Konusunu Oylayın.: Padişahlar cariyelerine nikah kıyarrlarmıydı?

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Padişahlar cariyelerine nikah kıyarrlarmıydı?
  1. 07.Aralık.2011, 21:37
    1
    Misafir

    Padişahlar cariyelerine nikah kıyarrlarmıydı?

  2. 07.Aralık.2011, 22:30
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Padişahlar cariyelerine nikah kıyarrlarmıydı?




    Osmanlı Devleti’nde Harem Teşkilatı

    Sarayda padişahın ailesinin ve evinin bulunduğu yer ve girilmesi yasak anlamına gelen “harem” olarak adlandırılmaktadır. Harem’de; padişahın annesi valide sultan, padişahın eşleri, hasekiler, şehzadeler, padişah kızları, ustalar, kalfalar ve cariyeler bulunurdu. Harem’in efendisi padişah iken; valide sultan ise Harem’in reisi olarak kabul görmüştür.
    Osmanlı sarayında cariyeler, Orhan Bey döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır. II. Mehmed döneminden itibaren ise saraydaki cariyelerin sayısı hızla artmıştır.

    Haremde iki tür cariye bulunmaktaydı. Hizmetçi konumundaki cariyeler ve padişahın eşi durumundaki cariyeler.

    Hizmetçi Cariyeler
    Hizmetçi konumundaki cariyeler sarayda para karşılığı çalışırlardı. Bunlar başkasıyla evli olabilirlerdi. Evli olmayan cariyelerin ise başkasıyla evlenmesi mümkün olmadığından bunlar padişahın veya şehzadelerin haremine girebilirdi. Başkasıyla evli olan cariyelerin ise saraydan herhangi bir kişiyle cinsî münasebeti olamazdı. Acemiler, cariyeler, kalfalar ve ustalar olarak adlandırılan dört cariye grubu incelendiğinde, Harem’deki cariyelerin yaklaşık %90’ının bugünkü kadın hizmetçi konumunda oldukları ve aldıkları belli bir ücret karşılığında haremde hizmet etmekte oldukları görülmektedir.

    Eş Konumundaki Cariyeler
    Eş konumundaki cariyeler ise; padişahın nikah yaparak ya da nikah yapmadan karı – koca hayatı yaşadığı cariyelerdir. Nikah yapılmayan bu tür cariyelerin sayısı çok azdır. Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye Hürrem Sultan'dır. Eş konumundaki cariyeler de bu şekilde kendi içinde ikiye ayrılırlar. [1]

    Nikahlı Cariyeler
    Âzad edilerek nikahlanmış cariyelerdir. Bunlara haseki sultan veya kadın efendi denirdi. Haseki sultan unvanı ancak padişahtan çocuk doğuran cariyelere verilirdi. Sayıları toplamda yediye kadar çıkardı. Harem içindeki konumlarına göre baş kadın, ikinci kadın şeklinde sıralanırlardı..

    Nikahsız Cariyeler
    Padişahın nikah kıymaksızın birlikte yaşadığı cariyelerdir. Bunlar; gözde, ikbal ve peyk olarak adlandırılırlardı. Kadın efendi olabilecek ilk dört cariyeye gözde, ikbal adayı olabileceklere de peyk denirdi. Padişahların en fazla dörder adet ikbal, gözde ve peykleri bulunabilirdi. Yani toplam sayı onikiyi geçmezdi.
    II. Mehmed’ten itibaren Osmanlı padişahları genelde âzadlı cariyelerle evlenmeyi tercih etmişlerdir. Buna sebep olarak Saray ile akrabalık bağları bulunan ailelerin ortaya çıkmasını engelleme isteği gösterilmektedir. Bunun yanı sıra, o dönemde dünya sahnesinde küresel bir aktör olarak yer alan Osmanlı İmparatorluğu'nun idarecilerinin çok çeşitli milletlerden eşlerinin olması son derece tabii karşılanmalıdır.

    Şahıslara Ait Köleler
    Şahıslara ait köleler ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi, gerçek şahıslara ait kölelerdir. Bunlar genellikle özel şahısların çobanlığını yapar; ev, tarla, bahçe işleriyle uğraşırlardı. Kadın köle durumundaki cariyeler ise; köşklerde, konaklarda ve zengin ailelerin evlerinde hizmet ediyorlardı. Alt kesime inildikçe, kölelik sistemine pek rağbet edilmediği görülmektedir. Zaten konak vb yerlerde köle kullanılması genelde bir gösteriş vesilesi durumundaydı. Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle ve cariye sayısı olmaktaydı.
    Şahsî kölelerin ikinci grubu ise; vakıf ve yarı resmî kurumlarda, yine buraların hizmetini gören ve bu kurumlara ait olan kölelerden oluşmaktaydı.



  3. 07.Aralık.2011, 22:30
    2
    Silent and lonely rains



    Osmanlı Devleti’nde Harem Teşkilatı

    Sarayda padişahın ailesinin ve evinin bulunduğu yer ve girilmesi yasak anlamına gelen “harem” olarak adlandırılmaktadır. Harem’de; padişahın annesi valide sultan, padişahın eşleri, hasekiler, şehzadeler, padişah kızları, ustalar, kalfalar ve cariyeler bulunurdu. Harem’in efendisi padişah iken; valide sultan ise Harem’in reisi olarak kabul görmüştür.
    Osmanlı sarayında cariyeler, Orhan Bey döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır. II. Mehmed döneminden itibaren ise saraydaki cariyelerin sayısı hızla artmıştır.

    Haremde iki tür cariye bulunmaktaydı. Hizmetçi konumundaki cariyeler ve padişahın eşi durumundaki cariyeler.

    Hizmetçi Cariyeler
    Hizmetçi konumundaki cariyeler sarayda para karşılığı çalışırlardı. Bunlar başkasıyla evli olabilirlerdi. Evli olmayan cariyelerin ise başkasıyla evlenmesi mümkün olmadığından bunlar padişahın veya şehzadelerin haremine girebilirdi. Başkasıyla evli olan cariyelerin ise saraydan herhangi bir kişiyle cinsî münasebeti olamazdı. Acemiler, cariyeler, kalfalar ve ustalar olarak adlandırılan dört cariye grubu incelendiğinde, Harem’deki cariyelerin yaklaşık %90’ının bugünkü kadın hizmetçi konumunda oldukları ve aldıkları belli bir ücret karşılığında haremde hizmet etmekte oldukları görülmektedir.

    Eş Konumundaki Cariyeler
    Eş konumundaki cariyeler ise; padişahın nikah yaparak ya da nikah yapmadan karı – koca hayatı yaşadığı cariyelerdir. Nikah yapılmayan bu tür cariyelerin sayısı çok azdır. Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye Hürrem Sultan'dır. Eş konumundaki cariyeler de bu şekilde kendi içinde ikiye ayrılırlar. [1]

    Nikahlı Cariyeler
    Âzad edilerek nikahlanmış cariyelerdir. Bunlara haseki sultan veya kadın efendi denirdi. Haseki sultan unvanı ancak padişahtan çocuk doğuran cariyelere verilirdi. Sayıları toplamda yediye kadar çıkardı. Harem içindeki konumlarına göre baş kadın, ikinci kadın şeklinde sıralanırlardı..

    Nikahsız Cariyeler
    Padişahın nikah kıymaksızın birlikte yaşadığı cariyelerdir. Bunlar; gözde, ikbal ve peyk olarak adlandırılırlardı. Kadın efendi olabilecek ilk dört cariyeye gözde, ikbal adayı olabileceklere de peyk denirdi. Padişahların en fazla dörder adet ikbal, gözde ve peykleri bulunabilirdi. Yani toplam sayı onikiyi geçmezdi.
    II. Mehmed’ten itibaren Osmanlı padişahları genelde âzadlı cariyelerle evlenmeyi tercih etmişlerdir. Buna sebep olarak Saray ile akrabalık bağları bulunan ailelerin ortaya çıkmasını engelleme isteği gösterilmektedir. Bunun yanı sıra, o dönemde dünya sahnesinde küresel bir aktör olarak yer alan Osmanlı İmparatorluğu'nun idarecilerinin çok çeşitli milletlerden eşlerinin olması son derece tabii karşılanmalıdır.

    Şahıslara Ait Köleler
    Şahıslara ait köleler ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi, gerçek şahıslara ait kölelerdir. Bunlar genellikle özel şahısların çobanlığını yapar; ev, tarla, bahçe işleriyle uğraşırlardı. Kadın köle durumundaki cariyeler ise; köşklerde, konaklarda ve zengin ailelerin evlerinde hizmet ediyorlardı. Alt kesime inildikçe, kölelik sistemine pek rağbet edilmediği görülmektedir. Zaten konak vb yerlerde köle kullanılması genelde bir gösteriş vesilesi durumundaydı. Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle ve cariye sayısı olmaktaydı.
    Şahsî kölelerin ikinci grubu ise; vakıf ve yarı resmî kurumlarda, yine buraların hizmetini gören ve bu kurumlara ait olan kölelerden oluşmaktaydı.



  4. 08.Aralık.2011, 03:48
    3
    sükut eyledim
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ekim.2011
    Üye No: 90817
    Mesaj Sayısı: 106
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: Padişahlar cariyelerine nikah kıyarrlarmıydı?

    bunu bende merak ediodum öğrenmiş oldum...


  5. 08.Aralık.2011, 03:48
    3
    Devamlı Üye
    bunu bende merak ediodum öğrenmiş oldum...





+ Yorum Gönder