Konusunu Oylayın.: Ergenlik/büluğ dönemindeki sorun ve çözümleri nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ergenlik/büluğ dönemindeki sorun ve çözümleri nelerdir?
  1. 20.Aralık.2011, 15:55
    1
    Misafir

    Ergenlik/büluğ dönemindeki sorun ve çözümleri nelerdir?






    Ergenlik/büluğ dönemindeki sorun ve çözümleri nelerdir? Mumsema cevabınızı bekliyorum nolur doğru cevap verin


  2. 20.Aralık.2011, 17:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ergenlik/büluğ dönemindeki sorun ve çözümleri nelerdir?




    Ergenlik dönemindeki çocuğum ders çalışmıyor, söz dinlemiyor, içine kapanıyor.
    Siz de bunlardan şikayetçiyseniz Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in bu
    sorunlara çözüm önerileri

    Çocuğum söz dinlemiyor
    Ergenlikte çocuğun söz dinlemiyor olmasına üzülmeyin; çünkü bu onun normal gelişmekte olduğunu gösteren bir durumdur. Pediatrist - Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin “Ergenlik kimliğin bulunduğu bir dönemdir. Bunu fark eden genç, bunu başkalarına da fark ettirme çabasındadır” diyor. Çocuk sizin evet dediğiniz her şeye hayır der. Aynı 3 yaşındaki gibi “hayır dönemi”ne benzer şekilde... Ergenlik, bu dönemin ikinci aşamasıdır. Bu nedenle bu durumu ergenlik döneminde “Çocuğum beni dinlemiyor; çocuğum asi, isyankar oluyor” diye algılamayın. Bu normal bir süreçtir ve bu “hayır”lara saygı gösterilmesi gereklidir. Fakat bazı “hayır”lar öyle boyuttadırlar ki (dini, siyasi konular, vs) bu durumlarda onunla karşı karşıya gelmemeniz gerekir ve “Bunu bir danışalım”ı uygulayın. Bu şekilde onu yanınıza çekmeye çalışın.

    Çocuğum içine kapanıyor
    “Çocuk eğer çevreden ve arkadaşlarından kopmuş ve kendi odasına kapanıyorsa bu zor ve hastalıklı bir durumdur; mutlaka bir profesyonelden yardım almak gereklidir” diyor Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin. Zaten aile bu duruma tek başına müdahale edemez. Ama eğer çocuk arkadaşlarıyla birlikte odasına giriyor, çıkıyor, eğleniyor, geziyor, derslerine çalışıyor; ama ailesinin yanına gelmiyor ise bu durum ergenliğin yan etkilerinden demektir. Böyle bir durumda; bu dönemin arkadaşlarla özdeşleşme dönemi olduğunu kendinize hemen hatırlatın ve onu asla zorlamayın. Önemli olan çocuğun yaşamdan kopmamış olmasıdır.

    Çocuğum ilk aşk acısını yaşıyor
    Ergenliğin ilk döneminde çocuk karşı cinsi fark eder ve ondan etkilenmeye, hoşlanmaya başlayabilir. Ama ergenliğin ilk döneminde gerçek bir aşktan bahsetmek söz konusu olamaz. Fakat ergenliğin son döneminde (16-18 yaş)gerçek olarak hissedilen bir aşk ile çocuğun normal yaşamdan koparak içine kapanması söz konusu olabilir. İşte bu normal bir durum değildir ve ciddiye alınması gerekir. Çünkü ya çocukta ruhsal bir hastalık söz konusu demektir, ya da çocuk kendine güvenmiyordur ve başka birinden ek desteğe ihtiyaç duyuyordur. Mesela ailesiyle arası hiç iyi değildir ve karşı tarafı bir kurtuluş olarak görmektedir. Her iki durumda da ailenin mutlaka destek alması gereklidir.

    Çocuğumun okul başarısı düşüyor
    Ergenlik döneminde okul başarısındaki düşüş normal bir durumdur. Bunun birinci sebebi vücuttaki hormonal dengesizliğin yarattığı konsantrasyon eksikliğidir. Bir diğer neden çocuk içine kapanık, kendine güvensiz, depresyonda bir çocuk olabilir; arkadaş gruplarına giremiyor ve bu durumlar onda depresyon yarattığı için yine konsantrasyon azalabilir. Bu durumlarda asla yapılmaması gereken çocuk üzerinde “Niye ders çalışmıyorsun?, Ders çalışsana” gibi baskılar kurmaktır. Yapılması gereken ise ders çalışmasını sağlayacak gerçekçi çözümler üretmektir. Belki bir yardım almak, onu onore edecek davranışlara yönelmek, onun okuldaki sosyalliğine katkıda bulunmak gibi.

    Çocuğum kendini beğenmiyor
    Ergenlik döneminin en önemli özelliklerinden biri de çocuğun kendini beğenmiyor olmasıdır. Vücutlarında küçücük de olsa beğenmedikleri bir nokta bulurlar. Burada ebeveynlerin tutunması gereken tavır, asla dalga geçer gibi konuşmamak; tam tersine onun diğer güzel öğelerini vurgulamaktır. Pediatrist - Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin “Çocuk zaten bu dönem diğerleri arasında sivrilme dönemi yaşadığı için kendisiyle çok alakalıdır. Bu bir kimlik dönemi olduğu için çocuk en ufak detayıyla bile ilgilidir” diyor ve bir bölgesini beğenmemesinin normal olduğunu belirtiyor.

    Çocuğum gelecek kaygısı duyuyor
    Ergenlik dönemi geleceğe hazırlığın atıldığı ilk adım olduğundan bu tip kaygılar çok normaldir. Çocuk bu dönemde önünü hiçbir şekilde göremiyordur ve “Acaba gelecekte ne olacak? Kiminle evleneceğim? Nasıl bir iş sahibi olacağım? Beni nasıl bir yaşam bekliyor?” gibi kaygılar taşıyordur. Ailenin burada yapması gereken farkına varmak ve çocuğun sahip olduğu yeteneklerin altını çizmektir.

    Çocuğum ergenliği kendi kendine atlatabilir mi?
    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çocuğun bu dönemi kendi kendine atlatmasının mümkün olduğunu söylüyor. Ama bunun için daha önceki gelişme aşamalarını iyi tamamlamış ve ruhsal-beyinsel sağlığı yerinde olması gerekiyor. Eğer destek alınması gerekiyorsa bu durumdan korkulmaması gerek. Öncelikle anne baba tarafından “Sen ne olursan ol, ben buradayım” mesajını çocuğa verebilmek önemlidir. Çünkü bunu uygulamayıp onu korkutursanız çocuk size yalan söylemeye başlayacaktır.

    Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkerlerde 10–15 yaşlarında başlar.

    Ergenlik döneminde yaşanan değişimler nelerdir, kız ve erkek çocuklara nasıl davranmak gerekir, ergenlik sorunlarıyla ilgili ne zaman bir uzmana başvurmak gerekir? Ergenliğe dair sorularınızın yanıtları pudra.com’da…

    Ergenlikte erkeklerde görülen fiziksel değişimler

    Ergenlikte, vücuttaki ilk belirtiler tüylenmedir: Öncelikle cinsel bölgede kıllanma olur, daha sonra dudakların üzeri, yüz ve vücutta kıllanma başlar. Deri ve saçlar yağlanır ve yüzde sivilceler ve siyah noktalar ortaya çıkabilir. Sesleri çatallaşmaya ve erkek sesine dönüşmeye başlar. Penis ve testisler olgunlaşmaya başlar, ereksiyon kabiliyeti artar. Ayaklar büyür, bacaklar ve kollar uzar, 13-15 yaş arasında boy hızla uzar. Kasları geliştiği için daha güçlü olduğunu hisseder.

    Ergenlikte kızlarda görülen fiziksel değişimler

    Kızların göğüsleri belirginleşir ve adet görmeye başlarlar. Genital bölgede ve koltuk altında kıllanma başlar. Vücut ölçülerinde hızla değişir: Bel incelmeye başlar, leğen kemikleri şekillenir ve kalçalar genişler.

    İlk ergenlik belirtileri

    Tabii sadece fiziksel belirtiler değil, ruhsal belirtileri de vardır ergenliğin. Pediatrist-Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, çocuğun ruhsal gelişimlere paralel olarak utanmasının gelişebileceğini belirtiyor. Buna göre, çocuk örneğin annenin tuvalete, banyoya girmesine izin vermeyebilir. Anne de bundan dolayı vücuttaki değişiklikleri göremeyebilir. Annenin utanmanın arttığını fark etmesi, ergenlik için ilk sinyal olarak kabul edilebilir. Bu zamandan itibaren ergenlikle ilgili bilgiler verilmeye başlanabilir.

    Aileyi reddetme

    Okul döneminde sosyal çevreyle özdeşleşen çocuk, bu dönemde arkadaşlarıyla özdeşleşmeye ve onlara benzemeye çalışabilir. Bu dönemde aile bu değişikliği şaşkınlıkla karşılar. Çocuk, ailesini reddedebilir, ailesini beğenmeyebilir. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, bunun doğal bir süreç olduğunu, ileriki yaşamda da kendilerini reddedeceği anlamına gelmediğini, dolayısıyla ailenin tedirgin olmasına gerek olmadığını belirtiyor. Dr. Keskin’e göre yapılması gereken, çocuğun içine girdiği arkadaş çevresini sevip saymak ve onore etmektir. Aile tersini yaparsa kendi kaybedebilir. Çocuk şeklen de o girdiği gruba benzemeye başlayacağından, giysileri, saçları değişebilir. Ailenin kendi gençliğine, kendi görüşüne ters olsa bile bunlara aşırı tepki vermemesi gerekir.

    Ruhsal sorunlar

    Uzman Psikolog Sevil Usanmaz, ergenlik döneminde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları şöyle sıralıyor:
    Genç, çabuk üzülür, çabuk neşelenir, birden öfkelenir, gülerken ağlamaya başlayabilir.
    Her şeye ilgisi çok fazla arttığından derslere ilgisi azalır.
    İstekleri artar, bencilleşir. Kendisi ile ilgili her şeyi az bulur. Harçlığı azdır, hakları azdır, evdeki kurallar çoktur, giysileri çok olsa bile azdır ve hep aynı şeyi giyer, hep açtır ve evdeki yemek hep azdır, tatil azdır, öğretmen az not verir.
    Bağımsızlaşma isteği ve sosyal çevreye ilgisinin artması nedeniyle daha fazla arkadaşlarıyla olmak, değişik yerlere gitmek, görmek ve denemek ister.
    Karşı cinsle ilgilenir, beğenilmek ister, yakışıklı ya da güzel olup olmadığını sorgular, dış
    görüntüsü için aşırı hassas davranır.
    Kendinden büyükleri örnek alıp bir taraftan onlar gibi davranmaya çalışırken, diğer taraftan çocuksu davranışı devam eder.
    Ergen, değişen ve gelişen bedenini, dalgalanan duygularını saklamak, kontrol edebilmek ve çevrenin istediği gibi davranabilmek için içine kapanır.
    Güvensizlik duygusu, karamsarlığa, üzüntüye yol açar.
    Arkadaş grubunun içinde olma, takdir edilme, sevilme, beğenilme isteği olumlu bir şekilde karşılandığında mutlu olur. Aksi takdirde öfkelenir, endişelenir, kıskanır, kavga çıkarır.
    Bu dönemde görülen olumsuz duygular genellikle endişe, üzüntü, korku, hayal kırıklıkları ve öfkedir. Genç, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için ya hayal kurar, müzik dinler, içe kapanır veya arkadaşlarıyla çok fazla vakit geçirir, sınırları ve kuralları zorlar, anne babasıyla çatışma halinde olur.

    Genç kızla iletişim

    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, ergenliğe giren kız çocuğuyla ilişki kurması gerekenin anne olduğunu söylüyor. Genelde kız çocukları babalarına daha yakın olsalar da ergenlikte içe kapanmaya başlarlar.

    “Hiçbir zaman bir anne kendi kızıyla arkadaş olamaz. Zaten anne ile kızın arkadaş olması da beklenmemeli, olmamalıdır da” diyen Dr. Keskin, genç kızın bütün sorunlarını, sırlarını annesiyle paylaşmak istemeyeceğini, sırlarını kendi yaşıtlarına, güvendiği kişilere vereceğini belirtiyor. Burada anneye düşen görevin, kızıyla dost olmayı başarabilmek, yani karşılıklı güven duygusunu geliştirmek olduğunu ifade ediyor.

    Genç erkekle iletişim

    Dr. Sabiha Paktuna Keskin’e göre ergenliğe giren erkek çocukla iletişim kurması gereken, babadır. Anne, sakin liman olmayı başarmalıdır. Ergenlikle ilgili anlatılması gerekenleri baba üstlenmelidir. Onunla dostluk kurmak, çocuğun güvenini kazanmaktır önemli olan. Güven kazanılmasının temel öğesi de kişinin davranışlarının tutarlı olmasıdır. Yani çocuğun yaptığı herhangi bir şeye verilen tepinin bir başka seferde de aynı olmasıdır. Bu tutarlılık, dostluğun temel adımıdır.

    Ne zaman uzmana başvurmalı?

    Ergenlik, gerek genç gerekse de aile için zor bir dönemdir. Bazen, bazı sorunlarla baş etmenin yolu bir uzmandan yardım almaktır. Uzman Psikolog Sevil Usanmaz o durumları şöyle sıralıyor:
    Ergenin içe kapanma dönemleri çok uzun, duygu dalgalanmaları sık ve şiddetli ise,
    Huy değişikliği aniden tam zıt şekilde olmuşsa; çok neşeli ve hayat dolu bir genç birden
    tamamen içine kapanmışsa,
    Ders başarısı beklenmedik şekilde çok düşmüşse,
    Eve geliş saatlerindeki gecikme artmış ve açıklamaları yetersizse,
    Bütün gün uyumak veya bütün gece oturmak gibi uyku sorunları varsa,
    Aşırı zayıflama ya da şişmanlama olmuşsa,
    Çok öfkeliyse ve sürekli ağlıyorsa profesyonel yardım almakta fayda vardır.

    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin



  3. 20.Aralık.2011, 17:51
    2
    Silent and lonely rains



    Ergenlik dönemindeki çocuğum ders çalışmıyor, söz dinlemiyor, içine kapanıyor.
    Siz de bunlardan şikayetçiyseniz Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in bu
    sorunlara çözüm önerileri

    Çocuğum söz dinlemiyor
    Ergenlikte çocuğun söz dinlemiyor olmasına üzülmeyin; çünkü bu onun normal gelişmekte olduğunu gösteren bir durumdur. Pediatrist - Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin “Ergenlik kimliğin bulunduğu bir dönemdir. Bunu fark eden genç, bunu başkalarına da fark ettirme çabasındadır” diyor. Çocuk sizin evet dediğiniz her şeye hayır der. Aynı 3 yaşındaki gibi “hayır dönemi”ne benzer şekilde... Ergenlik, bu dönemin ikinci aşamasıdır. Bu nedenle bu durumu ergenlik döneminde “Çocuğum beni dinlemiyor; çocuğum asi, isyankar oluyor” diye algılamayın. Bu normal bir süreçtir ve bu “hayır”lara saygı gösterilmesi gereklidir. Fakat bazı “hayır”lar öyle boyuttadırlar ki (dini, siyasi konular, vs) bu durumlarda onunla karşı karşıya gelmemeniz gerekir ve “Bunu bir danışalım”ı uygulayın. Bu şekilde onu yanınıza çekmeye çalışın.

    Çocuğum içine kapanıyor
    “Çocuk eğer çevreden ve arkadaşlarından kopmuş ve kendi odasına kapanıyorsa bu zor ve hastalıklı bir durumdur; mutlaka bir profesyonelden yardım almak gereklidir” diyor Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin. Zaten aile bu duruma tek başına müdahale edemez. Ama eğer çocuk arkadaşlarıyla birlikte odasına giriyor, çıkıyor, eğleniyor, geziyor, derslerine çalışıyor; ama ailesinin yanına gelmiyor ise bu durum ergenliğin yan etkilerinden demektir. Böyle bir durumda; bu dönemin arkadaşlarla özdeşleşme dönemi olduğunu kendinize hemen hatırlatın ve onu asla zorlamayın. Önemli olan çocuğun yaşamdan kopmamış olmasıdır.

    Çocuğum ilk aşk acısını yaşıyor
    Ergenliğin ilk döneminde çocuk karşı cinsi fark eder ve ondan etkilenmeye, hoşlanmaya başlayabilir. Ama ergenliğin ilk döneminde gerçek bir aşktan bahsetmek söz konusu olamaz. Fakat ergenliğin son döneminde (16-18 yaş)gerçek olarak hissedilen bir aşk ile çocuğun normal yaşamdan koparak içine kapanması söz konusu olabilir. İşte bu normal bir durum değildir ve ciddiye alınması gerekir. Çünkü ya çocukta ruhsal bir hastalık söz konusu demektir, ya da çocuk kendine güvenmiyordur ve başka birinden ek desteğe ihtiyaç duyuyordur. Mesela ailesiyle arası hiç iyi değildir ve karşı tarafı bir kurtuluş olarak görmektedir. Her iki durumda da ailenin mutlaka destek alması gereklidir.

    Çocuğumun okul başarısı düşüyor
    Ergenlik döneminde okul başarısındaki düşüş normal bir durumdur. Bunun birinci sebebi vücuttaki hormonal dengesizliğin yarattığı konsantrasyon eksikliğidir. Bir diğer neden çocuk içine kapanık, kendine güvensiz, depresyonda bir çocuk olabilir; arkadaş gruplarına giremiyor ve bu durumlar onda depresyon yarattığı için yine konsantrasyon azalabilir. Bu durumlarda asla yapılmaması gereken çocuk üzerinde “Niye ders çalışmıyorsun?, Ders çalışsana” gibi baskılar kurmaktır. Yapılması gereken ise ders çalışmasını sağlayacak gerçekçi çözümler üretmektir. Belki bir yardım almak, onu onore edecek davranışlara yönelmek, onun okuldaki sosyalliğine katkıda bulunmak gibi.

    Çocuğum kendini beğenmiyor
    Ergenlik döneminin en önemli özelliklerinden biri de çocuğun kendini beğenmiyor olmasıdır. Vücutlarında küçücük de olsa beğenmedikleri bir nokta bulurlar. Burada ebeveynlerin tutunması gereken tavır, asla dalga geçer gibi konuşmamak; tam tersine onun diğer güzel öğelerini vurgulamaktır. Pediatrist - Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin “Çocuk zaten bu dönem diğerleri arasında sivrilme dönemi yaşadığı için kendisiyle çok alakalıdır. Bu bir kimlik dönemi olduğu için çocuk en ufak detayıyla bile ilgilidir” diyor ve bir bölgesini beğenmemesinin normal olduğunu belirtiyor.

    Çocuğum gelecek kaygısı duyuyor
    Ergenlik dönemi geleceğe hazırlığın atıldığı ilk adım olduğundan bu tip kaygılar çok normaldir. Çocuk bu dönemde önünü hiçbir şekilde göremiyordur ve “Acaba gelecekte ne olacak? Kiminle evleneceğim? Nasıl bir iş sahibi olacağım? Beni nasıl bir yaşam bekliyor?” gibi kaygılar taşıyordur. Ailenin burada yapması gereken farkına varmak ve çocuğun sahip olduğu yeteneklerin altını çizmektir.

