Konusunu Oylayın.: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?
  1. 13.Ocak.2012, 17:28
    1
    Misafir

    Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?






    Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız? Mumsema Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Bu dinden çıkma durumlarından herhangi birini bilmeden yapmış oluyorum o zaman.Dördüncü maddeye göre.Ne yapmalıyım ki şimdi? Kafam daha da karıştı.


  2. 13.Ocak.2012, 17:28
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Bu dinden çıkma durumlarından herhangi birini bilmeden yapmış oluyorum o zaman.Dördüncü maddeye göre.Ne yapmalıyım ki şimdi? Kafam daha da karıştı.


    Benzer Konular

    - Dinden çıkma ve gusül

    - Dinden çıkma sebepleri nelerdir ?

    - Dinden çıkma hakkında korkularım

  3. 13.Ocak.2012, 17:48
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?




    MÜRTED
    Murted; geri dönmek, geriyi istemek, eski haline dönmek anlamındaki "irtidâd" masdarının fâil ismidir, yani irtidad eden kimse demektir.
    Istılahta ise, müslüman olduktan sonra, İslâm'dan dönüp başka bir dine giren veya dinsizliği tercih eden kimseler için kullanılan bir akaid terimidir Dinden çıkma olayına "riddet", İslâm'dan çıkana da “murted” denir

    Müslümanın dinden çıkıp irtidat etmesine sebep olan şeyler şunlardır:

    1- Allah Teâlâ'ya ibâdette O'na şirk koşmak: "Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona Cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer Cehennemdir Zâlimlerin hiç bir yardımcısı da yoktur " (5/Mâide, 72)

    İbâdet türlerinden herhangi birini Allah'tan başkasına yönelterek işlemek, ölülerden yardım istemek, aracılık ve şefaat dileyerek ilk müşriklerin yaptığı gibi Allah'a şirk koşmak, (Mekkeli müşrikler ibâdet ettikleri ilâhlarının/putlarının, insanları yarattığına, rızıklandırdığına ve tasarruf yetkisine sahip olduğuna inanmıyorlardı Onlar, tapındıkları putlarının Allah indinde bir makama sahip olduklarına ve insanlarla Allah arasında aracı ve şefaatçilikte bulunduklarına inanıyorlardı):

    "Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir derler " (10/Yunus, 18)

    "Şüphesiz, mescidler Allah'a mahsustur O halde orada Allah ile beraber bir başkasını anmayın " (72/Cinn, 18)

    "Doğru duâ ancak Allah'a yapılandır Allah'tan başkasından yardım istenmez Zira Allah'tan başka diğer varlıklar duâ edenlerin ve yardım isteyenlerin hiçbir isteğine cevap veremezler Allah'tan başkasından yardım isteyenlerin durumu ellerini tamamen açarak suya uzatan kimseye benzer Ağzına su götürmek ister fakat götüremez Şu halde kâfirlerin duâsı sapıklıktan başka bir şey değildir " (13/Ra'd, 14)

    Allah'tan başkasına duâ edip bir dilekte bulunanlar, kâfirler olarak adlandırılmaktadır Bu konu üzerinde ulemânın icmâ'ı olup, buna muhâlif görüş beyan eden hiç bir kimse yoktur

    Allah'ın şeriatından başka kanunlarla veya Allah'ın nizamının dışındaki şirk düzenlerinin kaideleriyle hükmetmek de, Allah'a ibâdette ortaklar edinmektir:
    "Hüküm ancak Allah'ındır O ancak kendisine ibâdet etmenizi emretti" (12/Yusuf, 40)

    "O hiç bir varlığı hükmüne ortak yapmaz" (18/Kehf, 26)

    Allah'ın dışında; insan, melâike, cin, taştan heykel vb adına kurban kesmek veya adak adamak; ayrıca, Allah'a tevekkül eder ve O'na sığınır gibi, bir başka varlığa sığınmak ve ondan medet ummak da irtidadı gerektirecek fiillerdendir

    2- Kâfirleri tekfir etmemek, kâfirler hakkında şüpheye düşmek ve uydukları İslâm dışı ideolojilerinin doğru olduğuna inanmak anıt, mezar ve ölülere tapınmak; Yahudilik, Hristiyanlık, Komünizm, Kapitalizm, Demokrasi, Sosyal Demokrasi vb şirk düzenlerini doğrulamak
    Allah Teâlâ, bunların hepsinin küfür olduğuna hükmetmiştir Bu, Kitap, Sünnet ve icmâ ile sabittir Buna göre bunların küfür olduğunu kabul etmeyen, Kur'an'ı, Sünnet'i ve icmâ'ı yalanlamıştır Müslüman olduktan sonra, bu şekilde düşünmeye başlayan kimse irtidat etmiştir

    3- Muhammed (s a s )'in getirdiklerinden bir şeye kızmak ve uygunsuz görmek Onlarla amel ediyor olsa bile durum değişmez Allah Teâlâ bunu şöyle ifade etmektedir:
    "Bunun sebebi, onların, Allah'ın indirdiklerini beğenmeyip çirkin bulmalarıdır Dolayısıyla da Allah, onların amellerini heder etmiştir " (47/Muhammed, 9)

    4- Rasulullah (s a V)'in dininin sevap veya günahlarından herhangi birini alaya almak, eğlence konusu yapmak:
    " Onlara de ki: Allah ile, âyetleri ve peygamberleriyle mi alay ediyordunuz? Özür beyan etmeyin Çünkü iman ettikten sonra, inkâr ettiniz " (9/Tevbe, 65-66)

    5-
    Kâfirleri alkışlamak ve mü'minlere karşı onlara yardım etmek:
    "Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur Muhakkak ki Allah zâlim kavmi hidayete erdirmez " (5/Mâide, 51)

    6- Allah'ın dininden tamamıyla veya o olmadan dinin sahih olması mümkün olmayan temel unsurlarının birinden yüz çevirmek:
    "Fakat kâfirler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirirler " (46/Ahkaf, 3)

    7- Bazı insanların, Muhammed (s a s)'in şerîatini aşıp, ona bir şeyler ekleyebileceğine inanması:
    "İslâm'dan başka bir din arayan kimseden Allah bunu asla kabul etmez O kimse ahirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır "
    (3/Âl-i İmrân, 85)

    8- Üzerine icmâ vâki olmuş İslâm'ın farzlarından birisi üzerinde tartışmaya girmek veya yine haramlığı icmayla sabit olan bir şeyi helâl saymak
    İmam Suyûtî şart koşulan sahihlik şartlarını taşıyan hadisi inkâr edenin İslâm dairesinden çıkıp irtidat etmiş olduğunu ve kıyamet gününde Yahûdilerle, Hristiyanlarla veya küfür gruplarından uymayı dilediği kimselerle haşrolacağını söylemektedir (Miftâhu'l Cenne fi'l-İhticâcı bi's-Sûnne, s 5)

