Konusunu Oylayın.: Hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir?
  1. 08.Aralık.2011, 20:55
    1
    Misafir

    Hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir?






    Hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir? Mumsema Hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir? Sened isnad kavramı ne anlama gelmektedir ?


  2. 08.Aralık.2011, 20:55
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 09.Aralık.2011, 04:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir?




    ]USULÜ'L-HADİS

    Kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalı.


    Hadis ilmi temelde rivayetu'l-hadis ve. dirayetu'l-hadis diye iki ana bilim dalına ayrılmaktadır. Rivayetü'l-hadis ilmi, Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in söz, fiil, takrir ve hallerini; bunların zabt edilip usulüne uygun olarak sonraki nesillere nakledilmelerini (rivayetlerini) konu edinen hadis ilim dalıdır.

    Mustalahu'l-hadis ve usûlü'l-hadis diye de isimlendirilen dirayetü'l-hadis ilmi, "Sened ve metnin durumlarını anlamaya imkan veren kaideler ilmi" olarak tarif edilmektedir. Bu tariften açıkça anlaşılacağı gibi dirayetü'l-hadis ilmi, genel ve teorik kaideler vaz ederek râvî, rivayet ve merviyy konularının tetkik ve tenkidine zemin hazırlamaktadır. Bu ilim edebiyatı da prensipler edebiyatı demektir (İsmail Lütfü Çakan, Hadis Edebiyatı, İstanbul 1985, 162).

    Zaten usûl, aslın çoğulu olarak, asıllar, kökler, kaynaklar anlamındadır. Terim olarak da yol, yöntem, kaide, düzen ve metod anlamlarına gelen usül, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gereken esaslar, prensipler, başlangıç bilgileri ve teknikleri demektir. Böyle olunca, hadis usûlü, hadis ilminin dayandığı prensipler, hadis metodolojisi anlamına gelmektedir. Hadis usulcüleri denilince de hadis ilminin dirayete dayanan prensipler bölümü (usuliyyat) ile meşgul olan âlimler (usûliyyun) akla gelir.

    Dirayetü'l-hadis ilmi ve dolayısıyla hadis usûlü edebiyatı da temellerini, rivayetü'l-hadis ilmi ve edebiyatı gibi ashab-ı kiramın hadis nakli ve rivayetinde gösterdikleri titizlik, araştırma (tesebbüt-taharri) ve denetim faaliyetlerinde bulmaktadır. Ashabın üst seviyede bir dikkat ve titizliğe sahip olmaları yanında, birbirlerinden duydukları hadisleri daha iyi bilenden tahkik etmekten de geri kalmadıkları bilinmektedir. Hz. Aişe'nin yirmi kadar sahabînin rivayetlerini tashih ettiğine dair hadisleri Bedreddin ez-Zerkeşî "el-Icabe" adlı eserde toplamış bulunmaktadır. Öte yandan Hatib Bağdadî de hadis öğrenmek ve bildikleri hadisleri kontrol etmek için uzun yolculuklara çıkan sahabîleri "er-Rihle fı talebi'l-hadis" adlı eserinde tanıtmaktadır.

    Ashab ile başlayan bu araştırma ve tetkik gayretleri, dirayetü'l-hadise ait kaidelerin şekillenmesine zemin hazırlamıştır. Tebliğ görevi ve Hz. Peygamber'e yalan isnad etmeme dikkati, hadis ilmine dair tüm faaliyetlerin temelinde yatan gerçek olmanın yanında, hadis usûlünün, en erken bir dönemden itibaren uygulama alanına intikalini de gerçekleştirmiş olan asıl sebeptir. Ancak hadis usûlüne dair edebiyatı müstakil hüviyetleri ile rivayetü'l-hadis edebiyatından daha sonraki bir dönemde bulabilmekteyiz (İsmail Lütfü Çakan, a.g.e., 162).

    Hadis metinlerinin hadis kitaplarında bir araya getirilmesi, temelde "sahih" hadisleri tesbit amacından kaynaklanmaktaydı. Bu tesbit çalışmaları da belli kaidelere göre yapılıyordu. Bazıları kabul edilirken bir kısmı da güvenilir bulunmuyor ve reddediliyordu. Ne var ki bu tesbit, red ve kabullere esas teşkil eden kaideler (usûl) belli kitaplarda toplanmış değildi. Kaidelerin biliniyor ve uygulanıyor olması yeterli görülmekteydi. Hadis metinlerinin bu uygulanan canlı kaidelere göre tesbitinden sonra, geleceğin araştırıcılarına hadis edebiyatının hangi kaidelere göre oluşturulduğunu anlatma görevi de yerine getirilirdi. Nitekim bu da geciktirilmemiş, Kütüb-i Sitte dönemini takip eden yıllarda usül edebiyatı da müstakil mahsullerini vermiştir.

    Ancak yine bu arada hatırlanması uygun olan bir durum söz konusudur. O da -müstakilen olmasa bile- bazı hadis usûlü kaideleri daha önceki kaidelere ait eserlerde yer almıştır. Meselâ İmam Şafiî'nin er-Risale'si, Ahmed b. Hanbel'in, kendisine sorulan suallere verdiği cevaplar, Müslim'in Sahih'ine yazdığı mukaddime, Ebu Davud'un Mekkelilere yazdığı mektup, Tirmizî'nin Cami'i ve sonundaki Kitabu'l-İlel'i bu konuda ilk anda sayılabilecek eserlerdir. Yine Buharî'nin üç Tarih'i cerh ve ta'dil bilgilerinin değerlendirilmeleri de hadis usûlü kaidelerinin alt kaynaklarıdır (İsmail Lütfi Çakan, a.g.e., 162).

    Sabahattin YILDIRIM



  4. 09.Aralık.2011, 04:45
    2
    Silent and lonely rains



    ]USULÜ'L-HADİS

    Kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalı.


    Hadis ilmi temelde rivayetu'l-hadis ve. dirayetu'l-hadis diye iki ana bilim dalına ayrılmaktadır. Rivayetü'l-hadis ilmi, Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in söz, fiil, takrir ve hallerini; bunların zabt edilip usulüne uygun olarak sonraki nesillere nakledilmelerini (rivayetlerini) konu edinen hadis ilim dalıdır.

    Mustalahu'l-hadis ve usûlü'l-hadis diye de isimlendirilen dirayetü'l-hadis ilmi, "Sened ve metnin durumlarını anlamaya imkan veren kaideler ilmi" olarak tarif edilmektedir. Bu tariften açıkça anlaşılacağı gibi dirayetü'l-hadis ilmi, genel ve teorik kaideler vaz ederek râvî, rivayet ve merviyy konularının tetkik ve tenkidine zemin hazırlamaktadır. Bu ilim edebiyatı da prensipler edebiyatı demektir (İsmail Lütfü Çakan, Hadis Edebiyatı, İstanbul 1985, 162).

    Zaten usûl, aslın çoğulu olarak, asıllar, kökler, kaynaklar anlamındadır. Terim olarak da yol, yöntem, kaide, düzen ve metod anlamlarına gelen usül, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gereken esaslar, prensipler, başlangıç bilgileri ve teknikleri demektir. Böyle olunca, hadis usûlü, hadis ilminin dayandığı prensipler, hadis metodolojisi anlamına gelmektedir. Hadis usulcüleri denilince de hadis ilminin dirayete dayanan prensipler bölümü (usuliyyat) ile meşgul olan âlimler (usûliyyun) akla gelir.

    Dirayetü'l-hadis ilmi ve dolayısıyla hadis usûlü edebiyatı da temellerini, rivayetü'l-hadis ilmi ve edebiyatı gibi ashab-ı kiramın hadis nakli ve rivayetinde gösterdikleri titizlik, araştırma (tesebbüt-taharri) ve denetim faaliyetlerinde bulmaktadır. Ashabın üst seviyede bir dikkat ve titizliğe sahip olmaları yanında, birbirlerinden duydukları hadisleri daha iyi bilenden tahkik etmekten de geri kalmadıkları bilinmektedir. Hz. Aişe'nin yirmi kadar sahabînin rivayetlerini tashih ettiğine dair hadisleri Bedreddin ez-Zerkeşî "el-Icabe" adlı eserde toplamış bulunmaktadır. Öte yandan Hatib Bağdadî de hadis öğrenmek ve bildikleri hadisleri kontrol etmek için uzun yolculuklara çıkan sahabîleri "er-Rihle fı talebi'l-hadis" adlı eserinde tanıtmaktadır.

    Ashab ile başlayan bu araştırma ve tetkik gayretleri, dirayetü'l-hadise ait kaidelerin şekillenmesine zemin hazırlamıştır. Tebliğ görevi ve Hz. Peygamber'e yalan isnad etmeme dikkati, hadis ilmine dair tüm faaliyetlerin temelinde yatan gerçek olmanın yanında, hadis usûlünün, en erken bir dönemden itibaren uygulama alanına intikalini de gerçekleştirmiş olan asıl sebeptir. Ancak hadis usûlüne dair edebiyatı müstakil hüviyetleri ile rivayetü'l-hadis edebiyatından daha sonraki bir dönemde bulabilmekteyiz (İsmail Lütfü Çakan, a.g.e., 162).

    Hadis metinlerinin hadis kitaplarında bir araya getirilmesi, temelde "sahih" hadisleri tesbit amacından kaynaklanmaktaydı. Bu tesbit çalışmaları da belli kaidelere göre yapılıyordu. Bazıları kabul edilirken bir kısmı da güvenilir bulunmuyor ve reddediliyordu. Ne var ki bu tesbit, red ve kabullere esas teşkil eden kaideler (usûl) belli kitaplarda toplanmış değildi. Kaidelerin biliniyor ve uygulanıyor olması yeterli görülmekteydi. Hadis metinlerinin bu uygulanan canlı kaidelere göre tesbitinden sonra, geleceğin araştırıcılarına hadis edebiyatının hangi kaidelere göre oluşturulduğunu anlatma görevi de yerine getirilirdi. Nitekim bu da geciktirilmemiş, Kütüb-i Sitte dönemini takip eden yıllarda usül edebiyatı da müstakil mahsullerini vermiştir.

    Ancak yine bu arada hatırlanması uygun olan bir durum söz konusudur. O da -müstakilen olmasa bile- bazı hadis usûlü kaideleri daha önceki kaidelere ait eserlerde yer almıştır. Meselâ İmam Şafiî'nin er-Risale'si, Ahmed b. Hanbel'in, kendisine sorulan suallere verdiği cevaplar, Müslim'in Sahih'ine yazdığı mukaddime, Ebu Davud'un Mekkelilere yazdığı mektup, Tirmizî'nin Cami'i ve sonundaki Kitabu'l-İlel'i bu konuda ilk anda sayılabilecek eserlerdir. Yine Buharî'nin üç Tarih'i cerh ve ta'dil bilgilerinin değerlendirilmeleri de hadis usûlü kaidelerinin alt kaynaklarıdır (İsmail Lütfi Çakan, a.g.e., 162).

    Sabahattin YILDIRIM



  5. 09.Aralık.2011, 04:52
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hadis ilminde sened isnad kavramları ne demektir?

    ]Hadis'in Yapısı ve Senedin Önemi
    HADİS'İN YAPISI


    Hadis,birbirinden oldukça farklı iki ana kısımdan meydana gelir: Sened ve Metn

    1.Sened, biri diğerinden almak ve nakletmek şartıyla hadisi rivayet eden kişilerin -Rasulullah'a kadar- sıralandığı kısımdır.Bir anlamda bu kısım,o hadisi nakleden (ravi)lerin isim zinciridir.Hadisin bize kimler aracılığı ile ulaştığını gösteren belgedir.Mesela;
    (Bize Muhammed ibn Beşşar nakletti,dedi ki:Bize Yahya ibn Said nakletti, o dedi ki:Bize Şu'be ibn el-Haccac nakletti,dedi ki: Bana Ebu't-Teyyah nakletti o da Enes ibn Malik'den o da Nebi (s.a.v)'den)kısmı seneddir.

    Senedde yer alan her şahsa ravi denir.
    Sened denilen "raviler zincirini"ni zikretmeye,bir başka ifade ile, sözü Rasullullah'a iletmeye isnad (sened zikretme) denir.
    Şimdilerde sened ve isnad birbirinin yerine kullanılmaktadır.Ravilerin hadisleri nakletmesine rivayet;rivayet ettikleri hadise de merviyy denilmektedir.

    Senedin Önemi


    Hadisin yapısına sonradan ilave edilmiş bulunan sened,hadisin sıhhatini kontrol edebilmek bakımından fevkalade önemlidir.Aynı şekilde hadis ilminde sened zikretme sisteminin (isnad) geliştirilmesi de sorumluluk duygusu ve bilimsel dürüstlük sonucudur.Çünkü bu sistemin anlamı, hadis metnini nakledenleri tetkik ve tenkide açık tutmak demektir.Bu da tam bir ilmi tavır ve kendine güven işaretidir.Bu sebeple isnad,medar-ı ilm-i hadis (hadis ilminin üzerinde durduğu temel) diye tanımlanmıştır.Nitekim Abdullah b. el-Mübarek (v.171), "isnad dindendir.Eğer isnad olmasaydı,herkes aklına geleni rastgele rivayet etmeye kalkışırdı" 1 demiştir.

    Bütün bunlardan anlaşıldığına göre isnadın önemi iki noktada yoğunlaşmaktadır:Hadisin sıhhatini tayin ve tesbit için imkan hazırlamak,rivayet anarşisini önlemek..
    Süfyan es-Sevri (v.161) de "isnad, müminin silahıdır.Silahı olmayan ne ile ve nasıl savaşacaktır?" diye senedin,sünnetin ve dolayısıyla dinin korunmasında taşıdığı öneme işaret etmektedir.

    2.Metin
    Hadisin yapısında asıl kısmı metn teşkil eder.Metn,senedin kendisinde son bulduğu sözlü kısımdır.Yukarıda örnek olarak senedini verdiğimiz hadisin metni şöyledir: "Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız,müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz". 2
    Senedle metin birleştrildiğinde hadisi tam olarak elde etmiş oluruz.

    Aslında hadis metinden ibarettir.Sened o metnin Hz.Peygambere ait olup olmadığı konusunda tetkiklerde bulunma imkanı veren raviler zinciridir.

    Senedin olduğu gibi metnin de gerçekten çok çeşitli durumları ve özellikleri bulunmaktadır.Her farklı duruma göre yeni bir isimlendirme ve branş geliştirilmiştir.Mesela hadis metinlerinde yer alan anlaşılması zor ve nadir kullanılan kelimeleri Garibu'l-hadis, hadis metinlerinin ortaya koyduğu mananın doğru anlaşılmasını sağlayan hadislerin vürud sebepleri (esbab-ı vürudu'l-hadis) Nasih-mensuh, birbiriyle çelişkili gözüken hadisleri inceleyen Muhtelifu'l-hadis,muarızı olmayan hadisleri inceleyen Muhkem gibi ilmi branşlar bunlardandır.

    Hadis metinleri gerek uslüb ve dil bakımından gerekse kitap ve sünnetin genel esprisine uygun olup olmamak açısından hadisçilerce değerlendirilirler.Tarih,sosyoloji ve psikoloji de bu değerlendirmede en çok yararlanılan ilmi branşlar olmaktadır.

    Hadisçiler, uyguladıkları tenkitleri Hz.Peygamberin hadisleri için tatbik etmekte ihtiyat göstermişlerdir.Hemen inkara kalkışmamış,bazı hadislerin anlaşılmasını zamana bırakmışlardır.

    Halbuki hadislerin senedlerinde yer alan raviler ise,nihayet kendileri gibi birer insandı.Onları araştırmak daha kolay ve daha tehlikesizdi.Bunun için de hadisçiler,ravileri çok sıkı şekilde tetkik ederek,verdikleri haberlerin Hz.Peygambere ait olup olmadığını tesbite gayret etmeyi tercih etmişlerdir. 3

    1 Müslim,I,15 (mukaddime)
    2 Buhari,ilim 11,megazi 60,edeb 80; Müslim,cihad 4;Ebu Davud,edeb 17
    3 bk. M.Sıbai, es-Sünne ve mekanetuha,s. 275-279

    Mustafa İslamoğlu



  6. 09.Aralık.2011, 04:52
    3
    Silent and lonely rains
    ]Hadis'in Yapısı ve Senedin Önemi
    HADİS'İN YAPISI


    Hadis,birbirinden oldukça farklı iki ana kısımdan meydana gelir: Sened ve Metn

    1.Sened, biri diğerinden almak ve nakletmek şartıyla hadisi rivayet eden kişilerin -Rasulullah'a kadar- sıralandığı kısımdır.Bir anlamda bu kısım,o hadisi nakleden (ravi)lerin isim zinciridir.Hadisin bize kimler aracılığı ile ulaştığını gösteren belgedir.Mesela;
    (Bize Muhammed ibn Beşşar nakletti,dedi ki:Bize Yahya ibn Said nakletti, o dedi ki:Bize Şu'be ibn el-Haccac nakletti,dedi ki: Bana Ebu't-Teyyah nakletti o da Enes ibn Malik'den o da Nebi (s.a.v)'den)kısmı seneddir.

