Konusunu Oylayın.: Hayâ ve İffet Örnekleri Nelerdir?

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Hayâ ve İffet Örnekleri Nelerdir?
  1. 05.Aralık.2011, 16:32
    1
    Misafir

    Hayâ ve İffet Örnekleri Nelerdir?






    Hayâ ve İffet Örnekleri Nelerdir? Mumsema Hayâ ve İffet Örnekleri


  2. 05.Aralık.2011, 16:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 05.Aralık.2011, 16:32
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Hayâ ve İffet Örnekleri Nelerdir?




    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), mahşerin dehşet verici tehlikelerinden bahsederken Allah’ın arşının gölgesi altına sığınacak olan yedi grup insandan söz etmektedir. Bu gruplardan birisinin de namus ve haysiyetini muhafazada, fevkalâde hassas ve şehevanî isteklerine olabildiğince karşı kararlı bir babayiğit olduğu belirtilir. Zîrâ o, güzellik ve servet sahibi bir kadının günaha davetine “Ben Allah’tan korkarım.” çığlığıyla reddetmiş iradeli bir delikanlıdır.20 Ayrıca tefsirlerde şöyle bir hâdise nakledilir: İbadetle meşgul olan bir delikanlıya kadının biri musallat olmuş. Delikanlı kadınla birlikte bir eve girecek iken şu âyet diline dolanıyor:

    إنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إذاَ مَسَّهُمْ طاَئِفٌ مِنَ الشَّيْطاَنِ تَذَكَّروُا
    “Kalbleri Allah’a karşı saygıyla dolu olanlar, şeytandan bir vesvese (günah) gelecek olsa hemen kendilerini toplarlar ve Allah’ı hatırlarlar.”21 Genç, bu âyet-i kerîmenin tesiriyle Allah korkusundan orada düşmüş, vefat etmiştir. Hz. Ömer (r.a.), bu olayı duyunca delikanlının babasını taziyeye ve tebrik etmeye gitmiştir.22

    Yine önceki ümmetlerden, günahlardan hiç sakınmayan “Kifl” ismindeki bir şahıs, vermiş olduğu altın mukabilinde ihtiyaçlı bir kadını zinaya zorlamıştı. Kadın da Allah korkusundan ağlamaya başlayınca, o şahıs bu manzara karşısında “Sen Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceğini düşünüyorsun, o halde ben de senden alacağımı sildim ve seni serbest bırakıyorum, artık ben de bir daha Allah’a asi olmayacağım.” demiştir. O akşam ölünce kapısına “Allah Kifl’i affetmiştir”23 müjdesi yazılmıştır. Çünkü Kifl, bu kötülüğü bir daha yapmamaya azmetmiş ve onu Allah için terk etmiştir.

    Yağmurda mağaraya sığınan ve o esnada bir kaya parçasının mağaranın ağzını kapatmasıyla çıkamayan üç kişiden birinin salih ameli ve iffet kahramanlığı da şöyle nakledilir: Bu kişi, sevdiği bir amca kızıyla nikâhsız beraber olmayı istemiş; fakat kız kabul etmemiştir. Bir kıtlık senesinde, kız eline düşmüş ve ona tekrar yüz yirmi dinar vererek beraber olmayı teklif etmiştir. Çaresiz kalan ve teklifi kabul eden kızcağız “Allah’tan kork da iffetime dokunma!” deyince, bu sözden çok etkilenen delikanlı, Allah korkusundan dolayı kızı bırakmıştır. Verdiği yiyeceği ve parayı da geri almamıştır. Allah onun bu davranışından dolayı amelini kabul etmiş ve bu ameli onun mağaradan kurtulmasına vesile olmuştur.24

    Bir defasında Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) nefsanî hislerine hâkim olamayan, bunun için zina etmek isteyen bir genç gelmiş. Peygamberimiz onu karşısına almış, “Ey delikanlı! Annenin veya kız kardeşinin zina etmesine razı olur musun?” demiş. Genç: “Hayır, Yâ Resulallah!” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “O hâlde hiç kimse annesi veya kız kardeşiyle zina edilmesine razı olmaz. Zira senin zina etmek istediğin kadın, ya birisinin annesi veya kız kardeşi olacaktır.” buyurmuş. Genç, gösterilen bu şefkatten ve yapılan mantıklı izahtan sonra pişman ve mahcup bir vaziyette ayrılırken, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey Allah’ım! Bu gencin günahını bağışla, kalbini temizle ve iffetini koru.” diyerek dua etmiştir. Bu genç, bundan sonraki hayatında harama hiç yaklaşmamış ve iffetli yaşamıştır. 25

