Konusunu Oylayın.: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak
  1. 12.Ocak.2012, 21:36
    1
    Misafir

    Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak






    Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak Mumsema 39- ZÜMER SÛRESİ
    3. İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye vesile ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
    44. De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

    10- YÛNUS SÛRESİ
    18. Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeyleri vesile yapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”.


  2. 12.Ocak.2012, 21:36
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    39- ZÜMER SÛRESİ
    3. İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye vesile ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
    44. De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

    10- YÛNUS SÛRESİ
    18. Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeyleri vesile yapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”.


    Benzer Konular

    - Tövbe etmek icin Allah dostlarini araya katmak

    - Araya koymak deyiminin anlamı

    - İsra suresi 88. ayet: De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir a

    - Okumak için iki eli bir araya gelmeyenlerin iki yakası da bir araya gelmiyor.

    - Kur-anı Kerim'de yerimizi belirlemek için araya kağıt koymak uygun mudur?

  3. 12.Ocak.2012, 23:16
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak




    Zümer Süresi 3. Ayetin Tefsiri
    ______________________

    3. “Dikkat edin, halis din Allah’ındır; O’nu bırakıp da putlardan dost edinenler: “Onlara, bizi Allah’a yaklaştırsın diye kulluk ediyoruz” derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola eriştir-mez.”

    Dikkat edin halis din, saf din, katışıksız din Allah’ın dinidir İlavesiz, eksiksiz din, Allah’ın dinidir Dinin katışıksız, saf olanı Allah’a aittir Elbette başkalarının dinleri, başkalarının hayat programları, başkalarının yaşam biçimleri de vardır, ama onlarınki katışıklıdır Hayatın tümüne karışan, hayatın tümünü dolduran, hayatı parçalamadan onun tümünde söz sahibi olan Allah’ın dinidir Hayatın tümünde sadece Allah’a iman, sadece O’na kulluk, sadece O’nu dinlemek, sadece O’nu razı etmeye çalışmak, sadece O’nun hayat programını uygulamak Allah’ın dinidir



    Ama katışıklı din sahipleri, hem Allah’a hem de Allah’tan başkalarına kulluk yapanlar, hem Allah’ı hem de başkalarını dinleyenler, hem Allah’ın dinini uygulamaya hem de Allah’tan başkalarının dinlerini uygulamaya, Allah’tan başkalarının sitemlerini uygulamaya çalışanlardır Bir adamın hayatında, bir toplumun hayatında hayat programı olarak sadece Allah’ın dini olmalıyken, her konuda sadece Allah’ın dini söz sahibi olmalıyken, hayatın her bir kademesinde sadece Allah’ın dini geçerli olmalıyken, bunu terk edip hem Allah’a hem de Allah berisinde, hayatlarında söz sahibi kabul ettikleri bir kısım varlıkları, bir kısım insanları da dinleyenler katışıklı din sahipleridir Hem Allah’ı razı etmeye çalışıp, hem de öteki Rabblerini, öteki İlâhlarını razı etmeye çalışanlar, katışıklı bir din takip ediyorlar demektir



    Hayatlarının bazı bölümlerine Allah’ı karıştırıp, hayatlarının bazı bölümlerinde Allah’ı dinleyip, geri kalan bölümlerinde de öteki İlâhlarını söz sahibi kabul edenler, namaz, oruç, abdest gibi konularda Allah’ı söz sahibi bilip, Allah’ın dediklerini uygulayıp, hukuk, eğitim, miras, kılık-kıyafet, ekonomi, siyaset, ceza kanunları gibi konularda da öteki Rabblerini söz sahibi kabul edenler, Allah’ın dışında, Allah’ın dûnunda evliyalar, velîler kabul edip onların aldığı kararları da, onların yasalarını da uygulamaya çalışanlar, şirket içinde bir din kabul etmişler demektir



    Yâni hayatlarının din içerikli, âhiret içerikli bölümünde Allah’ın sistemini, Allah’ın dinini, Allah’ın şeriatını uygulayıp, dünya içerikli bölümünde de başkalarının dinlerini, başkalarının şeriatlarını, başkalarının sistemlerini uygulayanlar, dini Allah’a halis kılmaya yanaşmayanladır “Tamam Allah’a iman edelim, Allah’ı kabul edelim, hayatımızın bir bölümünün düzenlemesi konusunda Allah’ı söz sahibi kabul edelim ama hayatımızın öteki bölümlerini düzenlemek üzere öteki İlâhlarımıza da söz hakkı verelim,” diyenler katışıklı din sahipleridir



    Allah’tan başka velîler edinenlere, Allah’ın dûnunda bir takım karar merciî bulanlara, hayatlarında Allah berisinde bir takım program yapıcısı, kanun koyucusu bulanlar, Allah’tan başka bir takım varlıkların da söz sahibi olduğunu iddia edenlere, Allah’tan başkalarına da kulluk edenler, Allah’tan başkalarına da dua edenlere, Allah’tan başkalarına da sığınanlara, “niye böyle şirke düşüyorsunuz, niye böyle Allah’a şirket içinde, ortaklık içinde bir kulluktan yanasınız,” denilince derler ki:



    “Aslında biz Allah’a iman ediyoruz Biz Allah’ı kabul ediyoruz, aslında bunlara kulluk etmiyoruz Ama bizim Allah’ı bırakıp ta başkalarına yönelmemiz, başkalarını dinlememiz, başkalarını razı etmeye çalışmamız onların Allah’la bizim aramızda aracı, şefaatçi olmalarındandır Biz bu varlıklarla Allah’a yaklaşabilmek için, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onları dinliyor, onları seviyor, onlara itaat ediyor dua ediyor, ibadet ediyoruz Biz onlara kendimizi beğendirelim ki, onlar da bizi Allah’a beğendirsinler Biz onların sevgilerini kazanalım ki onlar da bizi Allah’a sevdirsinler Biz onlara kulluk edelim ki, onlar da yarın Allah huzurunda bize şefaatçi olsunlar Aslında bu varlıklar Allah katında şerefli, makbul varlıklardır Bizim onlara kulluğumuz Allah’a kulluk, onları memnun etmemiz Allah’ı memnun etmemiz anlamına geldiği için bizler Allah’la aramıza bu insanları, bu müesseseleri, bu unsurları koyuyoruz, bunların eteğine yapışıyoruz,” diyorlar Yâni kendi kendilerine Allah’a yaklaşma yöntemleri belirlemeye çalışıyorlar



    Bir hadis-i kutside Rabbimiz şöyle buyurur:



    “Benim kulum, üzerine farz kıldığım şeylerden daha sevgili hiçbir şey ile bana yaklaşamaz Bir de nafilelerle kulum bana peyderpey yaklaşa yaklaşa nihayet öyle bir hale gelir ki, ben onu severim O zaman ben onun işitmesine vasıta olan kulağı, görmesine vasıta olan gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, anlayan kalbi, söyleyen dili olurum Böyle bir kulum benden bir şey isterse, mutlaka veririm…”



    Evet, bu hadis-i kutsiden de anlıyoruz ki bir kul Allah’ın kendisine farz kıldığı farizalardan daha fazla hiçbir şeyle Allah’a yakla-şamaz Bir mü’min düşünün ki Allah’a yaklaşmak istiyor Kim istemez ki bunu? Tüm hedefimiz, arzumuz bu değil mi? Öyleyse evvel emirde Allah’a yaklaşmanın yolu farzlardan geçmektedir Farzlar yerine getirilmedikçe bu iş olmaz Bu, bu işin vazgeçilmez lâzımıdır Ben marifet ehliyim, ben Rabbimi biliyorum, ben O’nu çok seviyorum, ben O’nun için ölürüm, benim kalbim temizdir, ben hacıyım, ben hoca çocuğu-yum, ben filan zâtın müridiyim, ben falan cemaatin üyesiyim gibi iddiaların hiç bir kıymeti yoktur Çünkü bu konuda ölçüyü koyan Allah’tır İş Allah’ça olmalıdır Bir kişi şu dediği şeyler konusunda samimi de olsa, bolca infak da etse, çokça nafile hacc da yapsa, şalvar da giyse, sakal da bıraksa, geceleri şu kadar istiğfar da etse, farzları ye-rine getirmedikçe Allah’a yaklaşması mümkün değildir



    Farzlar olmadan tek başına nafileler bir değer ifade etmez Halbuki şu anda halk arasında farzlara riayet etmediği halde nafileler konusunda çok hassas davranan kimseler yüce şahsiyet olarak algılanmaktadırlar Farz olan namazı kılmazlar, farz olan tesettüre riayet etmezler, farz olan zekâtlarını tastamam vermezler, farz olan emr-i bil’maruf ve nehy-i anil’münkeri terk edip yatarlar, Allah’ın dininin hakimiyeti adına hiç bir gayretleri yoktur Haktan yana olmak, hakkı ortaya koymak farzdır, ama adamlar saflarını bile belirlemiş değillerdir Cihad ve tebliğ farzdır, ama bunu hiç dert edinmemişlerdir Mugay-yebat-ı hamseye Allah’ın istediği gibi iman farzdır, ama adamların buna bakışı terstir Amentünün esaslarına iman farzdır, ama adamların anlayışı bozuktur Allah’ın hayata karışı tek Rab ve İlâh oluşuna iman farzdır, ama Allah’tan başkalarının yasalarını uygulama konusunda bir sıkıntıları yoktur Her şeyi Allah’a irca etmek farzdır, ama onlar işlerini başkalarına götürürler Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman farzdır, ama onlar böyle düşünmezler Mü’minleri kardeş bilmek, onları sevmek farzdır, ama onların elleri kardeşlerinin boğazındadır Çocuklarını müslümanca eğitmek farzdır, ama onlar tutup onları birilerine teslim etmektedirler Yalnız Allah’ı Rezzâk bilmek farzdır, ama onlar kendilerine başka Rezzâklar bulma sevdasındalar Yâni farzları terk ediyorlar ve nafilelerle Allah’a yaklaşabileceklerini zannediyorlar



    Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki Allah’a yaklaşanlar iki gruptur Bir başka ifadeyle Allah’a iki türlü yaklaşma usulü vardır:



    1- Farzların, vâciplerin îfası ve haramların terk edilmesiyle Çünkü biliyoruz ki haramların terk edilmesi de farzdır



    2- Farzları îfa ve haramları terk etmekle beraber nafileleri de işleyerek İşte Allah’a yaklaşabilmenin yolu da, usulü de budur Bunun dışında başka bir yol yoktur Allah’ın ve Resûlünün gösterdiği yolun dışında kişinin kendi kafasından koyduğu usullerle Allah’a yaklaşması mümkün değildir Çünkü farz ve nafileleri insanlar kendileri tespit edemezler Bunların tespiti Allah ve Resûlüne aittir Bakın kitabımızın Mâide sûresi Allah ve Resûlünün kıstaslarına göre öyle olmadıkları halde kendi kıstaslarına göre Allah’a yakın olduklarını iddia eden yahudi ve Hıristiyanların sapıklıklarını şöyle anlatıyordu:

    “Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler

    (Mâide 18)



    Halbuki onlar ne Allah’ın oğulları, ne sevgilileri, ne de dostlarıdır Allah’a yakın da değillerdir Onlar Allah’ın dinini terk etmiş düşmanlarından başkası değillerdir Onlar böyle oldukları gibi, Allah’a yaklaşabilmek için putlara tapınan şu müşrikler de Allah’a yakın değillerdir Çünkü Allah’a ancak Allah’ın belirlediği usullerle yaklaşılır



    Meselâ, efendim Allah katında zenginler O’na daha yakındır Öyleyse ben de çalışıp çırpınıp çok para kazanayım da, böylece Allah yolunda hizmet ederek Allah’a yaklaşayım Veya millet vekili olayım da hizmetimle Allah’a yaklaşayım Veya doktor olayım da sağlığa hiz-met ederek Allah’a yaklaşayım Veya kızımı şuralarda okutayım da, dine hizmet etsin de Allah’a yaklaşayım Hayır hayır, her kim ki Allah’ın Resûlünden sadır olmayan bir yolla bir usulle Allah’a yaklaşmayı umarsa bilesiniz ki onun sonu hüsrandır Farzları yerine getiren, haramlardan kaçınan ve de nafileleri işleyen kimseler ancak Allah’a yaklaşabilirler Bakın hadis-i kutsi o kadar açıktır



    “Kulum farzlardan sonra işleyeceği nafilelerle bana öylesine yaklaşır ki ben onu severim” Diyor Rabbimiz Allah’ın bizi sevmesi elbette hepimizin istediği şeydir Resûl-i Ekrem efendimiz; “Ya Rabbi, beni sevdiklerinin içinde kıl, zira sen sevdiklerini mağfiret edersin” Buyurur



    Yine Resûlullah Efendimiz bir başka hadislerinde Allah’a yaklaşma usullerinden bir başkasını da şöyle anlatır: “Kulun Allah’a yaklaşma vesilelerinin en büyüklerinden birisi de düşünerek, kafa yorarak Kur’an okumasıdır Bunun benzeri kişiyi Allah’a yaklaştıracak başka bir şey yoktur” Sahabeden Habbab Bin Eret efendimiz de der ki; “Allah’a gücün yettiği kadar yaklaş, bil ki Allah’a kendi sözünden daha yaklaştırıcı bir şey yoktur” Evet, Allah’ın sözü Kur’an’dır Nasıl ki bir insana onun kendi sözünden daha yakın bir şey yoksa, Allah’a da O’nun kendi sözü olan Kur’an’dan daha yakın bir şey olamaz Öyle değil mi? Birisine mektup yazıyorsunuz, uzaktır size Telefon ediyorsunuz, yine uzaktır Ama ne zaman ki yanına varıp yüz yüze konuşursunuz, işte o zaman yakındır size İşte bunun gibi Kur’an’da Allah’ın kelâmıdır Kur’an okurken bilesiniz ki O’nunla konuşuyorsunuz demektir Karşı karşıya yakınsınız demektir Öyleyse bırakalım başka yollar, başka usuller aramayı da elimizden bu kitabı düşürmeyerek Rabbimize yaklaşma imkânları bulalım inşallah



    Yine bir başka âyet-i kerimenin beyanıyla Allah’a yaklaşmanın ve Rabbimizin bizi sevmesinin bir başka usulü de Resûl-i Ekrem Efendimize itaat esasına bağlanarak şöyle anlatılıyordu:

    “Ey Muhammed, de ki: “Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın Allah affeder ve merhamet eder”

    (Âl-i İmrân 31)





    Evet müşrikler böylece Allah’a yaklaşabileceklerini iddia ediyorlar Ama dikkat ediyor musunuz? Mü’min, kâfir, müşrik insanların hepsinde Allah’ın koyduğu fıtratın böylece açığa çıktığına şahit oluyoruz Bakın kâfirler, müşrikler bile küfürlerini, şirklerini Allah’a izâfe et-meye, Allah’a onaylattırmaya çalışıyorlar İçine düştükleri şirk unsurlarıyla bile Allah’a yaklaşmayı hedefliyorlar Halbuki bu dünyada kendilerini Allah’tan, Allah’ın kitabından, Allah’ın elçisinden uzak bir hayatın mahkûmu ettikleri için zavallılar anlayamıyorlar Bilmiyorlar ki Allah’a yaklaşmanın yolu Allah’ın gönderdiği kitabından geçer Bilmi-yorlar ki bu kitapta Allah şirki asla onaylamıyor Allah’ın onaylamadığı, Allah’ın istemediği, haram kıldığı, yeryüzünde en büyük suç dediği şirke sarılarak, Allah’a en büyük iftirayı yaptıklarının farkında değiller zavallılar



    Halbuki Allah şu kitabında ve bu kitabın pratiği olan peygamberinin hayatında çok açık bir şekilde ortaya koymuştur ki, kullarıyla kendisi arasında gerek dua konusunda, gerek ibadet ve itaat konusunda hiç kimseyi görmek istemiyor Kendisiyle birlikte başkalarını da dinleme konusunda, kendisiyle birlikte başkalarına da itaat konusunda kullarını soğanın dişisinden bile kıskandığını söylüyor Kullarından nerede, hangi zaman dilimi içinde, hangi şartlar altında olursa olsun, sadece kendisine kulluk, sadece kendisine itaat istiyor O, her zaman ve zeminde bizim kendisine yapacağımız dualarımızı, kulluklarımızı, isteklerimizi duyabilecek ve ânında icâbet edebilecek, kulluğumuzu kabul edip mükâfat verecek, isyanlarımızdan ötürü de ceza verecek güçtedir



    Biliyoruz ki tarihin her devrinde insanların genelinde Allah inancı hep var olmuştur Her dönemde madde ötesi, üstün güç ve kudret sahibi, yaratıcı olan Allah inancının var olduğunu ve insanların bu yaratıcıya iman ettiklerini biliyoruz Ama işte burada da anlatıldığı gibi, aynı zamanda bu insanların genelinde şöyle bir kanaat söz konusu idi: “Allah vardır, yaratıcıdır, tüm kâinatı O yaratmıştır, kendilerini de O yaratmıştır, O yücedir ama bu yüce varlıkla insanların doğrudan doğruya irtibat kurmaları mümkün değildir Onun içindir ki bu yüce varlıkla insanların irtibatlarını sağlayacak aracılara ihtiyaç vardır İşte bu durumda bazı aracıların bulunması kaçınılmazdır,” demişler, bu yüce varlıkla bizim irtibatımızı sağlasın diye bir kısım varlıklar geliştirmişler ve kendilerine kulluk yapmaya, emirlerini dinlemeye başlamışlar



