Konusunu Oylayın.: Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ?
  1. 07.Aralık.2011, 08:11
    1
    Misafir

    Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ?






    Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ? Mumsema Bu aralar sürekli aklımı meşgule eden bir şeyler var. Hani vardır ya hayata 0-1 geriden başlarsın. Elini neye atsan kurur, istemeden her şeyin mahvolur. Kime gitsen çare bulamazsın ve üstelik zarar görürsün. Etrafımda namaz kılan çok insan var ancak gerçekten dindar insan göremiyorum. Her şey menfaatler üzerine kurulu. Ve insanlar hep görünüşleriyle ve bulundukları yer ile karşılanıyor. Her ne kadar iyi olsanda insanlar sana çok iyi desede bir enayisindir aslında. İşte tam bu zamanlarda özellkle aklımı meşgule eden şeyler var. Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ? Mesela güzel bir insanın özgüveni yüksektir ve daha sağlam basar ayakları yere ve kaderi iyi yönde olması daha büyük olasılıklıdır. Ya da bir insanın kötü huyu vardır ama ne yapsa vazgeçemez ama sürekli günah işler bu huyu yüzünden. Ben kendimi bildim bileli bunları düşünüyorum. Belkide dinden çoktan çıktım, bilemiyorum. Napacağımı şaşırdım. Allah beni sevmiyor, görmüyor gibi kaygılarım var. Tamamen saçmalık akılla ulaşılcak şeyler değil sorduklarım belki biliyorum. Ama kimileri çok çok iyi bir ailede doğuyor ve özellikleri görünüşe yani her bişiyiyle gayet iyi durumda oluyor. Bu kişinin günah işlemesi zor. Ama bunun aksi durumda adeta yaşam ya haram ya da günahlar peşisıra geliyor. Belki bu kişi iyi şartlara sahip olsa bunu yapmayacak. Ya da bebekken ölse günahsız olacak. Hem bebekler yaşasa ileriki hayatlarında günah işlemez miydi? Çok saçmaladığımı biliyorum. Sizden yardımınızı bekliyorum. Teşekkürler, iyi günler...


  2. 07.Aralık.2011, 08:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bu aralar sürekli aklımı meşgule eden bir şeyler var. Hani vardır ya hayata 0-1 geriden başlarsın. Elini neye atsan kurur, istemeden her şeyin mahvolur. Kime gitsen çare bulamazsın ve üstelik zarar görürsün. Etrafımda namaz kılan çok insan var ancak gerçekten dindar insan göremiyorum. Her şey menfaatler üzerine kurulu. Ve insanlar hep görünüşleriyle ve bulundukları yer ile karşılanıyor. Her ne kadar iyi olsanda insanlar sana çok iyi desede bir enayisindir aslında. İşte tam bu zamanlarda özellkle aklımı meşgule eden şeyler var. Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ? Mesela güzel bir insanın özgüveni yüksektir ve daha sağlam basar ayakları yere ve kaderi iyi yönde olması daha büyük olasılıklıdır. Ya da bir insanın kötü huyu vardır ama ne yapsa vazgeçemez ama sürekli günah işler bu huyu yüzünden. Ben kendimi bildim bileli bunları düşünüyorum. Belkide dinden çoktan çıktım, bilemiyorum. Napacağımı şaşırdım. Allah beni sevmiyor, görmüyor gibi kaygılarım var. Tamamen saçmalık akılla ulaşılcak şeyler değil sorduklarım belki biliyorum. Ama kimileri çok çok iyi bir ailede doğuyor ve özellikleri görünüşe yani her bişiyiyle gayet iyi durumda oluyor. Bu kişinin günah işlemesi zor. Ama bunun aksi durumda adeta yaşam ya haram ya da günahlar peşisıra geliyor. Belki bu kişi iyi şartlara sahip olsa bunu yapmayacak. Ya da bebekken ölse günahsız olacak. Hem bebekler yaşasa ileriki hayatlarında günah işlemez miydi? Çok saçmaladığımı biliyorum. Sizden yardımınızı bekliyorum. Teşekkürler, iyi günler...


    Benzer Konular

    - Neden herkesin dili farklı

    - Cennette herkesin 33 yaşında olacağı hadisi, cennette herkesin her istediği ayeti olacak ayeti ile ç

    - Yoktan yaratmayı kabul etmeyenlere nasıl cevap vermemiz gerekiyor?

    - Herkesin kendi görüşünü beğendiği bir zamanda kendinizi ıslah ediniz, hadisini nasıl anlamak gerekir

    - Her şey atomlardan meydana gelmiştir. Bütün varlıkların yoktan yaratıldığı nasıl iler

  3. 08.Aralık.2011, 18:19
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ?




    “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (Bakara 155-157)
    En temelde bu soru(n) insanın nereden gelip nereye gittiği, etrafta olan biteni anlamaya çalışan bir insanın/müslümanın düşündüğü temel konulardandır. Allah (cc) insanı yaratmış ve yaratılan tüm diğer varlıkları insanın istifadesine vermiştir. Bu anlamda Allah’ın insanı sevmemesi düşünülemez. Yaratılışın sebebi, Allah’ın insana duyduğu sonsuz merhamettir. İnsanın sevilmediğini yahut unutulduğunu hissetmesi, insanın rabbini unutması nedeniyledir. Rabbini unutmayan insan için her sabah doğan güneş, her bahar açan çiçekler, her mevsim sunulan binbir çeşit ikram, bir annenin evladına duyduğu merhamet, Allah’ın insana duyduğu sevginin ifade biçimleridir. Allah’ı unutmayan insan için tüm anlar ve tüm yaşananlar bir sevgi gösterisidir.

    İnsanı bu kadar seven Allah insanın da hür iradesiyle kendisini sevmesini istemiştir. Hür iradesiyle Allah’ı bulmasını O’na sevgi duymasını ve zaten insan için hazırladığı ebedî mutluluğu (cennet) hür iradesiyle seçmesini istemiştir. Hür irade, yapmama, sevmeme, itaat etmeme serbestisine rağmen insanın sevmeyi, itaat etmeyi seçmesidir. Allah katında önemli olan da işte budur. Sadece itaatle emrolunmuş (programlanmış) melekler ile insan arasındaki temel fark, insanı meleklerden üstün bir seviyeye çıkaran da yine budur.

    İnsan yeryüzünde yalnız değildir. Yüce Allah yapıp-etmelerimizden, tepkilermizden her an haberdardır. An be an Mevlamız bizleri gözetler. Yaşadığımız hiçbir duygu, hiçbir olay, hiçbir olumlu veya olumsuz olay Allah’ın bilgisi dışında değildir. Tüm yaşananlar da birer imtihandır. İnsanın ebedî mutluluğa hazır olup olmadığının, ne kadar hazır olduğunun sınanmasıdır. Bu mutluluk ancak buna hazır olanlara sunulacaktır. (Mesela mümin kardeşini aldatan insan cennete girmeye hazır değildir, öncelikle bundan vazgeçip cennete hazır hale gelmelidir.) Kur’an birçok ayetinde bu hususa değinir ve insana alması gereken tavrı defalarca hatırlatır. Yaşanan olaylara Kur’an’ın Peygamberimiz (sav) vasıtasıyla öğrettiği şekilde tepki verebilenler hem bu dünyada hem ahirette ebedî mutluluğu elde edecektir. Bu nedenle Kur’an’ın ne dediğine kulak verip, onu Rasulullah Efendimiz’in nasıl yaşadığına yani Kur’an’ın yaşama dökülmüş hali olan sünnete bakmak gerekir.

    İnsan Allah’ın kendisine verdiği-vermediği şeylere karşı sorumludur. Zengin bir insanın fakirlere karşı sorumluluğu fakir bir insanın fakirliğine sabrından daha az değildir. Hasta bir insanın hastalığına sabrı, sağlıklı bir insanın şükür sorumluluğundan farklı değildir. Müminin durumu Rasulullah Efendimizin (sav) ifadesiyle gıbta edilecek bir durumdur. Hasta olduğunda sabrettiğinde sabır, sağlığına şükrettiğinde şükür sevabı alır. Sorumluluk açısından zengin ile fakir, hasta ile sağlıklı, güzel ile çirkin arasında fark yoktur. Her insan ayrı ayrı sahip olduğu huy, para, imkan ve ömürle ilgili hesap verecektir. Kazancı birbirinden farklı olan insanlara fakiri ne kadar düşündüğüyle ilgili sorulacak soru da yine birbirinden farklı olacaktır. Zengin olmak belki bir imkandır ancak hesabı zor bir vebaldir. Halim selim olan bir kimsenin davranışları ayrı, nisbeten daha öfkeli birinin tepkileri ayrı değerlendirilecektir. Cimri birinin verdiğinde aldığı sevapla zaten cömert birinin verdiğindeki sevabı aynı olmayacaktır. Her ikisinin yolu farklıdır ancak cimri için de, cömert için de hedef, Rasulullah’ın bize gösterdiği olgun insan olabilmektir.

    Allah’ın kullarına verdiği nimetlerin ne büyük imtihan olduğuna Kur’an’da defalarca değinilir. Hz. Yusuf örneği fiziksel güzelliğin ne büyük bir imtihan olduğuna ve Hz. Yusuf gibi her zaman dosdoğru davrananların dünya ve ahiret mülküyle nasıl mükafatlandırılacağına dair ne güzel bir örnektir. Yine, Hz. Süleyman, Hz. Davud zenginlik, güç ve otoriteye sahip olup dünya ve ahirette kazananları temsil ederken Karun örneği zenginliğin her zaman güzel netice vermediğine; Firavun örneği, güç ve otoritenin belki dünya ve ahiret için bir ceza olabileceğine dair örneklerdir. Mesele, güzellik, güç ve otoriteye sahip olmak değil, bunun nasıl kullanıldığıdır. Bize düşen elimizdekine razı olup bununla nasıl daha iyi insan, daha iyi kul olacağını hesaplamaktır. Mal, mevki, itibar gibi tüm durumlar da Allah’ın yarattığı araçlar, kullarını denediği imtihanlardır. Allah tüm bunları dilediği kimseye dilediği kadar verir ve ardından gözetler. O’nun verdiği nimet de, mihnet de birer sorumluluktur. Verilen şeyin ödül veya ceza olması, iyi ya da kötü nitelendirilmesi insanın bunlara nasıl baktığıyla ilgilidir. Evladını kaybeden kişi ilk bakışta kayıpta gibidir ancak zaten birgün bitecek olan bu birlikteliğin dünyada son bulmasına Allah hatrı için tahahmmül edenlere cennette ebedi bir birliktelik vaadedilir. Mesele kulun Allah için ne kadar fedakar olduğunu onu ne kadar sevdiğini yine Allah’a ıspat etmesidir. Bu tür durumlara tahammül etmek belki şuan zor görünür/zor gösterilir ancak ebedî bir hayat, ebedî mutluluk ve ebedî birliktelik için hiç de büyük bir bedel değildir.

    Yaşadığımız dünya geçmişte/tarihte olduğu gibi bugün de geçici birlikteliklerin, zenginliklerin yahut güzelliklerin biricik ve mutlak olduğunu insanoğluna fısıldadı ve fısıldayacaktır. Fakat mümin zaman ve mekan içinde olup zaman ve mekan üstü düşünen, hesabını buna göre yapan, geçici mutlulukları değil daimî mutluluğu hedefleyen gözünü sonsuz saadete diken kimsedir.


  4. 08.Aralık.2011, 18:19
    2
    Editör



    “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (Bakara 155-157)
    En temelde bu soru(n) insanın nereden gelip nereye gittiği, etrafta olan biteni anlamaya çalışan bir insanın/müslümanın düşündüğü temel konulardandır. Allah (cc) insanı yaratmış ve yaratılan tüm diğer varlıkları insanın istifadesine vermiştir. Bu anlamda Allah’ın insanı sevmemesi düşünülemez. Yaratılışın sebebi, Allah’ın insana duyduğu sonsuz merhamettir. İnsanın sevilmediğini yahut unutulduğunu hissetmesi, insanın rabbini unutması nedeniyledir. Rabbini unutmayan insan için her sabah doğan güneş, her bahar açan çiçekler, her mevsim sunulan binbir çeşit ikram, bir annenin evladına duyduğu merhamet, Allah’ın insana duyduğu sevginin ifade biçimleridir. Allah’ı unutmayan insan için tüm anlar ve tüm yaşananlar bir sevgi gösterisidir.

    İnsanı bu kadar seven Allah insanın da hür iradesiyle kendisini sevmesini istemiştir. Hür iradesiyle Allah’ı bulmasını O’na sevgi duymasını ve zaten insan için hazırladığı ebedî mutluluğu (cennet) hür iradesiyle seçmesini istemiştir. Hür irade, yapmama, sevmeme, itaat etmeme serbestisine rağmen insanın sevmeyi, itaat etmeyi seçmesidir. Allah katında önemli olan da işte budur. Sadece itaatle emrolunmuş (programlanmış) melekler ile insan arasındaki temel fark, insanı meleklerden üstün bir seviyeye çıkaran da yine budur.

    İnsan yeryüzünde yalnız değildir. Yüce Allah yapıp-etmelerimizden, tepkilermizden her an haberdardır. An be an Mevlamız bizleri gözetler. Yaşadığımız hiçbir duygu, hiçbir olay, hiçbir olumlu veya olumsuz olay Allah’ın bilgisi dışında değildir. Tüm yaşananlar da birer imtihandır. İnsanın ebedî mutluluğa hazır olup olmadığının, ne kadar hazır olduğunun sınanmasıdır. Bu mutluluk ancak buna hazır olanlara sunulacaktır. (Mesela mümin kardeşini aldatan insan cennete girmeye hazır değildir, öncelikle bundan vazgeçip cennete hazır hale gelmelidir.) Kur’an birçok ayetinde bu hususa değinir ve insana alması gereken tavrı defalarca hatırlatır. Yaşanan olaylara Kur’an’ın Peygamberimiz (sav) vasıtasıyla öğrettiği şekilde tepki verebilenler hem bu dünyada hem ahirette ebedî mutluluğu elde edecektir. Bu nedenle Kur’an’ın ne dediğine kulak verip, onu Rasulullah Efendimiz’in nasıl yaşadığına yani Kur’an’ın yaşama dökülmüş hali olan sünnete bakmak gerekir.

    İnsan Allah’ın kendisine verdiği-vermediği şeylere karşı sorumludur. Zengin bir insanın fakirlere karşı sorumluluğu fakir bir insanın fakirliğine sabrından daha az değildir. Hasta bir insanın hastalığına sabrı, sağlıklı bir insanın şükür sorumluluğundan farklı değildir. Müminin durumu Rasulullah Efendimizin (sav) ifadesiyle gıbta edilecek bir durumdur. Hasta olduğunda sabrettiğinde sabır, sağlığına şükrettiğinde şükür sevabı alır. Sorumluluk açısından zengin ile fakir, hasta ile sağlıklı, güzel ile çirkin arasında fark yoktur. Her insan ayrı ayrı sahip olduğu huy, para, imkan ve ömürle ilgili hesap verecektir. Kazancı birbirinden farklı olan insanlara fakiri ne kadar düşündüğüyle ilgili sorulacak soru da yine birbirinden farklı olacaktır. Zengin olmak belki bir imkandır ancak hesabı zor bir vebaldir. Halim selim olan bir kimsenin davranışları ayrı, nisbeten daha öfkeli birinin tepkileri ayrı değerlendirilecektir. Cimri birinin verdiğinde aldığı sevapla zaten cömert birinin verdiğindeki sevabı aynı olmayacaktır. Her ikisinin yolu farklıdır ancak cimri için de, cömert için de hedef, Rasulullah’ın bize gösterdiği olgun insan olabilmektir.

    Allah’ın kullarına verdiği nimetlerin ne büyük imtihan olduğuna Kur’an’da defalarca değinilir. Hz. Yusuf örneği fiziksel güzelliğin ne büyük bir imtihan olduğuna ve Hz. Yusuf gibi her zaman dosdoğru davrananların dünya ve ahiret mülküyle nasıl mükafatlandırılacağına dair ne güzel bir örnektir. Yine, Hz. Süleyman, Hz. Davud zenginlik, güç ve otoriteye sahip olup dünya ve ahirette kazananları temsil ederken Karun örneği zenginliğin her zaman güzel netice vermediğine; Firavun örneği, güç ve otoritenin belki dünya ve ahiret için bir ceza olabileceğine dair örneklerdir. Mesele, güzellik, güç ve otoriteye sahip olmak değil, bunun nasıl kullanıldığıdır. Bize düşen elimizdekine razı olup bununla nasıl daha iyi insan, daha iyi kul olacağını hesaplamaktır. Mal, mevki, itibar gibi tüm durumlar da Allah’ın yarattığı araçlar, kullarını denediği imtihanlardır. Allah tüm bunları dilediği kimseye dilediği kadar verir ve ardından gözetler. O’nun verdiği nimet de, mihnet de birer sorumluluktur. Verilen şeyin ödül veya ceza olması, iyi ya da kötü nitelendirilmesi insanın bunlara nasıl baktığıyla ilgilidir. Evladını kaybeden kişi ilk bakışta kayıpta gibidir ancak zaten birgün bitecek olan bu birlikteliğin dünyada son bulmasına Allah hatrı için tahahmmül edenlere cennette ebedi bir birliktelik vaadedilir. Mesele kulun Allah için ne kadar fedakar olduğunu onu ne kadar sevdiğini yine Allah’a ıspat etmesidir. Bu tür durumlara tahammül etmek belki şuan zor görünür/zor gösterilir ancak ebedî bir hayat, ebedî mutluluk ve ebedî birliktelik için hiç de büyük bir bedel değildir.

    Yaşadığımız dünya geçmişte/tarihte olduğu gibi bugün de geçici birlikteliklerin, zenginliklerin yahut güzelliklerin biricik ve mutlak olduğunu insanoğluna fısıldadı ve fısıldayacaktır. Fakat mümin zaman ve mekan içinde olup zaman ve mekan üstü düşünen, hesabını buna göre yapan, geçici mutlulukları değil daimî mutluluğu hedefleyen gözünü sonsuz saadete diken kimsedir.


  5. 01.Şubat.2016, 05:01
    3
    Misafir

    Cevap: Neden biz yoktan var olduk ? Ve herkesin şartları farklıyken nasıl kıyaslanabilcez ?

    ne kadar guzel aciklamidsin ya.inancsiz savsatalara kafa yoran biriydim.gecemi aydinlattin.belkide beni kurtardin.allaha sukur lsun.hastalikta sabir gelsin sevaplar saglikta şükür gelsin sevaplar.ne güzel yaratanimiz varmis ya.ilah bu rabbimiz bu iste ya.nede olsa hersey onun yani su sozle diyo ki bana allah goruyonmu uyuz her halukarda veriyom sen kimsin diyo bana.ulen ne gunahlar islemisim ya .ataist forumlara yazi yaza yaza.kuarklar evrim beyin litresi ellerin serbest kalipta beynin gelismesi erktuslar sapiensler daha dunya darvinin gizli mektuplari.daha dunya kadar bilim.tamam cogu veri kanitli da bilimde.vay be kendimden igreniyorum su an.ama artik simsek cakti beynimde.hastalikta sabir sevap saglikta sukur sevap vay be.rabbime bak ya.icimden esesinda hep bi inanc vardi benimde.butun sorgylarimda tanrinin derinden icten varligi cikiyo du esasinda da.derin düşününce hep varligi cikiyodu.neyse ebreka yani.gecte olsa.su an bile neler geciyo aklimdan anlatamam.sanada yazi icin bravo ya.zaten tanri almasa hicbisey yerine oturmuyordu.simdi tamam yani.ben asil okey diye buna derim.gonul rahatligiyla ok.iyi dusunun tasinin kanit cok arasririn.butun bilimi yalayup yuttum nerdeyse.iste benim ornek sizlere suuuuu kadar bilgim ve araştırmam var ama bi anda bi yaziyla bi sozle mest oldum.daha once ne dini yazilar ayetler okumustum sorgulamistim ama olmamisti.bir gece ansizin birden su an buldum inandim.tanri bununnersindde simdi ama.iste .demekki boyle oluyo.miladim bu anmis.bende anlamadim ama allah bunun burasindaymis iste.bu olayin yani.gozlerimde yasardi zaten.hic yokken birden ne oldu ya.iste varliginin sebebi.cok etkilendim cok.


  6. 01.Şubat.2016, 05:01
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ne kadar guzel aciklamidsin ya.inancsiz savsatalara kafa yoran biriydim.gecemi aydinlattin.belkide beni kurtardin.allaha sukur lsun.hastalikta sabir gelsin sevaplar saglikta şükür gelsin sevaplar.ne güzel yaratanimiz varmis ya.ilah bu rabbimiz bu iste ya.nede olsa hersey onun yani su sozle diyo ki bana allah goruyonmu uyuz her halukarda veriyom sen kimsin diyo bana.ulen ne gunahlar islemisim ya .ataist forumlara yazi yaza yaza.kuarklar evrim beyin litresi ellerin serbest kalipta beynin gelismesi erktuslar sapiensler daha dunya darvinin gizli mektuplari.daha dunya kadar bilim.tamam cogu veri kanitli da bilimde.vay be kendimden igreniyorum su an.ama artik simsek cakti beynimde.hastalikta sabir sevap saglikta sukur sevap vay be.rabbime bak ya.icimden esesinda hep bi inanc vardi benimde.butun sorgylarimda tanrinin derinden icten varligi cikiyo du esasinda da.derin düşününce hep varligi cikiyodu.neyse ebreka yani.gecte olsa.su an bile neler geciyo aklimdan anlatamam.sanada yazi icin bravo ya.zaten tanri almasa hicbisey yerine oturmuyordu.simdi tamam yani.ben asil okey diye buna derim.gonul rahatligiyla ok.iyi dusunun tasinin kanit cok arasririn.butun bilimi yalayup yuttum nerdeyse.iste benim ornek sizlere suuuuu kadar bilgim ve araştırmam var ama bi anda bi yaziyla bi sozle mest oldum.daha once ne dini yazilar ayetler okumustum sorgulamistim ama olmamisti.bir gece ansizin birden su an buldum inandim.tanri bununnersindde simdi ama.iste .demekki boyle oluyo.miladim bu anmis.bende anlamadim ama allah bunun burasindaymis iste.bu olayin yani.gozlerimde yasardi zaten.hic yokken birden ne oldu ya.iste varliginin sebebi.cok etkilendim cok.





+ Yorum Gönder