Konusunu Oylayın.: Kavalalı hanedanının hikayesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kavalalı hanedanının hikayesi
  1. 14.Aralık.2011, 19:42
    1
    Misafir

    Kavalalı hanedanının hikayesi






    Kavalalı hanedanının hikayesi Mumsema Kavalalı hanedanının hikayesi


  2. 14.Aralık.2011, 19:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Aralık.2011, 03:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kavalalı hanedanının hikayesi




    Ortaokulda Kavalalı Mehmet Ali Paşa'yı isyanıyla tanırız, Süveyş Kanalı anlaşmalarında da isimleri geçer. Hâlbuki bu aile 1840'lardan 1960'lı yıllara dek İstanbul'un kültürel hayatında etkili olmuş, Mısır Apartmanı, Atlı Köşk, Said Halim Paşa Yalısı gibi önemli yapılar yaptırmış, Zeynep Kamil Hastanesi gibi hayır işlerine imza atmış bir aile. Ailenin İstanbul'a katkısını bu sergiyle gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz. Hikayeleri isyanla başlıyor ama sadakatle sona eriyor." Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde dün açılan 'Nil kıyısından Boğaziçi'ne Kavalalı Mehmet Ali Paşa Hanedanı'nın İstanbul'daki İzleri' sergisinin küratörü Prof. Baha Tanman, Kavalalı ailesini böyle anlatıyor. Mısır'da uzun yıllar hüküm sürmüş ve Osmanlı'yla olan özel ilişkisiyle tarihimizde önemli yer eden Kavalalı Hanedanı'nın sergisinde özel koleksiyonlardan ve Resim ve Heykel Müzesi'nden seçilmiş belge, obje, eşya ve resimler, aile üyelerine ait fotoğrafların yanı sıra, siyasi belgeler, ilk defa sergilenen mektuplar yer alıyor.

    ÖMER KAVUR DA AİLEDENDİ
    Aile, 1840'larda Osmanlı'yla aralarında uzlaşma sağlanmasıyla birlikte İstanbul'da yaz mevsimini geçirmeye başlıyor. I. Dünya Savaşı'na dek Boğaz'da mehtap geceleri düzenliyor, Batılı adetlerini Osmanlı'ya taşıyor, entellektüel isimlerle bağ kuruyorlar. Onları bir araya getiren sohbetler düzenliyor. Bu sohbetlere Mehmet Akif Ersoy, Neyzek Tevfik dahil bir çok aydın, sanatçı katılıyor. 1940'larda Prenses Emine Halim, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Bedri Rahmi Eyüboğlu'na pek çok sanatçı ve düşünürü evinde topluyor. Hanedan kadınları cömertliğiyle tanınıyor. Aile, 1952'de Mısır'da rejimin değişmesiyle birlikte ise daha mütevazı bir hayata dönüyor. Ailenin üyelerinden biri de Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Ömer Kavur. Tanman'a göre Kavur'un bu aileden olduğu bilinir fakat sinema çevrelerinde pek söylenmezmiş. Kavur'un annesi Abbasi Moralı Hanım, sergiye anılarını anlatarak katkıda bulunmuş. Anneannesi Vicdan Hanım'ın ise İbrahim Çallı'ya yaptırdığı bir resmiyle sergide yer alıyor. Baha Tanman sergide ilginç belgeler de olduğunu söylüyor: "I. Dünya Savaşı sırasında Alman Büyükelçiliği'nden, Sadrazam Said Halim Paşa'ya Bulgaristan sınırındaki askerlerinizi geri çekseniz iyi olur diye yazılan mektup var. Murat Bardakçı arşivinden ise Said Halim Paşa'nın Berlin büyükelçisine yazdığı telgraf var. Telgrafta 'İstanbul'daki İngiliz Büyükelçiliği kapandı, siz de İstanbul'a gelin elçilik açın, artık harp halindeyiz' diyor. Bunlar pek bilinmediği ve siyasi açıdan önemli olduğu için sergiye de koyduk." Sergi, 31 Mart 2012'ye dek İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde görülebilir.

    Sergide, İstanbul'da da yaşamış ünlü Fransız seyyah, yazar Pierre Loti'nin Fransa'dan Prenses İffet Hasan'a 1921'de yazdığı mektup da var. Mektupta Pierre Loti, Prenses'e hürmetini ve hayranlığını ifade ediyor. Daha sonra da mektuba eklediği ek bir mektubun Mustafa Kemal'e ulaştırılmasını rica ediyor. Ancak mektup, ailenin son üyelerinden Rukiye Kuneralp'in arşivinden alınmış ve muhtemelen Atatürk'e yazılan mektup kendisine gönderildiği için arşivde bulunmuyor.

    Kaynak Sabah Gzts.



  4. 15.Aralık.2011, 03:40
    2
    Silent and lonely rains



    Ortaokulda Kavalalı Mehmet Ali Paşa'yı isyanıyla tanırız, Süveyş Kanalı anlaşmalarında da isimleri geçer. Hâlbuki bu aile 1840'lardan 1960'lı yıllara dek İstanbul'un kültürel hayatında etkili olmuş, Mısır Apartmanı, Atlı Köşk, Said Halim Paşa Yalısı gibi önemli yapılar yaptırmış, Zeynep Kamil Hastanesi gibi hayır işlerine imza atmış bir aile. Ailenin İstanbul'a katkısını bu sergiyle gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz. Hikayeleri isyanla başlıyor ama sadakatle sona eriyor." Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde dün açılan 'Nil kıyısından Boğaziçi'ne Kavalalı Mehmet Ali Paşa Hanedanı'nın İstanbul'daki İzleri' sergisinin küratörü Prof. Baha Tanman, Kavalalı ailesini böyle anlatıyor. Mısır'da uzun yıllar hüküm sürmüş ve Osmanlı'yla olan özel ilişkisiyle tarihimizde önemli yer eden Kavalalı Hanedanı'nın sergisinde özel koleksiyonlardan ve Resim ve Heykel Müzesi'nden seçilmiş belge, obje, eşya ve resimler, aile üyelerine ait fotoğrafların yanı sıra, siyasi belgeler, ilk defa sergilenen mektuplar yer alıyor.

    ÖMER KAVUR DA AİLEDENDİ
    Aile, 1840'larda Osmanlı'yla aralarında uzlaşma sağlanmasıyla birlikte İstanbul'da yaz mevsimini geçirmeye başlıyor. I. Dünya Savaşı'na dek Boğaz'da mehtap geceleri düzenliyor, Batılı adetlerini Osmanlı'ya taşıyor, entellektüel isimlerle bağ kuruyorlar. Onları bir araya getiren sohbetler düzenliyor. Bu sohbetlere Mehmet Akif Ersoy, Neyzek Tevfik dahil bir çok aydın, sanatçı katılıyor. 1940'larda Prenses Emine Halim, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Bedri Rahmi Eyüboğlu'na pek çok sanatçı ve düşünürü evinde topluyor. Hanedan kadınları cömertliğiyle tanınıyor. Aile, 1952'de Mısır'da rejimin değişmesiyle birlikte ise daha mütevazı bir hayata dönüyor. Ailenin üyelerinden biri de Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Ömer Kavur. Tanman'a göre Kavur'un bu aileden olduğu bilinir fakat sinema çevrelerinde pek söylenmezmiş. Kavur'un annesi Abbasi Moralı Hanım, sergiye anılarını anlatarak katkıda bulunmuş. Anneannesi Vicdan Hanım'ın ise İbrahim Çallı'ya yaptırdığı bir resmiyle sergide yer alıyor. Baha Tanman sergide ilginç belgeler de olduğunu söylüyor: "I. Dünya Savaşı sırasında Alman Büyükelçiliği'nden, Sadrazam Said Halim Paşa'ya Bulgaristan sınırındaki askerlerinizi geri çekseniz iyi olur diye yazılan mektup var. Murat Bardakçı arşivinden ise Said Halim Paşa'nın Berlin büyükelçisine yazdığı telgraf var. Telgrafta 'İstanbul'daki İngiliz Büyükelçiliği kapandı, siz de İstanbul'a gelin elçilik açın, artık harp halindeyiz' diyor. Bunlar pek bilinmediği ve siyasi açıdan önemli olduğu için sergiye de koyduk." Sergi, 31 Mart 2012'ye dek İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde görülebilir.

    Sergide, İstanbul'da da yaşamış ünlü Fransız seyyah, yazar Pierre Loti'nin Fransa'dan Prenses İffet Hasan'a 1921'de yazdığı mektup da var. Mektupta Pierre Loti, Prenses'e hürmetini ve hayranlığını ifade ediyor. Daha sonra da mektuba eklediği ek bir mektubun Mustafa Kemal'e ulaştırılmasını rica ediyor. Ancak mektup, ailenin son üyelerinden Rukiye Kuneralp'in arşivinden alınmış ve muhtemelen Atatürk'e yazılan mektup kendisine gönderildiği için arşivde bulunmuyor.

    Kaynak Sabah Gzts.






+ Yorum Gönder