    Bir kimse şehâdet getirip, namazını kılsa, orucunu tutsa ve kendisinin müslüman olduğunu iddia etse bile, bu sayılan şeylerden ve İslâm'a dair eserlerin mürted bahislerinde etraflıca zikredilen hususlardan bir tanesini işlediği zaman irtidat etmiş sayılır

    Burada şöyle bir soru sorulabilir: Bir müslüman nasıl tekfir edilebilir? Zira Rasûlullah (s a s );
    "Bir adam kardeşine "ey kâfir" derse, bu söz ikisinden biri için mutlaka gerçekleşir" (Buhârî, Edeb, 73; Muslim, İman, 111)

    "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun Rasulü olduğuna şehâdet eden kimseye Allah ateşi haram kılmıştır"(Buhârî, İlim, 49)buyurmaktadır

    Burada tekfir edilmesi câiz olmayan müslüman, muvahhid olup, İslâm'a aykırı olan şeylerden kaçınan kimsedir O, tevhid üzere olan kişidir İşte Allah Teâlâ bu gibi kimseler üzerine ateşi; kendisine şirk koşanlara ise Cennet'i haram kılmıştır Nitekim, Rasûlullah (s a s) şöyle buyurmaktadır:
    "Allah'a inanıp O'na hiç bir şeyi ortak koşmayan Cennet'e girmiştir Allah'a inanıp da O'na şirk koşan ise Cehenneme girmiştir" (Muslim, İmân, 152)
    Bunun içindir ki ashâb, Müseylemetü'l-Kezzab ve Esvedü'l-Ansî'nin nübüvvetine iman edenleri ve ayrıca zekât vermek istemeyenleri tekfir ederek, onların mürted olduklarına hükmetmiş ve onlarla savaşmışlardı

    Akıl hastası ve çocuğun dinden dönmesi irtidat cezasını gerekli kılmaz:
    "Üç kişiden hesap sorma kaldırılmıştır: Aklını kaybetmiş kimse akıllanana kadar; uyuyan uyanana kadar ve çocuk, bulûğa erene kadar Bu üç zümreden kalem kaldırılmıştır ve yaptıklarından sorumlu tutulmazlar " (Ebû Dâvud, Hudûd, 17; Tirmizi, Hudûd,1; Nesâi, Talak, 21; İbn Mâce, Talak, 15)

    Bunun gibi, istemediği ve kastetmediği halde hataen küfrü getiren bir söz sarfeden kimse de mürted sayılmaz:
    "Allah, ümmetimden hata, unutma ve zorlanma ile yaptığı şeylerden sorumluluğu kaldırdı" (İbn Mâce, Talâk, 16)

    Kalbi imanla dolu olduğu halde, zorlama (ikrah) ile dinden döndüğünü söyleyen kimse için irtidat vâki olmaz:
    "Kalbi imanla dolu olduğu halde, inkâra zorlananların dışında her kim imanından sonra Allah'ı inkâr edip de küfre göğüs açarsa, işte Allah'ın gazabı o gibilerin başınadır ve onlar için büyük bir azap vardır " (16/Nahl,106)

    İkrahın özür sayılmasının bir ölçüsü vardır İçki içmek, ölü eti yemek, küfür ve malı telef etmek şeklindeki zorlama veya dövmek ve hapsetmekle tehdid edilmek, ikrah değildir ve haddi gerektirir Sadece ölümle tehdit edilip de tehdit edenin bunu yapabilme gücüne sahip olması halinde ikrah özür sayılabilir Kişi sabreder, dininden dönmez ve öldürülürse bunun karşılığında büyük bir mükâfat alır (el-ihtiyâr, II/106)

    Zorlama olmadan (ikrah) küfrü gerektiren bir söz söyleyen veya bir iş yapan, bunu korkusundan yahut alay için yapmış olsa bile mürted sayılır Çünkü mücerred korku özür değildir Sarhoşların irtidadı hakkında alimler arasında ihtilâf vardır

    İslâm'ın ilk dönemlerinde on bir fırka dönden dönmüştür Bu vak'alardan üçü Hz Peygamber'in hayatının sonlarına doğru meydana gelmiş, yedisi Hz Ebû Bekir devrinde, biri de Hz Ömer devrinde olmuştur Ama, bizim için önemli olan husus, bunları birer tarihî vak'a olarak anmak ve anlatmak değil, günümüz insanının bir irtidad keyfiyetiyle ilgisi ve bulaşıklığı olup olmadığının incelenmesidir Bilindiği veya bilinmesi gerektiği gibi irtidâd, bir veya birkaç olaya ve belli bir zamana münhasır değildir Yani değişik karakterler arzetse de irtidâd etme halleri, hiçbir devirde ve toplumda tümüyle ortadan kalkmamıştır Kur'an âyetlerinin hükmü de umûmidir

    İrtidâd olayının temel illeti, sadece inkâr değil; çoğu kere İslâm otoritesine karşı gelmektir Meselâ, bugün de zekât, İslâmî ülü'l-emr tarafından toplanacak olsa, vermeyecekler çoğunluktadır Asr-ı saâdetteki irtidâd olaylarına baktığımızda, açıkça görülür ki, mürted olmanın temelinde biraz ekonomik, biraz da Hz Peygamber'in (veya O'ndan sonra başa geçen Hz Ebû Bekir'in) iktidarını kabul etmemek gibi siyasî etkenler de vardır Bu arka plan, hemen her devirdeki irtidâd olaylarında da sözkonusudur

    Murted, İslâmî otoriteye (âdetâ) savaş açmış bir bağî ve muhârip durumundadır

    İrtidad, bilinçli ve kasıtlı yapılan bir eylemdir İrtidâd eden kimseye, yani bilerek, düşünerek ve karar vererek İslâm'dan çıktığını söyleyen ya da buna ilişkin kanıtlayıcı bir tavır gösteren kimseye mürted denir

