Konusunu Oylayın.: Allah'ın yarattıklarına karşı görevlerimiz nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah'ın yarattıklarına karşı görevlerimiz nelerdir?
  1. 11.Ocak.2012, 14:20
    1
    Misafir

    Allah'ın yarattıklarına karşı görevlerimiz nelerdir?






    Allah'ın yarattıklarına karşı görevlerimiz nelerdir? Mumsema kainattan sorumluyuz
    [insan mevcudat ilişkisi]


  2. 11.Ocak.2012, 14:20
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 11.Ocak.2012, 14:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Allah'ın yarattıklarına karşı görevlerimiz nelerdir?




    Yüce Rabbimizin bize bahşettiği sayısız güzelliklerden biri de ilâhî kudretinin eseri olan tabiattır. Cenab-ı Allah bütün güzelliği ve çeşitliliği ile tabiatı insanın yararına sunmuştur. İnancımıza göre insanın yararına sunulan her şey yüce Allah’ın ona bir emanetidir. Bu emaneti, verenin isteği doğrultusunda kullanmamız gerekir. Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olur ve bundan dolayı hesaba çekiliriz.

    Ayet-i kerimede yüce Allah, “Allah göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Sakın ha dengeyi bozmayın” (1) buyurarak insanları içinde yaşadıkları tabii çevrenin dengesini bozmamaları hususunda uyarmıştır.

    Yüce Allah insandan, hem sosyal hem de doğal çevresini ve kâinatı korumasını istemektedir. Aksi takdirde bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.”(2)

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde “Müslüman Müslüman’ın elinden, dilinden güvende olduğu kimsedir”(3) buyurmaktadır. Çevreyi kirleten, doğal dengeye zarar veren, tabii zenginlikleri israf eden bir kimse dolaylı olarak hem insanlara hem de tabiatta yaşayan diğer canlılara zarar vermiş olur. Zira çevreyi kirletmek ve doğal dengeyi bozmak, sadece çevreye karşı işlenmiş bir kötülük değil; aynı ortamı paylaşan diğer canlı ve cansız varlıklara karşı da işlenmiş bir suçtur. Dolayısıyla bu şekilde hareket eden bir mü’minin, emin olma ve güvenilirlik sıfatı zedelenmiş olur.

    Allah-ü Teâlâ’nın koymuş olduğu ekolojik dengenin bozulması, tabiatta sağlıksız bir ortamın doğmasına yol açar. Bu durumda yüce Allah’ın bizler için büyük birer nimet olarak yarattığı doğal çeşitlilik daralmaya başlar ve canlılar bundan zarar görür. Yeşil alanların tahrip edilmesi, zararlı atıklarla suların ve çevrenin kirletilmesi, Allah’ın kainatta yarattığı çeşitliliğin geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde yok edilmesi gibi doğal dengeyi bozan tutum ve davranışların İslamî bakımdan cezasız kalması düşünülemez.

    Bugün korkunç boyutlara ulaşan çevre kirlenmesinin asıl sebebi, kendi çıkarları için bir takım değerleri feda edebilen insanların içine düştüğü manevi kirlenmedir. Çünkü çevreyi kirleten, insandır (4). Doğal ve fiziki çevredeki kirlenmeyi önleyebilmek için ilk önce insanların iç dünyasının kirlenmesini önlemek gerekir.

    Hutbemi Peygamber Efendimizin şu sözleriyle bitiriyorum: “…Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır; Eğer o düzgün ve sağlam olursa vücudun tamamı düzgün ve sağlam olur. Fakat o bozulursa, vücudun tamamı bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (5)

    Rahman; 55/7-8.
    Rum; 30/41.
    Tirmizî; İman 12, (2629); Nesâî, İman 8, (104,105).
    Dr. Ekrem Keleş, Diyanet Aylık Dergi.
    Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).

    İl Vaizi



  4. 11.Ocak.2012, 14:39
    2
    Silent and lonely rains



    Yüce Rabbimizin bize bahşettiği sayısız güzelliklerden biri de ilâhî kudretinin eseri olan tabiattır. Cenab-ı Allah bütün güzelliği ve çeşitliliği ile tabiatı insanın yararına sunmuştur. İnancımıza göre insanın yararına sunulan her şey yüce Allah’ın ona bir emanetidir. Bu emaneti, verenin isteği doğrultusunda kullanmamız gerekir. Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olur ve bundan dolayı hesaba çekiliriz.

    Ayet-i kerimede yüce Allah, “Allah göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Sakın ha dengeyi bozmayın” (1) buyurarak insanları içinde yaşadıkları tabii çevrenin dengesini bozmamaları hususunda uyarmıştır.

    Yüce Allah insandan, hem sosyal hem de doğal çevresini ve kâinatı korumasını istemektedir. Aksi takdirde bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.”(2)

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde “Müslüman Müslüman’ın elinden, dilinden güvende olduğu kimsedir”(3) buyurmaktadır. Çevreyi kirleten, doğal dengeye zarar veren, tabii zenginlikleri israf eden bir kimse dolaylı olarak hem insanlara hem de tabiatta yaşayan diğer canlılara zarar vermiş olur. Zira çevreyi kirletmek ve doğal dengeyi bozmak, sadece çevreye karşı işlenmiş bir kötülük değil; aynı ortamı paylaşan diğer canlı ve cansız varlıklara karşı da işlenmiş bir suçtur. Dolayısıyla bu şekilde hareket eden bir mü’minin, emin olma ve güvenilirlik sıfatı zedelenmiş olur.

    Allah-ü Teâlâ’nın koymuş olduğu ekolojik dengenin bozulması, tabiatta sağlıksız bir ortamın doğmasına yol açar. Bu durumda yüce Allah’ın bizler için büyük birer nimet olarak yarattığı doğal çeşitlilik daralmaya başlar ve canlılar bundan zarar görür. Yeşil alanların tahrip edilmesi, zararlı atıklarla suların ve çevrenin kirletilmesi, Allah’ın kainatta yarattığı çeşitliliğin geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde yok edilmesi gibi doğal dengeyi bozan tutum ve davranışların İslamî bakımdan cezasız kalması düşünülemez.

    Bugün korkunç boyutlara ulaşan çevre kirlenmesinin asıl sebebi, kendi çıkarları için bir takım değerleri feda edebilen insanların içine düştüğü manevi kirlenmedir. Çünkü çevreyi kirleten, insandır (4). Doğal ve fiziki çevredeki kirlenmeyi önleyebilmek için ilk önce insanların iç dünyasının kirlenmesini önlemek gerekir.

    Hutbemi Peygamber Efendimizin şu sözleriyle bitiriyorum: “…Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır; Eğer o düzgün ve sağlam olursa vücudun tamamı düzgün ve sağlam olur. Fakat o bozulursa, vücudun tamamı bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (5)

    Rahman; 55/7-8.
    Rum; 30/41.
    Tirmizî; İman 12, (2629); Nesâî, İman 8, (104,105).
    Dr. Ekrem Keleş, Diyanet Aylık Dergi.
    Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).

    İl Vaizi






+ Yorum Gönder