Konusunu Oylayın.: Güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek..

5 üzerinden 4.92 | Toplam : 12 kişi
Güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek..
  1. 16.Aralık.2011, 10:36
    1
    Misafir

    Güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek..






    Güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek.. Mumsema güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek gibi...


  2. 16.Aralık.2011, 10:36
    1
    meltem elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    meltem elif
    Misafir



    güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor görmemek gibi...


    Benzer Konular

    - En kısa ahlakla ilgili ayet

    - Adalet ile ilgili kısa hikayeler

    - Dua ile ilgili kısa hikayeler

    - Güzel ahlakla ile ilgili hikayeler

    - Görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler

  3. 17.Aralık.2011, 00:55
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek başkalarını hor gör




    En önemli büyük günahlardan birisi de, “yalan” söylemektir. Bu günah da maalesef çok büyük, tehlikeli ve önemli olmasına rağmen insanlar arasında en yaygın günahlardan birisidir. Yalancılığın ne kadar kötü ve büyük bir günah olduğunu açıklamadan önce İslam’da dürüstlük ve doğruluğun önemi üzerinde biraz durmak uygun olacaktır.
    İslam açısından her şeyde doğru olmanın ve doğru söylemenin ne derece önemli olduğunu Kur’an’ın bir çok ayetinden anlamak mümkündür. Kur’an-ı Kerim nerede bir peygamberi övmek istemişse, onun çeşitli sıfatları içerisinde özellikle doğru olduğu ve doğru söyleyen birisi olduğu üzerinde vurgu yapmıştır. Kur’an-ı Kerim Allah’ın Halil-i (dostu) put kıran İbrahim (a.s)’ı bu sıfatla anmış, pak ve iffetli Hz. Yusuf’u (a.s) bu sıfatla övmüş, Hz. İsmail’i (a s) doğru söyleyen birisi olarak tanıtmış. Hz. İdris’i (a.s) bu sıfatla methetmiş ve kısacası Peygamberler ve Allah velilerinden söz ederken doğru konuşmayı onların en bariz ve önemli sıfatlarından birisi olarak ön plana çıkarmıştır.
    İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: “Allah (azze ve celle) bütün Peygamberleri doğru söylemek ve emanete hıyanet etmemek emri ile gönderilmiştir.”
    Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kişinin namaz kılıp oruç tuttuğuna aldanmayın. Çünkü namaz ve oruç onun için bir alışkanlık haline gelmiş olabilir. İnsanları doğru söylemeleri ve emaneti eda etmeleriyle tanıyın.”
    Yine şöyle buyuruyor: “Dili doğru söyleyenin ameli de temiz olur. Resul-i Ekrem (s.a.a) de doğru konuşup emaneti eda eden kimselere şefaat vaad etmiştir. Hz. Ali’ye ettiği vasiyetlerin başında da doğru söylemek gelmektedir.”
    Hz. Ali (a.s) da şöyle buyurmaktadır doğruluk hakkında: “Her zaman doğru konuşun; çünkü o kurtarıcıdır.”
    Bunlar İslam’ın doğruluğa verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Fakat bundan da önemlisi İslam’ın yalan ve yalancılık hakkında yaptığı tehdit ve sınamalardır ki onlara dikkat edildiğinde bu günahın ne kadar büyük ve önemli olduğu anlaşılmaktadır.
    Kur’an-ı Kerim yalancıları Allah’ın ayetlerine iman etmeyen ve Allah’ın hidayetinden mahrum kalan kimseler olarak tanıtmaktadır. Onların akıbeti hakkında da şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün.”
    Evet yalan söylemek insanın fıtratına ters düşen bir şeydir. Zira çocuklar dahi yalan söyleyenden hoşlanmazlar ve rahatsız olurlar. En ufak bir çocuğa dahi gel sana elma vereyim deyip de geldiğinde vermezsen senden nefret eder. Bütün semavi dinlerde bile yalan en şiddetli şekliyle kötülenerek kınanmıştır.
    Bu günah görünüşte basit, hiçbir zorluğu olmayan, her hangi bir masrafı ve harcı olmayan, her mekan ve zamanda kolayca işlenebilen, fakat batında çok büyük ve önemli olan bir günah olduğu için, insanın son derece dikkatli olması gerekir. Evet yalanın ne kadar büyük olduğunu şu hadislerde görebiliriz:
    On birinci İmamımız İmam Hasan Askeri (a.s): “Eğer bütün kötülük bir evde toplanırsa, o evin anahtarı yalan söylemektir.”
    Resul-i Ekrem (s .a .a): “Bir mümin korkak ve cimri olabilir, ama yalancı olamaz.”
    Hz. Ali (a .s): “Bir insan, yalanın ciddisini de şakasını da terk etmediği müddetçe, imanın tadını hissetmez.”
    İmam Bakır (a.s): “Yalan imanı tahrip edip yıkar.”
    Resul-i Ekrem (s.a.a): “Kurtuluşunuzu yalanda görseniz dahi ondan uzak durun; çünkü onda helak olmaktan başka bir şey yoktur.”
    Evet İslam yalancılarla arkadaş olmayı bile yasaklamıştır.
    Hz. Ali (a.s): “Müslümana yalancıyla arkadaş olmak yakışmaz.
    İmam Zeynülabidin (a.s) oğlu imam Bakır’a (a.s) şöyle vasiyette bulunmaktadır: “Sakın yalancıyla dost olma; o, serap gibidir; yakını uzak, uzağı yakın gösterir.


  4. 17.Aralık.2011, 00:55
    2
    Editör



    En önemli büyük günahlardan birisi de, “yalan” söylemektir. Bu günah da maalesef çok büyük, tehlikeli ve önemli olmasına rağmen insanlar arasında en yaygın günahlardan birisidir. Yalancılığın ne kadar kötü ve büyük bir günah olduğunu açıklamadan önce İslam’da dürüstlük ve doğruluğun önemi üzerinde biraz durmak uygun olacaktır.
    İslam açısından her şeyde doğru olmanın ve doğru söylemenin ne derece önemli olduğunu Kur’an’ın bir çok ayetinden anlamak mümkündür. Kur’an-ı Kerim nerede bir peygamberi övmek istemişse, onun çeşitli sıfatları içerisinde özellikle doğru olduğu ve doğru söyleyen birisi olduğu üzerinde vurgu yapmıştır. Kur’an-ı Kerim Allah’ın Halil-i (dostu) put kıran İbrahim (a.s)’ı bu sıfatla anmış, pak ve iffetli Hz. Yusuf’u (a.s) bu sıfatla övmüş, Hz. İsmail’i (a s) doğru söyleyen birisi olarak tanıtmış. Hz. İdris’i (a.s) bu sıfatla methetmiş ve kısacası Peygamberler ve Allah velilerinden söz ederken doğru konuşmayı onların en bariz ve önemli sıfatlarından birisi olarak ön plana çıkarmıştır.
    İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: “Allah (azze ve celle) bütün Peygamberleri doğru söylemek ve emanete hıyanet etmemek emri ile gönderilmiştir.”
    Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kişinin namaz kılıp oruç tuttuğuna aldanmayın. Çünkü namaz ve oruç onun için bir alışkanlık haline gelmiş olabilir. İnsanları doğru söylemeleri ve emaneti eda etmeleriyle tanıyın.”
    Yine şöyle buyuruyor: “Dili doğru söyleyenin ameli de temiz olur. Resul-i Ekrem (s.a.a) de doğru konuşup emaneti eda eden kimselere şefaat vaad etmiştir. Hz. Ali’ye ettiği vasiyetlerin başında da doğru söylemek gelmektedir.”
    Hz. Ali (a.s) da şöyle buyurmaktadır doğruluk hakkında: “Her zaman doğru konuşun; çünkü o kurtarıcıdır.”
    Bunlar İslam’ın doğruluğa verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Fakat bundan da önemlisi İslam’ın yalan ve yalancılık hakkında yaptığı tehdit ve sınamalardır ki onlara dikkat edildiğinde bu günahın ne kadar büyük ve önemli olduğu anlaşılmaktadır.
    Kur’an-ı Kerim yalancıları Allah’ın ayetlerine iman etmeyen ve Allah’ın hidayetinden mahrum kalan kimseler olarak tanıtmaktadır. Onların akıbeti hakkında da şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün.”
    Evet yalan söylemek insanın fıtratına ters düşen bir şeydir. Zira çocuklar dahi yalan söyleyenden hoşlanmazlar ve rahatsız olurlar. En ufak bir çocuğa dahi gel sana elma vereyim deyip de geldiğinde vermezsen senden nefret eder. Bütün semavi dinlerde bile yalan en şiddetli şekliyle kötülenerek kınanmıştır.
    Bu günah görünüşte basit, hiçbir zorluğu olmayan, her hangi bir masrafı ve harcı olmayan, her mekan ve zamanda kolayca işlenebilen, fakat batında çok büyük ve önemli olan bir günah olduğu için, insanın son derece dikkatli olması gerekir. Evet yalanın ne kadar büyük olduğunu şu hadislerde görebiliriz:
    On birinci İmamımız İmam Hasan Askeri (a.s): “Eğer bütün kötülük bir evde toplanırsa, o evin anahtarı yalan söylemektir.”
    Resul-i Ekrem (s .a .a): “Bir mümin korkak ve cimri olabilir, ama yalancı olamaz.”
    Hz. Ali (a .s): “Bir insan, yalanın ciddisini de şakasını da terk etmediği müddetçe, imanın tadını hissetmez.”
    İmam Bakır (a.s): “Yalan imanı tahrip edip yıkar.”
    Resul-i Ekrem (s.a.a): “Kurtuluşunuzu yalanda görseniz dahi ondan uzak durun; çünkü onda helak olmaktan başka bir şey yoktur.”
    Evet İslam yalancılarla arkadaş olmayı bile yasaklamıştır.
    Hz. Ali (a.s): “Müslümana yalancıyla arkadaş olmak yakışmaz.
    İmam Zeynülabidin (a.s) oğlu imam Bakır’a (a.s) şöyle vasiyette bulunmaktadır: “Sakın yalancıyla dost olma; o, serap gibidir; yakını uzak, uzağı yakın gösterir.


  5. 02.Nisan.2013, 23:27
    3
    Misafir

    Cevap: güzel ahlakla ilgili kısa kısa hikayeler yazabilir misiniz ? güvenilir olmak yalan söylememek

    ben yazabilirim: bir zamanlar bir terzici varmış. Akşam olunca 2 kişi onun dükkanına gelmiş ve bir kumaşı beyenmişler.Ama kumaşı yarın alabilicekleri ve parasını yarın ödeyebiliceklerini söylemişler ve oradan ayrılmışlar. Sabah erkenden gelen bir adam o kumaşı beyenmiş ve onu almak istemiş ama terzici ''-Bu kumaşı ben sattım siz başka bir kumaş bakın'' diyerek adamın steyini geri çevirmiş ama adam bu sefer kumaşın değerini 2 katına taşımış ama terzici ''-Ben bu kumaşı sattım başka bir kumaş bakın!'' diyerek adamın isteyini yine geri çevirmiş bu sefer adam 3 katına taşımış ve terzici sinirlenere ''-İstersen 100 katına çıkar bu kumaşı sana veremem bunu başkasına sattım ve sözümden dönemem diyerek adama kumaşı satmamış. (SON)


  6. 02.Nisan.2013, 23:27
    3
    bilinmeyen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bilinmeyen
    Misafir
    ben yazabilirim: bir zamanlar bir terzici varmış. Akşam olunca 2 kişi onun dükkanına gelmiş ve bir kumaşı beyenmişler.Ama kumaşı yarın alabilicekleri ve parasını yarın ödeyebiliceklerini söylemişler ve oradan ayrılmışlar. Sabah erkenden gelen bir adam o kumaşı beyenmiş ve onu almak istemiş ama terzici ''-Bu kumaşı ben sattım siz başka bir kumaş bakın'' diyerek adamın steyini geri çevirmiş ama adam bu sefer kumaşın değerini 2 katına taşımış ama terzici ''-Ben bu kumaşı sattım başka bir kumaş bakın!'' diyerek adamın isteyini yine geri çevirmiş bu sefer adam 3 katına taşımış ve terzici sinirlenere ''-İstersen 100 katına çıkar bu kumaşı sana veremem bunu başkasına sattım ve sözümden dönemem diyerek adama kumaşı satmamış. (SON)





+ Yorum Gönder