    Veya kendilerini yüce varlıklar bilip Allah’a karşı şefaatçi kabul etmeye kendilerini Allah’a yaklaştıracaklarına inanıp kendilerine harikulâde sıfatlar yüklemeye çalışmışlar Bu varlıkları Allah sever gibi sevmeye, onların hatırına Allah arzularını ayaklarının altına almaya, Allah’a yapmaları gerekenleri kendilerine yapmaya, kendilerinde güç kuvvet görerek sıkıntılı anlarında dua edip imdatlarına çağırmaya başlamışlar Karşılarında mest olup secdelere kapanmış, kalplerinin derinliklerinde kendilerine yer vermiş, Allah sever gibi onları sevmişlerdir



    “Biz aslında Allah’a inanıyor, Allah’a kulluk ediyoruz ama eğer bunlara da secde ediyor, bunların arzularını da yerine getirmeye çalışıyorsak, bunların kanunlarını da uygulamaya, bunların hayat programlarını da gerçekleştirmeye çalışıyorsak bu bizim onlara da secde ettiğimiz, onlara da kulluk yaptığımız anlamına gelmez Biz ancak bunları aracı kabul ediyoruz, bunları vesile kabul ediyoruz Bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye bunlara ibadet ediyoruz,” diyorlardı

    İster melekleri, peygamberleri, Allah’ın salih kullarını, isterse diğer varlıkları putlaştırıp Allah yerine koysunlar, bunun hepsi birdir ve şirktir Allah kesinlikle kendisine bu şekilde yapılan bir kulluğu kabul etmez Zira O, kendisine şirk koşulmaya kesinlikle razı değildir O’nun ortakları yoktur, yardımcıları yoktur, vezirleri, yetkilileri, oğulları, kızları, hanımları yoktur O Allah tüm varlıklardan yüz çevirip sadece kendisine kulluk yapan, sadece kendisini dinleyen kullarının kulluğunu kabul etmektedir Sadece kendisi önünde secde eden, başka hiç bir varlık önünde secde etmeyen, sadece kendisinin kanunlarına itaat eden, başka hiç kimsenin kanunlarına itaat etmeyen, sadece kendisinin hayat programını uygulayan, başkalarının hayat programlarını uygulamaya yanaşmayan ve sadece kendisini razı etmeye çalışan, başkalarını razı etme gereği duymayan kullarının kulluklarını kabul edecek, ötekilerin kulluklarını asla kabul etmeyecektir

    Allah yakında hükmünü beyan edecektir Muhakkak ki Rab-bimiz insanların bu şekilde tartışıp ihtilâf ettikleri konularda hükmünü verecektir Şu anda işte bu kitabıyla, bu âyetleriyle hükmünü veriyor Allah yalancıyı, dinini yalan sayanı, kitabını yok farz ederek, peygamberini gelmemiş kabul ederek yaşayan ve örtücü olan kimseyi asla hidâyete ulaştırmaz Kitabını yok farz edenleri, kitabını örtüp peygamberini devre dışı bırakanları asla başarıya ulaştırmayacak, asla bu dünyada sahil-i selâmete çıkarmayacak, dünyada çözümsüzlük içinde, bunalımlar içinde bir bocalamanın içinde bırakacaktır Çünkü onlar Allah’ı, Allah’ın kitabını, fıtratlarını örtüyorlar, Allah’ın beyanlarını örtbas ediyorlar, gündemlerine almıyorlar Şu anda hükmünü beyan eden Rabbimiz, yakında ihtilâf ettikleri konularda onlara hükmünü be-yan edecektir



    İnsanlar din, iman, kulluk tevhid ve şirk, dinin temel esasları, dünya ve âhiret, siyaset, hukuk, ahlâk konularında, tartıştıkları her ko-nuda kesinlikle bunu Allah’a sormak zorundadırlar Çünkü her şeyin en iyisini, en güzelini, en doğrusunu bilen ve bildiren Allah’tır Zaten bu kitapların ve bu peygamberlerin geliş sebebi de budur Yaşadığımız bu dünya hayatında neyin doğru, neyin yanlış, neyin hak, neyin bâtıl olduğu konusunda bizi bilgilendiren tek kaynak vahiy yani Allah ve Resûlünden gelen hak bilgilerdir



    Ama ne yazık ki insanlardan kimileri ellerinde böyle bir kitap olduğu halde, önlerinde böyle bir peygamber olduğu halde kitapla ihtilâf ediyor, kitapla ve peygamberle tefrikalaşıyor, kitabı kendilerinden, kendilerini kitaptan uzaklaştırıyorlar Allah bir tür söylüyor, onlar bir tür söyleyerek ihtilâf ediyorlar Kitap ve peygamber bir tür söylü-yor, tâğutları, İlâhları bir tür söylüyor ve onlar da Allah’ın dediklerine muhalefet ederek O’nun berisindekilerin arkasından gidiyorlar Hem Allah’ı hem de onları memnun etmeden, hem Allah’a hem de onlara itaat etmeden yana bir tavır sergiliyorlar Hem Allah’a hem de onlara dua edip sığınıyorlar Hem Allah’a hem de onlara hizmet ediyorlar Bizim işimizi hallediverin, bizim problemlerimizi çözüverin, sıkıntılarımızı gideriverin diyorlar, medet diyorlar, imdat diyorlar, izzeti onlarda görüyorlar, karşılarında eğilip bükülüyorlar, Allah’a rağmen onlara gü-venip bel bağlıyorlar İşte bu isyanlarının, bu tefrikalaşmalarının cezasını, Allah yakında onlara beyan edecektir



    Tabii âyetin ortaya koyduğu gerçek şudur: Bu insanlar yalancıdırlar, yalan söylüyorlar İşte bu şekilde şirki şirin göstermeye çalışanlar, şirki yasallaştırmaya çalışanlar yalancıdırlar Ve de keffârdır onlar, örtücüdürler Fıtratlarının sesini örten, bastıran insanlardır onlar İçlerindeki ses onlara Allah’a yaklaşmaları gerektiğini söylediği halde, fıtratlarının bu sesini örtüp örtbas eden kimselerdir onlar



    Bu âyette ortaya konan, Allah’la kullar arasında aracı koyma konusunda insanlar arasında en ileri gidenler, en aşırı olanlar hepimizin bildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlardır Allah’ın kutlu elçisi Musâ’nın (as) getirdiği mesajı değiştirip, Îsâ’nın (as) getirdiği kitabı tahrif edip, kitaplarından ve peygamberlerinden tamamıyla koparak kendilerince bir din oluşturan, böylece Hz Adem’den (as) bu yana tüm peygamberlerin, tüm mü’minlerin dini olan İslâm’dan ayrılıp küfre ve şirke düşen Yahudi ve Hıristiyanlar, Allah’ın lânet ve gazabına uğramışlardır Bu iki toplum Allah’la kulları arasına Allah elçilerini aracı olarak sokmuşlardır Allah’la kulları arasına Allah’ın kulları olan Îsâ ve Uzey-r’i (as) sokmuş, bu iki kutlu elçiyi Allah’ın oğlu makamına çıkararak hem Allah’a, hem Allah’ın dinine, hem de Allah’ın elçilerine iftiraların en büyüğünü yapmışlardır


  4. 12.Ocak.2012, 23:16
    2
    Moderatör



    Zümer Süresi 3. Ayetin Tefsiri
    ______________________

    3. “Dikkat edin, halis din Allah’ındır; O’nu bırakıp da putlardan dost edinenler: “Onlara, bizi Allah’a yaklaştırsın diye kulluk ediyoruz” derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola eriştir-mez.”

    Dikkat edin halis din, saf din, katışıksız din Allah’ın dinidir İlavesiz, eksiksiz din, Allah’ın dinidir Dinin katışıksız, saf olanı Allah’a aittir Elbette başkalarının dinleri, başkalarının hayat programları, başkalarının yaşam biçimleri de vardır, ama onlarınki katışıklıdır Hayatın tümüne karışan, hayatın tümünü dolduran, hayatı parçalamadan onun tümünde söz sahibi olan Allah’ın dinidir Hayatın tümünde sadece Allah’a iman, sadece O’na kulluk, sadece O’nu dinlemek, sadece O’nu razı etmeye çalışmak, sadece O’nun hayat programını uygulamak Allah’ın dinidir



    Ama katışıklı din sahipleri, hem Allah’a hem de Allah’tan başkalarına kulluk yapanlar, hem Allah’ı hem de başkalarını dinleyenler, hem Allah’ın dinini uygulamaya hem de Allah’tan başkalarının dinlerini uygulamaya, Allah’tan başkalarının sitemlerini uygulamaya çalışanlardır Bir adamın hayatında, bir toplumun hayatında hayat programı olarak sadece Allah’ın dini olmalıyken, her konuda sadece Allah’ın dini söz sahibi olmalıyken, hayatın her bir kademesinde sadece Allah’ın dini geçerli olmalıyken, bunu terk edip hem Allah’a hem de Allah berisinde, hayatlarında söz sahibi kabul ettikleri bir kısım varlıkları, bir kısım insanları da dinleyenler katışıklı din sahipleridir Hem Allah’ı razı etmeye çalışıp, hem de öteki Rabblerini, öteki İlâhlarını razı etmeye çalışanlar, katışıklı bir din takip ediyorlar demektir



    Hayatlarının bazı bölümlerine Allah’ı karıştırıp, hayatlarının bazı bölümlerinde Allah’ı dinleyip, geri kalan bölümlerinde de öteki İlâhlarını söz sahibi kabul edenler, namaz, oruç, abdest gibi konularda Allah’ı söz sahibi bilip, Allah’ın dediklerini uygulayıp, hukuk, eğitim, miras, kılık-kıyafet, ekonomi, siyaset, ceza kanunları gibi konularda da öteki Rabblerini söz sahibi kabul edenler, Allah’ın dışında, Allah’ın dûnunda evliyalar, velîler kabul edip onların aldığı kararları da, onların yasalarını da uygulamaya çalışanlar, şirket içinde bir din kabul etmişler demektir



    Yâni hayatlarının din içerikli, âhiret içerikli bölümünde Allah’ın sistemini, Allah’ın dinini, Allah’ın şeriatını uygulayıp, dünya içerikli bölümünde de başkalarının dinlerini, başkalarının şeriatlarını, başkalarının sistemlerini uygulayanlar, dini Allah’a halis kılmaya yanaşmayanladır “Tamam Allah’a iman edelim, Allah’ı kabul edelim, hayatımızın bir bölümünün düzenlemesi konusunda Allah’ı söz sahibi kabul edelim ama hayatımızın öteki bölümlerini düzenlemek üzere öteki İlâhlarımıza da söz hakkı verelim,” diyenler katışıklı din sahipleridir



    Allah’tan başka velîler edinenlere, Allah’ın dûnunda bir takım karar merciî bulanlara, hayatlarında Allah berisinde bir takım program yapıcısı, kanun koyucusu bulanlar, Allah’tan başka bir takım varlıkların da söz sahibi olduğunu iddia edenlere, Allah’tan başkalarına da kulluk edenler, Allah’tan başkalarına da dua edenlere, Allah’tan başkalarına da sığınanlara, “niye böyle şirke düşüyorsunuz, niye böyle Allah’a şirket içinde, ortaklık içinde bir kulluktan yanasınız,” denilince derler ki:



    “Aslında biz Allah’a iman ediyoruz Biz Allah’ı kabul ediyoruz, aslında bunlara kulluk etmiyoruz Ama bizim Allah’ı bırakıp ta başkalarına yönelmemiz, başkalarını dinlememiz, başkalarını razı etmeye çalışmamız onların Allah’la bizim aramızda aracı, şefaatçi olmalarındandır Biz bu varlıklarla Allah’a yaklaşabilmek için, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onları dinliyor, onları seviyor, onlara itaat ediyor dua ediyor, ibadet ediyoruz Biz onlara kendimizi beğendirelim ki, onlar da bizi Allah’a beğendirsinler Biz onların sevgilerini kazanalım ki onlar da bizi Allah’a sevdirsinler Biz onlara kulluk edelim ki, onlar da yarın Allah huzurunda bize şefaatçi olsunlar Aslında bu varlıklar Allah katında şerefli, makbul varlıklardır Bizim onlara kulluğumuz Allah’a kulluk, onları memnun etmemiz Allah’ı memnun etmemiz anlamına geldiği için bizler Allah’la aramıza bu insanları, bu müesseseleri, bu unsurları koyuyoruz, bunların eteğine yapışıyoruz,” diyorlar Yâni kendi kendilerine Allah’a yaklaşma yöntemleri belirlemeye çalışıyorlar



    Bir hadis-i kutside Rabbimiz şöyle buyurur:



    “Benim kulum, üzerine farz kıldığım şeylerden daha sevgili hiçbir şey ile bana yaklaşamaz Bir de nafilelerle kulum bana peyderpey yaklaşa yaklaşa nihayet öyle bir hale gelir ki, ben onu severim O zaman ben onun işitmesine vasıta olan kulağı, görmesine vasıta olan gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, anlayan kalbi, söyleyen dili olurum Böyle bir kulum benden bir şey isterse, mutlaka veririm…”



    Evet, bu hadis-i kutsiden de anlıyoruz ki bir kul Allah’ın kendisine farz kıldığı farizalardan daha fazla hiçbir şeyle Allah’a yakla-şamaz Bir mü’min düşünün ki Allah’a yaklaşmak istiyor Kim istemez ki bunu? Tüm hedefimiz, arzumuz bu değil mi? Öyleyse evvel emirde Allah’a yaklaşmanın yolu farzlardan geçmektedir Farzlar yerine getirilmedikçe bu iş olmaz Bu, bu işin vazgeçilmez lâzımıdır Ben marifet ehliyim, ben Rabbimi biliyorum, ben O’nu çok seviyorum, ben O’nun için ölürüm, benim kalbim temizdir, ben hacıyım, ben hoca çocuğu-yum, ben filan zâtın müridiyim, ben falan cemaatin üyesiyim gibi iddiaların hiç bir kıymeti yoktur Çünkü bu konuda ölçüyü koyan Allah’tır İş Allah’ça olmalıdır Bir kişi şu dediği şeyler konusunda samimi de olsa, bolca infak da etse, çokça nafile hacc da yapsa, şalvar da giyse, sakal da bıraksa, geceleri şu kadar istiğfar da etse, farzları ye-rine getirmedikçe Allah’a yaklaşması mümkün değildir



    Farzlar olmadan tek başına nafileler bir değer ifade etmez Halbuki şu anda halk arasında farzlara riayet etmediği halde nafileler konusunda çok hassas davranan kimseler yüce şahsiyet olarak algılanmaktadırlar Farz olan namazı kılmazlar, farz olan tesettüre riayet etmezler, farz olan zekâtlarını tastamam vermezler, farz olan emr-i bil’maruf ve nehy-i anil’münkeri terk edip yatarlar, Allah’ın dininin hakimiyeti adına hiç bir gayretleri yoktur Haktan yana olmak, hakkı ortaya koymak farzdır, ama adamlar saflarını bile belirlemiş değillerdir Cihad ve tebliğ farzdır, ama bunu hiç dert edinmemişlerdir Mugay-yebat-ı hamseye Allah’ın istediği gibi iman farzdır, ama adamların buna bakışı terstir Amentünün esaslarına iman farzdır, ama adamların anlayışı bozuktur Allah’ın hayata karışı tek Rab ve İlâh oluşuna iman farzdır, ama Allah’tan başkalarının yasalarını uygulama konusunda bir sıkıntıları yoktur Her şeyi Allah’a irca etmek farzdır, ama onlar işlerini başkalarına götürürler Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman farzdır, ama onlar böyle düşünmezler Mü’minleri kardeş bilmek, onları sevmek farzdır, ama onların elleri kardeşlerinin boğazındadır Çocuklarını müslümanca eğitmek farzdır, ama onlar tutup onları birilerine teslim etmektedirler Yalnız Allah’ı Rezzâk bilmek farzdır, ama onlar kendilerine başka Rezzâklar bulma sevdasındalar Yâni farzları terk ediyorlar ve nafilelerle Allah’a yaklaşabileceklerini zannediyorlar



    Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki Allah’a yaklaşanlar iki gruptur Bir başka ifadeyle Allah’a iki türlü yaklaşma usulü vardır:



    1- Farzların, vâciplerin îfası ve haramların terk edilmesiyle Çünkü biliyoruz ki haramların terk edilmesi de farzdır



    2- Farzları îfa ve haramları terk etmekle beraber nafileleri de işleyerek İşte Allah’a yaklaşabilmenin yolu da, usulü de budur Bunun dışında başka bir yol yoktur Allah’ın ve Resûlünün gösterdiği yolun dışında kişinin kendi kafasından koyduğu usullerle Allah’a yaklaşması mümkün değildir Çünkü farz ve nafileleri insanlar kendileri tespit edemezler Bunların tespiti Allah ve Resûlüne aittir Bakın kitabımızın Mâide sûresi Allah ve Resûlünün kıstaslarına göre öyle olmadıkları halde kendi kıstaslarına göre Allah’a yakın olduklarını iddia eden yahudi ve Hıristiyanların sapıklıklarını şöyle anlatıyordu:

    “Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler

    (Mâide 18)



    Halbuki onlar ne Allah’ın oğulları, ne sevgilileri, ne de dostlarıdır Allah’a yakın da değillerdir Onlar Allah’ın dinini terk etmiş düşmanlarından başkası değillerdir Onlar böyle oldukları gibi, Allah’a yaklaşabilmek için putlara tapınan şu müşrikler de Allah’a yakın değillerdir Çünkü Allah’a ancak Allah’ın belirlediği usullerle yaklaşılır



    Meselâ, efendim Allah katında zenginler O’na daha yakındır Öyleyse ben de çalışıp çırpınıp çok para kazanayım da, böylece Allah yolunda hizmet ederek Allah’a yaklaşayım Veya millet vekili olayım da hizmetimle Allah’a yaklaşayım Veya doktor olayım da sağlığa hiz-met ederek Allah’a yaklaşayım Veya kızımı şuralarda okutayım da, dine hizmet etsin de Allah’a yaklaşayım Hayır hayır, her kim ki Allah’ın Resûlünden sadır olmayan bir yolla bir usulle Allah’a yaklaşmayı umarsa bilesiniz ki onun sonu hüsrandır Farzları yerine getiren, haramlardan kaçınan ve de nafileleri işleyen kimseler ancak Allah’a yaklaşabilirler Bakın hadis-i kutsi o kadar açıktır



    “Kulum farzlardan sonra işleyeceği nafilelerle bana öylesine yaklaşır ki ben onu severim” Diyor Rabbimiz Allah’ın bizi sevmesi elbette hepimizin istediği şeydir Resûl-i Ekrem efendimiz; “Ya Rabbi, beni sevdiklerinin içinde kıl, zira sen sevdiklerini mağfiret edersin” Buyurur



    Yine Resûlullah Efendimiz bir başka hadislerinde Allah’a yaklaşma usullerinden bir başkasını da şöyle anlatır: “Kulun Allah’a yaklaşma vesilelerinin en büyüklerinden birisi de düşünerek, kafa yorarak Kur’an okumasıdır Bunun benzeri kişiyi Allah’a yaklaştıracak başka bir şey yoktur” Sahabeden Habbab Bin Eret efendimiz de der ki; “Allah’a gücün yettiği kadar yaklaş, bil ki Allah’a kendi sözünden daha yaklaştırıcı bir şey yoktur” Evet, Allah’ın sözü Kur’an’dır Nasıl ki bir insana onun kendi sözünden daha yakın bir şey yoksa, Allah’a da O’nun kendi sözü olan Kur’an’dan daha yakın bir şey olamaz Öyle değil mi? Birisine mektup yazıyorsunuz, uzaktır size Telefon ediyorsunuz, yine uzaktır Ama ne zaman ki yanına varıp yüz yüze konuşursunuz, işte o zaman yakındır size İşte bunun gibi Kur’an’da Allah’ın kelâmıdır Kur’an okurken bilesiniz ki O’nunla konuşuyorsunuz demektir Karşı karşıya yakınsınız demektir Öyleyse bırakalım başka yollar, başka usuller aramayı da elimizden bu kitabı düşürmeyerek Rabbimize yaklaşma imkânları bulalım inşallah



    Yine bir başka âyet-i kerimenin beyanıyla Allah’a yaklaşmanın ve Rabbimizin bizi sevmesinin bir başka usulü de Resûl-i Ekrem Efendimize itaat esasına bağlanarak şöyle anlatılıyordu:

    “Ey Muhammed, de ki: “Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın Allah affeder ve merhamet eder”

    (Âl-i İmrân 31)





    Evet müşrikler böylece Allah’a yaklaşabileceklerini iddia ediyorlar Ama dikkat ediyor musunuz? Mü’min, kâfir, müşrik insanların hepsinde Allah’ın koyduğu fıtratın böylece açığa çıktığına şahit oluyoruz Bakın kâfirler, müşrikler bile küfürlerini, şirklerini Allah’a izâfe et-meye, Allah’a onaylattırmaya çalışıyorlar İçine düştükleri şirk unsurlarıyla bile Allah’a yaklaşmayı hedefliyorlar Halbuki bu dünyada kendilerini Allah’tan, Allah’ın kitabından, Allah’ın elçisinden uzak bir hayatın mahkûmu ettikleri için zavallılar anlayamıyorlar Bilmiyorlar ki Allah’a yaklaşmanın yolu Allah’ın gönderdiği kitabından geçer Bilmi-yorlar ki bu kitapta Allah şirki asla onaylamıyor Allah’ın onaylamadığı, Allah’ın istemediği, haram kıldığı, yeryüzünde en büyük suç dediği şirke sarılarak, Allah’a en büyük iftirayı yaptıklarının farkında değiller zavallılar



    Halbuki Allah şu kitabında ve bu kitabın pratiği olan peygamberinin hayatında çok açık bir şekilde ortaya koymuştur ki, kullarıyla kendisi arasında gerek dua konusunda, gerek ibadet ve itaat konusunda hiç kimseyi görmek istemiyor Kendisiyle birlikte başkalarını da dinleme konusunda, kendisiyle birlikte başkalarına da itaat konusunda kullarını soğanın dişisinden bile kıskandığını söylüyor Kullarından nerede, hangi zaman dilimi içinde, hangi şartlar altında olursa olsun, sadece kendisine kulluk, sadece kendisine itaat istiyor O, her zaman ve zeminde bizim kendisine yapacağımız dualarımızı, kulluklarımızı, isteklerimizi duyabilecek ve ânında icâbet edebilecek, kulluğumuzu kabul edip mükâfat verecek, isyanlarımızdan ötürü de ceza verecek güçtedir



    Biliyoruz ki tarihin her devrinde insanların genelinde Allah inancı hep var olmuştur Her dönemde madde ötesi, üstün güç ve kudret sahibi, yaratıcı olan Allah inancının var olduğunu ve insanların bu yaratıcıya iman ettiklerini biliyoruz Ama işte burada da anlatıldığı gibi, aynı zamanda bu insanların genelinde şöyle bir kanaat söz konusu idi: “Allah vardır, yaratıcıdır, tüm kâinatı O yaratmıştır, kendilerini de O yaratmıştır, O yücedir ama bu yüce varlıkla insanların doğrudan doğruya irtibat kurmaları mümkün değildir Onun içindir ki bu yüce varlıkla insanların irtibatlarını sağlayacak aracılara ihtiyaç vardır İşte bu durumda bazı aracıların bulunması kaçınılmazdır,” demişler, bu yüce varlıkla bizim irtibatımızı sağlasın diye bir kısım varlıklar geliştirmişler ve kendilerine kulluk yapmaya, emirlerini dinlemeye başlamışlar



    Veya kendilerini yüce varlıklar bilip Allah’a karşı şefaatçi kabul etmeye kendilerini Allah’a yaklaştıracaklarına inanıp kendilerine harikulâde sıfatlar yüklemeye çalışmışlar Bu varlıkları Allah sever gibi sevmeye, onların hatırına Allah arzularını ayaklarının altına almaya, Allah’a yapmaları gerekenleri kendilerine yapmaya, kendilerinde güç kuvvet görerek sıkıntılı anlarında dua edip imdatlarına çağırmaya başlamışlar Karşılarında mest olup secdelere kapanmış, kalplerinin derinliklerinde kendilerine yer vermiş, Allah sever gibi onları sevmişlerdir



    “Biz aslında Allah’a inanıyor, Allah’a kulluk ediyoruz ama eğer bunlara da secde ediyor, bunların arzularını da yerine getirmeye çalışıyorsak, bunların kanunlarını da uygulamaya, bunların hayat programlarını da gerçekleştirmeye çalışıyorsak bu bizim onlara da secde ettiğimiz, onlara da kulluk yaptığımız anlamına gelmez Biz ancak bunları aracı kabul ediyoruz, bunları vesile kabul ediyoruz Bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye bunlara ibadet ediyoruz,” diyorlardı

    İster melekleri, peygamberleri, Allah’ın salih kullarını, isterse diğer varlıkları putlaştırıp Allah yerine koysunlar, bunun hepsi birdir ve şirktir Allah kesinlikle kendisine bu şekilde yapılan bir kulluğu kabul etmez Zira O, kendisine şirk koşulmaya kesinlikle razı değildir O’nun ortakları yoktur, yardımcıları yoktur, vezirleri, yetkilileri, oğulları, kızları, hanımları yoktur O Allah tüm varlıklardan yüz çevirip sadece kendisine kulluk yapan, sadece kendisini dinleyen kullarının kulluğunu kabul etmektedir Sadece kendisi önünde secde eden, başka hiç bir varlık önünde secde etmeyen, sadece kendisinin kanunlarına itaat eden, başka hiç kimsenin kanunlarına itaat etmeyen, sadece kendisinin hayat programını uygulayan, başkalarının hayat programlarını uygulamaya yanaşmayan ve sadece kendisini razı etmeye çalışan, başkalarını razı etme gereği duymayan kullarının kulluklarını kabul edecek, ötekilerin kulluklarını asla kabul etmeyecektir

    Allah yakında hükmünü beyan edecektir Muhakkak ki Rab-bimiz insanların bu şekilde tartışıp ihtilâf ettikleri konularda hükmünü verecektir Şu anda işte bu kitabıyla, bu âyetleriyle hükmünü veriyor Allah yalancıyı, dinini yalan sayanı, kitabını yok farz ederek, peygamberini gelmemiş kabul ederek yaşayan ve örtücü olan kimseyi asla hidâyete ulaştırmaz Kitabını yok farz edenleri, kitabını örtüp peygamberini devre dışı bırakanları asla başarıya ulaştırmayacak, asla bu dünyada sahil-i selâmete çıkarmayacak, dünyada çözümsüzlük içinde, bunalımlar içinde bir bocalamanın içinde bırakacaktır Çünkü onlar Allah’ı, Allah’ın kitabını, fıtratlarını örtüyorlar, Allah’ın beyanlarını örtbas ediyorlar, gündemlerine almıyorlar Şu anda hükmünü beyan eden Rabbimiz, yakında ihtilâf ettikleri konularda onlara hükmünü be-yan edecektir



    İnsanlar din, iman, kulluk tevhid ve şirk, dinin temel esasları, dünya ve âhiret, siyaset, hukuk, ahlâk konularında, tartıştıkları her ko-nuda kesinlikle bunu Allah’a sormak zorundadırlar Çünkü her şeyin en iyisini, en güzelini, en doğrusunu bilen ve bildiren Allah’tır Zaten bu kitapların ve bu peygamberlerin geliş sebebi de budur Yaşadığımız bu dünya hayatında neyin doğru, neyin yanlış, neyin hak, neyin bâtıl olduğu konusunda bizi bilgilendiren tek kaynak vahiy yani Allah ve Resûlünden gelen hak bilgilerdir



    Ama ne yazık ki insanlardan kimileri ellerinde böyle bir kitap olduğu halde, önlerinde böyle bir peygamber olduğu halde kitapla ihtilâf ediyor, kitapla ve peygamberle tefrikalaşıyor, kitabı kendilerinden, kendilerini kitaptan uzaklaştırıyorlar Allah bir tür söylüyor, onlar bir tür söyleyerek ihtilâf ediyorlar Kitap ve peygamber bir tür söylü-yor, tâğutları, İlâhları bir tür söylüyor ve onlar da Allah’ın dediklerine muhalefet ederek O’nun berisindekilerin arkasından gidiyorlar Hem Allah’ı hem de onları memnun etmeden, hem Allah’a hem de onlara itaat etmeden yana bir tavır sergiliyorlar Hem Allah’a hem de onlara dua edip sığınıyorlar Hem Allah’a hem de onlara hizmet ediyorlar Bizim işimizi hallediverin, bizim problemlerimizi çözüverin, sıkıntılarımızı gideriverin diyorlar, medet diyorlar, imdat diyorlar, izzeti onlarda görüyorlar, karşılarında eğilip bükülüyorlar, Allah’a rağmen onlara gü-venip bel bağlıyorlar İşte bu isyanlarının, bu tefrikalaşmalarının cezasını, Allah yakında onlara beyan edecektir



    Tabii âyetin ortaya koyduğu gerçek şudur: Bu insanlar yalancıdırlar, yalan söylüyorlar İşte bu şekilde şirki şirin göstermeye çalışanlar, şirki yasallaştırmaya çalışanlar yalancıdırlar Ve de keffârdır onlar, örtücüdürler Fıtratlarının sesini örten, bastıran insanlardır onlar İçlerindeki ses onlara Allah’a yaklaşmaları gerektiğini söylediği halde, fıtratlarının bu sesini örtüp örtbas eden kimselerdir onlar



    Bu âyette ortaya konan, Allah’la kullar arasında aracı koyma konusunda insanlar arasında en ileri gidenler, en aşırı olanlar hepimizin bildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlardır Allah’ın kutlu elçisi Musâ’nın (as) getirdiği mesajı değiştirip, Îsâ’nın (as) getirdiği kitabı tahrif edip, kitaplarından ve peygamberlerinden tamamıyla koparak kendilerince bir din oluşturan, böylece Hz Adem’den (as) bu yana tüm peygamberlerin, tüm mü’minlerin dini olan İslâm’dan ayrılıp küfre ve şirke düşen Yahudi ve Hıristiyanlar, Allah’ın lânet ve gazabına uğramışlardır Bu iki toplum Allah’la kulları arasına Allah elçilerini aracı olarak sokmuşlardır Allah’la kulları arasına Allah’ın kulları olan Îsâ ve Uzey-r’i (as) sokmuş, bu iki kutlu elçiyi Allah’ın oğlu makamına çıkararak hem Allah’a, hem Allah’ın dinine, hem de Allah’ın elçilerine iftiraların en büyüğünü yapmışlardır


  5. 12.Ocak.2012, 23:24
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Alıntı
    39- ZÜMER SÛRESİ
    Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak 3. İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye vesile ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
    44. De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

    10- YÛNUS SÛRESİ
    18. Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeyleri vesile yapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”
    .


    ümmetimin için en çok korktuğum şey , Kuran-ı Kerimi esas gayesinin dışında kendi heves ve ihtiraslarına göre açıklayan bir adamdır. (Ali el müttaki , Zeyni Dehlan )

    ''Onlar kafirler hakkında inen Ayet-i kerimeleri Müminler Hakkında inmiş gibi gösterirler (buhari , istitabeti'l - Mürtedin :5 6 /2539 )


  6. 12.Ocak.2012, 23:24
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    39- ZÜMER SÛRESİ
    Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak 3. İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye vesile ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
    44. De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

    10- YÛNUS SÛRESİ
    18. Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeyleri vesile yapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”
    .


    ümmetimin için en çok korktuğum şey , Kuran-ı Kerimi esas gayesinin dışında kendi heves ve ihtiraslarına göre açıklayan bir adamdır. (Ali el müttaki , Zeyni Dehlan )

    ''Onlar kafirler hakkında inen Ayet-i kerimeleri Müminler Hakkında inmiş gibi gösterirler (buhari , istitabeti'l - Mürtedin :5 6 /2539 )


  7. 12.Ocak.2012, 23:29
    4
    _müberra_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Aralık.2010
    Üye No: 81861
    Mesaj Sayısı: 389
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 48

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Alıntı
    Tabii âyetin ortaya koyduğu gerçek şudur: Bu insanlar yalancıdırlar, yalan söylüyorlar İşte bu şekilde şirki şirin göstermeye çalışanlar, şirki yasallaştırmaya çalışanlar yalancıdırlar Ve de keffârdır onlar, örtücüdürler Fıtratlarının sesini örten, bastıran insanlardır onlar İçlerindeki ses onlara Allah’a yaklaşmaları gerektiğini söylediği halde, fıtratlarının bu sesini örtüp örtbas eden kimselerdir onlar



    Bu âyette ortaya konan, Allah’la kullar arasında aracı koyma konusunda insanlar arasında en ileri gidenler, en aşırı olanlar hepimizin bildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlardır Allah’ın kutlu elçisi Musâ’nın (as) getirdiği mesajı değiştirip, Îsâ’nın (as) getirdiği kitabı tahrif edip, kitaplarından ve peygamberlerinden tamamıyla koparak kendilerince bir din oluşturan, böylece Hz Adem’den (as) bu yana tüm peygamberlerin, tüm mü’minlerin dini olan İslâm’dan ayrılıp küfre ve şirke düşen Yahudi ve Hıristiyanlar, Allah’ın lânet ve gazabına uğramışlardır Bu iki toplum Allah’la kulları arasına Allah elçilerini aracı olarak sokmuşlardır Allah’la kulları arasına Allah’ın kulları olan Îsâ ve Uzey-r’i (as) sokmuş, bu iki kutlu elçiyi Allah’ın oğlu makamına çıkararak hem Allah’a, hem Allah’ın dinine, hem de Allah’ın elçilerine iftiraların en büyüğünü yapmışlardır
    hocam paylaşım için Allah razı olsun,
    soru da Allahu Alem bi kasıd var idi ,soru rabıta ve vesileyi yerici eksenli , ,kafaya uygun cevab beklenmişdir ,
    ben bu tartışmalara çok üzülüyorum,din kardeşiyiz sonuçta ,kalb kırma hakkına kimsenin girmesini istemem
    sizin tarafsız olarak yaklaşımınız umarım soru işareti bırakmamışdır
    aslında günlerdir tartışılanlara ,aydınlık getirici ,son noktayı koyucu ,site admini olarak net cevabınızdır....
    bu açıdanda ayrıca Allah sizden razı olsun


  8. 12.Ocak.2012, 23:29
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Tabii âyetin ortaya koyduğu gerçek şudur: Bu insanlar yalancıdırlar, yalan söylüyorlar İşte bu şekilde şirki şirin göstermeye çalışanlar, şirki yasallaştırmaya çalışanlar yalancıdırlar Ve de keffârdır onlar, örtücüdürler Fıtratlarının sesini örten, bastıran insanlardır onlar İçlerindeki ses onlara Allah’a yaklaşmaları gerektiğini söylediği halde, fıtratlarının bu sesini örtüp örtbas eden kimselerdir onlar



    Bu âyette ortaya konan, Allah’la kullar arasında aracı koyma konusunda insanlar arasında en ileri gidenler, en aşırı olanlar hepimizin bildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlardır Allah’ın kutlu elçisi Musâ’nın (as) getirdiği mesajı değiştirip, Îsâ’nın (as) getirdiği kitabı tahrif edip, kitaplarından ve peygamberlerinden tamamıyla koparak kendilerince bir din oluşturan, böylece Hz Adem’den (as) bu yana tüm peygamberlerin, tüm mü’minlerin dini olan İslâm’dan ayrılıp küfre ve şirke düşen Yahudi ve Hıristiyanlar, Allah’ın lânet ve gazabına uğramışlardır Bu iki toplum Allah’la kulları arasına Allah elçilerini aracı olarak sokmuşlardır Allah’la kulları arasına Allah’ın kulları olan Îsâ ve Uzey-r’i (as) sokmuş, bu iki kutlu elçiyi Allah’ın oğlu makamına çıkararak hem Allah’a, hem Allah’ın dinine, hem de Allah’ın elçilerine iftiraların en büyüğünü yapmışlardır
    hocam paylaşım için Allah razı olsun,
    soru da Allahu Alem bi kasıd var idi ,soru rabıta ve vesileyi yerici eksenli , ,kafaya uygun cevab beklenmişdir ,
    ben bu tartışmalara çok üzülüyorum,din kardeşiyiz sonuçta ,kalb kırma hakkına kimsenin girmesini istemem
    sizin tarafsız olarak yaklaşımınız umarım soru işareti bırakmamışdır
    aslında günlerdir tartışılanlara ,aydınlık getirici ,son noktayı koyucu ,site admini olarak net cevabınızdır....
    bu açıdanda ayrıca Allah sizden razı olsun


  9. 12.Ocak.2012, 23:40
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Alıntı
    hocam paylaşım için Allah razı olsun,
    soru da Allahu Alem bi kasıd var idi ,soru rabıta ve vesileyi yerici eksenli , ,kafaya uygun cevab beklenmişdir ,
    ben bu tartışmalara çok üzülüyorum,din kardeşiyiz sonuçta ,kalb kırma hakkına kimsenin girmesini istemem
    sizin tarafsız olarak yaklaşımınız umarım soru işareti bırakmamışdır
    aslında günlerdir tartışılanlara ,aydınlık getirici ,son noktayı koyucu ,site admini olarak net cevabınızdır....
    bu açıdanda ayrıca Allah sizden razı olsun
    doğrusu misaifirn amacını bildiğim halde konuyu paylaşıma açtım ama sadece tefsirini ekleyeyim dedim çok uzun oldu.
    tartışmaları gördüğümüz halde müdahil olmadık olmayacağız da...
    Ümmet arasında asırlardır tatışılıp devam eden konuları şimdiye kadar kimse nokta koyamadı biz mi koyacağız!
    Allah (cc) bize hakkı hak olarak gösterip tabi olmayı nasip etsin. amin


  10. 12.Ocak.2012, 23:40
    5
    Moderatör
    Alıntı
    hocam paylaşım için Allah razı olsun,
    soru da Allahu Alem bi kasıd var idi ,soru rabıta ve vesileyi yerici eksenli , ,kafaya uygun cevab beklenmişdir ,
    ben bu tartışmalara çok üzülüyorum,din kardeşiyiz sonuçta ,kalb kırma hakkına kimsenin girmesini istemem
    sizin tarafsız olarak yaklaşımınız umarım soru işareti bırakmamışdır
    aslında günlerdir tartışılanlara ,aydınlık getirici ,son noktayı koyucu ,site admini olarak net cevabınızdır....
    bu açıdanda ayrıca Allah sizden razı olsun
    doğrusu misaifirn amacını bildiğim halde konuyu paylaşıma açtım ama sadece tefsirini ekleyeyim dedim çok uzun oldu.
    tartışmaları gördüğümüz halde müdahil olmadık olmayacağız da...
    Ümmet arasında asırlardır tatışılıp devam eden konuları şimdiye kadar kimse nokta koyamadı biz mi koyacağız!
    Allah (cc) bize hakkı hak olarak gösterip tabi olmayı nasip etsin. amin


  11. 13.Ocak.2012, 00:03
    6
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Hocam ama şöyle birşey var. Ehli sünnetin yolu Kuran ve Hadis . Kuran-ı Kerimde böyle bir konu iki taraf içinde net bir biçimde yoktur. Ama Hadisi şeriflerde epey bir şekilde vardır. hem ölüden vesile olması , hem diriden vesile olması , hepsi hadisi şeriflerle mevcuttur. Hadislerin senedine baktıgın zamanda Sahi hadisler. belki denilir siz kendinize göre yorumluyorsunuz diye o hadis leri . başka yorum şeklide yokki yorumlayalım.

    ben Kuran dan sonra Hadisi şeriflere sımsıkı sarılmışım. benim için Ehli sünnet alimlerinin rivayetlerinde uydurma aramam. En fazla zayıf hadis bilirim. Ehli sünnet Alimlerinden Hiç biri Aksi bir rivayet söylememiştir. tevessül konusunda. ibni teymiyye , ibni kayyim itiraz etmişlerdir . Ama onlarda şimdiki hocalar gibi bu kadar insafsız değillerdir. hemen herşeye şirk demeye başladılar. ehli sünnet o kadar kolay şirk diyebilirmi. Helal Mekruh haram konusunda bile okadar Hassasız.

    Hocam diğer yerlerde Paylaşımlara cevap vermiyorsun. Ama okudugunu biliyorum. Sana benim saygım sonsuz. En güzelinide yapıyorsun. yani biliyorsun tartışma çıkıp uzayacak konuları , işte bende öyle olayım diyorum , vermeyeyim cevap . öyle birşeyler yazıyorlarki vermemek elde olmuyor. çırpınıyorum çırpınıyorum en sonda patlıyorum cevaplara başlıyorum

    bu konu için çok kitaplar karıştırdım hocam. ama o kitaplarda buldugumu okudukca daha çok bilgim oldu tevessül konusunda. daha çok inancım arttı.

    ne diyelim. Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın.



  12. 13.Ocak.2012, 00:03
    6
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hocam ama şöyle birşey var. Ehli sünnetin yolu Kuran ve Hadis . Kuran-ı Kerimde böyle bir konu iki taraf içinde net bir biçimde yoktur. Ama Hadisi şeriflerde epey bir şekilde vardır. hem ölüden vesile olması , hem diriden vesile olması , hepsi hadisi şeriflerle mevcuttur. Hadislerin senedine baktıgın zamanda Sahi hadisler. belki denilir siz kendinize göre yorumluyorsunuz diye o hadis leri . başka yorum şeklide yokki yorumlayalım.

    ben Kuran dan sonra Hadisi şeriflere sımsıkı sarılmışım. benim için Ehli sünnet alimlerinin rivayetlerinde uydurma aramam. En fazla zayıf hadis bilirim. Ehli sünnet Alimlerinden Hiç biri Aksi bir rivayet söylememiştir. tevessül konusunda. ibni teymiyye , ibni kayyim itiraz etmişlerdir . Ama onlarda şimdiki hocalar gibi bu kadar insafsız değillerdir. hemen herşeye şirk demeye başladılar. ehli sünnet o kadar kolay şirk diyebilirmi. Helal Mekruh haram konusunda bile okadar Hassasız.

    Hocam diğer yerlerde Paylaşımlara cevap vermiyorsun. Ama okudugunu biliyorum. Sana benim saygım sonsuz. En güzelinide yapıyorsun. yani biliyorsun tartışma çıkıp uzayacak konuları , işte bende öyle olayım diyorum , vermeyeyim cevap . öyle birşeyler yazıyorlarki vermemek elde olmuyor. çırpınıyorum çırpınıyorum en sonda patlıyorum cevaplara başlıyorum

    bu konu için çok kitaplar karıştırdım hocam. ama o kitaplarda buldugumu okudukca daha çok bilgim oldu tevessül konusunda. daha çok inancım arttı.

    ne diyelim. Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın.



  13. 13.Ocak.2012, 00:27
    7
    _müberra_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Aralık.2010
    Üye No: 81861
    Mesaj Sayısı: 389
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 48

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Alıntı
    bu konu için çok kitaplar karıştırdım hocam. ama o kitaplarda buldugumu okudukca daha çok bilgim oldu tevessül konusunda. daha çok inancım arttı.
    aynen kardeşim ,kitaplıkdaki kitaplar tozlanmakdan kurtuldu
    burda tartışma oldukca okuyup araştırıyorum
    dediğiniz gibi okudukca daha bi şevkim,hayretim artıyor ,
    tasavvufda nefis mertebeleri ,murakabe,hakiakat, maarifet....
    bunlar a bilgim kulakdan dolma idi ,şimdi dahada bi bilinçlendim
    bunada vesile oldukları içinde muhaliflerimede ayrıca teşekkür ederim

    illada sahabe yapmamış deniliyor yaa ,asrı-saadetten 1400 yıl geçmiş,islamın buhran dönemlerinden , elbette müctehid ler sayesinde dinimiz bu güne geldi
    ve o alimler içtihadleriyle bunca yıl ümmeti yanlışa sürüklemeyecekelrine inancım tam


  14. 13.Ocak.2012, 00:27
    7
    Devamlı Üye
    Alıntı
    bu konu için çok kitaplar karıştırdım hocam. ama o kitaplarda buldugumu okudukca daha çok bilgim oldu tevessül konusunda. daha çok inancım arttı.
    aynen kardeşim ,kitaplıkdaki kitaplar tozlanmakdan kurtuldu
    burda tartışma oldukca okuyup araştırıyorum
    dediğiniz gibi okudukca daha bi şevkim,hayretim artıyor ,
    tasavvufda nefis mertebeleri ,murakabe,hakiakat, maarifet....
    bunlar a bilgim kulakdan dolma idi ,şimdi dahada bi bilinçlendim
    bunada vesile oldukları içinde muhaliflerimede ayrıca teşekkür ederim

    illada sahabe yapmamış deniliyor yaa ,asrı-saadetten 1400 yıl geçmiş,islamın buhran dönemlerinden , elbette müctehid ler sayesinde dinimiz bu güne geldi
    ve o alimler içtihadleriyle bunca yıl ümmeti yanlışa sürüklemeyecekelrine inancım tam


  15. 13.Ocak.2012, 01:01
    8
    Misafir

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Müslüman, sevdiğini Allah için sever. Sevmediğine de, Allah için buğz eder. Diğer mü'minleri ve hasseten Allah katında sevgili olan, O'na yakın olan Allah dostlarını da sırf Allah onları sevdiği için sever. Kişi, sevdiğinin sevdiklerini de sevmekle mükelleftir. Değilse, bu sevgi yalan olur. Yine mü'min, Allah'ın düşmanlarını da Allah onları sevmediği için sevmez. Mü'mine yakışan da budur.

    Dinimiz, iki mü'minin sırf Allah rızası için birbirini sevmesini dahi ibadet sayarken, Allah'ın sevdiği ve hatırını gözettiği, Hadis-i Kutside "Kim benim veli kullarıma dil uzatırsa ben ona harp ilan ederim" dediği Allaha dostlarına utanmadan hayasızca nasıl dil uzatır? Onları nasıl alaya alıp onlara muhabbet gösterenleri şikle vs. ile suçlarlar? Günah değil mi?

    Allah dostları, Asr-ı saadetten sonra bu ümmetin önünde her zaman yol gösterici olmuşlar, tebliği kesintisiz günümüze kadar getirmiş zirve şahsiyetlerdir. Allah hepsinden hoşnut ve razı olsun, makamları âli eylesin. Kişinin muradı Allah ise, O'na ulaşmak için vesilelere sarılması da gayet normaldir. Vesilelerden murad, maksud olan Allah'a ulaşmaktır. Allah herşey hikmetine binaen vesilelerle halketmiştir. Sünnetullah böyledir. Vesile olayına karşı çıkanlar ise, ehli sünnet itikadına aykırı günümüz türedi bozuk fikir ve düşünce akımlarına kapılmış ne söylediğini bilmez bedbahtlardır. Allah onları ıslah eylesin..

    Vesile konusunu kasıtlı açan misafire de sözüm şu ki: "Meal müslümanlığını bırakın, gidin biraz tefsir ve hadis okuyun".

    vesselam..


  16. 13.Ocak.2012, 01:01
    8
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
    Müslüman, sevdiğini Allah için sever. Sevmediğine de, Allah için buğz eder. Diğer mü'minleri ve hasseten Allah katında sevgili olan, O'na yakın olan Allah dostlarını da sırf Allah onları sevdiği için sever. Kişi, sevdiğinin sevdiklerini de sevmekle mükelleftir. Değilse, bu sevgi yalan olur. Yine mü'min, Allah'ın düşmanlarını da Allah onları sevmediği için sevmez. Mü'mine yakışan da budur.

    Dinimiz, iki mü'minin sırf Allah rızası için birbirini sevmesini dahi ibadet sayarken, Allah'ın sevdiği ve hatırını gözettiği, Hadis-i Kutside "Kim benim veli kullarıma dil uzatırsa ben ona harp ilan ederim" dediği Allaha dostlarına utanmadan hayasızca nasıl dil uzatır? Onları nasıl alaya alıp onlara muhabbet gösterenleri şikle vs. ile suçlarlar? Günah değil mi?

    Allah dostları, Asr-ı saadetten sonra bu ümmetin önünde her zaman yol gösterici olmuşlar, tebliği kesintisiz günümüze kadar getirmiş zirve şahsiyetlerdir. Allah hepsinden hoşnut ve razı olsun, makamları âli eylesin. Kişinin muradı Allah ise, O'na ulaşmak için vesilelere sarılması da gayet normaldir. Vesilelerden murad, maksud olan Allah'a ulaşmaktır. Allah herşey hikmetine binaen vesilelerle halketmiştir. Sünnetullah böyledir. Vesile olayına karşı çıkanlar ise, ehli sünnet itikadına aykırı günümüz türedi bozuk fikir ve düşünce akımlarına kapılmış ne söylediğini bilmez bedbahtlardır. Allah onları ıslah eylesin..

    Vesile konusunu kasıtlı açan misafire de sözüm şu ki: "Meal müslümanlığını bırakın, gidin biraz tefsir ve hadis okuyun".

    vesselam..


  17. 13.Ocak.2012, 11:27
    9
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Müşriklik = VESiLE etmek araya koymak

    Alıntı
    bunada vesile oldukları içinde muhaliflerimede ayrıca teşekkür ederim

    illada sahabe yapmamış deniliyor yaa ,asrı-saadetten 1400 yıl geçmiş,islamın buhran dönemlerinden , elbette müctehid ler sayesinde dinimiz bu güne geldi
    ve o alimler içtihadleriyle bunca yıl ümmeti yanlışa sürüklemeyecekelrine inancım tam
    doğru diyorsun . öyle bilmedigim görmedigim hadisi şeriflere rastladım ki. zaten buldugumuda hemen sitede yayınladım cevap olarak sundum. birde diyorlar Sahabe yapmamış. ben o kadar sahi hadis getirdim ki. Daha anlamıyorum neden acaba inanmıyorlar o kadar hadisi şeriflere rağmen. Peygamberimiz (Sallahu Aleyhi ve sellem) resmen kendisi dua ediyor. diğer peygamberleride vesile kılıyor. Melekleride vesile kılıyor. Hatta sahabe ye öğretiyor. sahabede Vesile kılıyor. Hz Ömer (R.A) bunlar yanlış anlamasınlar. diye Diri olan Hz Abbas sı cagırıyor. onu vesile ediyor. oradada vermek istedigi mesaj. Peygamberden başkasıda Vesile kılınır.

    bizimkilerde Yok hz Ömer diriden istemiş diyorlar. Ama hadisi şerifi doğru sayıyorlar. hz Ömer de bak Diriden istiyor diyorlar. Peki diğer Rivayetide var Hz Ömerin Adem Aleyhisselam Dua ediyor Peygamberimizi araya koyuyor. onu neden kabul etmiyorlar

    Müberra kardeş Cübbeli Ahmet hoca nın Fatiha süresinde Ancak senden yardım dileriz Tefsirini Kürside yapıyor. Ama çokta güzel yapıyor.

    http://hotfile.com/dl/98689849/eecb0...yet-3.mp3.html

    bu linkten indirirsen bak bakalım neler diyor.


  18. 13.Ocak.2012, 11:27
    9
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    bunada vesile oldukları içinde muhaliflerimede ayrıca teşekkür ederim

    illada sahabe yapmamış deniliyor yaa ,asrı-saadetten 1400 yıl geçmiş,islamın buhran dönemlerinden , elbette müctehid ler sayesinde dinimiz bu güne geldi
    ve o alimler içtihadleriyle bunca yıl ümmeti yanlışa sürüklemeyecekelrine inancım tam
    doğru diyorsun . öyle bilmedigim görmedigim hadisi şeriflere rastladım ki. zaten buldugumuda hemen sitede yayınladım cevap olarak sundum. birde diyorlar Sahabe yapmamış. ben o kadar sahi hadis getirdim ki. Daha anlamıyorum neden acaba inanmıyorlar o kadar hadisi şeriflere rağmen. Peygamberimiz (Sallahu Aleyhi ve sellem) resmen kendisi dua ediyor. diğer peygamberleride vesile kılıyor. Melekleride vesile kılıyor. Hatta sahabe ye öğretiyor. sahabede Vesile kılıyor. Hz Ömer (R.A) bunlar yanlış anlamasınlar. diye Diri olan Hz Abbas sı cagırıyor. onu vesile ediyor. oradada vermek istedigi mesaj. Peygamberden başkasıda Vesile kılınır.

    bizimkilerde Yok hz Ömer diriden istemiş diyorlar. Ama hadisi şerifi doğru sayıyorlar. hz Ömer de bak Diriden istiyor diyorlar. Peki diğer Rivayetide var Hz Ömerin Adem Aleyhisselam Dua ediyor Peygamberimizi araya koyuyor. onu neden kabul etmiyorlar

    Müberra kardeş Cübbeli Ahmet hoca nın Fatiha süresinde Ancak senden yardım dileriz Tefsirini Kürside yapıyor. Ama çokta güzel yapıyor.

    http://hotfile.com/dl/98689849/eecb0...yet-3.mp3.html

    bu linkten indirirsen bak bakalım neler diyor.





+ Yorum Gönder