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Başkalarının eşlerine iffetli olun ki sizin eşlerinize de iffetli davranılsın.”26 buyurarak, iffetin toplumda ahlâk ve karakter hâline gelmesinin zaruretine işaret etmişlerdir. Şu hâlde Müslüman’ın sadece iman edip dinin emrettiği ibadetleri yerine getirmesi kâmil anlamda Müslüman olmasını ifade etmez. Zîrâ insanın iffet, hayâ, edep, zühd, kanaat gibi faziletlerle donanması ve din bakımından günah sayılan, aklıselim sahibi insanlarca da ayıp ve kötü kabul edilen tutum ve davranışlardan uzak durması gerekmektedir.Kur’ân-ı Kerîm’deki وَذَروُا ظاَهِرَ الْإِثْمِ وَباَطِنَهُ “Günahın gizlisinden de açığından da uzak durun.”27 âyeti, günahın her türlüsünden kaçınmayı dinde ve ahlâkta kemale ulaşmanın ön şartı olduğunu göstermektedir.

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Her kim ağzına ve apış arasına hâkim olacağına dair bana söz verirse, ben de onun Cennet’e girmesine kefil olurum.”28 buyurarak, kişinin özellikle ağzından çıkan sözlerle namusunu muhafaza etmesini hatırlatmaktadır. Böylece hayânın ve iffetin İslâm ahlâkında önemli bir yeri olduğuna işaret etmişlerdir. O hâlde hayâ ve iffetin, öncelikle ruhî bir meleke hâline getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla insan yeme içme ve cinsî arzularını disiplin altına alarak ruhunu bu yönde terbiye etmelidir. Bedenî hazlara ve nefsanî aşırılıklara ilgi duymaktan kurtarılmış bir ruhî yapıya “kalbin iffeti” denir. İffetli yaşamak ise eli, dili, gözü, kulağı ve genel olarak bütün bedeni haramlardan uzak tutmaktır. Ticaret ahlâkına veya meslek namusuna dikkat ederek çalışmak da iffetli olmanın bir başka yönüdür. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Yâ Rabbi! Sen’den hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği diliyorum.”29 şeklinde dua ederek, bizlere Allah’tan iffetli yaşamak için dua etmeyi öğretmektedir.



  4. 05.Aralık.2011, 16:32
    2
    Moderatör



    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), mahşerin dehşet verici tehlikelerinden bahsederken Allah’ın arşının gölgesi altına sığınacak olan yedi grup insandan söz etmektedir. Bu gruplardan birisinin de namus ve haysiyetini muhafazada, fevkalâde hassas ve şehevanî isteklerine olabildiğince karşı kararlı bir babayiğit olduğu belirtilir. Zîrâ o, güzellik ve servet sahibi bir kadının günaha davetine “Ben Allah’tan korkarım.” çığlığıyla reddetmiş iradeli bir delikanlıdır.20 Ayrıca tefsirlerde şöyle bir hâdise nakledilir: İbadetle meşgul olan bir delikanlıya kadının biri musallat olmuş. Delikanlı kadınla birlikte bir eve girecek iken şu âyet diline dolanıyor:

    إنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إذاَ مَسَّهُمْ طاَئِفٌ مِنَ الشَّيْطاَنِ تَذَكَّروُا
    “Kalbleri Allah’a karşı saygıyla dolu olanlar, şeytandan bir vesvese (günah) gelecek olsa hemen kendilerini toplarlar ve Allah’ı hatırlarlar.”21 Genç, bu âyet-i kerîmenin tesiriyle Allah korkusundan orada düşmüş, vefat etmiştir. Hz. Ömer (r.a.), bu olayı duyunca delikanlının babasını taziyeye ve tebrik etmeye gitmiştir.22

    Yine önceki ümmetlerden, günahlardan hiç sakınmayan “Kifl” ismindeki bir şahıs, vermiş olduğu altın mukabilinde ihtiyaçlı bir kadını zinaya zorlamıştı. Kadın da Allah korkusundan ağlamaya başlayınca, o şahıs bu manzara karşısında “Sen Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceğini düşünüyorsun, o halde ben de senden alacağımı sildim ve seni serbest bırakıyorum, artık ben de bir daha Allah’a asi olmayacağım.” demiştir. O akşam ölünce kapısına “Allah Kifl’i affetmiştir”23 müjdesi yazılmıştır. Çünkü Kifl, bu kötülüğü bir daha yapmamaya azmetmiş ve onu Allah için terk etmiştir.

    Yağmurda mağaraya sığınan ve o esnada bir kaya parçasının mağaranın ağzını kapatmasıyla çıkamayan üç kişiden birinin salih ameli ve iffet kahramanlığı da şöyle nakledilir: Bu kişi, sevdiği bir amca kızıyla nikâhsız beraber olmayı istemiş; fakat kız kabul etmemiştir. Bir kıtlık senesinde, kız eline düşmüş ve ona tekrar yüz yirmi dinar vererek beraber olmayı teklif etmiştir. Çaresiz kalan ve teklifi kabul eden kızcağız “Allah’tan kork da iffetime dokunma!” deyince, bu sözden çok etkilenen delikanlı, Allah korkusundan dolayı kızı bırakmıştır. Verdiği yiyeceği ve parayı da geri almamıştır. Allah onun bu davranışından dolayı amelini kabul etmiş ve bu ameli onun mağaradan kurtulmasına vesile olmuştur.24

    Bir defasında Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) nefsanî hislerine hâkim olamayan, bunun için zina etmek isteyen bir genç gelmiş. Peygamberimiz onu karşısına almış, “Ey delikanlı! Annenin veya kız kardeşinin zina etmesine razı olur musun?” demiş. Genç: “Hayır, Yâ Resulallah!” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “O hâlde hiç kimse annesi veya kız kardeşiyle zina edilmesine razı olmaz. Zira senin zina etmek istediğin kadın, ya birisinin annesi veya kız kardeşi olacaktır.” buyurmuş. Genç, gösterilen bu şefkatten ve yapılan mantıklı izahtan sonra pişman ve mahcup bir vaziyette ayrılırken, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey Allah’ım! Bu gencin günahını bağışla, kalbini temizle ve iffetini koru.” diyerek dua etmiştir. Bu genç, bundan sonraki hayatında harama hiç yaklaşmamış ve iffetli yaşamıştır. 25

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Başkalarının eşlerine iffetli olun ki sizin eşlerinize de iffetli davranılsın.”26 buyurarak, iffetin toplumda ahlâk ve karakter hâline gelmesinin zaruretine işaret etmişlerdir. Şu hâlde Müslüman’ın sadece iman edip dinin emrettiği ibadetleri yerine getirmesi kâmil anlamda Müslüman olmasını ifade etmez. Zîrâ insanın iffet, hayâ, edep, zühd, kanaat gibi faziletlerle donanması ve din bakımından günah sayılan, aklıselim sahibi insanlarca da ayıp ve kötü kabul edilen tutum ve davranışlardan uzak durması gerekmektedir.Kur’ân-ı Kerîm’deki وَذَروُا ظاَهِرَ الْإِثْمِ وَباَطِنَهُ “Günahın gizlisinden de açığından da uzak durun.”27 âyeti, günahın her türlüsünden kaçınmayı dinde ve ahlâkta kemale ulaşmanın ön şartı olduğunu göstermektedir.

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Her kim ağzına ve apış arasına hâkim olacağına dair bana söz verirse, ben de onun Cennet’e girmesine kefil olurum.”28 buyurarak, kişinin özellikle ağzından çıkan sözlerle namusunu muhafaza etmesini hatırlatmaktadır. Böylece hayânın ve iffetin İslâm ahlâkında önemli bir yeri olduğuna işaret etmişlerdir. O hâlde hayâ ve iffetin, öncelikle ruhî bir meleke hâline getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla insan yeme içme ve cinsî arzularını disiplin altına alarak ruhunu bu yönde terbiye etmelidir. Bedenî hazlara ve nefsanî aşırılıklara ilgi duymaktan kurtarılmış bir ruhî yapıya “kalbin iffeti” denir. İffetli yaşamak ise eli, dili, gözü, kulağı ve genel olarak bütün bedeni haramlardan uzak tutmaktır. Ticaret ahlâkına veya meslek namusuna dikkat ederek çalışmak da iffetli olmanın bir başka yönüdür. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Yâ Rabbi! Sen’den hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği diliyorum.”29 şeklinde dua ederek, bizlere Allah’tan iffetli yaşamak için dua etmeyi öğretmektedir.






+ Yorum Gönder