Konusunu Oylayın.: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu?

5 üzerinden 3.50 | Toplam : 2 kişi
Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu?
  1. 22.Aralık.2011, 10:19
    1
    Misafir

    Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu?






    Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu? Mumsema kumar oynuyordum birkaçkez kurana el bastım birdaha oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu ve rabbime kendimi nasıl affetirebilirim


  2. 22.Aralık.2011, 10:19
    1
    eztanema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    eztanema
    Misafir



  3. 23.Aralık.2011, 12:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu?




    ]Kur'ana el basarak Yemin etmek
    Yeminler çok kere örf ve adete göre şekillenir ve ona göre yemin edilir. Bilhassa ülkemizde bölgeden bölgeye değişen pek çok yemin çeşitleri vardır. Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan yeminler de adet haline gelmiş olan yeminlerden birisidir. Mesela “Kur’an üzerine yemin ederim ki Kur’an hakkı için şu işi mutlaka yapacağım veya yapmayacağım” şeklinde yemin etmek gibi... Hatta bu yemin halk arasında diğer yeminlerden daha büyük ve mes’uliyeti daha ağır bir yemin çeşidi olarak bilinir. Bir mesele üzerinde anlaşamayan mutabakata varamayan taraflar birbirlerini Kur’an’a el basmaya davet eder. Zaten çok ciddi bir mesele olmadıkça ve insan haklılığından tam emin olmadıkça böyle bir yemine teşebbüs ve cesaret de edemez.

    Meselenin fıkhi yönüne gelince; Kur’an’la yemin etmek caizdir ve bu yemin sayılır. Çünkü Allah’ın ezeli bir kelamı olan Kur’an’la yemin etmek Allah’ın İzzet ve Celaline yemin etmek gibidir.

    İbni Kudame el-Muğni isimli eserinde “Kur’an ile ondan bir ayetle ve kelamullah ile yemin etmek yemin olur. İbni Mes’ud Katade İmam malik ve Şafii ve bütün ehl-i ilim aynı şeyi söylemişlerdir.” (el-muğni9:407(7981. Mesele)

    Yukarıda da ifadeye çalıştığımız gibi Kur’an üzerine yemin denilince insanlar “Mushaf‘” üzerine el basarak yapılan yemin olarak bilirler. Bu da bir çeşit Allah’ın Kelam sıfatı üzerine yemin etmektir ki o da yemindir.

    Sahih-i Buhari’yi 32 ciltlik eseriyle şerh eden İmam Bedrüddin Ayni şunları söyler:
    “Bana göre bir kimse Mushaf ile yemin ederse veya üstüne elini koyarsa veya ‘Bunun hakkı için’ derse o yemin sayılır. Bilhassa yalan yere yapılan yeminlerin çoğaldığı ve halkın Mushafla yemin etmeye çok rağbet ettikleri bu devirde...”

    Son devir alimlerinden Allame Kemal de bu hususta şöyle der:
    “Şüphesiz Kur‘an-ı Kerimle yemin etmek şimdi adet haline gelmiştir. Öyle ise onunla yemin etmek yemin sayılır. Çünkü yeminler örf ve adete göredir.” Bütün bu izahlar açıkça göstermektedir ki Kur‘an üzerine el basılarak edilen yemin bağlayıcılığı olan ve bozulunca keffareti gereken yemin sınıfına girer.


    Yemin sözü pekiştirmek veya karşı tarafı ikna etmek için edilir. En güzel olanı sözü yerli yerinde söyleyip yemine ihtiyaç duymamaktır. Bu anlamda yemin dinimizde hoş görülen bir şey değildir. Ama bir yerde de yemin edilmişse bu sefer yemin hükümlerine uymak gerekir.

    Yemin ve Kefareti
    Ayette Yüce Mevlâmız boş bulunarak veya kasıtsız olarak dil alışkanlığıyla yapılmış olan yeminlerden sorumlu tutmayacağını ifade buyurmuştur. Bu tür yemine kaynaklarımızda “lağv yemini” adı verilir.

    Bilerek yapılan yeminler ise ya gerçekleşmiş olan olaylarla ilgilidir veya gerçekleşecek olan olaylarla ilgilidir.

    Gerçekleşmiş olan olaylarla ilgili yemin edilirse bu yemin olayın ya gerçekleştiği hale uygun bir yemindir veya gerçeğe aykırı bir yemindir. Gerçeğe uygunsa mesele yoktur. Gerçeğe aykırı bir yemin yapılmışsa yalan yere yemin yapılmış demektir. Böyle bir yemin büyük günahlardandır ve alimlerimizin çoğunluğuna göre bunun kefareti yoktur. Çünkü böyle bir yemin sahibini günaha ve ateşe sokmuştur. Bile bile yalan söylemiştir. Yalanın da kefareti söz konusu değildir.

    Şafiî alimleri ise böyle bir yemine de keffaret gerektiğini ifade buyururlar. (Şirbinî Muğni c.4 s.325). Kaynaklarımızda böyle yemine sahibini günaha ve ateşe sokan yemin anlamında “gamûs yemini” denilmiştir.

    Gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili yemin edilmesi halinde ise kaynaklarımızda “münakid yemin” denilen yemin söz konusu olmaktadır. İşte bu tür yeminler yerine getirilmediğinde kefaret gerekir.
    Gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili yeminlere uymanın hükmü konusunda şu ayırıma da dikkat etmek gerekir:

    1. Yeminin konusu yerine getirilmesi farz veya vacip olan bir yükümlülük ile ilgili olursa buna uymak farz veya vaciptir. Mesela farz olan namazlarını kılmaya zekâtını vermeye ya da içki içmemeye yemin eden bir kimsenin bunlara riayet etmesi zaten farzdır. Böyle bir yemin etmişse sadece görevini yerine getireceğini yeminiyle pekiştirmiş olur. Yeminine uymadığı takdirde bir taraftan zaten haram işlemiş olur; diğer taraftan yemin kefaretini de yerine getirmesi gerekir.

    2. Yeminin konusu yapılmaması gereken bir şeyin yapılmasıyla ilgili olursa bu sefer de yeminini bozması farzdır. Mesela içki içmeye yemin eden bir kimsenin yeminini bozması ve yeminin kefaretini yerine getirmesi farzdır.

    3. Yeminin konusu yerine getirilmemesi daha hayırlı olan bir işle ilgiliyse yemini bozmak müstehaptır. Mesela bir müslümanla küs duracağına yemin eden kimse yeminini bozar ve kefaretini yerine getirir.

    4. Yeminin konusu uyulması ile uyulmaması birbirine eşit olan mübah konularda ise yeminin gereğini yerine getirmek daha iyi görülmüştür. Mesela bir kimse herhangi bir yemekte sadece mercimek çorbası içeceğine yemin etse buna uygun hareket etmesi daha iyi görülmüştür. Çünkü o kimsenin o yemekte çorba içmesi de mübahtır başka yemek yemesi de… Madem mübahlardan birisini seçeceğine dair yemin etmiştir ona uyması ayette geçen “yeminlerinizi tutun” emrine daha uygun bulunmuştur. Yeminini bozduğu takdirde de kefaretini verecektir.

    Yemin kefareti on fakiri yedirmek veya giydirmekten ibarettir. Bunlardan birisini yapmak yeterlidir. Köle azadı günümüzde söz konusu değildir.

    Kefareti yerine getirmesi gereken kişi kendi ailesine yedirdiğinden sabah ve akşam olmak üzere iki öğün fakirleri yedirmesi gerekir. Giydirme konusunda da günün şartlarını esas almak icap eder. Bir insanı yaşadığı yerin şartlarına göre üst ve alt elbise olmak üzere giydirmek tercihe değer görülmüştür.

    Yeminini bozan kişi on fakiri yedirme veya giydirme imkanına sahip değilse üç gün oruç tutması icap eder. Hanefî mezhebine göre bu oruç peş peşe tutulmalıdır.

    Mehmet Paksu Çağın getirdiği sorular



  4. 23.Aralık.2011, 12:52
    2
    Silent and lonely rains



    ]Kur'ana el basarak Yemin etmek
    Yeminler çok kere örf ve adete göre şekillenir ve ona göre yemin edilir. Bilhassa ülkemizde bölgeden bölgeye değişen pek çok yemin çeşitleri vardır. Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan yeminler de adet haline gelmiş olan yeminlerden birisidir. Mesela “Kur’an üzerine yemin ederim ki Kur’an hakkı için şu işi mutlaka yapacağım veya yapmayacağım” şeklinde yemin etmek gibi... Hatta bu yemin halk arasında diğer yeminlerden daha büyük ve mes’uliyeti daha ağır bir yemin çeşidi olarak bilinir. Bir mesele üzerinde anlaşamayan mutabakata varamayan taraflar birbirlerini Kur’an’a el basmaya davet eder. Zaten çok ciddi bir mesele olmadıkça ve insan haklılığından tam emin olmadıkça böyle bir yemine teşebbüs ve cesaret de edemez.

    Meselenin fıkhi yönüne gelince; Kur’an’la yemin etmek caizdir ve bu yemin sayılır. Çünkü Allah’ın ezeli bir kelamı olan Kur’an’la yemin etmek Allah’ın İzzet ve Celaline yemin etmek gibidir.

    İbni Kudame el-Muğni isimli eserinde “Kur’an ile ondan bir ayetle ve kelamullah ile yemin etmek yemin olur. İbni Mes’ud Katade İmam malik ve Şafii ve bütün ehl-i ilim aynı şeyi söylemişlerdir.” (el-muğni9:407(7981. Mesele)

    Yukarıda da ifadeye çalıştığımız gibi Kur’an üzerine yemin denilince insanlar “Mushaf‘” üzerine el basarak yapılan yemin olarak bilirler. Bu da bir çeşit Allah’ın Kelam sıfatı üzerine yemin etmektir ki o da yemindir.

    Sahih-i Buhari’yi 32 ciltlik eseriyle şerh eden İmam Bedrüddin Ayni şunları söyler:
    “Bana göre bir kimse Mushaf ile yemin ederse veya üstüne elini koyarsa veya ‘Bunun hakkı için’ derse o yemin sayılır. Bilhassa yalan yere yapılan yeminlerin çoğaldığı ve halkın Mushafla yemin etmeye çok rağbet ettikleri bu devirde...”

    Son devir alimlerinden Allame Kemal de bu hususta şöyle der:
    “Şüphesiz Kur‘an-ı Kerimle yemin etmek şimdi adet haline gelmiştir. Öyle ise onunla yemin etmek yemin sayılır. Çünkü yeminler örf ve adete göredir.” Bütün bu izahlar açıkça göstermektedir ki Kur‘an üzerine el basılarak edilen yemin bağlayıcılığı olan ve bozulunca keffareti gereken yemin sınıfına girer.


    Yemin sözü pekiştirmek veya karşı tarafı ikna etmek için edilir. En güzel olanı sözü yerli yerinde söyleyip yemine ihtiyaç duymamaktır. Bu anlamda yemin dinimizde hoş görülen bir şey değildir. Ama bir yerde de yemin edilmişse bu sefer yemin hükümlerine uymak gerekir.

    Yemin ve Kefareti
    Ayette Yüce Mevlâmız boş bulunarak veya kasıtsız olarak dil alışkanlığıyla yapılmış olan yeminlerden sorumlu tutmayacağını ifade buyurmuştur. Bu tür yemine kaynaklarımızda “lağv yemini” adı verilir.

    Bilerek yapılan yeminler ise ya gerçekleşmiş olan olaylarla ilgilidir veya gerçekleşecek olan olaylarla ilgilidir.

    Gerçekleşmiş olan olaylarla ilgili yemin edilirse bu yemin olayın ya gerçekleştiği hale uygun bir yemindir veya gerçeğe aykırı bir yemindir. Gerçeğe uygunsa mesele yoktur. Gerçeğe aykırı bir yemin yapılmışsa yalan yere yemin yapılmış demektir. Böyle bir yemin büyük günahlardandır ve alimlerimizin çoğunluğuna göre bunun kefareti yoktur. Çünkü böyle bir yemin sahibini günaha ve ateşe sokmuştur. Bile bile yalan söylemiştir. Yalanın da kefareti söz konusu değildir.

    Şafiî alimleri ise böyle bir yemine de keffaret gerektiğini ifade buyururlar. (Şirbinî Muğni c.4 s.325). Kaynaklarımızda böyle yemine sahibini günaha ve ateşe sokan yemin anlamında “gamûs yemini” denilmiştir.

    Gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili yemin edilmesi halinde ise kaynaklarımızda “münakid yemin” denilen yemin söz konusu olmaktadır. İşte bu tür yeminler yerine getirilmediğinde kefaret gerekir.
    Gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili yeminlere uymanın hükmü konusunda şu ayırıma da dikkat etmek gerekir:

    1. Yeminin konusu yerine getirilmesi farz veya vacip olan bir yükümlülük ile ilgili olursa buna uymak farz veya vaciptir. Mesela farz olan namazlarını kılmaya zekâtını vermeye ya da içki içmemeye yemin eden bir kimsenin bunlara riayet etmesi zaten farzdır. Böyle bir yemin etmişse sadece görevini yerine getireceğini yeminiyle pekiştirmiş olur. Yeminine uymadığı takdirde bir taraftan zaten haram işlemiş olur; diğer taraftan yemin kefaretini de yerine getirmesi gerekir.

    2. Yeminin konusu yapılmaması gereken bir şeyin yapılmasıyla ilgili olursa bu sefer de yeminini bozması farzdır. Mesela içki içmeye yemin eden bir kimsenin yeminini bozması ve yeminin kefaretini yerine getirmesi farzdır.

    3. Yeminin konusu yerine getirilmemesi daha hayırlı olan bir işle ilgiliyse yemini bozmak müstehaptır. Mesela bir müslümanla küs duracağına yemin eden kimse yeminini bozar ve kefaretini yerine getirir.

    4. Yeminin konusu uyulması ile uyulmaması birbirine eşit olan mübah konularda ise yeminin gereğini yerine getirmek daha iyi görülmüştür. Mesela bir kimse herhangi bir yemekte sadece mercimek çorbası içeceğine yemin etse buna uygun hareket etmesi daha iyi görülmüştür. Çünkü o kimsenin o yemekte çorba içmesi de mübahtır başka yemek yemesi de… Madem mübahlardan birisini seçeceğine dair yemin etmiştir ona uyması ayette geçen “yeminlerinizi tutun” emrine daha uygun bulunmuştur. Yeminini bozduğu takdirde de kefaretini verecektir.

    Yemin kefareti on fakiri yedirmek veya giydirmekten ibarettir. Bunlardan birisini yapmak yeterlidir. Köle azadı günümüzde söz konusu değildir.

    Kefareti yerine getirmesi gereken kişi kendi ailesine yedirdiğinden sabah ve akşam olmak üzere iki öğün fakirleri yedirmesi gerekir. Giydirme konusunda da günün şartlarını esas almak icap eder. Bir insanı yaşadığı yerin şartlarına göre üst ve alt elbise olmak üzere giydirmek tercihe değer görülmüştür.

    Yeminini bozan kişi on fakiri yedirme veya giydirme imkanına sahip değilse üç gün oruç tutması icap eder. Hanefî mezhebine göre bu oruç peş peşe tutulmalıdır.

    Mehmet Paksu Çağın getirdiği sorular



  5. 15.Eylül.2012, 00:57
    3
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde durama

    Selamün Aleyküm

    Günahlarımız ne kadar çok olursa olsun daima Rabbimize yönelmeli ondan af dilemeliyiz.
    Tevbe etmek ve tevbede sebat etmek elbette önemlidir, bu bazı insanlara kolay bazısına da zor gelir.
    Tevbe etmek insanın elini günahlardan çekmesi ve Rabbini yönelip ona söz vermesidir.

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur.

    (Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin.
    Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)


  6. 15.Eylül.2012, 00:57
    3
    Selamün Aleyküm

    Günahlarımız ne kadar çok olursa olsun daima Rabbimize yönelmeli ondan af dilemeliyiz.
    Tevbe etmek ve tevbede sebat etmek elbette önemlidir, bu bazı insanlara kolay bazısına da zor gelir.
    Tevbe etmek insanın elini günahlardan çekmesi ve Rabbini yönelip ona söz vermesidir.

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur.

    (Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin.
    Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)


  7. 15.Eylül.2012, 21:52
    4
    Snowdrop
    Elhamdülillah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2012
    Üye No: 97785
    Mesaj Sayısı: 593
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: Azerbaycan

    Cevap: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde durama

    çok basit,saçma bir şey için iradenize yenilip Kurana el basmışsınız ve çok basit,saçma bir şey için de iradenize yelinip yemininizi bozmuşsunuz.


  8. 15.Eylül.2012, 21:52
    4
    Elhamdülillah
    çok basit,saçma bir şey için iradenize yenilip Kurana el basmışsınız ve çok basit,saçma bir şey için de iradenize yelinip yemininizi bozmuşsunuz.


  9. 16.Eylül.2012, 16:29
    5
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde durama

    Arkadaşı kınamayalım, bazen çok basit görünen durumlardan bile müptela olduktan sonra kurtulması zor ve güçtür, kendi şahsım adına böyle düşünüyorum.

    vesselâm


  10. 16.Eylül.2012, 16:29
    5
    Arkadaşı kınamayalım, bazen çok basit görünen durumlardan bile müptela olduktan sonra kurtulması zor ve güçtür, kendi şahsım adına böyle düşünüyorum.

    vesselâm


  11. 16.Aralık.2015, 01:34
    6
    Misafir

    Cevap: Kurana el bastım bir daha kumar oynamamak için ama herdefasında sözümde duramadım bunun günahı çokmu?

    Kardeşim, öncelikle şunu söyleyeyim; bir kişi gelse çaktırmadan cebinden paranı alsa ve sonra fark etsen hiç iyi şeyler olmaz değil mi? İşte bu kumarı oynatanların yaptığı şey de budur sadece çaktırmadan değil de açıkça bir sistem dahilinde senin cebindeki parayı alıyorlar. İlk örneğe kızıyorsun da ikincisine neden kızmayı bırak kendin kapıyı açıyorsun, açma... Rabb'inin korkusu sebebiyle sen bu işten dönersen Rabb'in de seni yalnız bırakmaz, şeytan sana "o kadar günahın var artık senin işin çok zor" şeklinde bir palavra fısıldasa da sen Alemlerin Rabb'ine güven ve bekle...Selamünaleyküm


  12. 16.Aralık.2015, 01:34
    6
    Aşk-ı Baki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aşk-ı Baki
    Misafir
    Kardeşim, öncelikle şunu söyleyeyim; bir kişi gelse çaktırmadan cebinden paranı alsa ve sonra fark etsen hiç iyi şeyler olmaz değil mi? İşte bu kumarı oynatanların yaptığı şey de budur sadece çaktırmadan değil de açıkça bir sistem dahilinde senin cebindeki parayı alıyorlar. İlk örneğe kızıyorsun da ikincisine neden kızmayı bırak kendin kapıyı açıyorsun, açma... Rabb'inin korkusu sebebiyle sen bu işten dönersen Rabb'in de seni yalnız bırakmaz, şeytan sana "o kadar günahın var artık senin işin çok zor" şeklinde bir palavra fısıldasa da sen Alemlerin Rabb'ine güven ve bekle...Selamünaleyküm





+ Yorum Gönder