Konusunu Oylayın.: Kabul olan dualar nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kabul olan dualar nelerdir?
  1. 20.Aralık.2011, 22:11
    1
    Misafir

    Kabul olan dualar nelerdir?

  2. 21.Aralık.2011, 19:07
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    Cevap: Kabul olan dualar nelerdir?




    KABUL OLAN DUALAR

    Mü’min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman
    duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya
    ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını
    kabul edeceğini bildirmektedir:
    وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ
    فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
    “Kullarım, sana benden sorarlarsa (onlara söyle): Ben
    (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına
    karşılık veririm. O hâlde onlar da bana karşılık versin
    (benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu
    bulmuş olalar.” (Bakara, 2/186)
    أمََّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ
    الْأَرْضِ أَإِلٰهٌ مَعَ الَّهلِ قَلِي مَا تَذَكَّرُونَ
    “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da
    kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine)
    yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir
    tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” (Neml, 27/62)
    Birinci ayette dua edenin duasının kabul edileceği,
    ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanın sıkıntısının giderileceği
    bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden olduğuna
    işaret edilmektedir.
    اِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ
    “Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 14/39)
    هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ
    الدُّعَاءِ
    “Orada (mihrapta) Zekeriyyâ, Rabbine; ‘Rabbim, bana
    katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin’ diye dua etmişti.”
    (Âl-i İmrân, 3/38)
    فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ
    “O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü
    Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir” (Hûd, 11/61) anlamındaki
    ayetlerde ise Allah’ın “karîb (kullarına yakın)”,
    “semî’u’d-dua (duaları işiten)” ve “mücîb (duaları kabul
    eden)” olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de;
    إِنَّ الَّهلَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا
    خَائبِتََْنيِ
    “Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki elini
    kaldırıp kendisine dua ettiği zaman, o kalkan iki eli boş
    çevirmekten hayâ eder” (Tirmizî, De’avât,118; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, No:
    876; Hâkim, De’avât, I, 497) anlamındaki hadisi ile Allah’ın duaları
    kabul edeceğini beyan etmiştir.
    Medineli müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabîyi
    mescitte kederli bir şekilde otururken gören Resûlullah
    (s.a.s.), ona; “Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyorsun?”
    diye sorar. Sahâbî; “Üzüntülerim ve borçlarım sebebiyle
    buradayım, ey Allah’ın Resûlü!’’ diye cevap verir. Bunun
    üzerine Peygamberimiz (s.a.s.); “Söylediğin zaman,
    Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim
    mi sana?’’ der. Sahâbî; ‘’Evet, öğret ey Allah’ın elçisi!” karşılığını
    verir. Peygamberimiz (s.a.s.) de ona şu duayı öğretir
    ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder:
    اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ
    وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
    قَالَ فَفَعَلْتُ ذٰلِكَ فَأَذْهَبَ الٰهّلُ هَمِّي وَقَضَى عَنِّي دَيْنِي
    “Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım,
    acizlikten
    ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten
    Sana sığınırım, borç altında
    ezilmekten ve insanların
    kahrından Sana sığınırım.”
    Sahabî; “Hz. Peygamberin öğrettiği duayı okudum; Allah
    da üzüntümü ve borçlarımı giderdi’’ demiştir. (Ebû Davud, Salat,
    367)
    Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl
    ödenecek? Sahabîye öğretilen duanın cümleleri arasında;
    “Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım, diye dua et”
    sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile; “Ey Ebû
    Umâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçların,
    mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği
    ve tembelliği bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste,
    harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte
    oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter” demek
    istenmiştir.
    Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mutlaka
    ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur.
    Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre
    hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya
    duasının karşılığı ahirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla,
    dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam
    kabul edilmedi, dememelidir. Peygamberimiz (s.a.s.); dua
    edene yüce Allah’ın isteğini ya dünyada hemen vereceğini
    veya ahirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülüğün
    giderileceğini bize haber vermiştir:
    مَا مِنْ رَجُلٍ يَدْعُو الٰهّلَ بِدُعَاءٍ إِلَّا اسْتُجِيبَ لَهُ فَإِمَّا أَنْ يُعَجَّلَ لَهُ فِي
    الدُّنْيَا وَإِمَّا أَنْ يُدَّخَرَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَإِمَّا أَنْ يُكَفَّرَ عَنْهُ مِنْ ذُنُوبِهِ بِقَدْرِ
    مَا دَعَا مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ أَوْ قَطِيعَةِ رَحْمٍ أَوْ يَسْتَعْجِلْ قَالُوا يَا رَسُولَ الِّٰهل
    وَكَيْفَ يَسْتَعْجِلُ؟ قَالَ يَقُولُ دَعَوْتُ رَبِّي فَمَا اسْتَجَابَ لِي
    “Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası kabul
    edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini
    kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada
    istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da
    duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın
    elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun,
    Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir”
    buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13; bk. Müslim, Dua, 92)
    Aynı hadisin Hâkim’in Müstedrek adlı eserindeki rivayetinde;
    üçüncü şık;
    اَوْ يَصْرِفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا
    “Ya da duası nispetinde ondan bir kötülüğü savar” şeklindedir.
    (Hâkim, De’avât, I, 493)
    Kabul olan duaları üç kısımda ele alabiliriz:
    1. Bazı kimselerin yaptığı dualar,
    2. Belirli zamanlarda yapılan dualar,
    3. Belirli mekânlarda yapılan dualar.
    1. Duası Kabul Olanlar
    Kur’ân’da ve hadis-i şeriflerde duası kabul edilenlerden
    bize örnekler verilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    a) Hz. Meryem’in Annesi İmrân’ın Duası
    İmrân, kızı Meryem için;
    وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
    “Onu (Meryem’i) ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden
    sana ısmarlıyorum / Senin korumanı diliyorum” (Âl-i İmrân, 3/36)
    diye dua etmiştir.
    Yüce Allah, İmrân’ın duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir:
    فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا
    “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir
    bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ da onun bakımını üstlendi.”
    (Âl-i İmrân, 3/37)




  3. 21.Aralık.2011, 19:07
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



    KABUL OLAN DUALAR

    Mü’min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman
    duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya
    ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını
    kabul edeceğini bildirmektedir:
    وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ
    فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
    “Kullarım, sana benden sorarlarsa (onlara söyle): Ben
    (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına
    karşılık veririm. O hâlde onlar da bana karşılık versin
    (benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu
    bulmuş olalar.” (Bakara, 2/186)
    أمََّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ
    الْأَرْضِ أَإِلٰهٌ مَعَ الَّهلِ قَلِي مَا تَذَكَّرُونَ
    “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da
    kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine)
    yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir
    tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” (Neml, 27/62)
    Birinci ayette dua edenin duasının kabul edileceği,
    ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanın sıkıntısının giderileceği
    bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden olduğuna
    işaret edilmektedir.
    اِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ
    “Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 14/39)
    هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ
    الدُّعَاءِ
    “Orada (mihrapta) Zekeriyyâ, Rabbine; ‘Rabbim, bana
    katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin’ diye dua etmişti.”
    (Âl-i İmrân, 3/38)
    فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ
    “O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü
    Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir” (Hûd, 11/61) anlamındaki
    ayetlerde ise Allah’ın “karîb (kullarına yakın)”,
    “semî’u’d-dua (duaları işiten)” ve “mücîb (duaları kabul
    eden)” olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de;
    إِنَّ الَّهلَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا
    خَائبِتََْنيِ
    “Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki elini
    kaldırıp kendisine dua ettiği zaman, o kalkan iki eli boş
    çevirmekten hayâ eder” (Tirmizî, De’avât,118; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, No:
    876; Hâkim, De’avât, I, 497) anlamındaki hadisi ile Allah’ın duaları
    kabul edeceğini beyan etmiştir.
    Medineli müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabîyi
    mescitte kederli bir şekilde otururken gören Resûlullah
    (s.a.s.), ona; “Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyorsun?”
    diye sorar. Sahâbî; “Üzüntülerim ve borçlarım sebebiyle
    buradayım, ey Allah’ın Resûlü!’’ diye cevap verir. Bunun
    üzerine Peygamberimiz (s.a.s.); “Söylediğin zaman,
    Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim
    mi sana?’’ der. Sahâbî; ‘’Evet, öğret ey Allah’ın elçisi!” karşılığını
    verir. Peygamberimiz (s.a.s.) de ona şu duayı öğretir
    ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder:
    اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ
    وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
    قَالَ فَفَعَلْتُ ذٰلِكَ فَأَذْهَبَ الٰهّلُ هَمِّي وَقَضَى عَنِّي دَيْنِي
    “Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım,
    acizlikten
    ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten
    Sana sığınırım, borç altında
    ezilmekten ve insanların
    kahrından Sana sığınırım.”
    Sahabî; “Hz. Peygamberin öğrettiği duayı okudum; Allah
    da üzüntümü ve borçlarımı giderdi’’ demiştir. (Ebû Davud, Salat,
    367)
    Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl
    ödenecek? Sahabîye öğretilen duanın cümleleri arasında;
    “Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım, diye dua et”
    sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile; “Ey Ebû
    Umâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçların,
    mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği
    ve tembelliği bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste,
    harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte
    oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter” demek
    istenmiştir.
    Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mutlaka
    ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur.
    Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre
    hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya
    duasının karşılığı ahirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla,
    dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam
    kabul edilmedi, dememelidir. Peygamberimiz (s.a.s.); dua
    edene yüce Allah’ın isteğini ya dünyada hemen vereceğini
    veya ahirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülüğün
    giderileceğini bize haber vermiştir:
    مَا مِنْ رَجُلٍ يَدْعُو الٰهّلَ بِدُعَاءٍ إِلَّا اسْتُجِيبَ لَهُ فَإِمَّا أَنْ يُعَجَّلَ لَهُ فِي
    الدُّنْيَا وَإِمَّا أَنْ يُدَّخَرَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَإِمَّا أَنْ يُكَفَّرَ عَنْهُ مِنْ ذُنُوبِهِ بِقَدْرِ
    مَا دَعَا مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ أَوْ قَطِيعَةِ رَحْمٍ أَوْ يَسْتَعْجِلْ قَالُوا يَا رَسُولَ الِّٰهل
    وَكَيْفَ يَسْتَعْجِلُ؟ قَالَ يَقُولُ دَعَوْتُ رَبِّي فَمَا اسْتَجَابَ لِي
    “Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası kabul
    edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini
    kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada
    istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da
    duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın
    elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun,
    Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir”
    buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13; bk. Müslim, Dua, 92)
    Aynı hadisin Hâkim’in Müstedrek adlı eserindeki rivayetinde;
    üçüncü şık;
    اَوْ يَصْرِفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا
    “Ya da duası nispetinde ondan bir kötülüğü savar” şeklindedir.
    (Hâkim, De’avât, I, 493)
    Kabul olan duaları üç kısımda ele alabiliriz:
    1. Bazı kimselerin yaptığı dualar,
    2. Belirli zamanlarda yapılan dualar,
    3. Belirli mekânlarda yapılan dualar.
    1. Duası Kabul Olanlar
    Kur’ân’da ve hadis-i şeriflerde duası kabul edilenlerden
    bize örnekler verilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    a) Hz. Meryem’in Annesi İmrân’ın Duası
    İmrân, kızı Meryem için;
    وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
    “Onu (Meryem’i) ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden
    sana ısmarlıyorum / Senin korumanı diliyorum” (Âl-i İmrân, 3/36)
    diye dua etmiştir.
    Yüce Allah, İmrân’ın duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir:
    فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا
    “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir
    bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ da onun bakımını üstlendi.”
    (Âl-i İmrân, 3/37)




  4. 21.Aralık.2011, 19:08
    3
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    Cevap: Kabul olan dualar nelerdir?

    b) Hz. Eyyûb Peygamberin Duası
    Eyyûb (a.s)’ın, hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının
    giderilmesi için Allah’a şöyle dua ettiği bildirilmektedir:
    وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o
    Rabbine,‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin
    en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı.” (Enbiya, 21/83)
    وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
    “Kulumuz Eyyûb’u da an: (O) Rabbine ‘Şeytan, bana bir
    yorgunluk ve azap dokundurdu’ diye seslenmiş, dua etmişti.”
    (Sâd, 38/41)
    Yüce Allah, Eyyûb Peygamberin duası üzerine hastalığının
    iyileşmesi için,
    اُرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ
    “Ona ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin
    (bir su)” (Sâd, 38/42) buyurmuş, Eyyûb (a.s.) ayağını yere vurmuş,
    çıkan su ile yıkanmış ve sudan içmiş, iç ve dış bütün
    hastalıklarından kurtulmuştur.
    Yüce Allah, Eyyûb’un duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً
    مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
    “Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri
    kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir
    hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir
    mislini daha vermiştik.” (Enbiyâ, 21/84)
    c) Yûnus Peygamberin Duası
    Yûnus Peygamber, balığın karnında şöyle dua etmiştir:
    وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ
    أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Zünnûn’u (balık karnına girmiş
    olan Matta oğlu Yûnus’u) da an; zira (o, kavmine) kızarak
    (yurdundan) ayrılıp gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi,
    (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını)
    sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp); ‘(Ey
    Rabbim!) Senden başka tanrı yoktur. Senin şânın yücedir, ben
    zâlimlerden oldum!’ diye yalvardı.” (Enbiyâ, 21/87)
    Yüce Allah, Yûnus Peygamberin duasını kabul ettiğini
    şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِن۪ينَ
    “Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık.
    İşte biz, mü’minleri böyle kurtarırız.” (Enbiyâ, 21/88)
    Bu ayetlerde Allah, bedensel ve zihinsel her türlü hastalıktan
    kurtulmak için tedavi yollarına başvurulması gerektiğini,
    şifayı verenin Allah olduğunu vurgulamaktadır.
    Peygamberimiz (s.a.s.), Yûnus Peygamberin duası ile
    ilgili olarak;
    دَعْوَةُ ذِي النُّونِ إِذاَ دَعَا وَهُوَ فِي بَطْنِ الْحُوتِ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ
    إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ فإِنَّهُ لَمْ يَدْعُ بِهَا رَجُلٌ مُسْلِمٌ فِي شَيْءٍ قَطُّ إِلاَّ
    اسْتَجَابَ الَّهلُ لهُ
    “Balık sahibi (Yûnus peygamberin), balığın karnında
    yaptığı duası; ‘lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’zzâlimîn
    (Ya Rabbî!) Senden başka ilâh yoktur, seni noksan
    sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zâlimlerden oldum)’
    şeklinde idi. Bu sözlerle dua eden herhangi bir Müslüman yoktur
    ki Allah onun duasını kabul etmiş olmasın” buyurmuştur.
    (Tirmizî, De’avât, 85; bk. Hâkim, De’avât, I, 505)
    ç) Zekeriya Peygamberin Duası
    Zekeriya (a.s.), Allah’a dua edip kendisine çocuk ihsan
    etmesini istemişti:
    وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Zekeriyya’yı da (an). O, Rabbine;
    ‘Rabbim! Beni tek (yalnız başıma çocuksuz) bırakma. Sen,
    vârislerin en hayırlısısın (her şeyim sana kalacaktır)’ diye
    dua etmişti.” (Enbiyâ, 21/89)
    Yüce Allah, Zekeriya Peygamberin duasını kabul ettiğini
    şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ
    فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ
    “Onun duasını da kabul buyurduk ve ona Yahyâ’yı armağan
    ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa
    elverişli bir hâle getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar,
    umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı
    gösterirlerdi.” (Enbiyâ, 21/90)
    d) Süleyman Peygamberin Duası
    Süleyman (a.s.), yüce Allah’tan mülk istemiştir:
    قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ
    الْوَهَّابُ
    “O, ‘Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye
    nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok
    lütufkârsın’, diye dua etti!” (Sâd, 38/35)
    Yüce Allah, onun bu duasını kabul etmiştir:
    فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ وَالشَّيَاطِينَ كُلَّ بَنَّاءٍ
    وَغَوَّاصٍ وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ
    “Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca
    giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları,
    demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.”
    (Sâd, 38/35–38)
    Zikrettiğimiz bu beş örnekte, insanlara önder ve rehber
    olarak gönderilen peygamberlerin çeşitli konularda
    dua ettikleri ve dualarının kabul edildiği ve bunun bir öğüt
    olduğu bildirilerek mü’minlere yol gösterilmektedir.
    Peygamberler gibi ihlâs ile usul ve şartlarına uygun
    olarak dua eden mü’minlerin duaları da kabul olur. Özellikle
    bazı zamanlarda, konumları ve durumları sebebiyle
    bir kısım insanların dualarının kabul olacağını Peygamberimiz
    bize bildirmiştir. Bunların bir kısmını şöyle özetleyebiliriz:
    e) Oruçlu Kimsenin, Âdil Devlet Başkanının ve
    Mazlumun Duası
    ثَثَالَةٌلَاتُرَدُّدَعْوَتُهُمْاَلصَّائِمُحَتَّىيُفْطِرَوَالْإِمَامُالْعَادِلُوَدَعْوَةُ
    الْمَظْلُومِيَرْفَعُهَاالٰهّلُفَوْقَالْغَمَامِوَيَفْتَحُلَهَاأَبْوَابَالسَّمَاءِوَيَقُولُ
    الرَّبُّوَعِزَّتِيلَأَنْصُرَنَّكَوَلَوْبَعْدَحِينٍ
    “Üç kimsenin duası reddedilmez: İftar edinceye kadar
    oruçlu kimsenin, âdil devlet başkanının ve mazlumun duası Allah,
    mazlumun duasını bulutların üzerine kaldırır ve o dua
    için sema kapılarını açar ve ‘İzzetime yemin ederim ki belli bir
    süre de olsa mutlaka sana yardım edeceğim’ buyurur.(Tirmizî,De’avât,115,129;İbn Mâce, Siyâm, 48; bk
    İbn Hıbbân, Ed’ıye, 17, No:17228)

    Oruç, riya karışmayan bir ibadettir. Oruç tutan sırf
    Allah için tutmuştur.Dolayısıyla Allah oruç tutanın
    duasını kabul eder.Devlet başkanı/yönetici olup da
    yönetilenlereve halka adaletli davranabilmek bir meziyettir,
    dürüstlüktür.
    Allah, bu kimselerin dualarını kabul edeceğini bildirerek
    adaletin önemine vurgu yapmıştır.Mazlum ise zarara uğramış,
    kalbi kırılmıştır, dolayısıyla zalime içtenlikle dua etmiştir.
    Allah, zalimin değil mazlumun yanındadır. Dolayısıyla
    mazlumun duasını kabul eder ve zalimden onun
    intikamını alır.

    f) Misafirin ve Anne-Babanın Çocuklarına Duası
    ثَثَالُدَعَوَاتٍمُسْتَجَابَاتٌلَاشَكَّفِيهِنَّدَعْوَةُالْوَالِدِوَدَعْوَةُالْمُسَافِرِ
    وَدَعْوَةُالْمَظْلُومِ
    “Hiç şek ve şüphe yok ki üç kimsenin yaptığı dua
    kabul edilir: Anne-babanın çocuklarına yaptığı dua,
    misafirin duası ve zulme uğramış kimsenin duası..
    (Ebû Davud, Salât, 364; Tirmizî,De’avât, 48; bk.
    Heysemî, Ed’ıye, 17, No:17229)
    Dinimiz misafire ibadetlerde birtakım kolaylıklar tanımıştır.
    Meselâ isterse Ramazan orucunu -daha sonra kaza
    etmek şartıyla tutmayabilir, dört rekatlı namazları iki
    rekat olarak kılar, mestlerin üzerine yetmiş iki saat
    meshedebilir.Bu kolaylıklar, misafire verilen değeri ifade eder.
    Duasının kabulü de bu sebepledir.Anne-baba, çocukların
    hayata gelme sebebidir.Çocukları her türlü zahmete
    katlanıp büyütmüşlerdir. Üzerlerinde
    hakları çoktur. Bu itibarla çocukları hakkında
    yaptıkları dua reddedilmez.


  5. 21.Aralık.2011, 19:08
    3
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    b) Hz. Eyyûb Peygamberin Duası
    Eyyûb (a.s)’ın, hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının
    giderilmesi için Allah’a şöyle dua ettiği bildirilmektedir:
    وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o
    Rabbine,‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin
    en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı.” (Enbiya, 21/83)
    وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
    “Kulumuz Eyyûb’u da an: (O) Rabbine ‘Şeytan, bana bir
    yorgunluk ve azap dokundurdu’ diye seslenmiş, dua etmişti.”
    (Sâd, 38/41)
    Yüce Allah, Eyyûb Peygamberin duası üzerine hastalığının
    iyileşmesi için,
    اُرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ
    “Ona ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin
    (bir su)” (Sâd, 38/42) buyurmuş, Eyyûb (a.s.) ayağını yere vurmuş,
    çıkan su ile yıkanmış ve sudan içmiş, iç ve dış bütün
    hastalıklarından kurtulmuştur.
    Yüce Allah, Eyyûb’un duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً
    مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
    “Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri
    kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir
    hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir
    mislini daha vermiştik.” (Enbiyâ, 21/84)
    c) Yûnus Peygamberin Duası
    Yûnus Peygamber, balığın karnında şöyle dua etmiştir:
    وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ
    أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Zünnûn’u (balık karnına girmiş
    olan Matta oğlu Yûnus’u) da an; zira (o, kavmine) kızarak
    (yurdundan) ayrılıp gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi,
    (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını)
    sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp); ‘(Ey
    Rabbim!) Senden başka tanrı yoktur. Senin şânın yücedir, ben
    zâlimlerden oldum!’ diye yalvardı.” (Enbiyâ, 21/87)
    Yüce Allah, Yûnus Peygamberin duasını kabul ettiğini
    şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِن۪ينَ
    “Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık.
    İşte biz, mü’minleri böyle kurtarırız.” (Enbiyâ, 21/88)
    Bu ayetlerde Allah, bedensel ve zihinsel her türlü hastalıktan
    kurtulmak için tedavi yollarına başvurulması gerektiğini,
    şifayı verenin Allah olduğunu vurgulamaktadır.
    Peygamberimiz (s.a.s.), Yûnus Peygamberin duası ile
    ilgili olarak;
    دَعْوَةُ ذِي النُّونِ إِذاَ دَعَا وَهُوَ فِي بَطْنِ الْحُوتِ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ
    إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ فإِنَّهُ لَمْ يَدْعُ بِهَا رَجُلٌ مُسْلِمٌ فِي شَيْءٍ قَطُّ إِلاَّ
    اسْتَجَابَ الَّهلُ لهُ
    “Balık sahibi (Yûnus peygamberin), balığın karnında
    yaptığı duası; ‘lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’zzâlimîn
    (Ya Rabbî!) Senden başka ilâh yoktur, seni noksan
    sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zâlimlerden oldum)’
    şeklinde idi. Bu sözlerle dua eden herhangi bir Müslüman yoktur
    ki Allah onun duasını kabul etmiş olmasın” buyurmuştur.
    (Tirmizî, De’avât, 85; bk. Hâkim, De’avât, I, 505)
    ç) Zekeriya Peygamberin Duası
    Zekeriya (a.s.), Allah’a dua edip kendisine çocuk ihsan
    etmesini istemişti:
    وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
    “(Ey Peygamberim!) Zekeriyya’yı da (an). O, Rabbine;
    ‘Rabbim! Beni tek (yalnız başıma çocuksuz) bırakma. Sen,
    vârislerin en hayırlısısın (her şeyim sana kalacaktır)’ diye
    dua etmişti.” (Enbiyâ, 21/89)
    Yüce Allah, Zekeriya Peygamberin duasını kabul ettiğini
    şöyle bildirmektedir:
    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ
    فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ
    “Onun duasını da kabul buyurduk ve ona Yahyâ’yı armağan
    ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa
    elverişli bir hâle getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar,
    umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı
    gösterirlerdi.” (Enbiyâ, 21/90)
    d) Süleyman Peygamberin Duası
    Süleyman (a.s.), yüce Allah’tan mülk istemiştir:
    قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ
    الْوَهَّابُ
    “O, ‘Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye
    nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok
    lütufkârsın’, diye dua etti!” (Sâd, 38/35)
    Yüce Allah, onun bu duasını kabul etmiştir:
    فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ وَالشَّيَاطِينَ كُلَّ بَنَّاءٍ
    وَغَوَّاصٍ وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ
    “Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca
    giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları,
    demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.”
    (Sâd, 38/35–38)
    Zikrettiğimiz bu beş örnekte, insanlara önder ve rehber
    olarak gönderilen peygamberlerin çeşitli konularda
    dua ettikleri ve dualarının kabul edildiği ve bunun bir öğüt
    olduğu bildirilerek mü’minlere yol gösterilmektedir.
    Peygamberler gibi ihlâs ile usul ve şartlarına uygun
    olarak dua eden mü’minlerin duaları da kabul olur. Özellikle
    bazı zamanlarda, konumları ve durumları sebebiyle
    bir kısım insanların dualarının kabul olacağını Peygamberimiz
    bize bildirmiştir. Bunların bir kısmını şöyle özetleyebiliriz:
    e) Oruçlu Kimsenin, Âdil Devlet Başkanının ve
    Mazlumun Duası
    ثَثَالَةٌلَاتُرَدُّدَعْوَتُهُمْاَلصَّائِمُحَتَّىيُفْطِرَوَالْإِمَامُالْعَادِلُوَدَعْوَةُ
    الْمَظْلُومِيَرْفَعُهَاالٰهّلُفَوْقَالْغَمَامِوَيَفْتَحُلَهَاأَبْوَابَالسَّمَاءِوَيَقُولُ
    الرَّبُّوَعِزَّتِيلَأَنْصُرَنَّكَوَلَوْبَعْدَحِينٍ
    “Üç kimsenin duası reddedilmez: İftar edinceye kadar
    oruçlu kimsenin, âdil devlet başkanının ve mazlumun duası Allah,
    mazlumun duasını bulutların üzerine kaldırır ve o dua
    için sema kapılarını açar ve ‘İzzetime yemin ederim ki belli bir
    süre de olsa mutlaka sana yardım edeceğim’ buyurur.(Tirmizî,De’avât,115,129;İbn Mâce, Siyâm, 48; bk
    İbn Hıbbân, Ed’ıye, 17, No:17228)

    Oruç, riya karışmayan bir ibadettir. Oruç tutan sırf
    Allah için tutmuştur.Dolayısıyla Allah oruç tutanın
    duasını kabul eder.Devlet başkanı/yönetici olup da
    yönetilenlereve halka adaletli davranabilmek bir meziyettir,
    dürüstlüktür.
    Allah, bu kimselerin dualarını kabul edeceğini bildirerek
    adaletin önemine vurgu yapmıştır.Mazlum ise zarara uğramış,
    kalbi kırılmıştır, dolayısıyla zalime içtenlikle dua etmiştir.
    Allah, zalimin değil mazlumun yanındadır. Dolayısıyla
    mazlumun duasını kabul eder ve zalimden onun
    intikamını alır.

    f) Misafirin ve Anne-Babanın Çocuklarına Duası
    ثَثَالُدَعَوَاتٍمُسْتَجَابَاتٌلَاشَكَّفِيهِنَّدَعْوَةُالْوَالِدِوَدَعْوَةُالْمُسَافِرِ
    وَدَعْوَةُالْمَظْلُومِ
    “Hiç şek ve şüphe yok ki üç kimsenin yaptığı dua
    kabul edilir: Anne-babanın çocuklarına yaptığı dua,
    misafirin duası ve zulme uğramış kimsenin duası..
    (Ebû Davud, Salât, 364; Tirmizî,De’avât, 48; bk.
    Heysemî, Ed’ıye, 17, No:17229)
    Dinimiz misafire ibadetlerde birtakım kolaylıklar tanımıştır.
    Meselâ isterse Ramazan orucunu -daha sonra kaza
    etmek şartıyla tutmayabilir, dört rekatlı namazları iki
    rekat olarak kılar, mestlerin üzerine yetmiş iki saat
    meshedebilir.Bu kolaylıklar, misafire verilen değeri ifade eder.
    Duasının kabulü de bu sebepledir.Anne-baba, çocukların
    hayata gelme sebebidir.Çocukları her türlü zahmete
    katlanıp büyütmüşlerdir. Üzerlerinde
    hakları çoktur. Bu itibarla çocukları hakkında
    yaptıkları dua reddedilmez.


  6. 21.Aralık.2011, 19:11
    4
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    Cevap: Kabul olan dualar nelerdir?

    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/Du...lan_dualar.pdf

    burdan yararlanın..daha anlaşılır hale getirip paylaşayım dedim , elime yüzüme bulaştırıdım =)


  7. 21.Aralık.2011, 19:11
    4
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/Du...lan_dualar.pdf

    burdan yararlanın..daha anlaşılır hale getirip paylaşayım dedim , elime yüzüme bulaştırıdım =)


  8. 22.Aralık.2011, 00:30
    5
    BEYAZ_gul
    yasam

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2011
    Üye No: 88754
    Mesaj Sayısı: 1,010
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Bulunduğu yer: viyana

    Cevap: Kabul olan dualar nelerdir?

    dunzenleme olmayinca oluyor iste neyapalim
    Hic gulesim yoktu vallah


  9. 22.Aralık.2011, 00:30
    5
    yasam
    dunzenleme olmayinca oluyor iste neyapalim
    Hic gulesim yoktu vallah





+ Yorum Gönder