Konusunu Oylayın.: Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme
  1. 17.Aralık.2011, 01:18
    1
    Misafir

    Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme






    Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme Mumsema Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme


  2. 17.Aralık.2011, 01:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 17.Aralık.2011, 01:39
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Çocuklarda ve gençlerde hedef belirleme




    ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE HEDEF BELİRLEME
    NURAY YILDIZ
    DİYANET AYLIK DERGİ HAZİRAN 2005
    Geleceğimiz, yeni neslin eğitimi ve hayata hazırlanması çabalarında gizlidir. Bu çabalar kendimizi dışarıda tutup birtakım maddî fedakârlıklar ve sözlü yönlendirmeler değildir. Çocuklar ve gençlere samimi desteğimizi her aşamada göstermek, başardıkları zaman çabalarını övmek, başaramadıkları zaman kendi eksikliğimizi de konuya ilâve etmek gerekir.


    Hedef belirleme düşüncesi ve davranışı, hepimizde hayata karşı geliştirilmiş bir şuurun göstergesidir. Çevremize bakalım, yaşı ve tecrübeleri bakımından çabucak fark edilen insanlar hiç gelişigüzel yaşamışlar mıdır? Onlara sorsak, yıllar içinde çabaların boşa gitmediğini, her insanın yaptıklarının sonuçlarını kendi nefsinde ve sosyal çevresinde mutlaka gördüğünü söyleyeceklerdir. Gözünü bürümüş hırslarla değil, makul maksat ve gayelerle yaşayan insanlar, olgun insanlardır.
    İlâhî ölçülerin gölgesinde ve emniyetinde yaşayan müminler, kendi zihinsel, bedensel, sosyal ve maddî güçlerini hayırlı bir maksat uğruna seferber etmekle, diğer anlam sorunu yaşayan insanlardan açık bir fark gösterirler. Rabb’ine kul olmakla, yeryüzüne halife olmak şuurunu dengeledikleri zaman, insanlara önderlik ve örneklik hakkı kazanırlar. Onlar şu an ellerinden gelmese bile, taşıdıkları niyet ve hedeflerinin dahi, Allah (c.c.) katında değeri olduğu bilinciyle yaşarlar. Bu yüzden, ümit var olmaya, kısa ve uzun vadeli hedeflerle yol almaya, sorun çözücü ve ıslah edici davranmaya en çok onların gücü yeter.
    Bugün her anne-baba ve yetişkin kendi zamanlarının ve yaşam şartlarının gidişatına bakarak, geleceği yorumlamak ve tabi hazırlanmak durumundadırlar. Geleceğimiz, yeni neslin eğitimi ve hayata hazırlanması çabalarında gizlidir. Bu çabalar kendimizi dışarıda tutup birtakım maddî fedakârlıklar ve sözlü yönlendirmeler değildir. Çocuklar ve gençlere samimi desteğimizi her aşamada göstermek, başardıkları zaman çabalarını övmek, başaramadıkları zaman kendi eksikliğimizi de konuya ilâve etmek gerekir. Her zaman göz kamaştıran “başarı”yı nelere hasredebileceğimizi onlarla birlikte tartışmalıyız. Onlara, bilinen rekabet alanlarının dışında, başarılması gerekenlerin ufkunu açabilmeliyiz.
    Çocuk ve gençlerde kendisine hedef belirleme davranışı, bir üstün zekâ ve kabiliyet işi değildir. Her gencin yetişe geldiği ortamın kendisine sunduğu zaman kullanımı, çalışma disiplini, sorumluluk alma fırsatlarının bir sonucudur.
    İster zihinsel fikrî gelişmeler ve sosyal duyarlıklar, isterse iş görme pratiği, çocuk ve gençlerde, bunların yaşandığı bir muhit içinde, doğal süreçlerle açığa çıkar.
    Çocukken oyunlar içinde, büyüdükçe meselâ iş-teknik derslerinin veya bir aile mesleğinin, öykündüğü bir sanat erbabının etkisiyle genç insan, kendine zevkli bir meşguliyet bulmuşsa, o aslında ürettiği şeyden daha fazlasını kazanmıştır.
    Gençlerin hayata hazırlanması için gereken desteği onlara en çok; üretme, yapma, uygulama, sorumluluk paylaşma sırasında vermiş oluruz. İşin başlangıç ve sonucunda bulunmak, her ne faaliyet olursa olsun, olayın tümünü görmelerini sağlar. Zamanla daha iyisini yapmaya cesaretleri artar. Bu, onların kendilerine uygulanabilir hedefler seçeceğinin habercisidir.
    Gençlerin yapmak istediği şeyler veya üstlenmek istediği toplumsal roller, mevkiler için karşılarında canlı örnekler vardır. Özendirici hatta ulaşılmaz görünürler. Onlara büyüklerin yaklaşımı bu noktada çok önemlidir. Bazı insanların toplumu kucaklayan yüksekliğinin, bulunduğu şartların normalde veremeyeceği yerlerde olmalarının, istisna kabul edilmesi gerektiği, tesadüflerin, tercihlerin bazıları için şimdilik parlak görünümlü tablolar sunabileceğinin, ama işin aslının ve kişilerin gerçek değer ve başarılarının zamanla anlaşılacağının onlara anlatılması gerekir. Gençleri yüreklendirmek adına bu istisnalar asla hedef ve örnek gösterilmemelidir. Zaten tanımlanmış zirveler yerine, alanların gerektirdiği donanım gençlerin hedefi olmalı. İyi hukuk bilgisine sahip olursa illa da hakim olmak için diretmesine gerek olmadığı, önünde seçeneklerin çok olacağını düşünmek gibi. Hedefleri daima kendi çabalarımızdan başlatmalıyız. “İnsan için ne varsa, emeğinin karşılığında vardır” anlayışı, bize yol göstermeli. Yalnız bugünün değil, bitmez bir geleceğin insanı olduğumuz şuuruyla davranmalıyız.
    Aslında şunu sormalıyız kendimize; çocuklar ve gençler için büyük hedef nedir?
    Büyük hedef, insanın her düşüncesinde ve hareketinde var olan yönlendirici gücü, insanı kendisi yapan özü yapılandırmaktır. Bu bir olgun insan inşası ve ahlâk eğitimi meselesidir. İlk bakışta soyut görünen bu hedef, aslında hayatın en büyük probleminden en ince ayrıntılarına kadar, gayet açık somut ve birebir yaşanılan şeylerin içinde var edilir. Bizim kültürümüzde alın teri, el emeği yüceltilmiş, “işleyen demir ışıldar” diyerek çalışmanın, güzel insan özelliği olduğuna dair çok şey söylenmiştir. Kanaat etmenin, çokluğuna rağmen şüpheli olanı değil, temiz ve helâl olanı tercih etmenin, iş ve meslek ahlâkında önemli olduğunu biliriz.
    Ailesinin sevgi ve güveninden emin olan, okumayı, çalışmayı seven, bir sorumluluğu büyükleriyle paylaşan, kendisine danışılan genç, hayata başlamak için şevk duyar, bin bir türlü proje üretme gücü taşır.
    Çocuklarımızın temiz fıtratını işleyecek, ahlâklarını güzelleştirecek ortamlar hazırlamalı, sadece konuşan, seyreden, eleştiren olmaktan, “tembele iş buyur, sana akıl öğretsin” dedirtecek hâle gelmekten onları uzak tutmalıyız.
    Sosyal plânda aileler-çocuklar kaynaşmasına zemin hazırlamalı, büyüklerin kendi dostluğuna çocukların ilgi ve saygısını dahil etmeliyiz. Bu sayede yetişmekte olan neslin, anne-baba sınırlarını aşarak, olumlu güvenli bir çevrede kendisine örnek alma şansını arttırmış oluruz. Onları, büyük yaş tecrübe ve kültür sahiplerine, tarihî mekânlara, sanat merkezlerine, iş atölyelerine, şehrin yönetim merkezlerine, köyüne, memleketine, seyahatlere açık tutmalıyız.
    Öğrenme, çocuklarımıza bir yük ve fazlalık gibi değil de, merak duygusu, araştırma ve çevreye dikkat eden bir tutumla, yaşam sevinciyle gelirse, onları hayatın merkezinde mutlu bir alana yerleştirmiş oluruz.
    Çocuklarımız, var olan imkânları ve gücümüzü, zamanımızı nasıl kullandığımızı, eşyaya ne kadar değer verdiğimizi, akraba ve dostlarımızı nasıl bir yere koyduğumuzu görerek elimizin altında büyüyorlar. Bizim ulaşamadığımız şeylerde neleri özlediğimizi belki bizden daha net görebiliyorlar. İşte bu noktada biz, onlardan beklediğimiz şeylerde samimi olmalıyız. Onlara işaret ettiğimiz hedefler, bizim gerçeğimizden süzülecektir.
    Sonuç olarak; yeni yetişen nesle altında ezileceği hedefler dikte etmeden, yüksek insanî özelliklerle ruhlarını doyurarak, istidatlarını görerek, eğitim öğretim ortamlarını düzenleyerek, kız ve erkek çocukların rollerine uygun beceriler kazandırarak, sosyal, kültürel, ekonomik ve teknik alanlarda gelişmeleri için küçük hedefler basamaklar koyarak davranacağız. Hedefler ilkinde başarılamasa bile, her halde daha doyumlu ve dinamik bir yaşam şekli öğrenilmiş olacaktır. Gençler bilmeli ki;
    “Doğrusu her zorluğun ardından bir kolaylık vardır, evet her zorluğun ardından bir kolaylık vardır. Öyleyse işini bitirdiğinde başka bir işe koyul ve yalnızca Rabbi’ne rağbet et!” (İnşirah, 5-8)


  4. 17.Aralık.2011, 01:39
    2
    Moderatör



    ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE HEDEF BELİRLEME
    NURAY YILDIZ
    DİYANET AYLIK DERGİ HAZİRAN 2005
    Geleceğimiz, yeni neslin eğitimi ve hayata hazırlanması çabalarında gizlidir. Bu çabalar kendimizi dışarıda tutup birtakım maddî fedakârlıklar ve sözlü yönlendirmeler değildir. Çocuklar ve gençlere samimi desteğimizi her aşamada göstermek, başardıkları zaman çabalarını övmek, başaramadıkları zaman kendi eksikliğimizi de konuya ilâve etmek gerekir.


    Hedef belirleme düşüncesi ve davranışı, hepimizde hayata karşı geliştirilmiş bir şuurun göstergesidir. Çevremize bakalım, yaşı ve tecrübeleri bakımından çabucak fark edilen insanlar hiç gelişigüzel yaşamışlar mıdır? Onlara sorsak, yıllar içinde çabaların boşa gitmediğini, her insanın yaptıklarının sonuçlarını kendi nefsinde ve sosyal çevresinde mutlaka gördüğünü söyleyeceklerdir. Gözünü bürümüş hırslarla değil, makul maksat ve gayelerle yaşayan insanlar, olgun insanlardır.
    İlâhî ölçülerin gölgesinde ve emniyetinde yaşayan müminler, kendi zihinsel, bedensel, sosyal ve maddî güçlerini hayırlı bir maksat uğruna seferber etmekle, diğer anlam sorunu yaşayan insanlardan açık bir fark gösterirler. Rabb’ine kul olmakla, yeryüzüne halife olmak şuurunu dengeledikleri zaman, insanlara önderlik ve örneklik hakkı kazanırlar. Onlar şu an ellerinden gelmese bile, taşıdıkları niyet ve hedeflerinin dahi, Allah (c.c.) katında değeri olduğu bilinciyle yaşarlar. Bu yüzden, ümit var olmaya, kısa ve uzun vadeli hedeflerle yol almaya, sorun çözücü ve ıslah edici davranmaya en çok onların gücü yeter.
    Bugün her anne-baba ve yetişkin kendi zamanlarının ve yaşam şartlarının gidişatına bakarak, geleceği yorumlamak ve tabi hazırlanmak durumundadırlar. Geleceğimiz, yeni neslin eğitimi ve hayata hazırlanması çabalarında gizlidir. Bu çabalar kendimizi dışarıda tutup birtakım maddî fedakârlıklar ve sözlü yönlendirmeler değildir. Çocuklar ve gençlere samimi desteğimizi her aşamada göstermek, başardıkları zaman çabalarını övmek, başaramadıkları zaman kendi eksikliğimizi de konuya ilâve etmek gerekir. Her zaman göz kamaştıran “başarı”yı nelere hasredebileceğimizi onlarla birlikte tartışmalıyız. Onlara, bilinen rekabet alanlarının dışında, başarılması gerekenlerin ufkunu açabilmeliyiz.
    Çocuk ve gençlerde kendisine hedef belirleme davranışı, bir üstün zekâ ve kabiliyet işi değildir. Her gencin yetişe geldiği ortamın kendisine sunduğu zaman kullanımı, çalışma disiplini, sorumluluk alma fırsatlarının bir sonucudur.
    İster zihinsel fikrî gelişmeler ve sosyal duyarlıklar, isterse iş görme pratiği, çocuk ve gençlerde, bunların yaşandığı bir muhit içinde, doğal süreçlerle açığa çıkar.
    Çocukken oyunlar içinde, büyüdükçe meselâ iş-teknik derslerinin veya bir aile mesleğinin, öykündüğü bir sanat erbabının etkisiyle genç insan, kendine zevkli bir meşguliyet bulmuşsa, o aslında ürettiği şeyden daha fazlasını kazanmıştır.
    Gençlerin hayata hazırlanması için gereken desteği onlara en çok; üretme, yapma, uygulama, sorumluluk paylaşma sırasında vermiş oluruz. İşin başlangıç ve sonucunda bulunmak, her ne faaliyet olursa olsun, olayın tümünü görmelerini sağlar. Zamanla daha iyisini yapmaya cesaretleri artar. Bu, onların kendilerine uygulanabilir hedefler seçeceğinin habercisidir.
    Gençlerin yapmak istediği şeyler veya üstlenmek istediği toplumsal roller, mevkiler için karşılarında canlı örnekler vardır. Özendirici hatta ulaşılmaz görünürler. Onlara büyüklerin yaklaşımı bu noktada çok önemlidir. Bazı insanların toplumu kucaklayan yüksekliğinin, bulunduğu şartların normalde veremeyeceği yerlerde olmalarının, istisna kabul edilmesi gerektiği, tesadüflerin, tercihlerin bazıları için şimdilik parlak görünümlü tablolar sunabileceğinin, ama işin aslının ve kişilerin gerçek değer ve başarılarının zamanla anlaşılacağının onlara anlatılması gerekir. Gençleri yüreklendirmek adına bu istisnalar asla hedef ve örnek gösterilmemelidir. Zaten tanımlanmış zirveler yerine, alanların gerektirdiği donanım gençlerin hedefi olmalı. İyi hukuk bilgisine sahip olursa illa da hakim olmak için diretmesine gerek olmadığı, önünde seçeneklerin çok olacağını düşünmek gibi. Hedefleri daima kendi çabalarımızdan başlatmalıyız. “İnsan için ne varsa, emeğinin karşılığında vardır” anlayışı, bize yol göstermeli. Yalnız bugünün değil, bitmez bir geleceğin insanı olduğumuz şuuruyla davranmalıyız.
    Aslında şunu sormalıyız kendimize; çocuklar ve gençler için büyük hedef nedir?
    Büyük hedef, insanın her düşüncesinde ve hareketinde var olan yönlendirici gücü, insanı kendisi yapan özü yapılandırmaktır. Bu bir olgun insan inşası ve ahlâk eğitimi meselesidir. İlk bakışta soyut görünen bu hedef, aslında hayatın en büyük probleminden en ince ayrıntılarına kadar, gayet açık somut ve birebir yaşanılan şeylerin içinde var edilir. Bizim kültürümüzde alın teri, el emeği yüceltilmiş, “işleyen demir ışıldar” diyerek çalışmanın, güzel insan özelliği olduğuna dair çok şey söylenmiştir. Kanaat etmenin, çokluğuna rağmen şüpheli olanı değil, temiz ve helâl olanı tercih etmenin, iş ve meslek ahlâkında önemli olduğunu biliriz.
    Ailesinin sevgi ve güveninden emin olan, okumayı, çalışmayı seven, bir sorumluluğu büyükleriyle paylaşan, kendisine danışılan genç, hayata başlamak için şevk duyar, bin bir türlü proje üretme gücü taşır.
    Çocuklarımızın temiz fıtratını işleyecek, ahlâklarını güzelleştirecek ortamlar hazırlamalı, sadece konuşan, seyreden, eleştiren olmaktan, “tembele iş buyur, sana akıl öğretsin” dedirtecek hâle gelmekten onları uzak tutmalıyız.
    Sosyal plânda aileler-çocuklar kaynaşmasına zemin hazırlamalı, büyüklerin kendi dostluğuna çocukların ilgi ve saygısını dahil etmeliyiz. Bu sayede yetişmekte olan neslin, anne-baba sınırlarını aşarak, olumlu güvenli bir çevrede kendisine örnek alma şansını arttırmış oluruz. Onları, büyük yaş tecrübe ve kültür sahiplerine, tarihî mekânlara, sanat merkezlerine, iş atölyelerine, şehrin yönetim merkezlerine, köyüne, memleketine, seyahatlere açık tutmalıyız.
    Öğrenme, çocuklarımıza bir yük ve fazlalık gibi değil de, merak duygusu, araştırma ve çevreye dikkat eden bir tutumla, yaşam sevinciyle gelirse, onları hayatın merkezinde mutlu bir alana yerleştirmiş oluruz.
    Çocuklarımız, var olan imkânları ve gücümüzü, zamanımızı nasıl kullandığımızı, eşyaya ne kadar değer verdiğimizi, akraba ve dostlarımızı nasıl bir yere koyduğumuzu görerek elimizin altında büyüyorlar. Bizim ulaşamadığımız şeylerde neleri özlediğimizi belki bizden daha net görebiliyorlar. İşte bu noktada biz, onlardan beklediğimiz şeylerde samimi olmalıyız. Onlara işaret ettiğimiz hedefler, bizim gerçeğimizden süzülecektir.
    Sonuç olarak; yeni yetişen nesle altında ezileceği hedefler dikte etmeden, yüksek insanî özelliklerle ruhlarını doyurarak, istidatlarını görerek, eğitim öğretim ortamlarını düzenleyerek, kız ve erkek çocukların rollerine uygun beceriler kazandırarak, sosyal, kültürel, ekonomik ve teknik alanlarda gelişmeleri için küçük hedefler basamaklar koyarak davranacağız. Hedefler ilkinde başarılamasa bile, her halde daha doyumlu ve dinamik bir yaşam şekli öğrenilmiş olacaktır. Gençler bilmeli ki;
    “Doğrusu her zorluğun ardından bir kolaylık vardır, evet her zorluğun ardından bir kolaylık vardır. Öyleyse işini bitirdiğinde başka bir işe koyul ve yalnızca Rabbi’ne rağbet et!” (İnşirah, 5-8)





+ Yorum Gönder