    Senedde yer alan her şahsa ravi denir.
    Sened denilen "raviler zincirini"ni zikretmeye,bir başka ifade ile, sözü Rasullullah'a iletmeye isnad (sened zikretme) denir.
    Şimdilerde sened ve isnad birbirinin yerine kullanılmaktadır.Ravilerin hadisleri nakletmesine rivayet;rivayet ettikleri hadise de merviyy denilmektedir.

    Senedin Önemi


    Hadisin yapısına sonradan ilave edilmiş bulunan sened,hadisin sıhhatini kontrol edebilmek bakımından fevkalade önemlidir.Aynı şekilde hadis ilminde sened zikretme sisteminin (isnad) geliştirilmesi de sorumluluk duygusu ve bilimsel dürüstlük sonucudur.Çünkü bu sistemin anlamı, hadis metnini nakledenleri tetkik ve tenkide açık tutmak demektir.Bu da tam bir ilmi tavır ve kendine güven işaretidir.Bu sebeple isnad,medar-ı ilm-i hadis (hadis ilminin üzerinde durduğu temel) diye tanımlanmıştır.Nitekim Abdullah b. el-Mübarek (v.171), "isnad dindendir.Eğer isnad olmasaydı,herkes aklına geleni rastgele rivayet etmeye kalkışırdı" 1 demiştir.

    Bütün bunlardan anlaşıldığına göre isnadın önemi iki noktada yoğunlaşmaktadır:Hadisin sıhhatini tayin ve tesbit için imkan hazırlamak,rivayet anarşisini önlemek..
    Süfyan es-Sevri (v.161) de "isnad, müminin silahıdır.Silahı olmayan ne ile ve nasıl savaşacaktır?" diye senedin,sünnetin ve dolayısıyla dinin korunmasında taşıdığı öneme işaret etmektedir.

    2.Metin
    Hadisin yapısında asıl kısmı metn teşkil eder.Metn,senedin kendisinde son bulduğu sözlü kısımdır.Yukarıda örnek olarak senedini verdiğimiz hadisin metni şöyledir: "Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız,müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz". 2
    Senedle metin birleştrildiğinde hadisi tam olarak elde etmiş oluruz.

    Aslında hadis metinden ibarettir.Sened o metnin Hz.Peygambere ait olup olmadığı konusunda tetkiklerde bulunma imkanı veren raviler zinciridir.

    Senedin olduğu gibi metnin de gerçekten çok çeşitli durumları ve özellikleri bulunmaktadır.Her farklı duruma göre yeni bir isimlendirme ve branş geliştirilmiştir.Mesela hadis metinlerinde yer alan anlaşılması zor ve nadir kullanılan kelimeleri Garibu'l-hadis, hadis metinlerinin ortaya koyduğu mananın doğru anlaşılmasını sağlayan hadislerin vürud sebepleri (esbab-ı vürudu'l-hadis) Nasih-mensuh, birbiriyle çelişkili gözüken hadisleri inceleyen Muhtelifu'l-hadis,muarızı olmayan hadisleri inceleyen Muhkem gibi ilmi branşlar bunlardandır.

    Hadis metinleri gerek uslüb ve dil bakımından gerekse kitap ve sünnetin genel esprisine uygun olup olmamak açısından hadisçilerce değerlendirilirler.Tarih,sosyoloji ve psikoloji de bu değerlendirmede en çok yararlanılan ilmi branşlar olmaktadır.

    Hadisçiler, uyguladıkları tenkitleri Hz.Peygamberin hadisleri için tatbik etmekte ihtiyat göstermişlerdir.Hemen inkara kalkışmamış,bazı hadislerin anlaşılmasını zamana bırakmışlardır.

    Halbuki hadislerin senedlerinde yer alan raviler ise,nihayet kendileri gibi birer insandı.Onları araştırmak daha kolay ve daha tehlikesizdi.Bunun için de hadisçiler,ravileri çok sıkı şekilde tetkik ederek,verdikleri haberlerin Hz.Peygambere ait olup olmadığını tesbite gayret etmeyi tercih etmişlerdir. 3

    1 Müslim,I,15 (mukaddime)
    2 Buhari,ilim 11,megazi 60,edeb 80; Müslim,cihad 4;Ebu Davud,edeb 17
    3 bk. M.Sıbai, es-Sünne ve mekanetuha,s. 275-279

    Mustafa İslamoğlu






+ Yorum Gönder