Konusunu Oylayın.: Yılbaşı ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yılbaşı ile ilgili hutbe
  1. 28.Aralık.2011, 09:39
    1
    Misafir

    Yılbaşı ile ilgili hutbe

  2. 28.Aralık.2011, 11:33
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Yılbaşı ile ilgili hutbe




    MİLÂDİ YILBAŞI

    ﴿وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ﴾[1]
    ,... مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ-[2] صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.



    Dünyada mevcut her milletin kendine özgü bir yaşam modeli vardır. Ve her millet, bu modellerin çerçevesinde hareket ederek, maddi ve manevi değerlerini kendi kaynaklarından beslerler.
    Objektiften baktığımızda; Müslümanların İslâm esaslarına göre hayatlarını tanzim etmeleri ne kadar tabiiyse; diğer milletlerin de kendi inanç esaslarına göre hareket etmeleri, bir o kadar tabii görülür.
    Bir Müslümanın günde beş vakit Allah’ın huzurunda secdesi ve diğer ibadetleri varken; sair insanların da kendilerine göre, secde ve ibadet edecekleri değerleri vardır.
    İslâm kültürünün Cuma namazı; nasıl ki Müslümanları bir araya toplayıp ibadete davet ediyorsa; İslâm dışı akımların kutsal günleri de, onları kendi çaplarında bir birliğe davet eder.
    İşte İslâm harici akımların, bir gaye altında toplanıp aynı duyguları paylaştıkları birlikteliklerinden bir tanesi, yılbaşı ve noel kutlamalarıdır.
    Temelde İsa (a.s)’ın doğumunu lânse ettiren; aslında ise, İsa (a.s.)’ın doğum günüyle alâkası olmayan bu gecede, kendi inanç esaslarının da dışına çıkıp, bir peygamber doğumunun kutlanmasıyla ilgisi olmayacak hareketlerde bulunulması; bir dinin kendi kendini yalanlaması manâsına gelir. Çünkü bir peygamberin, sabaha kadar içki içilip haddi aşkın eğlencelerle anılması, o peygamberin razı olacağı bir davranış olmayacaktır.

    ....

    Bilindiği gibi yılbaşı ve noel kutlamaları, Hıristiyan ve batı kültüründen doğmuş bir gelenektir. Uzun kış gecelerine göre ayarlanmış, İslâm dışı hareketlerle kutlanan bu gecenin; İslâma dayanan hiçbir kökeni yoktur. İslâm zaten bu tür fuhşiyatı, ayet ve hadisleriyle men etmektedir.
    Yüce Mevlâ’mız Kur’an-ı Keriminde, İslâm mensuplarına şu ayeti bildirir:
    “Ey iman edenler! İyilik ve takva üzerinde (Allah’ın nehiylerinden ve şüphelilerinden sakınma hususunda) yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” [3]

    ....

    Hıristiyan ve küfür dünyasının bu geceyi kutlamalarına yönelik özel nedenlerinin olduğunu düşünebiliriz. “Küfür tek millettir” ilkesine bağlı kalarak;
    İslâm düşmanlarının, Müslümanlara yönelik yapmış oldukları zulüm ve tecavüzleri kutlamak için;
    Müslümanların eğitim haklarına, kıyafetlerine, siyasi ve sosyal bütünlüklerine yaptıkları baskıları kutlamak için;
    Müslümanları dünya liderliğine değil de, dünya köleliğine sürükleme peşinde olduklarını kutlamak için;
    İslâm birliğini yok sayıp, Avrupa ve haçlı zihniyetini dünyaya yayma isteklerini kutlamak için;
    İslâm ülkelerini deşifre edip; dünya hakimiyetini kendi ellerine geçirme ve Müslümanları sömürme arzularını kutlamak için;
    Mazlumların akan kanları ve ağlayan gözleriyle; gülmek ve kahkaha atmak için, işte bütün bu ve bunun gibi bir çok sebepler, küfür dünyasının yılbaşı gecesinde eğlenmelerine ve kadeh kaldırmalarına yeterli gelecektir.
    Onlar, kendi zulüm çarklarını çevirmeleri ve küfri başarıları için, eğlenerek dans edip göbek atarken; “ben Müslüman’ım” diyen insanların, namaz kılıp oruç tutanların ve Allah’ın kulu olduklarını her fırsatta dile getirenlerin, böyle bir geceyi kutlamaları çok garip karşılanmaz mı ?
    Küfür kervanının yolcuları, biz Müslümanların Cuma ve bayramlarına nasıl katılmıyorlarsa, Kâbe’mize nasıl yönelmiyorlarsa, Allah’ımızın ve peygamberimizin isteklerinden nasıl uzak duruyorlarsa, biz Müslümanlar da; onlara özel! gün ve gecelerden o derece uzak duracağız.
    Taklitçilikte ne kadar ileri gitsek, asıl değerlerimize bir o kadar yabancı kalırız. Dünya durdukça; onlar bizden biz de onlardan razı olamayız. Bakınız Allah (c.c.) bizlere bu gerçekleri nasıl bildiriyor:
    “Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar onlara tabi olmadıkça asla senden razı olmazlar. De ki; Gerçek yol ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına tabi olursan bir daha Allah’tan sana hiçbir dost ve yardımcı yoktur.” [4]
    Değerli kardeşlerim!
    İnsan; ancak sevdiğini, takdir ettiğini ve değer verip büyük gördüğünü taklit eder. Şekil taklitçiliği neticede itikadi taklitçiliğe götürür. Peygamberimiz (s.a.v.):
    “Kim (şekil ve amelde) bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. [5] Buyurur.
    Söz açık ve nettir. “Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.” [6]

    fetva kitaplarının bir çoğunda yer alan ve bizi dikkatle üzerinde durmaya davet eden şu sözlerle son veriyorum.
    “Bir Müslüman, Yahudi, Hıristiyan ve Mecusilerin bayramlarını kutlar, ona ta’zim eder veya o günlerde yaptıkları yemeği pişirirse mürted olur yani dinden çıkar.”
    Allah’û Tealâ, biz ümmeti Muhammedi, yılbaşı eğlencelerinin ve yılbaşında eğlenenlerin şerlerinden muhafaza eylesin.

    ________________________________________
    [1] Maide Suresi: 2
    [2] Cami-us Sağir: 104
    [3] Maide Suresi: 2
    [4] Bakara suresi: ayet 120
    [5] Cami-us Sağir: 104
    [6] Risale-i Nur Külliyatı




  3. 28.Aralık.2011, 11:33
    2
    Hüvel Baki..



    MİLÂDİ YILBAŞI

    ﴿وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ﴾[1]
    ,... مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ-[2] صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.



    Dünyada mevcut her milletin kendine özgü bir yaşam modeli vardır. Ve her millet, bu modellerin çerçevesinde hareket ederek, maddi ve manevi değerlerini kendi kaynaklarından beslerler.
    Objektiften baktığımızda; Müslümanların İslâm esaslarına göre hayatlarını tanzim etmeleri ne kadar tabiiyse; diğer milletlerin de kendi inanç esaslarına göre hareket etmeleri, bir o kadar tabii görülür.
    Bir Müslümanın günde beş vakit Allah’ın huzurunda secdesi ve diğer ibadetleri varken; sair insanların da kendilerine göre, secde ve ibadet edecekleri değerleri vardır.
    İslâm kültürünün Cuma namazı; nasıl ki Müslümanları bir araya toplayıp ibadete davet ediyorsa; İslâm dışı akımların kutsal günleri de, onları kendi çaplarında bir birliğe davet eder.
    İşte İslâm harici akımların, bir gaye altında toplanıp aynı duyguları paylaştıkları birlikteliklerinden bir tanesi, yılbaşı ve noel kutlamalarıdır.
    Temelde İsa (a.s)’ın doğumunu lânse ettiren; aslında ise, İsa (a.s.)’ın doğum günüyle alâkası olmayan bu gecede, kendi inanç esaslarının da dışına çıkıp, bir peygamber doğumunun kutlanmasıyla ilgisi olmayacak hareketlerde bulunulması; bir dinin kendi kendini yalanlaması manâsına gelir. Çünkü bir peygamberin, sabaha kadar içki içilip haddi aşkın eğlencelerle anılması, o peygamberin razı olacağı bir davranış olmayacaktır.

    ....

    Bilindiği gibi yılbaşı ve noel kutlamaları, Hıristiyan ve batı kültüründen doğmuş bir gelenektir. Uzun kış gecelerine göre ayarlanmış, İslâm dışı hareketlerle kutlanan bu gecenin; İslâma dayanan hiçbir kökeni yoktur. İslâm zaten bu tür fuhşiyatı, ayet ve hadisleriyle men etmektedir.
    Yüce Mevlâ’mız Kur’an-ı Keriminde, İslâm mensuplarına şu ayeti bildirir:
    “Ey iman edenler! İyilik ve takva üzerinde (Allah’ın nehiylerinden ve şüphelilerinden sakınma hususunda) yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” [3]

    ....

    Hıristiyan ve küfür dünyasının bu geceyi kutlamalarına yönelik özel nedenlerinin olduğunu düşünebiliriz. “Küfür tek millettir” ilkesine bağlı kalarak;
    İslâm düşmanlarının, Müslümanlara yönelik yapmış oldukları zulüm ve tecavüzleri kutlamak için;
    Müslümanların eğitim haklarına, kıyafetlerine, siyasi ve sosyal bütünlüklerine yaptıkları baskıları kutlamak için;
    Müslümanları dünya liderliğine değil de, dünya köleliğine sürükleme peşinde olduklarını kutlamak için;
    İslâm birliğini yok sayıp, Avrupa ve haçlı zihniyetini dünyaya yayma isteklerini kutlamak için;
    İslâm ülkelerini deşifre edip; dünya hakimiyetini kendi ellerine geçirme ve Müslümanları sömürme arzularını kutlamak için;
    Mazlumların akan kanları ve ağlayan gözleriyle; gülmek ve kahkaha atmak için, işte bütün bu ve bunun gibi bir çok sebepler, küfür dünyasının yılbaşı gecesinde eğlenmelerine ve kadeh kaldırmalarına yeterli gelecektir.
    Onlar, kendi zulüm çarklarını çevirmeleri ve küfri başarıları için, eğlenerek dans edip göbek atarken; “ben Müslüman’ım” diyen insanların, namaz kılıp oruç tutanların ve Allah’ın kulu olduklarını her fırsatta dile getirenlerin, böyle bir geceyi kutlamaları çok garip karşılanmaz mı ?
    Küfür kervanının yolcuları, biz Müslümanların Cuma ve bayramlarına nasıl katılmıyorlarsa, Kâbe’mize nasıl yönelmiyorlarsa, Allah’ımızın ve peygamberimizin isteklerinden nasıl uzak duruyorlarsa, biz Müslümanlar da; onlara özel! gün ve gecelerden o derece uzak duracağız.
    Taklitçilikte ne kadar ileri gitsek, asıl değerlerimize bir o kadar yabancı kalırız. Dünya durdukça; onlar bizden biz de onlardan razı olamayız. Bakınız Allah (c.c.) bizlere bu gerçekleri nasıl bildiriyor:
    “Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar onlara tabi olmadıkça asla senden razı olmazlar. De ki; Gerçek yol ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına tabi olursan bir daha Allah’tan sana hiçbir dost ve yardımcı yoktur.” [4]
    Değerli kardeşlerim!
    İnsan; ancak sevdiğini, takdir ettiğini ve değer verip büyük gördüğünü taklit eder. Şekil taklitçiliği neticede itikadi taklitçiliğe götürür. Peygamberimiz (s.a.v.):
    “Kim (şekil ve amelde) bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. [5] Buyurur.
    Söz açık ve nettir. “Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.” [6]

    fetva kitaplarının bir çoğunda yer alan ve bizi dikkatle üzerinde durmaya davet eden şu sözlerle son veriyorum.
    “Bir Müslüman, Yahudi, Hıristiyan ve Mecusilerin bayramlarını kutlar, ona ta’zim eder veya o günlerde yaptıkları yemeği pişirirse mürted olur yani dinden çıkar.”
    Allah’û Tealâ, biz ümmeti Muhammedi, yılbaşı eğlencelerinin ve yılbaşında eğlenenlerin şerlerinden muhafaza eylesin.

    ________________________________________
    [1] Maide Suresi: 2
    [2] Cami-us Sağir: 104
    [3] Maide Suresi: 2
    [4] Bakara suresi: ayet 120
    [5] Cami-us Sağir: 104
    [6] Risale-i Nur Külliyatı







+ Yorum Gönder