Konusunu Oylayın.: Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer
  1. 16.Aralık.2011, 12:31
    1
    Misafir

    Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer






    Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer Mumsema Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer


  2. 16.Aralık.2011, 12:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Aralık.2011, 22:11
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hutbe – Nefsini tezkiye eden dünya ve ahiret saadetine erer




    “Doğrusu feraha ermiştir temizlenen.” (A’la Suresi, [87:14])

    Muhterem müminler!
    Bugünkü hutbemizde kısaca nefis tezkiyesi üzerinde duracağız. Nefis kelimesinin yirmiyi aşkın anlamı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ruh, can, kan, benlik, kalb, iç, kimse, büyüklük, yücelik, cevher, nefret, irade, kem göz vs. Bunlar nefis kelimesinin ifade ettiği anlamların sadece bir kısmıdır. Kur’an-ı Kerim’de ise nefis kelimesi çoğulu olan “enfüs” ve “nüfûs” biçimleriyle birlikte genellikle çeşitli varlıkların kendilerini belirtmek üzere kullanılır. Ama zaman zaman hayat ilkesi anlamında ruh, kalb ve iç anlamlarında kullanıldığı da görülür. Tezkiye ise, temizleme, arıtma, feyizlendirme, temize çıkma, malın zekâtını verme gibi manalara gelir. Demek ki nefsin tezkiyesi, nefsin terbiye edilmesi, “Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder” (Yusuf Suresi, [12:53]) ayetinde de belirtildiği gibi, onun kötülüklere insanı sevk etmesine engel olunmasıdır.

    Değerli kardeşlerim!
    Nefsini terbiye ve tezkiye edenler, Kur’an-ı Kerim’de övülen insanlar olmuşlardır. Nitekim Rabbimiz şu ayetlerde bize bunu anlatmaktadır: “Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O’na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir. İçinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükafatı budur.” (Ta ha Suresi, [20:75-76]) “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir” (Şems Suresi, [91:9]) “Doğrusu feraha ermiştir temizlenen” (A’la Suresi, [87:14]) Ayetlerde geçen, “tezekkâ” kelimesi ile, küfür ve şirkten vazgeçerek İslam’ı kabul etmek, kötü ahlakı bırakarak güzel ahlak edinmek ve kötü amelleri terkederek iyi ameller işlemek kastedilmiştir. Felah kelimesi ile de, hem dünyada hem de bilhassa ahiret hayatındaki kurtuluş murat edilmektedir. Hz. Aişe (ra)’dan şöyle nakledilmiştir: Hz. Aişe validemiz Rasûlullah (sas)’i yatağında yoklamış, eliyle ona dokunmuş ve secdede olduğunu görmüş. Peygamberimiz (sav), secdesinde şöyle diyormuş: “Rabbım, nef­sime takvasını ver ve onu temizle. Çünkü onu en iyi temizleyen sensin. Sen onun dostu ve mevlâsısın” (Ahmet bin Hanbel) Rasûlullah (sav), ne zaman bu ayetleri okusa, durur sonra bu yukardaki duaları okurmuş sonunda da “onu en iyi arıtan sensin” diye duasını bitirirmiş. (Taberânî)

    Muhterem kardeşlerim!
    Nefsi tezkiye edebilmek için onu hakikatlerle meşgul etmek gerekir. İmam Şafiî Hazretlerine nisbet edilen şu söz, nefis tezkiye ve terbiyesinde mühim bir esastır: O büyük imam şöyle dermiş: "Sen, hakla meşgul ol; yoksa, batıl, seni istilâ edecektir!" Bundan dolayı da insan ya hak ve hakikatle meşgul olur veya lüzumsuz şeyler onun hayatını doldurur; zira tabiat, boşluk kabul etmez. Verimli bir araziye sahip olan kişi, ya o araziyi sürer, tımar eder, güzel tohumlar serper, sulamasını yapar ve neticede iyi bir mahsul elde eder veya o araziyi kendi haline bırakır; arazi faydasız ot ve dikenlerle dolar. Tarlanın ot ve dikenlerle dolması için özel bir gayret sarf etmek gerekmez. Çünkü kendi haline terk etmek yeterlidir. Ama iyi mahsul almak için özel bir çaba sarf etmek gerekir. Nefsi hak ve hakikatle meşgul etmek, özel bir cehd, ciddî bir gayret ister. Bunun için nefis, ibadetlerle, zikirle, faydalı kitap okumak ve tefekkürle meşgul edilmelidir. Gün bu faydalı şeylerle doldurulursa nefsin şer işlemesine pek vakit kalmaz. Fakat günlük programımızı dolduracak böyle güzel şeyler yoksa, nefis bizi başka şeylerle oyalar, kendi programını tatbik eder. Onun da neticesi insan için hüsran demektir. Öyle ise, ne yapıp edip nefsin hamurunda var olan duyguları ve kabiliyetleri hayra yönlendirmeliyiz. Kendisinden peygamberlerin bile sakındığı bu gücü kontrol altına almalıyız. Cenab-ı Hak’tan nefislerimizin şerlerinden bizleri muhafaza etmesini ve nefsini tezkiye ve terbiye edenlerden kılmasını niyaz ederiz.


  4. 16.Aralık.2011, 22:11
    2
    Editör



    “Doğrusu feraha ermiştir temizlenen.” (A’la Suresi, [87:14])

    Muhterem müminler!
    Bugünkü hutbemizde kısaca nefis tezkiyesi üzerinde duracağız. Nefis kelimesinin yirmiyi aşkın anlamı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ruh, can, kan, benlik, kalb, iç, kimse, büyüklük, yücelik, cevher, nefret, irade, kem göz vs. Bunlar nefis kelimesinin ifade ettiği anlamların sadece bir kısmıdır. Kur’an-ı Kerim’de ise nefis kelimesi çoğulu olan “enfüs” ve “nüfûs” biçimleriyle birlikte genellikle çeşitli varlıkların kendilerini belirtmek üzere kullanılır. Ama zaman zaman hayat ilkesi anlamında ruh, kalb ve iç anlamlarında kullanıldığı da görülür. Tezkiye ise, temizleme, arıtma, feyizlendirme, temize çıkma, malın zekâtını verme gibi manalara gelir. Demek ki nefsin tezkiyesi, nefsin terbiye edilmesi, “Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder” (Yusuf Suresi, [12:53]) ayetinde de belirtildiği gibi, onun kötülüklere insanı sevk etmesine engel olunmasıdır.

    Değerli kardeşlerim!
    Nefsini terbiye ve tezkiye edenler, Kur’an-ı Kerim’de övülen insanlar olmuşlardır. Nitekim Rabbimiz şu ayetlerde bize bunu anlatmaktadır: “Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O’na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir. İçinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükafatı budur.” (Ta ha Suresi, [20:75-76]) “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir” (Şems Suresi, [91:9]) “Doğrusu feraha ermiştir temizlenen” (A’la Suresi, [87:14]) Ayetlerde geçen, “tezekkâ” kelimesi ile, küfür ve şirkten vazgeçerek İslam’ı kabul etmek, kötü ahlakı bırakarak güzel ahlak edinmek ve kötü amelleri terkederek iyi ameller işlemek kastedilmiştir. Felah kelimesi ile de, hem dünyada hem de bilhassa ahiret hayatındaki kurtuluş murat edilmektedir. Hz. Aişe (ra)’dan şöyle nakledilmiştir: Hz. Aişe validemiz Rasûlullah (sas)’i yatağında yoklamış, eliyle ona dokunmuş ve secdede olduğunu görmüş. Peygamberimiz (sav), secdesinde şöyle diyormuş: “Rabbım, nef­sime takvasını ver ve onu temizle. Çünkü onu en iyi temizleyen sensin. Sen onun dostu ve mevlâsısın” (Ahmet bin Hanbel) Rasûlullah (sav), ne zaman bu ayetleri okusa, durur sonra bu yukardaki duaları okurmuş sonunda da “onu en iyi arıtan sensin” diye duasını bitirirmiş. (Taberânî)

    Muhterem kardeşlerim!
    Nefsi tezkiye edebilmek için onu hakikatlerle meşgul etmek gerekir. İmam Şafiî Hazretlerine nisbet edilen şu söz, nefis tezkiye ve terbiyesinde mühim bir esastır: O büyük imam şöyle dermiş: "Sen, hakla meşgul ol; yoksa, batıl, seni istilâ edecektir!" Bundan dolayı da insan ya hak ve hakikatle meşgul olur veya lüzumsuz şeyler onun hayatını doldurur; zira tabiat, boşluk kabul etmez. Verimli bir araziye sahip olan kişi, ya o araziyi sürer, tımar eder, güzel tohumlar serper, sulamasını yapar ve neticede iyi bir mahsul elde eder veya o araziyi kendi haline bırakır; arazi faydasız ot ve dikenlerle dolar. Tarlanın ot ve dikenlerle dolması için özel bir gayret sarf etmek gerekmez. Çünkü kendi haline terk etmek yeterlidir. Ama iyi mahsul almak için özel bir çaba sarf etmek gerekir. Nefsi hak ve hakikatle meşgul etmek, özel bir cehd, ciddî bir gayret ister. Bunun için nefis, ibadetlerle, zikirle, faydalı kitap okumak ve tefekkürle meşgul edilmelidir. Gün bu faydalı şeylerle doldurulursa nefsin şer işlemesine pek vakit kalmaz. Fakat günlük programımızı dolduracak böyle güzel şeyler yoksa, nefis bizi başka şeylerle oyalar, kendi programını tatbik eder. Onun da neticesi insan için hüsran demektir. Öyle ise, ne yapıp edip nefsin hamurunda var olan duyguları ve kabiliyetleri hayra yönlendirmeliyiz. Kendisinden peygamberlerin bile sakındığı bu gücü kontrol altına almalıyız. Cenab-ı Hak’tan nefislerimizin şerlerinden bizleri muhafaza etmesini ve nefsini tezkiye ve terbiye edenlerden kılmasını niyaz ederiz.





+ Yorum Gönder