Konusunu Oylayın.: İslam da çocuk terbiyesi,başkalarına eziyet eden çocuklara karşı tutumlar ile ilgili sohbet hazırlamada yardım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam da çocuk terbiyesi,başkalarına eziyet eden çocuklara karşı tutumlar ile ilgili sohbet hazırlamada yardım
  1. 15.Ocak.2012, 16:50
    1
    Misafir

    İslam da çocuk terbiyesi,başkalarına eziyet eden çocuklara karşı tutumlar ile ilgili sohbet hazırlamada yardım






    İslam da çocuk terbiyesi,başkalarına eziyet eden çocuklara karşı tutumlar ile ilgili sohbet hazırlamada yardım Mumsema cemaatimiz icinde bir cocuk annesi cocuklarinin yaptiklari yaramazliklara hic ses cikartmiyor, cocuklari vakif icerisinde kapilara kirarcasina vuruyor, vakfa ait elektronik esyalara mikrofonlara vs zarar veriyor, ders yapilan onlarca rahleyi ev kurup oyun oynamak vb seyler icin ortaya yayiyor istedikleri seyleri yapiyorlar, toplamaya annelerini yardima cagiriyorlar. neredeyse tamamini kadin kendisi kaldiriyor, bir yandan da 'ben iki uc rahleyi kaldirirken yoruldum. onlar bu kadar rahleyi cikarcak gucu nereden bulmus, Allah veriyor bu gucu demek ki' diyor. bu cocuklar kendilerini aralarina almayan diger cocuklara satasiyorlar. ve onlara da eziyet ediyorlar, diger cocuklarin da ahlakini bozuyorlar. yemek yenmek uzere yere serilen musambalarin uzerinde cocuklarin dolasip durdugu zamanlarda o vakiftaki gorevlilerden birisi "neden cocuklarini uyarip ikaz etmiyorsun" deyince "Allah yaptiriyor onlara bunu" diye cevap veriyor sadece. bu kisi hem de yillardir ilim sahibi ve sohbetle ic ice olan birisi. bunlarin yuzunden cemaatten soguyan, sohbetlerden soguyan kimseler olmus. vakiftaki gorevliler benden islamda cocuk terbiyesi, yaraamzlik ve basklarina eziyet eden cocuklara karsi tutumlar vb ile ilgili bir sohbet hazirlamamizi rica etti. bu sikinti yillardir buranin kanayan yarasi. yardimci olursaniz cok seviniriz. simdiden Allah teala razi olsun. dua ile


  2. 15.Ocak.2012, 16:50
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    cemaatimiz icinde bir cocuk annesi cocuklarinin yaptiklari yaramazliklara hic ses cikartmiyor, cocuklari vakif icerisinde kapilara kirarcasina vuruyor, vakfa ait elektronik esyalara mikrofonlara vs zarar veriyor, ders yapilan onlarca rahleyi ev kurup oyun oynamak vb seyler icin ortaya yayiyor istedikleri seyleri yapiyorlar, toplamaya annelerini yardima cagiriyorlar. neredeyse tamamini kadin kendisi kaldiriyor, bir yandan da 'ben iki uc rahleyi kaldirirken yoruldum. onlar bu kadar rahleyi cikarcak gucu nereden bulmus, Allah veriyor bu gucu demek ki' diyor. bu cocuklar kendilerini aralarina almayan diger cocuklara satasiyorlar. ve onlara da eziyet ediyorlar, diger cocuklarin da ahlakini bozuyorlar. yemek yenmek uzere yere serilen musambalarin uzerinde cocuklarin dolasip durdugu zamanlarda o vakiftaki gorevlilerden birisi "neden cocuklarini uyarip ikaz etmiyorsun" deyince "Allah yaptiriyor onlara bunu" diye cevap veriyor sadece. bu kisi hem de yillardir ilim sahibi ve sohbetle ic ice olan birisi. bunlarin yuzunden cemaatten soguyan, sohbetlerden soguyan kimseler olmus. vakiftaki gorevliler benden islamda cocuk terbiyesi, yaraamzlik ve basklarina eziyet eden cocuklara karsi tutumlar vb ile ilgili bir sohbet hazirlamamizi rica etti. bu sikinti yillardir buranin kanayan yarasi. yardimci olursaniz cok seviniriz. simdiden Allah teala razi olsun. dua ile


    Benzer Konular

    - Başkalarına eziyet etmekten zevk duymak

    - İslam’da çocuk bakımı ve terbiyesi [ibni Kayyım]

    - Çocuk terbiyesi ile ilgili Ayetler

    - Çocuk terbiyesi ile ilgili hadisi şerifler

    - Çocuk terbiyesi ve din eğitimi, Çocuklara Allah'ı nasıl anlatmak gerekir?

  3. 28.Ocak.2012, 12:06
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İslam da çocuk terbiyesi,başkalarına eziyet eden çocuklara karşı tutumlar ile ilgili sohbet hazırlamada yardım




    Alıntı
    cemaatimiz icinde bir cocuk annesi cocuklarinin yaptiklari yaramazliklara hic ses cikartmiyor,


    Çocuk terbiyesinde Anne Önceliği Esastır İslami anlayışta, çocuk terbiyesinde annenin önceliği vardır Bu düstûru, çocuğun sevgi ve şefkate olan şiddetli ihtiyacının bir sonucu ve gereği olarak da ifâde edebiliriz Çünkü, Allah kadınları, erkeklerde bulunmayan üstün bir şefkat ve merhametle mücehhez ve dolu olarak yaratmıştır Bu sebeple, çocuğun istiğnâ yaşı denen –yeme, içme, giyinme ve hattâ istincâ işlerinde- başkasına muhtaç olmayacağı yaşa kadarki terbiyesi anneye âittir Boşanma, ölüm gibi durumlarda istiğnâ yaşına gelmeyen çocuklar, -evlenmediği müddetçe- anneye verilir Evlenme veya terbiye velâyetine ehliyetsizliği gibi durumlarda çocuk, belli esaslar çerçevesinde öncelik anne tarafında olan kadınlara verilir İslâm hukuku bu noktada, öncelikle de anne olmak üzere bir kadın tarafından bakılmayı, “çocuğun haklarından biri” olarak tesbît etmiş ve annenin çalışması gibi bir mazeretle çocuğun bu haktan mahrûm edilmeyeceğini hükme bağlamıştır



