Konusunu Oylayın.: Aile Eğitiminin Temeli Nasıl Olmalıdır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aile Eğitiminin Temeli Nasıl Olmalıdır
  1. 05.Aralık.2011, 16:49
    1
    Misafir

    Aile Eğitiminin Temeli Nasıl Olmalıdır

  2. 05.Aralık.2011, 16:49
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Aile Eğitiminin Temeli Nasıl Olmalıdır




    Yaratılıştan potansiyel olarak çok üstün özelliklere, mükemmel bir ruhî dokuya sahip olarak dünyaya gelen insanın, fizikî ve zihnî olgunluğa kavuşuncaya kadar uzun bir süreye ihtiyacı vardır. Çocuk bu süre içinde kendi kendine yetmeyip yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duymakta, onların elinde büyüdüğünden nasıl bir kişiliğe sahip olacağına, hangi değerleri edineceğine kendisi değil büyükler karar vermektedir. Çocuk her türlü etkiye açık, Gazali’nin ifadesiyle hayrı da şerri de kabul edebilecek kabiliyette yaratılmış1 olduğundan ana-baba onu nasıl yönlendiriyorsa, hangi yöne sevk ediyorsa çocuk o yönde yol alacaktır. Dolayısı ile hayat ilkin ailede şekillenmekte, geleceği tayin edecek kişilik ve karakter özelliklerinin temelleri aile ocağında atılmaktadır. Bu durum, yetişen her ferdin aile içinde muhatap olduğu din eğitiminin mahiyeti, yönü ve şekli hakkında bir temel oluşturmaktadır.

    Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de insanları hiçbir şey bilmeyerek dünyaya getirdiğini belirterek2 öğrenip kişilik kazanmalarını sağlayan organlar olan gözün, kulağın ve kalbin sorumluluğuna dikkat çekmektedir.3 Çocuğun fıtrattan getirdiği saf ve dingin insanî melekelerle bir kişilik geliştirmesi, bu organlar vasıtasıyla sağlanacak öğrenmelerle mümkün olacaktır. Çocuk hayatının ilk yıllarında neleri görecek, neleri işitecek, neleri hissedip düşünecekse onları öğrenecek ve onlara göre bir kişilik geliştirecektir. Ailede çocuğa ilk ve en temel öğrenme imkânlarını sunan ana-babalar onlara görmeleri gerekenleri gösterecek, işitmeleri gerekenleri işittirecek, hissetmeleri gerekenleri hissettireceklerdir. Ana-babalar çocuklarının yetiştirilmelerini ve eğitilmelerini sağlayan ilk ve temel öğretmenlerdir.

    Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve selem), çocukların eğitimi hususunda ana-babanın mesuliyetine dikkat çektikleri bir hadîslerinde, “Her doğan fıtrat üzere doğar, sonra ebeveyni onu ya Yahudi, ya Hristiyan yahut Mecusi yapar.”4 buyurmuşlardır. Burada Yahudi, Hristiyan, Mecusi denmiş olması, ebeveynin çocuğunu istediği çok farklı kalıplara sokabileceğini göstermektedir. Allah, mükemmel özelliklerle yaratıp5 hiçbir şey bilmeyerek dünyaya gönderdiği insanoğlunun, istikametini tayin etmedeki bu ana-baba rolü ve sorumluluğu uykuları kaçırtacak ağırlıktadır. Modern eğitim biliminde de bu sorumluluğuna dikkat çekilir.6

    Aile eğitimi konusunda neler yapılabileceği, çocukları dinî ve ahlâkî yönden istenen iyi özelliklerle yetiştirebilmek için onlara aile içinde ne tür yönlendirmeler yapılacağı, onlarla nasıl bir münasebet ve iletişim kurulacağı deneylere dayalı ilmî araştırmaları gerekli kılmaktadır. Son zamanlarda bu konuda önemli çalışmalar yapılmakta, deney ve tecrübelere dayalı birtakım prensip ve metotlar geliştirilmektedir. Şüphesiz ki, ilmî çalışmalarla tespit edilen kural ve prensipler çocuk yetiştirmede ihmal edilemez imkânlardır. Ancak bunlardan önce dikkatten uzak tutulmaması gereken husus, her çocuğun ister istemez bir değerler dünyasının içine doğması ve onunla büyümesidir.

    Her çocuk, ailesinin sahip olduğu değerler sistemi yahut karmaşası içinde, aile mensuplarının bilgi birikimleri, fikir ve kanaatleri çerçevesinde bir kişilik bulmakta ve onu geliştirmektedir. Bu yüzden ailedeki din eğitimi hususunda önce ailenin değerler sistemine yönelmek, onu tanzim etmenin imkânlarını ve yollarını aramak gerekmektedir. Bu mânâda ailede çocuğun din eğitimi, geniş kapsamlı bir konu olarak, hem ana-baba hem de topyekun aile eğitimi şeklinde düşünülmelidir. Ailede çocuğun eğitimi sadece çocukla başlayıp biten bir hâdise değildir, çocuk üzerinde tesiri bulunan bütün aile fertleri bu eğitimin bir parçası, birer paydaşıdırlar. Bazen ebeveynin öğretici emeklerini diğer aile fertleri bilmeyerek ve istemeyerek de olsa boşa çıkarmakta, onların kaşıkla doldurduğunu kepçe ile boşaltmaktadırlar. Sevme güdüsüyle çocuğu ana-babaya karşı korumak, bir ikaza ve tedibe maruz kaldığında çocuğa destek çıkmak, ebeveynin koyduğu kural ve prensipleri çiğnemesinin yolunu açmak, bu hususta onu cesaretlendirmek şeklindeki davranışlar ebeveynin öğretici gayretlerini boşa çıkarmaktır. Bu davranışlar çocuğa bir iyilik değil aksine çok büyük bir kötülüktür. Eğer aile büyükleri, ebeveynin öğretici davranışlarını hatalı bulurlarsa, bunu çocuğa fark ettirmeden onlara iletmelidirler. Hele yanlışlığı, çocuğa destek mânâsında hemen o ânda asla dile getirmemelidirler. Yapılan araştırmalar çocuk üzerinde ana-babalardan ziyade, ana-babalığa soyunan yakınların etkili olduğunu göstermektedir.7

    Aile fertlerinin sadece çocukla olan münasebetlerindeki hâl ve davranışları değil, aile içindeki bütün tutum ve davranışları çocuğu etkilemektedir. Onların her tavır ve hareketi çocuk tarafından sürekli gözlenip taklit edilmektedir. Bu bakımdan aile içinde bütün fertleri kapsayan ilişkiler düzeni, herkesin konumuna göre karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışla dinî ve ahlâkî kurallar çerçevesinde en ideal düzeyde kurulmalıdır. İşte bu aile içi münasebetler düzeni çocukların dinî eğitimleri açısından üzerinde titizlikle durulması gereken en temel faktördür.


  3. 05.Aralık.2011, 16:49
    2
    Moderatör



    Yaratılıştan potansiyel olarak çok üstün özelliklere, mükemmel bir ruhî dokuya sahip olarak dünyaya gelen insanın, fizikî ve zihnî olgunluğa kavuşuncaya kadar uzun bir süreye ihtiyacı vardır. Çocuk bu süre içinde kendi kendine yetmeyip yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duymakta, onların elinde büyüdüğünden nasıl bir kişiliğe sahip olacağına, hangi değerleri edineceğine kendisi değil büyükler karar vermektedir. Çocuk her türlü etkiye açık, Gazali’nin ifadesiyle hayrı da şerri de kabul edebilecek kabiliyette yaratılmış1 olduğundan ana-baba onu nasıl yönlendiriyorsa, hangi yöne sevk ediyorsa çocuk o yönde yol alacaktır. Dolayısı ile hayat ilkin ailede şekillenmekte, geleceği tayin edecek kişilik ve karakter özelliklerinin temelleri aile ocağında atılmaktadır. Bu durum, yetişen her ferdin aile içinde muhatap olduğu din eğitiminin mahiyeti, yönü ve şekli hakkında bir temel oluşturmaktadır.

    Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de insanları hiçbir şey bilmeyerek dünyaya getirdiğini belirterek2 öğrenip kişilik kazanmalarını sağlayan organlar olan gözün, kulağın ve kalbin sorumluluğuna dikkat çekmektedir.3 Çocuğun fıtrattan getirdiği saf ve dingin insanî melekelerle bir kişilik geliştirmesi, bu organlar vasıtasıyla sağlanacak öğrenmelerle mümkün olacaktır. Çocuk hayatının ilk yıllarında neleri görecek, neleri işitecek, neleri hissedip düşünecekse onları öğrenecek ve onlara göre bir kişilik geliştirecektir. Ailede çocuğa ilk ve en temel öğrenme imkânlarını sunan ana-babalar onlara görmeleri gerekenleri gösterecek, işitmeleri gerekenleri işittirecek, hissetmeleri gerekenleri hissettireceklerdir. Ana-babalar çocuklarının yetiştirilmelerini ve eğitilmelerini sağlayan ilk ve temel öğretmenlerdir.

    Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve selem), çocukların eğitimi hususunda ana-babanın mesuliyetine dikkat çektikleri bir hadîslerinde, “Her doğan fıtrat üzere doğar, sonra ebeveyni onu ya Yahudi, ya Hristiyan yahut Mecusi yapar.”4 buyurmuşlardır. Burada Yahudi, Hristiyan, Mecusi denmiş olması, ebeveynin çocuğunu istediği çok farklı kalıplara sokabileceğini göstermektedir. Allah, mükemmel özelliklerle yaratıp5 hiçbir şey bilmeyerek dünyaya gönderdiği insanoğlunun, istikametini tayin etmedeki bu ana-baba rolü ve sorumluluğu uykuları kaçırtacak ağırlıktadır. Modern eğitim biliminde de bu sorumluluğuna dikkat çekilir.6

    Aile eğitimi konusunda neler yapılabileceği, çocukları dinî ve ahlâkî yönden istenen iyi özelliklerle yetiştirebilmek için onlara aile içinde ne tür yönlendirmeler yapılacağı, onlarla nasıl bir münasebet ve iletişim kurulacağı deneylere dayalı ilmî araştırmaları gerekli kılmaktadır. Son zamanlarda bu konuda önemli çalışmalar yapılmakta, deney ve tecrübelere dayalı birtakım prensip ve metotlar geliştirilmektedir. Şüphesiz ki, ilmî çalışmalarla tespit edilen kural ve prensipler çocuk yetiştirmede ihmal edilemez imkânlardır. Ancak bunlardan önce dikkatten uzak tutulmaması gereken husus, her çocuğun ister istemez bir değerler dünyasının içine doğması ve onunla büyümesidir.

    Her çocuk, ailesinin sahip olduğu değerler sistemi yahut karmaşası içinde, aile mensuplarının bilgi birikimleri, fikir ve kanaatleri çerçevesinde bir kişilik bulmakta ve onu geliştirmektedir. Bu yüzden ailedeki din eğitimi hususunda önce ailenin değerler sistemine yönelmek, onu tanzim etmenin imkânlarını ve yollarını aramak gerekmektedir. Bu mânâda ailede çocuğun din eğitimi, geniş kapsamlı bir konu olarak, hem ana-baba hem de topyekun aile eğitimi şeklinde düşünülmelidir. Ailede çocuğun eğitimi sadece çocukla başlayıp biten bir hâdise değildir, çocuk üzerinde tesiri bulunan bütün aile fertleri bu eğitimin bir parçası, birer paydaşıdırlar. Bazen ebeveynin öğretici emeklerini diğer aile fertleri bilmeyerek ve istemeyerek de olsa boşa çıkarmakta, onların kaşıkla doldurduğunu kepçe ile boşaltmaktadırlar. Sevme güdüsüyle çocuğu ana-babaya karşı korumak, bir ikaza ve tedibe maruz kaldığında çocuğa destek çıkmak, ebeveynin koyduğu kural ve prensipleri çiğnemesinin yolunu açmak, bu hususta onu cesaretlendirmek şeklindeki davranışlar ebeveynin öğretici gayretlerini boşa çıkarmaktır. Bu davranışlar çocuğa bir iyilik değil aksine çok büyük bir kötülüktür. Eğer aile büyükleri, ebeveynin öğretici davranışlarını hatalı bulurlarsa, bunu çocuğa fark ettirmeden onlara iletmelidirler. Hele yanlışlığı, çocuğa destek mânâsında hemen o ânda asla dile getirmemelidirler. Yapılan araştırmalar çocuk üzerinde ana-babalardan ziyade, ana-babalığa soyunan yakınların etkili olduğunu göstermektedir.7

    Aile fertlerinin sadece çocukla olan münasebetlerindeki hâl ve davranışları değil, aile içindeki bütün tutum ve davranışları çocuğu etkilemektedir. Onların her tavır ve hareketi çocuk tarafından sürekli gözlenip taklit edilmektedir. Bu bakımdan aile içinde bütün fertleri kapsayan ilişkiler düzeni, herkesin konumuna göre karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışla dinî ve ahlâkî kurallar çerçevesinde en ideal düzeyde kurulmalıdır. İşte bu aile içi münasebetler düzeni çocukların dinî eğitimleri açısından üzerinde titizlikle durulması gereken en temel faktördür.





+ Yorum Gönder