Konusunu Oylayın.: Tevessül ve teberrük ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tevessül ve teberrük ne demektir?
  1. 30.Aralık.2011, 11:42
    1
    Misafir

    Tevessül ve teberrük ne demektir?






    Tevessül ve teberrük ne demektir? Mumsema Tevessül ve teberrük ne demektir?


  2. 30.Aralık.2011, 11:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Aralık.2011, 11:54
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Tevessül ve teberrük ne demektir?




    Tevessül Sözlükte "yaklaşmak, sarılmak, başvurmak, sebep aramak ve maksada ulaşmak için birşeyi vasıta kılmak" anlamına gelen tevessül, dinî literatürde, bir isteğin, bir işin veya arzunun yerine gelebilmesi için ilim, amel, ahlâk veya bazı şahısları aracı kılmayı ifade etmektedir. Kur'ân'da vesile kelimesi iki ayrı yerde zikredilmiştir: "Ey îmân edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz" (Mâide, 5/35), "Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar." (İsrâ,17/57) Bu âyetlerde aranması istenen vesile, îmân, itaat, sâlih ameller, cihad ve diğer İslâmî görevlerdir. "O'na vesile arayınız" hükmünü, mürşidler arayınız veya kendinizle Allah arasında bir vasıta bulunuz anlamında yorumlamak doğru değildir. Zira mürşid, insana Allah'a giden yolları gösterebilir, onu Hakk'a yöneltebilir; hatta İslâm ahlâkını temsilde örnek olabilir. Fakat Allah ile kul arasında vasıta olamaz. Gerçek vesile; insanın Allah rızası için ibadet yapması ve yasaklardan kaçınarak Allah'a yaklaştıran sebepleri, gerçekleştirmesidir. Vesilenin arşa yakın bir makam veya cennette bir derece olduğu ifade edilmiştir. Peygamberimizin ezandan sonra okunmasını tavsiye ettiği duada da buna işaret edilmektedir. "Kim ki ezan okunduktan sonra, `Allah'ım, ey bu çağrının ve başlayan namazın sahibi! Muhammed'e vesile, fazilet ver; onu; kendisine söz verdiğin yüce makama ulaştır!' derse, ona şefaatim hak olur." (Buhârî, Ezan, 8). (F.K.)

    Teberrük ise sözlükte Bir şeyi kudsi sayıp ondan veya onun vesilesiyle hayır, uğur, fayda ve bereket ummak demektir. (M.C.)


  4. 30.Aralık.2011, 11:54
    2
    Moderatör



    Tevessül Sözlükte "yaklaşmak, sarılmak, başvurmak, sebep aramak ve maksada ulaşmak için birşeyi vasıta kılmak" anlamına gelen tevessül, dinî literatürde, bir isteğin, bir işin veya arzunun yerine gelebilmesi için ilim, amel, ahlâk veya bazı şahısları aracı kılmayı ifade etmektedir. Kur'ân'da vesile kelimesi iki ayrı yerde zikredilmiştir: "Ey îmân edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz" (Mâide, 5/35), "Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar." (İsrâ,17/57) Bu âyetlerde aranması istenen vesile, îmân, itaat, sâlih ameller, cihad ve diğer İslâmî görevlerdir. "O'na vesile arayınız" hükmünü, mürşidler arayınız veya kendinizle Allah arasında bir vasıta bulunuz anlamında yorumlamak doğru değildir. Zira mürşid, insana Allah'a giden yolları gösterebilir, onu Hakk'a yöneltebilir; hatta İslâm ahlâkını temsilde örnek olabilir. Fakat Allah ile kul arasında vasıta olamaz. Gerçek vesile; insanın Allah rızası için ibadet yapması ve yasaklardan kaçınarak Allah'a yaklaştıran sebepleri, gerçekleştirmesidir. Vesilenin arşa yakın bir makam veya cennette bir derece olduğu ifade edilmiştir. Peygamberimizin ezandan sonra okunmasını tavsiye ettiği duada da buna işaret edilmektedir. "Kim ki ezan okunduktan sonra, `Allah'ım, ey bu çağrının ve başlayan namazın sahibi! Muhammed'e vesile, fazilet ver; onu; kendisine söz verdiğin yüce makama ulaştır!' derse, ona şefaatim hak olur." (Buhârî, Ezan, 8). (F.K.)

    Teberrük ise sözlükte Bir şeyi kudsi sayıp ondan veya onun vesilesiyle hayır, uğur, fayda ve bereket ummak demektir. (M.C.)


  5. 30.Aralık.2011, 13:27
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tevessül ve teberrük ne demektir?

    TEVESSÜL BUDUR AYRICA BANA ULAŞMAK İÇİN VESİLE ARAYIN AYETİNİN TEFSİRİDE AŞAĞIDAKİ HADİSİ ŞERİFLERDE GEÇMEKTEDİR. ALİMLERİMİZDE VAHHABİLERE KARŞI AYET OLARAK BUNU SAVUNMUŞLARDIR. BAKALIM ALLAH DOSTLARINI VESİLE YAPABİLİYORMUYUZ...

    Osman b. Huneyf (ra)’ten şöyle rivayet edilmiştir: Gözleri âmâ olan bir adam Peygamber (asm)’a gelerek “Allah’ın beni afiyete kavuşturması (gözlerimin açılması) için duâ et!” dedi. Peygamber (asm) da “Eğer istersen duâ edeyim, eğer istersen (sana yapacağım duâyı) tehir edeyim. Bu senin için daha hayırlıdır” dedi. Adam; “Duâ et!” dedi. Peygamber (asm) ona güzelce abdest alıp, iki rekât namaz kılmasını ve şöyle duâ etmesini emretti: “Allah’ım! Senden istiyorum ve rahmet peygamberi olan peygamberin Muhammed ile sana yöneliyorum. Ey Muhammed! Bu ihtiyacımın yerine getirilmesi için senin ile Rabbime yöneldim. Allah’ım onun benim hakkımdaki şefaatini kabul eyle.” (Adam Peygamberimizin dediği gibi yaptı ve gözleri açıldı.) (Ahmed c.4, s.138, Tirmizi c.5, s.569, İbn Mace c.1, s.441)
    Ahmed b. Hanbel bu hadis için “İsnadı sahih ve râvileri sikadır” demiştir.
    Bu sahih hadis fazla beyana lüzum kalmayacak derecede vesilenin câiz ve müstehap olduğuna delildir



    Peygamberimizin amcası Ebû Talip, nübüvvetten önce yağmur duâsına Peygamberimizle çıkıp onu vesile yapmıştı. Daha sonra müşriklere karşı peygamberimizi müdafaa ederken bir şiir söyleyerek onu methetmiş ve “Onun yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenir” (يستسقيالغمامبوجهه) demişti. Şiirin bu kısmını daha sonraları Hz. Aişe ve Hz. Ebû Bekir (ra) çokça söylerlerdi. (Ahmed C.1, s.7, Musannef İbn Ebi Şeybe C.6, s.353, Bezzar C.1, s.128). Keza İbn Ömer (ra) de bu sözü çokça söylerdi. (Beyhaki Süneni Kübra 3-352) Hatta o şöyle demiştir: “Resûlullah’ın yüzüne baktığım zaman çoklukla şairin bu sözünü hatırlamışımdır.” (Buhari c.1, s.342) Garip olan şu ki, Ebû Talip iman etmemiş olduğu halde bir hakîkati görmüş ve ifade etmiş, fakat Peygambere ümmet olmuş bazı şahsiyetler bu hakîkati göremiyorlar. Yukarıdaki ifadeler sahâbelerin peygamberimizi vesile etmekte hiçbir mahzur görmediklerini ifadeye kâfidir. Bunu teyit eden başka bir hadis başta Buhari’nin rivayet ettiği Hz. Ömer’le ilgili hadistir


    Enes (ra) şöyle demiştir: Ömer b. Hattab (ra) kıtlık olduğu zaman Abbas b. Abdülmuttalip’i vesile ederek yağmur istedi ve “Allah’ım! Biz sana Peygamberimiz (asm) ile tevessül eder ve sen de bize yağmur ihsan ederdin. (Şimdi) sana Peygamberimizin amcasıyla tevessül ediyoruz. (نتوسلإليكبعمنبينا), bize yağmur ihsan eyle” dedi. Enes (ra) der ki; bu duânın ardından Allah yağmur ihsan etti. (Buhari c.1, s.342, c.3, s.1360) (Bu hadis Beyhaki, İbn Huzeyme, Taberâni, İbn Hibban ve başkaları tarafından da rivayet edilmiş sahih bir hadistir.)

    Taberani, Hakim, Ebû Nuaym, Beyhaki ve İbn Asakir’in Hz. Ömer (ra’) ten rivayet ettiklerine göre peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

    Âdem işlediği günahı işlediğinde başını semâya kaldırdı ve “(Allah’ım) Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum” (
    أسألكبحقمحمدإلاغفرتلي) dedi. Allah ona “Muhammed kimdir?” diye vahiyle sordu. Âdem “Beni yarattığın zaman başımı arşına kaldırdığımda orada ‘Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun resûlüdür’ "لاإلهإلااللهمحمدرسولالله" yazılı olduğunu gördüm. Bundan bildim ki, senin katında ismini ismin ile beraber yazdığın bu zâttan daha şerefi yüce kimse yoktur.” dedi. Allah ona “Ey Âdem! O senin zürriyetinden gelecek peygamberlerin sonuncusudur. Eğer o olmasaydı seni yaratmazdım” buyurdu. (Ed-Dürrül Mensur c.1, s.142)


    Ebû Nuaym Delail-i Nübüvve adlı kitabında Ata, Dahhak tarikiyle İbn Abbas (ra)’dan şöyle rivayet etmiştir: “Benî Kureyza ve Nadir Yahudileri Muhammed (asm) peygamber olarak gönderilmezden önce kafirlere karşı Allah’tan fetih istiyorlar ve şöyle duâ ediyorlardı: “Allah’ım! Ümmî peygamber hürmetine senden düşmanlarımıza karşı bize yardım etmeni istiyoruz. (اللهمإنانستنصركبحقالنبيالأمي)”. Allah da onlara yardım ediyor ve muzaffer oluyorlardı. (Ed-Dürrül Mensur c.1, s.216)






  6. 30.Aralık.2011, 13:27
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    TEVESSÜL BUDUR AYRICA BANA ULAŞMAK İÇİN VESİLE ARAYIN AYETİNİN TEFSİRİDE AŞAĞIDAKİ HADİSİ ŞERİFLERDE GEÇMEKTEDİR. ALİMLERİMİZDE VAHHABİLERE KARŞI AYET OLARAK BUNU SAVUNMUŞLARDIR. BAKALIM ALLAH DOSTLARINI VESİLE YAPABİLİYORMUYUZ...

    Osman b. Huneyf (ra)’ten şöyle rivayet edilmiştir: Gözleri âmâ olan bir adam Peygamber (asm)’a gelerek “Allah’ın beni afiyete kavuşturması (gözlerimin açılması) için duâ et!” dedi. Peygamber (asm) da “Eğer istersen duâ edeyim, eğer istersen (sana yapacağım duâyı) tehir edeyim. Bu senin için daha hayırlıdır” dedi. Adam; “Duâ et!” dedi. Peygamber (asm) ona güzelce abdest alıp, iki rekât namaz kılmasını ve şöyle duâ etmesini emretti: “Allah’ım! Senden istiyorum ve rahmet peygamberi olan peygamberin Muhammed ile sana yöneliyorum. Ey Muhammed! Bu ihtiyacımın yerine getirilmesi için senin ile Rabbime yöneldim. Allah’ım onun benim hakkımdaki şefaatini kabul eyle.” (Adam Peygamberimizin dediği gibi yaptı ve gözleri açıldı.) (Ahmed c.4, s.138, Tirmizi c.5, s.569, İbn Mace c.1, s.441)
    Ahmed b. Hanbel bu hadis için “İsnadı sahih ve râvileri sikadır” demiştir.
    Bu sahih hadis fazla beyana lüzum kalmayacak derecede vesilenin câiz ve müstehap olduğuna delildir



    Peygamberimizin amcası Ebû Talip, nübüvvetten önce yağmur duâsına Peygamberimizle çıkıp onu vesile yapmıştı. Daha sonra müşriklere karşı peygamberimizi müdafaa ederken bir şiir söyleyerek onu methetmiş ve “Onun yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenir” (يستسقيالغمامبوجهه) demişti. Şiirin bu kısmını daha sonraları Hz. Aişe ve Hz. Ebû Bekir (ra) çokça söylerlerdi. (Ahmed C.1, s.7, Musannef İbn Ebi Şeybe C.6, s.353, Bezzar C.1, s.128). Keza İbn Ömer (ra) de bu sözü çokça söylerdi. (Beyhaki Süneni Kübra 3-352) Hatta o şöyle demiştir: “Resûlullah’ın yüzüne baktığım zaman çoklukla şairin bu sözünü hatırlamışımdır.” (Buhari c.1, s.342) Garip olan şu ki, Ebû Talip iman etmemiş olduğu halde bir hakîkati görmüş ve ifade etmiş, fakat Peygambere ümmet olmuş bazı şahsiyetler bu hakîkati göremiyorlar. Yukarıdaki ifadeler sahâbelerin peygamberimizi vesile etmekte hiçbir mahzur görmediklerini ifadeye kâfidir. Bunu teyit eden başka bir hadis başta Buhari’nin rivayet ettiği Hz. Ömer’le ilgili hadistir


    Enes (ra) şöyle demiştir: Ömer b. Hattab (ra) kıtlık olduğu zaman Abbas b. Abdülmuttalip’i vesile ederek yağmur istedi ve “Allah’ım! Biz sana Peygamberimiz (asm) ile tevessül eder ve sen de bize yağmur ihsan ederdin. (Şimdi) sana Peygamberimizin amcasıyla tevessül ediyoruz. (نتوسلإليكبعمنبينا), bize yağmur ihsan eyle” dedi. Enes (ra) der ki; bu duânın ardından Allah yağmur ihsan etti. (Buhari c.1, s.342, c.3, s.1360) (Bu hadis Beyhaki, İbn Huzeyme, Taberâni, İbn Hibban ve başkaları tarafından da rivayet edilmiş sahih bir hadistir.)

    Taberani, Hakim, Ebû Nuaym, Beyhaki ve İbn Asakir’in Hz. Ömer (ra’) ten rivayet ettiklerine göre peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

    Âdem işlediği günahı işlediğinde başını semâya kaldırdı ve “(Allah’ım) Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum” (
    أسألكبحقمحمدإلاغفرتلي) dedi. Allah ona “Muhammed kimdir?” diye vahiyle sordu. Âdem “Beni yarattığın zaman başımı arşına kaldırdığımda orada ‘Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun resûlüdür’ "لاإلهإلااللهمحمدرسولالله" yazılı olduğunu gördüm. Bundan bildim ki, senin katında ismini ismin ile beraber yazdığın bu zâttan daha şerefi yüce kimse yoktur.” dedi. Allah ona “Ey Âdem! O senin zürriyetinden gelecek peygamberlerin sonuncusudur. Eğer o olmasaydı seni yaratmazdım” buyurdu. (Ed-Dürrül Mensur c.1, s.142)


    Ebû Nuaym Delail-i Nübüvve adlı kitabında Ata, Dahhak tarikiyle İbn Abbas (ra)’dan şöyle rivayet etmiştir: “Benî Kureyza ve Nadir Yahudileri Muhammed (asm) peygamber olarak gönderilmezden önce kafirlere karşı Allah’tan fetih istiyorlar ve şöyle duâ ediyorlardı: “Allah’ım! Ümmî peygamber hürmetine senden düşmanlarımıza karşı bize yardım etmeni istiyoruz. (اللهمإنانستنصركبحقالنبيالأمي)”. Allah da onlara yardım ediyor ve muzaffer oluyorlardı. (Ed-Dürrül Mensur c.1, s.216)









+ Yorum Gönder