Konusunu Oylayın.: Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir?
  1. 11.Aralık.2011, 10:07
    1
    Misafir

    Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir?






    Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir? Mumsema Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir?


  2. 11.Aralık.2011, 15:38
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Doktorların ilaç firmalarından promosyon ürünler alması caiz midir?




    Değerli kardeşimiz;

    Rüşvet, "din, ahlak ve kuralları gereği yapılmaması gereken bir şeyi, yaptırmak üzere, selahiyetli kişiye doğrudan veya bir aracı vasıtasıyla sağlanan menfaat"tir.
    Hediye, "dostluğu pekiştirmek, ıslah etmek, meşru olanı sevdirmek ve benimsetmek, iyilik etmek, iyilik ederek tatmin olmak, meşru olan bir arzuyu gerçekleştirmek, bir iyiliğe ve hizmete teşekkür etmek gibi iyi maksatlarla birisine sağlanan menfaat"tir.
    İlaç firması imal veya ithal ettiği ilaçları satabilmek için birçok yola başvuruyor; bunlardan biri de doktorlara hediye vermektir (promosyon).
    a) Doktor, hediye aldığı için yazmaması gereken ilacı yazarsa hediye değil, rüşvet almış olur. "Yazmaması gereken ilaç veya âlet"e örnek, daha ucuz olduğu halde aynı işi gören, aynı etkileri taşıyan alternatifi bulunan ilaç ve âlettir.
    b) Etkisi ve fiyatı eşit olan ilaçlar arasından, imalatçısı veya pazarlayıcısı hediye verdiği için birini (promosyonlu olan) tercih ederek yazmak meşrudur.
    c) Meşru diye nitelediğimiz tercihte de dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır:
    Milli menfaat göz önüne alınmalı, milli menfaate aykırı olan yardım (mesela ilaç yazarak satımına yardımcı olmak) yapılmamalıdır. Uluslararası ilişkiler, haksızlıklar, dengeler bazan belli bir firmayı desteklemeyi bazan da boykot etmeyi gerektirebilir.
    İlaç imalatçılarının arasındaki ticari rekabet ucuzlamaya; yani dar gelirli alcıların menfaatine sebep olmalıdır. Bütün imalatçılar promosyona başvurarak bunu da kısmen veya tamamen ilaç fiyatlarına (girdilere) yansıtarak fiyatları yukarda tutarlarsa bu sonuç alıcıların zararına olur; yani -bu şartlarda, böyle olursa- meseleye genel bakıldığında promosyon bir haksızlık aracı haline gelir ve haksızlığı engellemek için -mümkün oluyorsa- genel olarak karşı tavır almak gerekir. Bunun için bazı doktorların tavır koymaları sonucu değiştirmez.
    Konuyla ilgili bazı sorular ve cevapları:
    Soru 1:
    İlaç firması temsilcileri ilaçlarının tanıtımı için doktorlarla çalışmalı mıdır, hangi şekil ve sınırlar içinde ve nasıl çalışmalıdır?
    Cevap:
    İlacın tanıtımı için doktorlarla çalışmak caizdir ve gereklidir. Bunun sınırlarını din ve ahlak kuralları belirler. Bunları burada saymak için kitap yazmak gerekir ve bunları Müslümanlar bilirler, tereddüt ettiklerinde ilgili kaynaklara bakabilirler.
    Soru 2:
    Mümessillerin verdiği kalem vs. hediyeleri almak câiz midir, hediye sınırı ne olabilir, bu hediyeleri bizim taleb etmemiz veya bize verilenlerden fazlasını da istememiz uygun mudur?
    Cevap:
    Hediyeler, alanı etkileyecek ve tanıtılan ilacı kullanmada (reçeteye yazmada) meşru sınırların dışına çıkmasına sebep olacaksa almak ve istemek caiz olmaz.
    Soru 3:
    Numune adı altında verilen ilaçları almak ve istediğimiz şekilde kullanmak câiz midir?
    Cevap:
    Bu nümuneleri nasıl kullanacağınız örf ve adete (meslekteki teamüle) ve verenin kastına/rızasına bağlıdır.
    Soru 4:
    “Benim şu ihtiyaçlarımı karşıla” tarzında talepte bulunmam ve onların karşılaması uygun mudur, firmanın “biz bunu firma politikası gereği herkese yapıyoruz, çekinmeyin, beklentimiz yok vs.” demesi bizi kurtarır mı?
    Cevap:
    2. sorunun cevabı burada da geçerlidir.
    Soru 5:
    “Çalıştığım işyerine şunlar lazım” tarzında taleplerimizin karşılanması, bu isteğimiz halk yararına kullanılmış oluyor(mesela sağlık ocağında bir cihaz veya malzemenin firma veya eczanelere aldırılıp kullanmamız) düşüncesiyle masum bir istek sayılabilir mi; normalde aile hekimlerine devlet harcama kalemleri içinden karşılansın diye maaş+harcama parası veriyor, buna rağmen bizim malzeme, sağlık kuruluşu ihtiyacı veya başka giderlerimizi firma veya çevre eczanelere karşılatmamız câiz midir?
    Cevap:
    Bu ihtiyaçları karşılayan firmalar için haksız kayırma ve meşru olmayan tercihe sebep olacaksa caiz olmaz. Diyelim ki iki firma var, bu iki firmanın aynı işe yarayan ve aynı değerde, fiyatı da değerine uygun iki ilacı var, biri hastahaneye yardım ediyor, diğeri etmiyor ve yardım eden tercih ediliyorsa bunda sakınca yoktur.
    Soru 6:
    Sıklıkla ilaç firmaları ilaçlarının tanıtımı için yemekli toplantılar yapmaktadır, amaç ilacın daha fazla yazılmasını amaçlayan bu toplantılara veya yıllık kongrelerine katılmak câiz midir? Bu yemeği bizim talep etmemiz veya bizim onlardan yemek söylemelerini istememiz câiz midir, zira onlar her zaman ve belli amaçla bunu kabul etmektedirler ve biz de etki altında kalıp o ilaçlara biraz daha fazla yönelmekte kalabilmekteyiz gayr-ı ihtiyari..
    Cevap:
    Soruda anlatılan şartlarda bu yemeklere gitmek ve yemek talep etmek caiz olmaz (2. cevaba da bk.).
    Soru 7:
    Bizim hiçbir talebimiz olmadığı halde ikram edilen yemeklerde ilaç-eczane temsilcisinin gizli niyeti bizi mesul kılar mı, talebi reddetmek önyargılı davranmak anlamına gelip sû-i zan olur mu?
    Cevap:
    Temsilcinin işi, ilacını tanıtmak ve olabildiğince fazla yazılmasını sağlamaktır. Biri bunun için yemek veriyor (başka bir saiki olamaz, bu iş olmasaydı yemek vermeyecekti) bir başkası vermiyor, yemek verenin ilacı yazılıyor, burada bir haksız rekabet söz konusu olur. O da yemek versin denemez, çünkü vermemesi ticaret ahlakına daha uygundur.
    Soru 8:
    İlacımdan şu kadar yazarsan şu hediyeyi alırım veya ben ilacından şu kadar yazdım, bana şunu getir tarzı yaklaşımlar câiz midir?
    Cevap:
    Böyle bir pazarlık ve menfaat temini caiz değildir. Çünkü burada tesir altında kalındığı ve ilacın bu tesir altında yazıldığı kesin gibidir. Doktor adaletten ve işinin gereğinden sapmaksızın ilaçlarını yazar da sonunda bir firmanın ilacı daha fazla yazılmış olduğu için o firma bir ödül verirse bu caiz olur.
    Soru 9:
    İlacının tanıtımı için sürekli ziyaret eden mümessilin ilacını (özellikle) yazmak uygun mudur, bu hangi koşullarda câiz olur, etkinliğine çok inanmasak da sırf desteklemek adına yazmakla hastanın kul hakkı üzerimizde kalır mı; bunun yanı sıra hiç ziyaret etmeyen firma ilacını yazmak ziyaret edenlere haksızlık olur mu?
    Cevap:
    Çok ziyaret eden bir de haksız rekabet yapıyor, daha uygunu var iken kendi ilacını telkin ediyorsa onu kabul bile etmemek gerekir. Daha uygunu var iken başka bir ilaç desteklemek vb. sebeplerle yazılamaz. Ziyaret etmeden ilacını tanıtanlar -bu imkansızlık veya ihmalden değil de ahlaki titizlikten kaynaklanıyorsa- ilacı da uygun ise tercih edilmelidir.
    Soru 10:
    Doktorların “ben yaptıklarımda ve kararlarımda vicdanen rahatım” sözleri; çalışmalarına göre fetva savunmaları ne kadar doğrudur?
    Cevap:
    Meşru olma ölçütü sıradan insanların vicdanları değil, dinin hükümleridir. Bu hükümlere bakmadan -muhtemelen yanlış ve meşru olmayan davranışlara rağmen- vicdanların müsterih olması kulluk bakımından en vahim/kötü hali ifade eder.

    Prof. Dr. Hayrettin Karaman

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 11.Aralık.2011, 15:38
    2
    Hüvel Baki..



    Değerli kardeşimiz;

    Rüşvet, "din, ahlak ve kuralları gereği yapılmaması gereken bir şeyi, yaptırmak üzere, selahiyetli kişiye doğrudan veya bir aracı vasıtasıyla sağlanan menfaat"tir.
    Hediye, "dostluğu pekiştirmek, ıslah etmek, meşru olanı sevdirmek ve benimsetmek, iyilik etmek, iyilik ederek tatmin olmak, meşru olan bir arzuyu gerçekleştirmek, bir iyiliğe ve hizmete teşekkür etmek gibi iyi maksatlarla birisine sağlanan menfaat"tir.
    İlaç firması imal veya ithal ettiği ilaçları satabilmek için birçok yola başvuruyor; bunlardan biri de doktorlara hediye vermektir (promosyon).
    a) Doktor, hediye aldığı için yazmaması gereken ilacı yazarsa hediye değil, rüşvet almış olur. "Yazmaması gereken ilaç veya âlet"e örnek, daha ucuz olduğu halde aynı işi gören, aynı etkileri taşıyan alternatifi bulunan ilaç ve âlettir.
    b) Etkisi ve fiyatı eşit olan ilaçlar arasından, imalatçısı veya pazarlayıcısı hediye verdiği için birini (promosyonlu olan) tercih ederek yazmak meşrudur.
    c) Meşru diye nitelediğimiz tercihte de dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır:
    Milli menfaat göz önüne alınmalı, milli menfaate aykırı olan yardım (mesela ilaç yazarak satımına yardımcı olmak) yapılmamalıdır. Uluslararası ilişkiler, haksızlıklar, dengeler bazan belli bir firmayı desteklemeyi bazan da boykot etmeyi gerektirebilir.
    İlaç imalatçılarının arasındaki ticari rekabet ucuzlamaya; yani dar gelirli alcıların menfaatine sebep olmalıdır. Bütün imalatçılar promosyona başvurarak bunu da kısmen veya tamamen ilaç fiyatlarına (girdilere) yansıtarak fiyatları yukarda tutarlarsa bu sonuç alıcıların zararına olur; yani -bu şartlarda, böyle olursa- meseleye genel bakıldığında promosyon bir haksızlık aracı haline gelir ve haksızlığı engellemek için -mümkün oluyorsa- genel olarak karşı tavır almak gerekir. Bunun için bazı doktorların tavır koymaları sonucu değiştirmez.
    Konuyla ilgili bazı sorular ve cevapları:
    Soru 1:
    İlaç firması temsilcileri ilaçlarının tanıtımı için doktorlarla çalışmalı mıdır, hangi şekil ve sınırlar içinde ve nasıl çalışmalıdır?
    Cevap:
    İlacın tanıtımı için doktorlarla çalışmak caizdir ve gereklidir. Bunun sınırlarını din ve ahlak kuralları belirler. Bunları burada saymak için kitap yazmak gerekir ve bunları Müslümanlar bilirler, tereddüt ettiklerinde ilgili kaynaklara bakabilirler.
    Soru 2:
    Mümessillerin verdiği kalem vs. hediyeleri almak câiz midir, hediye sınırı ne olabilir, bu hediyeleri bizim taleb etmemiz veya bize verilenlerden fazlasını da istememiz uygun mudur?
    Cevap:
    Hediyeler, alanı etkileyecek ve tanıtılan ilacı kullanmada (reçeteye yazmada) meşru sınırların dışına çıkmasına sebep olacaksa almak ve istemek caiz olmaz.
    Soru 3:
    Numune adı altında verilen ilaçları almak ve istediğimiz şekilde kullanmak câiz midir?
    Cevap:
    Bu nümuneleri nasıl kullanacağınız örf ve adete (meslekteki teamüle) ve verenin kastına/rızasına bağlıdır.
    Soru 4:
    “Benim şu ihtiyaçlarımı karşıla” tarzında talepte bulunmam ve onların karşılaması uygun mudur, firmanın “biz bunu firma politikası gereği herkese yapıyoruz, çekinmeyin, beklentimiz yok vs.” demesi bizi kurtarır mı?
    Cevap:
    2. sorunun cevabı burada da geçerlidir.
    Soru 5:
    “Çalıştığım işyerine şunlar lazım” tarzında taleplerimizin karşılanması, bu isteğimiz halk yararına kullanılmış oluyor(mesela sağlık ocağında bir cihaz veya malzemenin firma veya eczanelere aldırılıp kullanmamız) düşüncesiyle masum bir istek sayılabilir mi; normalde aile hekimlerine devlet harcama kalemleri içinden karşılansın diye maaş+harcama parası veriyor, buna rağmen bizim malzeme, sağlık kuruluşu ihtiyacı veya başka giderlerimizi firma veya çevre eczanelere karşılatmamız câiz midir?
    Cevap:
    Bu ihtiyaçları karşılayan firmalar için haksız kayırma ve meşru olmayan tercihe sebep olacaksa caiz olmaz. Diyelim ki iki firma var, bu iki firmanın aynı işe yarayan ve aynı değerde, fiyatı da değerine uygun iki ilacı var, biri hastahaneye yardım ediyor, diğeri etmiyor ve yardım eden tercih ediliyorsa bunda sakınca yoktur.
    Soru 6:
    Sıklıkla ilaç firmaları ilaçlarının tanıtımı için yemekli toplantılar yapmaktadır, amaç ilacın daha fazla yazılmasını amaçlayan bu toplantılara veya yıllık kongrelerine katılmak câiz midir? Bu yemeği bizim talep etmemiz veya bizim onlardan yemek söylemelerini istememiz câiz midir, zira onlar her zaman ve belli amaçla bunu kabul etmektedirler ve biz de etki altında kalıp o ilaçlara biraz daha fazla yönelmekte kalabilmekteyiz gayr-ı ihtiyari..
    Cevap:
    Soruda anlatılan şartlarda bu yemeklere gitmek ve yemek talep etmek caiz olmaz (2. cevaba da bk.).
    Soru 7:
    Bizim hiçbir talebimiz olmadığı halde ikram edilen yemeklerde ilaç-eczane temsilcisinin gizli niyeti bizi mesul kılar mı, talebi reddetmek önyargılı davranmak anlamına gelip sû-i zan olur mu?
    Cevap:
    Temsilcinin işi, ilacını tanıtmak ve olabildiğince fazla yazılmasını sağlamaktır. Biri bunun için yemek veriyor (başka bir saiki olamaz, bu iş olmasaydı yemek vermeyecekti) bir başkası vermiyor, yemek verenin ilacı yazılıyor, burada bir haksız rekabet söz konusu olur. O da yemek versin denemez, çünkü vermemesi ticaret ahlakına daha uygundur.
    Soru 8:
    İlacımdan şu kadar yazarsan şu hediyeyi alırım veya ben ilacından şu kadar yazdım, bana şunu getir tarzı yaklaşımlar câiz midir?
    Cevap:
    Böyle bir pazarlık ve menfaat temini caiz değildir. Çünkü burada tesir altında kalındığı ve ilacın bu tesir altında yazıldığı kesin gibidir. Doktor adaletten ve işinin gereğinden sapmaksızın ilaçlarını yazar da sonunda bir firmanın ilacı daha fazla yazılmış olduğu için o firma bir ödül verirse bu caiz olur.
    Soru 9:
    İlacının tanıtımı için sürekli ziyaret eden mümessilin ilacını (özellikle) yazmak uygun mudur, bu hangi koşullarda câiz olur, etkinliğine çok inanmasak da sırf desteklemek adına yazmakla hastanın kul hakkı üzerimizde kalır mı; bunun yanı sıra hiç ziyaret etmeyen firma ilacını yazmak ziyaret edenlere haksızlık olur mu?
    Cevap:
    Çok ziyaret eden bir de haksız rekabet yapıyor, daha uygunu var iken kendi ilacını telkin ediyorsa onu kabul bile etmemek gerekir. Daha uygunu var iken başka bir ilaç desteklemek vb. sebeplerle yazılamaz. Ziyaret etmeden ilacını tanıtanlar -bu imkansızlık veya ihmalden değil de ahlaki titizlikten kaynaklanıyorsa- ilacı da uygun ise tercih edilmelidir.
    Soru 10:
    Doktorların “ben yaptıklarımda ve kararlarımda vicdanen rahatım” sözleri; çalışmalarına göre fetva savunmaları ne kadar doğrudur?
    Cevap:
    Meşru olma ölçütü sıradan insanların vicdanları değil, dinin hükümleridir. Bu hükümlere bakmadan -muhtemelen yanlış ve meşru olmayan davranışlara rağmen- vicdanların müsterih olması kulluk bakımından en vahim/kötü hali ifade eder.

    Prof. Dr. Hayrettin Karaman

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder