Konusunu Oylayın.: Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler
  1. 15.Aralık.2011, 21:11
    1
    Misafir

    Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler






    Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler Mumsema Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler


  2. 15.Aralık.2011, 23:09
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Taziyede Bulunmak (Sabır Dileğinde Bulunmak) ile ilgili hadisler




    406- Abdullah ibni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallalluhu Aleyhi ve Selİem buyurdu: "Kim, bir musî-bete düşeni taziyede bulunursa, onun (sabır) mükâfatını alır."[57]

    407- Ebû Berze´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu:

    "Çocuğunu kaybedene kim taziyede bulunursa, ona cennette bir hır­ka giydirilir.?[58]

    408- Abdullah ibni Amr ibni´l-´s´dan (Radıyallahu Anhüma) riva­yet edilen uzun hadîste şu kısım vardır: Peygamber Saİlallahu Aleyhi ve Sellem Hazreti Fâtımâ´ya buyurdu:

    "Ey Fâtıma, seni evinden çıkaran nedir? Fatıma cevab verdi: Bu ölünün ailesine geldim de, ölülerine rahmet dileğinde yahud onlara sabır tav­siyesinde bulundum, ölüleri sebebiyle...´[59]

    409- Amr ibni Hazm´dan (Radıyallahu Anh) güzel bir isnadla rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

    "Hangi mü´min, kardeşine, musibetinden dolayı taziyede bulunursa, kıyamet gününde Allah ona keramet (iyilik) elbiselerinden giydirir."[60]

    Bil ki, taziye, ölü sahibini teselli edecek söz söylemek ve ona sabır di­lemektir. Böylece üzüntüsü hafifletilir ve musibeti küçültülür. Bunu yap­mak müstahabdır. Çünkü bunda, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoy­mak vardır. Aynı zamanda Allah Tealâ´mn şu emri içine girer: "İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın."[61]

    Taziyenin meşruiyyetine dair en güzel delil budur.

    Sahîh bir hadîste, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle bu­yurduğu sabit olmuştur: "Kul, kardeşinin yardımında bulundukça, Al­lah da kulun yardımında bulunur."

    Yine bilinmelidir ki, taziye, ölü gömüldükten sonra ve gömülmeden önce müstahabdır. Alimlerimiz demişlerdir ki, taziyenin vakti, ölüm anın­dan başlayıp definden üç gün sonraya kadar devam eder. Burada üç gün yaklaşık bir ifadedir, yoksa müddet olarak kesinleştirilmiş değildir. Ar­kadaşlarımızdan Şeyh Ebû Muhammed El-Cüveynî de böyle söylemiştir.

    Diğer alimlerimiz demişlerdir ki, üç günden sonra taziye mekruhtur; çünkü taziye, musibet çekenin kalbini rahatlandırmak içindir. Çoğunlukla üç günden sonra kalb üzüntüden kurtulur. Artık bir daha kederi tazele­mek uygun düşmez. Alimlerimizin çoğunluğu böyle söylemişlerdir.

    Alimlerimizden Ebu´l-Abbas ibn-i El-Kass demiştir ki, üç günden sonra taziyede bulunmakta bir beis yoktur. Zaman ne kadar uzasa taziye de­vam eder. Bunu, İmamı Haremeyn de, alimlerimizin birinden aynen hi­kâye etmiştir. Benimsenen şudur: Alimlerimizin yahud onlardan çoğunun istisna etmiş oldukları iki durum dışında, taziye üç günden sonra yapıl­maz. İki durum şudur: Defin zamanında taziye eden ile musibet sahibin­den biri bulunmaz da, üç günden sonra buluşurlarsa taziye edilir, bunda beis yoktur.

    Yine alimlerimiz demişlerdir ki, ölüyü definden sonra taziyede bulun­mak, definden önce bulunmaktan daha faziletlidir; çünkü ölü sahibleri, ölüyü gömmek için hazırlık halindedirler, hem de definden sonra keder­leri ayrılığından dolayı daha çok olur. Eğer definden önce, ölü sahiblerinde şiddetli bir keder ve sabırsızlık görülürse, onları sükûnete kavuş­turmak için, definden önce taziye yapılır. En doğrusunu Allah bilir.




  3. 15.Aralık.2011, 23:09
    2
    Editör



    406- Abdullah ibni Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallalluhu Aleyhi ve Selİem buyurdu: "Kim, bir musî-bete düşeni taziyede bulunursa, onun (sabır) mükâfatını alır."[57]

    407- Ebû Berze´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu:

    "Çocuğunu kaybedene kim taziyede bulunursa, ona cennette bir hır­ka giydirilir.?[58]

    408- Abdullah ibni Amr ibni´l-´s´dan (Radıyallahu Anhüma) riva­yet edilen uzun hadîste şu kısım vardır: Peygamber Saİlallahu Aleyhi ve Sellem Hazreti Fâtımâ´ya buyurdu:

    "Ey Fâtıma, seni evinden çıkaran nedir? Fatıma cevab verdi: Bu ölünün ailesine geldim de, ölülerine rahmet dileğinde yahud onlara sabır tav­siyesinde bulundum, ölüleri sebebiyle...´[59]

    409- Amr ibni Hazm´dan (Radıyallahu Anh) güzel bir isnadla rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

    "Hangi mü´min, kardeşine, musibetinden dolayı taziyede bulunursa, kıyamet gününde Allah ona keramet (iyilik) elbiselerinden giydirir."[60]

    Bil ki, taziye, ölü sahibini teselli edecek söz söylemek ve ona sabır di­lemektir. Böylece üzüntüsü hafifletilir ve musibeti küçültülür. Bunu yap­mak müstahabdır. Çünkü bunda, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoy­mak vardır. Aynı zamanda Allah Tealâ´mn şu emri içine girer: "İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın."[61]

    Taziyenin meşruiyyetine dair en güzel delil budur.

    Sahîh bir hadîste, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle bu­yurduğu sabit olmuştur: "Kul, kardeşinin yardımında bulundukça, Al­lah da kulun yardımında bulunur."

    Yine bilinmelidir ki, taziye, ölü gömüldükten sonra ve gömülmeden önce müstahabdır. Alimlerimiz demişlerdir ki, taziyenin vakti, ölüm anın­dan başlayıp definden üç gün sonraya kadar devam eder. Burada üç gün yaklaşık bir ifadedir, yoksa müddet olarak kesinleştirilmiş değildir. Ar­kadaşlarımızdan Şeyh Ebû Muhammed El-Cüveynî de böyle söylemiştir.

    Diğer alimlerimiz demişlerdir ki, üç günden sonra taziye mekruhtur; çünkü taziye, musibet çekenin kalbini rahatlandırmak içindir. Çoğunlukla üç günden sonra kalb üzüntüden kurtulur. Artık bir daha kederi tazele­mek uygun düşmez. Alimlerimizin çoğunluğu böyle söylemişlerdir.

    Alimlerimizden Ebu´l-Abbas ibn-i El-Kass demiştir ki, üç günden sonra taziyede bulunmakta bir beis yoktur. Zaman ne kadar uzasa taziye de­vam eder. Bunu, İmamı Haremeyn de, alimlerimizin birinden aynen hi­kâye etmiştir. Benimsenen şudur: Alimlerimizin yahud onlardan çoğunun istisna etmiş oldukları iki durum dışında, taziye üç günden sonra yapıl­maz. İki durum şudur: Defin zamanında taziye eden ile musibet sahibin­den biri bulunmaz da, üç günden sonra buluşurlarsa taziye edilir, bunda beis yoktur.

    Yine alimlerimiz demişlerdir ki, ölüyü definden sonra taziyede bulun­mak, definden önce bulunmaktan daha faziletlidir; çünkü ölü sahibleri, ölüyü gömmek için hazırlık halindedirler, hem de definden sonra keder­leri ayrılığından dolayı daha çok olur. Eğer definden önce, ölü sahiblerinde şiddetli bir keder ve sabırsızlık görülürse, onları sükûnete kavuş­turmak için, definden önce taziye yapılır. En doğrusunu Allah bilir.







+ Yorum Gönder