Konusunu Oylayın.: Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi
  1. 14.Aralık.2011, 19:35
    1
    Misafir

    Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi






    Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi Mumsema Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi


  2. 14.Aralık.2011, 19:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Aralık.2011, 14:46
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi




    Ammar b. Yasir

    İslâmla şereflenen ilk kırk kişiden biri.

    Müslümanlığını ilan eden ilk yedi kişi içinde de o var. Ayrıca, İslâmın ilk şehitleri olan cefakâr ve vefakâr bir ana-babanın çocuğu.

    Ammar b. Yasir (R.A.), ilk müslümanlardan biri. Fakir bir ailenin çocuğu. Babası Yasir (R.A.), aslen Yemenlidir; kaybolan bir kardeşini aramak üzere diğer üç kardeşi ile birlikte Mekkeye gelmiş. Kaybolmuş olan kardeşlerini bulamayınca birlikte geldiği kardeşleri Yemene dönmüş, Yasir ise Ebu Huzeyfe el-Mahzumînin himayesine girerek Mekkede kalmış. Ebu Huzeyfe onu Sümeyye isimli cariyesi ile evlendirmiş. Ammar bu evlilikten dünyaya gelmiş ve sahibi tarafından azad edilmiştir.

    Ammarın doğumu, Rasulullah (A.S.) Efendimizin doğumundan üç veya dört yıl önceye rastlar. Çocukluk ve gençlik yıllarını Mekke sokaklarında birlikte geçirirler. Nihayet Muhammed (A.S.)ın yeni bir dine, yeni bir inanca davet ettiğini duyunca, Mekkeli müşriklerin bütün baskılarına rağmen Onunla görüşmeye karar verir.

    O günlerde Resul-i Ekrem (A.S.), İslâmı gizli gizli tebliğ etmektedir. Onu görmek isteyenler Erkâmın evine gelmekte, Onunla görüşüp konuştuktan sonra da çoğunlukla iman ederek ayrılmaktadır. İşte Ammar da bu şekilde Erkâmın evine gelenlerden.

    İlk geldiği gün bakıyor ki en samimi arkadaşlarından Suheyb b. Sinan da orada! Birlikte huzura giriyorlar ve Efendimizin susamış kalpleri rahmetle dirilten sözlerini dinliyorlar. Ammar ve Suheyb, Erkâmın evinden ayrıldıklarında kalpleri nurla, gözleri sevinçle parlıyor.

    Ammar b. Yasir, İslâmla şereflenen ilk kırk kişiden biri. Müslümanlığını ilan eden ilk yedi kişi içnde de o var. Ayrıca, İslâmın ilk şehitleri olan cefakâr ve vefakâr bir ana-babanın çocuğu. Babası Yasir ve anası Sümeyye (R.A.), evlatlarının İslâmı kabulünden hemen sonra müslüman olurlar. Bundan sonra da Yasir ailesinin çilesi başlar. Sırf imanlarından dolayı akla gelmedik işkencelere maruz kalırlar. Efendimiz (A.S.) onların yanından ge-çerken, Ey Yasir ailesi! Sabredin, yeriniz cennettir. buyururdu.

    İşkencelerin ardı arkası kesilmemektedir. Sonunda Sümeyye ananın yaşlı vü-cudu direncini kaybeder ve ruhunu Yü-celer Yücesine teslim eder. Çok geçmeden baba Yasir (R.A.) da şehid olur.

    Anasını ve babasını gözlerinin önünde ve işkenceler altında kaybeden Ammar, bir taraftan bu acı ile kıvranırken, diğer taraftan müşriklerin işkenceleri altında inliyordu. Yapılan eziyetlere artık dayanamayacağını anladığı bir anda, müşriklerin teklifini kabul ederek, Muhammedden hoşlanmadığı; müşriklerin ilâh olarak ka-bul ettikleri Lat ile Uzzanın iyiliği konu-sunda bazı sözler söylemek zorunda kalır. Bunun üzerine müşrikler onu bırakır giderler. Onlar gittikten sonra Ammar (R.A.), kendini tutamaz ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Öyle ki, elbisesi göz-yaşlarından ıslanmıştır. Resul-i Ekrem (A.S.) onun bu halini görünce, Kâfirler seni suya mı attı? demekten kendini alamaz. Ammar (R.A.) olanları tek tek anlatıp Perişan oldum ya Rasulallah! de- yince Efendimiz sorar:

    Kalbini nasıl buldun? Ammar cevap verir:

    İman ile dopdolu. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyururlar:

    Eğer bir daha seni yakalarlarsa aynı şekilde davran!

    İşte bu olay üzerine Allahu Tealâ şu ayeti indirmiştir:

    İmana eriştikten sonra Allahı inkâr eden kimseye gelince: Kalbi imanla dolu olduğu halde zorla inkâr etmiş kimse değil de kalbini bile-isteye inkâra açmış olanların üzerine Allah katından bir hışım çökecek ve onların payına çok büyük bir azap düşecektir. (Nahl/106)


    Ammar b. Yasir (R.A.), Bedirde, Hendekte, Rıdvan biatında ve Rasulullahın bulunduğu bütün savaşlarda Onun ile birlikteydi. Hicret esnasında inşa edilen ilk mescidin inşaatında bulundu. Ömrünü, Allaha ve Rasulüne karşı sadakat ve hassasiyetle nakış nakış dokudu. Efendimiz (A.S.) onun bu özelliğine şu ifadelerle işaret buyurur: Aranızda ne kadar daha kalacağımı bilemiyorum. (Ebu Bekr ile Ömeri işaret ederek) benden sonra onlara uyun. Ammarın hidayeti gibi hidayet bulun; İbn-i Mesudun söylediklerini tasdik edin! (Tirmizî)

    Bir gün Efendimizin yanına girmek için izin istediğinde, Merhaba ey güzel ve güzelleştirilmiş adam! iltifatına mazhar oldu. Bir başka zaman da Ammar, her ne zaman iki iş arasında muhayyer bırakılmış ise, hep en doğru olanını seçmiştir. buyurdu. Bir tartışma sonrasında Allah Rasulü, Ammarı şöyle savundu: Kim Ammara düşmanlık ederse, Allah da ona düşmanlık eder. Kim Ammara buğz ederse Allah da ona buğz eder. (Ahmed b. Hanbel)

    Resulullahın (a.s) irtihalinden sonra dört halifenin hepsine biat etti ve büyük hizmetlerde bulundu. Abdullah b. Ömer (R.A.) onun nasıl mücadele ettiğini şöyle anlatır: Yemame gününde Ammar b. Yasiri gördüm; bir taşın üstüne çıkmıştı ve yüksek sesle haykırıyordu: Ey Müslümanlar! Cennetten mi kaçıyorsunuz? Bana doğru gelin, yanıma gelin! Ben Ammar b. Yasirim; bana gelin! Kulağı kesilmişti ve yanağından aşağıya sarkarak bir öte-ye bir beriye vurarak sallanıyordu. Buna karşılık o, var gücü ile savaşıyordu.

    Hz. Ömer (R.A.), Ammarı Kûfeye vali tayin etti ve Kûfelilere şöyle bir mektup yazdı: Ammarı size emir, Abdullah b. Mesudu vezir ve muallim olarak gönderdim. Onlar Muhammed ashabının seçkinlerindendir; onlara uyun!





  4. 15.Aralık.2011, 14:46
    2
    Özel Üye



    Ammar b. Yasir

    İslâmla şereflenen ilk kırk kişiden biri.

    Müslümanlığını ilan eden ilk yedi kişi içinde de o var. Ayrıca, İslâmın ilk şehitleri olan cefakâr ve vefakâr bir ana-babanın çocuğu.

    Ammar b. Yasir (R.A.), ilk müslümanlardan biri. Fakir bir ailenin çocuğu. Babası Yasir (R.A.), aslen Yemenlidir; kaybolan bir kardeşini aramak üzere diğer üç kardeşi ile birlikte Mekkeye gelmiş. Kaybolmuş olan kardeşlerini bulamayınca birlikte geldiği kardeşleri Yemene dönmüş, Yasir ise Ebu Huzeyfe el-Mahzumînin himayesine girerek Mekkede kalmış. Ebu Huzeyfe onu Sümeyye isimli cariyesi ile evlendirmiş. Ammar bu evlilikten dünyaya gelmiş ve sahibi tarafından azad edilmiştir.

    Ammarın doğumu, Rasulullah (A.S.) Efendimizin doğumundan üç veya dört yıl önceye rastlar. Çocukluk ve gençlik yıllarını Mekke sokaklarında birlikte geçirirler. Nihayet Muhammed (A.S.)ın yeni bir dine, yeni bir inanca davet ettiğini duyunca, Mekkeli müşriklerin bütün baskılarına rağmen Onunla görüşmeye karar verir.

    O günlerde Resul-i Ekrem (A.S.), İslâmı gizli gizli tebliğ etmektedir. Onu görmek isteyenler Erkâmın evine gelmekte, Onunla görüşüp konuştuktan sonra da çoğunlukla iman ederek ayrılmaktadır. İşte Ammar da bu şekilde Erkâmın evine gelenlerden.

    İlk geldiği gün bakıyor ki en samimi arkadaşlarından Suheyb b. Sinan da orada! Birlikte huzura giriyorlar ve Efendimizin susamış kalpleri rahmetle dirilten sözlerini dinliyorlar. Ammar ve Suheyb, Erkâmın evinden ayrıldıklarında kalpleri nurla, gözleri sevinçle parlıyor.

    Ammar b. Yasir, İslâmla şereflenen ilk kırk kişiden biri. Müslümanlığını ilan eden ilk yedi kişi içnde de o var. Ayrıca, İslâmın ilk şehitleri olan cefakâr ve vefakâr bir ana-babanın çocuğu. Babası Yasir ve anası Sümeyye (R.A.), evlatlarının İslâmı kabulünden hemen sonra müslüman olurlar. Bundan sonra da Yasir ailesinin çilesi başlar. Sırf imanlarından dolayı akla gelmedik işkencelere maruz kalırlar. Efendimiz (A.S.) onların yanından ge-çerken, Ey Yasir ailesi! Sabredin, yeriniz cennettir. buyururdu.

    İşkencelerin ardı arkası kesilmemektedir. Sonunda Sümeyye ananın yaşlı vü-cudu direncini kaybeder ve ruhunu Yü-celer Yücesine teslim eder. Çok geçmeden baba Yasir (R.A.) da şehid olur.

    Anasını ve babasını gözlerinin önünde ve işkenceler altında kaybeden Ammar, bir taraftan bu acı ile kıvranırken, diğer taraftan müşriklerin işkenceleri altında inliyordu. Yapılan eziyetlere artık dayanamayacağını anladığı bir anda, müşriklerin teklifini kabul ederek, Muhammedden hoşlanmadığı; müşriklerin ilâh olarak ka-bul ettikleri Lat ile Uzzanın iyiliği konu-sunda bazı sözler söylemek zorunda kalır. Bunun üzerine müşrikler onu bırakır giderler. Onlar gittikten sonra Ammar (R.A.), kendini tutamaz ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Öyle ki, elbisesi göz-yaşlarından ıslanmıştır. Resul-i Ekrem (A.S.) onun bu halini görünce, Kâfirler seni suya mı attı? demekten kendini alamaz. Ammar (R.A.) olanları tek tek anlatıp Perişan oldum ya Rasulallah! de- yince Efendimiz sorar:

    Kalbini nasıl buldun? Ammar cevap verir:

    İman ile dopdolu. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyururlar:

    Eğer bir daha seni yakalarlarsa aynı şekilde davran!

    İşte bu olay üzerine Allahu Tealâ şu ayeti indirmiştir:

    İmana eriştikten sonra Allahı inkâr eden kimseye gelince: Kalbi imanla dolu olduğu halde zorla inkâr etmiş kimse değil de kalbini bile-isteye inkâra açmış olanların üzerine Allah katından bir hışım çökecek ve onların payına çok büyük bir azap düşecektir. (Nahl/106)


    Ammar b. Yasir (R.A.), Bedirde, Hendekte, Rıdvan biatında ve Rasulullahın bulunduğu bütün savaşlarda Onun ile birlikteydi. Hicret esnasında inşa edilen ilk mescidin inşaatında bulundu. Ömrünü, Allaha ve Rasulüne karşı sadakat ve hassasiyetle nakış nakış dokudu. Efendimiz (A.S.) onun bu özelliğine şu ifadelerle işaret buyurur: Aranızda ne kadar daha kalacağımı bilemiyorum. (Ebu Bekr ile Ömeri işaret ederek) benden sonra onlara uyun. Ammarın hidayeti gibi hidayet bulun; İbn-i Mesudun söylediklerini tasdik edin! (Tirmizî)

    Bir gün Efendimizin yanına girmek için izin istediğinde, Merhaba ey güzel ve güzelleştirilmiş adam! iltifatına mazhar oldu. Bir başka zaman da Ammar, her ne zaman iki iş arasında muhayyer bırakılmış ise, hep en doğru olanını seçmiştir. buyurdu. Bir tartışma sonrasında Allah Rasulü, Ammarı şöyle savundu: Kim Ammara düşmanlık ederse, Allah da ona düşmanlık eder. Kim Ammara buğz ederse Allah da ona buğz eder. (Ahmed b. Hanbel)

    Resulullahın (a.s) irtihalinden sonra dört halifenin hepsine biat etti ve büyük hizmetlerde bulundu. Abdullah b. Ömer (R.A.) onun nasıl mücadele ettiğini şöyle anlatır: Yemame gününde Ammar b. Yasiri gördüm; bir taşın üstüne çıkmıştı ve yüksek sesle haykırıyordu: Ey Müslümanlar! Cennetten mi kaçıyorsunuz? Bana doğru gelin, yanıma gelin! Ben Ammar b. Yasirim; bana gelin! Kulağı kesilmişti ve yanağından aşağıya sarkarak bir öte-ye bir beriye vurarak sallanıyordu. Buna karşılık o, var gücü ile savaşıyordu.

    Hz. Ömer (R.A.), Ammarı Kûfeye vali tayin etti ve Kûfelilere şöyle bir mektup yazdı: Ammarı size emir, Abdullah b. Mesudu vezir ve muallim olarak gönderdim. Onlar Muhammed ashabının seçkinlerindendir; onlara uyun!





  5. 15.Aralık.2011, 14:46
    3
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Ammar bin Yasirin Ağlatan Hikayesi

    Hz. Ali (R.A.) ile birlikte Cemel ve Sıffin savaşlarına katıldı. Sıffin gününde içecek bir şey istedi. Süt getirildiğini gö-rünce: Rasulullah, dünyadan son içeceğin şey süt olacaktır buyurmuştu. dedi ve sütü içti. O gün şehit düşünceye kadar savaştı. Mübarek teni yere serildiğinde 93 yaşında idi. Hz.Peygamber (A.S.) ha-yatta iken: Sana müjdeler olsun ya Ammar! Seni azgın bir topluluk öldürecektir. buyurduğu için, Ammar b. Yasirin şehit düşmesi birçok kişinin uyanmasına vesile olmuştur. Hz. Ali (R.A.) Efendimizin kıl-dırdığı cenaze namazından sonra şehit olduğu yerde defnedildi.

    Ammar b. Yasiri anlatanlar, onun uzun boylu, kara yağız, elâ gözlü ve geniş omuzlu bir kişi olduğunu söylerler. Sade ve nezih bir hayat sürerek dünya hayatını tamamlayan Ammar (R.A.) hakkında Resul-i Ekrem (A.S.)ın şu sözü, Ashab-ı Kiramı baş tacı eden gönüllerde halâ yankı bulur: İliklerine kadar iman ile dolu olan adam!




    Mehmet Işık



  6. 15.Aralık.2011, 14:46
    3
    Özel Üye
    Hz. Ali (R.A.) ile birlikte Cemel ve Sıffin savaşlarına katıldı. Sıffin gününde içecek bir şey istedi. Süt getirildiğini gö-rünce: Rasulullah, dünyadan son içeceğin şey süt olacaktır buyurmuştu. dedi ve sütü içti. O gün şehit düşünceye kadar savaştı. Mübarek teni yere serildiğinde 93 yaşında idi. Hz.Peygamber (A.S.) ha-yatta iken: Sana müjdeler olsun ya Ammar! Seni azgın bir topluluk öldürecektir. buyurduğu için, Ammar b. Yasirin şehit düşmesi birçok kişinin uyanmasına vesile olmuştur. Hz. Ali (R.A.) Efendimizin kıl-dırdığı cenaze namazından sonra şehit olduğu yerde defnedildi.

    Ammar b. Yasiri anlatanlar, onun uzun boylu, kara yağız, elâ gözlü ve geniş omuzlu bir kişi olduğunu söylerler. Sade ve nezih bir hayat sürerek dünya hayatını tamamlayan Ammar (R.A.) hakkında Resul-i Ekrem (A.S.)ın şu sözü, Ashab-ı Kiramı baş tacı eden gönüllerde halâ yankı bulur: İliklerine kadar iman ile dolu olan adam!




    Mehmet Işık






+ Yorum Gönder