Konusunu Oylayın.: Tasavvuf ehli ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tasavvuf ehli ne demektir?
  1. 11.Ocak.2012, 16:49
    1
    Misafir

    Tasavvuf ehli ne demektir?






    Tasavvuf ehli ne demektir? Mumsema Tasavvuf ehli nedir Tasavvuf ehli ne demektir Tasavvuf ehli ne anlama gelmektedir açıklar mısınız ?


  2. 11.Ocak.2012, 16:49
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 13.Ocak.2012, 00:36
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Tasavvuf ehli ne demektir?




    Kötü huyları terk edip güzel huylar edinmektir


    Alıntı
    TASAVVUF NE DEMEKTİR.





    “Tasavvuf” kelimesi Arapça kökenlidir. “Arınma” anlamına gelen “safa” kelimesinden türetilmiştir. İslam kültüründe “tasavvuf” bir terim olarak “ kalbin kötü ahlak ve düşüncelerden temizlenerek Allah’a kulluk için dünya hırs ve heveslerinden arınması, temiz bir kalp ile Allah’a yönelmesi” demektir. Hayatın bu şekilde proğramlanmasına “züht” böyle yaşayan kimseye de “zahid” denir.



    Böyle bir yaşam biçimini bir ömür boyu sürdürebilmek kolay değildir. Büyük bir mücadele ister. Manevi bir ruh disiplini olduğu için bir takım zorluklara, mahrumiyetlere katlanmak gerekir. Bu nedenle “tasavvuf” kelimesi, “zorluklara katlanma” anlamına gelen “tekellüf” kelimesi ile aynı kalıptan gelmektedir. Arap dilinin kullanımında (sarf bilgisi) kelimeler “vezin” denilen kalıplara dökülmüş ve bu kalıpların her birine farklı mana yüklenmiştir. “Bina” denilen bu yapılanmada, her kelimenin kendi kalıbı içinde farklı anlamı vardır. Buna göre “tasavvuf” kelimesinin yapısı (binası) “tekellüf” içindir; zorluklara katlanarak, bıkmadan ve usanmadan, adım adım, karış karış, ilerlemeyi, sabır ve tahammül göstermeyi gerektirir. Mesele mesele, konu konu, öğrenme anlamına gelen “teâllüm” gibi ince ve uzun bir yoldur.



    Bir şehir suyunun arıtma tesislerinde bir takım arınma işleminden geçirilerek içilebilir saf ve temiz hale getirilmesinde olduğu gibi; manevi bir arınma için de ruhun bir takım disiplinlerden geçirilmesi gerektir. “Kim Rabbinin huzurundan (hesaptan) korkarak nefsinin arzularından alıkoyarsa, şüphesiz cennet onun varacağı yerdir.”(Nazirat, 40-41) buyrulmaktadır.



    Tıpta beden sağlığımız için üç beyazın (un,şeker,tuz) aşırı tüketimden kaçınılması tavsiye edilmektedir. Tıpkı bunun gibi tasavvufta da ruh sağlığımız için (manevi arınma) için uymamız gereken “üç azlık” (kıllet-i selase) prensibi vardır. Bunlar “az uyuma” (gece ibadeti) “az yeme” (böylece uyanık ve zinde olma); “az konuşma” (dili kötü ve gereksiz sözlerin (afetinden koruma)dır. Ruh disiplininin özünde “tezkiye” (nefsani arzu ve heveslerden temizleme) ve “terbiye” (ruh eğitimi) bulunan tasavvufi düşüncede manevi bir arınma için bu prensipler hayati önem taşımaktadır. “Nefsini tanıyan rabbini tanır.” İfadesinde özetlenen bu disiplinde hedefe ulaşmak (Allah rızası) için, nefse hakim olarak onu terbiye etmek; serbest kalsa bile kötülüğe yönelmeyecek şekilde uysallaştırmak gerekmektedir. Bağından kurtulsan bile harama yaklaşmayan doygun (mutmain) bir nefis gerekmektedir. “Ey olgunluğa (ve doygunluğa) ermiş olan nefis! Sen ondan razı ve O da senden razı olarak Rabbine dön! (Böyle iyi) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime!” (Fecr, 27-30) buyrulmaktadır.



    Burada, mikroplara karşı bağışıklık kazanarak bir direnme gücü elde etmiş olan organımıza gibi; kötülüklere karşı koymada zorlanmadan tabii bir direnme gücü kazanmış, olgunluğa ermiş bir nefisten söz ediliyor. Bu anlamda, “esir-î nefs olan derviş değildir.” denilmiştir.





