Konusunu Oylayın.: Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler?
  1. 11.Ocak.2012, 15:23
    1
    Misafir

    Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler?






    Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler? Mumsema Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler?..

    Dünyada iyi işler yapmış olanlar da ailesinden kaçacak ve sıkıntı içinde mi olacaklar?


  2. 11.Ocak.2012, 15:23
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 11.Ocak.2012, 18:47
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Mahşer gününde herkes biribirinden kaçacakmış; insan anne ve babasından bile kaçacakmış; peki müminler?




    Biraz sonra mealini vereceğimiz ayetlerde görüleceği üzere, kıyamet günü, bütün insanlar için bir korku ve yakınlarından kaçış söz konusu olacak gibidir. Konuyla ilgili bir hadis-i şerifte de bu gerçeğe işaret eden ifadeler vardır. Rivayete göre, Hz. Peygamber (a.s.m)
    "İnsanlar kıyamet günü yalınayak, çırılçıplak, sörpük ve sarkık, ter, gem gibi boğazlarına takılmış ve kulaktozlarına çıkmış bir halde haşr olunurlar." buyurdu. Hadisi rivayet eden Hz. Sevde diyor ki: Bunun üzerine ben
    "Ey Allah'ın resulü! Eyvah! O ne sefillik; insanlar birbirinin ayıbına bakacaklar." dedim. Hz. Peygamber (a.s.m)
    "Hayır! İnsanlar -o gün- bunları göremeyecek kadar kendileriyle meşguldür." buyurdu ve "O gün, onlardan her bir kişinin kendisine yetecek kadar işi ve derdi vardır." (Abese, 80/37) mealindeki ayeti okudu." (Buharî, Enbiya, 8, 48).
    Ancak, takva sahipleri, Allah'ın veli kulları için hiçbir korku ve üzüntünün olmayacağını ifade eden ayetler de vardır. Demek mahşerin değişik sahneleri olacaktır..

    Her iki hususla ilgili birkaç ayeti hatırlamakta fayda görüyoruz:
    "Kulakları sağır eden o gürültü koparan/kıyametin koptuğu gün geldiğinde, O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve oğullarından / çocuklarından kaçacaktır. O gün, onlardan her bir kişinin kendisine yetecek kadar işi ve derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlaktır, güleç ve sevinçlidir. Ve o gün bir takım yüzler de var ki, tozlanmış, onları karanlıklar bürümüştür. İşte bunlar, kâfir ve fâcir/yoldan çıkmış kimselerdir." (Abese, 80/34-42).
    Bu ayetlerden anlaşılıyor ki; kıyamet gününün haşmetinden, görülecek hesabın korkusundan insanlar dehşet alacak ve kendisine bir zarar gelebilir düşüncesiyle, dünyada iken en sevdiği kimselerden, en yakın akrabasından bile kaçacaktır. Yani; elinden gelse kaçacak, fakat kaçamayacaktır. Ancak, hesabın görülmesinden sonra, cennetlik olan kimselerin yüzünde, artık üzüntü değil, sevinç olacaktır. (bk. Râzî, XXXI/65, Elmalılı, VIII/541).
    "Suçlu olan kimse, o günün azabından sırf kendini kurtarmak için, oğullarını/çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, yetiştiren tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak vermek ister." (Meâric, 70/11-14).
    "Şayet yeryüzünde bulunanların hepsi, o zulüm yapanların her birisine ait olsa, -kıyamet gününde- azaptan kurtulmak için, onu -derhal- fidye olarak verecekler. Ve azabı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar. Onların aralarında adaletle hükmolunur. Ve asla haksızlığa uğratılmazlar." (Yunus, 10/54).
    Bilindiği üzere, kıyamet günü uzun bir zaman dilimidir. Müminler, Allah'a itaat edenler, ilk zamanlarda hesaplarının durumunun ne olacağını bilmedikleri için veya o günün dehşetli manzarasından korkarlar. Ancak daha sonra, üzüntü ve korkuları kaybolup gidecek, yerini sevinç ve mutluluğa bırakacaktır. Bu hususta, aşağıdaki ayetlerde önemli dersler vardır:
    "Rablerinin davetini kabul edenler için daha güzeli (cennet) vardır. Onun davetini kabul etmeyenlere gelince, eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir de bunun yanında onun bir misli kendilerinin olsa, kurtulmak için onu fidye verecekler. İşte bunlar için kötü bir hesap vardır. Gidecekleri yer de cehennemdir. O ne kötü bir yataktır!" (Rad, 13/18).
    "Ey Âdemoğulları/çocukları! Size kendi içinizden peygamberler gelip ayetlerimi anlattıkları zaman, artık-bilmelisiniz ki- kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve kendini düzeltirse, onlar için ne bir korku vardır ve ne de onlar üzüleceklerdir. Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır." (Araf, 7/35-36).

    Yazar: Sorularla İslamiyet



  4. 11.Ocak.2012, 18:47
    2
    Moderatör



    Biraz sonra mealini vereceğimiz ayetlerde görüleceği üzere, kıyamet günü, bütün insanlar için bir korku ve yakınlarından kaçış söz konusu olacak gibidir. Konuyla ilgili bir hadis-i şerifte de bu gerçeğe işaret eden ifadeler vardır. Rivayete göre, Hz. Peygamber (a.s.m)
    "İnsanlar kıyamet günü yalınayak, çırılçıplak, sörpük ve sarkık, ter, gem gibi boğazlarına takılmış ve kulaktozlarına çıkmış bir halde haşr olunurlar." buyurdu. Hadisi rivayet eden Hz. Sevde diyor ki: Bunun üzerine ben
    "Ey Allah'ın resulü! Eyvah! O ne sefillik; insanlar birbirinin ayıbına bakacaklar." dedim. Hz. Peygamber (a.s.m)
    "Hayır! İnsanlar -o gün- bunları göremeyecek kadar kendileriyle meşguldür." buyurdu ve "O gün, onlardan her bir kişinin kendisine yetecek kadar işi ve derdi vardır." (Abese, 80/37) mealindeki ayeti okudu." (Buharî, Enbiya, 8, 48).
    Ancak, takva sahipleri, Allah'ın veli kulları için hiçbir korku ve üzüntünün olmayacağını ifade eden ayetler de vardır. Demek mahşerin değişik sahneleri olacaktır..

    Her iki hususla ilgili birkaç ayeti hatırlamakta fayda görüyoruz:
    "Kulakları sağır eden o gürültü koparan/kıyametin koptuğu gün geldiğinde, O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve oğullarından / çocuklarından kaçacaktır. O gün, onlardan her bir kişinin kendisine yetecek kadar işi ve derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlaktır, güleç ve sevinçlidir. Ve o gün bir takım yüzler de var ki, tozlanmış, onları karanlıklar bürümüştür. İşte bunlar, kâfir ve fâcir/yoldan çıkmış kimselerdir." (Abese, 80/34-42).
    Bu ayetlerden anlaşılıyor ki; kıyamet gününün haşmetinden, görülecek hesabın korkusundan insanlar dehşet alacak ve kendisine bir zarar gelebilir düşüncesiyle, dünyada iken en sevdiği kimselerden, en yakın akrabasından bile kaçacaktır. Yani; elinden gelse kaçacak, fakat kaçamayacaktır. Ancak, hesabın görülmesinden sonra, cennetlik olan kimselerin yüzünde, artık üzüntü değil, sevinç olacaktır. (bk. Râzî, XXXI/65, Elmalılı, VIII/541).
    "Suçlu olan kimse, o günün azabından sırf kendini kurtarmak için, oğullarını/çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, yetiştiren tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak vermek ister." (Meâric, 70/11-14).
    "Şayet yeryüzünde bulunanların hepsi, o zulüm yapanların her birisine ait olsa, -kıyamet gününde- azaptan kurtulmak için, onu -derhal- fidye olarak verecekler. Ve azabı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar. Onların aralarında adaletle hükmolunur. Ve asla haksızlığa uğratılmazlar." (Yunus, 10/54).
    Bilindiği üzere, kıyamet günü uzun bir zaman dilimidir. Müminler, Allah'a itaat edenler, ilk zamanlarda hesaplarının durumunun ne olacağını bilmedikleri için veya o günün dehşetli manzarasından korkarlar. Ancak daha sonra, üzüntü ve korkuları kaybolup gidecek, yerini sevinç ve mutluluğa bırakacaktır. Bu hususta, aşağıdaki ayetlerde önemli dersler vardır:
    "Rablerinin davetini kabul edenler için daha güzeli (cennet) vardır. Onun davetini kabul etmeyenlere gelince, eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir de bunun yanında onun bir misli kendilerinin olsa, kurtulmak için onu fidye verecekler. İşte bunlar için kötü bir hesap vardır. Gidecekleri yer de cehennemdir. O ne kötü bir yataktır!" (Rad, 13/18).
    "Ey Âdemoğulları/çocukları! Size kendi içinizden peygamberler gelip ayetlerimi anlattıkları zaman, artık-bilmelisiniz ki- kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve kendini düzeltirse, onlar için ne bir korku vardır ve ne de onlar üzüleceklerdir. Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır." (Araf, 7/35-36).

    Yazar: Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder