Konusunu Oylayın.: Günü verimli kullanma ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Günü verimli kullanma ile ilgili hadisler
  1. 19.Aralık.2011, 20:09
    1
    Misafir

    Günü verimli kullanma ile ilgili hadisler






    Günü verimli kullanma ile ilgili hadisler Mumsema günü verimli kullanma ile ilgili hadisler


  2. 27.Aralık.2011, 11:40
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: günü verimli kullanma ile ilgili hadisler




    “İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit” (Hadis-i Şerif)*




    KUR'AN'DA ZAMAN*




    Kuran-ı Kerim üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan, din, amirlerin büyük çoğunluğuyla, insana zamanı azami ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir*




    Kur'an'ın Zamanı İfade Şekli:*




    “Zaman” lugat açısından “uzun veya kısa vakit” anlamına gelir. Kur'an, zaman yerine daha çok vakit kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime lugat yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın nihayeti”demektir. Kur'an-ı Kerim'de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri bir ferd için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. Ferd için en ehemmiyetli gün olduğundan Kur'an'da en çok zikredilen “Yevm” yani “Gün” kelimesidir ki 475 defa zikredilmektedir. Kur'an-ı Kerim ilk sayfalarından itibaren, en son sayfalarına kadar, hiç fasıla vermeden, okuyucusuna zaman mefhumunu hatırlatmaktadır.*




    Farz namazların mühim gayelerinden biri, Müslüman kimseye, günlük zamanı taksim ve programlama alışkanlığı kazandırmaktadır. Kıyamu'l leyl (gece kalkışı)'e Kur'an-ı Kerim önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyamu'l leyl Peygamber Efendimiz'e (SAV) farzdı fakat ümmetine nafiledir. Bu sünnet Kur'an-ı Kerim'in emridir.*




    ZAMANLA İLGİLİ TELAKKİ VE TEDBİRLER*




    Vicdani tedbirleri almaya telakki diyoruz. İnsanın yaşadığının şuuruna erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine nazaran farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar, günler sayesinde insanda hâsıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede mühim bir telakki, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalıkların kaynağı tül-i emel denilen uzun yaşama vehmi kabul edilmiştir.*




    İslam dini günlük zamanı üç ana maksada uygun olarak programa bağlamamızı emreder;*




    1- İbadet*




    2- Rızkın Kazanılması*




    3- Hayatımızı murakabe ve tefekkür*




    PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDA ZAMAN TANZİMİ*




    Peygamber Efendimiz (SAV) günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara tabi kılmıştır. Peygamber Efendimiz haftalık belli günlerde aynı işleri yapmaktadır. Günlük ise muvakkat işler ki bunlar önceden programlanmaksızın zuhur eden işlerdir. Bir heyetin kabulü, bir yabancının müracaatı , bir ihtiyacın zuhuru gibi. Bunlar imkan nisbetinde tanzime çalışılmıştır. Mutad işlerse aynı günlerde aynı vakitlerde yapılmaktadır. Her işe belli müddet vardır. O iş hergün aynı müddet içinde tamamlanmaktadır.*




    İSLAMDA TATİL VE İSTİRAHAT*




    Tatil kelimesi boş vakit anlamında kullanılacaktır. İslam tamamen boş geçirilecek bir vakit tanımaz. Kur'an-ı Kerim'de bize meşguliyetin değiştirilmesi suretiyle dinlenme elde edileceğine işaret edilmektedir. Buna bir nevi “çalışarak dinlenme” diyebiliriz. Müslümanlar, Yahudiler Hrıstiyanlar gibi tamamen “işsiz” geçirilecek bir haftalık tatil anlayışından uzak olmalıdır. Eğlencede şehvet duyma ve fitne çıkarma ihtimali halinde, nazarın haram olduğunda ittifak vardır.*




    “İslam boş zaman kabul etmez.” derken istirahatı reddeder manası çıkarılmamalıdır. Kur'an-ı Kerim'de en iyi dinlenmenin kişinin kendi evinde uyku ile olacağı beyan edilmiştir.*




    “Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme (vasıtası), gündüzü de çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 25).*




    “Allah sizin için meskenlerinizi huzur ve sükun yeri kıldı.” (Nahl 16).*




    Yasak oyun ve eğlenceler; kumar oyunları, hayvanlarla oynamak, içkili, çalgılı, kadınlı eğlencelerdir. Bazı oyunların faydalılık yani cihada hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden Hz Peygamber (SAV) onları ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba yüzme, atma, binme, koşma ve güreş girer.*




    Meşru eğlence fırsatları ise çeşitli merasimler, ziyafetler (sünnet, doğum, seferden dönüş, yeni meskene girme, musibetten kurtulma) ve düğünlerdir.*




    İSLAM ALİMLERİNDE ZAMAN ENDİŞESİ*




    İslam alimlerinin zaman konusundaki müşterek telakkileri şöyledir: “Geçmiş zaman elden çıkmıştır, gelecek ise henüz gaybdadır, öyleyse mevcut olan senin içinde bulunduğun şu andır.” İslam alimleri yemek zaman, insanlarla münasebet, her an meşguliyet, son nefese kadar gayret ilişkisine vermiştir. Yemek-zaman ilişkisini minimum azaltmak için, ufalayıp tirit şeklinde ekmek yemekle, normal ekmek yemek arasındaki farkı bile hesaplamışlardır. Davut et-Tai bu zamanda 50 ayet okunacak kadar fark olduğunu tespit etmiştir. İmam Ebu Yusuf ise son nefesine kadar ilmi meşguliyette bulunmuştur.*




    SONUÇ:*




    Herşey imanda düğümlenmektedir. Bu sebeple, dinimiz kuru iman ve tatbikatı olmayan ilme itibar etmemiştir. Tatbikatı olmayan ilme “faydasız ilim” demiştir. Gençliğin daha sağlıklı, daha verimli kılınması için zamanla ilgili bazı prensipler şunlardır.*




    1- Gençliğe zaman şuuru verilmelidir.*




    2- Yıllık, aylık, haftalık, günlük planlar yapma, bu planlara uyma.*




    3- Gecenin değerlendirilmesi ayrı bir mesele olarak ele alınmalı, uyku miktarı iyice öğretilmelidir.*




    4- Devlet, yaş safhalarına göre kazandırılması gereken telakki ve alışkanlıkları tesbit etmelidir.*




    5- Devlet ve ebeveyn gençlik devresi üzerinde dikkatle durmalı, problemleri tesbit edip ısrarla üzerine gitmelidir.*




    KAYNAK : İbrahim CANAN*












    Peygamber Efendimizin Çalışmakla İlgili Hadisleri
    Peygamberimizin çalışmakla ilgili hadisler
    Peygamberimizin çalışmakla ilgili söylediği sözler




    "İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır" (6) buyururken O, her türlü başarı, gelişme ve ilerlemenin zamanı en iyi, en plânlı bir şekilde kullanmanın gereğini ifade etmiştir




    Hangi işte olursa olsun zamanı iyi kullanmayanın başarı elde etmesi, hedefine ulaşması imkânsızdır Elbette başarının elde edilmesinde birçok faktörler vardır Ancak bunların en önemlisi zamandır Zaman süreklidir, bölünmez Hz Peygamber:




    "Zamana sövmeyiniz, çünkü Allah zamanın ta kendisidir" (7) sözüyle buna işaret buyurmuştur




    Her olay iki ortamda cereyan eder; mekan ve zaman Birincisi ceset, diğeri ise ruh makamındadır Zaman ve mekândan münezzeh olan sadece Allah Teâlâ'dır




    "Bütün oluşlar ve dirilişler zaman tezgâhında dokunur ve kesilir Herkesin hamuru bu tezgâhta yoğrulur" Hem dünya hem de ahiretimizi kazandırması bakımından zaman çok değerlidir Dünya işlerinin zamanlamasını iyi yapamayan, madde plânında çok şey kaybedecektir ki, bunların telafisi mümkün değildir Kur'an-ı Kerîm'in ve Hz Peygamber'in öngördüğü şekilde, kendisine emânet olarak verilen ömür sermayesini gerektiği gibi harcamayan insan ise, süreklilik bakımından bir yerde dünyanın devamı olan ahiret hayatını da kaybetmiş olacaktır ki, bu gerçekten büyük bir kayıptır, ebedî hüsrandır Hatta bu hususta "vakit nakittir" atasözü vaktin önemini belirtme konusunda yetersiz kalmaktadır Çünkü vakit nakit kazandırır ama nakit vakit kazandırmaz




    Bilhassa eğitim ve öğretimlerini sürdüren gençler, gerektiğinde bütün sıkıntılara, fedakârlıklara göğüs gererek zamanlarını çalışarak değerlendirme hususunda katiyen taviz vermemelidirler




    Ve ileride verim elde etmek isteyen herkes şunu iyi bilmelidir: "Sen bugün zamanını nerede ve nasıl kullanırsan, zaman da seni yarın orada ve aynı şekilde kullanacaktır"




    Bir İngiliz şairi olan Milton: "Saatler kanatlıdır ve zamanın sahibine uçarlar" der Zamanın sahibi Allah'tır Bütün organlar da olduğu gibi o da Allah katında bizim kendimizi nerede ve ne şekilde geçireceğimizi haber vererek, bu konuda şehadet edecektir Yaşanan ve giden zamanı geri getirmek imkânsızdır Öyleyse Resûlüllah'ın bu hadisini göz önünde bulundurarak, bize emanet olarak verilen zamanı en iyi ve dengeli şekilde kullanarak, en verimli çalışmalarla değerlendirerek, geçirmek ve en güzel haberlerle uğurlamak her Müslümanın görevi olmalıdır Bir hadîs-i şerifte buyurulduğuna göre Allah, ihlâs ve samimiyetle yapılan işlerin, çalışmaların ve iyilik yapılarak geçirilen zamanın ürünlerini, biriktirme ve üretme konusunda, bir seyisin pek narin ve nazik olan tayları koruma ve büyütmede gösterdiği ihtimamı gösterecektir




    Hz Peygamber zamanı meşru kazançla geçirmeyi nafile ibadet kabul etmiştir Ama bu gerçeği sahâbe arasında yerleştirmesi de kolay olmamıştır




    Bir gün sahâbîlerle oturmuş sohbet ediyorlardı Bu sırada bir genç erkenden kalkmış biraz ileride elinde kazma kürek çalışıyordu Ashabdan bazıları: "Yâ Resûlallah! Ne olurdu şu genç burada sohbette bulunsa da Allah yolunda mesai sarfetmiş olsa" dediler




    Resûlüllah bunun üzerine şöyle buyurdu: "Böyle söylemeyin, eğer o genç insanlara el açmamak, onlardan müstağni olmak, çoluk çocuğunun nafakasını kazanmak için çalışıyorsa Allah yolundadır Yaşlı ve zayıf düşmüş anne-babasına yardımcı olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa Allah yolundadır Ancak o, din kardeşlerine karşı mal çoğaltmak ve övünmek için çalışıyorsa şeytan yolundadır" (8)




    Allah'ın bize yüklemiş olduğu her türlü dünya ve ahiret işinin, O'nun emri olduğu için yine O'nun rızasına uygun olarak yapılmasının daima nafile birer ibadet olduğu bilinen bir husustur




    Allahu Taâlâ.Cahiliyye ehlinin; ALLAH'm kendi takdiri ile meydana getirdiği şeyleri,ve O'nun fiillerini zamana izafe etmelerini hikâye ederek şöyle buyur*muştur: "Hem (kıyameti inkâr eden Mekke kâfirle*ri) şöyle dediler: "-Hayat ancak bizim bu dünya ha*yatımızdır. Ölürüz ve yaşarız, bizi ancak dehr (=zaman) helak eder." Halbuki onların buna dair bir ilimleri de yoktur. Onlar sadece zan peşinde koşarlar." (45. el-Câsiye:24)




    Rasûlullah da :"-Size musibetler isabet ettiği za-man.zamana sövmeyin,ve musibetleri zamana izafe de etmeyin.Muhakkak ki ALLAH; size bunları isabet ettiren O'dur,zaman değildir.Fâile sövdüğünüz za*man .ALLAH'a sövülmüş olur!" demiştir.




    Görmüyor musun, onların birine bir felâket veya malına.çocuklanna veya vücuduna bir musibet gel*diği zaman,bunları kendisinin başına getiren faile (vasıtaya),bundan dolayı söverler.Onun niyyeti za*mana sövmektir.Halbuki sövülen ALLAH (C.C) dır.,.




    Bu anlatılanlar hakkında;benim yapmış oldu*ğum tevili-aslinda bu tevil ALLAH'a hamd olsun,kolay ve anlaşılır ise dedaha iyi anlatacak bir misal verece*ğim sana: Sanki Zeyd adında biri, Feth adındaki kö*lesine, bir adamı öldürmesini emreder.Köle de ada*mı öldürür.İnsanlar da Feth'e söverler, ve ona lanet ederler.Birisi onlara: "Feth'e sövmeyiniz, Çünkü Zeyd, Feth'in tâ kendisidir." der. Bu sözüyle katilin Zeyd olduğunu kasdeder.Çünkü adamın öldürülmesini emreden odur.O adam sanki:"Çünkü katil Zeyd'dir.Feth değil!" demiş olur.




    Zaman da böyledir.Zaman içersinde musibet*ler, felâketler olur.Bu musibetler ALLAH'ın takdiri ile*dir jnsanlar, bu musibet ve felâketler zamanın içer*sinde meydana geldiği için.hiç suçu olmadığı halde zamana söverler.Bunun üzerine birisi:"Zamana söv*meyiniz .ALLAH,zamanın ta kendisidir." der. [146]




    [146] İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelifi’l Hadisi Müdâfaası, Kayıhan Yayınları: 344-347.


  3. 27.Aralık.2011, 11:40
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    “İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit” (Hadis-i Şerif)*




    KUR'AN'DA ZAMAN*




    Kuran-ı Kerim üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan, din, amirlerin büyük çoğunluğuyla, insana zamanı azami ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir*




    Kur'an'ın Zamanı İfade Şekli:*




    “Zaman” lugat açısından “uzun veya kısa vakit” anlamına gelir. Kur'an, zaman yerine daha çok vakit kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime lugat yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın nihayeti”demektir. Kur'an-ı Kerim'de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri bir ferd için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. Ferd için en ehemmiyetli gün olduğundan Kur'an'da en çok zikredilen “Yevm” yani “Gün” kelimesidir ki 475 defa zikredilmektedir. Kur'an-ı Kerim ilk sayfalarından itibaren, en son sayfalarına kadar, hiç fasıla vermeden, okuyucusuna zaman mefhumunu hatırlatmaktadır.*




    Farz namazların mühim gayelerinden biri, Müslüman kimseye, günlük zamanı taksim ve programlama alışkanlığı kazandırmaktadır. Kıyamu'l leyl (gece kalkışı)'e Kur'an-ı Kerim önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyamu'l leyl Peygamber Efendimiz'e (SAV) farzdı fakat ümmetine nafiledir. Bu sünnet Kur'an-ı Kerim'in emridir.*




    ZAMANLA İLGİLİ TELAKKİ VE TEDBİRLER*




    Vicdani tedbirleri almaya telakki diyoruz. İnsanın yaşadığının şuuruna erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine nazaran farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar, günler sayesinde insanda hâsıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede mühim bir telakki, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalıkların kaynağı tül-i emel denilen uzun yaşama vehmi kabul edilmiştir.*




    İslam dini günlük zamanı üç ana maksada uygun olarak programa bağlamamızı emreder;*




    1- İbadet*




    2- Rızkın Kazanılması*




    3- Hayatımızı murakabe ve tefekkür*




    PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDA ZAMAN TANZİMİ*




    Peygamber Efendimiz (SAV) günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara tabi kılmıştır. Peygamber Efendimiz haftalık belli günlerde aynı işleri yapmaktadır. Günlük ise muvakkat işler ki bunlar önceden programlanmaksızın zuhur eden işlerdir. Bir heyetin kabulü, bir yabancının müracaatı , bir ihtiyacın zuhuru gibi. Bunlar imkan nisbetinde tanzime çalışılmıştır. Mutad işlerse aynı günlerde aynı vakitlerde yapılmaktadır. Her işe belli müddet vardır. O iş hergün aynı müddet içinde tamamlanmaktadır.*




    İSLAMDA TATİL VE İSTİRAHAT*




    Tatil kelimesi boş vakit anlamında kullanılacaktır. İslam tamamen boş geçirilecek bir vakit tanımaz. Kur'an-ı Kerim'de bize meşguliyetin değiştirilmesi suretiyle dinlenme elde edileceğine işaret edilmektedir. Buna bir nevi “çalışarak dinlenme” diyebiliriz. Müslümanlar, Yahudiler Hrıstiyanlar gibi tamamen “işsiz” geçirilecek bir haftalık tatil anlayışından uzak olmalıdır. Eğlencede şehvet duyma ve fitne çıkarma ihtimali halinde, nazarın haram olduğunda ittifak vardır.*




    “İslam boş zaman kabul etmez.” derken istirahatı reddeder manası çıkarılmamalıdır. Kur'an-ı Kerim'de en iyi dinlenmenin kişinin kendi evinde uyku ile olacağı beyan edilmiştir.*




    “Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme (vasıtası), gündüzü de çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 25).*




    “Allah sizin için meskenlerinizi huzur ve sükun yeri kıldı.” (Nahl 16).*




    Yasak oyun ve eğlenceler; kumar oyunları, hayvanlarla oynamak, içkili, çalgılı, kadınlı eğlencelerdir. Bazı oyunların faydalılık yani cihada hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden Hz Peygamber (SAV) onları ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba yüzme, atma, binme, koşma ve güreş girer.*




    Meşru eğlence fırsatları ise çeşitli merasimler, ziyafetler (sünnet, doğum, seferden dönüş, yeni meskene girme, musibetten kurtulma) ve düğünlerdir.*




    İSLAM ALİMLERİNDE ZAMAN ENDİŞESİ*




    İslam alimlerinin zaman konusundaki müşterek telakkileri şöyledir: “Geçmiş zaman elden çıkmıştır, gelecek ise henüz gaybdadır, öyleyse mevcut olan senin içinde bulunduğun şu andır.” İslam alimleri yemek zaman, insanlarla münasebet, her an meşguliyet, son nefese kadar gayret ilişkisine vermiştir. Yemek-zaman ilişkisini minimum azaltmak için, ufalayıp tirit şeklinde ekmek yemekle, normal ekmek yemek arasındaki farkı bile hesaplamışlardır. Davut et-Tai bu zamanda 50 ayet okunacak kadar fark olduğunu tespit etmiştir. İmam Ebu Yusuf ise son nefesine kadar ilmi meşguliyette bulunmuştur.*




    SONUÇ:*




    Herşey imanda düğümlenmektedir. Bu sebeple, dinimiz kuru iman ve tatbikatı olmayan ilme itibar etmemiştir. Tatbikatı olmayan ilme “faydasız ilim” demiştir. Gençliğin daha sağlıklı, daha verimli kılınması için zamanla ilgili bazı prensipler şunlardır.*




    1- Gençliğe zaman şuuru verilmelidir.*




    2- Yıllık, aylık, haftalık, günlük planlar yapma, bu planlara uyma.*




    3- Gecenin değerlendirilmesi ayrı bir mesele olarak ele alınmalı, uyku miktarı iyice öğretilmelidir.*




    4- Devlet, yaş safhalarına göre kazandırılması gereken telakki ve alışkanlıkları tesbit etmelidir.*




    5- Devlet ve ebeveyn gençlik devresi üzerinde dikkatle durmalı, problemleri tesbit edip ısrarla üzerine gitmelidir.*




    KAYNAK : İbrahim CANAN*












    Peygamber Efendimizin Çalışmakla İlgili Hadisleri
    Peygamberimizin çalışmakla ilgili hadisler
    Peygamberimizin çalışmakla ilgili söylediği sözler




    "İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır" (6) buyururken O, her türlü başarı, gelişme ve ilerlemenin zamanı en iyi, en plânlı bir şekilde kullanmanın gereğini ifade etmiştir




    Hangi işte olursa olsun zamanı iyi kullanmayanın başarı elde etmesi, hedefine ulaşması imkânsızdır Elbette başarının elde edilmesinde birçok faktörler vardır Ancak bunların en önemlisi zamandır Zaman süreklidir, bölünmez Hz Peygamber:




    "Zamana sövmeyiniz, çünkü Allah zamanın ta kendisidir" (7) sözüyle buna işaret buyurmuştur




    Her olay iki ortamda cereyan eder; mekan ve zaman Birincisi ceset, diğeri ise ruh makamındadır Zaman ve mekândan münezzeh olan sadece Allah Teâlâ'dır




    "Bütün oluşlar ve dirilişler zaman tezgâhında dokunur ve kesilir Herkesin hamuru bu tezgâhta yoğrulur" Hem dünya hem de ahiretimizi kazandırması bakımından zaman çok değerlidir Dünya işlerinin zamanlamasını iyi yapamayan, madde plânında çok şey kaybedecektir ki, bunların telafisi mümkün değildir Kur'an-ı Kerîm'in ve Hz Peygamber'in öngördüğü şekilde, kendisine emânet olarak verilen ömür sermayesini gerektiği gibi harcamayan insan ise, süreklilik bakımından bir yerde dünyanın devamı olan ahiret hayatını da kaybetmiş olacaktır ki, bu gerçekten büyük bir kayıptır, ebedî hüsrandır Hatta bu hususta "vakit nakittir" atasözü vaktin önemini belirtme konusunda yetersiz kalmaktadır Çünkü vakit nakit kazandırır ama nakit vakit kazandırmaz




    Bilhassa eğitim ve öğretimlerini sürdüren gençler, gerektiğinde bütün sıkıntılara, fedakârlıklara göğüs gererek zamanlarını çalışarak değerlendirme hususunda katiyen taviz vermemelidirler




    Ve ileride verim elde etmek isteyen herkes şunu iyi bilmelidir: "Sen bugün zamanını nerede ve nasıl kullanırsan, zaman da seni yarın orada ve aynı şekilde kullanacaktır"




    Bir İngiliz şairi olan Milton: "Saatler kanatlıdır ve zamanın sahibine uçarlar" der Zamanın sahibi Allah'tır Bütün organlar da olduğu gibi o da Allah katında bizim kendimizi nerede ve ne şekilde geçireceğimizi haber vererek, bu konuda şehadet edecektir Yaşanan ve giden zamanı geri getirmek imkânsızdır Öyleyse Resûlüllah'ın bu hadisini göz önünde bulundurarak, bize emanet olarak verilen zamanı en iyi ve dengeli şekilde kullanarak, en verimli çalışmalarla değerlendirerek, geçirmek ve en güzel haberlerle uğurlamak her Müslümanın görevi olmalıdır Bir hadîs-i şerifte buyurulduğuna göre Allah, ihlâs ve samimiyetle yapılan işlerin, çalışmaların ve iyilik yapılarak geçirilen zamanın ürünlerini, biriktirme ve üretme konusunda, bir seyisin pek narin ve nazik olan tayları koruma ve büyütmede gösterdiği ihtimamı gösterecektir




    Hz Peygamber zamanı meşru kazançla geçirmeyi nafile ibadet kabul etmiştir Ama bu gerçeği sahâbe arasında yerleştirmesi de kolay olmamıştır




    Bir gün sahâbîlerle oturmuş sohbet ediyorlardı Bu sırada bir genç erkenden kalkmış biraz ileride elinde kazma kürek çalışıyordu Ashabdan bazıları: "Yâ Resûlallah! Ne olurdu şu genç burada sohbette bulunsa da Allah yolunda mesai sarfetmiş olsa" dediler




    Resûlüllah bunun üzerine şöyle buyurdu: "Böyle söylemeyin, eğer o genç insanlara el açmamak, onlardan müstağni olmak, çoluk çocuğunun nafakasını kazanmak için çalışıyorsa Allah yolundadır Yaşlı ve zayıf düşmüş anne-babasına yardımcı olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa Allah yolundadır Ancak o, din kardeşlerine karşı mal çoğaltmak ve övünmek için çalışıyorsa şeytan yolundadır" (8)




    Allah'ın bize yüklemiş olduğu her türlü dünya ve ahiret işinin, O'nun emri olduğu için yine O'nun rızasına uygun olarak yapılmasının daima nafile birer ibadet olduğu bilinen bir husustur




    Allahu Taâlâ.Cahiliyye ehlinin; ALLAH'm kendi takdiri ile meydana getirdiği şeyleri,ve O'nun fiillerini zamana izafe etmelerini hikâye ederek şöyle buyur*muştur: "Hem (kıyameti inkâr eden Mekke kâfirle*ri) şöyle dediler: "-Hayat ancak bizim bu dünya ha*yatımızdır. Ölürüz ve yaşarız, bizi ancak dehr (=zaman) helak eder." Halbuki onların buna dair bir ilimleri de yoktur. Onlar sadece zan peşinde koşarlar." (45. el-Câsiye:24)




    Rasûlullah da :"-Size musibetler isabet ettiği za-man.zamana sövmeyin,ve musibetleri zamana izafe de etmeyin.Muhakkak ki ALLAH; size bunları isabet ettiren O'dur,zaman değildir.Fâile sövdüğünüz za*man .ALLAH'a sövülmüş olur!" demiştir.




    Görmüyor musun, onların birine bir felâket veya malına.çocuklanna veya vücuduna bir musibet gel*diği zaman,bunları kendisinin başına getiren faile (vasıtaya),bundan dolayı söverler.Onun niyyeti za*mana sövmektir.Halbuki sövülen ALLAH (C.C) dır.,.




    Bu anlatılanlar hakkında;benim yapmış oldu*ğum tevili-aslinda bu tevil ALLAH'a hamd olsun,kolay ve anlaşılır ise dedaha iyi anlatacak bir misal verece*ğim sana: Sanki Zeyd adında biri, Feth adındaki kö*lesine, bir adamı öldürmesini emreder.Köle de ada*mı öldürür.İnsanlar da Feth'e söverler, ve ona lanet ederler.Birisi onlara: "Feth'e sövmeyiniz, Çünkü Zeyd, Feth'in tâ kendisidir." der. Bu sözüyle katilin Zeyd olduğunu kasdeder.Çünkü adamın öldürülmesini emreden odur.O adam sanki:"Çünkü katil Zeyd'dir.Feth değil!" demiş olur.




    Zaman da böyledir.Zaman içersinde musibet*ler, felâketler olur.Bu musibetler ALLAH'ın takdiri ile*dir jnsanlar, bu musibet ve felâketler zamanın içer*sinde meydana geldiği için.hiç suçu olmadığı halde zamana söverler.Bunun üzerine birisi:"Zamana söv*meyiniz .ALLAH,zamanın ta kendisidir." der. [146]




    [146] İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelifi’l Hadisi Müdâfaası, Kayıhan Yayınları: 344-347.





+ Yorum Gönder