    01/09/2010



    Kemal CENGİZ

    İl Müftü Yardımcısı



  4. 13.Ocak.2012, 00:36
    2
    Editör



    Kötü huyları terk edip güzel huylar edinmektir


    Alıntı
    TASAVVUF NE DEMEKTİR.





    “Tasavvuf” kelimesi Arapça kökenlidir. “Arınma” anlamına gelen “safa” kelimesinden türetilmiştir. İslam kültüründe “tasavvuf” bir terim olarak “ kalbin kötü ahlak ve düşüncelerden temizlenerek Allah’a kulluk için dünya hırs ve heveslerinden arınması, temiz bir kalp ile Allah’a yönelmesi” demektir. Hayatın bu şekilde proğramlanmasına “züht” böyle yaşayan kimseye de “zahid” denir.



    Böyle bir yaşam biçimini bir ömür boyu sürdürebilmek kolay değildir. Büyük bir mücadele ister. Manevi bir ruh disiplini olduğu için bir takım zorluklara, mahrumiyetlere katlanmak gerekir. Bu nedenle “tasavvuf” kelimesi, “zorluklara katlanma” anlamına gelen “tekellüf” kelimesi ile aynı kalıptan gelmektedir. Arap dilinin kullanımında (sarf bilgisi) kelimeler “vezin” denilen kalıplara dökülmüş ve bu kalıpların her birine farklı mana yüklenmiştir. “Bina” denilen bu yapılanmada, her kelimenin kendi kalıbı içinde farklı anlamı vardır. Buna göre “tasavvuf” kelimesinin yapısı (binası) “tekellüf” içindir; zorluklara katlanarak, bıkmadan ve usanmadan, adım adım, karış karış, ilerlemeyi, sabır ve tahammül göstermeyi gerektirir. Mesele mesele, konu konu, öğrenme anlamına gelen “teâllüm” gibi ince ve uzun bir yoldur.



    Bir şehir suyunun arıtma tesislerinde bir takım arınma işleminden geçirilerek içilebilir saf ve temiz hale getirilmesinde olduğu gibi; manevi bir arınma için de ruhun bir takım disiplinlerden geçirilmesi gerektir. “Kim Rabbinin huzurundan (hesaptan) korkarak nefsinin arzularından alıkoyarsa, şüphesiz cennet onun varacağı yerdir.”(Nazirat, 40-41) buyrulmaktadır.



    Tıpta beden sağlığımız için üç beyazın (un,şeker,tuz) aşırı tüketimden kaçınılması tavsiye edilmektedir. Tıpkı bunun gibi tasavvufta da ruh sağlığımız için (manevi arınma) için uymamız gereken “üç azlık” (kıllet-i selase) prensibi vardır. Bunlar “az uyuma” (gece ibadeti) “az yeme” (böylece uyanık ve zinde olma); “az konuşma” (dili kötü ve gereksiz sözlerin (afetinden koruma)dır. Ruh disiplininin özünde “tezkiye” (nefsani arzu ve heveslerden temizleme) ve “terbiye” (ruh eğitimi) bulunan tasavvufi düşüncede manevi bir arınma için bu prensipler hayati önem taşımaktadır. “Nefsini tanıyan rabbini tanır.” İfadesinde özetlenen bu disiplinde hedefe ulaşmak (Allah rızası) için, nefse hakim olarak onu terbiye etmek; serbest kalsa bile kötülüğe yönelmeyecek şekilde uysallaştırmak gerekmektedir. Bağından kurtulsan bile harama yaklaşmayan doygun (mutmain) bir nefis gerekmektedir. “Ey olgunluğa (ve doygunluğa) ermiş olan nefis! Sen ondan razı ve O da senden razı olarak Rabbine dön! (Böyle iyi) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime!” (Fecr, 27-30) buyrulmaktadır.



    Burada, mikroplara karşı bağışıklık kazanarak bir direnme gücü elde etmiş olan organımıza gibi; kötülüklere karşı koymada zorlanmadan tabii bir direnme gücü kazanmış, olgunluğa ermiş bir nefisten söz ediliyor. Bu anlamda, “esir-î nefs olan derviş değildir.” denilmiştir.





    01/09/2010



    Kemal CENGİZ

    İl Müftü Yardımcısı






+ Yorum Gönder