    Çocuğum ergenliği kendi kendine atlatabilir mi?
    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çocuğun bu dönemi kendi kendine atlatmasının mümkün olduğunu söylüyor. Ama bunun için daha önceki gelişme aşamalarını iyi tamamlamış ve ruhsal-beyinsel sağlığı yerinde olması gerekiyor. Eğer destek alınması gerekiyorsa bu durumdan korkulmaması gerek. Öncelikle anne baba tarafından “Sen ne olursan ol, ben buradayım” mesajını çocuğa verebilmek önemlidir. Çünkü bunu uygulamayıp onu korkutursanız çocuk size yalan söylemeye başlayacaktır.

    Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkerlerde 10–15 yaşlarında başlar.

    Ergenlik döneminde yaşanan değişimler nelerdir, kız ve erkek çocuklara nasıl davranmak gerekir, ergenlik sorunlarıyla ilgili ne zaman bir uzmana başvurmak gerekir? Ergenliğe dair sorularınızın yanıtları pudra.com’da…

    Ergenlikte erkeklerde görülen fiziksel değişimler

    Ergenlikte, vücuttaki ilk belirtiler tüylenmedir: Öncelikle cinsel bölgede kıllanma olur, daha sonra dudakların üzeri, yüz ve vücutta kıllanma başlar. Deri ve saçlar yağlanır ve yüzde sivilceler ve siyah noktalar ortaya çıkabilir. Sesleri çatallaşmaya ve erkek sesine dönüşmeye başlar. Penis ve testisler olgunlaşmaya başlar, ereksiyon kabiliyeti artar. Ayaklar büyür, bacaklar ve kollar uzar, 13-15 yaş arasında boy hızla uzar. Kasları geliştiği için daha güçlü olduğunu hisseder.

    Ergenlikte kızlarda görülen fiziksel değişimler

    Kızların göğüsleri belirginleşir ve adet görmeye başlarlar. Genital bölgede ve koltuk altında kıllanma başlar. Vücut ölçülerinde hızla değişir: Bel incelmeye başlar, leğen kemikleri şekillenir ve kalçalar genişler.

    İlk ergenlik belirtileri

    Tabii sadece fiziksel belirtiler değil, ruhsal belirtileri de vardır ergenliğin. Pediatrist-Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, çocuğun ruhsal gelişimlere paralel olarak utanmasının gelişebileceğini belirtiyor. Buna göre, çocuk örneğin annenin tuvalete, banyoya girmesine izin vermeyebilir. Anne de bundan dolayı vücuttaki değişiklikleri göremeyebilir. Annenin utanmanın arttığını fark etmesi, ergenlik için ilk sinyal olarak kabul edilebilir. Bu zamandan itibaren ergenlikle ilgili bilgiler verilmeye başlanabilir.

    Aileyi reddetme

    Okul döneminde sosyal çevreyle özdeşleşen çocuk, bu dönemde arkadaşlarıyla özdeşleşmeye ve onlara benzemeye çalışabilir. Bu dönemde aile bu değişikliği şaşkınlıkla karşılar. Çocuk, ailesini reddedebilir, ailesini beğenmeyebilir. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, bunun doğal bir süreç olduğunu, ileriki yaşamda da kendilerini reddedeceği anlamına gelmediğini, dolayısıyla ailenin tedirgin olmasına gerek olmadığını belirtiyor. Dr. Keskin’e göre yapılması gereken, çocuğun içine girdiği arkadaş çevresini sevip saymak ve onore etmektir. Aile tersini yaparsa kendi kaybedebilir. Çocuk şeklen de o girdiği gruba benzemeye başlayacağından, giysileri, saçları değişebilir. Ailenin kendi gençliğine, kendi görüşüne ters olsa bile bunlara aşırı tepki vermemesi gerekir.

    Ruhsal sorunlar

    Uzman Psikolog Sevil Usanmaz, ergenlik döneminde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları şöyle sıralıyor:
    Genç, çabuk üzülür, çabuk neşelenir, birden öfkelenir, gülerken ağlamaya başlayabilir.
    Her şeye ilgisi çok fazla arttığından derslere ilgisi azalır.
    İstekleri artar, bencilleşir. Kendisi ile ilgili her şeyi az bulur. Harçlığı azdır, hakları azdır, evdeki kurallar çoktur, giysileri çok olsa bile azdır ve hep aynı şeyi giyer, hep açtır ve evdeki yemek hep azdır, tatil azdır, öğretmen az not verir.
    Bağımsızlaşma isteği ve sosyal çevreye ilgisinin artması nedeniyle daha fazla arkadaşlarıyla olmak, değişik yerlere gitmek, görmek ve denemek ister.
    Karşı cinsle ilgilenir, beğenilmek ister, yakışıklı ya da güzel olup olmadığını sorgular, dış
    görüntüsü için aşırı hassas davranır.
    Kendinden büyükleri örnek alıp bir taraftan onlar gibi davranmaya çalışırken, diğer taraftan çocuksu davranışı devam eder.
    Ergen, değişen ve gelişen bedenini, dalgalanan duygularını saklamak, kontrol edebilmek ve çevrenin istediği gibi davranabilmek için içine kapanır.
    Güvensizlik duygusu, karamsarlığa, üzüntüye yol açar.
    Arkadaş grubunun içinde olma, takdir edilme, sevilme, beğenilme isteği olumlu bir şekilde karşılandığında mutlu olur. Aksi takdirde öfkelenir, endişelenir, kıskanır, kavga çıkarır.
    Bu dönemde görülen olumsuz duygular genellikle endişe, üzüntü, korku, hayal kırıklıkları ve öfkedir. Genç, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için ya hayal kurar, müzik dinler, içe kapanır veya arkadaşlarıyla çok fazla vakit geçirir, sınırları ve kuralları zorlar, anne babasıyla çatışma halinde olur.

    Genç kızla iletişim

    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, ergenliğe giren kız çocuğuyla ilişki kurması gerekenin anne olduğunu söylüyor. Genelde kız çocukları babalarına daha yakın olsalar da ergenlikte içe kapanmaya başlarlar.

    “Hiçbir zaman bir anne kendi kızıyla arkadaş olamaz. Zaten anne ile kızın arkadaş olması da beklenmemeli, olmamalıdır da” diyen Dr. Keskin, genç kızın bütün sorunlarını, sırlarını annesiyle paylaşmak istemeyeceğini, sırlarını kendi yaşıtlarına, güvendiği kişilere vereceğini belirtiyor. Burada anneye düşen görevin, kızıyla dost olmayı başarabilmek, yani karşılıklı güven duygusunu geliştirmek olduğunu ifade ediyor.

    Genç erkekle iletişim

    Dr. Sabiha Paktuna Keskin’e göre ergenliğe giren erkek çocukla iletişim kurması gereken, babadır. Anne, sakin liman olmayı başarmalıdır. Ergenlikle ilgili anlatılması gerekenleri baba üstlenmelidir. Onunla dostluk kurmak, çocuğun güvenini kazanmaktır önemli olan. Güven kazanılmasının temel öğesi de kişinin davranışlarının tutarlı olmasıdır. Yani çocuğun yaptığı herhangi bir şeye verilen tepinin bir başka seferde de aynı olmasıdır. Bu tutarlılık, dostluğun temel adımıdır.

    Ne zaman uzmana başvurmalı?

    Ergenlik, gerek genç gerekse de aile için zor bir dönemdir. Bazen, bazı sorunlarla baş etmenin yolu bir uzmandan yardım almaktır. Uzman Psikolog Sevil Usanmaz o durumları şöyle sıralıyor:
    Ergenin içe kapanma dönemleri çok uzun, duygu dalgalanmaları sık ve şiddetli ise,
    Huy değişikliği aniden tam zıt şekilde olmuşsa; çok neşeli ve hayat dolu bir genç birden
    tamamen içine kapanmışsa,
    Ders başarısı beklenmedik şekilde çok düşmüşse,
    Eve geliş saatlerindeki gecikme artmış ve açıklamaları yetersizse,
    Bütün gün uyumak veya bütün gece oturmak gibi uyku sorunları varsa,
    Aşırı zayıflama ya da şişmanlama olmuşsa,
    Çok öfkeliyse ve sürekli ağlıyorsa profesyonel yardım almakta fayda vardır.

    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin






+ Yorum Gönder