Konusunu Oylayın.: Gaza ve cihat anlayışı nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gaza ve cihat anlayışı nasıl olmalıdır?
  1. 12.Ocak.2012, 18:21
    1
    Misafir

    Gaza ve cihat anlayışı nasıl olmalıdır?






    Gaza ve cihat anlayışı nasıl olmalıdır? Mumsema gaza ve cihat anlayışı nedir


  2. 12.Ocak.2012, 18:21
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 12.Ocak.2012, 18:28
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Gaza ve cihat anlayışı nasıl olmalıdır?




    CİHAD

    Cihad, Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır Hakkı üstün ve hakim kılmak için gayret sarf etmektir Başka bir ifadeyle cihad, İslam'ın aksiyon yönüdür, onun hamle gücüdür

    "Cihad" kelimesi, Batı dillerinde genelde "kutsal savaş" (holy war) şeklinde tercüme edilmiştir(1) Bu şekilde bir tercüme, İslamiyeti silah zoruyla yayılan bir din olarak gösterme gayretinden kaynaklanmaktadır

    Halbuki, "cihad" kelimesinin karşılığı "savaş" değildir Allah yolunda savaşmak da bir tür cihad olmakla beraber; cihad kelimesi, Allah'ın dinini her tarafa ulaştırmak için yapılan her türlü faaliyet ve hareketi içine alır

    Müslümanlar, bu yüce gaye için cihad ederken, gayr-i müslimler ve özellikle sömürgeci ülkeler, "Kutsal olmayan savaşlar" yapmış, Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika'yı kana bulamıştır (2) Tarih, bunun örnekleriyle doludur "Coğrafî keşif" adı altında Asya, Afrika ve Amerika'daki hammadde kaynaklarının keşfedilmesi ve bu verimli ülkelere seferler düzenleyip o ülke insanlarını köleleştirmeleri, bazılarının savaş felsefesini ortaya koymaktadır

    Bunlar, kendi ayıbını örtbas etmek için yoğun bir propaganda faaliyeti içindedir Onların bu propagandalarının etkisiyle olsa gerek ki, "cihad" denildiğinde bazılarının ilk hatırına gelen, İslam'ı reddeden her kafiri boğazlamaya hazır, elinde kılıç bir "barbar Türk" veya elinde kaleşnikofu olan bir "Arap teröristi !"dir(3)

    "Cihad" konusunu bahane edip İslam'a hücum eden Batılı yazarlar, "hem suçlu hem güçlü" deyiminde ifadesini bulan bir haldedirler Şu olay, onların durumunu net bir şekilde ortaya koyar:

    Afrika'yı istila eden İngiliz askerlerinden biri, arkadaşına der: "Bunlar vahşi insanlar! Birisini öldürdüğümde beni ısırdı !"(4)

    Kaynaklar
    1-Ebu'l Ala Mevdudî, Jihad in Islam, Islamic Publications LTD, Lahor, s1; Rudolph Peters, İslam ve Sömürgecilik, Ter Süleyman Gündüz, Nehir Yay İst1989, s29; MJ Kister, "Land Property and Jihad" , Journal of the Economic and Social History of the Orient, Leiden, 1991, XXXIV, 276; W Montgomery Watt, Islamic Political Thought, Edinburgh, s 14; Ahmet Özel, İslam Hukukunda Milletlerarası Münasebetler ve Ülke Kavramı, Marifet Yay İst s 64
    2- Mevdudî, Jihad in Allah's Cause, The Journal, XIV/4 December, Mekke, 1986, s14
    3- Peters, s30
    4- Muhammed Gazali, Fıkhu's-Sîre, Daru'l-Kalem, Dımeşk, 1989, s214

    Şadi Eren

    Gaza


    Kâfirler üzerine yapılan askerî sefer

    Gaza kelimesi lügat itibariyle Arapça'da "gazv" kökünden türetilmiştir Gazv, lügatta düşmanla savaşmak üzere sefere çıkmak anlamına gelir İslâm literatüründe bu kelime özellikle kâfirlere karşı savaşmak üzere girişilen faaliyet için bir ıstılah olarak kullanılmıştır

    Bir İslâm tarihi tabiri olarak "gazve" kelimesi ise biraz daha özel bir anlam ifade eder İslâm tarihinde genellikle kabul edildiğine göre bizzat Peygamber efendimizin kendisinin katılarak ashabına komutanlık ettiği seferlere gazve adı verilmiştir Bu birliğin sayısı az da olsa, çok da olsa, hareketin gayesi bir çarpışmayı gerçekleştirmek de olsa, başka bir gaye ile de birlik çıksa ve neticede savaş yapılsa da, yapılmasa da durum farketmez Peygamber efendimizin bizzat katıldığı seferler böylece gazve diye adlandırılmıştır Buna karşılık, çıkış gayesi ve sayısı ne olursa olsun Hz Peygamber'in kendisinin bulunmadığı ve ashabdan bir zatın komutasında çıkardığı birliklere ise seriyye denilir (Tehânevî, Keşşâfü Istılâhâti'l-Fünûn, Kelküta 1862, II, 1099) Ancak bazı ilk dönem İslâm tarihçileri muhtemelen kelimenin kazandığı bu ıstılah manasını gözetmeksizin ve sırf lügat itibariyle ifade ettiği "kâfirler üzerine yapılan sefer" manasına itibar ederek, Peygamber efendimizin katılmadığı bazı seferlere de gazve adını vermişlerdir Meselâ İbn Hişâm, Mûte Harbi'nden "Mûte Gazvesi" şeklinde bahseder (Bkz İbn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Kahire 1955, III-lV, 373) Ancak bu isimlendirme, belirttiğimiz gibi kelimenin ıstılah manâsına göre değil, lügat anlamına göre verilmiş olsa gerektir

    Kelimenin taşıdığı bu lügat manası bakımından Peygamber Efendimizden sonraki dönemlerde müslümanların kâfirlere karşı yaptıkları savaşlara da "gazve", savaşma işine ise "gaza" denilmiştirMeselâ, bir Osmanlı tarihçisi olan Murâdî'nin "Gazavât-ı Hayreddin Paşa" adlı eseri, büyük denizci Barbaros'un gazalarını yani savaş ve seferlerini ele almaktadır
    Ahmet ÖNKAL



  4. 12.Ocak.2012, 18:28
    2
    Silent and lonely rains



    CİHAD

    Cihad, Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır Hakkı üstün ve hakim kılmak için gayret sarf etmektir Başka bir ifadeyle cihad, İslam'ın aksiyon yönüdür, onun hamle gücüdür

    "Cihad" kelimesi, Batı dillerinde genelde "kutsal savaş" (holy war) şeklinde tercüme edilmiştir(1) Bu şekilde bir tercüme, İslamiyeti silah zoruyla yayılan bir din olarak gösterme gayretinden kaynaklanmaktadır

    Halbuki, "cihad" kelimesinin karşılığı "savaş" değildir Allah yolunda savaşmak da bir tür cihad olmakla beraber; cihad kelimesi, Allah'ın dinini her tarafa ulaştırmak için yapılan her türlü faaliyet ve hareketi içine alır

    Müslümanlar, bu yüce gaye için cihad ederken, gayr-i müslimler ve özellikle sömürgeci ülkeler, "Kutsal olmayan savaşlar" yapmış, Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika'yı kana bulamıştır (2) Tarih, bunun örnekleriyle doludur "Coğrafî keşif" adı altında Asya, Afrika ve Amerika'daki hammadde kaynaklarının keşfedilmesi ve bu verimli ülkelere seferler düzenleyip o ülke insanlarını köleleştirmeleri, bazılarının savaş felsefesini ortaya koymaktadır

    Bunlar, kendi ayıbını örtbas etmek için yoğun bir propaganda faaliyeti içindedir Onların bu propagandalarının etkisiyle olsa gerek ki, "cihad" denildiğinde bazılarının ilk hatırına gelen, İslam'ı reddeden her kafiri boğazlamaya hazır, elinde kılıç bir "barbar Türk" veya elinde kaleşnikofu olan bir "Arap teröristi !"dir(3)

    "Cihad" konusunu bahane edip İslam'a hücum eden Batılı yazarlar, "hem suçlu hem güçlü" deyiminde ifadesini bulan bir haldedirler Şu olay, onların durumunu net bir şekilde ortaya koyar:

    Afrika'yı istila eden İngiliz askerlerinden biri, arkadaşına der: "Bunlar vahşi insanlar! Birisini öldürdüğümde beni ısırdı !"(4)

    Kaynaklar
    1-Ebu'l Ala Mevdudî, Jihad in Islam, Islamic Publications LTD, Lahor, s1; Rudolph Peters, İslam ve Sömürgecilik, Ter Süleyman Gündüz, Nehir Yay İst1989, s29; MJ Kister, "Land Property and Jihad" , Journal of the Economic and Social History of the Orient, Leiden, 1991, XXXIV, 276; W Montgomery Watt, Islamic Political Thought, Edinburgh, s 14; Ahmet Özel, İslam Hukukunda Milletlerarası Münasebetler ve Ülke Kavramı, Marifet Yay İst s 64
    2- Mevdudî, Jihad in Allah's Cause, The Journal, XIV/4 December, Mekke, 1986, s14
    3- Peters, s30
    4- Muhammed Gazali, Fıkhu's-Sîre, Daru'l-Kalem, Dımeşk, 1989, s214

    Şadi Eren

    Gaza


    Kâfirler üzerine yapılan askerî sefer

    Gaza kelimesi lügat itibariyle Arapça'da "gazv" kökünden türetilmiştir Gazv, lügatta düşmanla savaşmak üzere sefere çıkmak anlamına gelir İslâm literatüründe bu kelime özellikle kâfirlere karşı savaşmak üzere girişilen faaliyet için bir ıstılah olarak kullanılmıştır

    Bir İslâm tarihi tabiri olarak "gazve" kelimesi ise biraz daha özel bir anlam ifade eder İslâm tarihinde genellikle kabul edildiğine göre bizzat Peygamber efendimizin kendisinin katılarak ashabına komutanlık ettiği seferlere gazve adı verilmiştir Bu birliğin sayısı az da olsa, çok da olsa, hareketin gayesi bir çarpışmayı gerçekleştirmek de olsa, başka bir gaye ile de birlik çıksa ve neticede savaş yapılsa da, yapılmasa da durum farketmez Peygamber efendimizin bizzat katıldığı seferler böylece gazve diye adlandırılmıştır Buna karşılık, çıkış gayesi ve sayısı ne olursa olsun Hz Peygamber'in kendisinin bulunmadığı ve ashabdan bir zatın komutasında çıkardığı birliklere ise seriyye denilir (Tehânevî, Keşşâfü Istılâhâti'l-Fünûn, Kelküta 1862, II, 1099) Ancak bazı ilk dönem İslâm tarihçileri muhtemelen kelimenin kazandığı bu ıstılah manasını gözetmeksizin ve sırf lügat itibariyle ifade ettiği "kâfirler üzerine yapılan sefer" manasına itibar ederek, Peygamber efendimizin katılmadığı bazı seferlere de gazve adını vermişlerdir Meselâ İbn Hişâm, Mûte Harbi'nden "Mûte Gazvesi" şeklinde bahseder (Bkz İbn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Kahire 1955, III-lV, 373) Ancak bu isimlendirme, belirttiğimiz gibi kelimenin ıstılah manâsına göre değil, lügat anlamına göre verilmiş olsa gerektir

    Kelimenin taşıdığı bu lügat manası bakımından Peygamber Efendimizden sonraki dönemlerde müslümanların kâfirlere karşı yaptıkları savaşlara da "gazve", savaşma işine ise "gaza" denilmiştirMeselâ, bir Osmanlı tarihçisi olan Murâdî'nin "Gazavât-ı Hayreddin Paşa" adlı eseri, büyük denizci Barbaros'un gazalarını yani savaş ve seferlerini ele almaktadır
    Ahmet ÖNKAL






+ Yorum Gönder