    Gaflet içindeki kimselerin sorumsuzca sarfettikleri bir sözden, yaptıkları bir eylemden ya da gösterdikleri yanlış bir tavırdan dolayı küfre saptıkları, yaşanan bir olaydır Bunların mürted olup olmadığına gelince, çoğunun demeçleri, günlük konuşmaları ve genelde tavırları, bu insanların kendilerini müslüman veya mü'min saydıklarını açıkça göstermektedir Halbuki mürted böyle değildir Murted insan, İslâm'ı reddettiğini, Onun yerine dinsizliği, ya da başka bir dini tercih ettiğini açıkça ifade eden veya bu doğrultuda eylem yapan insandır Örneğin vaktiyle namaz kılan, oruç tutan, benzeri İslâmî ibâdetleri yaptığı görülen bir kimsenin, daha sonra bir kiliseye girerek fiilen âyine katılması veya bir put karşısında saygı duruşu göstermesi onun mürted olduğunu kanıtlamak için yeterlidir Öyle ise birçok gâfil insanın bir an için işledikleri küfür, genelde riddet anlamını taşımaz

    Elbette ki mürted insan da netice itibarıyla kâfirdir Çünkü İslâm'ı açıkça reddetmiştir Ancak onun işlediği suç, küfrün türlerinden biridir Yani şirk nasıl ki aynı zamanda küfrün bir alt kümesi ise, irtidâd da aynen öyledir Fakat mürtedi sıradan müşrik ve kâfir insandan ayıran ciddî çizgiler vardır Çünkü genellikle şirk ve küfür, bir insanın hayatına yanlışlıklarla birlikte girer Çok kere kişi, bilinçsiz bir şekilde bu suçu işler Ama irtidâd böyle değildir Tıpkı nifak gibi mutlaka bilinçli işlenen bir suçtur

    İrtidad olayı, daha çok bilgisizliğin ya da düşünce kaosunun sonuçlarından olan küfür ve şirkle karşılaştırıldığı takdirde görülür ki, mürted insan, sıradan kâfir ve müşrikten çok farklıdır Çünkü irtidâd düşünüp tasarlamayı, ondan sonra karar vermeyi gerektirmektedir Böyle bir insan ise, anca son derece bilinçle hareket eden biri olabilir İşte bu nedenledir ki, geleneksel küfrün ve şirkin yaygın olmasına karşın, irtidâd çok ender rastlanan bir olaydır

    İrtidâd, neden küfrün en az rastlanan türüdür? Bunun nedenini iki noktada aramak gerekir:

    Birincisi: Bir insanın özellikle düşünerek ve karar vererek İslâm'dan bilinçle çıkıp dinsiz olmak, ya da başka bir dini seçmek için bir haklı ve mantıklı neden bulamamasıdır Çünkü İslâm, gerçeklerin tümünü kucaklayan en büyük gerçektir İslâm'ı yalanlamaya, Onu çürütmeye, hiçbir mantık ve hiçbir otorite güç yetirememiştir Aynı zamanda İslâm o kadar rahat, o kadar kolay anlaşılan bir hayat ve kâinat düzenidir ki, insan zaten Onun atmosferinden dışarıya çıkamamaktadır

    İslâm, bir anlamda fıtrat ve doğa demektir Dolayısıyla bilgi ve kültür düzeyi ne olursa olsun her müslüman, İslâm'ı âdeta solumaktadır Onun için de başka bir din arayışı müslümanın akıl ve hayalinden hiçbir zaman geçmez Oysa İslâm'ın dışındaki bütün dinlerin mensuplarında, hatta onların aydınlarında, râhiplerinde ve her rütbeden din adamlarında bile bu arayış vardır

    İrtidâda ender rastlanmasının ikinci nedeni ise çok ilginçtir Çünkü kimliğindeki "İslâm" sözcüğünden başka İslâm'la hemen hiçbir bağı olmayan, buna rağmen kendini belki de müslüman sanan birçok insan daha vardır ki, bunlar da İslâm'dan çıkıp başka bir din seçmeyi hiçbir zaman düşünmemektedirler Çok şaşırtıcı gibi görünen bu gerçeğin arka planındaki neden şudur: Aslında çoğu pozitivist kâfir ya da müşrik olan bu insanların İslâm'dan başka bir din aramamaları, onların hemen hiçbir dine önem vermemelerinden kaynaklanmaktadır
    Onlara göre; İslâm demek, mevlitler, kandiller, çelenkler, âyinler, tarikatler, fal ve büyüler gibi İslâm'la uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir sürü gelenekler, törenler ve şarlatanlıklar demektir Ve yine onlara göre; İslâm da aynen hıristiyanlık, yahûdilik, budizm ya da şintoizm gibi bir dindir; dolayısıyla İslâm'dan çıkıp başka bir dine girmek ya da dinsiz olduğunu söylemek anlamsızdır

    Tarihte iki kez toplu riddet olayı meydana gelmişse de bu her iki olayın temelinde o günlerin özel nedenleri yatmaktadır Bunların birincisi, Hz Peygamber (s a s )'in vefatı üzerine henüz İslâm'a ısınmamış bulunan câhil çöl Araplarının yaşadıkları deprasyondur İkincisi ise, yine İslâm'ı pek kavrayamamış olan Hazar Türklerinin 8 yüzyılda Kral Bulan'ın eğilimi üzerine topluca yahûdiliğe girmeleri olayıdır

    İrtidâd, imanî bir sorunun ötesinde genelin vicdanına karşı cüretkâr bir isyan, toplum düzenini sarsıcı ve anarşiyi dâvet edici sinsi bir suçtur Bazen de organize hale dönüşür İslâm hukukuna göre bir kimsenin mürted sayılabilmesi için onun daha önce müslüman, akıllı ve özgür olması şarttır Şu halde hiç müslüman olmamış, ya da aklî dengesi bozuk veya zorlanarak irtidâd eden kimse için böyle bir durum sözkonusu olmaz Kâfirlerin ve müşriklerin, diğer şirk ve küfür dinlerinden herhangi birini seçmeleri için de İslâm'a göre bir engel yoktur Çünkü sonuç itibarıyla "ehl-i küfür bir tek millettir "


    Alıntı
    Bu dinden çıkma durumlarından herhangi birini bilmeden yapmış oluyorum o zamanDördüncü maddeye göreNe yapmalıyım ki şimdi? Kafam daha da karıştı
    kafanız karışmasın tövbe istiğfar edip,Şahadet getirin
    ve bir daha tekrarlamayınız
    Allah (c.c)Tevvabburrahıym,dir
    (tövbeleri çok kabul eden dir)



  4. 13.Ocak.2012, 17:48
    2
    Silent and lonely rains



    MÜRTED
    Murted; geri dönmek, geriyi istemek, eski haline dönmek anlamındaki "irtidâd" masdarının fâil ismidir, yani irtidad eden kimse demektir.
    Istılahta ise, müslüman olduktan sonra, İslâm'dan dönüp başka bir dine giren veya dinsizliği tercih eden kimseler için kullanılan bir akaid terimidir Dinden çıkma olayına "riddet", İslâm'dan çıkana da “murted” denir

    Müslümanın dinden çıkıp irtidat etmesine sebep olan şeyler şunlardır:

    1- Allah Teâlâ'ya ibâdette O'na şirk koşmak: "Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona Cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer Cehennemdir Zâlimlerin hiç bir yardımcısı da yoktur " (5/Mâide, 72)

    İbâdet türlerinden herhangi birini Allah'tan başkasına yönelterek işlemek, ölülerden yardım istemek, aracılık ve şefaat dileyerek ilk müşriklerin yaptığı gibi Allah'a şirk koşmak, (Mekkeli müşrikler ibâdet ettikleri ilâhlarının/putlarının, insanları yarattığına, rızıklandırdığına ve tasarruf yetkisine sahip olduğuna inanmıyorlardı Onlar, tapındıkları putlarının Allah indinde bir makama sahip olduklarına ve insanlarla Allah arasında aracı ve şefaatçilikte bulunduklarına inanıyorlardı):

    "Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir derler " (10/Yunus, 18)

    "Şüphesiz, mescidler Allah'a mahsustur O halde orada Allah ile beraber bir başkasını anmayın " (72/Cinn, 18)

    "Doğru duâ ancak Allah'a yapılandır Allah'tan başkasından yardım istenmez Zira Allah'tan başka diğer varlıklar duâ edenlerin ve yardım isteyenlerin hiçbir isteğine cevap veremezler Allah'tan başkasından yardım isteyenlerin durumu ellerini tamamen açarak suya uzatan kimseye benzer Ağzına su götürmek ister fakat götüremez Şu halde kâfirlerin duâsı sapıklıktan başka bir şey değildir " (13/Ra'd, 14)

    Allah'tan başkasına duâ edip bir dilekte bulunanlar, kâfirler olarak adlandırılmaktadır Bu konu üzerinde ulemânın icmâ'ı olup, buna muhâlif görüş beyan eden hiç bir kimse yoktur

    Allah'ın şeriatından başka kanunlarla veya Allah'ın nizamının dışındaki şirk düzenlerinin kaideleriyle hükmetmek de, Allah'a ibâdette ortaklar edinmektir:
    "Hüküm ancak Allah'ındır O ancak kendisine ibâdet etmenizi emretti" (12/Yusuf, 40)

    "O hiç bir varlığı hükmüne ortak yapmaz" (18/Kehf, 26)

    Allah'ın dışında; insan, melâike, cin, taştan heykel vb adına kurban kesmek veya adak adamak; ayrıca, Allah'a tevekkül eder ve O'na sığınır gibi, bir başka varlığa sığınmak ve ondan medet ummak da irtidadı gerektirecek fiillerdendir

    2- Kâfirleri tekfir etmemek, kâfirler hakkında şüpheye düşmek ve uydukları İslâm dışı ideolojilerinin doğru olduğuna inanmak anıt, mezar ve ölülere tapınmak; Yahudilik, Hristiyanlık, Komünizm, Kapitalizm, Demokrasi, Sosyal Demokrasi vb şirk düzenlerini doğrulamak
    Allah Teâlâ, bunların hepsinin küfür olduğuna hükmetmiştir Bu, Kitap, Sünnet ve icmâ ile sabittir Buna göre bunların küfür olduğunu kabul etmeyen, Kur'an'ı, Sünnet'i ve icmâ'ı yalanlamıştır Müslüman olduktan sonra, bu şekilde düşünmeye başlayan kimse irtidat etmiştir

    3- Muhammed (s a s )'in getirdiklerinden bir şeye kızmak ve uygunsuz görmek Onlarla amel ediyor olsa bile durum değişmez Allah Teâlâ bunu şöyle ifade etmektedir:
    "Bunun sebebi, onların, Allah'ın indirdiklerini beğenmeyip çirkin bulmalarıdır Dolayısıyla da Allah, onların amellerini heder etmiştir " (47/Muhammed, 9)

    4- Rasulullah (s a V)'in dininin sevap veya günahlarından herhangi birini alaya almak, eğlence konusu yapmak:
    " Onlara de ki: Allah ile, âyetleri ve peygamberleriyle mi alay ediyordunuz? Özür beyan etmeyin Çünkü iman ettikten sonra, inkâr ettiniz " (9/Tevbe, 65-66)

    5-
    Kâfirleri alkışlamak ve mü'minlere karşı onlara yardım etmek:
    "Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur Muhakkak ki Allah zâlim kavmi hidayete erdirmez " (5/Mâide, 51)

    6- Allah'ın dininden tamamıyla veya o olmadan dinin sahih olması mümkün olmayan temel unsurlarının birinden yüz çevirmek:
    "Fakat kâfirler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirirler " (46/Ahkaf, 3)

    7- Bazı insanların, Muhammed (s a s)'in şerîatini aşıp, ona bir şeyler ekleyebileceğine inanması:
    "İslâm'dan başka bir din arayan kimseden Allah bunu asla kabul etmez O kimse ahirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır "
    (3/Âl-i İmrân, 85)

    8- Üzerine icmâ vâki olmuş İslâm'ın farzlarından birisi üzerinde tartışmaya girmek veya yine haramlığı icmayla sabit olan bir şeyi helâl saymak
    İmam Suyûtî şart koşulan sahihlik şartlarını taşıyan hadisi inkâr edenin İslâm dairesinden çıkıp irtidat etmiş olduğunu ve kıyamet gününde Yahûdilerle, Hristiyanlarla veya küfür gruplarından uymayı dilediği kimselerle haşrolacağını söylemektedir (Miftâhu'l Cenne fi'l-İhticâcı bi's-Sûnne, s 5)

    Bir kimse şehâdet getirip, namazını kılsa, orucunu tutsa ve kendisinin müslüman olduğunu iddia etse bile, bu sayılan şeylerden ve İslâm'a dair eserlerin mürted bahislerinde etraflıca zikredilen hususlardan bir tanesini işlediği zaman irtidat etmiş sayılır

    Burada şöyle bir soru sorulabilir: Bir müslüman nasıl tekfir edilebilir? Zira Rasûlullah (s a s );
    "Bir adam kardeşine "ey kâfir" derse, bu söz ikisinden biri için mutlaka gerçekleşir" (Buhârî, Edeb, 73; Muslim, İman, 111)

    "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun Rasulü olduğuna şehâdet eden kimseye Allah ateşi haram kılmıştır"(Buhârî, İlim, 49)buyurmaktadır

    Burada tekfir edilmesi câiz olmayan müslüman, muvahhid olup, İslâm'a aykırı olan şeylerden kaçınan kimsedir O, tevhid üzere olan kişidir İşte Allah Teâlâ bu gibi kimseler üzerine ateşi; kendisine şirk koşanlara ise Cennet'i haram kılmıştır Nitekim, Rasûlullah (s a s) şöyle buyurmaktadır:
    "Allah'a inanıp O'na hiç bir şeyi ortak koşmayan Cennet'e girmiştir Allah'a inanıp da O'na şirk koşan ise Cehenneme girmiştir" (Muslim, İmân, 152)
    Bunun içindir ki ashâb, Müseylemetü'l-Kezzab ve Esvedü'l-Ansî'nin nübüvvetine iman edenleri ve ayrıca zekât vermek istemeyenleri tekfir ederek, onların mürted olduklarına hükmetmiş ve onlarla savaşmışlardı

    Akıl hastası ve çocuğun dinden dönmesi irtidat cezasını gerekli kılmaz:
    "Üç kişiden hesap sorma kaldırılmıştır: Aklını kaybetmiş kimse akıllanana kadar; uyuyan uyanana kadar ve çocuk, bulûğa erene kadar Bu üç zümreden kalem kaldırılmıştır ve yaptıklarından sorumlu tutulmazlar " (Ebû Dâvud, Hudûd, 17; Tirmizi, Hudûd,1; Nesâi, Talak, 21; İbn Mâce, Talak, 15)

    Bunun gibi, istemediği ve kastetmediği halde hataen küfrü getiren bir söz sarfeden kimse de mürted sayılmaz:
    "Allah, ümmetimden hata, unutma ve zorlanma ile yaptığı şeylerden sorumluluğu kaldırdı" (İbn Mâce, Talâk, 16)

    Kalbi imanla dolu olduğu halde, zorlama (ikrah) ile dinden döndüğünü söyleyen kimse için irtidat vâki olmaz:
    "Kalbi imanla dolu olduğu halde, inkâra zorlananların dışında her kim imanından sonra Allah'ı inkâr edip de küfre göğüs açarsa, işte Allah'ın gazabı o gibilerin başınadır ve onlar için büyük bir azap vardır " (16/Nahl,106)

    İkrahın özür sayılmasının bir ölçüsü vardır İçki içmek, ölü eti yemek, küfür ve malı telef etmek şeklindeki zorlama veya dövmek ve hapsetmekle tehdid edilmek, ikrah değildir ve haddi gerektirir Sadece ölümle tehdit edilip de tehdit edenin bunu yapabilme gücüne sahip olması halinde ikrah özür sayılabilir Kişi sabreder, dininden dönmez ve öldürülürse bunun karşılığında büyük bir mükâfat alır (el-ihtiyâr, II/106)

    Zorlama olmadan (ikrah) küfrü gerektiren bir söz söyleyen veya bir iş yapan, bunu korkusundan yahut alay için yapmış olsa bile mürted sayılır Çünkü mücerred korku özür değildir Sarhoşların irtidadı hakkında alimler arasında ihtilâf vardır

    İslâm'ın ilk dönemlerinde on bir fırka dönden dönmüştür Bu vak'alardan üçü Hz Peygamber'in hayatının sonlarına doğru meydana gelmiş, yedisi Hz Ebû Bekir devrinde, biri de Hz Ömer devrinde olmuştur Ama, bizim için önemli olan husus, bunları birer tarihî vak'a olarak anmak ve anlatmak değil, günümüz insanının bir irtidad keyfiyetiyle ilgisi ve bulaşıklığı olup olmadığının incelenmesidir Bilindiği veya bilinmesi gerektiği gibi irtidâd, bir veya birkaç olaya ve belli bir zamana münhasır değildir Yani değişik karakterler arzetse de irtidâd etme halleri, hiçbir devirde ve toplumda tümüyle ortadan kalkmamıştır Kur'an âyetlerinin hükmü de umûmidir

    İrtidâd olayının temel illeti, sadece inkâr değil; çoğu kere İslâm otoritesine karşı gelmektir Meselâ, bugün de zekât, İslâmî ülü'l-emr tarafından toplanacak olsa, vermeyecekler çoğunluktadır Asr-ı saâdetteki irtidâd olaylarına baktığımızda, açıkça görülür ki, mürted olmanın temelinde biraz ekonomik, biraz da Hz Peygamber'in (veya O'ndan sonra başa geçen Hz Ebû Bekir'in) iktidarını kabul etmemek gibi siyasî etkenler de vardır Bu arka plan, hemen her devirdeki irtidâd olaylarında da sözkonusudur

    Murted, İslâmî otoriteye (âdetâ) savaş açmış bir bağî ve muhârip durumundadır

    İrtidad, bilinçli ve kasıtlı yapılan bir eylemdir İrtidâd eden kimseye, yani bilerek, düşünerek ve karar vererek İslâm'dan çıktığını söyleyen ya da buna ilişkin kanıtlayıcı bir tavır gösteren kimseye mürted denir

    Gaflet içindeki kimselerin sorumsuzca sarfettikleri bir sözden, yaptıkları bir eylemden ya da gösterdikleri yanlış bir tavırdan dolayı küfre saptıkları, yaşanan bir olaydır Bunların mürted olup olmadığına gelince, çoğunun demeçleri, günlük konuşmaları ve genelde tavırları, bu insanların kendilerini müslüman veya mü'min saydıklarını açıkça göstermektedir Halbuki mürted böyle değildir Murted insan, İslâm'ı reddettiğini, Onun yerine dinsizliği, ya da başka bir dini tercih ettiğini açıkça ifade eden veya bu doğrultuda eylem yapan insandır Örneğin vaktiyle namaz kılan, oruç tutan, benzeri İslâmî ibâdetleri yaptığı görülen bir kimsenin, daha sonra bir kiliseye girerek fiilen âyine katılması veya bir put karşısında saygı duruşu göstermesi onun mürted olduğunu kanıtlamak için yeterlidir Öyle ise birçok gâfil insanın bir an için işledikleri küfür, genelde riddet anlamını taşımaz

    Elbette ki mürted insan da netice itibarıyla kâfirdir Çünkü İslâm'ı açıkça reddetmiştir Ancak onun işlediği suç, küfrün türlerinden biridir Yani şirk nasıl ki aynı zamanda küfrün bir alt kümesi ise, irtidâd da aynen öyledir Fakat mürtedi sıradan müşrik ve kâfir insandan ayıran ciddî çizgiler vardır Çünkü genellikle şirk ve küfür, bir insanın hayatına yanlışlıklarla birlikte girer Çok kere kişi, bilinçsiz bir şekilde bu suçu işler Ama irtidâd böyle değildir Tıpkı nifak gibi mutlaka bilinçli işlenen bir suçtur

    İrtidad olayı, daha çok bilgisizliğin ya da düşünce kaosunun sonuçlarından olan küfür ve şirkle karşılaştırıldığı takdirde görülür ki, mürted insan, sıradan kâfir ve müşrikten çok farklıdır Çünkü irtidâd düşünüp tasarlamayı, ondan sonra karar vermeyi gerektirmektedir Böyle bir insan ise, anca son derece bilinçle hareket eden biri olabilir İşte bu nedenledir ki, geleneksel küfrün ve şirkin yaygın olmasına karşın, irtidâd çok ender rastlanan bir olaydır

    İrtidâd, neden küfrün en az rastlanan türüdür? Bunun nedenini iki noktada aramak gerekir:

    Birincisi: Bir insanın özellikle düşünerek ve karar vererek İslâm'dan bilinçle çıkıp dinsiz olmak, ya da başka bir dini seçmek için bir haklı ve mantıklı neden bulamamasıdır Çünkü İslâm, gerçeklerin tümünü kucaklayan en büyük gerçektir İslâm'ı yalanlamaya, Onu çürütmeye, hiçbir mantık ve hiçbir otorite güç yetirememiştir Aynı zamanda İslâm o kadar rahat, o kadar kolay anlaşılan bir hayat ve kâinat düzenidir ki, insan zaten Onun atmosferinden dışarıya çıkamamaktadır

    İslâm, bir anlamda fıtrat ve doğa demektir Dolayısıyla bilgi ve kültür düzeyi ne olursa olsun her müslüman, İslâm'ı âdeta solumaktadır Onun için de başka bir din arayışı müslümanın akıl ve hayalinden hiçbir zaman geçmez Oysa İslâm'ın dışındaki bütün dinlerin mensuplarında, hatta onların aydınlarında, râhiplerinde ve her rütbeden din adamlarında bile bu arayış vardır

    İrtidâda ender rastlanmasının ikinci nedeni ise çok ilginçtir Çünkü kimliğindeki "İslâm" sözcüğünden başka İslâm'la hemen hiçbir bağı olmayan, buna rağmen kendini belki de müslüman sanan birçok insan daha vardır ki, bunlar da İslâm'dan çıkıp başka bir din seçmeyi hiçbir zaman düşünmemektedirler Çok şaşırtıcı gibi görünen bu gerçeğin arka planındaki neden şudur: Aslında çoğu pozitivist kâfir ya da müşrik olan bu insanların İslâm'dan başka bir din aramamaları, onların hemen hiçbir dine önem vermemelerinden kaynaklanmaktadır
    Onlara göre; İslâm demek, mevlitler, kandiller, çelenkler, âyinler, tarikatler, fal ve büyüler gibi İslâm'la uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir sürü gelenekler, törenler ve şarlatanlıklar demektir Ve yine onlara göre; İslâm da aynen hıristiyanlık, yahûdilik, budizm ya da şintoizm gibi bir dindir; dolayısıyla İslâm'dan çıkıp başka bir dine girmek ya da dinsiz olduğunu söylemek anlamsızdır

    Tarihte iki kez toplu riddet olayı meydana gelmişse de bu her iki olayın temelinde o günlerin özel nedenleri yatmaktadır Bunların birincisi, Hz Peygamber (s a s )'in vefatı üzerine henüz İslâm'a ısınmamış bulunan câhil çöl Araplarının yaşadıkları deprasyondur İkincisi ise, yine İslâm'ı pek kavrayamamış olan Hazar Türklerinin 8 yüzyılda Kral Bulan'ın eğilimi üzerine topluca yahûdiliğe girmeleri olayıdır

    İrtidâd, imanî bir sorunun ötesinde genelin vicdanına karşı cüretkâr bir isyan, toplum düzenini sarsıcı ve anarşiyi dâvet edici sinsi bir suçtur Bazen de organize hale dönüşür İslâm hukukuna göre bir kimsenin mürted sayılabilmesi için onun daha önce müslüman, akıllı ve özgür olması şarttır Şu halde hiç müslüman olmamış, ya da aklî dengesi bozuk veya zorlanarak irtidâd eden kimse için böyle bir durum sözkonusu olmaz Kâfirlerin ve müşriklerin, diğer şirk ve küfür dinlerinden herhangi birini seçmeleri için de İslâm'a göre bir engel yoktur Çünkü sonuç itibarıyla "ehl-i küfür bir tek millettir "


    Alıntı
    Bu dinden çıkma durumlarından herhangi birini bilmeden yapmış oluyorum o zamanDördüncü maddeye göreNe yapmalıyım ki şimdi? Kafam daha da karıştı
    kafanız karışmasın tövbe istiğfar edip,Şahadet getirin
    ve bir daha tekrarlamayınız
    Allah (c.c)Tevvabburrahıym,dir
    (tövbeleri çok kabul eden dir)



  5. 06.Mayıs.2017, 17:06
    3
    Ataberk
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Mayıs.2017
    Üye No: 112059
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Suphe

    Es selamu aleyküm,

    (1)geçmişte bazı arkadaşların yanında Allah korusun küfre sebep olan bir söz söylemiştim bir yazıyı okumuştumdaha doğrusu cahillikten,bir gülüşme olmuştu ortamda,ben tövbe ettim iman tazeledim ve arkadaşlarıda uyarayım dedim o arkadaşlarla samimiyetim kalmamıştı 1 2 sene gibi bir zaman önce olmuştu yinede mesaj attım böyle böyle olmuştu gibi olayı anlattım peki insanları uyarmada tebliğde ölçü nedir yanlis anlasilmayla karisilasabiliyoruz?Bu ve benzer konularda telefondan mesaj atmıştım biraz uzunca oldu mesaj dini konulardan bahsettim sonra mesajı sildim şimdi aklıma acaba din ile ilgili yanlış birşey mi yazdım dinden çıkmama sebep olucak bir mesaj mi yazdim söz mü söyledim gibi düşünceler geliyor ilim ehli değilim dini bilgim eksik buna rağmen din ile ilgili okadar uzun mesaj atmam yanlıştı gibi düşünüyorum hani istemeden yanlış birşey söyleme riskinden dolayı, mesajlarda yok şimdi telefonumda silmiştim bu sekilde dusunceler aklima geliyor sabahlari ozellikle ve icim bi huzursuz oluyor

    (3)şüpheye göre hareket edilir mi(2de bahsettigim gibi)yoksa kesin hatırladığımız bir konuya göre mi davranmak gerek,mesaj attığım kişilerden neler yazdigima bakmak geciyor icimde ama cok yakinligimiz ve samimiyetimiz yok,seytanin fisildadigi bos kuruntular midir bunlar?Supheye gore hareket edilir mi,suphelerin hepsi seytandan mi, mesala mesajlari attigimda arkadaslara bir sorun yoktu sonra sildim. Biriki haftasonra boyle dusunceler gelmeye basladi. Genel bir tovbe yaptim. İcimde sole bi dusunce olusmustu mesaji okuyup mesajda varsa yanlis o yanlisi okuyarak tovbe etmen bakman gerek hatalarina, dinden cikmama sebep olucak bir mesaj yazdim mi acaba diyede dusunce geliyor. Halbuki mesajlari yazarkende yanlis birsey yazma korkusuyla dinime aykiri bir sey yazma,korkusuyla yaziyordum dinden cikmama sebep olucak davranistan sozden kaciniyordum ozamanlardada Allah'in izniyle(Allah'in izniyle tipki her zaman oldugu gibi)Allah cumlemizi dininde sabit kilsin


  6. 06.Mayıs.2017, 17:06
    3
    Ataberk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Seyirci Üye
    Es selamu aleyküm,

    (1)geçmişte bazı arkadaşların yanında Allah korusun küfre sebep olan bir söz söylemiştim bir yazıyı okumuştumdaha doğrusu cahillikten,bir gülüşme olmuştu ortamda,ben tövbe ettim iman tazeledim ve arkadaşlarıda uyarayım dedim o arkadaşlarla samimiyetim kalmamıştı 1 2 sene gibi bir zaman önce olmuştu yinede mesaj attım böyle böyle olmuştu gibi olayı anlattım peki insanları uyarmada tebliğde ölçü nedir yanlis anlasilmayla karisilasabiliyoruz?Bu ve benzer konularda telefondan mesaj atmıştım biraz uzunca oldu mesaj dini konulardan bahsettim sonra mesajı sildim şimdi aklıma acaba din ile ilgili yanlış birşey mi yazdım dinden çıkmama sebep olucak bir mesaj mi yazdim söz mü söyledim gibi düşünceler geliyor ilim ehli değilim dini bilgim eksik buna rağmen din ile ilgili okadar uzun mesaj atmam yanlıştı gibi düşünüyorum hani istemeden yanlış birşey söyleme riskinden dolayı, mesajlarda yok şimdi telefonumda silmiştim bu sekilde dusunceler aklima geliyor sabahlari ozellikle ve icim bi huzursuz oluyor

    (3)şüpheye göre hareket edilir mi(2de bahsettigim gibi)yoksa kesin hatırladığımız bir konuya göre mi davranmak gerek,mesaj attığım kişilerden neler yazdigima bakmak geciyor icimde ama cok yakinligimiz ve samimiyetimiz yok,seytanin fisildadigi bos kuruntular midir bunlar?Supheye gore hareket edilir mi,suphelerin hepsi seytandan mi, mesala mesajlari attigimda arkadaslara bir sorun yoktu sonra sildim. Biriki haftasonra boyle dusunceler gelmeye basladi. Genel bir tovbe yaptim. İcimde sole bi dusunce olusmustu mesaji okuyup mesajda varsa yanlis o yanlisi okuyarak tovbe etmen bakman gerek hatalarina, dinden cikmama sebep olucak bir mesaj yazdim mi acaba diyede dusunce geliyor. Halbuki mesajlari yazarkende yanlis birsey yazma korkusuyla dinime aykiri bir sey yazma,korkusuyla yaziyordum dinden cikmama sebep olucak davranistan sozden kaciniyordum ozamanlardada Allah'in izniyle(Allah'in izniyle tipki her zaman oldugu gibi)Allah cumlemizi dininde sabit kilsin


  7. 06.Mayıs.2017, 23:28
    4
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 23,302
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Aleykum selam. Bir konuda tebliğ etmek, doğruyu anlatmak ve hatalarını düzeltmek için o konuda emin olduğun bir bilgi olmalıdır. Emin isen ve anlatman gerekiyorsa uygun bir lisan ile anlatırsın ve gerisini Allah'a havale edersin. Elbette şüphe ile hareket edilmemelidir. Haftalar sonra bir şüphe geliyorsa bu bir vesvesedir. Bunları önemseme ve sen doğu bildiklerini yapmaya devam et.


  8. 06.Mayıs.2017, 23:28
    4
    Yönetici
    Aleykum selam. Bir konuda tebliğ etmek, doğruyu anlatmak ve hatalarını düzeltmek için o konuda emin olduğun bir bilgi olmalıdır. Emin isen ve anlatman gerekiyorsa uygun bir lisan ile anlatırsın ve gerisini Allah'a havale edersin. Elbette şüphe ile hareket edilmemelidir. Haftalar sonra bir şüphe geliyorsa bu bir vesvesedir. Bunları önemseme ve sen doğu bildiklerini yapmaya devam et.


  9. 07.Mayıs.2017, 13:18
    5
    Misafir

    Yorum: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    arifselim cevaplar misiniz
    bakın bu yazılanlar küfür gibi hissediyorum ve sanki kafir ölecekmiş gibi *bu dediklerim vesvese değil bu dediklerim küfür ben vesvese mi diye düşünüyor gibi hissediyorum bunun nedeni nedir bahsettigim sey:

    ben acik olarak doktora kan verdirmeye gitsem odada kiz ve erkek varsa ve ben erkege utanipta siz cikip kapiiyi kaparmisiniz demesem kizar yada guler diye korksam ve utansam ve erkek kanımı alicakken kiz alsin demeye utansam kolumu acip erkek alsa hükmü nedir bunun

    sanki bunlari yaparsam hep kafir kalacak gibi hissediyorum bu yüzden kafir ölecek gibi vesvese değil gibi hisler geliyor buna cevap verir misiniz?


  10. 07.Mayıs.2017, 13:18
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    arifselim cevaplar misiniz
    bakın bu yazılanlar küfür gibi hissediyorum ve sanki kafir ölecekmiş gibi *bu dediklerim vesvese değil bu dediklerim küfür ben vesvese mi diye düşünüyor gibi hissediyorum bunun nedeni nedir bahsettigim sey:

    ben acik olarak doktora kan verdirmeye gitsem odada kiz ve erkek varsa ve ben erkege utanipta siz cikip kapiiyi kaparmisiniz demesem kizar yada guler diye korksam ve utansam ve erkek kanımı alicakken kiz alsin demeye utansam kolumu acip erkek alsa hükmü nedir bunun

    sanki bunlari yaparsam hep kafir kalacak gibi hissediyorum bu yüzden kafir ölecek gibi vesvese değil gibi hisler geliyor buna cevap verir misiniz?


  11. 07.Mayıs.2017, 15:38
    6
    Misafir

    Yorum: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Eğer günah olan ama günah olduğunu bilmediğin birşeye helal dediysen günahmıdır ve nasıl tövbe edilmeli? Ve helal olan ama helal olduğunu bilmediğin birşeye haram dediysen nasıl tövbe edilmeli? Yani birisi helal zannetiği birşeye helal diyip aslında haram değilse ne yapmalı ?


  12. 07.Mayıs.2017, 15:38
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Eğer günah olan ama günah olduğunu bilmediğin birşeye helal dediysen günahmıdır ve nasıl tövbe edilmeli? Ve helal olan ama helal olduğunu bilmediğin birşeye haram dediysen nasıl tövbe edilmeli? Yani birisi helal zannetiği birşeye helal diyip aslında haram değilse ne yapmalı ?


  13. 07.Mayıs.2017, 23:43
    7
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 23,302
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Bilerek bir helala haram veya bilerek bir harama denilirse bu kesin küfürdür. Bilmemek de geçerli bir mazeret değildir ve çok tehlikelidir. Bundan tövbe istiğfar edilecek yani pişman olacak ve bir daha bu haramı işlemeyecektir. Bunun tövbesi budur.


  14. 07.Mayıs.2017, 23:43
    7
    Yönetici
    Bilerek bir helala haram veya bilerek bir harama denilirse bu kesin küfürdür. Bilmemek de geçerli bir mazeret değildir ve çok tehlikelidir. Bundan tövbe istiğfar edilecek yani pişman olacak ve bir daha bu haramı işlemeyecektir. Bunun tövbesi budur.


  15. 07.Eylül.2017, 15:36
    8
    Misafir

    Yorum: Dinden çıkma durumlarını açıklar mısınız?

    Selâmun Aleyküm,
    Ben anneme neden namaz kılmıyorsun gibi bir şey sordum galiba. Annem de sanırım "sen neden kılmıyosun gibi bir şey dedi. Ben de küçüğüm dedim(ama namazdan sorumluyum) Bunu dediğim için kendimi kötü hissediyorum sanırım. Namaza o kadar çok başlamak istiyorum ki! Şimdi dinden çıkmış mı oluyorum? İnşallah tövbe edeceğim. İnşallah farz olan namaz ibadetine başlayacağım. Lütfen sorularımı cevaplayın.

    Esselâmü aleyküm ve rahmetullah ve berakatüh,
    Ben namaza başlamak çok istiyorum. Anneme "Sen neden namaz kılmıyorsun?" gibi bir şey sordum galiba. Annem de "Sen neden kılmıyorsun?" gibi bir şey dedi galiba. "Ben daha küçüğüm" gibi bir şey dedim. Ama namazdan sorumluyum. Kendimi kötü hissediyorum galiba. Bu söylediğimden dolayı dinden çıkmış mı olurum? Bide Kuran kursu gibi bir kursa gittim sanırım. Annem "orda namaz kılmayı öğrenmedin mi peki" gibi bir şey dedi galiba. Ben de kılamadım gibi bir şey dedim sanırım. Ve galiba o cümleyi söylerken güldüm. Dinden çıkmış mı oluyorum? Dinden çıkmayı düşündüğüm için de dinden çıkmış olabilir miyim? Lütfen cevap yazın. İnşallah bir gün namaz kılacağım. İnşallah tövbe edeceğim. Lütfen cevaplayın sorularımı.


  16. 07.Eylül.2017, 15:36
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selâmun Aleyküm,
    Ben anneme neden namaz kılmıyorsun gibi bir şey sordum galiba. Annem de sanırım "sen neden kılmıyosun gibi bir şey dedi. Ben de küçüğüm dedim(ama namazdan sorumluyum) Bunu dediğim için kendimi kötü hissediyorum sanırım. Namaza o kadar çok başlamak istiyorum ki! Şimdi dinden çıkmış mı oluyorum? İnşallah tövbe edeceğim. İnşallah farz olan namaz ibadetine başlayacağım. Lütfen sorularımı cevaplayın.

    Esselâmü aleyküm ve rahmetullah ve berakatüh,
    Ben namaza başlamak çok istiyorum. Anneme "Sen neden namaz kılmıyorsun?" gibi bir şey sordum galiba. Annem de "Sen neden kılmıyorsun?" gibi bir şey dedi galiba. "Ben daha küçüğüm" gibi bir şey dedim. Ama namazdan sorumluyum. Kendimi kötü hissediyorum galiba. Bu söylediğimden dolayı dinden çıkmış mı olurum? Bide Kuran kursu gibi bir kursa gittim sanırım. Annem "orda namaz kılmayı öğrenmedin mi peki" gibi bir şey dedi galiba. Ben de kılamadım gibi bir şey dedim sanırım. Ve galiba o cümleyi söylerken güldüm. Dinden çıkmış mı oluyorum? Dinden çıkmayı düşündüğüm için de dinden çıkmış olabilir miyim? Lütfen cevap yazın. İnşallah bir gün namaz kılacağım. İnşallah tövbe edeceğim. Lütfen cevaplayın sorularımı.


  17. 07.Eylül.2017, 22:17
    9
    dr_ebuzer
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Mayıs.2007
    Üye No: 495
    Mesaj Sayısı: 25
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 46

    Yorum: Dini Soru Cevap

    Aleykümüsselam.
    Böyle düşündüğün için dinden çıktın mı. Bu soruyu sorduğun için dinden çıktınmı. Bunun arkası kesilmezki her şeyin arkasından dinden mi çıkılır. Bu vesvese saçmalığına kulak asmana gerek yok ve namazını kılmalısın. Buluğ çağına giren her müslüan namaz kılmak zorundadır.


  18. 07.Eylül.2017, 22:17
    9
    dr_ebuzer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Aleykümüsselam.
    Böyle düşündüğün için dinden çıktın mı. Bu soruyu sorduğun için dinden çıktınmı. Bunun arkası kesilmezki her şeyin arkasından dinden mi çıkılır. Bu vesvese saçmalığına kulak asmana gerek yok ve namazını kılmalısın. Buluğ çağına giren her müslüan namaz kılmak zorundadır.





+ Yorum Gönder