    Günümüzde Batıda gelişen ve benimsenen kadının çalışma hakkı ile, çocuğun anne tarafından bakılma hakkı, çocuk terbiyesinde ciddî bir problem olmuştur Normalde annenin yerini hiçbir kadın veya en konforlu imkânlarla teçhîz edilmiş çocuk bakım müesseselerinin de tutmayacağı kabul edilmiştir Öyle ki ilk iki yıl içinde, çalışma sebebiyle çocuğunu emzirmeyen kadınların da –suçluluk duygusuna düşerek- psikolojik rahatsızlıklara düşükleri tespît edilmiş, rapora bağlanmıştır HzEbu Bekir, küçük çocuğa, maddî imkânı son derece mütevâzî bir annenin ilgisinin yerini, maddî bakımdan en geniş imkânlara sâhip babanın ilgisinin tutamayacağını, boşandığı hanımından küçük çocuğunu almak isteyen HzÖmer’e sarf ettiği şu cümlede ifâde etmiştir: “Ey Ömer, bırak onu Annesinin tükrüğü, ona senin yanındaki şekerden ve baldan daha hayırlıdır”



    İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar?



    İslâm, çocuğun babası üzerindeki şu üç büyük hakkını dikkate alır:



    –Temiz ve ahlâklı bir annenin seçimi

    –Güzel bir isim

    –Dinî terbiye



    İslâm, henüz dünyaya gelmenin çok ötelerinde bulunan bir çocuğun, babası üzerindeki birinci hakkını, “ona temiz ve ahlâklı bir anne seçmesi” olarak tespit etmekle, çocuk terbiyesini pedagogların ve sosyologların hayallerinin dahi varamayacağı bir noktadan başlatmış oluyor Bir erkek, müstakbel eşini seçerken bu birinci ölçüde hassasiyet gösterdiği takdirde, üçüncü görevi büyük ölçüde rahatlayacaktır



    Çocuklara dini terbiye nasıl verilmelidir ve onlara Allah'ı nasıl anlatmalıyız?

    Çocuk Ruh Sağlığı Açısından Din Eğitimi



    BAZI EĞİTİMCİLER çocuklara küçük yaşlarda din eğitimi vermenin laikliğe aykırı olduğunu, ancak ergenlik çağına geldiğinde hür iradesi ile buna kendisinin karar vermesi gerektiğini ileri sürüyorlar Bu görüş, gerçekçi bir yaklaşım değildir Ateist bir anne veya baba din eğitimine karşı olsa bile çocuğunu içinde yaşadığı toplumdan soyutlayamaz Zira çocuk, yetişkinler gibi peşin yargılara sahip değildir Çevresinde gördüğü herşeyle ilgilenir, öğrenme isteğiyle doludur, tarafsız bir gözlemcidir İlk defa duyduğu ezan sesini yahut ilk defa gördüğü caminin ne olduğunu sorup öğrenmek isteyecektir



    Psikolog Antonie Vergote, Din Psikolojisi isimli eserinde, çocukların doğuştan din duygusuna sahip olduklarını söyler İnsan sadece etten, kemikten ve kandan ibaret maddî bir varlık değildir Onu diğer canlılardan ayıran doğuştan sahip olduğu ruh ve duygu zenginliğidir İnsan sosyal bir varlıktır Sevmek, sevilmek, bir inanca sahip olmak, kendisini değerli ve güçlü hissetmek ister Bu da ancak bir aileye, bir topluma, bir vatana ve bir dine bağlı olmakla mümkündür



    Kuralsız toplum yoktur Bir toplumu ayakta tutan kurallar bütününe hukuk diyoruz Hukukun olmadığı yerde anarşi, kargaşa ve kaba güç vardır Hırsızlığı, haksız kazancı, zayıfı ezmeyi, adam öldürmeyi, kısacası cana-mala-namusa tecavüzü yasaklayan hukuk maddeleri kaynağını dinden almaktadır Allahın elçisi bütün peygamberler bu kuralları insanlara bildirmek ve toplum düzenini sağlamak için gönderilmiştir Helâl-haram, sevap-günah kavramlarını kullanmadan, yani dinî kaynaklara başvurmadan çocuklara ahlâkî davranışlar kazandırmamız çok zordur





    Sorulara Çocuk Mantığı ile Yaklaşmalıyız



    Çocukların her konudaki sorularına cevap verirken yetişkin mantığı ile değil, çocuk mantığı ile düşünmeliyiz Yapacağımız küçük bir hata onların zihinlerini karıştırmaya yetecektir Çocuklar dört yaşına kadar ben-merkezci bir düşünceye sahiptir Canlı cansız ayırımı yapamazlar; onlara göre herşey canlıdır Bu sebeple masallarda geçen olayların tamamına inanırlar, uydurma olduğunu düşünmezler



    Okul öncesi eğitimde masalların ve dinî hikayelerin rolü büyüktür Masal kahramanlarının şahsında doğru davranışları öğretmek kolaylaşır Çocuk kendisini kahramanın yerine koyar, onunla özdeşleşir



    Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler Bir anne anlatmıştı: -Dört yaşındaki çocuğum bana, Anne, dedi, neden Allahı göremiyoruz? Ben de, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz, dedim Kendi kendine mırıldandı: Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir



    -Niçin Allahı göremiyoruz, Allah nerededir, ne kadar büyüktür? gibi soruların cevabını vermemiz ve onların şüphelerini ve zihinlerindeki yanlış imajları düzeltmemiz gerekir Ben, on yaşında bu soruları soran oğluma karşılıklı diyalog yoluyla cevap vermiştim Önümüzde duran masayı göstererek sordum:

    - Bu masa kendi kendine olur mu?

    - Olmaz

    - Yani bunu yapan biri var, diyorsun

    - Evet

    - Şu giydiğimiz terlikler ve ayakkabılar da kendi kendine olmaz, değil mi?

    - Olmaz

    - Onları kim yapıyor?

    - Adamlar

    - Evet, adamlar yapıyor Biz onlara ayakkabıcı diyoruz

    - Ayakkabı kendisini yapan ayakkabıcıya hiç benziyor mu? Ayakkabıcının ağzı, gözü, kulağı, ayağı, kolu var, yürüyor ve konuşuyor Ayakkabıya bakıyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü var ne de kulağı, ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor, değil mi?

    - Evet

    - Basit bir masa ve ayakkabı kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördüğümüz güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız şu dünya kendi kendine olur mu?

    - Olmaz

    - Demek onları yapan, yani yaratan biri var Kimdir O?

    - Allah

    - Evet, dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Biri var ve biz Ona Allah diyoruz Nasıl ayakkabıcı yaptığı ayakkabıya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus şeylerdir Allah, bize benzemediği için bunlardan hiçbirine ihtiyacı yoktur Allahın varlığını biliyoruz, ama Onu göremiyoruz Duyularımız, aklımız ve bilgimiz sınırlı olduğu için herşeyi göremez, herşeyi duyamaz ve herşeyi bilemeyiz Allah melekleri nurdan yarattığı için onları da göremiyoruz



    Çocuklarımızı İbadete ve Duaya Nasıl Alıştırabiliriz?



    Sembollerle düşünme, yani soyut düşünce tam gelişmediği için çocuklar yedi yaşına kadar herşeye inanırlar Dört yaşındaki bir çocuk için imkânsız diye birşey yoktur, her şey mümkündür -Dün gece, sen uyurken, gökten bir yıldız indi; seni öpüp gitti deseniz hemen inanır, bunun mümkün olamayacağını düşünmez



    Dört yaşındaki çocuklara ibadetler ve dua çok ilginç gelir, bizi taklit etmeye çalışırlar Bizimle birlikte namaz kılmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoşlarına gider Yemeklerden önce ve sonra Allaha verdiği nimetlerden dolayı sesli olarak şükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, eşimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarımız için iyi dileklerde bulunmak yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allaha yaklaştırır



    Küçük çocukların dil ve zihin gelişimi henüz yeterince olgunlaşmadığı için soruların amacını tam olarak ifade edemezler Bir gün çarşıda dolaşıyordum Annesinin kucağında, iki-üç yaşlarında bir erkek çocuğu parmağıyla camiyi göstererek sordu:

    -Bu ne? Annesi, -O bir cami, dedi Çocuk tekrar sordu: -Bu ne? Annesi yine aynı cevabı verdi: -O bir cami Çocuk istediği cevabı alamadığını anlatmak için yine sordu: -Bu ne? Anne sesini yükselterek ve kelimelerin üzerine basarak, -O bir cami, dedi Anneye yaklaştım, -Hanımefendi, dedim, -çocuk caminin adını sormuyor; eve benzemediği için ne işe yaradığını soruyor



    Eğitimci yazar Cezmi Tahir Berktin, Okul Öncesi Eğitim isimli kitabında kendi başından geçen bir olayı anlatıyor:

    -Dört yaşındaki kızım, açlık grevine başlamış gibi, birdenbire yemek yememeye başladı Bizimle sofraya oturmuyor, ağzına bir lokma koymuyordu Bütün çabalarımıza rağmen sebebini öğrenemedik Gece olmuş, yatma saati gelmişti Kucağıma alıp yatağına götürdüm Başını okşayarak, Seni seviyorum, yemek yemeyişin beni üzüyor, dedim Ağlayarak boynuma sarıldı: Babacığım, ne olur sen de yeme! dedi ve çocuk diliyle sebebini anlatmaya başladı Meğer eşim, farkında olmadan, bir eğitim hatası yapmış Her anne gibi, bizim hanım da çocuğun beslenmesini aşırı önemsediği için kızım soruyor:

    - Anne, neden yemek yiyoruz?

    - Büyümek için

    - Büyüyünce ne olacak?

    - Yaşlanacağız

    - Yaşlanınca ne olacak

    - Her yaşlı gibi bir gün biz de öleceğiz



    Kızım, o küçük mantığı ile, ölümden kurtulmanın çaresini yemek yememekte buluyor Yemek yemesem büyümem, büyümezsem yaşlanmam, yaşlanmazsam ölmem gibi basit bir mantık geliştiriyor



    Berktin hocanın da ifade ettiği gibi, biz ne kadar saklasak da çocuk er veya geç ölüm gerçeği ile yüzleşecektir Çok sevdiği büyükannesi, büyükbabası veya arkadaşı öldüğünde bize sormayacak mı: -Büyükannem (veya arkadaşım) nereye gitti? Vereceğiniz cevapta ahiret (cennet) inancı yoksa, ayrılık acısıyla dolu o küçük yüreği nasıl teselli edeceksiniz? Omuzlar üzerinde taşınan bir tabutu görüp sorduğunda ne cevap vereceksiniz?



    Korkutarak Değil, Sevdirerek Eğitmeliyiz



    Çocuklar dört-beş yaşına kadar rüya ile gerçeği birbirinden ayıramaz, düşüncelerin ve hayallerin gerçekleşebileceğine inanırlar Kardeşini kıskandığı ve içinden ölmesini arzuladığı zaman, bunun gerçekleşeceğini düşünerek korkar, suçluluk duygusuna kapılır



    Çocuğun yaramazlığından bıkan bir anne, -Beni çok üzüyorsun, bir gün üzüntüden öleceğim diye yakınsa veya -Allah annelerini üzen çocukları sevmez, cehenneminde yakar diye korkutsa çocuk bunun gerçekleşeceğini zannederek paniğe kapılır



    Çocuklara din eğitimi verirken çoğu aileler farkında olmadan korku objesini kullanırlar Salzman tarafından kaleme alınan ve Yengeç Kitap olarak bilinen bir eğitim klasiğini Çocukları Kötü Eğitmenin Yolları adıyla çevirmiştim -Çocukları Dinsiz Yapmanın Yolları başlığı altında şu tavsiyeler yer alıyordu:

    " Zorla dua ezberletin, ezberleyemediği zaman cezalandırın

    " Yaramazlık yaptığı zaman Allahın onu cehennemde yakacağını söyleyerek korkutun

    " Din adamlarını, dindar akrabalarınızı ve komşularınızı çekiştirin, yaptıkları hataları sayarak gözden düşürün



    Salzman, çocuklarına söz geçiremeyen beceriksiz bir annenin hikayesini anlatırken de şöyle der: Bu ahmak kadın çocuklarını üç şeyle korkutarak sindirmeye çalışırdı: öcü, baba ve Allah Çocukları yatmaya zorlamak için, -Yatın çabuk, kapatın gözlerinizi, yoksa öcüler gelir sizi yer, derdi Yaramazlık yaptıkları zaman, -Allah annesini üzen çocukları cehenneminde yakar, diye korkuturdu Bir suç işleyen veya yalan söyleyen çocuğu tehdit eder, -Baban akşam gelsin görürsün sen, temiz bir dayak ye de aklın başına gelsin, derdi



    Çocuk eğitiminde davranışlarımız sözlerimizden daha etkilidir Namaz kılacağı zaman çocukları odadan dışarı çıkaran anne babalar var Camide çocuk azarlayan ve dışarıya kovalayan yaşlılar görürsünüz Sebebini sorduğunuzda, -Yaramazlık yapıp namazımızı bozuyor, derler Davranışlarıyla çocukları dinden soğuttuklarının farkında değildirler

    Bir gün ailece yaşlı bir akrabamızı ziyarete gitmiştik Hoş beş ve çay faslından sonra sıra namaz kılmaya geldi Biz namazda iken dört yaşındaki oğlum gelip sırtıma çıktı, kollarıyla boynuma tutundu İkimiz de buna alışığız Peygamberimizin çocuk sevgisini anlatırken Hz Hasan ve Hüseyin efendilerimizin dedeleri namazda iken sırtına tırmandıklarını, Peygamberimizin buna ses çıkarmadığını, böyle birlikte namaz kıldıklarını anlatmıştım O günden sonra, kimbilir belki de kendisini Hz Hasan veya Hüseyin yerine koyarak, ben namazda iken gelip sırtıma tırmanır, elleriyle boynuma tutunur, böylece birlikte secdeye varırız -Ne yapıyorsun? diyenlere de -Babamla namaz kılıyorum der Biz oğlumla son rekatta iken, namazını bitiren yaşlı akrabamız hışımla çocuğu sırtımdan alıp odadan dışarı çıkardı ve kapıyı kapattı Bana, -Bu namaz olmadı, yeniden kılacaksın! dedi Güldüm -Yapma Hacı Amca, dedim, Peygamberimizin namazını bozmayan birşey neden benim namazımı bozsun Ne demek istediğimi anlamadı tabiî -Neymiş Peygamberimizin namazını bozmayan şey? dedi kızarak Ben de anlattım, ama aklı yatmadı -Olmaz öyle şey, nereden uyduruyorsun bunları! dedi



    Çocuklara Cenneti Olan Allahı Anlatmalıyız



    Bir akşam bir komşumuz telefon etti -Ali bey, bizim çocuğa bir haller oldu, nazara geldi herhalde, şeytan ağza alınmayacak şeyler söylettiriyor dedi -Hayırdır, hele anlat bakayım dedim Anlatmaya başladı: -Ah sormayın, benimle birlikte namaz kılan, camiye giden bu güzel çocuğa neler oldu anlamıyorum Gerçi yaşı daha küçük, dört yaşında, ama söylediği şeyler aklımı başımdan aldı, ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırdım Ben namaz kılmayacağım! diye tutturdu Olur mu, Allah namaz kılmayanları cehenneminde yakar dedim Ben de onu yakarım! demez mi? Şaşırdım kaldım Aklıma bir hocaya götürüp okutmak geldi, ama gitmeden önce size bir danışayım dedim

    Komşuyu dinledikten sonra güldüm



    - Hocaya filan götürmenize gerek yok, dedim, çocuk haklı

    Böyle bir cevap beklememiş olacak ki, tepkisi sert oldu

    - Ne diyorsunuz siz, Ali bey?

    - Küçük çocukları cehenneminde yakan Allahı hangi çocuk sever ve içinden gelerek namaz kılar? Çocuğu cehennemle korkutmaya ve Allahtan soğutmaya ne hakkınız var? Çocuklara cehennemin kapalı olduğunu bilmiyor musunuz? Peygamberimiz buyuruyor ki: Buluğa erinceye kadar çocuktan ve akıl hastasından kalem kaldırılmıştır Çocuğu cehennemle korkutarak hem Allaha, hem çocuğa haksızlık ediyorsun Çocuğun tepkisi gerçek Allaha değil, senin uydurduğun Allaha Bu vebalin altından nasıl kalkacaksın?

    Çocuk adına çok üzüldüğüm için sözlerim sert olmuştu, bunun farkındaydım, ama kendimi tutamamıştım Adam bir müddet sustuktan sonra:

    - Ali bey, kusura bakmayın, aklım iyice karıştı dedi Ben hocalardan Peygamberimizin

    - Çocuklarınızı yedi yaşından itibaren namaza alıştırın, dediğini duydum

    - İyi de kardeşim, cehennemle korkutarak alıştırın dememiş ki!

    - Haklısınız galiba Peki, ne olacak şimdi? Hatamı nasıl tamir edeceğim?

    - Çocuğunuzun terapiye ihtiyacı var, gelin de bunu nasıl yapacağımızı konuşalım

    Baba iyiniyetli ve söz dinleyen biri olduğu için verdiğim tavsiyeleri yerine getirdi ve çocuğun bozulan itikadı kısa zamanda düzeldi



    Çocuklarda Ölüm Korkusu



    Araştırmalar, okul öncesi çocuklarda ölüm korkusunun çok baskın olduğunu göstermektedir Öncelikle anne babasının, daha sonra kendisinin öleceğinden korkar Ölüm korkusunun tek çaresi ahiret inancıdır Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatamadığımıza göre, -Nereden geldik, nereye gideceğiz? sorusuna cevap bulmak zorundayız Bu sorunun cevabı da İslâm inancında vardır



    Bir gün bir hanım okuyucum telefonla beni aradı Ağlamaklı bir sesle,

    - Ali bey, annemi kaybettik, dedi

    Başsağlığı ve sabır diledim

    Konuşmaya devam etti:

    - Annemin öldüğüne fazla üzülmüyorum, iyice yaşlanmıştı, kendini zor taşıyordu Namazında, niyazında, iyi bir insandı Çok defa, Allahım beni çocuklarıma yük etme, yatağa düşürmeden emanetini al, beni Hasanıma kavuştur diye dua ettiğini duydum Hasan derken ölen babamı kastediyordu Babamı üç sene önce kaybettik Sözü fazla uzatıp başınızı ağrıtmak istemiyorum Dört yaşındaki kızım için arıyorum Büyükannesini çok severdi Annem ölünce, kızımı hemen götürüp teyzesine bıraktım Annemin hasta olduğunu söyledik, öldüğünü bilmiyor Uzun süre saklamamız imkânsız, bir şekilde bir yerlerden duyacak veya nereye gittiğini soracak Ne cevap vereceğimi, nasıl anlatacağımı bilemiyorum; bana yardımcı olun lütfen

    Tekrar başsağlığı ve sabır diledim

    - Siz inançlı bir insansınız, dedim Bir-iki gün sonra acınız hafifleyince çocuğunuzu yanınıza alın Ona büyükannesinin öldüğünü, fakat cennete gittiğini, orada daha güzel bir hayat yaşayacağını anlatın

    Anne biraz tereddüt geçirdikten sonra:

    - Ben de buna benzer şeyler anlatmayı düşünmüştüm, dedi Ancak, -Büyük annemi bir daha göremeyecek miyim? derse ne cevap vereceğim?



    - Çocukların sorularına cevap verirken dürüst olacağız Detaylara girmeden, kısaca, anlayacağı kelimelerle cevap vereceğiz Nasıl inanıyorsak öyle anlatacağız İnancımıza göre, ahirette yine biraraya geleceğiz, akrabalık ve dostluk ilişkilerimiz devam edecek Siz de çocuğunuza bunları anlatın Büyükannesiyle cennette buluşacağını, yine kendisini seveceğini söyleyin



    Çocuğun din eğitimini bir makaleye sığdıramayacağımızı siz de takdir edersiniz Çocuklardan gelen, cevaplamakta zorluk çektiğiniz soruları elektronik posta adresime gönderebilirsiniz; elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağımdan emin olabilirsiniz



    ALİ ÇANKIRILI



    Selam ve dua ile

    Sorularla İslamiyet


  4. 28.Ocak.2012, 12:06
    2
    Moderatör



    Alıntı
    cemaatimiz icinde bir cocuk annesi cocuklarinin yaptiklari yaramazliklara hic ses cikartmiyor,


    Çocuk terbiyesinde Anne Önceliği Esastır İslami anlayışta, çocuk terbiyesinde annenin önceliği vardır Bu düstûru, çocuğun sevgi ve şefkate olan şiddetli ihtiyacının bir sonucu ve gereği olarak da ifâde edebiliriz Çünkü, Allah kadınları, erkeklerde bulunmayan üstün bir şefkat ve merhametle mücehhez ve dolu olarak yaratmıştır Bu sebeple, çocuğun istiğnâ yaşı denen –yeme, içme, giyinme ve hattâ istincâ işlerinde- başkasına muhtaç olmayacağı yaşa kadarki terbiyesi anneye âittir Boşanma, ölüm gibi durumlarda istiğnâ yaşına gelmeyen çocuklar, -evlenmediği müddetçe- anneye verilir Evlenme veya terbiye velâyetine ehliyetsizliği gibi durumlarda çocuk, belli esaslar çerçevesinde öncelik anne tarafında olan kadınlara verilir İslâm hukuku bu noktada, öncelikle de anne olmak üzere bir kadın tarafından bakılmayı, “çocuğun haklarından biri” olarak tesbît etmiş ve annenin çalışması gibi bir mazeretle çocuğun bu haktan mahrûm edilmeyeceğini hükme bağlamıştır



    Günümüzde Batıda gelişen ve benimsenen kadının çalışma hakkı ile, çocuğun anne tarafından bakılma hakkı, çocuk terbiyesinde ciddî bir problem olmuştur Normalde annenin yerini hiçbir kadın veya en konforlu imkânlarla teçhîz edilmiş çocuk bakım müesseselerinin de tutmayacağı kabul edilmiştir Öyle ki ilk iki yıl içinde, çalışma sebebiyle çocuğunu emzirmeyen kadınların da –suçluluk duygusuna düşerek- psikolojik rahatsızlıklara düşükleri tespît edilmiş, rapora bağlanmıştır HzEbu Bekir, küçük çocuğa, maddî imkânı son derece mütevâzî bir annenin ilgisinin yerini, maddî bakımdan en geniş imkânlara sâhip babanın ilgisinin tutamayacağını, boşandığı hanımından küçük çocuğunu almak isteyen HzÖmer’e sarf ettiği şu cümlede ifâde etmiştir: “Ey Ömer, bırak onu Annesinin tükrüğü, ona senin yanındaki şekerden ve baldan daha hayırlıdır”



    İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar?



    İslâm, çocuğun babası üzerindeki şu üç büyük hakkını dikkate alır:



    –Temiz ve ahlâklı bir annenin seçimi

    –Güzel bir isim

    –Dinî terbiye



    İslâm, henüz dünyaya gelmenin çok ötelerinde bulunan bir çocuğun, babası üzerindeki birinci hakkını, “ona temiz ve ahlâklı bir anne seçmesi” olarak tespit etmekle, çocuk terbiyesini pedagogların ve sosyologların hayallerinin dahi varamayacağı bir noktadan başlatmış oluyor Bir erkek, müstakbel eşini seçerken bu birinci ölçüde hassasiyet gösterdiği takdirde, üçüncü görevi büyük ölçüde rahatlayacaktır



    Çocuklara dini terbiye nasıl verilmelidir ve onlara Allah'ı nasıl anlatmalıyız?

    Çocuk Ruh Sağlığı Açısından Din Eğitimi



    BAZI EĞİTİMCİLER çocuklara küçük yaşlarda din eğitimi vermenin laikliğe aykırı olduğunu, ancak ergenlik çağına geldiğinde hür iradesi ile buna kendisinin karar vermesi gerektiğini ileri sürüyorlar Bu görüş, gerçekçi bir yaklaşım değildir Ateist bir anne veya baba din eğitimine karşı olsa bile çocuğunu içinde yaşadığı toplumdan soyutlayamaz Zira çocuk, yetişkinler gibi peşin yargılara sahip değildir Çevresinde gördüğü herşeyle ilgilenir, öğrenme isteğiyle doludur, tarafsız bir gözlemcidir İlk defa duyduğu ezan sesini yahut ilk defa gördüğü caminin ne olduğunu sorup öğrenmek isteyecektir



    Psikolog Antonie Vergote, Din Psikolojisi isimli eserinde, çocukların doğuştan din duygusuna sahip olduklarını söyler İnsan sadece etten, kemikten ve kandan ibaret maddî bir varlık değildir Onu diğer canlılardan ayıran doğuştan sahip olduğu ruh ve duygu zenginliğidir İnsan sosyal bir varlıktır Sevmek, sevilmek, bir inanca sahip olmak, kendisini değerli ve güçlü hissetmek ister Bu da ancak bir aileye, bir topluma, bir vatana ve bir dine bağlı olmakla mümkündür



    Kuralsız toplum yoktur Bir toplumu ayakta tutan kurallar bütününe hukuk diyoruz Hukukun olmadığı yerde anarşi, kargaşa ve kaba güç vardır Hırsızlığı, haksız kazancı, zayıfı ezmeyi, adam öldürmeyi, kısacası cana-mala-namusa tecavüzü yasaklayan hukuk maddeleri kaynağını dinden almaktadır Allahın elçisi bütün peygamberler bu kuralları insanlara bildirmek ve toplum düzenini sağlamak için gönderilmiştir Helâl-haram, sevap-günah kavramlarını kullanmadan, yani dinî kaynaklara başvurmadan çocuklara ahlâkî davranışlar kazandırmamız çok zordur





    Sorulara Çocuk Mantığı ile Yaklaşmalıyız



    Çocukların her konudaki sorularına cevap verirken yetişkin mantığı ile değil, çocuk mantığı ile düşünmeliyiz Yapacağımız küçük bir hata onların zihinlerini karıştırmaya yetecektir Çocuklar dört yaşına kadar ben-merkezci bir düşünceye sahiptir Canlı cansız ayırımı yapamazlar; onlara göre herşey canlıdır Bu sebeple masallarda geçen olayların tamamına inanırlar, uydurma olduğunu düşünmezler



    Okul öncesi eğitimde masalların ve dinî hikayelerin rolü büyüktür Masal kahramanlarının şahsında doğru davranışları öğretmek kolaylaşır Çocuk kendisini kahramanın yerine koyar, onunla özdeşleşir



    Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler Bir anne anlatmıştı: -Dört yaşındaki çocuğum bana, Anne, dedi, neden Allahı göremiyoruz? Ben de, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz, dedim Kendi kendine mırıldandı: Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir



    -Niçin Allahı göremiyoruz, Allah nerededir, ne kadar büyüktür? gibi soruların cevabını vermemiz ve onların şüphelerini ve zihinlerindeki yanlış imajları düzeltmemiz gerekir Ben, on yaşında bu soruları soran oğluma karşılıklı diyalog yoluyla cevap vermiştim Önümüzde duran masayı göstererek sordum:

    - Bu masa kendi kendine olur mu?

    - Olmaz

    - Yani bunu yapan biri var, diyorsun

    - Evet

    - Şu giydiğimiz terlikler ve ayakkabılar da kendi kendine olmaz, değil mi?

    - Olmaz

    - Onları kim yapıyor?

    - Adamlar

    - Evet, adamlar yapıyor Biz onlara ayakkabıcı diyoruz

    - Ayakkabı kendisini yapan ayakkabıcıya hiç benziyor mu? Ayakkabıcının ağzı, gözü, kulağı, ayağı, kolu var, yürüyor ve konuşuyor Ayakkabıya bakıyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü var ne de kulağı, ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor, değil mi?

    - Evet

    - Basit bir masa ve ayakkabı kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördüğümüz güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız şu dünya kendi kendine olur mu?

    - Olmaz

    - Demek onları yapan, yani yaratan biri var Kimdir O?

    - Allah

    - Evet, dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Biri var ve biz Ona Allah diyoruz Nasıl ayakkabıcı yaptığı ayakkabıya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus şeylerdir Allah, bize benzemediği için bunlardan hiçbirine ihtiyacı yoktur Allahın varlığını biliyoruz, ama Onu göremiyoruz Duyularımız, aklımız ve bilgimiz sınırlı olduğu için herşeyi göremez, herşeyi duyamaz ve herşeyi bilemeyiz Allah melekleri nurdan yarattığı için onları da göremiyoruz



    Çocuklarımızı İbadete ve Duaya Nasıl Alıştırabiliriz?



    Sembollerle düşünme, yani soyut düşünce tam gelişmediği için çocuklar yedi yaşına kadar herşeye inanırlar Dört yaşındaki bir çocuk için imkânsız diye birşey yoktur, her şey mümkündür -Dün gece, sen uyurken, gökten bir yıldız indi; seni öpüp gitti deseniz hemen inanır, bunun mümkün olamayacağını düşünmez



    Dört yaşındaki çocuklara ibadetler ve dua çok ilginç gelir, bizi taklit etmeye çalışırlar Bizimle birlikte namaz kılmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoşlarına gider Yemeklerden önce ve sonra Allaha verdiği nimetlerden dolayı sesli olarak şükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, eşimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarımız için iyi dileklerde bulunmak yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allaha yaklaştırır



    Küçük çocukların dil ve zihin gelişimi henüz yeterince olgunlaşmadığı için soruların amacını tam olarak ifade edemezler Bir gün çarşıda dolaşıyordum Annesinin kucağında, iki-üç yaşlarında bir erkek çocuğu parmağıyla camiyi göstererek sordu:

    -Bu ne? Annesi, -O bir cami, dedi Çocuk tekrar sordu: -Bu ne? Annesi yine aynı cevabı verdi: -O bir cami Çocuk istediği cevabı alamadığını anlatmak için yine sordu: -Bu ne? Anne sesini yükselterek ve kelimelerin üzerine basarak, -O bir cami, dedi Anneye yaklaştım, -Hanımefendi, dedim, -çocuk caminin adını sormuyor; eve benzemediği için ne işe yaradığını soruyor



    Eğitimci yazar Cezmi Tahir Berktin, Okul Öncesi Eğitim isimli kitabında kendi başından geçen bir olayı anlatıyor:

    -Dört yaşındaki kızım, açlık grevine başlamış gibi, birdenbire yemek yememeye başladı Bizimle sofraya oturmuyor, ağzına bir lokma koymuyordu Bütün çabalarımıza rağmen sebebini öğrenemedik Gece olmuş, yatma saati gelmişti Kucağıma alıp yatağına götürdüm Başını okşayarak, Seni seviyorum, yemek yemeyişin beni üzüyor, dedim Ağlayarak boynuma sarıldı: Babacığım, ne olur sen de yeme! dedi ve çocuk diliyle sebebini anlatmaya başladı Meğer eşim, farkında olmadan, bir eğitim hatası yapmış Her anne gibi, bizim hanım da çocuğun beslenmesini aşırı önemsediği için kızım soruyor:

    - Anne, neden yemek yiyoruz?

    - Büyümek için

    - Büyüyünce ne olacak?

    - Yaşlanacağız

    - Yaşlanınca ne olacak

    - Her yaşlı gibi bir gün biz de öleceğiz



    Kızım, o küçük mantığı ile, ölümden kurtulmanın çaresini yemek yememekte buluyor Yemek yemesem büyümem, büyümezsem yaşlanmam, yaşlanmazsam ölmem gibi basit bir mantık geliştiriyor



    Berktin hocanın da ifade ettiği gibi, biz ne kadar saklasak da çocuk er veya geç ölüm gerçeği ile yüzleşecektir Çok sevdiği büyükannesi, büyükbabası veya arkadaşı öldüğünde bize sormayacak mı: -Büyükannem (veya arkadaşım) nereye gitti? Vereceğiniz cevapta ahiret (cennet) inancı yoksa, ayrılık acısıyla dolu o küçük yüreği nasıl teselli edeceksiniz? Omuzlar üzerinde taşınan bir tabutu görüp sorduğunda ne cevap vereceksiniz?



    Korkutarak Değil, Sevdirerek Eğitmeliyiz



    Çocuklar dört-beş yaşına kadar rüya ile gerçeği birbirinden ayıramaz, düşüncelerin ve hayallerin gerçekleşebileceğine inanırlar Kardeşini kıskandığı ve içinden ölmesini arzuladığı zaman, bunun gerçekleşeceğini düşünerek korkar, suçluluk duygusuna kapılır



    Çocuğun yaramazlığından bıkan bir anne, -Beni çok üzüyorsun, bir gün üzüntüden öleceğim diye yakınsa veya -Allah annelerini üzen çocukları sevmez, cehenneminde yakar diye korkutsa çocuk bunun gerçekleşeceğini zannederek paniğe kapılır



    Çocuklara din eğitimi verirken çoğu aileler farkında olmadan korku objesini kullanırlar Salzman tarafından kaleme alınan ve Yengeç Kitap olarak bilinen bir eğitim klasiğini Çocukları Kötü Eğitmenin Yolları adıyla çevirmiştim -Çocukları Dinsiz Yapmanın Yolları başlığı altında şu tavsiyeler yer alıyordu:

    " Zorla dua ezberletin, ezberleyemediği zaman cezalandırın

    " Yaramazlık yaptığı zaman Allahın onu cehennemde yakacağını söyleyerek korkutun

    " Din adamlarını, dindar akrabalarınızı ve komşularınızı çekiştirin, yaptıkları hataları sayarak gözden düşürün



    Salzman, çocuklarına söz geçiremeyen beceriksiz bir annenin hikayesini anlatırken de şöyle der: Bu ahmak kadın çocuklarını üç şeyle korkutarak sindirmeye çalışırdı: öcü, baba ve Allah Çocukları yatmaya zorlamak için, -Yatın çabuk, kapatın gözlerinizi, yoksa öcüler gelir sizi yer, derdi Yaramazlık yaptıkları zaman, -Allah annesini üzen çocukları cehenneminde yakar, diye korkuturdu Bir suç işleyen veya yalan söyleyen çocuğu tehdit eder, -Baban akşam gelsin görürsün sen, temiz bir dayak ye de aklın başına gelsin, derdi



    Çocuk eğitiminde davranışlarımız sözlerimizden daha etkilidir Namaz kılacağı zaman çocukları odadan dışarı çıkaran anne babalar var Camide çocuk azarlayan ve dışarıya kovalayan yaşlılar görürsünüz Sebebini sorduğunuzda, -Yaramazlık yapıp namazımızı bozuyor, derler Davranışlarıyla çocukları dinden soğuttuklarının farkında değildirler

    Bir gün ailece yaşlı bir akrabamızı ziyarete gitmiştik Hoş beş ve çay faslından sonra sıra namaz kılmaya geldi Biz namazda iken dört yaşındaki oğlum gelip sırtıma çıktı, kollarıyla boynuma tutundu İkimiz de buna alışığız Peygamberimizin çocuk sevgisini anlatırken Hz Hasan ve Hüseyin efendilerimizin dedeleri namazda iken sırtına tırmandıklarını, Peygamberimizin buna ses çıkarmadığını, böyle birlikte namaz kıldıklarını anlatmıştım O günden sonra, kimbilir belki de kendisini Hz Hasan veya Hüseyin yerine koyarak, ben namazda iken gelip sırtıma tırmanır, elleriyle boynuma tutunur, böylece birlikte secdeye varırız -Ne yapıyorsun? diyenlere de -Babamla namaz kılıyorum der Biz oğlumla son rekatta iken, namazını bitiren yaşlı akrabamız hışımla çocuğu sırtımdan alıp odadan dışarı çıkardı ve kapıyı kapattı Bana, -Bu namaz olmadı, yeniden kılacaksın! dedi Güldüm -Yapma Hacı Amca, dedim, Peygamberimizin namazını bozmayan birşey neden benim namazımı bozsun Ne demek istediğimi anlamadı tabiî -Neymiş Peygamberimizin namazını bozmayan şey? dedi kızarak Ben de anlattım, ama aklı yatmadı -Olmaz öyle şey, nereden uyduruyorsun bunları! dedi



    Çocuklara Cenneti Olan Allahı Anlatmalıyız



    Bir akşam bir komşumuz telefon etti -Ali bey, bizim çocuğa bir haller oldu, nazara geldi herhalde, şeytan ağza alınmayacak şeyler söylettiriyor dedi -Hayırdır, hele anlat bakayım dedim Anlatmaya başladı: -Ah sormayın, benimle birlikte namaz kılan, camiye giden bu güzel çocuğa neler oldu anlamıyorum Gerçi yaşı daha küçük, dört yaşında, ama söylediği şeyler aklımı başımdan aldı, ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırdım Ben namaz kılmayacağım! diye tutturdu Olur mu, Allah namaz kılmayanları cehenneminde yakar dedim Ben de onu yakarım! demez mi? Şaşırdım kaldım Aklıma bir hocaya götürüp okutmak geldi, ama gitmeden önce size bir danışayım dedim

    Komşuyu dinledikten sonra güldüm



    - Hocaya filan götürmenize gerek yok, dedim, çocuk haklı

    Böyle bir cevap beklememiş olacak ki, tepkisi sert oldu

    - Ne diyorsunuz siz, Ali bey?

    - Küçük çocukları cehenneminde yakan Allahı hangi çocuk sever ve içinden gelerek namaz kılar? Çocuğu cehennemle korkutmaya ve Allahtan soğutmaya ne hakkınız var? Çocuklara cehennemin kapalı olduğunu bilmiyor musunuz? Peygamberimiz buyuruyor ki: Buluğa erinceye kadar çocuktan ve akıl hastasından kalem kaldırılmıştır Çocuğu cehennemle korkutarak hem Allaha, hem çocuğa haksızlık ediyorsun Çocuğun tepkisi gerçek Allaha değil, senin uydurduğun Allaha Bu vebalin altından nasıl kalkacaksın?

    Çocuk adına çok üzüldüğüm için sözlerim sert olmuştu, bunun farkındaydım, ama kendimi tutamamıştım Adam bir müddet sustuktan sonra:

    - Ali bey, kusura bakmayın, aklım iyice karıştı dedi Ben hocalardan Peygamberimizin

    - Çocuklarınızı yedi yaşından itibaren namaza alıştırın, dediğini duydum

    - İyi de kardeşim, cehennemle korkutarak alıştırın dememiş ki!

    - Haklısınız galiba Peki, ne olacak şimdi? Hatamı nasıl tamir edeceğim?

    - Çocuğunuzun terapiye ihtiyacı var, gelin de bunu nasıl yapacağımızı konuşalım

    Baba iyiniyetli ve söz dinleyen biri olduğu için verdiğim tavsiyeleri yerine getirdi ve çocuğun bozulan itikadı kısa zamanda düzeldi



    Çocuklarda Ölüm Korkusu



    Araştırmalar, okul öncesi çocuklarda ölüm korkusunun çok baskın olduğunu göstermektedir Öncelikle anne babasının, daha sonra kendisinin öleceğinden korkar Ölüm korkusunun tek çaresi ahiret inancıdır Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatamadığımıza göre, -Nereden geldik, nereye gideceğiz? sorusuna cevap bulmak zorundayız Bu sorunun cevabı da İslâm inancında vardır



    Bir gün bir hanım okuyucum telefonla beni aradı Ağlamaklı bir sesle,

    - Ali bey, annemi kaybettik, dedi

    Başsağlığı ve sabır diledim

    Konuşmaya devam etti:

    - Annemin öldüğüne fazla üzülmüyorum, iyice yaşlanmıştı, kendini zor taşıyordu Namazında, niyazında, iyi bir insandı Çok defa, Allahım beni çocuklarıma yük etme, yatağa düşürmeden emanetini al, beni Hasanıma kavuştur diye dua ettiğini duydum Hasan derken ölen babamı kastediyordu Babamı üç sene önce kaybettik Sözü fazla uzatıp başınızı ağrıtmak istemiyorum Dört yaşındaki kızım için arıyorum Büyükannesini çok severdi Annem ölünce, kızımı hemen götürüp teyzesine bıraktım Annemin hasta olduğunu söyledik, öldüğünü bilmiyor Uzun süre saklamamız imkânsız, bir şekilde bir yerlerden duyacak veya nereye gittiğini soracak Ne cevap vereceğimi, nasıl anlatacağımı bilemiyorum; bana yardımcı olun lütfen

    Tekrar başsağlığı ve sabır diledim

    - Siz inançlı bir insansınız, dedim Bir-iki gün sonra acınız hafifleyince çocuğunuzu yanınıza alın Ona büyükannesinin öldüğünü, fakat cennete gittiğini, orada daha güzel bir hayat yaşayacağını anlatın

    Anne biraz tereddüt geçirdikten sonra:

    - Ben de buna benzer şeyler anlatmayı düşünmüştüm, dedi Ancak, -Büyük annemi bir daha göremeyecek miyim? derse ne cevap vereceğim?



    - Çocukların sorularına cevap verirken dürüst olacağız Detaylara girmeden, kısaca, anlayacağı kelimelerle cevap vereceğiz Nasıl inanıyorsak öyle anlatacağız İnancımıza göre, ahirette yine biraraya geleceğiz, akrabalık ve dostluk ilişkilerimiz devam edecek Siz de çocuğunuza bunları anlatın Büyükannesiyle cennette buluşacağını, yine kendisini seveceğini söyleyin



    Çocuğun din eğitimini bir makaleye sığdıramayacağımızı siz de takdir edersiniz Çocuklardan gelen, cevaplamakta zorluk çektiğiniz soruları elektronik posta adresime gönderebilirsiniz; elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağımdan emin olabilirsiniz



    ALİ ÇANKIRILI



    Selam ve dua ile

    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder