Konusunu Oylayın.: Nemrud'un Tevbe'si kabul oldu mu ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Nemrud'un Tevbe'si kabul oldu mu ?
  1. 09.Aralık.2011, 13:58
    1
    Misafir

    Nemrud'un Tevbe'si kabul oldu mu ?

  2. 11.Aralık.2011, 07:36
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Nemrud'un Tevbe'si kabul oldu mu ?




    Büyük mütefekkir ve Allâh dostu Mevlânâ Hazretleri, Nemrud’un şahsında insanoğlunun fıtratındaki menfî vasıflarından biri olan nankörlüğü, temsilî bir hikâye ile şöyle anlatmaktadır:
    “Hak Teâlâ Azrâîl’e:
    “–Ey üstün melek!” diye buyurdu. “Sen; bu kederli, dertli insanlardan canlarını alırken en çok kime acırsın?”
    Azrâîl:
    “–Canlarını aldığım insanların hepsine acırım! Fakat, Allâh’ın emrini ihmâl etmekten çok korkarım! Hattâ, canını almak istediğim gence o kadar acırım da; «Keşke Allâh, onun ye­rine beni kurban etseydi!» dediğim bile olur.
    Bir gün bir gemi, coşup köpüren, kuduran dalgalar arasında bocalarken emir aldım, gemiyi paramparça ettim. Allâh’ım! O gün Sen bana:
    “–Gemidekilerin hepsinin canlarını al!” diye buyurdun. “Yalnız, yolcular arasında bulunan bir kadınla bir çocuğun canlarını alma; onları bırak!” dedin!
    Her ikisi de, bir tahta parçasının üstünde âciz bir hâlde kalmışlardı. Azgın ve kızgın dalgalar, o tahtayı sürüp götürmede idi.
    Derken:
    “–Anasının da canını al!” diye emrettin. “«Kün: Ol!» emrine uy da, çocuğu yapayalnız bırak!” buyurdun.
    Çocuğu anasından ayırdım; ama Allâh’ım, Sen de bilirsin ki, bu bana pek acı geldi!
    Vazîfe gereği ben, çok acı yasların feryatları, âhları içinde kalmışımdır! Fakat, o çocuğun acısı, o çocuğun kalbimi yakışı hiç aklımdan çıkmadı!”
    Cenâb-ı Hak buyurdu ki:
    “–Ben, o çocuğa lütufta bulundum da, dalgaya, onu ağaçlık bir yere götürüp bırakmasını emrettim! Reyhanlarla, güllerle, tatlı ve yenmesine doyulmaz meyve ağaçları ile dolu bir bahçede… Berrak, tatlı sular fışkıran kaynaklarla dolu, ağaçlıklı bir yerde o ço­cuğu yüzlerce nazla, nîmetle besledim! Orada, o bahçede yüz binlerce güzel sesli kuşlar ötüşmede idi. Ona güllerden döşek yaptım; onu fitnelerin, musîbetlerin tesirinden korudum! Güneşe; «Harâretinle onu yakma, incitme!» dedim. Rüzgâra da; «Onun üstünden eserken yavaş es; onu hırpalama!» diye tenbih ettim! Buluta; «Onun üstüne yağmur yağdırma; onu ıslatma!»; şimşeğe de; «Birdenbire çakarak onun gözünü alma, kamaştırma!» emrini verdim! «Ey kış; o bahçeye uğrama, bu çayırı çimeni sakın soldurma! Ey yaz; sen de, bu bahçeye el atıp orayı kasıp kavurma!» dedim! Ölümden kurtulan çocuğun ulaştığı bahçe, âriflerin bağı gibi, kasırgadan, öldürücü sam rüzgarlarından emîn idi. Onu pek çok ihsân ve ikrâmlarımla besleyip büyüttüm. Sonra bir periye; ona konuşma ve adâletle hükmetmeyi öğretmesini emrettim! Böylece, o anasız kalan çocuğa, yüzlerce inâyette bulundum! Vâsıtasız olarak, Benim iyiliklerimi görsün, bilsin diye, ona yüzlerce lütuflarda, ihsânlarda bulundum! Benim lütuflarımı görsün de, sebepler yüzünden zihni karışmasın, çekişmelere düşmesin, her yardımı yalnız Ben’den beklesin.”


