Konusunu Oylayın.: Erkeğin karısını boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Erkeğin karısını boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir mi?
  1. 27.Aralık.2011, 20:50
    1
    Misafir

    Erkeğin karısını boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir mi?






    Erkeğin karısını boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir mi? Mumsema erkeğin karısına boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir mi?


  2. 27.Aralık.2011, 21:14
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Erkeğin karısını boşaması için kadına sözlü olarak bunu söylemesi mi gerekir yoksa onu görmeden boşol diyebilir m




    Talakın Geçerliliği
    Bir- talakın geçerli olabilmesi için, o talakın İslami esaslara uygun olmasının yanında, talakı veren kişinin akıllı, bülüğ çağına ermiş ve kendi özgür iradesi ile kasden ifade etmesi gerekir. Aşağıdaki hallerde, talak geçerli olmaz.
    1- Zorlananın Talakı: Zorlanan kişinin kendi ihtiyari yoktur. İrade ve ihtiyar ise teklifin esasıdır. Bunlar yok olunca teklif de kalkar. Zorlanan kişi yaptığı işten sorumlu tutulmaz. Yüce Rabb'imiz Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
    "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna:' (16 NAHL, 106) Hadisi şerifte ise Rasulullah(as) şöyle buyurmuştur: "Hata, unutmak ve zorla yaptırılan suçların cezası ümmetimden kaldırılmıştır."
    Bir çok sahabe, Maliki, Şafi, Hambeli mezhepleri bu görüştedirler.
    2- Sarhoşun Talakı: Sarhoş, aklından yoksun olduğu için deli ve çocuk hükmündedir. Dolayısıyla sarhoşun talakı geçersizdir. Yüce Allah(cc), sarhoşun ibadetini geçersiz saymaktadır.
    "Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın." (4 NİSA, 43) Birçok sahabe, sarhoşun talakının geçerli olmadığında birleşmiştir. Hz. Osman(r.a) da sarhoşun boşanmasına itibar etmezdi. Şevkani şöyle demiştir: "Aklı giden sarhoşun boşamasının bir hükmü yoktur. Çünkü, teklifin muhatabı olan, akıldan mahrumdur. Şari, sarhoşa verilecek cezayı tayin etmiş olup, kendi görüşümüzle bu sınırı aşarak ceza olsun diye talakının geçerli olduğunu söyleme ve neticede sarhoşa iki şekilde ceza verme hakkımız yoktur."
    3- Kızgın Kimsenin Talakı: Kızgın kimse, ne söylediğini düşünmeyip kendisinden çıkan sözü bilmez. Bu bakımdan talakı geçerli olmaz. Çünkü iradeden yoksundur.
    Ahmed, Ebu Davut, İbn Mace ve Hakim'in Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah(as), "ığlak halinde boşama ve köle azad etme geçerli değildir' buyurmuştur.
    "Iğlak" kelimesi kızgınlık, zorlama ve delilik hali olarak tefsir edilmiştir. Zad-ül Mead'da İbn Teymiyye şöyle demiştir. "ığlak kelimesinin hakikati, kişinin kalbinin kapanarak ne söylediğini bilmemesi ve konuştuğunu kasdetmemesidir. Bu kimsenin kast ve iradesi kapanmıştır. Zorlananın ve delinin talakı ile sarhoşluk ve kızgınlık sebebiyle aklını giderenin talakı bu kısma girer. Hatta ne söylediğini bilmeyen söylediğinde kasıt bulunmayanın talakı da bunun gibi olup geçerli sayılmaz."
    Bu kızgınlık. ne söylediğini bilmeyecek derecede aklı gidenin kızgınlığıdır. Ne söyleyip ne kasdettiğini bilen kişinin kızgınlığında ise talak vaki olur.
    4- Şaka Yapanla Hata Yapanın Talakı: Şaka ciddiyetten uzak olduğu için şaka ile yapılabilecek her akit fasittir. Şakada azim söz konusu değildir. Bu nedenle, şaka ile talak yapmak geçersizdir. Çünkü, yüce Allah(cc) şöyle buyuruyor:
    "Şayet boşamaya kararlı (azimli) iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir." (2 BAKARA, 227)
    Talak, niyete muhtaç bir iştir. Şaka yapanın ise, boşamaya ne azmi ne de niyeti vardır.
    Buhari'nin İbn Abbas tan rivayet ettiğine göre, 'Şüphesiz talak bir ihtiyaçtan dolayı yapılır buyrulmuştur.
    Gerçi senedi hakkında ihtilaf olan ve Tirmizi'nin hasen, Hakim'in sahih kabul ettiği bir Hadisi Şerifte şöyle buyruluyor:
    "Üç şey vardır ki, bunların ciddisi ciddi şakası da ciddidir. Bunların birincisi nikah, ikincisi boşanma, üçüncüsü de bir adamın boşamış olduğu karısına tekrar dönmesidir."
    Bu hadiste dikkat edilirse, fiil söz konusudur. Yani bu sayılan durumlarda eylem yapılmıştır, şakayı aşmıştır. Bizim kastettiğimiz sözle yapılan şaka ve bu şaka sonucunda kadının evi terk etmesidir.
    Hata ile yapılan talaka gelince; bu kimse söylediği sözle talakı kastetmemiş, sadece ağzından hata ile bu kelime çıkmıştır.
    Ancak şurası da bir gerçektir ki; talak konusu şaka ve eğlenceye alınamaz.
    5- Dalgın ve Unutan Kimsenin Talakı: Dalgın ve unutanın talakı, hata ve şaka yapanın talakı gibidir.
    6- Şaşkın Kimsenin Talakı: Şaşkın kimse, kendisine isabet eden ani bir olay karşısında ne söylediğini bilmeyen kimsedir ki, bu olay onun aklını giderir ve fikirlerini saptırır. Deli, bunak ve baygın kimsenin talakı vaki olmadığı gibi bunun da talakı vaki olmaz. Yine bunun gibi aklına yaşlılık, hastalık veya ani bir musibetten dolayı bir noksanlık gelen kimsenin talakı da vaki olmaz.
    Kadının Talakını İstemesi
    İslam'da kadın ve erkek, sorumluluklar karşısında eşit tutulmuştur. Aile yuvasının kurulmasında ve sürekliliğinin - sağlanmasında da kadının ve erkeğin birbiri üzerinde hakları ve karşılıklı sorumlulukları vardır. Yüce Rabb'imiz şöyle buyuruyor:

    Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, kadınlar üzerinde(ki hakları), bir derece daha fazladır. Allah azizdir, hakimdir." (2 BAKARA,, 228)
    "Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve (erkeklerin) malllarından harca(yıp kadınların geçimini sağla)dıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler..." (4 NİSA, 34)

    "Eğer aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin, bunlar uzlaştırmak isterlerse Allah onların arasını bulur. çünkü Allah bilendir, haber alandır." (4 NİSA, 35)
    Burada dikkat edilirse, kadın ve erkek eşit haklara sahiptirler, ancak erkek; aile sorumluluğunu yüklenmesi ve ailenin nafakasını temin etmek için sürekli dışarıda çalışması, her çeşit tehlikeyi göğüslemesi nedeniyle, bir derece üstün olup yönetici durumundadır. Bunun dışında, her halukarda eşitlik söz konusudur.
    "Rab'leri onlara karşılık verdi: 'Ben, sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim hep birbirinizdensiniz..." (3 AL’İ İMRAN, 195)
    "Mü'min erkek ve kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder kötülükten menederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah güçlüdür, hakimdir. "(9 TEVBE, 71)
    Allah ve Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman; artık inanmış bir kadın ve erkeğe o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (33 AHZAB, 36)
    Durum böyle olunca, kadın da Allah'a karşı sorumludur. Bu sorumluluğu dolayısıyla da şer i şerifin bütün emirlerine uymakla mükelleftir. Kadın, hiçbir konuda, hoşuna gitmiyor diye, Allâh'ın ayetlerini ve Resulün sünnetini ihmal edemez, karşı çıkamaz. Karşı çıkması halinde sapıklığa düşmüş olur.
    Bir kadın hoşuna gitmiyor diye tesettürden kaçamaz, Allah'ın dinini yaşamaktan ve anlatmaktan geri duramaz, çok evliliğe karşı çıkamaz. Kur'an ve Sünnet'te var olan hükümleri kendi hevasına göre değiştirip karşı çıkan kadın, Kur'ani ifadeyle sapıtmış, sapıklığa düşmüş demektir. Bu sapıklıktan ancak tevbe ederek kurtulabilir.
    Bir kadının hangi hallerde boşanacağını Kuran'ı Kerim ortaya koymuştur. Erkek, zina ederse otomatikman kadının üzerinden nikahı düşer. Çünkü zani olan bir erkek; ancak zani veya müşrik bir kadınla evlenir, mü'mine kadına nikahı haramdır (24/3). İkinci halde erkek, üzerine düşen erkeklik görevini ifa edemezse bu durumda da kadın boşanmasını talep edebilir.
    Hz. Aişe(r.anh)'dan rivayete göre Kurzi Rifaa'nın karısı (Temime) Rasulullah'a gelerek şöyle demiştir.
    "Ya Rasullulah Rifaa beni boşamıştı (ve üç talakla) talakı kat'i kılmıştı. Sonra ben de Kurzi Abdurrahman bin Zübeyr ile evlenmiştim. Fakat Abdurrahman'ın erliği şu elbise saçağı gibi (gevşek)dir. (Erlik vazifesi göremiyor)" diyerek boşanmasını talep etmiştir.
    Üçüncüsü, kadının kocası tarafından sürekli taciz edilmesidir. Kadının huzuru yoksa ve kocası da bu huzursuzluğu körüklüyorsa kadın talakını isteyebilir.
    Dördüncüsü ise kadının, aç-çıplak kalması, kişi haysiyetiyle bağdaşmayan bir konumda bulunması halinde talakını isteme hakkı vardır.
    Bunun dışında kadın, her hangi bir nedenden dolayı evde huzursuzluk çıkararak ikide bir boşanmasını talep edemez veya talakı bir koz olarak erkeğe karşı kullanamaz. Böyle yapan kadınlar, Rasulullah (as)'ın diliyle kınanmışlardır.
    "Zorlayıcı bir sebep olmadan kocasından boşanmayı isteyen bir kadına cennetin kokusu haram olur. " (Ebu Davut, Tirmizi, Et Terğib c.3s.83)
    "(Makul ve meşru bir sebep olmaksızın) zevcelerinden ayrılmayı ve boşanmayı isteyen kadınlarla (gönlünü başka birine verdiği için kocalarından nefislerini ve muhabbetlerini) nezi'eden, kesen zevceler münafıkların ta kendileridir." (İslamda Evlilik ve Mahremiyetleri s.369)
    "Evleniniz, şeri bir özür olmadıkça boşanmayınız. Çünkü Allahü Teala zevklerine düşkün olan ve başkalarıyla evlenmek için hemen boşanan erkeklerle kadınları sevmez" (Tabarani)
    "Evlenin ve ciddi bir sebep olmadıkça boşanmayın. Zira boşanmadan arz titrer: " (Muhtar'ul Ehadis s.60)
    Bütün bunlar da gösteriyor ki kadın, önemli bir sebep olmadıkça boşanmasını talep edemez. Etmesi durumunda: kınananlardan olur. meşru bir sebeple, boşanmasını isteyen kadının talak şartları da erkeğin talak şartları gibidir. Ancak boşanmak isteyen bir kadın, kocasının kendisine verdiği mehri iade etmek zorundadır. Çünkü, boşanmayı talep eden kendisidir. Fidyenin miktarı kocanın kendisine verdiği miktar kadardır. Ayeti kerimede kadının fidye verebileceği beyan edilmektedir:
    "Eğer Allah'ın kanunlarını ikisi koruyamayacaklar diye korkarsanız o zaman kadının fidye vermesinde . ikisine de günah yoktur" (2 BAKARA, 229)
    Bir gün Sabit b. Kays'ın karısı, Rasulullah(as)'a gelerek, Sabit ten ayrılmak istediğini söyler. Rasulullah(as) Sabit'ten ne aldığını
    sorması üzerine, bir bahçe olduğunu öğrenir ve bahçeyi iade etmesini, Sabit'e de bahçesini kabul ederek karısını bir talakla boşamasını buyurur.
    İşte kadının talakını istemesi budur. Bunun dışında talak talep etmek Allah ve Rasulü'ne karşı gelmektir ki sonu felakettir(58/5).
    Talak konusu üzerinde bu denli geniş duruşumuzun nedeni,bu konudaki yanlış anlamalardan kaynaklanmaktadır. Toplumsal kültürde, nikah konusunda -evlenecek kişinin inancının araştırılması dışında- pek fazla bir farklılık yok iken, talak konusunda baştan sona kadar yanlışlar, bid'atlar ve hurafeler doludur. Bu kültürde, evli bir kişinin, içinde bir şey bulunmayan bir tencere ya da bir kap için: "bu boştur" demesi eşinin boşanmasına sebep gösterilmiştir.
    Bir diğeri de, evli bir kişinin eşine şaka yoluyla "Bak seni boşarım" ya da "Başka biriyle evlenip senden boşanacağım" demesi boşanma sebebi sayılmıştır.
    Bu konuda başka bir yanlışlık da, evli kişinin "üçten dokuza kadar benden boşsun" ya da "seni üç talakla boşarım" gibi ifadeyi sarf etmesiyle eşinin kendisinden ebediyen boşanacağına inanılmasıdır.
    Yukarıda üç örnek verdiğimiz bu tür ifadeleri çoğaltmak mümkündür. Ancak vereceğimiz tüm örnekler; tıpkı bu örneklerde olduğu gibi hepsi Kur'an ve Sünnet esasıyla çelişmekte, zıt düşmektedirler.
    Thalak konusunda yapılan tüm bu yanlışlıkların temelinde. toplumun Kur'an ve Sünnet gerçeğinden uzaklaşması yatmaktadır. Bu yanlışlıkların giderilmesi ise, her konuda Kur'an ve Sünnet gerçeğini bilmekle mümkündür.
    Sonuç olarak. Kur'an gerçeğinde hareket edildiğinde ne itikadi bozukluklar. ne ameli çarpıklıklar ve ne de bir sürü sapıklıklar ve yanlışlıklar ortaya çıkar. Çünkü Kur'an, doğruların ana kaynağı ve kendisine -tabi olanları hidayete ulaştıran yegane kılavuz, Sünnet de Kur'ani doğruları pratize eden en doğru davranış ve yoldur.
    "Rabb'inizden size indirilene uyun ve O'dan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!" (7 A'RAF 3)
    "Gerçekten bu Kur'an da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminleri kendilere için büyük bir ecir olduğunu müjdele. "(17 İSRA, 9)
    "Şüphesiz bunda kulluk eden kimseler için yeterli bir öğüt vardır." (21 ENBİYA; 106)
    "Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar, O'ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır"(24 NUR, 52) "
    arşivden...


    ayrıntılı bilgi için bkz>>>

    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...i-gerekir.html

    http://www.google.com/url?q=http://w...6uAFcrJroUkeZg




  3. 27.Aralık.2011, 21:14
    2
    Silent and lonely rains



    Talakın Geçerliliği
    Bir- talakın geçerli olabilmesi için, o talakın İslami esaslara uygun olmasının yanında, talakı veren kişinin akıllı, bülüğ çağına ermiş ve kendi özgür iradesi ile kasden ifade etmesi gerekir. Aşağıdaki hallerde, talak geçerli olmaz.
    1- Zorlananın Talakı: Zorlanan kişinin kendi ihtiyari yoktur. İrade ve ihtiyar ise teklifin esasıdır. Bunlar yok olunca teklif de kalkar. Zorlanan kişi yaptığı işten sorumlu tutulmaz. Yüce Rabb'imiz Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
    "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna:' (16 NAHL, 106) Hadisi şerifte ise Rasulullah(as) şöyle buyurmuştur: "Hata, unutmak ve zorla yaptırılan suçların cezası ümmetimden kaldırılmıştır."
    Bir çok sahabe, Maliki, Şafi, Hambeli mezhepleri bu görüştedirler.
    2- Sarhoşun Talakı: Sarhoş, aklından yoksun olduğu için deli ve çocuk hükmündedir. Dolayısıyla sarhoşun talakı geçersizdir. Yüce Allah(cc), sarhoşun ibadetini geçersiz saymaktadır.
    "Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın." (4 NİSA, 43) Birçok sahabe, sarhoşun talakının geçerli olmadığında birleşmiştir. Hz. Osman(r.a) da sarhoşun boşanmasına itibar etmezdi. Şevkani şöyle demiştir: "Aklı giden sarhoşun boşamasının bir hükmü yoktur. Çünkü, teklifin muhatabı olan, akıldan mahrumdur. Şari, sarhoşa verilecek cezayı tayin etmiş olup, kendi görüşümüzle bu sınırı aşarak ceza olsun diye talakının geçerli olduğunu söyleme ve neticede sarhoşa iki şekilde ceza verme hakkımız yoktur."
    3- Kızgın Kimsenin Talakı: Kızgın kimse, ne söylediğini düşünmeyip kendisinden çıkan sözü bilmez. Bu bakımdan talakı geçerli olmaz. Çünkü iradeden yoksundur.
    Ahmed, Ebu Davut, İbn Mace ve Hakim'in Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah(as), "ığlak halinde boşama ve köle azad etme geçerli değildir' buyurmuştur.
    "Iğlak" kelimesi kızgınlık, zorlama ve delilik hali olarak tefsir edilmiştir. Zad-ül Mead'da İbn Teymiyye şöyle demiştir. "ığlak kelimesinin hakikati, kişinin kalbinin kapanarak ne söylediğini bilmemesi ve konuştuğunu kasdetmemesidir. Bu kimsenin kast ve iradesi kapanmıştır. Zorlananın ve delinin talakı ile sarhoşluk ve kızgınlık sebebiyle aklını giderenin talakı bu kısma girer. Hatta ne söylediğini bilmeyen söylediğinde kasıt bulunmayanın talakı da bunun gibi olup geçerli sayılmaz."
    Bu kızgınlık. ne söylediğini bilmeyecek derecede aklı gidenin kızgınlığıdır. Ne söyleyip ne kasdettiğini bilen kişinin kızgınlığında ise talak vaki olur.
    4- Şaka Yapanla Hata Yapanın Talakı: Şaka ciddiyetten uzak olduğu için şaka ile yapılabilecek her akit fasittir. Şakada azim söz konusu değildir. Bu nedenle, şaka ile talak yapmak geçersizdir. Çünkü, yüce Allah(cc) şöyle buyuruyor:
    "Şayet boşamaya kararlı (azimli) iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir." (2 BAKARA, 227)
    Talak, niyete muhtaç bir iştir. Şaka yapanın ise, boşamaya ne azmi ne de niyeti vardır.
    Buhari'nin İbn Abbas tan rivayet ettiğine göre, 'Şüphesiz talak bir ihtiyaçtan dolayı yapılır buyrulmuştur.
    Gerçi senedi hakkında ihtilaf olan ve Tirmizi'nin hasen, Hakim'in sahih kabul ettiği bir Hadisi Şerifte şöyle buyruluyor:
    "Üç şey vardır ki, bunların ciddisi ciddi şakası da ciddidir. Bunların birincisi nikah, ikincisi boşanma, üçüncüsü de bir adamın boşamış olduğu karısına tekrar dönmesidir."
    Bu hadiste dikkat edilirse, fiil söz konusudur. Yani bu sayılan durumlarda eylem yapılmıştır, şakayı aşmıştır. Bizim kastettiğimiz sözle yapılan şaka ve bu şaka sonucunda kadının evi terk etmesidir.
    Hata ile yapılan talaka gelince; bu kimse söylediği sözle talakı kastetmemiş, sadece ağzından hata ile bu kelime çıkmıştır.
    Ancak şurası da bir gerçektir ki; talak konusu şaka ve eğlenceye alınamaz.
    5- Dalgın ve Unutan Kimsenin Talakı: Dalgın ve unutanın talakı, hata ve şaka yapanın talakı gibidir.
    6- Şaşkın Kimsenin Talakı: Şaşkın kimse, kendisine isabet eden ani bir olay karşısında ne söylediğini bilmeyen kimsedir ki, bu olay onun aklını giderir ve fikirlerini saptırır. Deli, bunak ve baygın kimsenin talakı vaki olmadığı gibi bunun da talakı vaki olmaz. Yine bunun gibi aklına yaşlılık, hastalık veya ani bir musibetten dolayı bir noksanlık gelen kimsenin talakı da vaki olmaz.
    Kadının Talakını İstemesi
    İslam'da kadın ve erkek, sorumluluklar karşısında eşit tutulmuştur. Aile yuvasının kurulmasında ve sürekliliğinin - sağlanmasında da kadının ve erkeğin birbiri üzerinde hakları ve karşılıklı sorumlulukları vardır. Yüce Rabb'imiz şöyle buyuruyor:

    Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, kadınlar üzerinde(ki hakları), bir derece daha fazladır. Allah azizdir, hakimdir." (2 BAKARA,, 228)
    "Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve (erkeklerin) malllarından harca(yıp kadınların geçimini sağla)dıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler..." (4 NİSA, 34)

    "Eğer aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin, bunlar uzlaştırmak isterlerse Allah onların arasını bulur. çünkü Allah bilendir, haber alandır." (4 NİSA, 35)
    Burada dikkat edilirse, kadın ve erkek eşit haklara sahiptirler, ancak erkek; aile sorumluluğunu yüklenmesi ve ailenin nafakasını temin etmek için sürekli dışarıda çalışması, her çeşit tehlikeyi göğüslemesi nedeniyle, bir derece üstün olup yönetici durumundadır. Bunun dışında, her halukarda eşitlik söz konusudur.
    "Rab'leri onlara karşılık verdi: 'Ben, sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim hep birbirinizdensiniz..." (3 AL’İ İMRAN, 195)
    "Mü'min erkek ve kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder kötülükten menederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah güçlüdür, hakimdir. "(9 TEVBE, 71)
    Allah ve Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman; artık inanmış bir kadın ve erkeğe o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (33 AHZAB, 36)
    Durum böyle olunca, kadın da Allah'a karşı sorumludur. Bu sorumluluğu dolayısıyla da şer i şerifin bütün emirlerine uymakla mükelleftir. Kadın, hiçbir konuda, hoşuna gitmiyor diye, Allâh'ın ayetlerini ve Resulün sünnetini ihmal edemez, karşı çıkamaz. Karşı çıkması halinde sapıklığa düşmüş olur.
    Bir kadın hoşuna gitmiyor diye tesettürden kaçamaz, Allah'ın dinini yaşamaktan ve anlatmaktan geri duramaz, çok evliliğe karşı çıkamaz. Kur'an ve Sünnet'te var olan hükümleri kendi hevasına göre değiştirip karşı çıkan kadın, Kur'ani ifadeyle sapıtmış, sapıklığa düşmüş demektir. Bu sapıklıktan ancak tevbe ederek kurtulabilir.
    Bir kadının hangi hallerde boşanacağını Kuran'ı Kerim ortaya koymuştur. Erkek, zina ederse otomatikman kadının üzerinden nikahı düşer. Çünkü zani olan bir erkek; ancak zani veya müşrik bir kadınla evlenir, mü'mine kadına nikahı haramdır (24/3). İkinci halde erkek, üzerine düşen erkeklik görevini ifa edemezse bu durumda da kadın boşanmasını talep edebilir.
    Hz. Aişe(r.anh)'dan rivayete göre Kurzi Rifaa'nın karısı (Temime) Rasulullah'a gelerek şöyle demiştir.
    "Ya Rasullulah Rifaa beni boşamıştı (ve üç talakla) talakı kat'i kılmıştı. Sonra ben de Kurzi Abdurrahman bin Zübeyr ile evlenmiştim. Fakat Abdurrahman'ın erliği şu elbise saçağı gibi (gevşek)dir. (Erlik vazifesi göremiyor)" diyerek boşanmasını talep etmiştir.
    Üçüncüsü, kadının kocası tarafından sürekli taciz edilmesidir. Kadının huzuru yoksa ve kocası da bu huzursuzluğu körüklüyorsa kadın talakını isteyebilir.
    Dördüncüsü ise kadının, aç-çıplak kalması, kişi haysiyetiyle bağdaşmayan bir konumda bulunması halinde talakını isteme hakkı vardır.
    Bunun dışında kadın, her hangi bir nedenden dolayı evde huzursuzluk çıkararak ikide bir boşanmasını talep edemez veya talakı bir koz olarak erkeğe karşı kullanamaz. Böyle yapan kadınlar, Rasulullah (as)'ın diliyle kınanmışlardır.
    "Zorlayıcı bir sebep olmadan kocasından boşanmayı isteyen bir kadına cennetin kokusu haram olur. " (Ebu Davut, Tirmizi, Et Terğib c.3s.83)
    "(Makul ve meşru bir sebep olmaksızın) zevcelerinden ayrılmayı ve boşanmayı isteyen kadınlarla (gönlünü başka birine verdiği için kocalarından nefislerini ve muhabbetlerini) nezi'eden, kesen zevceler münafıkların ta kendileridir." (İslamda Evlilik ve Mahremiyetleri s.369)
    "Evleniniz, şeri bir özür olmadıkça boşanmayınız. Çünkü Allahü Teala zevklerine düşkün olan ve başkalarıyla evlenmek için hemen boşanan erkeklerle kadınları sevmez" (Tabarani)
    "Evlenin ve ciddi bir sebep olmadıkça boşanmayın. Zira boşanmadan arz titrer: " (Muhtar'ul Ehadis s.60)
    Bütün bunlar da gösteriyor ki kadın, önemli bir sebep olmadıkça boşanmasını talep edemez. Etmesi durumunda: kınananlardan olur. meşru bir sebeple, boşanmasını isteyen kadının talak şartları da erkeğin talak şartları gibidir. Ancak boşanmak isteyen bir kadın, kocasının kendisine verdiği mehri iade etmek zorundadır. Çünkü, boşanmayı talep eden kendisidir. Fidyenin miktarı kocanın kendisine verdiği miktar kadardır. Ayeti kerimede kadının fidye verebileceği beyan edilmektedir:
    "Eğer Allah'ın kanunlarını ikisi koruyamayacaklar diye korkarsanız o zaman kadının fidye vermesinde . ikisine de günah yoktur" (2 BAKARA, 229)
    Bir gün Sabit b. Kays'ın karısı, Rasulullah(as)'a gelerek, Sabit ten ayrılmak istediğini söyler. Rasulullah(as) Sabit'ten ne aldığını
    sorması üzerine, bir bahçe olduğunu öğrenir ve bahçeyi iade etmesini, Sabit'e de bahçesini kabul ederek karısını bir talakla boşamasını buyurur.
    İşte kadının talakını istemesi budur. Bunun dışında talak talep etmek Allah ve Rasulü'ne karşı gelmektir ki sonu felakettir(58/5).
    Talak konusu üzerinde bu denli geniş duruşumuzun nedeni,bu konudaki yanlış anlamalardan kaynaklanmaktadır. Toplumsal kültürde, nikah konusunda -evlenecek kişinin inancının araştırılması dışında- pek fazla bir farklılık yok iken, talak konusunda baştan sona kadar yanlışlar, bid'atlar ve hurafeler doludur. Bu kültürde, evli bir kişinin, içinde bir şey bulunmayan bir tencere ya da bir kap için: "bu boştur" demesi eşinin boşanmasına sebep gösterilmiştir.
    Bir diğeri de, evli bir kişinin eşine şaka yoluyla "Bak seni boşarım" ya da "Başka biriyle evlenip senden boşanacağım" demesi boşanma sebebi sayılmıştır.
    Bu konuda başka bir yanlışlık da, evli kişinin "üçten dokuza kadar benden boşsun" ya da "seni üç talakla boşarım" gibi ifadeyi sarf etmesiyle eşinin kendisinden ebediyen boşanacağına inanılmasıdır.
    Yukarıda üç örnek verdiğimiz bu tür ifadeleri çoğaltmak mümkündür. Ancak vereceğimiz tüm örnekler; tıpkı bu örneklerde olduğu gibi hepsi Kur'an ve Sünnet esasıyla çelişmekte, zıt düşmektedirler.
    Thalak konusunda yapılan tüm bu yanlışlıkların temelinde. toplumun Kur'an ve Sünnet gerçeğinden uzaklaşması yatmaktadır. Bu yanlışlıkların giderilmesi ise, her konuda Kur'an ve Sünnet gerçeğini bilmekle mümkündür.
    Sonuç olarak. Kur'an gerçeğinde hareket edildiğinde ne itikadi bozukluklar. ne ameli çarpıklıklar ve ne de bir sürü sapıklıklar ve yanlışlıklar ortaya çıkar. Çünkü Kur'an, doğruların ana kaynağı ve kendisine -tabi olanları hidayete ulaştıran yegane kılavuz, Sünnet de Kur'ani doğruları pratize eden en doğru davranış ve yoldur.
    "Rabb'inizden size indirilene uyun ve O'dan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!" (7 A'RAF 3)
    "Gerçekten bu Kur'an da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminleri kendilere için büyük bir ecir olduğunu müjdele. "(17 İSRA, 9)
    "Şüphesiz bunda kulluk eden kimseler için yeterli bir öğüt vardır." (21 ENBİYA; 106)
    "Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar, O'ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır"(24 NUR, 52) "
    arşivden...


    ayrıntılı bilgi için bkz>>>

    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...i-gerekir.html

    http://www.google.com/url?q=http://w...6uAFcrJroUkeZg







+ Yorum Gönder