Konusunu Oylayın.: Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?
  1. 06.Aralık.2011, 10:03
    1
    Misafir

    Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?






    Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor? Mumsema Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?


  2. 06.Aralık.2011, 10:09
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kuranda neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?




    Kur’an’da neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?


    Kur’an’da neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?
    Kullanıcı: limsa84 | Tarih: 30-Kasım-2011, Saat: 02:40:40 Değerli kardeşimiz; Kur’an’da kullanılan “Arz” kelimesi rastgele herhangi bir yer, bir mekân anlamında değil, dünya/yerküresi anlamındadır.
    Yerküresi bir tane olduğuna göre, ondan tekil olarak söz etmekten daha tabii ne olabilir?
    Kur’an’a göre yedi kat olan gökler ise, haliyle çoğuldur ve onun için -çoğunlukla- çoğul olarak geçer.
    Fatiha sûresinde Cenâb-ı Hak kendisini bizlere “Rabb’ül-âlemin” (bütün âlemlerin Rabbi) olarak tanıtır. Sema âleminin de Rabbi, arz âleminin de... Canlılar âleminin de Rabbi, cansızlar âleminin de... Ve nihayet, âhiret âleminin de Rabbi, dünya âleminin de.
    Semada bir rububiyet saltanatı hükmediyor. Bütün yıldızlar aynı zâtın terbiyesinden geçmişler. Semanın Rabbi o ülkenin bütün yıldızlarını söndürmeden yandırır, düşürmeden durdurur veya çarptırmadan döndürür.
    Yer küremiz, güneş sisteminden tek bir gezegendir.
    Ama onda o kadar çok ve o kadar ayrı terbiye fiilleri icra ediliyor ki, “Rabbü's-semavati vel-ard” ismi, sanki arzdaki bu farklı terbiye fiillerinin yıldızlar kadar çok olduğunu bize ders verir. Bu arz küresinde, havasıyla suyuyla, bakırıyla altınıyla, şekeriyle tuzuyla, ovasıyla gölüyle ve nihayet bitkisi, hayvanı ve insanıyla her ne varsa, hepsi arzın Rabbinin terbiyesinden geçmişlerdir. Hepsinde o saltanatın hâkimiyeti okunur. Toprağı bakterilerle kaynaştırırken, denizlerde balıkları, kan nehirlerinde al ve akyuvarları oynaştırıyor.
    Uçan kuştan bal yapan arıya, ipek ören böcekten süt imal eden koyuna, cemiyet hayatı süren karıncadan, ormanlara hükmeden arslanlara, parslara kadar her bir hayvan türü, Allah’ın Rab isminin ayrı bir tecellisini sergilemektedir.
    Canlılar âlemini organlar seviyesinde düşündüğümüzde, çok geniş ve akıllara durgunluk veren bir başka tabloyla karşılaşır ve Rab isminin, bunların her birinde ayrı bir cilvesi olduğunu görürüz. Kalbin terbiyesi beynin terbiyesinden farklı, karaciğerle akciğerin terbiyeleri de ayrı ayrıdır.
    Biz sadece görünen eşyadaki rububiyet saltanatından örnekler verdik. Göremediğimiz gayb alemlerinde de birbirinden farklı nice varlıklar mevcuttur ve bunların hepsini terbiye eden ancak Rabb’ül-âlemin olan Allah’tır. Cebrail (as)’in terbiyesi Azrail (as)’inkinden farklı olduğu gibi, arşın terbiyesi de levh-i mahfuzun terbiyesinden başkadır.
    İlave bilgi için tıklayınız:
    Madem uçsuz bucaksız kainattaki en önemli meyve ve gaye insandır ve onun imtihan edilmesidir, neden o zaman bu en önemli han ve meşher için kainatta kum tanesi kadar küçük ve önemsiz bir yer ayrıldı?
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 06.Aralık.2011, 10:09
    2
    Moderatör



    Kur’an’da neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?


    Kur’an’da neden göklerin ve yerlerin rabbi denilmiyor da arz/yer kelimesi tekil olarak geçiyor?
    Kullanıcı: limsa84 | Tarih: 30-Kasım-2011, Saat: 02:40:40 Değerli kardeşimiz; Kur’an’da kullanılan “Arz” kelimesi rastgele herhangi bir yer, bir mekân anlamında değil, dünya/yerküresi anlamındadır.
    Yerküresi bir tane olduğuna göre, ondan tekil olarak söz etmekten daha tabii ne olabilir?
    Kur’an’a göre yedi kat olan gökler ise, haliyle çoğuldur ve onun için -çoğunlukla- çoğul olarak geçer.
    Fatiha sûresinde Cenâb-ı Hak kendisini bizlere “Rabb’ül-âlemin” (bütün âlemlerin Rabbi) olarak tanıtır. Sema âleminin de Rabbi, arz âleminin de... Canlılar âleminin de Rabbi, cansızlar âleminin de... Ve nihayet, âhiret âleminin de Rabbi, dünya âleminin de.
    Semada bir rububiyet saltanatı hükmediyor. Bütün yıldızlar aynı zâtın terbiyesinden geçmişler. Semanın Rabbi o ülkenin bütün yıldızlarını söndürmeden yandırır, düşürmeden durdurur veya çarptırmadan döndürür.
    Yer küremiz, güneş sisteminden tek bir gezegendir.
    Ama onda o kadar çok ve o kadar ayrı terbiye fiilleri icra ediliyor ki, “Rabbü's-semavati vel-ard” ismi, sanki arzdaki bu farklı terbiye fiillerinin yıldızlar kadar çok olduğunu bize ders verir. Bu arz küresinde, havasıyla suyuyla, bakırıyla altınıyla, şekeriyle tuzuyla, ovasıyla gölüyle ve nihayet bitkisi, hayvanı ve insanıyla her ne varsa, hepsi arzın Rabbinin terbiyesinden geçmişlerdir. Hepsinde o saltanatın hâkimiyeti okunur. Toprağı bakterilerle kaynaştırırken, denizlerde balıkları, kan nehirlerinde al ve akyuvarları oynaştırıyor.
    Uçan kuştan bal yapan arıya, ipek ören böcekten süt imal eden koyuna, cemiyet hayatı süren karıncadan, ormanlara hükmeden arslanlara, parslara kadar her bir hayvan türü, Allah’ın Rab isminin ayrı bir tecellisini sergilemektedir.
    Canlılar âlemini organlar seviyesinde düşündüğümüzde, çok geniş ve akıllara durgunluk veren bir başka tabloyla karşılaşır ve Rab isminin, bunların her birinde ayrı bir cilvesi olduğunu görürüz. Kalbin terbiyesi beynin terbiyesinden farklı, karaciğerle akciğerin terbiyeleri de ayrı ayrıdır.
    Biz sadece görünen eşyadaki rububiyet saltanatından örnekler verdik. Göremediğimiz gayb alemlerinde de birbirinden farklı nice varlıklar mevcuttur ve bunların hepsini terbiye eden ancak Rabb’ül-âlemin olan Allah’tır. Cebrail (as)’in terbiyesi Azrail (as)’inkinden farklı olduğu gibi, arşın terbiyesi de levh-i mahfuzun terbiyesinden başkadır.
    İlave bilgi için tıklayınız:
    Madem uçsuz bucaksız kainattaki en önemli meyve ve gaye insandır ve onun imtihan edilmesidir, neden o zaman bu en önemli han ve meşher için kainatta kum tanesi kadar küçük ve önemsiz bir yer ayrıldı?
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder