Konusunu Oylayın.: Namazla ilgili kısa hikayeler

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 5 kişi
Namazla ilgili kısa hikayeler
  1. 20.Aralık.2011, 03:21
    1
    Misafir

    Namazla ilgili kısa hikayeler






    Namazla ilgili kısa hikayeler Mumsema namaz ilgili en güzel kıssalar


  2. 20.Aralık.2011, 05:12
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: namazla ilgili kısa hikayeler




    Bir de Gece Namazı Kılsa

    İbn-i Ömer dedi ki: Hz Peygamberin sağlığında rüya görenler onu O'na anlatırlardı, ben de bir rüya görmek ve onu Hz. Peygambere anlatmayı diledim. O'nun zamanında bekar bir oğlandım ve mescidde uyurdum. Bir defasında rüyamda iki melek beni Cehenneme götürdüler. Baktım ki, o kuyu duvarı gibi örülmüş olup kuyunun ki gibi iki boynuzu vardı; o da ne, orada kendilerini tanıdığım insanlar vardı. Ben şöyle haykırdım: Cehennemden Allah'a sığınırım! Cehennemden Allah'a sığınırım! O sırada bir başka melek diğer iki meleğe katıldı ve bana şöyle dedi:Korkutulmayacaksın!
    Ben bu rüyayı Hafsa'ya anlattım, Hafsa da onu Hz Peygamber'e anlattı. O bunun üzerine şöyle buyurdu: Abdullah ne güzel, ne iyi bir adamdır! Bir de geceleyin namaz kılmış olsaydı! Sâlim şunu ilave etti "ve o günden sonra Abdullah gecenin sadece az bir kısmında uyurdu. (Buhârî, Ashabu'n-Nebî, 19)

    ...

    Namaz!!Senai Demirci'den.. (çok guzel kıssa)






    Severek okudugum, Senai Demirci'ye ait bir yazi. Vaktiniz
    varsa lutfen sonuna kadar sakin bir kafayla okumaya calisin.

    selam dua ıle

    SENAI DEMIRCI

    Öyle çok pazarlik ettim ki Seninle ey Rabb'im. Sen çagirinca, kendime ayirdigim vakitlerden çalindigini düsündüm. Ezan okununca sevdiklerimle geçirdigim zamanlarin azalmasindan korktum.
    Vakit girince, içim "ciz" etti hep. Odamdan uzaklastim, biraktim isimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.
    Ayak diredim, "az sonra kilsam da olur!" dedim. "Az sonra"larim "çok sonralar"a döndü, geç kaldim, geç kalmaktan utanmadim.
    Sonunda ayaklarimi sürüye sürüye vardim huzuruna. Pazarligimi vaktin daralmisligini bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçiyordu namaz ya; o yüzden çabucak kildim, selam verdim, hemen kalktim, rahatladim.
    Oysa rahatligi Sana borçluyum. Agrimayan her bir disim kadar huzur borçluyum
    Sana. Damarlarimin her bir noktasinda pihtilasmayan kanim kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kasinmayan her bir noktasi kadar rahatlik borçluyum Sana. Dislerim agriyacak olsa her biri için harcayacagim zaman Senin.
    Kanim pihtilasip damarlarim tikanacak olsa, her defasinda izdirap ve korkuyla geçirecegim saatlerin hepsi Senin.
    Tenim her noktasinda yirtilacakmis gibi aciyacak olsa, kendi kendime dar gelecegim huzursuz günler Senin.
    Gün oldu; usandim. Sabrimi tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istedigin zamani çok gördüm. Benden istedigini, benim için istediginibile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazin rekatlarini; kisaltmak için bahaneler aradim.
    Günümü delik desik etmeni, isimin arasina kesintiler sokmani,hayatimin ortasina duraklar koymani, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm.
    "Beni bana birak!"larla durdum huzuruna; içim baska bir yerlerin
    türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mihli kaldim.
    Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamani bana! Bir uçurumun dibine savrulmus bir arabada çaresizce Sana yalvartiyor olabilirdin beni. Korkulu bir savasin orta yerinde ates ve kan kusan bombalarin altinda günümü de, isimi de, uykumu da, hatta rüyalarimi da delik desik etmelerini takdir edebilirdin.
    Düsmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genislik borçluyum Sana.
    Içten pazarlikti benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sifirlamayi, benligimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sicacik nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim.
    Acelem vardi; alnimi koydugum gibi kaldirdim seccadeden. Bütün benligimle asagi inemedim. Isim vardi, secdemi isime zaman
    kazandim. Secdeye kalbimi de sigdirmaya çalismadim.
    Uykum vardi, secdemi sig birakip uykumu derinlestirdim. Itirafimdir: Bencilligimi de sirtima alip rükûlarda eritemedim. Bedenim egilirken huzurunda, "emrolundugum gibi dosdogru olma"nin agirligini sirtima almayi erteledim. "Sirasi degil!"di; "hele dur; sonra da olur!"du.
    En Sevgili'ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alinmadim. Sen dileseydin, çocugumun ciliz nabizlarinin esliginde, los ve nesesiz bir yogun bakim odasinda, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranina kilitleyebilirdin.
    Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kipirtisinin gölgesinde, mini mini bir sarsintinin beklentisi içinde saçlarima aklar düsürebilirdin.
    Içten pazarlik mi denir buna? Sen bilirsin Seninle ettigim pazarligi. Kendime sakladigim ve hatta kendimden de sakladigim sir bu. Dilime bile degdirmekten korktugum, agzima almaktan utandigim öyle bir sir iste. Fisildamasi bile aci veriyor ya... Meselâ, uzayinca Fatiha, uzayinca sûre heceler sanki özgürlüge giden yolu taslar gibi kestikçe, "bitmez simdi bu namaz!" dedigim çok oldu.
    Ama içimden. Kimseler duymadi. Bir Sen duydun beni ey Rabb'im. Sirrimi bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudagim anlamina yetisemedigim kelimeler için oynarken, Sen beni söyledigimden fazlasiyla duydun, söyleyemedigimi de, dile getiremedigimi de bildin. Ruhumu alip uzaklara gittigim halde, bir bedenimi biraktigim halde huzurunda, kovmadin beni, yakinliginda tuttun. Itirafimdir; öyle anlatildigi gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazi... "Aradan çikarmaya çalistigim" oldu namazi. Geçistirdim namazi. Bir "sorun"du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yasamaya basladim... Yasamayi namazin içinde aramaliydim. Namazi yasamanin içine sizdirmaliydim oysa. Bilemedim. Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlik ettim; ama Sen utandirmadin, yine yine yine huzuruna aldin beni. Her secdede rahmetinle oksadin alnimi. Her rükûda "aferinler" fisildadin gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanin akligina çagirdin ruhumu. Yüzüme vurmadin. Azarlamadin. Asagilamadin. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadin. Utandirmadin. Pazarlik ettigimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb'im. Kimselere söylemedin. Sirdasim Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayiplamandan korkmam.Ben iste böyleyim; yine "bana ait"lerin hesabindayim. Baska kime söyleyeyim? Baska kimin anlayisindan medet umayim?


  3. 20.Aralık.2011, 05:12
    2
    Özel Üye



    Bir de Gece Namazı Kılsa

    İbn-i Ömer dedi ki: Hz Peygamberin sağlığında rüya görenler onu O'na anlatırlardı, ben de bir rüya görmek ve onu Hz. Peygambere anlatmayı diledim. O'nun zamanında bekar bir oğlandım ve mescidde uyurdum. Bir defasında rüyamda iki melek beni Cehenneme götürdüler. Baktım ki, o kuyu duvarı gibi örülmüş olup kuyunun ki gibi iki boynuzu vardı; o da ne, orada kendilerini tanıdığım insanlar vardı. Ben şöyle haykırdım: Cehennemden Allah'a sığınırım! Cehennemden Allah'a sığınırım! O sırada bir başka melek diğer iki meleğe katıldı ve bana şöyle dedi:Korkutulmayacaksın!
    Ben bu rüyayı Hafsa'ya anlattım, Hafsa da onu Hz Peygamber'e anlattı. O bunun üzerine şöyle buyurdu: Abdullah ne güzel, ne iyi bir adamdır! Bir de geceleyin namaz kılmış olsaydı! Sâlim şunu ilave etti "ve o günden sonra Abdullah gecenin sadece az bir kısmında uyurdu. (Buhârî, Ashabu'n-Nebî, 19)

    ...

    Namaz!!Senai Demirci'den.. (çok guzel kıssa)






    Severek okudugum, Senai Demirci'ye ait bir yazi. Vaktiniz
    varsa lutfen sonuna kadar sakin bir kafayla okumaya calisin.

    selam dua ıle

    SENAI DEMIRCI

    Öyle çok pazarlik ettim ki Seninle ey Rabb'im. Sen çagirinca, kendime ayirdigim vakitlerden çalindigini düsündüm. Ezan okununca sevdiklerimle geçirdigim zamanlarin azalmasindan korktum.
    Vakit girince, içim "ciz" etti hep. Odamdan uzaklastim, biraktim isimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.
    Ayak diredim, "az sonra kilsam da olur!" dedim. "Az sonra"larim "çok sonralar"a döndü, geç kaldim, geç kalmaktan utanmadim.
    Sonunda ayaklarimi sürüye sürüye vardim huzuruna. Pazarligimi vaktin daralmisligini bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçiyordu namaz ya; o yüzden çabucak kildim, selam verdim, hemen kalktim, rahatladim.
    Oysa rahatligi Sana borçluyum. Agrimayan her bir disim kadar huzur borçluyum
    Sana. Damarlarimin her bir noktasinda pihtilasmayan kanim kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kasinmayan her bir noktasi kadar rahatlik borçluyum Sana. Dislerim agriyacak olsa her biri için harcayacagim zaman Senin.
    Kanim pihtilasip damarlarim tikanacak olsa, her defasinda izdirap ve korkuyla geçirecegim saatlerin hepsi Senin.
    Tenim her noktasinda yirtilacakmis gibi aciyacak olsa, kendi kendime dar gelecegim huzursuz günler Senin.
    Gün oldu; usandim. Sabrimi tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istedigin zamani çok gördüm. Benden istedigini, benim için istediginibile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazin rekatlarini; kisaltmak için bahaneler aradim.
    Günümü delik desik etmeni, isimin arasina kesintiler sokmani,hayatimin ortasina duraklar koymani, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm.
    "Beni bana birak!"larla durdum huzuruna; içim baska bir yerlerin
    türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mihli kaldim.
    Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamani bana! Bir uçurumun dibine savrulmus bir arabada çaresizce Sana yalvartiyor olabilirdin beni. Korkulu bir savasin orta yerinde ates ve kan kusan bombalarin altinda günümü de, isimi de, uykumu da, hatta rüyalarimi da delik desik etmelerini takdir edebilirdin.
    Düsmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genislik borçluyum Sana.
    Içten pazarlikti benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sifirlamayi, benligimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sicacik nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim.
    Acelem vardi; alnimi koydugum gibi kaldirdim seccadeden. Bütün benligimle asagi inemedim. Isim vardi, secdemi isime zaman
    kazandim. Secdeye kalbimi de sigdirmaya çalismadim.
    Uykum vardi, secdemi sig birakip uykumu derinlestirdim. Itirafimdir: Bencilligimi de sirtima alip rükûlarda eritemedim. Bedenim egilirken huzurunda, "emrolundugum gibi dosdogru olma"nin agirligini sirtima almayi erteledim. "Sirasi degil!"di; "hele dur; sonra da olur!"du.
    En Sevgili'ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alinmadim. Sen dileseydin, çocugumun ciliz nabizlarinin esliginde, los ve nesesiz bir yogun bakim odasinda, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranina kilitleyebilirdin.
    Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kipirtisinin gölgesinde, mini mini bir sarsintinin beklentisi içinde saçlarima aklar düsürebilirdin.
    Içten pazarlik mi denir buna? Sen bilirsin Seninle ettigim pazarligi. Kendime sakladigim ve hatta kendimden de sakladigim sir bu. Dilime bile degdirmekten korktugum, agzima almaktan utandigim öyle bir sir iste. Fisildamasi bile aci veriyor ya... Meselâ, uzayinca Fatiha, uzayinca sûre heceler sanki özgürlüge giden yolu taslar gibi kestikçe, "bitmez simdi bu namaz!" dedigim çok oldu.
    Ama içimden. Kimseler duymadi. Bir Sen duydun beni ey Rabb'im. Sirrimi bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudagim anlamina yetisemedigim kelimeler için oynarken, Sen beni söyledigimden fazlasiyla duydun, söyleyemedigimi de, dile getiremedigimi de bildin. Ruhumu alip uzaklara gittigim halde, bir bedenimi biraktigim halde huzurunda, kovmadin beni, yakinliginda tuttun. Itirafimdir; öyle anlatildigi gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazi... "Aradan çikarmaya çalistigim" oldu namazi. Geçistirdim namazi. Bir "sorun"du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yasamaya basladim... Yasamayi namazin içinde aramaliydim. Namazi yasamanin içine sizdirmaliydim oysa. Bilemedim. Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlik ettim; ama Sen utandirmadin, yine yine yine huzuruna aldin beni. Her secdede rahmetinle oksadin alnimi. Her rükûda "aferinler" fisildadin gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanin akligina çagirdin ruhumu. Yüzüme vurmadin. Azarlamadin. Asagilamadin. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadin. Utandirmadin. Pazarlik ettigimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb'im. Kimselere söylemedin. Sirdasim Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayiplamandan korkmam.Ben iste böyleyim; yine "bana ait"lerin hesabindayim. Baska kime söyleyeyim? Baska kimin anlayisindan medet umayim?





+ Yorum Gönder