  3. 11.Aralık.2011, 07:36
    2
    Editör



    Büyük mütefekkir ve Allâh dostu Mevlânâ Hazretleri, Nemrud’un şahsında insanoğlunun fıtratındaki menfî vasıflarından biri olan nankörlüğü, temsilî bir hikâye ile şöyle anlatmaktadır:
    “Hak Teâlâ Azrâîl’e:
    “–Ey üstün melek!” diye buyurdu. “Sen; bu kederli, dertli insanlardan canlarını alırken en çok kime acırsın?”
    Azrâîl:
    “–Canlarını aldığım insanların hepsine acırım! Fakat, Allâh’ın emrini ihmâl etmekten çok korkarım! Hattâ, canını almak istediğim gence o kadar acırım da; «Keşke Allâh, onun ye­rine beni kurban etseydi!» dediğim bile olur.
    Bir gün bir gemi, coşup köpüren, kuduran dalgalar arasında bocalarken emir aldım, gemiyi paramparça ettim. Allâh’ım! O gün Sen bana:
    “–Gemidekilerin hepsinin canlarını al!” diye buyurdun. “Yalnız, yolcular arasında bulunan bir kadınla bir çocuğun canlarını alma; onları bırak!” dedin!
    Her ikisi de, bir tahta parçasının üstünde âciz bir hâlde kalmışlardı. Azgın ve kızgın dalgalar, o tahtayı sürüp götürmede idi.
    Derken:
    “–Anasının da canını al!” diye emrettin. “«Kün: Ol!» emrine uy da, çocuğu yapayalnız bırak!” buyurdun.
    Çocuğu anasından ayırdım; ama Allâh’ım, Sen de bilirsin ki, bu bana pek acı geldi!
    Vazîfe gereği ben, çok acı yasların feryatları, âhları içinde kalmışımdır! Fakat, o çocuğun acısı, o çocuğun kalbimi yakışı hiç aklımdan çıkmadı!”
    Cenâb-ı Hak buyurdu ki:
    “–Ben, o çocuğa lütufta bulundum da, dalgaya, onu ağaçlık bir yere götürüp bırakmasını emrettim! Reyhanlarla, güllerle, tatlı ve yenmesine doyulmaz meyve ağaçları ile dolu bir bahçede… Berrak, tatlı sular fışkıran kaynaklarla dolu, ağaçlıklı bir yerde o ço­cuğu yüzlerce nazla, nîmetle besledim! Orada, o bahçede yüz binlerce güzel sesli kuşlar ötüşmede idi. Ona güllerden döşek yaptım; onu fitnelerin, musîbetlerin tesirinden korudum! Güneşe; «Harâretinle onu yakma, incitme!» dedim. Rüzgâra da; «Onun üstünden eserken yavaş es; onu hırpalama!» diye tenbih ettim! Buluta; «Onun üstüne yağmur yağdırma; onu ıslatma!»; şimşeğe de; «Birdenbire çakarak onun gözünü alma, kamaştırma!» emrini verdim! «Ey kış; o bahçeye uğrama, bu çayırı çimeni sakın soldurma! Ey yaz; sen de, bu bahçeye el atıp orayı kasıp kavurma!» dedim! Ölümden kurtulan çocuğun ulaştığı bahçe, âriflerin bağı gibi, kasırgadan, öldürücü sam rüzgarlarından emîn idi. Onu pek çok ihsân ve ikrâmlarımla besleyip büyüttüm. Sonra bir periye; ona konuşma ve adâletle hükmetmeyi öğretmesini emrettim! Böylece, o anasız kalan çocuğa, yüzlerce inâyette bulundum! Vâsıtasız olarak, Benim iyiliklerimi görsün, bilsin diye, ona yüzlerce lütuflarda, ihsânlarda bulundum! Benim lütuflarımı görsün de, sebepler yüzünden zihni karışmasın, çekişmelere düşmesin, her yardımı yalnız Ben’den beklesin.”


  4. 11.Aralık.2011, 07:37
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Nemrud'un Tevbe'si kabul oldu mu ?

    Ancak o sayısız lütuflara, ihsanlara nâil olan, bunlara karşılık şükür borcu bulunan çocuk, bir anda Nemrud kesildi, Halil İbrâhîm’i yakmaya kal­kıştı! Öyle bir Nemrud ki; bilgisizliğinden, körlüğünden ötürü, Cenab-ı Hakk’ın lütuflarını, ihsanlarını ayağının altına almıştı! Böylece, kendisine yapılan iyilikleri inkâr etti; gurura kapıldı, yol vu­rucu oldu. İşi azıttı da, Allâhlık dâvâsına kalkıştı! Üç akbaba ile sonsuz göklere yükseldi, benimle savaşa girişti.
    Hazret-i İbrâhîm’i bulup öldürmek arzusuyla, yüz binlerce suçsuz çocuğu öldürttü. Çünkü, müneccim yılın tâlihine bakmış:
    “–Bu sene, seninle savaşacak bir çocuk doğacak! Aklını başına al da, sana düşman olacak çocuğu ortadan kaldır!” de­mişti.
    Bu kötü nasihate uyan Nemrud, o sene kim doğuyorsa, acımadan onları öldürtüyordu.” (Mesnevî, c: 6, beyt: 4797-4853)


  5. 11.Aralık.2011, 07:37
    3
    Editör
    Ancak o sayısız lütuflara, ihsanlara nâil olan, bunlara karşılık şükür borcu bulunan çocuk, bir anda Nemrud kesildi, Halil İbrâhîm’i yakmaya kal­kıştı! Öyle bir Nemrud ki; bilgisizliğinden, körlüğünden ötürü, Cenab-ı Hakk’ın lütuflarını, ihsanlarını ayağının altına almıştı! Böylece, kendisine yapılan iyilikleri inkâr etti; gurura kapıldı, yol vu­rucu oldu. İşi azıttı da, Allâhlık dâvâsına kalkıştı! Üç akbaba ile sonsuz göklere yükseldi, benimle savaşa girişti.
    Hazret-i İbrâhîm’i bulup öldürmek arzusuyla, yüz binlerce suçsuz çocuğu öldürttü. Çünkü, müneccim yılın tâlihine bakmış:
    “–Bu sene, seninle savaşacak bir çocuk doğacak! Aklını başına al da, sana düşman olacak çocuğu ortadan kaldır!” de­mişti.
    Bu kötü nasihate uyan Nemrud, o sene kim doğuyorsa, acımadan onları öldürtüyordu.” (Mesnevî, c: 6, beyt: 4797-4853)





+ Yorum Gönder