretmek istiyordu. Tiryakilerin müptela oldukları şeyleri istemesi gibi. Kendimi dışarıya zor attım. Biraz dolaştıktan sonra bir bayiye uğradım, çokça ekleri olan bütün gazeteleri aldım.
    Eve döndüğümde, daha içeriye bile girmeden hanım elimden kaptı tüm gazete eklerini. Anladım ki onda da başlamıştı televizyonsuzluk krizi. Neyse, gazeteleri tüm ekleriyle birlikte hatmettiğimiz halde akşamı zor etmiştik. Akşam yemeğinde kısmen yok olan krizimiz, yemekten sonra artarak yeniden nüksetmişti. Canımız iyice sıkılmıştı. Hanım, “biraz dışarı çıkalım bari, böyle olmayacak” dedi.
    Onun dışarı çıkalım demesi, başka bir tiryakiliğimiz olan süpermarketleri ziyaret anlamına geliyordu. Bir sürü gereksiz şeyler alarak eve döndük. Gelir gelmez gayri ihtiyari televizyona doğru gittim. Tam açacaktım ki hanım uyardı. Aman ALLAH’ım şimdi ben maç sonuçlarını nasıl öğrenecektim? Ya maç kritiklerini! Bu sefer radyoya sarıldım. Dinlemeyeli bayağı olmuştu. İstasyonları dolaşırken, eski günleri hatırladım. Evde hep birlikte radyo programlarını dinlerdik. Ya gece tiyatrosu? Ne kadar hoşumuza giderdi ışıkları kapatıp kendi hayallerimizi katarak dinlemek.
    Ertesi gün, hanımı işten aradığımda sıkıntıdan patladığını söylüyordu. Biraz kitapları karıştırmıştı ama okuma alışkanlığını çoktan yitirdiğinden çabuk sıkılmıştı. İşten döndüğümde hanım benimle pek konuşmadı. Anladım ki sinirli tavırlarıyla televizyonsuzluğu protesto ediyordu. Biraz sonra patladı, “tabii sen gündüzleri iştesin, ya ben ne yapacağım televizyonsuz?”. Meşgul olacak pek bir şey bulamadığımdan, can sıkıntısından erkenden uyumuşum.
    Rüyamda kendimi, yüzlerce televizyonun karşısında oturmuş, hepsinde aynı anda başlayan haberleri seyrederken buldum. Hepsini aynı anda izlemeye çalışıyordum ancak hiç birini anlayamıyordum. Sesler gitgide çoğaldı. Beynim uğuldamaya başladı. Birden haber spikerlerinin televizyonlardan çıkarak üzerime doğru geldiklerini gördüm. Hepsi birden üzerime hücum ederek “beni dinle! beni dinle!” diye bağırıyorlardı. Ben de korku ile bağırmaya başladım. Avazım çıktığı kadar bağırıyordum ki hanımımın dürtmesiyle uyandım. Kan ter içinde kalmıştım. Televizyon o kadar ruhuma işlemişti ki kâbuslar bile görüyordum.
    Sonraki günler, sadece telefonla veya yolda rastladığımda konuştuğumuz ve her seferinde biribirimizi ziyaret etmeyi vaad ettiğimiz dostlarımıza gitmeye karar verdik. Gittiğimiz evlerde bize destek çıkmak için televizyonlarını kapatıyorlardı. Böylece zoraki başlayıp gittikçe sıcaklaşan sohbetler bizi teselli ediyordu. Ziyaret ettiğim bir dostum, alışkanlıkların hayatımızı ne şekilde etkilediğine dair aklında kalan bir hikayeyi anlattı:
    “Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş. Her gün danayı kucağına alıp taşımış. Sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikâyeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlamış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür; ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...” diye de ekledi dostum.
    Bir hafta dolmuştu ve ailece alışılmışın dışında günler geçirmiştik. Bir haftalık bilançoya baktığımızda, televizyona karşılık dostlarımızın muhabbetini ve hoşnutluğunu, kendimize ayırdığımız zamanı kazanmıştık. Bundan sonra kendi kendimize söz verdik: Televizyon bizi değil biz onu kontrol altına alana kadar açmayacaktık.

    Akif Güler



  4. 19.Ocak.2012, 01:12
    3
    BEYAZ_gul
    yasam

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2011
    Üye No: 88754
    Mesaj Sayısı: 1,010
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Bulunduğu yer: viyana

    Cevap: Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?

    Cok guzel bir hikaye Allah razi olsun.
    Bende Televizyon izlerken canim sıkıliyor
    Cok sukur 1senedir boyle Elhamdulillah.


  5. 19.Ocak.2012, 01:12
    3
    yasam
    Cok guzel bir hikaye Allah razi olsun.
    Bende Televizyon izlerken canim sıkıliyor
    Cok sukur 1senedir boyle Elhamdulillah.


  6. 19.Ocak.2012, 12:03
    4
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 154
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Cevap: Televizyon Olmasaydı Ne Yapardık?

    ALLAH razı olsun. Gündüz açılmıyor televizyon ama akşam izleniyor maalesef


  7. 19.Ocak.2012, 12:03
    4
    Devamlı Üye
    ALLAH razı olsun. Gündüz açılmıyor televizyon ama akşam izleniyor maalesef





+ Yorum Gönder